article/comments
article/share
Haberler
Doğanın Kötü Şöhretli Kurtarıcıları: Akbabalar Olmasa Ne Olurdu?

etiket Doğanın Kötü Şöhretli Kurtarıcıları: Akbabalar Olmasa Ne Olurdu?

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Çoğu zaman ve çoğumuz, yaşam/canlılık ile ölümü birbirinden ayrı düşünmeye meyilliyizdir. Ölümü yaşamın devam edebilmesi için zaruri görmekten hep birkaç adım uzak dururuz. Oysa doğada bir son gerçekleştiğinde hikâye bitmiyor; aksine başka bir döngü başlıyor. İşte o devam eden, canlılığı baki kılan hikâyenin mimarları arasında pek çoğumuzun hakkında çok az şey bildiği akbabalar da var. Geçen hafta Uluslararası Akbaba Farkındalık Günü hakkında bir bülten almamış olsaydım bu yazıyı yazmak aklıma düşmeyebilirdi. Okudukça fark ettim ki yıllardır haklarında pek de iyi şeyler düşünmediğimiz bu kuşlara haksızlık ediyoruz. Şimdi onlara başka bir gözle, hatta itiraf edeyim, bir nevi hayranlıkla bakıyorum

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Akbabalar: Ölümün değil, yaşamın tarafındalar

Akbabalar: Ölümün değil, yaşamın tarafındalar

Kabul, popüler kültürün onlara biçtiği rol pek parlak değildir. Çoğu zaman ölümün habercisidirler; kasvetli, ürkütücü, hatta tekinsiz. Filmlerde ya da gerçek hayatta onları gökyüzünde daireler çizerek uçarken gördüğümüzde genellikle aşağıda pek de iyi bir şeylerin dönmediğini biliriz. Oysa doğanın gözünde hikâye neredeyse tam tersidir. Bizim için ölümün, çürümenin, uzak durulması gereken bir şeyin başladığı yerde doğa başka bir döngüyü devreye sokmaktadır. 

Bu yıl 5 Eylül’e denk gelen “Uluslararası Akbaba Farkındalık Günü” de tam olarak bunu hatırlatıyor. WWF-Türkiye’nin verdiği mesaj kısa ve net: “Akbabalar varsa denge var.”

Doğanın mucizevi temizlik ekibi

Doğanın mucizevi temizlik ekibi

Bir leş doğada kaldığında bakteriler ve başka mikroorganizmalar devreye giriyor; bazı hastalık etkenlerinin çevreye yayılma ihtimali artıyor. Akbabalar ise son derece güçlü sindirim sistemleri sayesinde başka pek çok canlının yaklaşamayacağı hayvan kalıntılarını tüketebiliyorlar. Başka bir deyişle, bizim “leş yiyici” diyerek küçümsediğimiz özellik, aslında onların ekosistemdeki en önemli görevlerinden biridir.

Doğanın çöp kamyonları, temizlik işçileri ya da sağlık ekipleri… Hangi benzetmeyi seçersek seçelim, yaptıkları iş aynı: Ölünün yeniden yaşam döngüsüne karışmasını hızlandırmak, çevrenin temiz kalmasına katkı sağlamak ve besin maddelerinin doğaya geri dönmesine yardımcı olmak.

Üstelik mesele yalnızca bununla da sınırlı değil. Akbabaların iklim açısından da şaşırtıcı bir işlevi var. Hayvan kalıntıları doğada çürüdüğünde ya da insanlar tarafından çeşitli yöntemlerle bertaraf edildiğinde sera gazları ortaya çıkıyor. Akbabalar leşleri hızla tüketerek bu sürecin bir bölümünü ortadan kaldırıyor. 2022 yılında yayımlanan bilimsel bir araştırmaya göre yalnızca Amerika kıtasındaki akbabaların yılda yaklaşık 12 milyon metrik ton CO eşdeğeri sera gazının atmosfere salınmasını engellediği hesaplanıyor. Bu, kabaca 2,6 milyon otomobilin bir yıllık emisyonuna karşılık geliyor.

Bir kuşa bakıp iklim krizini düşünmek ilk anda akla gelmeyebilir. Fakat doğanın en önemli derslerinden biri de bu zaten: Ekosistemde “gereksiz” bir canlı neredeyse yok.

Türkiye’nin gökyüzünde dört akbaba

Türkiye’nin gökyüzünde dört akbaba

Dünyada Avustralya ve Antarktika dışında yaşayan 23 akbaba türü bulunuyor. Türkiye ise bunlardan dördüne ev sahipliği yapıyor: kara akbaba, kızıl akbaba, sakallı akbaba ve küçük akbaba. Kuş gözlemcilerinin “uçan halı” diye adlandırdığı kara akbaba, Türkiye’de görülen en büyük akbaba türü. Kanatlarını açtığında üç metreye yaklaşabiliyor. Dünyanın en ağır uçabilen kuşları arasında yer alıyor. Ortalama 30 yıllık ömrüne rağmen yaşam alanlarının kaybı ve besin kaynaklarının azalması onun da geleceğini tehdit ediyor.

Kızıl akbaba ise gökyüzünün olağanüstü gözlemcilerinden. Gelişmiş görme duyusu sayesinde geniş alanları tarayabiliyor. Ama onun için de gökyüzü giderek daha tehlikeli hale geliyor: elektrik hatları, rüzgâr türbinleri, zehirlenmeler, bazı veteriner ilaçları ve yaşam alanlarının tahribi…

Sonra, belki de grubun en sıra dışı üyesi geliyor: sakallı akbaba. Onu ilginç kılan yalnızca görüntüsü değil, menüsü. Sakallı akbabalar büyük ölçüde kemiklerle besleniyor. Doğanın başka canlıların değerlendiremediği bir parçasını bile sisteme geri kazandırıyorlar. Buna rağmen tarım ilaçları, kurşun zehirlenmesi, yüksek gerilim hatları, yasa dışı avcılık ve giderek daralan yaşam alanları nedeniyle onlar da baskı altında.

Ve Türkiye’nin en küçüğü: küçük akbaba. Boyutu küçük ama karşı karşıya olduğu sorun büyük. Küresel ölçekte nesli tehlike altında olan bu tür kayalıklara yuva yapıyor; zehirlenme, elektrik hatları ve enerji altyapılarıyla çarpışmalar yaşamını doğrudan tehdit ediyor.

Aslında dört türün hikâyesindeki ortak nokta çok tanıdık: insan faaliyetleri.

Onlar zehre dayanıklı, bize değil!

Onlar zehre dayanıklı, bize değil!

Akbabaların biyolojisi son derece dayanıklı. Çürümüş etin taşıdığı pek çok mikroorganizmayla baş edebiliyorlar. Fakat ne yazık ki milyonlarca yıllık evrim onları elektrik tellerine, rüzgâr türbinlerine, tarım zehirlerine, veteriner ilaçlarına ya da kurşun saçmalarına hazırlamadı. İşin trajik tarafı da burada. Doğanın “temizlikçileri” olarak yüz binlerce yıldır başkalarının bıraktığını ortadan kaldıran bu kuşların bugün karşı karşıya olduğu en büyük tehlikelerin önemli bölümü, bizim geride bıraktıklarımızdan kaynaklanıyor.

WWF-Türkiye Doğa Koruma Kıdemli Uzmanı Can Yeniyurt da özellikle yaşam alanı kaybı, elektrik çarpması, enerji altyapılarıyla çarpışma ve zehirlenmeye dikkat çekiyor. Üstelik bu risk yalnızca akbabalar için geçerli değil. Leylekler ve süzülerek uçan başka büyük kuşlar da aynı sorunlarla karşı karşıya.

Peki, şehirde yaşayan, eline dürbün bile almamış biri bütün bunların neresinde?

Peki, şehirde yaşayan, eline dürbün bile almamış biri bütün bunların neresinde?

Belki düşündüğümüzden de yakınında. Okuyunca beni de şaşırtan kısım buydu: Olduğumuz yerden bile bu türlerin soylarının tükenmesini önlemeye ve doğadaki sağlıklı dengenin korunmasına küçük de olsa katkı sağlayabiliyormuşuz.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Bir kuşa sadece bakmak bile bilimsel veriye dönüşebilir

Bir kuşa sadece bakmak bile bilimsel veriye dönüşebilir

Doğa koruma çalışmalarının giderek önem kazanan kavramlarından biri “vatandaş bilimi”.

Mantığı basit: Bilim insanlarının her yerde, her an bulunması mümkün değil. Ama milyonlarca insan doğada, parkta, sahilde, kırda ya da yolculuk sırasında canlılarla karşılaşıyor. Bu gözlemler sistemli biçimde kaydedildiğinde, zaman içinde son derece değerli bir veri ağına dönüşebiliyor. WWF-Türkiye’nin Gözüm Doğada uygulaması da bu amaçla geliştirilmiş. Kullanıcılar karşılaştıkları türleri kaydediyor, oluşan gözlem verileri gerektiğinde araştırmacılar ve ilgili kurumlarla paylaşılabiliyor.

Yani bir gün başınızı kaldırıp gökyüzünde dev kanatlarıyla süzülen bir akbaba gördüğünüzde yaptığınız şey yalnızca güzel bir kuşa bakmak olmayabilir. Onun nerede ve ne zaman görüldüğünü kaydetmeniz, o türün dağılımı ve korunması hakkında gelecekte kullanılabilecek küçük ama anlamlı bir bilgi parçasına dönüşebilir.

Belki de akbabalarla ilişkimizi değiştirmeye tam buradan başlamalıyız. Onları sevmek zorunda değiliz, güzel bulmak mecburiyetimiz de yok. Ama doğanın yalnızca bize estetik gelen canlılardan oluşmadığını anlamak zorundayız. Bir ormanın ağaca, bir denizin balığa, bir çiçeğin arıya ihtiyacı olduğu kadar, ölümün ardından geride kalanları ortadan kaldıracak canlılara da ihtiyacı var. 

Bütün bu bilgilerden sonra, dünyadaki yaşamın devamlılığını sağlayan unsurlardan birinin de ölümün üzerine konan bir çift kanat olduğunu söyleyebilir miyiz sizce? Cevabınız evetse, o zaman gökyüzünde ağır ağır dönen o büyük, koyu, tekinsiz siluete bundan sonra biraz daha farklı ve hatta minnetle bakabiliriz.

Instagram

Linkedln

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam