Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Ebru Şinik Yazio: İnsanlık 2020’de Ne Öğrendi?

37PAYLAŞIM
Yazio Banner

Hayat bir ders mi, eğlence mi, acılar mı, denge mi, dengesizliğin içinde dengeyi bulma sanatı mı yoksa bunların hepsinden bağımsız olarak sadece Gözlemci Farkındalığı kazanarak, yaşanması gereken eşsiz bir Deneyimler Merkezi mi?

Ne oldu 2020’de insanlığa? Neden oldu bu olanlar? Nedennnnn sizce?

Bunun için çok şeyler söylendi. Doğa intikamını alıyor gibi mesela....

Bence doğa intikam falan almaz.  Birlik Bilincine sahip olan doğa sadece birlik bilincini destekleyen şekilde tabiat ritimlerini devam ettirir. Yani her şey sadece olması gerektiği gibi olur.

Peki  neden böyle olur?

Çünkü insanın kendi Öz’ünü hatırlaması için silkelenmesi, düşünmesi, tefekkür etmesi, içine dönmesi, gerçek benliğini ve yaşama geliş amacını keşfetmesi ve  bunu gerçekleştirmesi yaşamın ana amacıdır.

“Kendini bilen, evreni de bilir” der üstatlar. Bir elin yağda, bir elin balda gelişim, dönüşüm olmaz. Çünkü insan fıtratı buna müsait değildir. Çok çabuk alışırız her şeye...özellikle rahata... Elbette artık devir 40 gün tek başına mağaralara kapanıp, orada erme devri değildir. Devir değişmiştir. Ama insanın bilinç evrim yolu değişmemiştir. Çünkü insan robotik mekanizması 200.000 yıl önce neyse, bugün de o’dur.

Ama değişen bir şeyler vardır elbette, o da titreşimlerdir...Yaşamın ana kaynağı olan bu titreşimler frekanslarını zamanla evrenin, kozmosun, gezegenlerin, dünyanın evrim planına göre değiştirmektedirler. Onlar yapmaları gerekeni büyük bir özenle ve titizlikle yapmaktadırlar.

Peki insanlık bu ilahi planda üstüne düşeni yapıyor mu ?

Dünyada derli toplu en eski kutsal metinler olarak belirtilen kadim Hint yazıtları olan Veda’larda der ki; “Hiç bir ruh dünyaya yaşam boyu hastalıklarla ve acılar ile boğuşsun diye gelmemiştir!”

Madem öyle, o halde yaşamı bir tehdit olarak ve bir hediye olarak algılayanlar arasındaki majör fark nedir?

Yaşam ile sürekli boğuşmak zorunda olduğunu zanneden veya hisseden ile olan her şeyi olduğu gibi kabul edip, geleni feryat figan etmeden alıp, yolarına fütursuzca devam edenler arasında ki fark nedir sizce???

İlgi alanlarında kaybolmayıp, enerjilerini çoğunlukla etki alanlarına yönlendirenler bunu nasıl becermektedirler?

Bu  farka kısaca içinde bulunduğumuz REALİTE diyebiliriz. Yani Bilinç Seviyemiz.

Hepimizin gerçekliğini oluşturan birinci basamak düşüncelerimizdir. Düşüncelerimiz, seçimlerimizin tetikleyicisidir. Seçimlerimiz davranış kalıplarımıza dönüşür zamanla... Davranışlarımız ise aynı eylem hallerini yani aynı deneyimleri  yaratır veee aynı deneyimlerde insanda kısır döngü şeklinde aynı duyguları yaratır.

California’da Dr. Deepak Chopra tarafından kurulmuş bulunan Chopra Center’da okurken Ruhun Yazılım Programı isminde bir dersimiz vardı. Bu ders insan yaşamını o kadar basit bir kurgu ile anlatır ki... Zaten kadim bilgiler tüm insanların anlayabileceği basitlikte ve efektif bir şekilde uygulanabilir olmasında gizler sırlarını...

Buna göre Ruhun Yazılım Programında sadece 3 ana basamak vardır, bunlar;

1. Yapmış olduğumuz Eylemler

2. Bu eylemlerin hafızamızda açtığı Kayıtlar

3. Ve bu kayıtların yarattığı Arzular ‘dır.

Bu kadar...Kurduğumuz hayatlar bundan ibaret işte...

  • Seçimlerimizin %95’e yakını geçmişteki eylemlerimize dayanmaktadır.

  • Yapmış olduğumuz bu eylemler, bu davranışlar bizim hafızamıza özel hatıralar (sanskara) ve arzular (vasanas) yaratırlar.

  • Geçmişte yapmış olduğumuz seçimlerin oluşturmuş olduğu bu arzular ise bizi gelecek eylemlerimiz için harekete geçirir.

Yani eğer yaşamınızda sürekli aynı paternler varsa, ilişkilerinizde, duygularınızda, kilonuzda, hastalıklarınızda vb. o halde yapmış olduğunuz seçimler birbirini büyük olasılıkla siz farkında olmadan tekrar ediyor demektir.

Dolayısı ile seçimlerimizi değiştirmediğimiz sürece yaşamımız kendini tekrardan ibaret olacaktır.

Yaşamımızın tekrardan ibaret olmaması ve gelişmemiz için Öz’ümüz, Ruhumuz  biz doğmadan önce verdiğimiz sözleri  tutabilmemiz üzere yolumuza taşlar koyar zaman zaman... Bazıları büyük, bazıları küçük, bazen aşılması imkansız gibi görünen dağlar, fırtınalar, seller, erozyonlar... İşte insan o zaman bir silkelenir ve şunları sormaya başlar içgüdüsel olarak;

Ben kimim ?

Ben Ne yapıyorum?

Neden Bu Dünyadayım?

Yaşam Amacım Nedir?

Vb.  içsel dünyasında keşfe çıkaracak olan bu sorular belirmeye başlar zihninde... Ancak ama ancak büyük zorluklar veya travmalarla karşılaştığında bu sorulara yönelir insan...

İşte 2020’de  dünya üzerinde yaşayan insanlığın büyük bir bölümü belki de yaşamlarında ilk defa bu soruları kendilerine sordular...

Şimdi anladınız mı neden tüm bunları yaşadığımızı... Çünkü dünya ana bizim ebediyen mutlu olmamızı istiyor.

O halde şimdi silkelenme vaktidir.

Zihnimizdeki çöp düşüncelerin sabote etme eğilimden özgürleşerek, gerçek benliğimizi keşfe ve ebedi  gençlik, sağlık, mutluluk ve huzuru keşfetmenin vaktidir.

Nasıl mı yapacaksınız?

Anlatacağım, beni okumaya devam edin.

Bu yazımı Veda’lardan derlenmiş 108 vedik metinden oluşan ve yüksek bilinç seviyelerini anlatan Upanişad’lar olarak bilinen kitaptan bir dörtlükle kapatıyorum;

You are what your deep, driving desire is.

As your desire is, so is your will.

As your will is, so is your deed.

As your deed is, so is your destiny.

 

Siz en derininizde yatan, itici arzunuz ne ise O’sunuz.

Arzunuz ne ise, niyetiniz, iradeniz de O’dur.

Niyetiniz ne ise, ameliniz de O’dur.

Ameliniz ne ise, kaderiniz de O’dur.

Brihadaranyaka Upanishad IV. 4.5

İyi Ol, Mutlu Ol! 

YouTube

Instagram

Facebook

Twitter

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir