Büyük Bir Yazardan Yeni Dünya Düzenine Dair İtiraflar: John Perkins Röportajı
Her gün yürüdüğünüz bir şehri bir romanda okumak tuhaf bir duygudur. Önünden geçtiğiniz bir çarşı, bir yokuş, bir kahvehane birden edebiyata dönüşür; tanıdık sokaklar yabancı bir ışıkla aydınlanır. Kitaplar vesiledir. Bir insanı yıllar sonra hatırladığımızda aklımıza çoğu zaman ne kadar zeki olduğu değil ne kadar iyi olduğu gelir. Yolunu kaybetmiş birine eşlik eden, bir çocuğa kitap hediye eden, kimse görmezken bir iyilik yapıp sessizce geçip giden insanlar… Hafızamızda en uzun onlar kalır. Kanaatimce bu geçiş, fuarın kendine koyduğu dengeyi de anlatıyor. Geçmişi anlamaya çalışmak bir akıl işi; o anlayışla nasıl bir yarın kuracağımız ise vicdanın işi. Kamera karşısında başkalarının hayatını yaşamaya alışmış iki insanın bu soruyu konuşacak olması da bana ilginç geliyor. İyilik bir kitaptan öğrenilir mi? Bence evet; çünkü edebiyat bize başkasının yerine geçmeyi öğretir. İyilik de tam orada başlar.
John Perkins ile Oggusto için konuştuk.
1. "Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları" yayımlandığında dünyada büyük bir yankı uyandırdı. Bu kitabı yazmaya karar verdiğiniz an neler hissettiniz? Susmak yerine konuşmayı seçmenin size bedeli ne oldu?
Bu kitabı yazmaya karar verdiğim an, omuzlarımdan devasa bir yükün kalktığını ama aynı zamanda büyük bir korkunun beni sardığını hissettim. Uzun yıllar boyunca küresel imparatorluğun inşasına hizmet etmiş, gelişmekte olan ülkeleri borç bataklığına sürükleyen sistemin bir parçası olmuştum. Susmam için tehditler aldım, rüşvetler teklif edildi. Ancak 11 Eylül olaylarından sonra geleceğimiz ve torunlarımız için konuşmanın artık vicdani bir zorunluluk olduğuna karar verdim. Bedeli; tehditler, tehdit edici telefonlar ve finansal baskılar oldu. Ancak gerçeği söylemenin verdiği özgürlük ve insanlığa olan borcumu ödeme hissi, ödediğim her bedele değdi.
2. Kitabın üçüncü baskısında ekonomik tetikçilik sisteminin bugün Çin gibi yeni aktörlerle nasıl değiştiğini anlatıyorsunuz. Yirmi yıl önce anlattığınız sistem bugün hangi yeni kılıklara büründü?
Benim dönemimde kullanılan yöntemler esas olarak ABD merkezli, Dünya Bankası ve IMF gibi kurumlar kanalıyla yürütülen stratejilerdi. Bugün ise Çin bu oyunu çok daha kapsayıcı ve incelikli bir şekilde oynuyor; ben buna 'Çin'in Kuşak ve Yol Tetikçiliği' diyorum. Artık sadece askeri güç veya borçlandırma değil; dijital altyapı, büyük veri, teknoloji bağımlılığı ve yapay zeka üzerinden yeni kılıklara bürünmüş bir kontrol mekanizması var. Ancak mantık tamamen aynı: Ülkeleri sürdürülemez borç altına sokarak kaynaklarına, limanlarına ve stratejik varlıklarına el koymak.
3. 'Ölüm ekonomisi'nden 'yaşam ekonomisi'ne geçişten söz ediyorsunuz. Bu dönüşüm ütopik bir hayal mi, yoksa gerçekten başlamış bir süreç mi?
Kesinlikle ütopik bir hayal değil, aksine insanlığın hayatta kalabilmesi için tek rasyonel seçenek. 'Ölüm ekonomisi', doğayı ve insanı sömürerek kısa vadeli kârı merkeze alan ve kendi kendini yok eden bir sistemdir. 'Yaşam ekonomisi' ise doğayı yenileyen, temiz enerjiyi, sürdürülebilirliği ve toplumsal refahı ödüllendiren bir yapıdır. Bu dönüşüm başladı bile. Tüketiciler artık çevreye zarar veren şirketleri cezalandırıyor, gençler yenilikçi iş modelleri kuruyor. Bu geçiş bir gecede olmayacak ama bilincin değişmesiyle birlikte kaçınılmaz bir şekilde ilerliyor.
4. Türkiye de borç, kalkınma ve küresel güç dengeleri arasında zor bir coğrafyada duruyor. Bizim gibi ülkeler ekonomik bağımsızlıklarını korumak için nelere dikkat etmeli?
Türkiye hem Batı hem Doğu arasında inanılmaz stratejik bir konuma sahip. Ekonomik bağımsızlığı korumanın ilk kuralı, truva atı niteliğindeki büyük ve şeffaf olmayan uluslararası borçlanmalara son derece temkinli yaklaşmaktır. Küresel güçler yardım veya yatırım adı altında geldiklerinde mutlaka arkasında stratejik bir taviz ararlar. Ülkeler kendi iç kaynaklarını geliştirmeli, yerli üretimi, teknolojiyi ve yenilenebilir enerjiyi desteklemeli, dış borç tuzağına düşmeden dengeli çok taraflı diploması yürütmelidir. Gerçek bağımsızlık, kendi gıdanızı, enerjinizi ve teknolojinizi üretebilme kapasitenizden geçer.
5. Panelimizin teması “Kurgu Üzerinden Tarihi Okumak.” Ancak sizin kendi hayat hikâyeniz de bir casus romanı ya da politik gerilim kadar sürükleyici. Deneyimlerinizi yazarken, sizin için tarih nerede biter, hikâye anlatıcılığı nerede başlar?
Hepsi tarih. Ama bunu gerçeklerle hikâyeleri bir araya getirerek anlatmayı seviyorum.
6.Sizce Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları neden dünyanın dört bir yanındaki okurlarda bu kadar güçlü bir karşılık buldu? İfşa ettiğiniz sistem yüzünden mi, yoksa o sistemin içinden birinin sonunda konuşmaya karar vermesi yüzünden mi?
İkisi de. Pek çok kişi olup bitenler hakkında zaten bir fikirleri olduğunu ama bunu sistemin içinden birinden duymaya ihtiyaç duyduklarını söylüyor.
7.Hayatınız ve anlattığınız olaylar gerçek, ama zaman içinde siz de bir anlamda edebi bir karaktere dönüştünüz. Kamuoyundaki “John Perkins” imgesiyle gerçek John Perkins arasında bir fark var mı?
Kitaplar okurlar tarafından yorumlanır. Siyasetin hem sağ hem de sol kanadındaki insanlar kitaplarımı seviyor gibi görünüyor. Çin’de, Rusya’da ve başka pek çok ülkede de popülerler. Usame bin Ladin’in kitaplığında da vardı. Matt Damon, George Clooney ve Sting’in de.
8.Anlattığınız bazı olaylar kurmacadan bile daha inanılmaz görünüyor. Gerçeğe sadık kalma sorumluluğunuzla, bir yazar olarak sürükleyici bir anlatı kurma içgüdünüzü nasıl dengeliyorsunuz?
Birinci tekil şahısla yazıyorum; yaşadıklarımın gerçeğini ve başkalarının yaptığını bildiğim şeyleri anlatıyorum. Sıkıcı ayrıntıları dışarıda bırakıyorum; örneğin masada oturup saatlerce rapor yazmak, uçaklarda geçen saatler, otel yataklarında uyumak gibi. Ama yazdığım şeyler, hatırladığım kadarıyla gerçektir.
9.Ülkeleri borca sürüklemek için kullanılan ekonomik ve politik manipülasyonları yazmak size nasıl hissettirdi? Korku, suçluluk, öfke ya da belki bir özgürleşme duygusu mu?
Hepsi. Son derece sarsıcıydı ama aynı zamanda bir arınma, bir katarsis duygusu da yarattı.
SEPERATÖR:
Kitap Kapakları Üzerinden Dikkat Çeken Mesaj
Trump’ı konu alan yeni kitabının ortaya çıkış sürecini de anlatan Perkins, ABD’de üzerinde “Trump kral değildir” yazan bir afişi kendisinin tuttuğunu söyledi. Kitaplarının kapakları arasındaki bağlantıya da değinen Perkins, ilk kitabındaki Özgürlük Heykeli ve silah görselinin kendi ekonomik tetikçilik dönemini temsil ettiğini anlattı. Yıllar sonra Trump’ı konu alan yeni kitabında aynı görselin farklı bir anlam taşıdığını ifade eden Perkins, silahın bu kez ABD’ye, yani kendi ülkesine yöneldiğini söyledi. Perkins, kapaktaki değişimle vermek istediği mesajı şöyle anlattı: “Ekonomik tetikçilik dönemimde başka ülkelere yönelen mekanizma artık ABD’nin kendisine yöneliyor.”
“Değişim Bireyden Başlayabilir”
Ekonomik dönüşümün yalnızca devletlerin ve kurumların alacağı kararlarla gerçekleşmeyeceğini vurgulayan Perkins, bireylerin de değişimin parçası olması gerektiğini söyledi. Dinleyicilere “Bugünden sonra ne yapmak istiyorum?” sorusunu yönelten Perkins, kendisinin bu soruya yazmak, kitaplar yazmak ve bildiklerini insanlarla paylaşmak yanıtını verdiğini anlattı. Kitap fuarlarının yazarlarla okurları bir araya getirmesinin önemine de değinen Perkins, “Bir araya gelmek, diyalog kurmak” sözleriyle yüz yüze buluşmaların önemine dikkat çekti.
'Kitaplarla Çevrili Olmak Büyük Bir Onur'
Perkins, fuarda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti şu sözlerle ifade etti: 'Her şeyden önce burada bulunmak benim için büyük bir onur. Kitaplarla ve yazarlarla çevrili olmak her zaman bir onur kaynağıdır.'
'Geleceğe Dair Hepimize Büyük Umut Veriyor'
Günümüzde insanların kitaba ilgisinin azaldığını söyleyen Perkins, kitapların merkezde olduğu etkinliklerin önemine vurgu yaptı. Güçlü bir ekonominin döndüğü bir şehirde kitapları odağa alan bir fuar düzenlenmesini ise şöyle değerlendirdi: 'Böylesine büyük bir ekonominin döndüğü bir şehirde kitapların odakta olduğu bir etkinliğin gerçekleşiyor olması geleceğe dair hepimize büyük umut veriyor.'
10.Geçmişe baktığınızda kendinizi daha çok o sistemin bir parçası, onun tanığı, kurbanlarından biri ya da bir ifşacı olarak mı görüyorsunuz? İnsan kendi sorumluluğuyla gerçekten nasıl yüzleşebilir?
Hepsi. Sorumlulukla yüzleşmek zor. Omar Torrijos’tan gerçekleri öğrendikten sonra üç yıl boyunca doğru olduğunu bildiğim şeyleri görmezden gelmeye çalıştım ama vicdanım sürekli bana kendini hatırlattı. Sanırım okuduğum kitaplar ve ailem bana yardımcı oldu. St. John Adası’ndaki olay da kitapta anlattığım biçimiyle bu süreçte önemliydi.
11. Kitaplarınız özellikle gençler arasında çok okunuyor. Sistemin içinde yer alırken vicdanını korumak isteyen bir gence ne söylerdiniz?
Gençlere her zaman şunu söylüyorum: Sistem sizi birer çark yapmaya, tüketim kölesi haline getirmeye çalışacaktır. Ancak sizlerin elinde büyük bir güç var. İster bir şirkette çalışın ister kendi işinizi kurun, etik değerlerinizden ve vicdanınızdan asla ödün vermeyin. Çalıştığınız kurumları içeriden değiştirmeye çalışın; onları 'yaşam ekonomisi' ilkelerine zorlayın. Nereye para harcadığınız, hangi şirkette çalıştığınız ve oyunuzu kime verdiğiniz birer tercihtir. Kendi değerlerinizle çelişen bir başarının başarı olmadığını unutmayın.
12. 3–11 Ekim'de 16. kez kapılarını açacak Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı konusunda neler düşünüyorsunuz?
Kitapların, fikirlerin ve serbest düşüncenin bu kadar geniş kitlelerle buluştuğu organizasyonlar dünyamız için hayati önem taşıyor. Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı'nın 16 yıldır kararlılıkla sürdürülmesi son derece takdire şayan. Türkiye gibi zengin bir tarihe ve stratejik öneme sahip bir ülkede, insanların bilgiye, edebiyata ve farklı bakış açılarına ulaşma tutkusu bana gelecek adına büyük bir umut veriyor.
13. Kitap fuarları sizin için ne anlam ifade ediyor?
Kitap fuarları benim için birer 'küresel uyanış' ve diyalog alanıdır. Masamda oturup yazdığım mesajların, dünyanın farklı köşelerindeki insanlarda, özellikle de gençlerde nasıl bir karşılık bulduğunu fuarlarda görüyorum. İnsanlarla yüz yüze gelmek, onların sorularını yanıtlamak ve ortak bir gelecek için fikir alışverişinde bulunmak beni yeniden şarj ediyor. Fuarlar, egemen sistemin dayattığı yüzeyselliğe karşı derin düşüncenin ve dayanışmanın kutlandığı alanlardır.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

