Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Ercan Altuğ Yılmaz Yazio: Sağlığımızı Oyunlaştıran Uygulama

1PAYLAŞIM
Yazio Banner

İlerleyen yıllarda geçmişe dönüp 2020 yılını nasıl hatırlıyorsunuz diye sorulduğunda çoğumuz benzer yanıtları vereceğiz. Arkadaşlarımızla daha az iletişim kurduğumuz, evden çalıştığımız, iç dünyamıza yöneldiğimiz ve belki de en önemlisi sevdiklerimizin ve sağlığımızın kıymetini en iyi anladığımız bir yıl oldu diyeceğiz. Yeni seneyle birlikte farkındalığımızın bu kadar arttığı bir dönemde kendimiz için ne yapıyoruz? Belki de bu vakitleri bir daha hiç bulamayacağız. 

Evden çalışmak ilk zamanlar kulağa çok hoş geliyordu, peki ya şimdi durum nasıl? Bu durum fiziksel aktivitelerimizi o kadar etkiledi ki ev içinde daha aktif olabileceğimiz köşeler aramaya başladık. Bunun yanında kapalı ortamda bu kadar uzun süre kalıyor olmamız, güneş ışığından daha az faydalanmamız ruhsal sağlığımızı da oldukça kötü etkilemeye başladı ve kabul edelim ki artık ruhsal olarak da pek sağlıklı sayılmayız.

Peki ya bu durumdan kurtulmak için ne yapıyoruz?

Dünya Sağlık Örgütü sağlığı; bireyin bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam iyilik hali olarak belirtir ve bu iyilik haline ulaşmak için neler yapmalıyız sorusuna da cevaplar verir. Sağlığımızı en üst düzeyde önemsememiz gerekiyor ama bu obsesif takıntıya dönüşen sağlık çabalarımızla geçen süreç içerisinde artık sıkılmaya başladık. Rutin işlerimizi yaparken bile biraz daha heyecan arıyoruz çoğu zaman.  

Son dönemde çoğu arayışımıza çare olduğu gibi burada da imdadımıza yetişen bir araç var: “Oyunlaştırma”.  

Şöyle kabuğumuza çekilip büyük resme baktığımız zaman hayatımızın her alanında aslında oyunlaştırma var ama farkındalığımız doğrultusunda varlığını kabullendiğimiz kadar oyunlaştırabiliyoruz.

Tüm bu düşünceler ışığında “Tam iyilik halini nasıl oyunlaştırabiliriz.” diye düşünürken bunu bizim için sevgili JaneMcGonigal, SuperBetter uygulamasında çok güzel ortaya koymuş.

Jane diyor ki; fiziksel, mental, duygusal ve sosyal yönlerimizi en iyi seviyeye ulaştırmak için hayatınızı 'oyunlaştırmanıza' izin verin.  

JaneMcGonigal bu oyunun tasarım sürecini Tedx konuşmasında anlatırken çok da iç açıcı olmayan bir hikaye ile başladığını belirtir. Hikayenin ayrıntısına “Yaşamınıza 10 yıl katabilecek oyun” başlığıyla yayınlanan TED videosu üzerinden ulaşabilirsiniz. Şu kadarını söylemek gerekirse hikayenin çıkış noktası Jane’nin yaşadığı bir kaza sonrasında yaşam enerjisini kaybettiği ve psikolojik olarak çok zor bir durumda olduğu zamanlardan yadigar. Önce kendisi, ikizi ve eşi ile oynayarak başlıyor ve sonunda geldiği nokta tahmin edebileceğiniz gibi mutlu son.

Jane bu duyguların ve semptomların hepsiyle bir oyun sayesinde mi üstesinden geldiğini söylüyor.

Tamamıyla evet diyemiyoruz, ama evet sağlığınıza daha hızlı kavuşmanızı sağlıyor diyebiliriz. Sadece deneyimle değil aynı zamanda bilimsel olarak kanıtlanmış çalışmalarla da bu durum destekleniyor.  

Metin tabanlı uygulamaların temelinde bilişsel davranışçı terapi ve kabul-kararlılık terapisi gibi terapi yöntemlerine dayandırılmış psikoterapi yöntemleri kullanılıyor. Bu kapsamda davranış değişikliği sağlayarak mental sağlığı arttırmayı hedeflemekte. Bu kadar bilimsel temelde hazırlanmış ve içerik kısmında da çalışmalarla desteklenen bilginin paylaşılması, uygulamanın güvenirliğini arttırıyor diye düşünebiliriz. Uygulamayı geliştirdikten sonra depresyon ve anksiyete tedavisi için altı haftalık bir klinik çalışma yapılmış ve sonuçları onaylanmış. Klinik çalışmanın detaylarını merak edenler için, tüm sürece buradan ulaşabilirsiniz.

Uygulama öncelikle kullanıcıların tercihlerine ve motivasyonlarına bağlı olarak travma sonrası stresi azaltmak, ağrıyı gidermek, beslenmeyi iyileştirmek, fiziksel aktiviteyi artırmak, kaliteli uyku sağlamak gibi hedeflere ulaşmamızda bizlere yardımcı olmak için tasarlanmış.

Bu hedefleri belirledikten sonra ise öncelikle günlük hedeflerle yolculuğumuza başlıyoruz. Karşımıza 7 farklı kategori çıkıyor (Activity, Powerups, Quests, BadGuys, Allies, FutureBoots ve Achievements). 

Günlük hedefler Activity başlığı altında kullanıcılara sunuluyor. Hedefleri nasıl gerçekleştireceğimize dair bilgilere göre her hedefi dört aşamalı bir son ile tamamlayabiliyoruz. Motivasyonu sağlamak için tamamlanan görevlerle ilgili aldığımız puanları sosyal platformlardan paylaşabiliyoruz. 

Güçlendirici hedefler (Powerups) bizlere kendimizi daha iyi hissettiren ve pozitif duygular uyandıran aktiviteler olarak karşımıza çıkıyor (bir bardak su iç, müzik eşliğinde dans et).  

Görevler (Quest), fiziksel olarak daha iyi olmamız için “Küçük Bir Adım At” ya da kendimizi daha iyi hissetmek için “Düşmanını tespit et, Ruh Halini Yükselt” gibi adımlardan oluşuyor. 

Kötü adamlar (BadGuys), SuperBetter olma yolunda ilerlerken önümüze engel olarak çıkan her şeydir. Yapışkan sandalye, tembel egzersiz soyguncusu gibi egzersiz tabanlı ya da kaktüsle başa çık gibi kendisine zaman ayırmayanların hedeflerini belirleyen direktifler verilerek bunlarla mücadele etmemiz beklenir.  

Benim kötü adamım “Lazy Exercise Robbers” olduğu için onunla mücadele etmeyi seçtim :)

Müttefikler (Allies), bizlere sosyal platformlardan destek sağlayacak kişilerdir. Aynı zamanda zorlandığınız konularda soru sorabileceğimiz bir bölüm olarak düşünebiliriz. Bunun yanında bilimsel olarak sosyal ilişkiler ve sağlık ilişkisini inceleyen güncel makalelere de yönlendiriliyoruz. Böylece bilimsel olarak alanda neler yapıldığına dair bilgi sahibi olabiliyoruz.  

Gelecek Adımları (Future Boots); gelecekte daha iyi ve daha güçlü hissedeceğimiz duygu patlamaları olarak tanımlanıyor ve yine literatür desteği ile daha ayrıntılı bilgiler veriyor. “Git kendine sarıl” veya “En yakınında bulunan kişiyle tokalaş” gibi oksitosin mekanizmamıza dokunarak kendimizi daha iyi hissetmemize yardımcı olan aktiviteler de uygulamada  yer almakta.  

SuperBetter, bizi sürekli oyunda tutmak için çabalamıyor, aksine fiziksel ve ruhsal açıdan baş etmemiz gereken durumlar olduğunda oyuna girmemiz ve oyunu oynadıktan sonra daha iyi hissetmemizi amaçlıyor. 

O zaman şimdi kendimiz için biraz zaman ayıralım ve kendimizi oyunun akışına bırakalım. 

Ve sonra neler olduğunu hep birlikte göreceğiz. :)

Bu yazı Gamfed Türkiye gönüllülerinden Afra Çalık’ın katkılarıyla yazılmıştır.  

Twitter

Instagram

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir