Japonya'daki Okullarda Hademe Olmamasının Altındaki Mantıklı Neden
Sen Japonsun, akıllı adamsın bi' kere!
Japonlar, yıllardır tüm dünyaya böyle bir imaj çiziyorlar. Okurlar, araştırırlar, dikkatliler, zekiler... Fakat tüm bu özellikler sadece Japon oldukları için otomatik olarak gelmiyor. Japon eğitim sistemi öyle düzenli ve sistematik bir şekilde yıllardır işliyor ki hayran kalmamak elde değil.
Hatta Japonya'daki okullarda hademe bile yok.
Gelin, Japonya'nın eğitim sistemini yakından tanıyalım.
1. Japonya'da okullar nisan ayında başlar.
Japonya'da eğitim öğretim yılının başlangıcı, Batı ülkelerinin aksine sonbahar aylarında değil, doğanın uyanışını simgeleyen Nisan ayında gerçekleşir. Bu dönem, Japon kültüründe çok önemli bir yere sahip olan sakuraların (kiraz çiçekleri) açtığı zamana denk geldiği için yeni başlangıçlar ile doğanın canlanışı arasında sembolik bir bağ kurulur. Okula yeni başlayan minik öğrencilerin ilk gün fotoğraflarında arka planda her zaman pembe sakuralar yer alır ve bu durum ülke genelinde bir gelenek halini almıştır.
Eğitim yılının bu dönemde başlaması mali yılın ve iş dünyasındaki işe alım süreçlerinin başlangıcıyla da tamamen örtüşür. Devlet daireleri, şirketler ve üniversiteler de kapılarını aynı dönemde açtığı için toplum genelinde tam bir uyum yakalanır. Öğrenciler okula başladıkları andan itibaren ülkenin genel ritmine ayak uydurmayı doğal bir şekilde öğrenmiş olurlar.
2. İki dönem değil, üç dönemli sistem vardır.
Japonya'daki devlet okullarında akademik takvim, öğrencilerin yıl boyunca motivasyonlarını yüksek tutmak amacıyla genellikle üç ayrı döneme ayrılmıştır:
İlk dönem Nisan ayında büyük bir coşkuyla başlar ve havaların iyice ısındığı Ağustos ayının civarına kadar kesintisiz olarak devam eder. Bu uzun dönemin ardından öğrenciler, yaklaşık bir ay süren ve yaz festivalleriyle renklenen keyifli bir yaz tatiline çıkarlar.
İkinci dönem Eylül ayında okulların yeniden açılmasıyla başlar ve yılbaşı hazırlıklarının yoğunlaştığı Aralık ayının sonuna kadar sürer. Bu dönem okul festivallerinin, spor müsabakalarının ve kültürel etkinliklerin en yoğun yaşandığı, öğrencilerin en çok sosyalleştiği zaman dilimidir. Aralık sonunda başlayan kısa kış tatilinin ardından, Ocak ayının ilk haftasında üçüncü ve son dönem start alır.
Bu son dönem, Mart ayının ortalarına kadar sürer ve hem akademik eksiklerin kapatıldığı hem de mezuniyet heyecanının yaşandığı bir süreçtir. Mart ayında dönemin bitmesiyle birlikte öğrenciler yaklaşık iki ya da üç haftalık kısa bir bahar tatiline ayrılırlar.
3. Zorunlu eğitim süresi 9 yıldır.
Zorunlu eğitim süresi, ilkokul ve ortaokulu kapsayacak şekilde toplamda 9 yıl olarak belirlenmiştir.
Çocuklar 6 yaşına geldiklerinde 6 yıl sürecek olan ilkokul (Shogakko) eğitimlerine başlar ve burayı bitirince sınavsız olarak ortaokula geçerler. Ortaokul (Chugakko) eğitimi ise 3 yıl sürer ve temel insani değerlerin, akademik altyapının ve toplumsal sorumlulukların pekiştirildiği yerdir.
Bu 9 yıllık zorunlu eğitim sürecinde devlet okullarında okul ücreti alınmaz ve ders kitapları öğrencilere tamamen ücretsiz olarak dağıtılır.
İstatistiklere bakıldığında, ortaokuldan mezun olan öğrencilerin %90'ından fazlası eğitimlerine gönüllü olarak liselerde devam etmektedir. Liseye (Kotogakko) geçiş yapabilmek için öğrenciler zorlu giriş sınavlarına girmek ve yüksek performans göstermek zorundadır.
4. Okullarda temizlik görevlisi yok.
Okulun temizliğinden, düzeninden ve hijyeninden tamamen o okulda eğitim gören öğrenciler ve onlara eşlik eden öğretmenler sorumludur.
Her gün derslerin bitiminin ardından 'Soji' adı verilen özel bir temizlik saati başlar ve tüm okulda hummalı bir çalışma yürütülür. Öğrenciler kendi sınıflarını süpürür, sıraları düzenler, tahtayı temizler ve yerleri paspasla pırıl pırıl yaparlar. Sadece sınıflar değil; ortak koridorlar, merdivenler, giriş alanları ve hatta tuvaletler bile öğrenciler tarafından dönüşümlü olarak temizlenir.
Öğretmenler de sadece öğrencileri koordine etmekle kalmaz, onlara yardım eder. Bu durum okul içinde tam bir eşitlik ortamı yaratır ve statü farklarını ortadan kaldırarak dayanışmayı artırır. Kendi temizliğini kendi yapan çocuk, çevresini kirletmeme konusunda da hayatı boyunca çok daha dikkatli bir birey haline gelir.
Ayrıca temizlik saati, müfredatta 'Tokkatsu' yani 'Özel Etkinlikler' dersi olarak yer alır.
5. Öğrenciler, sınıfta birlikte yemek yer.
Japonya'daki ilkokul ve ortaokulların %95'inden fazlasında, öğrencilerin dengeli beslenmesini sağlamak amacıyla 'Kyushoku' adı verilen okul yemeği sistemi uygulanır. Öğle yemeği saati geldiğinde öğrenciler, diğer birçok ülkede olduğu gibi büyük ve gürültülü yemekhanelere ya da kantinlere gitmezler. Bunun yerine her öğrenci kendi sınıfında kalır ve sıralarını birbirine bakacak şekilde birleştirerek sıcak bir yemek ortamı oluştururlar.
Sınıf ortamı, yemeğin çok daha samimi, sakin ve kontrollü bir atmosferde yenmesine olanak tanır. Öğretmenler de kendi masalarını öğrencilerin arasına taşıyarak yemeği sınıftaki çocuklarla birlikte aynı menüden yerler. Bu durum, öğretmen ve öğrenci arasındaki hiyerarşik mesafeyi azaltır ve aralarında güçlü bir aile bağının oluşmasına zemin hazırlar.
Sınıfta birlikte yemek yemek, çocuklara topluluk içinde nasıl davranılması gerektiğine dair harika bir sosyal deneyim sunar. Herkes aynı anda yemeğe başlar, benzer hızda yer ve yemeği hep birlikte ortak bir ritüelle sonlandırırlar.
6. Yemek öncesinde ve sonrasındaki sorumluluklar öğrencidedir.
Japon okullarında öğle yemeği saati, sadece yemeğin yenildiği bir zaman dilimi değil, baştan sona öğrencilerin yönettiği aktif bir organizasyondur. Her hafta sınıftan birkaç öğrenci 'yemek nöbetçisi' olarak seçilir ve bu öğrenciler servis sürecinin tüm sorumluluğunu üstlenirler.
Nöbetçi öğrenciler temiz beyaz önlüklerini giyer, şapkalarını takar, maskelerini yerleştirir ve ellerini titizlikle dezenfekte ederek işe başlarlar. Ardından mutfaktan gelen büyük yemek kazanlarını ve tepsileri sınıfa taşıyarak arkadaşlarına adil ve düzenli bir şekilde servis ederler.
7. Çocuklar, yemek saatinde beslenme eğitimi de alır.
Okul yemeği, ülkede 2005 yılında yürürlüğe giren ve 'Shokuiku' (Beslenme Eğitimi) adı verilen çok kapsamlı bir yasanın temel uygulama alanıdır. Bu yasaya göre beslenme eğitimi; zihinsel, ahlaki ve fiziksel eğitimin en temel dayanağı ve vazgeçilmez bir parçası olarak kabul edilir.
Yemek saatlerinde öğrencilere sadece yemek sunulmaz, aynı zamanda o günkü menüde yer alan malzemelerin hangi çiftliklerde, nasıl üretildiği de anlatılır. Çocuklar, önlerindeki yemeğin masaya gelene kadar kaç insanın emeğinden geçtiğini öğrenerek tarım işçilerine, balıkçılara ve aşçılara karşı derin bir saygı geliştirirler.
8. Hem modern hem geleneksel kulüpler bir aradadır.
Japonya'da okul günü, son ders zilinin çalması ya da temizlik saatinin bitmesiyle öğrenciler için kesinlikle sona ermiş sayılmaz. Öğrencilerin çok büyük bir kısmı, derslerin ardından okul bünyesinde faaliyet gösteren ve 'Bukatsudo' adı verilen sosyal kulüplere katılırlar. Kulüp faaliyetleri, öğrencilerin sadece hobilerini gerçekleştirdikleri yerler değil, aynı zamanda karakterlerinin ve sosyal kimliklerinin şekillendiği ana merkezlerdir.
Japon okullarındaki kulüp çeşitliliği, hem modern dünyanın trendlerini yakalayan hem de köklü Japon geleneklerini yaşatan muazzam bir dengeye sahiptir. Spor alanında beyzbol, futbol, basketbol, tenis ve yüzme gibi küresel olarak popüler olan branşlar okullarda çok güçlü altyapılara ve büyük bütçeli turnuvalara sahiptir. Kültür ve sanat alanında ise pirinç üflemeli çalgılar topluluğu (bando), popüler müzik, resim, bilgisayar ve bilim kulüpleri yoğun ilgi görür. Ayrıca öğrenciler Kendo (Japon kılıç sanatı), Judo veya Kyudo (geleneksel okçuluk) kulüplerine katılabilir.
Özetle, Japonya'daki bir çocuk hem geleneklerini öğrenmeye devam eder hem modern dünyanın gereksinimlerini ve trendlerini takip eder. Böylece topluma, çevresine ve kendisine saygılı bir birey yetiştirilmiş olur.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın