Dağın İçine Gizlediler: 15 Kilometrelik Tünelle İki Düşman Bölgeye Elektrik Üretiyorlar
Gürcistan’ın kuzeybatısında, Kafkas Dağları'nın Karadeniz'e açıldığı Jvari kasabasında yer alan Enguri Barajı, 1980 yılında tamamlandığında dünyanın en yüksek kemer barajı unvanını eline almıştı. Bugün hala dünyanın en yüksek ikinci beton kemer barajı olan bu dev yapı, sadece betonun ağırlığıyla su tutmuyor. Vadinin doğal yapısından faydalanarak yay şeklinde inşa edilen kemer tasarımı, suyun muazzam basıncını yanlardaki kayalıklara dağıtarak dâhiyane bir fizik prensibiyle çalışıyor.
Ancak madalyonun görünmeyen yüzü, yerin altında saklı.
Enguri’yi sıradan bir hidroelektrik santralinden ayıran asıl sır, yüzeydeki devasa duvardan ziyade yer altındaki tünel sisteminde yatıyor.
Barajda biriken su, doğrudan türbinlere gitmiyor. Tam 15 kilometre uzunluğunda ve 9,5 metre genişliğinde devasa bir yüksek basınç tüneline giriyor.
Karstik kayalıkların içinden geçen bu gizli yeraltı geçidi, suyu tam 160 metre aşağıya, yer altı enerji santraline doğru saniyede 450 metreküp debiyle taşıyor. Bu muazzam akış hızı, olimpik boyutlardaki bir yüzme havuzunu sadece 5 saniyede doldurmaya yetecek bir gücü temsil ediyor. Suyu kilometrelerce öteye taşıyan bu tünel sistemi, türbinlerin dönmesi için gereken hidrolik kuvveti maksimuma çıkarıyor.
Enguri Barajı’nı asıl benzersiz kılan ise teknik kapasitesinden ziyade, üzerinde yükseldiği coğrafyanın karmaşık siyasi gerçekliği.
Fikir babalığı 20. yüzyılın başlarında Gürcü entelektüel Niko Nikoladze tarafından yapılan proje, Sovyetler Birliği döneminde (1961-1987) inşa edildi. Ancak 1991'de Sovyetlerin çöküşü ve ardından yaşanan iç savaş, barajı kelimenin tam anlamıyla ikiye böldü.
Bugün dev kemer baraj ve su alma yapıları Gürcistan hükümetinin kontrolündeyken; 15 kilometrelik tünelin sonu ve yer altı elektrik santrali, bağımsızlığını ilan eden ancak dünyada neredeyse sadece Rusya tarafından tanınan ayrılıkçı Abhazya bölgesinde yer alıyor.
İki taraf arasında çözülmemiş toprak ve siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle resmi bir anlaşma bulunmuyor.
Buna rağmen, hayatın devam etmesi ve elektriğin üretilmesi için dünyada eşine az rastlanır gayriresmi bir uzlaşı yürütülüyor.
Baraj ve santralde çalışan işçiler, sınırın her iki tarafında da yaşayan aynı bölgesel etnik topluluğa mensup. Bu durum, sahada çıkabilecek olası çatışmaları sıfıra indiriyor.
Gürcistan, Abhazya topraklarında kalan santral altyapısına erişebilmek ve tesisi işletebilmek karşılığında üretilen elektriği paylaşıyor. Çıkan enerjinin yüzde 60'ı Gürcistan'a, yüzde 40'ı ise Abhazya'ya gidiyor.
Sismik olarak oldukça aktif ve riskli bir dağ geçidinde yer alan Enguri Barajı, doğanın bu tehdidine karşı da savunmasız bırakılmamış.
Mühendisler, barajın üzerine ve çevresine yerleştirdikleri özel sensörlerle yer hareketlerini ve baraj gövdesindeki en ufak milimetrik titreşimleri anlık olarak izliyor. En ufak bir olağandışı harekette operatörler erkenden önleyici tedbirler alabiliyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın