Günlük Tutan Tek Sadrazam Mahmud Şevket Paşa Şehrin Ortasında Vurularak Öldürülmüştü!

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Yakınçağ tarihimiz genellikle son güçlü padişah olan II. Abdülhamid ve İttihat-Terakki partisi ile anılmaktadır. Devrin ön plana çıkan isimlerinin yanı sıra, önemli mevkilerde olmalarına rağmen unutulup gidenler de az değildir. Mahmud Şevket Paşa günümüzde çok fazla tanınmasa da özellikle 20. yüzyılın başlarında iz bırakmış bir isimdi.

Mahmud Şevket Bey 1856'da Bağdat'ta doğmuştu. Temel eğitiminin ardından İstanbul'a gelerek 1876'da Kuleli Lisesi, 1878'de Harbiye Mektebi ve 1880'de Harp Akademisini bitirdi.

Kurmay Yüzbaşı olarak göreve başlayan Mahmud Şevket Bey, ilk vazife yıllarını cephelerden daha çok, Harbiye Mektebinde çeşitli dersler vererek geçirdi. O sıralarda uzman sıfatıyla mektepte bulunan Alman Goltz Paşa'nın bir nevi asistanı oldu.

1901 yılına gelindiğinde Ferik (Tümgeneral) rütbesine ulaşan Mahmud Şevket Paşa, kendisinin Hicaz'a tayinini bir sürgün olarak yorumladı.

Bu tayin, onun ileride II. Abdülhamid hakkındaki olumsuz düşüncelerine sağlam bir zemin hazırlayacaktı. Nitekim 1905'te Birinci Ferik (Korgeneral) rütbesiyle Kosova Valisi ve 1908'de Üçüncü Ordu Kumandanı olarak atanan paşa, bu yıllarda İttihat ve Terakki ile yakınlaşacaktı.

O yıllarda İttihat ve Terakki içerisinde Enver Bey ön plana çıktıysa da Mahmud Şevket Paşa rütbesinin de üstünlüğüyle daha yetkili bir konumdaydı.

1908'de ilan edilen II. Meşrutiyet'in hemen ardından 1909'da patlak veren 31 Mart Vak'ası sırasında, Mahmud Şevket Paşa İstanbul'a ilerleyen Hareket Ordusunun başındaydı. Hatta İsmet (İnönü) (ayakta duranlardan soldan 2.) ve Mustafa Kemal (Atatürk) dahi bu orduda genç birer subaydılar.

Paşa, 31 Mart Olaylarından sonra ilan edilen sıkı yönetimin başındaki fevkalade yetkili komutanlardan birisiydi.

Öteden beri İttihat ve Terakki içerisine kendini çok fazla kaptırmadığı görülen Mahmud Şevket Paşa, yetki ve nüfuzuyla aynı orantıda partinin fikir ve görüşlerinden de gittikçe uzaklaşmaya başladı. 1910'dan sonra kısa süreli olarak Harbiye Nazırlığı (Savunma Bakanlığı) görevinde bulundu. Balkan Savaşları ise paşanın en yüksek mevkiye erişmesine bir vesile olacaktı.

Trablusgarp ve ardından Balkan Savaşlarıyla gerilen ortamda 23 Ocak 1913'deki Babıali Baskını ile mevcut hükumet istifaya zorlandı.

Şahs-ı Manevi-i Devletin Dimağ-ı Müsellahı (Devletin manevi şahsının akıl silahı) Mahmud Şevket Paşa Hazretleri.
Es-sadrazam sahib'ül gayrete ve'l-hamiyyete (gayret ve hamiyet sahibi sadrazam) Mahmud Şevket Paşa

Boşalan sadaret makamına ise Mahmud Şevket Paşa atanacaktı. Bu paşanın bürokraside yükselebileceği en yüksek makamdı. Fakat ne yazık ki sadareti sadece birkaç ay sürecekti.

Sadrazam Mahmud Şevket Paşa 10 Haziran 1913 akşamı günlüğünü yazdıktan sonra, diğer sayfaya ertesi günün tarihini de atmıştı.

O gün Harbiye Nezareti'nden çıkıp Sirkeci'deki Babıali'ye gitmek için her zamanki gibi arabasına bindi. Birkaç dakika sonra arabanın yavaşladığı köşeyi tutan, ikişer silahlı 3 suikastçı çapraz ateşe başladılar. Ateş kesildiğinde Mahmud Şevket Paşa ile birlikte arabada bulunan Yüzbaşı Hilmi ve Teğmen İbrahim Halil Beyler de son nefeslerini veriyorlardı.

Suikastçılar olaydan kısa süre sonra yakalanıp yargılandılar. Günümüzde olayda kullandıkları silahlar dahi İstanbul'daki Harbiye Askeri Müzesinde sergilenmektedir.

Mahmud Şevket Paşa'nın aracı ve suikasta uğradığı sırada giydiği kıyafetleri dahi aynen muhafaza edilmiş olarak sergilenmektedir. Katillerin yakalanması çok basit olduysa da günümüzde dahi bu olayın arkasındaki esas planlayıcılar gölgede kalmaktadır.

23 Ocak-10 Haziran 1913 arasında günlük tutan Mahmud Şevket Paşa, bu adetiyle de bir ilki gerçekleştirmiş oluyordu.

Ne yazık ki 10 Haziran akşamı sonraki gün için yazdığı 11 Haziran tarihinin altını doldurma fırsatı bulamadı. Günlüğü, aile yakınlarından temin edilerek, Murat Bardakçı tarafından ''Mahmud Şevket Paşa'nın Sadaret Günlüğü'' adıyla yayınlanmıştır.

Paşa'nın öldürülmesi olayına sütunlarında geniş yer veren Servet-i Fünun gazetesi, kendisinin Türkçe ve Arapça'yı anadil olarak, Fransızca'yı kuvvetli, Almancayı ise mükemmelen bildiğini yazmaktadır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
nebusimdi

İttihatçıların gizli (veya açık) tarihinden acınası bir yaprak.

douyilmaz

Unutmadık paşam yaptığın icraatları. O saçına, sakalına ölünür. Yaptığın, yürüttüğün ideallerin ve sistemlerin ile Enver, Mustafa Kemal, Kazım, Fevzi gibi komutanlar çıkardığın için sana minnettarız. Var ol paşam. Mekanının cennet olsun.

hossohbet-entelektuel-adam

Açık konuşucam bu ülkede biri suikate uğramışsa araştırılması gerekli. İyi şeyler yapıyorsan cezayı da çekeceksin. Bak şimdi tayyibe kimse sevmiyor adamı. Menderes idam edildi. Abdülhamid hal edildi. Abdülaziz'i öldürüp intihar süsü verildi. 31 Mart vakası Türk tarihinin yüz karasıdır, ciddi anlamda. Oradaki herkesin Allah belasını versin ama Mahmut Paşa üzerinde düşünülmesi gereken bir konu

bayram-balkas

Güçlü istihbaratın olacak,ayrıca,menfaat birliği içinde olduğun ülkelerle sıcak ilişkiler kuracaksın,onların istihbaratından faydalanacaksın...en önemlisi arkana milyonları bulan vatandaşların oylarını alacaksın...ondan sonra da korkmadan yola devam diyeceksin....

sadri-alisik-ozturk

kısa sürede etkili çözümleri varmış rahmetlinin, bi nevi can simidi gibi anında hayat kurtaracak çözümler

Başlıklar

İstanbul
Görüş Bildir