article/comments
article/share
Haberler
Hayat Seni Asla Sadece Gitmek İstediğin Yere Götürmez

etiket Hayat Seni Asla Sadece Gitmek İstediğin Yere Götürmez

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Bazı kararları neden verdiğini, ancak yıllar sonra anlarsın.

Bir akşam evdesin.

Yapacak pek bir şeyin yok. Televizyonu açıyorsun. Kanalları değiştirirken bir İtalyan filmine denk geliyorsun.

Normalde altyazılı film izlemeyi pek sevmezsin. Ama nedense o akşam kanalı değiştirmiyorsun.

Film başlıyor.

Bir süre sonra fark ediyorsun ki hikâyeden çok, konuşulan dil ilgini çekiyor.

İtalyanca…

Kelimelerin melodisi, insanların konuşurken ellerini kullanışı, o dilin içindeki tutku…

İçinden bir şey geçiyor:

“Ne kadar güzel bir dil. Keşke ben de konuşabilsem.”

Sonra, belki de hayatının en önemli kararlarından birini verdiğinin farkında bile olmadan, telefonunu eline alıyorsun.

Google’a yazıyorsun:

“İtalyanca kursları.”

Birkaç gün sonra bir kursa kaydoluyorsun.

Amacın çok net.

İtalyanca öğrenmek.

Ne bir ilişki arıyorsun ne hayatını değiştirmek istiyorsun ne de yeni bir başlangıç yapma niyetin var.

Sadece bir dil öğrenmek istiyorsun.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Ama hayatın senin için başka bir planı var.

Ama hayatın senin için başka bir planı var.

Kursun üçüncü haftasında biriyle tanışıyorsun.

Önce küçük sohbetler başlıyor. Sonra ders çıkışlarında kahveler. Ardından uzun telefon konuşmaları…

Bir gün fark ediyorsun ki artık kursa İtalyanca öğrenmek için gitmiyorsun.

Onu görmek için gidiyorsun.

Başlangıçta bütün odağın bir dildi.

Şimdi bütün odağın bir insan.

Zaman geçiyor.

Âşık oluyorsunuz.

Hayatının belki de en güzel günlerini yaşıyorsun. Birlikte seyahat ediyorsunuz, hayaller kuruyorsunuz, geleceğinizi planlıyorsunuz.

Ve bir gün evleniyorsunuz.

Düğün gecesi ona sarılırken içinden şöyle geçiriyorsun:

“İyi ki o akşam o filmi izlemişim.”

Çünkü o film olmasaydı İtalyanca kursuna yazılmayacaktın.

Kursa yazılmasaydın onunla tanışmayacaktın.

Onunla tanışmasaydın şu an bu kadar mutlu olmayacaktın.

Her şey ne kadar da anlamlı geliyor, değil mi?

Ama hikâye burada bitmiyor.

Yıllar geçiyor.

Başlangıçta birbirinizde sevdiğiniz şeyler, zamanla birbirinizi yoran şeylere dönüşüyor.

Konuşmalar tartışmaya, tartışmalar sessizliğe dönüşüyor.

Bir zamanlar saatlerce konuşabildiğin insanla artık aynı masada iki kelime edemiyorsun.

Ve sonunda boşanıyorsunuz.

Hayatın altüst oluyor.

Kurduğun düzen dağılıyor. Hayallerin yıkılıyor. Geleceğin belirsizleşiyor.

Bir akşam, boş evinde tek başına otururken yıllar önce izlediğin o İtalyan filmi aklına geliyor.

Ve bu kez bambaşka bir cümle kuruyorsun:

“Keşke o akşam o filmi hiç izlemeseydim.”

Çünkü o filmi izlemeseydin kursa gitmeyecektin.

Kursa gitmeseydin onunla tanışmayacaktın.

Onunla tanışmasaydın evlenmeyecektin.

Evlenmeseydin bu acıyı yaşamayacaktın.

Bir zamanlar hayatının en güzel tesadüfü olarak gördüğün şeyi, şimdi en büyük hatan olarak görüyorsun.

Ama hâlâ hikâyenin tamamını bilmiyorsun.

Boşandıktan sonra yaşadığın şehir sana ağır gelmeye başlıyor.

Boşandıktan sonra yaşadığın şehir sana ağır gelmeye başlıyor.

Her sokak bir anı.

Her kafe bir hatıra.

Bir gün her şeyi geride bırakmaya karar veriyorsun.

Başka bir şehre taşınıyorsun.

Orada yeni bir işe giriyorsun.

İlk başlarda zorlanıyorsun. Kimseyi tanımıyorsun. Yalnızsın. Üstelik yıllardır ihmal ettiğin kendinle ilk kez bu kadar uzun süre baş başa kalıyorsun.

Sonra bir gün iş yerinde bir arkadaşın sana bir şey söylüyor:

“Sen insanları çok iyi dinliyorsun. Hiç psikolojiyle ilgilenmeyi düşündün mü?”

Gülüp geçiyorsun.

Ama o cümle aklından çıkmıyor.

Çünkü yaşadığın ayrılık boyunca insan ilişkilerini, bağlanmayı, sevgiyi, korkuyu, kaybetmeyi anlamaya çalışmışsın.

Kitaplar okumuşsun.

Kendini sorgulamışsın.

İlk kez başkalarını suçlamaktan vazgeçip kendi içine bakmaya başlamışsın.

Ve bir gün bir eğitim programına kaydoluyorsun.

Bu kez amacın kendini anlamak.

Eğitim sırasında kendi hikâyeni anlatıyorsun.

Bir kadın yanına gelip şöyle diyor:

“Senin anlattıklarını dinlerken ilk kez yalnız olmadığımı hissettim.”

O cümle içinde bir yere dokunuyor.

Zamanla eğitimler alıyor, kendini geliştiriyor, insanlara destek olmaya başlıyorsun.

Yıllar sonra, yüzlerce insanın katıldığı bir salonda konuşma yapıyorsun.

Yıllar sonra, yüzlerce insanın katıldığı bir salonda konuşma yapıyorsun.

Karşında hayatında yönünü kaybetmiş, ayrılık yaşamış, başarısız olmuş, yeniden başlamak isteyen insanlar var.

Onlara kendi hikâyeni anlatıyorsun.

Konuşma bittiğinde genç bir adam yanına geliyor.

Gözleri dolu.

“Bugün buraya gelmeden önce hayatımdan vazgeçmek üzereydim,” diyor. “Ama sizi dinleyince ilk kez yaşadıklarımın hayatımın sonu olmak zorunda olmadığını düşündüm. Yardım alacağım. Yeniden deneyeceğim.”

O an susuyorsun.

Çünkü birden yıllar önceki o akşamı hatırlıyorsun.

Televizyonun karşısında oturduğun sıradan bir akşamı…

İtalyanca konuşulan o filmi…

Kursa kaydolduğun günü…

Tanıştığın insanı…

Âşık oluşunu…

Evliliğini…

Boşandığın geceyi…

Şehir değiştirişini…

Kendini bulmak için çıktığın yolculuğu…

Ve şimdi karşında duran bu genci.

Bir anda zihninde bütün parçalar birleşiyor.

Sen o akşam İtalyanca öğrenmeye karar verdiğini sanmıştın.

Ama belki de o karar seni, yıllar sonra bir insanın hayatına dokunacağın bu salona getiren ilk adımdı.

İtalyanca kursuna dil öğrenmek için gitmiştin.

Orada aşkı bulmuştun.

Aşkı bulduğunda mutluluğu bulduğunu sanmıştın.

Evliliğin bittiğinde her şeyini kaybettiğini düşünmüştün.

Oysa o kayıp seni başka bir şehre götürmüştü.

O şehir seni başka insanlarla tanıştırmıştı.

O insanlar seni kendinle tanıştırmıştı.

Ve kendini tanıdığında, başkalarının hayatına dokunabilecek birine dönüşmüştün.

İşte o gün çok önemli bir şey anlıyorsun:

Hayat bazen seni istediğin yere götürmez. Çünkü henüz gitmen gerektiğini bilmediğin bir yer vardır.

Ve belki de insanın en büyük yanılgısı, yaşadığı olayları yalnızca yaşandıkları anda değerlendirmesidir.

Bir şey seni mutlu ettiğinde onun iyi olduğunu düşünürsün.

Bir şey canını yaktığında onun kötü olduğunu düşünürsün.

Oysa bir olayın hayatındaki gerçek yerini, bazen ancak yıllar sonra anlayabilirsin.

Bugün kayıp dediğin şey, yarın özgürlüğünün başlangıcı olabilir.

Bugün reddedildiğin iş, seni kendi işini kurmaya götürebilir.

Bugün bitti diye ağladığın ilişki, seni kendinle tanıştırabilir.

Bugün yanlışlıkla girdiğin bir sokak, hayatının en önemli insanıyla karşılaşacağın yer olabilir.

Ve bugün hiçbir anlam veremediğin bir olay, yıllar sonra bütün hikâyenin kilit taşı hâline gelebilir.

Çünkü hayat her zaman düz bir çizgide ilerlemez.

Çünkü hayat her zaman düz bir çizgide ilerlemez.

Sen A noktasından B noktasına gitmek istersin.

Hayat seni önce C’ye götürür.

Oradan D’ye savurur.

E’de kaybolduğunu sanırsın.

F’de her şeyin bittiğini düşünürsün.

Sonra bir gün, hiç hesapta olmayan bir yerde durup arkana bakarsın.

Ve fark edersin ki geçtiğin yolların her biri seni değiştirmiştir.

Belki o yolların hepsi önceden yazılmış değildi.

Belki bazıları yalnızca senin seçimlerin, hataların ve cesaretinle oluştu.

Ama hepsi bugünkü senin bir parçası oldu.

Ve artık şunu biliyorsun:

Bir olayın neden yaşandığını, o olayın içindeyken her zaman anlayamazsın. Çünkü sen o anda yalnızca bir sahneyi görüyorsundur. Oysa hayat, filmin tamamıdır.

Bu yüzden bazen bir kapı kapandığında hemen onun önünde ağlamaya başlama.

Bazen bir insan hayatından çıktığında hikâyenin bittiğini sanma.

Bazen bir planın bozulduğunda bütün yolların kapandığını düşünme.

Çünkü belki de sen bir şey kaybetmiyorsundur.

Belki de hayatında henüz yer açılması gereken bir şey vardır.

Ve kim bilir…

Belki de bugün verdiğin küçücük, önemsiz sandığın bir karar, on yıl sonra hiç tanımadığın bir insanın hayatını değiştirecek.

Tıpkı bir akşam yalnızca İtalyanca öğrenmek isteyen o insan gibi.

Çünkü bazen bir yola, varmak istediğin yer için çıkarsın. Ama o yolun asıl amacı, seni olman gereken insana dönüştürmektir.

Ve hayatın en çarpıcı tarafı da budur:

Sen bir şeyin peşinden gittiğini sanırken, belki de hayat seni bambaşka bir şeye hazırlıyordur.

Instagram

X

Linkedln

Facebook

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam