Kadının Fendi Zorlukları Yendi! Pes Etmek Yerine Mücadeleyi Seçen ve Bizlere İlham Kaynağı Olan 15 Kadın

-

Hayat bazılarımız için çok acımasız olabiliyor ya da hayallerimize kavuşmak için türlü türlü zorluklarla mücadele etmek zorunda kalabiliyoruz.  Hele bir de Türkiye'de bir kadın olarak mücadele ediyorsan, hayatın acımasızlığı iki katına çıkıyor. Biz de bu acımasızlıktan sıyrılarak başarılara imza atmış, mücadele dolu hayatlarını örnek almamız gereken kadınları derledik. Gelin hep birlikte bu hikayelere kulak verelim. 

Kaynak: kirmizibisikletim

1. 6 yaşında buz patenine başlamış fakat Eskişehir'deki pist kapandığı için annesi taekwondoya yönlendirmiş. Gülsena başarılı olacağını düşünmese de ilk maçında birinci olmuş ve bu dalda ilerleyerek 14 yaşında Türkiye Şampiyonu olmuş.

View this post on Instagram

Merhabalar ben Gülsena Karakuyulu 18 yaşında bir milli sporcuyum. 16 Aralık 2000 doğumluyum. Eskişehir'de doğdum büyüdüm aslen İzmirli’yim. Spor hayatım küçük yaşlarda başladı. Birçok farklı spor dalı denedim profesyonel olarak. Buz pateni, futbol ve taekwondo ile spor dalı geçmişimi sıralayabiliriz. 6 yaşında buz pateniyle spora başladım malum çok pahalı bir spor olduğu için benim kıyafetlerimi annem dikerdi ve gecelerce uykusuz kalırdı. Beni her anlamda her zaman destekledi ve yanımda oldu. Şuan buralardaysam annem sayesindedir. Buz pateninde de Türkiye'de derecelerim var ama malesef Eskişehir'de buz pateni pisti kapandığı için annem de eski taekwondocu olduğu için beni taekwondoya yönlendirdi. Ben ilk başladığımda taekwondodan nefret ediyordum ama annem beni teşvik etmek için bana her antrenman sonrası süprizler yapmasıyla git gide taekwondoyu sevmeye başlamıştım. Aynı dönem annemde benle birlikte tekrardan Taekwondoya geri döndü ve beni annem çalıştırmaya başladı. İlk girdiğim maçta zorlu rakiplerimin olmasına rağmen birinci olunca daha da üstüne gittim ve yapabileceğimi düşündüm. Yaptığım antrenmanları 2 kat daha fazla arttırdık. Her maçta üst üste hakkım yenilip bir türlü milli takıma seçilemeyince artık Taekwondonun beni artık mutlu etmediğini ve sürekli üzüldüğümü fark edince bırakmak istedim. Tabi bu süreçten öncede sürekli ara verdim ve tekrar başladım derken antremanlara sadece gitmek için gidiyordum ve artık tükenmiştim. En son tamamen bırakmaya karar verdiğim sırada Türkiyede ilk defa düzenlenecek olan Taekwondo'nun alt dalı olan Poomsae Freestyle maçlarına annem benim girmemi istedi ama ben karşı çıkarak ben giremem, ben yapamam, o taklaları atamam diyerek maçlara girmemek için elimden geleni yaptım ve günlerce ağladım fakat nâfile , annem yinede yarışma listesine adımı yazdırdı. Son maç diyerek annemle anlaşma yaptık. Bu maçtan sonra taekwondoyu tamamen bırakacaktım. Ama işler bir anda iyi gitti ve hayatımı değiştiren bu maç oldu çünkü bu maçta 14 yaşımda Türkiye Şampiyonu oldum ve bir daha asla bırakamadım. Her zaman zirvemi korumak istedim, ilk teknikleri her zaman ben yapmak istedim ve şuanda Türkiye'de benim kategorimdeki kadın sporcuların...

A post shared by Krmzbiskletim KADIN Hikayeleri (@kirmizibisikletim) on

2. Kardeşleriyle birlikte evden atılmış ve yengesinin "oku oku okuyanlar orospu oluyor" sözlerine aldırış etmeden okumaya çalışmış fakat 15 yaşındayken evlendirilmiş. Evlendirildikten sonra önce liseyi bitirmiş sonra da 45 yaşında Halkla İlişkiler bölümünü kazanarak eğitim hayatına kavuşmuş.

View this post on Instagram

Ben annemin başarısını anlatmak istiyorum. 6 yaşında annesini kaybetmiş. Altı kardeş kalmışlar en büyüğü 18 yaşında en küçüğü yeni doğmuş. Yeni doğanı kaybetmişler. Babaları annesinin daha 40’ı çıkmadan saçlarını ayakkabı boyasıyla boyayarak 20yaşlarında bi kız almış ölen karısının biriktirdiği parayla. Üvey anne etmediğini bırakmamış. “baba” denilen kişi 5 evladınıda göndermiş evden. Giderken aldıkları yorgana “babanın malı mı ? Bırak çabuk” demiş. En büyükleri 2 erkek kardeş biri inşaatta çalışmış diğeri okumuş. Aslında ikiside okurmuş da tek okul ceketi varmış. Öğretmenleri ya ceketle gel ya da gelme denince çıkarmış ceketini en büyük abi kardeşine vermiş. Okuyup öğretmen olmuş. Üç numaralı kız 12-13 yaşlarında kuran kursuna verilmiş. Öğretmen olan abi bakmaya çalışmış. Yengesi tüm ev işlerini ona yaptırmış. Bulaşıkları sandalyeye çıkarak yıkarmış . Akşam olup işleri bitirince ders çalışmak için oturduğunda yengesi gelip ışığını kapatırmış “oku oku, okuyanları gördük or**pu oluyor” dermiş. Annemde elektrikli battaniyenin kırmızı ışığıyla okumaya çalışırmış. Yatılı okula verip hiç para göndermezlermiş. Biten defterini siler yeniden yazarmış. O zamanın Başbakanına mektup yazıp burs istemiş. Bursunu da abisi ile yengesi habersizce yemiş. 15 yaşında evlendirilmiş 25 yaşındaki babamla. Orada da çok eziyet görmüş tabi. O kadar mahvetmişler ki kadını 6 sene Manisa Ruh ve Sinir hastalıklarında tedavi olmuş . Kaşığı ağzına bile götüremiyormuş o zamanlar. Bir çok kez intihar girişiminde bulunmuş.Kırmızı reçeteli ilaçlar kullanmış. Doktor bu kadar genç bi kadını nasıl bu hale getirdiniz demiş. Kendi iradesiyle yavaş yavaş o ilaçları bıraktı.Sonra biz Üniversitesideyken o da liseyi dışarıdan bitirdi 3.5 yılda . Sonra üniversite sınavlarına hazırlandı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi- Halkla İlişkiler bölümünü kazandı be hep derecede oldu. Yılmadı yaptı. Şuan 45 yaşında 2 yıllık bölümün son dönemi. Mezun olacak. Annemle gurur duyuyorum. Herkese her şeye rağmen okudu başardı. Ona onca kötülüğü yapanların yüzüne gülebilmesi, onları hala evinde misafir ediyor olabilmesi bile ne kadar güçlü bir karakter olduğunu gösteriyor. Diyeceğim o ki asla vazgeçmesinler isteklerinden.

A post shared by Krmzbiskletim KADIN Hikayeleri (@kirmizibisikletim) on

3. Beceriksiz olduğunu söyleyen babasına inat hayata tutunmaya çalışmış ve eşinin yapımcılarla görüşmesiyle hayallerine adım adım yaklaşmış. Babası "Sen kimsin de yazıyorsun" dese de!

View this post on Instagram

Merhaba herkese. Aslında paylaşacak öyle uzun bir hayat hikayem var ki... Unutup sineye çektiğim ama sinemde hala tekleyen acı bir öykü benimkisi. Medya iletişim mezunuyum. Bir babaya sahiptim ama hiçbir zaman benim bir babam olmadı, hep ağzı küfürlü benim beceriksiz olduğumu söyleyen, senden adam olmaz diyen benden nefret eden bir babam var, hala yaşıyor. Ona rağmen hayata tutunmaya çalıştım oldum olası hep kitap okur, yazı yazarım. Elimde dört tane amatörce yazılmış şiir, deneme, roman kitaplarım var.... Tabi ben yazdıkça bana sen kimsin de yazıyorsun, kendini ne sanıyorsun, boş işler bunlar, sen bir zavallısın diyen bir baba durdu karşımda. Yılmadım, iki üç iş birden yapıp okudum. Sunuculuk eğitimi aldım, radyoda, yerel televizyonda çalıştım bu sırada babam bana kuruş para ve manevi destek vermedi, aksi benden aldı. Hem aileme destek oldum hem hedefimin peşinden gittim. Sonra ne olduysa aşık olduğum adamla evlendim. Yorulmuştum, duruldum.... Babama olan nefretimi sevdiğim adama karşı kötü davranarak çıkartıyorum... Ama hiç pes etmedi hep sevdi beni, mutlu olmam için gece gündüz uğraş verdi. Kapıdan kovdum bacadan girdi.. Şimdi çok mutluyuz... Gel gör ki benim yazdıklarımı değerlendirmem için internet üzerinden birkaç yapımcı ile görüşmüş başta çok sevindim. Yazdıklarımı film senaryosuna çevirip bu işte bir başlangıç yapmam benim için bir dönüm noktası. Ama içimden hiç bişey yapmak gelmiyor... Başlasam bir ayda tamamlayacağım projeleri tamamlamak gibi bir hevesim yok. Kendimi adeta öldüryorum mesleki konuda. Sizden istediğim bana biraz akıl verin ben kendime söz geçiremiyorum artık, benim bana aklım ermiyor. Belki birileri birkaç kelime ile sesime ses olur yeniden yazma isteğimi kazanırım. Görüşmek üzere.

A post shared by Krmzbiskletim KADIN Hikayeleri (@kirmizibisikletim) on

4. 13 yaşında evin bütün yükünü omuzlayan Dilek, önce babasını sonra da 22 yaşında evlendiği eşini kaybetmiş. Şimdi de meme kanseri olduğunu öğrenmiş. O yaşadığı tüm zorluklara rağmen gülmeyi başaranlardan.

5. Gülşen bir madenci. Çalıştığı yerde kadın madenci olduğu için pek hoş karşılanmasa da o bunlara hiçbir zaman kulak asmamış ve "Senin işin bu değil" diyenlere inat devam etmiş.

View this post on Instagram

Merhaba ben madenci Gülşen. Batman’lıyım. Ailem batmanda yaşıyor. İnönü üniversitesi maden mühendisliği bölümünü bitirip Zonguldak’ta yeraltı ocağında işe başladım. 6 yıldır burda çalışıyorum. Kadın olarak şantiye hayatı tabiki zor özellikle ilk geldiğim zamanlarda çok zorlandım. Ama alıştım daha doğrusu şartlar biraz daha düzeldi. Kadının madenci olması bazen başka iş mi bulamadın diyenlerls karşılaşıyorsun. Bu durum canını sıkıyor ister istemez tabii. Belli süre sonra bunlara kulak asamamaya hatta duymamaya başladım ben. Bazen de çok büyük takdirle karşılayıp kadınları böyle yerlerde gördüğü için çok mutlu olan insanlar ile karşılaşıyorum. Bu bana ekstra güç ve inanılmaz mutluluk veriyor. Yeraltı psikolojisi çok farklı yani ocağa inince diğer işleri tamamen unutuyorum oraya adapte oluyorum. Özellikle mesleğe yeni başlayan kadınlar başkası yapamazsın senin işin değil diyenlere inat işini çok iyi yapsın! Emin olsunlar ki işini çok yaptığını gördüğü zaman o cümleleri kuranlar 180 derece dönüp onlara büyük saygı duymaya başlıyorlar. Kadın hayatın her alanında yer almalı diye düşünüyorum! Zaten sorun kadınlarda değil kadınları ıyi yerde görmek istemeyenlerde!!! Bu yüzden de kadınlar nerde ne işi yapmak istiyorsa yapsınlar ve kimsenin dediğine kulak asmasınlar! Kadın yeter ki istesin yapamayacağı birşey yoktur. Bütün madenci arkadaşlarımın gününü kutluyorum. Sizleri de saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Biz güçlü kadınlarız unutmayın! #04aralıkdünyamadencilergünü #madencilik #madenci #kadınmadenci #kömür #soma #kadınolmak #kadın #azim #basari #işçi #işçihakları #iş #emek #emekçi #emekçikadınlar #kömürmadeni

A post shared by Krmzbiskletim KADIN Hikayeleri (@kirmizibisikletim) on

6. Küçüklüğünden itibaren mahallede erkeklerle futbol oynamış ve daha sonra turnuvalara katılmış. "Kız kısmı evde oturur. Ne işin var erkeklerle!" deseler de o kendini geliştirdikten sonra 2004 senesinde Almanya'nın 1. Lig takımlarından FSV Frankfurt kulübünde 1 ay boyunca idmanlara çıkmış.

View this post on Instagram

1 Kasım 1980 İstanbul doğumluyum. Aslen Erzurum’luyum toplam 6 kardeşiz, 4 kız ve 2 erkek. Ailenin en küçüğüyüm. Küçük yaşlarda spora çok merakım vardı. Futbola başlamadan önce 1991 yılından 1996 yılına kadar atletzimin bir çok dalında yarıştım, 5 birincilik ve 2 ikincilik madalyaları aldım. Türkiye´de kadın futboluna çok ilgi olmadığından dolayı bu yüzden ben de erkeklerle kendi oturduğum mahallede futbol oynamaya başladım. Çok iyi hatırlıyorum mahalleler arası turnuvalar olurdu ve o kadar erkeğin arasında sadece bir kadın olarak ben olurdum. Daha sonra orta okulda erkekler arasında futbol turnuva maçlarında oynamaya başladım. Ailem sokaklarda ve okulda futbol oynamama karşı geliyordu. çünkü çevremizdeki insanlar aileme sürekli “kız kısmı evde oturur, çamaşır yıkar, temizlik yapar, ne işi var senin kızının erkekler arasında?“ şeklinde sürekli bu tarzda konuşmalar yaparlardı aileme. Ama orta okuldaki spor ögretmenimin ailemle konuşmasından sonra kadın futbol takımana yazılmaya karar verdim ve İstanbul´da olan Dinarsu kadın futbul takımı´na kayıt oldum.Ve böylelikle ilk defa Türkiye´de kadın futbol takımıyla idmanlar yapıp maçlara çıkabilecektim. 1996 yılında Dinarsu kadı futbol takımı ile idmanlara başladım. 3 ay alt yapıda eğitim aldım ve o zamanki futbol hocam Hasan Semirci bana her zaman çok iyi bir futbolcu olacaksın ama şımarmıyacaksın derdi. Benim hayallarimden biriside yurt dışında top oynamaktı. 8 yıl Türkiye’de kadın futboluna emek vermiştim ve başarılı bir oyuncuydum da neden yurtdışı olmasın diye düşünüyordum hep. Daha doğrusu hayalinş kuruyordum. 2003´de kadın futboluna ara verdiler ve bende yurtdışında nasıl futbol oynayabilirim diye çalışmalarına başladım. Çok araştırdım. Almanya´daki kadın futbolunu takip ediyordum hep. Kendime o kadar çok güveniyordum ki başaracağım diye hedef koydum kendime. 2004 senesinde Almanya’daki kadın takımlarına Türkiye´de yaşadığım başarıları bir CV olarak hazırladım ve birçok takıma gönderdim.Bana sadece beklemek kalıyordu. Artık hergün mail adresime bakıp cevap bekliyordum. Birgün Almanyanin 1. Lig takımları´ndan olan FSV Frankfurt kulübünden bana cevap gelmişti. Beni bir ay...

A post shared by Krmzbiskletim KADIN Hikayeleri (@kirmizibisikletim) on

7. 5 yaşından itibaren konuşmakta zorluk yaşayan Edanur'un hiç arkadaşı olmamış ve hep dışlanmış. Başka bir okula gittikten sonra öğretmeninin çabalarıyla konuşmaya başlayan Edanur şimdi Türkiye'nin ilk kadın itfaiyecilerinden...

View this post on Instagram

Merhabalar💃🏻... Ben Edanur aslında konuşmaya ilk başladığım zamanlar güzel konuşurmuşum. Herkesin dikkatini çekermiş fakat nolduysa 5 yaşından sonra harflerim tek tek gitmeye başladı ilk önce r sonra y derken tek tek gitmeye başladı. Malesefki bu süre zaafında çok doktora gittik, diksiyon hocalarına vs. fakat bi tedavisinin olmadığını dil altımın bağlandığını vs söylediler. Kimisine gore nazar, kimisine göre hastalık bana göre ise büyük şansızlıktı. Çünkü bu süre zaafında okula başladım konuşamadığımdan hiç arkadaşım olmadı. Tabii bir kişi hariç o hiç beni bırakmadı. Konuşamadığımdan okuyamıyor doğal olarak da anlasamda o harfleri yazamıyordum. Bide işte çocukluk aşkım vardı. Sınıfın en başarılı çocuğu tabiki oda dışladı😔 sınıf öğretmenim ilgilenmek istemeyip en arkaya tek başıma oturturdu hep. Kendimden küçüklerle zaman geçirdim. Eğitim hayatımın ilk iki yılı boşa geçti. Derken taşındık başka okula gittim ama nasıl korkuyorum. Dışlayacaklar, sevmeyecekler konuşamıyorum diye şansım güldü. İlk başlarda çok kötüde olsam 2.döneme kalmadan hayatımın en büyük mucizesi olan öğretmenim ve çabalarım sayesinde artık konuşabiliyordum👍☺️ Arkadaşlarım vardı. Ben konuştuğumda artık dalga geçmiyorlardı. Madenci şehit torunu olmamdan dolayı itfaiyeye merak sardım ve itfaiye lisesinde okudum evet yanlış duymadınız itfaiye bölümünde okudum. Artık muhteşem ötesi bir mesleğim vardı. Elimde profosyonel eğitimler, sertifikalar aldım. Şehir dışlarında, şehir içinde ve Karabük üniversitesi itfaiye bölümünü okudum ve bitirdim. Ben artık Türkiye’nin ilk kadın itfaiyecilerindenim öyle kutsal bi meslek aldım ki elime hala atanamamış olsamda. Öyle güzel bir meslek sahibiyim ki ve size bir sır vereyim 4 yıldır çocukluk aşkımla beraberim😊❤️ Ve çocukluğumdaki en güzel temeli atmamı sağlayan kadın, Hayatimdaki en güzel mucize canım öğretmenim teşekkür ederim 👩‍🚒💁‍♀️❣#kadın #kadin #kadıngiyim #kadındoğumuzmanı #kadınlarkulübü #kadınlar #kadındoğum #kadınım #kadınca #kadınayakkabı #kadınolmak #hamilegiyim #hamileyogası #karabüküniversitesi #oku #pazarkahvaltısı #pazarkeyfi #haftasonu #müjdatgezensanatmerkezi #arkadaş #evyemekleri #yemektarifleri #kahvaltı

A post shared by Krmzbiskletim KADIN Hikayeleri (@kirmizibisikletim) on

8. Şırnak'a atandığı için kendisiyle dalga geçilen Ajda, 3 yıl boyunca mesleğini en iyi şekilde yapmaya çalışmış. Birçok hayalini Şırnaklı çocuklarla gerçekleştirmenin huzuru onu mutlu ediyor.

View this post on Instagram

Merhaba ben Ajda. 27 yaşında yeni nesil bir öğretmenim. Annem Ajda Pekkan hayranıydı evet:)) Hikayem annemin çalışmaya başlaması ardından kardeşime hem anne hem abla olmamla başladı. O annelik rolüne o kadar bağlanmışım gibi ileride öğretmen olacağım sinyalini yakmışım. Hayatımın merkezi çocuklar oluvermiş hep. Daha liseliyken tatillerde oyun ablası ya da bir pamuk prenses vb. olup hem çalıştım hem eğlendirdim. Üniversitede eğitim gönüllüsü olarak aktif roller aldım. Son sınıfta üniversite hastanesinde lösemili çocuklarla etkinlikler (palyaço-hikaye okuma-resim vb) yapıp onları sosyal ve psikolojik yönden destekleyip, mutlu etmeye çalıştım. O çocuklarla bir arada olabilme fırsatıyla hayata farklı açılardan bakabiliyorsunuz. İstanbul’da özel okul çalışmalarım ardından Şırnak/Silopi ye atanınca öğretmen olmak bir cana dokunmaktır deyip düştüm yollara. Oralarda yaşamak gönüllülük işidir, mesleğini çok sevmektir ve yüreğini cesaretle ortaya koymaktır hatta adanmışlıktır. Cehaletle savaşmak bi kenara dursun 2015 senesi ve terörün acı gerçeğiyle karşı karşıyaydım. Herşeye rağmen moralleri yüksek tutup, imkanlar dahilinde vazifemi yaptım. Acısıyla tatlısıyla dile kolay 3 yıl... Yardımlar (oyuncak, bot, eğitici setler vb) için çabaladım (Destek verenlere buradan bi kez daha teşekkür ederim). Okulumuza küçük bir kitaplık dahi olsa yapmak hayalimdi ve gerçekleştirdim. Anlatılmaz yaşanır bir hayat tecrübesi Şırnak. "Şırnak nerede yaa?! dalga geçer gibi soranlar vardı. Şehit verdigimiz yer Şırnak!! "Oraya mı atandın bişi öğrenebiliyorlar mı sanki?!" diyenler senin öğrenemediğin insanlığı ögrettik! "Şırnak çok mu kötü?! "diyenler şanlı bayrağımızın dalgalandığı yer ne kadar kötü olabilirdi ki? Evet elbette zordu Şırnak ama bazı insanlar kadar zor değildi kısacası. Bir eğitimci olarak sizlere hatırlatmak isterim ki; başöğretmen Atatürk'ün emanet ettiği vatanımıza ve çocuklarımıza sahip çıkmak sadece biz öğretmenlerin değil, bilinçli tüm insanların esas görevidir. Unutmayın! Bu vatan ancak eğitimle kalkınır! Sevgiyle kalın.

A post shared by Krmzbiskletim KADIN Hikayeleri (@kirmizibisikletim) on

9. 4 yaşından itibaren hayatından başarı hiç eksik olmamış Tutya'nın. Rio 2016 Olimpiyatları'nda Türkiye'yi başarılı bir şekilde temsil ettikten sonra çevresinin de desteğiyle şimdi 2020 Tokyo Olimpiyatları'na hazırlanıyor.

View this post on Instagram

4 yaşında başlayan bir başarı hikayesi Tutya Yılmaz🥇🤸🏻‍♀Türkiye'yi 2016 Olimpiyatlarında Rio'da başarı ile temsil eden çok değerli kardeşim👍İnanç, azim ve sabır sonucu ortaya çıkan güzel bir sonuç🏆Aile desteğinin bir çocuğu nerelere kadar çıkabileceğinin en güzel kanıtı Tutya! 👨‍👩‍👧‍👦 Çünkü ülkemizin en büyük problemlerinden biri de; yetenekli çocukların spor ya da okulu arasında tercih yapmak zorunda kalması! Ailesi desteklemese belki de Tutya'dan da mahrum kalacaktık! 🤨 Tutya yeni başarı hikayeleri yazmak için yoğun bir tempoyla 2020 Tokyo Olimpiyatlarına hazırlanıyor! Tabii ki tek başına değil, arkasında çok güçlü bir ekip ve koskoca bir ülke var🇹🇷Tutya ülkemizi temsil etmenin dışında, kendisinden sonra gelecek nesil için de çok güzel bir örnek, rol model💪Vakit buldukça kendisini örnek alan kardeşleri ile farklı organizasyonlarda bir araya geliyor, onlara tecrübelerini anlatıyor, yol gösteriyor👊 Tüm bu tempoda eğitimini ihmal etmedi! İTÜ'nün lisesinden bu yıl mezun olan Tutya, olimpiyatlara kadar üniversite eğitimine ara verecek! Ama hayali Medya okumak! Bu konuda da en az jimnastik kadar hevesli ve heyecanlı🤗 Bu fotoğraf da öylece çekilmiş, sıradan bir kare değil! Fotoğrafta gördüğünüz hareketin adı Yılmaz Hareketi👊 Bu hareketi yapan ilk ve tek kadın jimnastikçi olmasından dolayı Tutya'nın adı verilmiş 💥Yılmaz Hareketi olarak bilinen bu hareket, geçtiğimiz yıllarda B grubu hareket olarak kota puantaja geçmiş📌 Yaptığı spora bir de imzasını atmış yani! Gurur duymayalım da ne yapalım? Ülkemizin ne kadar aydınlık ve parlak gençleri var değil mi? Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün işaret ettiği gibi; sporcunun hem zekisi hem çeviği hem de ahlaklısı! Ülkemizin böyle gençlere çok ihtiyacı var! Bu sebeple onları destekleyelim, çünkü tek ihtiyaçları olan şey motivasyon! #jimnastik #cimnastik #cimnastikokulu #spor #azim #aile #olimpiyat #olimpiyatlar #tokyo2020 #türkiye #itü #gazimustafakemal #atatürk #kadın #kadin

A post shared by Krmzbiskletim KADIN Hikayeleri (@kirmizibisikletim) on

10. İyi bir eğitim ve kariyer geçmişi olan Aslı, 2017 yılında Suriye’deki savaş bölgesinde terk edilen 13 hayvanı (Aslan, kaplan, hyena, sırtlan) kurtarma operasyonunda çalışıp Suriye’ye gidip hayvanların Türkiye’ye gelmesini sağlamış. Şimdi ise tavuk kümesinde 16 ve 21 yıldır yaşamaya mahkum edilen şempanzeleri kurtarmaya çalışıyor.

View this post on Instagram

Adım Aslı Han Gedik. Ankara doğumluyum. Annemin diplomat olması sebebiyle ilkokulu Brüksel, liseyi Paris’te okudum. Üniversite’de bankacılık ve finans eğitimimi yüksek şeref listesine girerek bitirdikten sonra çeşitli bankaların hazine bölümlerinde görev aldım. İstanbul İnterbank’ta başladığım çalışma hayatıma TAIB Yatırımbank ile devam ettikten sonra 2003’te Amsterdam Yapı Kredi‘de sürdürme kararı aldım. 2008 yılında Frankfurt’a taşınıp Oyak Bank’ta Hazine ve yurtdışı bankacılıktan sorumlu genel müdür yardımcısı olarak devam ettim. Halen Almanya’dayım ama tüm boş vaktimi herzamanki gibi Afrika’da vahşi yaşamı kurtarmak için geçiriyorum. Bunun yanında Londra’da Official Monerary and Financial Institutions’ta Yönetim Kurulu üyesi ve Almanya Hessen Eyaleti İngiltere Ticaret Odası Yönetim Kurulu üyesiyim. Profesyonel hayatımı bu şekilde seçmemin asıl sebebi ise doğa çalışmalarımı güçlendirerek devam etmek oldu. Dünya çapında “lion woman” lakabıyla tanınmam bunun bir sonucu aslında. Wild@Life e.V. (@wild_at_life) Vakfının Kurucu başkanıyım. Bunun yanısıra African Lion Environmental Research Trust Elçisi, Wildife Action Group Partneri, Primate Freedom Project Yönetim Kurulu Üyesi, Gatewaytohell Kurucusu, Orangutan Outreach Avrupa Temsilcisiyim. 2017 yılında Suriye’deki savaş bölgesinde terk edilen 13 hayvanı (Aslan, kaplan, hyena, sırtlan) kurtarma operasyonunda çalışıp Suriye’ye gidip hayvanların Türkiye’ye gelmesini sağladım. 2017 sonlarından beri ise Angola Cabinda’da tavuk kümesinde 16 ve 21 yıldır yaşamaya mahkum edilmiş şempanzeleri kurtarmaya çalışıyorum. Aynı anda da Zimbabwe’nin üçüncü büyük doğal vahşi yaşam alanını koruma ve avcıları oradan çıkarma projesini kuruyorum. #vahşidoğa #vahsiyasam #pazarkahvaltısı #pazarkahvesi #doğa #doğalyaşam #ankara #aslan #proje #kadin #kadın #africa #üniversite

A post shared by Krmzbiskletim KADIN Hikayeleri (@kirmizibisikletim) on

11. Tek hedefi Edebiyat öğretmeni olmakmış fakat çalışmak zorunda olduğu için muhasebe bürosunda işe başlamış. 30'lu yaşlarına geldiğinde eğitimini tamamlayamadığı için çevresindeki olumsuz eleştirilere aldırmadan hem kızıyla ilgilenip hem de okulunu bitirmiş. 38 yaşında da ruhsat sahibi olmuş.

View this post on Instagram

Merhaba, ben Dilek Çınar. 43 yaşındayım. İşçi bir ailenin iki kızından abla olanım. Annemiz çalışmak zorunda olduğundan henüz 11 yaşında kız kardeşime bakmaya, işten gelen ebeveynlerime de yemekler pişirmeye başladığımdan biraz erken büyüdüm ☺ 16 yaşında kızımın babası ile tanışıp, lise biter bitmez de ailelerin haklı itirazlarına kulak vermeyip 19 yaşında evlendim. Oysa tek hedefim Edebiyat Fakültesini bitirip Edebiyat öğretmeni olmaktı ama aşk ve inat galip gelmişti... Çalışmak zorunda olduğumdan hayallerim ile çok alakasız muhasebe bürosuna sekreter olarak işe başladım, dört yılın sonunda muhasebe öğrenmiş ve sonrasında muhasebe departmanlarında çalışmaya devam etmiştim. Kızım doğmuş, ilk okul çağına gelmişti. Madem ki bu işi yapmak zorundayım o zaman en iyi şekilde yapmalıyım diye düşünüp “Yok artık 30 lu yaşlarında üniversite mi okuyacaksın, hadi okulu bitirdin kaç yaşında mali müşavir olacaksın ? “ eleştirilerine aldırmadan gündüz 2 şirketin birden muhasebesinde çalışıp, akşam kızımın derslerini yaptırıp, uyuttuktan sonra gece yarılarına değin ders çalışarak hiç sene kaybetmeksizin 4 yılda A.Ü. İktisat Fakültesi Maliye bölümden mezun olup, 3 yıl SMMM stajı yapıp Mali müşavirlik sınavlarını da vererek ruhsatımı aldım. ( Annemin kızıma bakması ve işten geldiğimde bu kez onun benim önüme yemekler koyması lütfuna şükretmeden geçmeyeyim 🙏🏽🤗) Ruhsatı aldığımda 38 idim ama hem daha iyi şartlarda çalışmanın hem de artık Üniversite öğrencisi olan kızıma güzel örnek olmanın gururunu yaşıyorum. Annem babam okutmadı, ekonomik durumumuz yoktu vs gibi bahanelerin arkasına sığınıp bulunduğu konumdan şikayetlenen hemcinslerim, kardeşlerim ne olur kendinize yatırım yapın, ne anne-baba ne de eşler hayatımızda baki değil ! Biz kendimize yeteriz ☺🙏🏽 ! ( Bu arada Edebiyat aşkım hiç bitmedi yıllardır Milliyet Blogda yazıyorum, blog arkadaşlarım ile ortak, çocukluk anılarımızı yazdığımız ve geliri ile omurilik felçlisi üç çocuğumuza tekerlekli sandalye aldığımız bir kitap bile yayımladık 🤗 Ve bu yıl kısmetse sınavsız 2.Üniversite hakkımı A.Ü. Edebiyat fakültesine kayıt olarak kullanacağım, yine bu arada çalıştığım şirketlerde en az 3 sekreter arkadaşı üniversite...

A post shared by Krmzbiskletim KADIN Hikayeleri (@kirmizibisikletim) on

12. Tuğba da hayatı boyunca hep başarılara imza atmış genç bir kadın. Küçüklüğünden itibaren atletizmle ilgilenmiş. Türkiye'de elde ettiği başarıların ardından Estonya'da U23 Avrupa Şampiyonasında şampiyon olmuş. Şimdi ise hedefi 2020 Tokyo Olimpiyatları.

View this post on Instagram

Merhabalar, ben Tuğba Güvenç 23 yaşındayım. İstanbul'da yaşıyorum. 13 yıldır atletizm branşıyla uğraşıyorum. İlk Türkiye şampiyonluğumu Eskişehir'de 800m branşında kazandım ve o günden sonra antrenörümün kararıyla alt yapımı geliştirmeye başladım. 8 yıl sprint branşıyla ilgilendim.. 60m 100m engelli, 300m engelli 400m, 400m engelli koştum. Bu süreçte çok sıkıntılı zamanlar yaşadım. Daha yeni spora başladığımda yaşıtlarıma göre çok çelimsiz ve zayıftım.. Antrenörüm doktora götürdüğünde gelişim bozukluğumun olduğunu öğrendim. Sabırla gelişimimin tamamlamasını bekledim. 2011 - 2012- 2013 yıllarında üst üste sakatlık ve sağlık sorunları geçirdim.. Sporu bırakma noktasına geldim. Ama hiçbir zaman pes etmedim. Şükrederek herşeyin bir gün mükemmel olacağına kendimi inandırdım. 2014 yılında 400m engelli branşından 3000m engelli branşına geçmeye karar verdik. Bu kararımıza çoğu insan tepki gösterdi. Koşamazsın ,nasıl koşacaksın ki gibi olumsuz söylemlere mağruz kaldım. Bunların hepsine saygı duydum fakat çok çalışıp cevabımı sahada koşarak vermek istedim. Ve 2015 yılında ilk defa 3000m engelli koşmaya başladım. ilk yılımda olimpiyat barajını ve Türkiye rekorunu kırdım. Aynı yıl Temmuz ayında Estonya'da yapılan U23 Avrupa şampiyonasında 3000m engelli'de şampiyona rekoru kırarak son 300m de düşüp kalkıp Avrupa şampiyonu oldum.2016 yılında her sporcunun hayali olan Rio Olimpiyat Oyunları'nda ülkemi temsil ettim. 2017 yılında ise ilk turda düşüp kalkıp devam edip Üniversiteler Dünya Şampiyonu oldum . Eğer zorluklarla mücadele etmeseydim şuan buralarda olamazdım. O yüzden hiçbir zaman pes etmeyelim eğer bir şeyi kalpten inanır ve istersek zamanı geldiğinde muhakkak olur. Şimdi ki hedefim ise 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunlarında önce final sonrasında ön basamakları zorlamak olacak.

A post shared by Krmzbiskletim KADIN Hikayeleri (@kirmizibisikletim) on

13. Dilara 16 senedir binicilik sporuna gönül vermiş milli bir sporcu. Aynı zamanda da at terapisti. Birçok kişiye tuhaf gelse de o mesleğini çok seviyor.

View this post on Instagram

Merhaba, ben Dilara Pars. 29 yaşındayım. 16 senedir binicilik sporu ile ilgileniyorum. Şu anda milli sporcu olarak hem yurtiçinde hem de yurtdışında engel atlama müsabakalarına katılmamın yanı sıra tam zamanlı at fizyoterapisti olarak çalışıyorum. Çocukluğumdan beri hayalim veteriner olmak olsa da İngiltere’de Exeter Üniversitesi’nde işletme, akabinde de London School of Economics’te şirketler yönetimi yüksek lisans eğitimimi tamamladıktan sonra Türkiye’ye döndüm. 3 buçuk sene kurumsal bir şirkette pazarlama uzmanı olarak çalıştıktan sonra çocukluk hayalime en yakın ne yapabilirim diye kafa yormaya başladım. Birkaç aylık bir araştırmanın sonucunda tekrar İngiltere üzerinden Hayvan Fizyoterapisi eğitimi almaya karar verdim. Her ne kadar çevrem tarafından çok yadırgansa da ben keyif aldığım ortamda, sevdiğim ve hayalini kurduğum bir mesleği yapmaya kararlıydım. İyi ki de böyle bir karar ile hayatımın yönünü değiştirmişim. Eğitimimi tamamladığımdan beri de senelerdir olmayı en sevdiğim yerde, ahırlarda, atlarla iç içeyim :) Bu mesleği edinmem hem kendi binicilik kariyerime fayda sağladı, hem de Türk Biniciliğinde bir ilk olmuş oldu. Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Binicilik Federasyonu’ndan “Permitted Equine Therapist” sertifikamı da alarak uluslararası yarışmalarda da resmi olarak görev almaya hak kazandım. Bu vesile ile Türkiye’de bu alanda da bir ilke imza atmış oldum. Dünyada her ne kadar yaygın olsa da, hayvanlar için fizyoterapi ülkemiz için oldukça yeni bir kavram. Maalesef ülkemizde hala hayvan hakları gereken ilgiyi göremediğinden hayvanlara fizyoterapi birçok kişiye tuhaf ve hatta gereksiz gelebiliyor. Halbuki aksine sıkıntılarını dile getiremeyip bunu çeşitli beden davranışları ile bizlere anlatmaya çalışıyor olmaları bu ve bunun gibi meslekleri çok önemli ve değerli kılıyor. Birer atlet olarak gördüğümüz ve performans beklediğimiz atlar için ise bu alan önemden de öte kritikleşiyor. Ben de önümüzdeki günlerde kendimi daha da geliştirerek bu alanın daha da yaygınlaşmasını sağlamayı hedefliyorum. #atbiniciliği #at #atçiftliği #binicilik #binicilikkulübü #jokey #fizyoterapi #hayvan #hayvansever #hayvansevgisi #sadıkhayvanlar #horse #horselove #pony

A post shared by Krmzbiskletim KADIN Hikayeleri (@kirmizibisikletim) on

14. Merve, geçirdiği trafik kazası sonrası okçuluk sporuyla hayata yeniden bağlanmış. 2016'da Avrupa Şampiyonasında ve 2017'de ise Para-Okçuluk Dünya Şampiyonası'nda 2. olmuş.

View this post on Instagram

Ben Merve Nur Eroğlu 1993 Bolu doğumluyum, 1998 yılının Eylül ayında geçirdiğim bir trafik kazası sonucu T7 seviyesinde paraplejiyim tekerlekli sandalyede kullanıyorum. 2011 yılında Bolu İl Emniyet Müdürlüğünün spor engel tanımaz projesiyle antrenörüm Ahmet Soner Mersinli ile okçuluk sporuyla tanıştım. Benimki hobi olarak başladı, maksat vakit geçirmek, evde bilgisayar başında yatarak hayatımın tükenmesine izin vermemek amaçlı verilen bir karardı. Daha sonra ailemin de desteğiyle okçuluk benim için, hobiden çok zevke, hırsa ve paralimpik oyunlar kadar büyük bir hedefe dönüştü. 2013 Mart ayında Aksaray’da düzenlenen Bedensel Engelliler Türkiye Şampiyonası’nda 🇹🇷Türkiye şampiyonu olarak milli takıma girmeye hak kazandım ve çeşitli derecelerle takımıma ve ülkeme başarı getirmeye devam ettim, ediyorum. 2014'ün sonunda benim için yeniden doğuş dediğim skolyoz ameliyatı olmaya karar verdim. 9 aylık bir tedavi sürecinden sonra tekrar antrenmanlara başlayarak kendime verdiğim Paralimpik oyunlar sözünü tutarak 2016 yılında Avrupa 2.si oldum ve bu yarışmada ülke kotasını alarak Rio Paralimpik Oyunlarında ülkemizi temsil ettim. Son olarak Pekin'de düzenlenen 2017 Para-Okçuluk Dünya Şampiyonasında ikincilik elde ettim. Hedefim 2020 Paralimpik oyunlarında ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek ve altın madalya alarak 🇹🇷İstiklal Marşı’mızı tüm dünyaya duyurmak. Son olarak engelli arkadaşlarıma ve ailelerine söylemek istediğim şey şu; Engelleri yüzünden hayata küserek kendilerini eve kapatmasınlar. Her engele uygun spor branşı var. Mutlaka bir spora yönelsinler. Bu hayatın içinde heryerde olmaya her zaman hakkımız var bu hakkımızın gasp edilmesine asla izin vermeyelim. Aileler de her zaman destekçi olmalı bu yolda🕊👍 #hayat #hayatsarkisi #pesetme #pesetmekyok #işçıkışı #iscikisi #servis #otobüs #metro #metrobus #metrobüs #vapur #vapurkeyfi #vapuru #dolmuş #sohbetkoyu #sohbet #çarşamba #türkiye #oyun #2020tokyo #aile #eğitim #mesaibiter #evedönüş #evedönüyoruz

A post shared by Krmzbiskletim KADIN Hikayeleri (@kirmizibisikletim) on

15. 70 yaşındaki Semaha teyze, kendi imkanlarıyla onardığı evinin bahçesinde baktığı kümes hayvanlarının yumurtaları ve yetiştirdiği sebzelerle engelli kardeşiyle geçimini sağlıyormuş.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
muhammet-ozturk14

Bu kadınlar yerine süreli zengin Sosyete escortu Şeyma subaşı haberlerini yapan Onedio'ya teşekkürler.

gunec46

Benim idolüm Semiha teyze...

jey

o zaman kalkayım da ben de biraz çalısayım:)) ben de bunlara benzer bir hikayeye sahibim ama tek fark sanırım ara ara duzenli olarak pes ediyorum:)) amaaan hayat bitiyor ya birseyler bulup, onlara tutunup ilerlemek lazim.

bseozyrt

Ben size şöyle ifade edeyim kadın olarak.. 20 yılllık hayat tecrubem. Kadınlar bundan önceki bin yıllarca dönemlerde hep erkege baglı ve muhtaç olarak onun kanatları altında bir hayat sürmüş , tarih yazamamış , yönetememiş , idare etmemiş bir cinsiyettir. Şimdi bir ata binmek istesem mesela arkadan gelir adamın biri yardım edeyim mi der.. Niyeti iyi olsa bile bilinç altı şu düşünceyi sempozlar içinde "Kadın halinle nasıl bineceksin koskoca hayvana bırak çıkartayım seni şu kaslı kollarımla" deyip egosunu tatmin eden bir bilinç altı sistemi vardır hep.. Oysa ben orda eger ata tek başıma binmeye çalışıp bunu başarır isem bir dahaki böyle durumlarda bilinç altı bu düşünceyi canlandırmak için benimle yaşadıgı anıyı aklına getirip şüpheye düşecek ve bunu bir daha yapamayacaktır.. Kısacası toplumun algı zincirlerini kırmak daima benim kendi ellerimde kadın olarak <3

bseozyrt

Ben yardım istedigim zaman bunu dile getirip isterim zaten sadro reis.. Senin öyle düşünmene gerek yok yani

Görüş Bildir