İtalya'da yüksek lisans kabulü alan genç bir kadın, Schengen vizesi başvurusunun reddedilmesinin ardından yaşadıklarını gözyaşları içinde anlattı. Sosyal medyada paylaşılan videoda kadın, hesabında yeterli para bulunmasına rağmen ret gerekçesinin ailesinin düşük geliri olduğunu söyledi. Anne ve babasının emekli maaşlarının asgari ücretin altında kalması gerekçe gösterildi. Kadın, aylardır süren başvuru sürecinde sınav, belge ve tercüme masraflarına 40 bin liraya yakın birikiminin tamamını harcadığını, üstüne 9 bin liralık kredi borcu kaldığını aktardı. Çalışma geçmişini ve birikimini başvuru mektubunda anlattığını söyleyen kadın, yeniden başvurup başvurmama konusunda kararsız olduğunu da dile getirdi.
Kadın, vize reddini ve sonrasında yaşadıklarını şöyle anlattı:
Arkadaşlar, hiç iyi değilim. Vize reddi geldi, sebebini az önce okudum. Hesabımda yeterli para olmasına rağmen reddin sebebi ailemin maddi gelirinin düşük, mütevazı olmasıymış. Annemle babamın emekli maaşının asgari maaştan az olması gerekçe gösterilmiş. Maaşları da 50 bin liradan azmış.
Genel olarak bunlar ret için mantıklı sebepler. Ama ben de çalışmıştım ve çalıştığım parayı göstermiştim. Bunun hakkında hiçbir şey yok, zaten saymamışlar. Para biriktirmiştim, burs almıştım; bunları mektubumda kısaca açıklamıştım da pek umursadıklarını sanmıyorum. Direkt ailemin gelir düzeyine bakıp sosyoekonomik durumumdan dolayı reddi vermişler.
Çok üzüldüm açıkçası, çünkü İtalya'ya gitmeyi çok istiyordum. Yüksek lisansa girecektim, çok istediğim, severek seçtiğim bir bölümde kabul aldığım için çok mutlu olmuştum. Ama bu mutluluğum uzun sürmedi. Üç aydır, dört aydır İtalya vize başvurusu, burs başvurusu var. Bu sürecin stresi var, bu başvurular için yaptığım masraflar var: girdiğim sınavlar, aldığım belgeler, tercüme ücretleri. Bursa'ya taşındım, evimi taşımıştım, İzmir'e sürekli gidip gelmek için otobüs bileti aldım. Bunları zorlukla yapıyordum ama bu zorluklara açıktım. Biriktirdiğim bir para vardı, bunlar için harcıyordum ve olacağını düşünüyordum. Annemin üzerine tapular vardı, onları da göstermiştim.
Böyle gruplarda herkes 'Teminat gösterdiysen yeterli olur' gibi şeyler söylüyordu. Beni kandırdılar. Bilerek yapmadılar belki ama insanlar şunun farkında değil: 'Annesi babası emekliydi, emekli maaşıyla gitti' diyorlar. Bakıyorsun, annesi babası emekli ama kaç bin lira maaş alıyor? Annesi babası 60 bin lira maaş alıyorsa, benim annem 24 bin, babam 24 bin lira alıyor, asgari maaş. Aynı kefede değiliz, aynı ekonomik düzeyde değiliz, aynı şartlarda yaşamıyoruz, aynı şartlarda yarışmıyoruz. Ama insanlar bunu söylemiyor. Açıkçası benim de aklıma gelmedi. 'Senin gibi kaç öğrenci gönderdik, annesi babası emekli olanları gönderdik' deniyordu. Ben de 'Annemin tapuları var' diyordum, tapu belgelerini gösteriyordum, tapu varsa o da iyi falan diyorlardı. Herkes 'Moralini bozma, olacak, sana da onay gelecek' diyordu. Bir olumlamaydı. Olacak şeyler mi bunlar? Gerçekten insanları kandırıyorsunuz. Onlar bunları söylerken çok içtendi ama ben hâlâ endişelerimi yaşıyordum, olmayacağı ihtimalini kenara koyuyordum. Olumlamalara bir noktada inanıyorsun. Olmasını istiyorsun ve buna inanmak istiyorsun. Ben de inandım. İçimde hep o şüphe vardı ve şüphem doğru çıktı. Hani 'gut feeling' olur ya, gerçekten doğruymuş.
Arkadaşlar, ben çok yoruldum. Daha 23 yaşındayım ve hayata çok eksiyle başladım. Türkiye'de bir hayat kurmak tabii ki bir seçenek, burada da bir yerlere varabilirim, bir şeyler başarabilirim. İlla yurt dışına çıkmak zorunda değilim. Ama bunu istiyordum. Çocukluğumdan beri yurt dışına çıkmak, orada en az bir-iki, üç yıl yaşamak istiyordum ve yüksek lisans bana bunu sağlayacaktı. İstediğim bir alandı. Olmamasının tek sebebinin ailemin gelir durumu olması beni çok üzüyor. O kadar uğraştım, okudum, bu bölüme başvurdum, kabul aldım. Orada beni bekleyen hocalarım, derslerim var ve sadece ailemin maddi gelirinden dolayı gidemiyorum.
Oraya gidince burs alacağımı biliyorsunuz. Türkiye'den giden herkes, kesin garanti değil ama, burs alıyor. Neden? Çünkü senin benim gelirim TL ile, sen dolarla, euro ile çalışıyorsun. Tabii ki karşında ben fakir kalıyorum. Fakir bir ülkeyiz, fakiri çok olan bir ülkeyiz. Gidenler burs alıyor, zengini bile burs alıyor. Buranın zengini 'Burada özel okula bir milyona yakın para vereceğime çocuğumu yurt dışına göndereyim' diyerek gönderiyor. İnsanlar o seviyede. Ama yine o gidiyor, yıllık 8 bin euroluk, belki hiç ihtiyacı bile olmayan o bursu alıyor. Ben ise en başında gidemiyorum. Sinirlerim çok bozuldu.
Annem babam çok destekledi ama bu süreçte hiç desteklemeyen biri de oldu. Sadece anne babamın geliri de değil, maddi manevi çok yoruldum. Neredeyse 40 bin lira biriktirmiştim bu süreç için, 40 bin liranın tamamı gitti. Hatta 9 bin lira kredi borcum var. Üstüne 4 yıllık KYK borcum var. Türkiye'de hayatta kalmaya çalışacağım herhalde. Artık yapacak hiçbir şeyim yok.
Orada bana iş teklifi geldi. Kendi alanımda çalışabileceğim, yeni mezun alan, junior seviye bir yerle görüştüm. Çok mutlu olmuştum, görüşme olumlu geçti, İK da olumlu görüyordu. Ama konuşmanın sonunda, sırf vize beklediğim için pek olumlu yaklaşmadılar. Okurken çalışmama da, vize beklememe de olumlu bakmadılar. 'Ret gelirse haber ver' dediler, haber verdim, şu anda ghostluyorlar. Büyük ihtimalle başka biriyle görüşüyorlar. 'Sen bu sene çıkmasa da seneye başvuracak mısın?' diye düşünüyorlar, çünkü biriyle çalışırsak uzun süre çalışmak istiyoruz diyorlar. Bunu isteyebilirler, yargılamıyorum, çoğu şirket aynı şeyi istiyor. Seneye tekrar başvurmamdan şüphe ettiler, büyük ihtimalle bu yüzden şu an olumlu durmuyor.
Bu işe hiç girmeseydim, şu an İtalya'da olmam gerekiyordu, anlıyor musunuz? Şu an İtalya'da okuluma gidiyor olmam gerekiyordu. Yurt ayarlamıştım, yurduma gidiyor olmam gerekiyordu. Hâlâ şansım varmış gibi geliyor ama aslında yok. Bazı insanlar bana hâlâ şansım varmış, oraya gidebilecekmişim gibi hissettiriyor. Ama bu ekonomik düzeyde gidebileceğime pek inanmıyorum. Pes etmek istemiyorum. 'Bir potansiyel vardı, denemedim' dememek için tekrar vizeye başvurmam gerekiyor gibi düşünüyorum. Sonuna kadar uğraşayım da olmazsa onlar yüzünden olmasın. Bir yandan da hayatta sen ne kadar uğraşsan da olmuyor. Pes etmem mi gerekiyordu, acaba ben mi etmiyorum diye düşünüyorum. Bak, olmuyor. Olmayacak yani.
Annen babanın emekli maaşı 24 bin lira ise Türkiye'de çalışmak zorundasın, köle olmak zorundasın. Minimum maaşla işe başlayıp aile evinde yaşamak zorundasın gibi bir şeye evriliyor. Bilmiyorum. Bu reddden sonra vazgeçmeli miyim, yoksa denemeye devam mı etmeliyim? Hiçbir fikrim yok. Denemeye devam etmek de artık kendime zarar verme seviyesi gibi geliyor, çünkü buradaki fırsatları kaçırıyorum, zaman kaybediyorum. Mezun olduğumdan beri sadece vize işleriyle uğraşıyorum ve bir meçhule bu kadar para ve zaman ayırdığım için bir yandan kötü de hissediyorum. Neyse, çok konuştum. Gidecek olanlar varsa bol şans diliyorum, sabır diliyorum. Görüşürüz.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın