Kafkaokur Yazarı Ezgi Ayvalı'nın Her Şeye Yeni Bir Başlangıç İçin Kaleme Aldığı "Yeniden" Yazısı Size Çok İyi Gelecek!

514PAYLAŞIM

Koskoca bir yıl boyunca hatalar yaptık, yanıldık, çok mutlu olduk, ağladık, yıldık, ayağa kalktık. Yeniden başlamaya çalıştık ama çoğu zaman pes ettik. Sırtımızdaki yükleri bir kenara bırakıp yepyeni bir yıla "Merhaba" diyeceğiz bugün. Aslında bütün bir yıl, hatta hayatımız boyunca hissettiğimiz bu duyguların yazılı halini getirdik sizlere.

KAFKAOKUR yazarlarından Ezgi Ayvalı'nın hissettiği duyguları kaleme döküşünü sizlerle paylaşıyoruz. Eminiz ki, siz de kendinizden bir şeyler bulacaksınız...

Acı çekmek seni daha olgun, daha güçlü, daha iyi biri yapmayacak. Yeniden başla.

Seni sevmeyen, değer vermeyen biri için üzülüp durmak seni daha onurlu biri yapmayacak. Bırak artık beklemeyi, yeniden başla.

Aklının sınırlarını, sabrının sınırlarını, sevginin sınırlarını keşfedeceğin yepyeni anılar için yer aç hayatında, yeniden başla.

Bir gün giyerim diye beklettiğin giysilere ihtiyacın yok.

 Sevdiğin birileri hediye etti diye sakladığın o eşyalar artık sadece raflarda yer kaplıyorlar. Üstelik çok da tozlanıyorlar. Eskilerin bir lafı var hani, ‘Her şey değerli olduğunda, hiçbir şeyin değeri kalmaz.’ Kendi değerlerinle bak şimdi etrafına. Yarım bıraktığın şeyleri bitir, o kenarda duran dağ gibi dağınıklığı topla. Onlar orada gözünün önünde duruyor ve sana bir yerlerden göz kırpıyorsa bu seni hiçbir şey için harekete geçirmez, aksine ağırlaştırır. ‘Ne alakası var?’ deme, sen de fark edeceksin. Hadi biraz hafifle. Uzun zamandır elini bile sürmediğin ne varsa etrafında, hepsini kaldır at çöpe. Sadeleş. Rahatla. Önce buradan başla yeniden başlamaya.

Anlamaya çalışıyorsun, olmuyor.

Empati yapmayı da biliyorsun ama yine de o bazı şeyleri senin hayal ettiğin gibi yapmıyor. Bazen bir insanı anlamak için oturup gözlerine uzun uzun bakman, saatlerce sohbet etmen yetmez. Onunla, onlarca yıl bir arada olman da yetmez. Onun rüyalarını görmen lazım ki, endişelerini, arzularını tanıyasın. Onun çocukluğunu yaşaman lazım ki, nasıl büyütüldüğünü, nelerden etkilendiğini derinden hissedebilesin. Onun hatırlamadıklarını bile hatırlaman lazım ki, bilinçaltında yatanların ne olduğunu, o yüzden bugün neden böyle davrandığını tahmin edebilesin. Henüz kendini bile anlayamamışken, bir başkasını anlayabilmenin ne kadar uzun bir mesai alacağını hesapla. Göze alıyorsan, hemen şimdi, yeniden başla.   

Taşıma nefreti sırtında.

 Bunca zaman sonra, bunca şeyden sonra hala onu değiştirmeye ya da affetmeye çalışıyorsan, dur. Yavaşla. Sevgi sanıyorsun ama belki de egodur o. Sakinleş. Affetmen gereken ve affedebileceğin, değiştirebileceğin yegane kişi kendinsin aslında. Önce bunu kabul et, zor olacak biliyorum ama onu da olduğu gibi kabul et ve ardından ölümü hatırla. Kendi ölümünü demiyorum, onu muhtemelen anlamayacaksın bile. Şimdi o affedemediğinin artık hayatta olmadığını düşün. Yani bunun için bile çok geç olduğunu. Bak nasıl hafifliyor, nasıl ağırlaşıyor her şey. Değiştirmek istediğin her şey yok oluveriyor. Affetmeye çalıştığın her şey taş gibi oturuyor göğsüne. Yerleşiyor. Bilmiyorum, ne diyebilirim ki başka.

Bazı kelimeleri çıkar hayatından.

 Bazı küfürleri mesela, kalp kıran sözcükleri ya da sık kullandığın yanlış kelimeleri… Ben ‘Keşke’ ve ‘Asla’ demekten vazgeçtim önce. Ne çok kullanıyormuşum. Sen de mesela, keşke demek yerine, bir dahaki sefer demeyi dene. Anı bölme. Üzülecek o kadar çok şey var ki, yok yere üzülme. Sonra, asla yapmam dediğin şeyleri getir aklına. Şimdi de, şartlar öyle gerektirdiğinde hepsini nasıl da gözünü kırpmadan yapabileceğini. Gördün mü? Henüz kendini bile yeterince tanıyamamışken başkası hakkında hüküm vermemeyi kendine öğretmek için çok zamanın var, yeniden başla.

Bazen paranoya dediğin şey hislerinle karışıyor olabilir.

İçinden bir şey yapmak geliyor ve yapmıyorsan mesela, bir şeyi kaldırıp bir yere koymuyorsan, içinden geçiyor ama lazım olmaz nasılsa diye evden çıkarken yanına almıyorsan, bir şeylerin yanlış olduğunu görüp görmezlikten geliyorsan, o bir sezi olabilir ve farkında olmadan çok işe yarayabilir. Erteleme. Anlam veremesen de önlem gibi düşün bunu yaparken. Bugün bindiğin arabanın lastiği patlamadıysa, biri o demir parçasını senden önce oradan kaldırdı diye. Bugün yolda yürürken başına bir şey düşmediyse, biri bunu öngörüp günler önce o şeyi içeri aldı diye. Bütünün bir parçası olduğunu, her şeyin birbirine bağlı olduğunu her an hatırla. Bulduğun gibi değil bulmak istediğin gibi, işin bu diye değil içinden geldi diye yeniden başla.

Sıkılmadın mı yaptığın hataların altında ezilip durmaktan?

Hoş anılar, gülen gözler yerine vicdan azapları hatırlamaktan. Kalp kırmamanın kuralları yok, ki olsa da öğrenmeye ömrümüz yetmeyecek. Diyorum ki, sen gönül almayı bil. En iyi gönül alan kişi sen ol. Bütün o kötü anıları yaz bir bir, sonra yak o kağıdı ya da at çöpe gitsin. Hatalarını doğrudan telafi et ya da başka yollarını ara, kurtul onlardan. Aldığın dersleri tekrarla, güzel anılarını hatırla. Çocukluğuna mektup yazabilirsin mesela benim gibi, onunla tanış. Barış. Onu diğer insanlar gibi aşağılamaktan, yok saymaktan vazgeç. Önce sana bağıran insanları çıkar hayatından. Sonra o gürültülü anıları. Sen yok saydığın için yok olmayacaklarını hatırlayarak, inandığın şeyler uğruna yeniden başla.

Yanıldığını görmek için dene.

 İnsan neyi yapacağını, yapamayacağını bilemiyor evet, ben sana başka bir şey söylüyorum. O çok istediğin ama yapamayacağını düşündüğün şeyi yapmayı dene. Belli ki sana göre değil, biliyorsun ki hiç beceremeyeceksin. Şu hayatta, bir şeyi, her yolu deneyerek yapamadığına karar vermiş biri kadar saygı duyulası çok az şey var. Sen de ya onlardan biri olursun ya da bir sürprizle karşılaşırsın. İki olasılık var ve sen ilkine çoktan hazırsın. Bu avantajını kullan, yeniden başla.

Bakma o hayatlara boşuna.

 Sahip olsan ne yapacağını bilemezdin. Şimdi çok moda olan o kalp şeklindeki kırmızı elmayı satın almak istiyorsun ama arka bahçende daha tazesi, daha doğalı yetişebiliyor. Sadece sen bunun farkında değilsin. Elindekiyle övün. Onu besle, büyüt. Herkes kendi hayatının üstesinden gelmeye çalışıyor. Başaramadım diye üzülüp durma artık. Seni başarı adı altında üzmelerine, ezmelerine izin verme artık. Başarılı insan, mutlu olandır. Bunu kendine her gün söyle. Bir de bu pencereden bak şimdi, kendi pencerenden yeniden başla.  

Bir hayatın daha olsaydı hangi mesleği seçerdin?

Saçma da olabilir, imkansız da. Ressam mı olmak isterdin ya da ünlü bir piyanist? Bir hayatın daha olsaydı peki? Kamyon şoförü mü olmak isterdin, tezgahtar mı, yazar mı yoksa milli bir boksör mü? Bir tane daha? Anlamsız gelse de söyle. Ne olmak isterdin diğer hayatlarında? Biri bana bu soruyu ilk sorduğunda yirmi bir yaşıma yeni basmıştım. Beş hayat, beş meslek seçtim. Seçerken de müthiş heyecanlandım. Yaşın ne olursa olsun, enerjin ne kadar olursa olsun her şeye yetecek zamanın var. Bir hayatın daha olsaydı eğer, nasıl bir evde oturmak, nasıl bir sabaha uyanmak isterdin? Nasıl bir arabaya binip, nereye gitmek isterdin? Bu soruları çoğalt kendi kendine ve sonra şunu hatırla, başka bir hayatın yok. Hepsi şimdi burada.

Hadi artık, daha da geç olmadan yeniden başla.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir