Karanlık Edebiyatın En Usta Kalemlerinden Edgar Allan Poe'nun Acılarla Örülü Hayatı ve Ölümünün Ardındaki Sır Perdesi

-

Bugün sizinle edebiyatın karanlık odalarına dalacağız. Gotik edebiyatın en önemli temsilcilerinden olan Edgar Allan Poe, yalnızca hayal gücünün dehlizlerinden çıkardığı büyüleyici ve bir o kadar da ürkütücü kelimeleriyle değil, kısa ama gizemlerle örülü hayatıyla da ardında büyük bir iz bıraktı. Henüz 40 yaşındayken hayata veda eden yazarın tıpkı eserleri kadar karanlık yaşamına bir göz atalım mı, ne dersiniz?

Edgar Allan Poe’nun hayatı ölümle iç içe geçmiş gibiydi adeta. Çok küçük yaşlarda anne ve babasını kaybeden Poe, kardeşlerinden ayrılmak zorunda kalmış ve başka bir aileye evlatlık verilmişti.

Poe’nun üvey annesi her ne kadar varlıklı ve iyi yürekli bir kadın olsa da üvey babası için aynı şeyi söylemek ne yazık ki mümkün değildi. Üvey annesi, Poe henüz 20 yaşındayken ölünce genç adamı o eve bağlayan ip de kopuvermişti. O yüzden Poe, gençlik yıllarında üniversiteye gitti ve bir yıl okuduktan sonra kaçıp orduya katıldı.

Dedik ya Poe ile ölüm kardeş gibiydiler, işte o ölüm ailesinden sonra Poe’yu önce ilk aşkıyla sonra da tam mutluluğu buldum dediği anda karısıyla vurdu…

Ordudan sonra soluğu Askeri Akademi’de alan Poe, kumara ve içkiye düşkün oluşu yüzünden daha üç ay bile geçmeden akademiden kovulmuştu. Yaşadığı talihsizlikler Poe’yu mutsuz ettiği kadar onu yazarlığa da yönlendiriyordu aslında. Başlangıçta önemli bir başarı elde edemedi, yayımladığı şiirler ve öykülerden eline ancak üç beş kuruş geçiyordu zaten.

Yoksulluk Poe’nun peşini bırakmıyor, yaşadığı hayal kırıklıkları da kalemini her geçen gün daha da katran karasına boyuyordu. Kötü alışkanlıklar mı? İşte onlar Poe’nun en eski ve en kötü dostlarıydı.

Poe’nun elinde kalan ne bir aile ne de dostlar vardı. Aşk hayatı bir ara yüzünü güldürür gibi olmuş, onda da eski dostu ölüm hemen yüzünü gösterivermişti. Evliliği yalnızca beş yıl sürdü, ardından karısı hastalanıp öldü. Uğursuzluğun vücut bulmuş hali olduğunu düşünen Poe, yaşadığı üzüntüleri ve acıları öykülerine ve şiirlerine dökmeye başladı. Poe, karanlık cümleleriyle bambaşka bir dünyanın kapılarını aralamıştı artık…

Yaşamının son yıllarında üne kavuşmaya başlayan Poe’nun yakasını felaketler yine bırakmayacaktı ne yazık ki. Bu sefer ölüm Poe’nun kapısını çalmaya karar vermişti çünkü…

Üstelik Poe’nun ölümü ‘huzurlu’ olarak tabir edilecek türden bir ölüm de olmayacaktı. Bir editörlük işi için Philadelphia’ya giden Poe, Baltimore Sun’da çalışan Joseph Walker adında biri tarafından üzerinde yırtık pırtık kıyafetlerle bir hendekte bulunmuştu. Poe’nun bilinci kapalıydı ve oraya nasıl geldiğini ya da kıyafetlerinin neden o halde olduğunu kimse bilmiyordu. Poe’nun bilinci dört gün boyunca açılmadı, ancak ölmeden önceki gece doktoru onun sürekli Reynolds adında birini sayıkladığını duymuştu. Bu Reynolds kim olabilirdi peki?

Poe’nun ölüm sebebi beyninde kan birikmesi olarak yazıldı. Bunu tetikleyen şey ise sözde alkol zehirlenmesiydi. İyi de on gün sonra eski aşkıyla evlenmek üzere olan Poe niye kendini öldürecek kadar alkol tüketmişti ya da tüketmiş miydi?

Tam hayatını bir düzene oturtmaya başlamış, iş için yola koyulmuş ve nihayet aşkını bulmuş bir adam kendine bu kadar zarar verir miydi gerçekten? Üstelik ortada dolaşan bir Reynolds adı vardı. Reynolds denilen kişi Poe’nun katili miydi yoksa haber ulaştırması gereken biri mi? İşte bu soruların hepsi 7 Ekim 1849’da Poe’nun ölümüyle birlikte cevapsız kalmış oldu.

Bahsi geçen Reynolds, eğer Poe’nun çevresinden biriyse ancak iki ihtimal vardı: ilki gazetede editörlük yapan Jeremiah Reynolds, ikincisi ise bulunduğu yerin yakınındaki Ryan’s tavernasında çalışan Henry Reynolds.

Ama bu ikilinin Poe’nun ölümüyle ne gibi bir bağlantısı vardı, açıklamak mümkün değil. Yazarın vefatının ardından bu gizemli ölümle ilgili pek çok teori ortaya atıldı. Kimilerine göre sebep gerçekten alkoldü, kimilerine göre beyninde kanamaya sebep olacak kadar kötü dayak yemişti, kimilerine göre ise oy sahteciliği için kaçırılmış ve uyuşturucu verilerek o hale getirilmişti. En yüksek ihtimallerden biri de müstakbel eşinin kardeşleri tarafından Poe’nun bir cinayete kurban gittiğiydi.

Tabii bu iddialardan hiçbiri kanıtlanamadı ve Edgar Allan Poe’nun eserleri gibi ölümü de karanlık ve gizemle örülü bir olay olarak tarihin tozlu sayfalarındaki yerini aldı.

İlginç bir şekilde şiirleri ve öykülerinde yaşanacak olayları önceden kaleme alan ve bunları nasıl yaptığı tam bir muamma Poe, acaba kendi ölümünü de önceden tahmin edebilmiş miydi dersiniz? Belki bununla ilgili bir yerlerde Poe'nun kaleminden çıkmış bir hikâye de vardır kim bilir... Peki, siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı ve teorilerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir