Kanye West Konseri Değil, Çağın Aynası
Bazen bir konser haberi görürsünüz ve düşündüğünüz şey müzik olmaz.
Sanat olmaz.
Şarkılar olmaz.
İnsanlık olur.
Son günlerde Kanye West konseri etrafında yaşanan çılgınlığı izlerken hissettiğim şey tam olarak bu: Derin bir endişe.
Çünkü ortada sadece bir konser yok. Ortada, dünyanın nereye gittiğine dair ürkütücü bir toplumsal fotoğraf var.
Kanye West’in müziğini gerçekten bilen kaç kişi var?
Şarkılarını baştan sona ezbere söyleyebilecek kaç kişi?
Diskografisini, müzikal dönüşümünü, üretim sürecini konuşabilecek kaç kişi?
Dürüst olalım.
Bu insanların önemli bir kısmı oraya müzik için gitmiyor.
Onlar oraya “ben de oradaydım” diyebilmek için gidiyor.
Çünkü artık deneyim yaşamıyoruz.
Deneyim tüketiyoruz.
Artık bir konsere katılmıyoruz.
Bir sosyal medya hikâyesi satın alıyoruz.
Bir sanatçıyı dinlemiyoruz.
Bir görünürlük fırsatına yatırım yapıyoruz.
Çağımızın en büyük trajedilerinden biri de tam burada başlıyor.
Eskiden insanlar bir sanatçıyı yaptığı iş için takip ederdi.
Bugün ise insanlar bir ismi, yarattığı sansasyon kadar değerli buluyor.
Ne kadar çok konuşuluyorsa o kadar önemli sanılıyor.
Ne kadar çok tartışma yaratıyorsa o kadar büyük kabul ediliyor.
Ne kadar çok skandalın merkezindeyse o kadar cazip hale geliyor.
Bu yüzden artık yetenek değil görünürlük ödüllendiriliyor.
Karakter değil etkileşim alkışlanıyor.
Derinlik değil gürültü kazanıyor.
Daha da düşündürücü olan ise şu:
Hakkında yıllardır sayısız tartışma bulunan, nefret söylemleri nedeniyle eleştirilen, toplumsal ayrıştırmayı körükleyen açıklamalarıyla gündeme gelen bir figürün peşinden milyonların koşması kimseyi rahatsız etmiyor.
Bir insanın ne söylediği değil, ne kadar meşhur olduğu önemseniyor.
Bir insanın neyi temsil ettiği değil, ne kadar trend olduğu konuşuluyor.
Ve işte tam bu noktada mesele Kanye West olmaktan çıkıyor.
Mesele biz oluyoruz.
Çünkü her toplum, alkışladığı şeylere dönüşür.
Eğer bir toplum düşünceyi değil sansasyonu ödüllendiriyorsa…
Üretimi değil skandalı besliyorsa…
Sanatı değil magazini kutsuyorsa…
Sonunda ortaya çıkan şey kültürel ilerleme değil, kültürel çürümedir.
Bugün insanlar bir kitabın imza gününde saatlerce kuyruk oluşturmuyor.
Bir tiyatro oyunu için gece yarısından bilet kovalamıyor.
Bir sergi açılışı için sosyal medyayı kilitlemiyor.
Ama bir skandal figürünün konseri için günlerce konuşuyor.
Çünkü artık neyin değerli olduğu konusunda toplumsal pusulamızı kaybetmeye başladık.
Müzik ikinci plana düştü.
Sanat ikinci plana düştü.
İçerik ikinci plana düştü.
Önemli olan tek şey görünmek oldu.
Orada olmak oldu.
Fotoğraf paylaşmak oldu.
Bir kalabalığın parçası olmak oldu.
Belki de çağımızın en büyük yalnızlığı burada saklı.
İnsanlar artık ait olmak için düşüncelere değil, trendlere sarılıyor.
Fikirlere değil etiketlere tutunuyor.
Değerlere değil algoritmalara teslim oluyor.
Bu yüzden mesele bir konser meselesi değil.
Bu yüzden mesele Kanye West meselesi de değil.
Mesele, dünyanın giderek daha yüksek sesle bağıranları dinleyip daha derin şeyler söyleyenleri duymamaya başlaması.
Mesele, görünürlüğün değerin önüne geçmesi.
Mesele, şöhretin karakterden daha önemli hale gelmesi.
Ve belki de en acısı şu:
Bütün bunlar olurken kimse bunun bir sorun olduğunu bile fark etmiyor.
Çünkü yozlaşma çoğu zaman gürültüyle gelmez.
Alkışlarla gelir.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

