Kızının Ölümünün Ardından Rabia Naz'ın Annesinden Yüreklerimizi Dağlayan Bir Yazı

-

Giresun'un Eynesil ilçesinde yaşayan 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan, 12 Nisan günü evinin önünde saat 17:00 sularında ağır yaralı olarak bulunup ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. Baba Şaban Vatan'a göre ölüm nedeni "Gece saat 12:00'ye kadar trafik kazası, 12:00'den sabaha kadar düşme veya intihar, sabah 06:00'dan sonra ise soru işaretiydi."Acılı baba bir dedektif gibi iz sürdü, kendi imkanlarıyla bulduğu delilleri basın ve sosyal medya aracılığı ile paylaştı, yetkililere Rabia Naz'ın ölümünün aydınlatılması için defalarca çağrıda bulundu ve hatta ilçe merkezinde bir de miting düzenledi.

Rabia Naz'ın ailesi geçtiğimiz iki ay boyunca ifade verdi, ruh sağlıklarının yerinde olmadığı iddia edildi, baskı gördü. Yine de yılmadılar...

Avukatı Açıkladı: Rabia Naz'ın Babası Şaban Vatan 'Serbest Bırakıldı' - onedio.com
Avukatı Açıkladı: Rabia Naz'ın Babası Şaban Vatan 'Serbest Bırakıldı' - onedio.com

Geçtiğimiz günlerde de Rabia Naz'ın annesi Atika Vatan Facebook sayfasından yüreklerimizi dağlayan bir paylaşımda bulundu.

Kızım! Nazım içimdeki sızım,

Bahar geliyor yavrum, hüzünlüyüm, bulutlara bakıp yağmur damlalarında can arıyorum kendime. Annelik denen o en kutsal kimlikle taçlandırdın beni. Doğurdum büyüttüm, seninle birlikte bende büyüdüm.

Öyle bilge, öyle dolu dolu bir kalbin vardı ki... Bilemedim ömrün kısacıkmış.

Ölüm hislerini değiştirebilir mi bir annenin? Elmas bir iğne gibi kalbimin en derin yerindesin... Bir dua mesafesindeyim sana bir nefes...
Senden sonra renklerim soldu baharlarım kış oldu ama sen hep benimlesin esen rüzgarda, yeni doğan bebekte, açan çiçekte, uçan kuşta hep sen varsın... Yandım kavruldum meleğim ama bu da benim sınavım diyorum. Sana ne olduğunu bulacağım belki, içimde yanan kor sönmez ama... Rabbime sığınırım.

Aklımda hep o son gün... Meğer meleklerle buluşmaya gıdıyormuşsun MELEĞİM...

O güzel saçlarından belki iki tel saç kalmıştır tokanda dıyorum. Hep yanımda taşıyorum. Kokun duruyor eşyalarında canım kızım. "Allahım rüyama gelsin." diye yalvarıyorum her gece...
Parçalandım yıkıldım dağıldım lime lime oldum...

Sessizce dualar ediyorum "Allahım kızıma ne oldu?".

Allahım hiç bir anne babayı evladının tokasındaki kokuya mahpus etmesin. Bütün çocuklar ailesiyle birlikte yaşasın.
Özledim ellerini gözlerini saçlarını kokunu özledim..
Can gitti canım gitti, meleğimi göremesem de duyamasam da bir gün buluşacağımız yerdesin biliyorum.
Ben içimden geçen herşeyi dualarımın ucuna bağladım her gece zikrediyorum.

Ben artık mecburen yaşadığım bu hayatta her günü acılarımla bölüşüyorum...

Ama ben biliyorum ki yaşadığım bu acıyı yüreğinde hisseden nice insanlar var. Beni anlayan, yaşadıklarımı, bize yaşatılanları taa kalbinde hisseden ve bundan sonsuz hicap duyan insanlar var. Neyi neden yaptığımızı anlayan duyarlı insanlar...

Musa peygamber bir gün dağda bir çobana rastlar;

Çoban, "Ey Allahım! Neredesin? Sana kul kurban olayım, çarığını dikeyim, elbiseni yıkayayım, elini ayağını ovayım." gibi cümleler zikretmektedir.
Musa peygamber "Vah vah!" der çobana. "Sen daha müslüman olmadan kafir oldun "der.
Allah'tan şöyle bir vahiy gelir. "Kulumuzu bizden ayırma, sen ulaştırmaya mı geldin yoksa ayırmaya mı?"
Musa peygamber o zaman anlar ki ibadetimizin ya da yaptıklarımızın şekli değil, ne için yaptığımız kim için yaptığımız önemlidir.
Demem o ki meleğim, anneler, babalar, kardeşler ve bütün iyi kalpli insanlar bizleri anlayacak ve bizim "Kızımıza ne oldu?" sorusuna cevap aradığımız bu süreçte yanımızda olacaklardır.
Meleğim sen bir zulme uğradın, senin uğradığın bu zulümle biz yandık, kül olduk. "İnsanlar bir zulmü görürler ama mani olamazlar, bu sebeble hemen hepsi cezalandırılır."der hadiste.
Mazlumun kadını, erkeği, genci, yaşlısı, ırkı, dini, mezhebi, milleti söz konusu olmaksızın mazlum mazlumdur ve Allah mazlumların yanındadır yavrum...
Bugün zalime direnmek gerekir ki yarın başka başka evlatlar zulme uğramasın...
Zalimin yüreği kendisi için, zalime direnenin yüreği tüm insanlık için çarpar!
Peygamberimiz (s.a.v.)'in zalim idarecilere itaat emrini, zulme razı olmak manasında düşünmek abestir.
Bu yazdıklarımı yüreğimden katre katre dökülen göz yaşlarım say kızım.
Biz seni son nefesimize kadar kalbimizde taşıyacağız.
Sen benim bebeğim...
Sen benim hassas yürekli meleğim...
Unutma annen ,baban, abin sen doğduğunda çok mutlu oldu...
Seni çok ama çok sevdi....
Sonsuza kadar da sevecek...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
asihancan

ben 2 gün yaşayan bebeğimin acısını 4 yıl geçmesine ve Allah a şükür bana ardından bir bebek bağışlamasına rağmen hala içimde yaşıyorum. bu ablamızın abimizin acısı tarif edilemez. nasıl kıydınız nasıl susarsınız. sizin evladınız yok mu onun yerine nasıl koymazsınız kendinizi. yazıklar olsun size

ozden.ygt

Olayı Metin Cihan'ın attığı tweetlerden beri takip ediyorum. Bu çocuk intihar etmedi ortada cinayet var, atladı dediği yerden o kiloyla o kadar uzağa atlaması ve yere bırakılmış gibi düşmesi mümkün değil, tek şaibeli durum da bu değil. Yazık gerçekten, içim acıyor annesinin yazdığı yazıyı ağlayarak okudum. BU OLAY HAKKINDA BİLGİSİ OLANLAR HİÇ Mİ VİCDAN YOK SİZDE HİÇ Mİ İÇİNİZ SIZLAMAZ?? Gerçeği bilip de susan kim varsa kahrolsun acılar içinde.

jey

Nasıl güzel anlatmış kendini. Akıllarda ki soru işaretleritle bu acıyı taşımak insanı delirtir. Bu dünyaya yiyip icip yatmaya gelmediysek eğer, gördüğün, duyduğun ve şüphe ettiğin her şeyden, iyilikten ve kötülükten sorumluyuz.

Başlıklar

FacebookGiresunİntiharSosyal Medyaanne
Görüş Bildir