article/comments
article/share
Haberler
Dört Yıl Önce Dipsiz Kuyudaydı, Şimdi Dünya Kupası Onun Ellerinde: Ferran Torres

etiket Dört Yıl Önce Dipsiz Kuyudaydı, Şimdi Dünya Kupası Onun Ellerinde: Ferran Torres

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Tüm yaz onu izledim. Dünya Kupası Madrid kutlamasından sonra arkadaşlarıyla yaptığı Ibiza tatili, Amerika çıkartması ve Paris transferi…

Ferran Torres’in hikâyesini Dünya Kupası finalinde attığı golle başlatırsak büyük haksızlık ederiz. Çünkü benim bu Dünya Kupası’nda en sevdiğim şeylerden biri tam olarak bu oldu: Skor tabelasında birkaç saniye gördüğümüz isimlerin, o ana gelene kadar neler yaşadığını kurcalamak.

Ferran’ın hikâyesini kurcalayınca da karşıma bir köpekbalığı, bir psikolog, bir “dipsiz kuyu”, Iniesta ve sonunda Dünya Kupası çıktı.

Haydi tanışalım.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

1. Hayalindeki kulübe transfer oldu ve... mutsuz oldu

1. Hayalindeki kulübe transfer oldu ve... mutsuz oldu

İnsan zihninin en sevdiğim oyunlarından biri: “Şu gerçekleşirse çok mutlu olacağım.”

Ferran Torres için Barcelona’ya transfer olmak o “şu”lardan biriydi.

Valencia’dan Manchester City’ye, oradan Barcelona’ya uzanan kariyerinde dışarıdan bakıldığında her şey olması gerektiği gibi gidiyordu. Büyük kulüpler, milli takım, milyonlarca insanın hayalini kurduğu bir kariyer...

Ama Barcelona’ya geldikten sonra psikolojik olarak oldukça zor bir dönem yaşadı.

Sonradan o günleri anlatırken kendisini adeta “dipsiz bir kuyuda” hissettiğini söyleyecek ve profesyonel destek aldığını açıkça anlatacaktı.

Bazen hayaline ulaşmak, iyi hissetmek için yetmiyor.

Bunu bir Dünya Kupası kahramanından duymak ise hepimize tatlı bir çimdik olsun.

2. Sonra hayatına bir köpekbalığı girdi: El Tiburón

2. Sonra hayatına bir köpekbalığı girdi: El Tiburón

Ferran bir noktada kendisine yeni bir kimlik yarattı.

El Tiburón. Köpekbalığı.

Öylesine takılmış havalı bir futbolcu lakabından söz etmiyoruz. Ferran için köpekbalığı; çalışma, disiplin, zihinsel güç ve devam etmek demekti. Hikayesini değiştirmeye başladı.

Bence burası çok kıymetli.

Çünkü bazen hayatımız değişmeden önce kendimize anlattığımız hikâyenin değişmesi gerekiyor.

“Ben yapamıyorum”dan “Ben köpekbalığıyım”a geçmek gibi...

3. İşin en tatlı kısmı: Gerçekten Ferran Torres isimli bir köpekbalığı var!

3. İşin en tatlı kısmı: Gerçekten Ferran Torres isimli bir köpekbalığı var!

Valencia’daki Oceanogràfic, deniz yaşamının korunmasına verdiği destek nedeniyle gri köpekbalıklarından birine Ferran Torres adını verdi.

Düşünsenize...

Bir dönem kendi zihninin içinde yüzmekte zorlanan bir adamın adı bugün gerçek bir köpekbalığında yaşıyor.

Hayat metaforları bazen hiç çekinmeden gözümüzün içine sokuyor.

4. Dünya Kupası’ndaki kelimesi de tesadüf değildi: Fortaleza

4. Dünya Kupası’ndaki kelimesi de tesadüf değildi: Fortaleza

İspanya Futbol Federasyonu’nun Dünya Kupası içeriklerinden birinde Ferran’ın karşısına çıkan kelime “fortaleza” oldu.

Güç. Metanet. Dayanıklılık.

Ferran orada zihnin de tıpkı beden gibi çalıştırılması gerektiğinden bahsediyordu.

Birkaç yıl önce psikolojik destek alan bir futbolcu...

Yıllar sonra zihinsel dayanıklılıktan söz ediyor...

Ve henüz bilmiyor ama birkaç gün sonra kariyerinin en büyük anlarından birine çıkacak.

Bazı hikâyelerin senaristi gerçekten fazla çalışıyor.

5. Üstelik Dünya Kupası finaline ilk 11’de başlamadı

5. Üstelik Dünya Kupası finaline ilk 11’de başlamadı

Geldik 19 Temmuz’a.

İspanya-Arjantin.

Dünya Kupası finali.

Ve hikâyemizin kahramanı Ferran Torres ilk 11’de yok.62. dakikada Mikel Oyarzabal’ın yerine oyuna giriyor.

Bunu özellikle yazmak istiyorum.

Çünkü bazen hayatınızın en önemli gününde sahneye ilk çağrılan siz olmayabilirsiniz.

Bu, o günün sizin gününüz olmayacağı anlamına gelmiyor.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

6. Dakika 106: Bir ülkenin tarihi değişiyor

6. Dakika 106: Bir ülkenin tarihi değişiyor

Normal süre bitiyor.

Maç uzatmalara gidiyor.

Dakika 106.

Pedro Porro’nun ortası geliyor, Nico Williams topu indiriyor ve Ferran Torres vuruyor.

Gol.

İspanya 1.

Arjantin 0.

Ve o top ağlara girdiğinde yalnızca bir Dünya Kupası finalinin skoru değişmiyor.

Ferran Torres’in hayat hikâyesine artık silinemeyecek bir cümle ekleniyor:

İspanya’ya Dünya Kupası’nı kazandıran golü atan adam.

7. Bir dakika... Iniesta ile aynı listeye mi girdi?

7. Bir dakika... Iniesta ile aynı listeye mi girdi?

Evet.

İspanya’nın Dünya Kupası finallerindeki golcülerine bakalım:

Andrés Iniesta.

Ferran Torres.

Liste bitti!

Daha da güzeli, iki gol de uzatmalarda geldi.

İki gol de Dünya Kupası’nı getirdi.

2010’da Iniesta.

2026’da Ferran Torres.

Bazı listelere girmek için yüzlerce gol atmanız gerekmiyor. Doğru golü, doğru anda atmanız yetiyor.

8. Ama Ferran golü kendisine yazmadı

8. Ama Ferran golü kendisine yazmadı

Finalden sonra söylediği şeylerden biri de benim Ferran’ın hikâyesinde en sevdiğim detaylardan oldu.

Golü sadece kendisinin ya da 26 kişilik İspanya kadrosunun olarak görmedi.

47 milyon insanın golü olarak anlattı.

İşte burada El Tiburón biraz daha anlam kazanıyor benim için.

Bütün gözler üzerinizdeyken “Ben yaptım” diyebilmek yerine o anı başkalarıyla paylaşabilmek, yeni nesil liderlik oluyor sanırım.

9. Dört yıl önceki Ferran’a finalin fotoğrafını gösterebilseydik...

9. Dört yıl önceki Ferran’a finalin fotoğrafını gösterebilseydik...

Ben en çok bunu düşünüyorum.

Barcelona’ya transfer olmuş ama iyi hissetmeyen Ferran’a...

Kendisini dipsiz bir kuyuda hissettiği günlerden birinde yanına gidip telefonumuzu uzatsaydık...

Ve 19 Temmuz 2026’nın fotoğrafını gösterseydik.

“Bak, bu sensin.”

“106. dakikada Dünya Kupası finalinin golünü atacaksın.”

“Bir ülke senin golünle dünya şampiyonu olacak.”

İnanır mıydı?

10. Köpekbalığı olmak hiç batmamak değilmiş

10. Köpekbalığı olmak hiç batmamak değilmiş

Ferran Torres’in hikâyesini bu yüzden sadece “Dünya Kupası finalinde gol atan futbolcu” diye kaydetmek istemiyorum.

Çünkü dört yıl önce kendisini dipsiz bir kuyuda hisseden bir insanın dört yıl sonra dünyanın en büyük futbol sahnesinde bir ülkenin en yüksek anlarından birinin tam ortasında durduğunu gördük.

Hayatın hangi fotoğrafında olduğumuzu, hikâyenin sonu sanmaya ne kadar da meraklıyız.

Oysa bazen henüz 62. dakikadayız.

Henüz oyuna bile girmedik.

Uzatmaların 106. dakikasında bizi neyin beklediğine dair hiçbir fikrimiz yok.

Ferran’ın hikâyesinden bana kalan tam olarak bu:

Köpekbalığı olmak hiç batmamak değilmiş. Battığında yeniden yüzmeye karar vermekmiş.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Twitter

Instagram

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
3
3
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam