Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Ercan Altuğ Yılmaz Yazio: Netflix’te İçinde Oyun Geçen Film ve Belgeseller

14PAYLAŞIM
Yazio Banner

“Bütün dünya bir sahnedir. Ve bütün erkekler ve kadınlar sadece birer oyuncu..”

 William Shakespeare 

Peki siz bu sahnede oyunları ne zaman oynuyorsunuz? 

Oyun, toplum tarafından genel olarak boş vakit doldurma ve eğlence unsuru olarak algılanır. Hatta ebeveynler çocuklarını oyundan uzak tutmak için bir sürü yöntem dener ve dijital oyunları çocukları için zararlı olarak görür. Çocuklarına; “Eğer çok oyun oynarsan derslerine çalışamaz, başarılı olamaz ve üniversiteye giremezsin. İyi bir iş bulamazsın.” şeklinde serzenişlerde bulunur. Peki, gerçekten böyle mi? Oyun oynayan çocuklar hayattan geri mi kalıyor? Geleceklerini tehlikeye mi atıyor?

Oyun, bir çocuğun hayatında yepyeni kapılar açar. Dışında kaldığı bir oyunun kahramanı oluverir bir anda. Artık hayata başka bir açıdan bakmaya başlar. Bu çocuklardan biri de The Speed Cubers’da bize anlatılatılan Max Park’dır. Park; dünyanın 3x3 dışında, tüm branşlarda en hızlı küp çözen insanı. Max’e 3 yaşında otizm teşhisi konmuş. Annesi bunu öğrendiği anı şöyle anlatıyor. “Çocuğumla yapmak istediğim şeylerin hayallerini kurarken bir anda bütün kapılar yüzüme kapandı.

Kapanan bu kapıları tekrar açan ise 2017 yılında Max’e dünya şampiyonluğunu kazandıran bir rubik küp oldu.

Annesi Max’e ilk küpü verdiğinde bunu bir eğitim aracı olarak kullanmak istiyordu. Oyun tam da bu noktada tüm işlevlerini yerine getirdi. Max katıldığı oyunlar sayesinde sırasını beklemek, komutları takip etmek gibi birçok becerisini geliştirdi. Oyun onun sosyalleşmesini sağladı. Birçoğumuz bu deneyimi atari salonlarında yaşamışızdır. 1980’lerdeki atari salonları bizleri sadece oyuna çekmiyordu aynı zamanda sosyalleşmemizi sağlıyordu. Gelişen teknolojiyle birlikte dijital platformlar yeni sosyalleşme ortamları olmaya başladı.  

Oyunda kaybetmeyi ve kazanmayı yaşayan Max gerçek hayatta da bu duygularla baş etmeyi öğrendi. İşte bu yüzden hepimizin oyun oynamak için farklı sebepleri vardır. Oyun oynarken sınırsız bir olanağa sahip bir dünyaya giriş yaparsınız ve bu bize inanılmaz bir özgürlük sağlar. Bir düşünün bakalım siz en son ne zaman hangi oyunu oynadınız? Peki, bu oyunu neden seviyorsunuz? 

Dünya çapında milyonlarca oyuncusu olan "League Of Legends" oyuncuları bu soruya gerçek hayatta yapamadığımız birçok şeyi yapabilmek bizi çok heyecanlandırıyor yanıtını vermiştir.  

Düşünsenize bir gece uyanıyorsunuz ve evinizin koridorunda Pacman ile karşılaşıyorsunuz. “Pixels” filmi bu durumu çok güzel anlatmış. Video oyunlarıyla büyüyen bir neslin çocukları yıllar sonra dünyayı kurtarmak için yeniden oyun oynamak zorunda kalır. Üstelik bu sefer oyun gerçek olmuştur. En zorlu rakipler bir anda aynı takımda yer alırken biri devlet başkanı diğeri teknik servis elemanı olan iki arkadaş dünyayı kurtarmak birlikte savaşır. Oyunda herkes eşitlenir. Oyun cinsiyet ve engel tanımaz. Yaklaşık olarak dünya nüfusunun yarısı kadın yarısı erkek olmasına rağmen neden oyunların birçoğu erkeklere özgüymüş gibi düşünülür? Neden kızlar daha kolay bir rakip olarak algılanır?

Memory Games filmine baktığımızda 2017 Dünya Hafıza şampiyonasında 3. olan, daha önce defalarca erkek rakiplerini geride bırakarak şampiyonluk almış Yanjaa Wintersoul bunu çok güzel özetliyor: “Artık sadece bir insan olarak değil rakip olarak da bana saygı duydukları için mutluyum.”

Evet, oyun hayatımızın her yerinde ve insanlık tarihi kadar eskidir. Ancak bu tarz önyargılar değişmediği sürece oyunun hayatın bir parçası olarak görülüp görülemeyeceğini söylemek kolay değil. Çocuklarımıza oyunu yasaklayarak değil bazı sınırlamalar koyarak ve hatta birlikte oynayarak oyunun içinde kalmalarını sağlayabiliriz. Oyunların gücüne inanarak! 

Netflix’in bize sunduğu film ve belgeseller: 

  • The Speed Cubers 

  • League of Legends 

  • Pixels 

  • Memory Games 

Bu yazı Gamfed Türkiye Gönüllülerinden Zeynep Aydın ve Alen Taşcıoğlu’nun katkılarıyla yazılmıştır.

Twitter

Instagram

LinkedIn

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir