Hobiyi İşe Çevirmenin Motivasyonu Yok Eden “Aşırı Gerçeklendirme” Etkisi
Tutkularını profesyonel bir kariyere dönüştürmek her ne kadar kulağa bir rüya gibi gelse de bazen en büyük kabusun başlangıcı olabiliyor. Aşırı gerçeklendirme etkisini hafife almamak gerek. Peki nedir bu aşırı gerçeklendirme etkisi? Tüm detayları tek tek inceleyelim!
İlk olarak, temelde aşırı gerçeklendirme etkisi ne anlama geliyor açıklayalım.
Psikolojide aşırı gerçeklendirme etkisi, bir işi sırf keyif aldığı için yapan kişinin dış ödüller devreye girince eski motivasyonunu kaybetmesi durumunu ifade ediyor. Yani insan başlangıçta içinden geldiği için yaptığı bir şeyi, para, başarı, prim ya da beğeni baskısıyla yapmaya başladığında o doğal heyecan azalabiliyor. Mesela biri yıllarca keyif için fotoğraf çekebilir ama bunu işe çevirdiğinde aynı kameraya farklı gözle bakmaya başlayabilir. Çünkü performans, beklenti ve sonuç baskısı oluşur. Beyin de bunu özgür aktivite yerine zorunlu görev olarak algılamaya başlayabiliyor. Detaylarına tek tek bakalım...
Sevdiğiniz hobi gelir kapısına dönüşünce özgürlük hissi yavaş yavaş kaybolabiliyor.
Bir şeyi sırf canınız istediği için yapmakla, onu yetiştirmek zorunda olmak arasında ciddi bir psikolojik fark bulunuyor. Eskiden gece canınız sıkılınca yaptığınız uğraş, artık teslim tarihi olan bir işe dönüşebiliyor. Haliyle bu da beynin aktiviteye yaklaşımını tamamen değiştiriyor. Çünkü insan zihni zorunluluk hissini çok hızlı algılıyor. Bir süre sonra keyif için başlayan şey görev gibi hissettirmeye başlıyor. En ironik tarafı da insanın bazen en sevdiği şeyden uzaklaşması söz konusu olabiliyor.
Para kazanma baskısı hobinin doğal heyecanını azaltabiliyor.
Hobiler genel anlamda sonuçtan ziyade süreç için yapılıyor. Ama işin içine maddi beklenti girince süreç ikinci plana düşmeye başlıyor. İnsan bu kez yaptığı şeyden keyif almak yerine yeterince başarılı olup olmadığını düşünmeye başlıyor. Takipçi sayıları, müşteri yorumları ve gelir hesapları zihnin arka planında sürekli çalışır hale geliyor. Böyle olunca rahatlama alanı olan aktivite stres alanına dönüşebiliyor.
Sürekli üretim zorunluluğu insanın yaratıcılığını zorluyor.
Hobiler doğal akışta beslendiğinde yaratıcı enerji üretiyor. Fakat sürekli içerik, ürün ya da performans üretmek gerektiğinde o akış bozulabiliyor. Özellikle yaratıcı işlerde insanın zihni zaman zaman boş kalmak istemekte. Ama iş haline gelen hobilerde durmak bile suçluluk hissi yaratabiliyor.
Başkalarının beklentileri hobinin kişisel ruhunu değiştiriyor.
Başlangıçta tamamen size ait olan bir uğraş, zamanla başkalarının beklentileriyle şekillenmeye başlıyor. İnsanlar sizden sürekli aynı tarzı, aynı enerjiyi ve aynı kaliteyi bekler hale geliyor. Tabii bu durum bir süre sonra insanı zevk aldığı alandan uzaklaştırmış oluyor. Zira artık yapılan şey sadece kişisel tatmin için olmuyor. Özellikle sosyal medya çağında hobiler hızla kişisel markaya dönüşebiliyor. Ve bazen insan kendi hobisinden bile bıkabiliyor.
Başarı odaklı düşünmek hobinin eğlencesini kaçırıyor.
Hobilerde amatör ruhun ayrı bir büyüsü var. Hata yapmak sorun olmuyor zira kimse sizden kusursuzluk beklemiyor. Ancak iş dünyası daha hızlı, daha verimli ve daha başarılı olmayı sürekli ön plana çıkardığından insan yaptığı şeyin tadını çıkarmaktan çok onu optimize etmeye başlıyor. Bir süre sonra keyif yerini performans analizine bırakmış oluyor. Ne yazık ki alınan keyif de bu yüzden kuş olup uçuyor.
Dikkat! Her sevilen uğraşın profesyonel kariyere dönüşmesi gerekmeyebilir.
Modern dünyada herkes tutkularını paraya çevirmesi gerekiyormuş gibi hissediyor. Sürekli üretmek ve her beceriyi ekonomik değere dönüştürmek büyük bir baskı yaratıyor. Oysa bazı şeylerin sadece mutluluk vermesi bile yeterli. Her sevilen aktivitenin gelir modeli olmak zorunda değil. İnsan ruhunun bazen sadece kendine ait küçük alanlara ihtiyacı olur. Ve dürüst olmak gerekirse bazı hobiler iş olmadığında daha güzel kalır.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın