Bizi Bu Güzel Havalar Mahvetti: Şu Havada Çalışmak Zorunda Kalanların Bildikleri 17 Şey

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Bahar geldi, yaz kapıda... Bizse dört duvar arasında sıkışıp kaldık. Hayatımızı sürdürebilmek adına, ay başında faturaları ödeyebilmek için şu güzel günlerden feragat ediyoruz. Olsun, yine de pencereden süzülen o güneş ışınlarını seviyoruz. 

Dikkat, bu içerik aşırı gerçekçilik içerdiği için canınızı acıtabilir. 😁

1. Sabahın ilk ışıklarında, güneş ışınları pencerenden süzülüp gözlerine ulaştığında hissedersin ilk olarak bu duyguyu.

Uyandığın oda ile birlikte aydınlanır aslında ruhun da. Kışın kasvetinden kurtulmuşsundur artık. Karanlık sabahlar yoktur. Ama böyle bir günde işe gitmek her zaman daha zordur.

2. Ayakların işe doğru yol alırken aklın da başka yerlere doğru yolculuğa çıkar.

Gittiğin yerler önemli değildir. Gözün kapalı da olsa aynı yolu yürürsün. O kadar alışmıştır ki ayakların o güzergaha...

3. Başka yerlerde olman gerekir. Mesela uykuya düşkün biriysen, yastığının soğuk tarafını çevirerek uyumanın seni ne kadar mutlu edeceğini bilirsin.

Alarm sesiyle değil de kahvaltı kokusuyla ya da sokaktaki çocukların sesiyle uyanmayı istersin.

4. Ya da bir sahilde dalgalar kıyıya vururken, esen hafif rüzgarda nasıl da ürpereceğini düşlersin.

Kendini sadece anın rahatlığına bıraktığın o huzurlu günler artık gelsin istersin.

5. Şu bahar havasında sorumlulukları olmayan ve bir deniz kenarında koşuya çıkan insanların ne kadar şanslı olduğunu düşünürsün.

6. Tam o sırada, otobüsü ya da servisi kaçırmamak için koşman gerektiği gelir aklına.

Kan ter içerisinde otobüse bindiğinde böylelikle o çok istediğin sabah sporunu da aradan çıkarmış olursun. 😌

7. İş yerine vardığında, senin gibi olan ama orada olmak istemeyen onlarca insanın nasıl mükemmel şekilde rol yaptığına şahit olursun.

Sırf kafayı yememek için bulunduğu yerde memnunmuş gibi görünen insanları izlersin bir süre. Bir de, düşünmemek için kendisini bir an önce işe kaptıran insanları.

8. Öğlene kadar ne yaptığını bilmeden çalışırsın. Ne iş yaptığın önemli değildir aslında, ne yaparsan yap gitgide robotlaşırsın...

Bir süre sonra her şey monotonlaşır. Gelip giden insanlar farklı bile olsa hepsi birbirinin aynısıdır.

9. Bazen hiç mutlu olmadığın halde işin gereği gülmen bile gerekebilir.

Aslında birçok insanın iş hayatının büyük kısmında rol yapmak zorunda kaldığını düşününce Oskar'ın neden sadece film sektöründe verildiğini düşünürsün.

10. Arada kafanı kaldırıp pencereden dışarıya (tabii çalıştığın yerde pencere varsa) bakacak zamanın olduğunda hayatı nasıl kaçırdığını hissedersin.

Yaşlanınca sana kalan 3-5 yılı emekli olarak geçirebilmek ve hastaneye gittiğinde sigortam var diyebilmek için hayatının en güzel yıllarını banka hesabındaki rakamlarla takas edersin.

11. Yağmurlu bir günde dışarıda kalıp sırılsıklam olmaktan daha kötü bir şey varsa o da günlük güneşlik bir havada bir binanın içerisinde sıkışıp kalmaktır.

Bu yüzden kışın çalışmak bahara nazaran her zaman daha kolaydır.

12. Öğle yemeği ise sadece çabucak yenmesi gerekilen bir öğünden öteye geçemez.

Ya kendine zaman bırakabilmek için ya da bir an önce kalan işleri yetiştirebilmek için yemek yerken bile hızlı olman gerekir.

13. İnsanlar öğle saatlerinde çalışmak zorundayken hala dışarıda olan kalabalığa anlam veremezsin.

Hayatın bir matrix olduğu fikri o an yeniden aklına gelir.

14. Öğrenci olduğun zamanları özlersin. Öğlene kadar dersinin olduğu, öğlenden sonra özgür olduğun zamanları...

Gerçi o zaman da vize final stresinden kafamızı kaldıramıyorduk ama olsun, en azından bütün günümüzü dört duvar arasında geçirmek zorunda kalmıyorduk.

15. Resmi tatiller ise bazılarımıza ilaç gibi gelir. Ama ertesi gün tekrar işe gitmek zorunda olduğumuzun bilinci yine de acı verir.

Daha acı olan ise, tatil gününde çalışmak zorunda kalmaktır. AVM çalışanları ve özel sektör çalışanlarına genellikle bu günler izin olarak verilmez.

16. Her neyse, akşamüstü işin çıkış saatlerine doğru da bir rehavet çöker üstüne. O an güneşin batışını izleyen yalnız bir ağaç olmayı bile yeğlersin kimi zaman.

Gölgen uzayıp kısalırken, rüzgarı yapraklarında hissetmenin ve ertesi gün de güneşin doğuşunda orada olacağının bilinciyle yıllarca toprağa kök salmak (tabii insanoğlu elinde bir testereyle gelip seni oradan uzaklaştırmazsa) daha dingin gelir.

17. İşten eve dönerken ise hayatının bundan sonra hep böyle geçeceği gelir aklına. İstifayı basıp kendini yollara vurmayı düşünsen de zorunlulukların buna hep engeldir.

Ve Orhan Veli'nin 'Güzel Havalar' şiirini de anmadan geçemezsin. Hayatı bir şair edasıyla yaşayıp yarını düşünmeyeceğin günlerin hayaliyle evine gidersin...

GÜZEL HAVALAR
Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti...
  Orhan VELİ 

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
kamil-zor

"Her seçiş bir vazgeçiştir" Mecbur değilsiniz böyle bir hayata

koala-neco

Yıllık izni de yedik ki sorma valla, gerçi yan gelip yatıyorum sülalem rahat ama dışarda insanlar sevişirken ben burda tozlu arşiv köşelerinde paslanıyorum -.-

Gizli Kullanıcı

bunlar hep sevilmeyen işte çalışılmasından

Başlıklar

tatil
Görüş Bildir