II. Abdülhamid'e Karşı Düzenlenen Bir İhtilal Girişimi Olarak Bilinen Çırağan Olayı ve Arkasındaki İsimlerden Biri: Ali Suavi!

-

Osmanlı'nın son yılları, içerisinde birçok gizem ve soru işaretini barındıran olaylara sahne olmuştur. II. Abdülhamid'in saltanatının ilk yıllarında, kendisine karşı düzenlenen bir ihtilal girişimi olarak Çırağan Olayı ve bu muhalefetin arkasındaki isimlerden birisi olan Ali Suavi de bu gizemlerden birisini teşkil etmektedir.

Ali Suavi, kendine has fikirleriyle Jön Türk hareketi içerisindeki enteresan Osmanlı aydınlarından birisiydi.

1839'da Tanzimat Fermanı'nın ilan edildiği tarihlerde İstanbul'da fakir bir ailenin çocuğu olarak doğmuştu. Bu fevkalade imkansızlıklara rağmen kendini yetiştirmeyi başardı. Genç yaşta kâtip olarak bürokrasiye girdi, İlahiyat eğitimini de ilerleterek camilerde vaazlar vermeye başladı. Keskin hitabet yeteneği sayesinde kısa sürede insanların ilgisini çekti ve çevrede adı duyulmaya başladı.

Gençliğinin ilk devirlerini Sultan Abdülaziz devrinde yaşayan Ali Suavi, Namık Kemal ve Ziya Paşa ile birlikte gayet sert ve muhalif yazılar da yayınladı.

Esasında padişahtan daha çok, sadrazam ve hükumeti eleştiriyorlardı. Şiddet yanlısı değillerdi, daha ziyade halkı bilinçlendirmeyi amaç ediniyorlardı. Fakat bu muhalefet hareketi Ziya Paşa'nın Kıbrıs, Namık Kemal'in Erzurum ve Ali Suavi'nin de Kastamonu'ya yollanmalarına sebep olacaktı. Jön Türk hareketi de 1867'de Paris'e geçen bu kadro etrafında şekillenecektir.

1876'ya kadar yurt dışında gazeteler yayınlayan Ali Suavi, bu tarihte tahta çıkan II. Abdülhamid'in izniyle yurda döndü.

İlk zamanlar padişahın ilgisini kazanmayı başardı. Hatta kısa bir süreliğine Mekteb-i Sultanî (Galatasaray Lisesi) müdürlüğüne getirildi. Fakat karısıyla birlikte okulda kalması ahali tarafından ayıplandı. Hakkında birçok söylenti de çıkınca kısa süre sonra devlet görevinden uzaklaştırıldı. Bu olay onun kızgınlığına sebep olarak daha sert yazılarla muhalefet yapmasına yol açacaktır.

93 Harbi olarak da anılan Rus Savaşındaki büyük yenilgi ve ardından imzalanan Ayastefanos Antlaşmasının ağır şartları da muhalefeti güçlendirdi.

II. Abdülhamid'den evvel birkaç ay saltanatta kalan ve psikiyatrik rahatsızlıkları sonucu tahttan indirilen V. Murad, bu sırada Çırağan Sarayında oturuyordu. 1876 ve 77'de iki defa saraydan kaçırılıp yeniden tahta çıkarılmak istendi. Hatta bu girişimlerin birinde şahıslar kadın kılığına girerek gizlenmişlerdi. Ali Suavi, üçüncü girişimin başında bulunacaktı ve bunu gazetedeki köşesinden de ima etti.

Uzun süredir çevresinde toplanan takipçileriyle birlikte Ali Suavi, 20 Mayıs 1878 günü harekete geçti.

Çırağan Sarayının etrafında çeşitli kıpırdanmalar başlamıştı bile. Üsküdar'da oturan Ali Suavi de kayıkla saraya yanaşarak karaya çıktı. Sayıları tam olarak bilinmiyorsa da yaklaşık 300 kişilik bir grupla etraf sarılarak içeriye hücum edildi. Bu ani hareketle birlikte saraydaki muhafızlarla çatışmalar başladı.

Bölgeye yakın olan Beşiktaş Karakolundan durumu fark eden Hasan Ağa, yanına aldığı adamlarıyla birlikte müdahale için saraya koştu.

Bu sırada Ali Suavi tam da V. Murad'ın koluna girmiş vaziyette onu saraydan çıkartmak üzereydi. Bunu gören Hasan Ağa hemen o yöne hareketlenerek Ali Suavi'nin üstüne atıldı ve elindeki kalın sopayla defalarca kafasına vurarak onun ölümüne sebep verdi. İhtilalin kumandanı durumundaki Ali Suavi ölünce diğer isyancılar da dağılmıştı. Fakat bu kanlı olaylara şahit olması, zaten bozuk olan V. Murad'ın akli dengesinin bir nebze daha kötüleşmesine sebep olacaktı.

Bu olay II. Abdülhamid'in ilerleyen yıllarda sansürcü ve baskıcı bir yönetim tercih etmesindeki sebeplerden birisi olacaktır.

Amcası Abdülaziz'in ihtilalle tahttan indirilip birkaç gün sonra da gizemli ölümüne şahit olan Abdülhamid, abisinin defalarca saraydan kaçırılma teşebbüsleriyle birlikte daha da şüpheci bir hal alacaktır. Sert bir yönetim uygulamasında kendi mizacının yanı sıra, saltanatını tehlikeye atan bu tip olaylara karşı önlem almak isteği de yatmaktadır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
alperen-a.kaya

V.murad tahta çıksa ne çıkmasa ne hakikaten Abdülhamid dışında alternatifi yokmuş imparatorluğun.

cxa1191s

Yedi sekiz diye admı olur. Oturan boğa diye isim vermek gibi birşey. İngiliz anahtarı gibi olmuş. Acaba dokuz on kim? İsimlendirme mantığınızı yiyerim.

dead-serious

Ne demişti abdülhamid, "bana evhamlı diyorlarmış desinler ben sadece gafil değilim."

hakansamilacar

hıyarın biriymiş kısacası, batının zırvalarıyla aklını doldurmuş, biride gelip o aklının dışındaki kafatasını patlatmış konu kapanmış

bulent-ayaz-gulkiran

benim ilkokulumun adiıydı o zamandan beri merak ederim ama hiç araştırmamıştım teşekkürler onedio (ali suavi ilkokuluydu bornovada)

nebusimdi

Resneli Niyazi de Osmanlı zamanının bir nevi Apo'sudur ama hürriyet kahramanı olarak anlatılır kitaplarda. Böyle de salak bir durumumuz var.

hatice-akar3

Bende ali suavi ilkokulunda okudum ama bizim okul istanbul daydı..

Başlıklar

Arda TuranBeşiktaş Jimnastik KulübüErzurumİstanbulTercihÜsküdarolay
Görüş Bildir