article/comments
article/share
Haberler
Bir Ev Mevsimleri Nasıl Bilirdi? Diyarbakır’ın Serin Avlularında Kaybolan Bilgelik

etiket Bir Ev Mevsimleri Nasıl Bilirdi? Diyarbakır’ın Serin Avlularında Kaybolan Bilgelik

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Ben 1962 ile 1967 arasındaki çocukluk yıllarımı Diyarbakır’da geçirdim.

O yaşlarda bazalt taşın ne olduğunu, bir eyvanın neden kuzeye baktığını ya da avlunun evin iklimini nasıl değiştirdiğini bilmiyordum. Çocuklar mimarlığı kelimelerle değil, bedenleriyle öğrenir: Nerede gölge varsa oraya gider, hangi taş serinse ona oturur, suyun sesini duyduğu yerde biraz daha oyalanır.

Yıllar sonra anlıyorum ki Diyarbakır’ın eski evleri yalnızca güzel yapılar değildi. Güneşin hareketini bilen, mevsimleri takip eden ve insanı doğayla kavga ettirmeden yaşatan sessiz iklim makineleriydi.

Hem de elektriksiz, klimasız ve gösterişsiz…

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Sokağa Susup Avluya Konuşan Ev

Sokağa Susup Avluya Konuşan Ev

Suriçi’nin geleneksel evleri dışarıdan bakıldığında oldukça kapalıdır. Yüksek duvarlar, küçük açıklıklar ve sade bir kapı…

Fakat kapıdan içeri girince yapı birden değişir. Ortada gökyüzüne açılan bir avlu; çevresinde odalar, eyvanlar, merdivenler ve gündelik hayat vardır.

Bu içe dönüklük yalnızca mahremiyet meselesi değildi. Dar sokaklar gölge yaratıyor, kalın taş duvarlar dışarıdaki sıcaklığın eve hızla girmesini engelliyor, avlu ise yapının nefes aldığı merkez hâline geliyordu.

Ev sokağa karşı sessizdi; avluya dönünce konuşmaya başlıyordu.

Evin İçindeki Takvim

Evin İçindeki Takvim

Diyarbakır evlerinin en etkileyici özelliği, farklı mevsimler için farklı bölümlere sahip olmasıydı.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın doğduğu ev bunun en güzel örneklerinden biri. Kuzey kanadı yazlık, güney kanadı kışlık; doğu ve batı bölümleri ise ilkbahar ve sonbahar için düzenlenmişti. 

Aile bütün yıl aynı odada yaşamıyordu. Güneşin yönü, rüzgâr ve sıcaklık değiştikçe evin içindeki hayat da yer değiştiriyordu.

Bugün konforu, bulunduğumuz mekânın sıcaklığını bir düğmeyle değiştirmek olarak görüyoruz. O evlerde ise insan doğayı değiştirmeye çalışmıyor; doğanın ritmiyle birlikte hareket ediyordu.

Duvarında takvim olmasa da ev, hangi mevsimde olduğunu biliyordu.

Siyah Taşın Sakladığı Serinlik

Siyah Taşın Sakladığı Serinlik

Diyarbakır’ı Diyarbakır yapan malzemelerin başında siyah bazalt gelir.

Surlar, hanlar, camiler ve geleneksel evler aynı koyu taşın farklı hikâyeleridir. Bazaltın gücü yalnızca dayanıklılığından kaynaklanmaz. Kalın taş duvarlar gündüz sıcağının içeriye geçişini yavaşlatır; gece hava serinlediğinde biriken ısıyı kontrollü biçimde bırakır.

2025 yılında yayımlanan bir araştırma, geleneksel Diyarbakır konutlarında kullanılan bazaltın incelenen yapı malzemeleri arasında ısıtma-soğutma yükleri ve karbon salımı bakımından en iyi performansı verdiğini ortaya koydu. 

O evleri yapan ustalar bunu bilgisayar simülasyonlarıyla bilmiyordu. Taşı gözlemliyor, yapıları deneyerek kuruyor ve bilgiyi kuşaktan kuşağa aktarıyorlardı.

Bazalt yalnızca evi taşımıyor; sıcaklığı geciktiriyor, zamanı saklıyordu.

Avlu Boşluk Değildi

Avlu Boşluk Değildi

Bugünün apartman planlarında avlu çoğu zaman “kullanılmayan alan” gibi görülür. Diyarbakır evinde ise avlu, hayatın merkezidir.

Çocuklar burada oynar, yemek hazırlıkları burada yapılır, misafirler burada ağırlanırdı. Havuzun suyu, taş zeminin serinliği, hava hareketi ve bitkilerin gölgesi küçük bir mikro iklim oluştururdu.

Haziran 2026’da yayımlanan Hasan Paşa Hanı araştırması, doğru bitkilendirme düzeniyle bir avludaki sıcaklığın yaklaşık dokuz derece düşürülebildiğini gösterdi. 

Fakat avlunun değeri yalnız sıcaklıkla ölçülemez.

Orası ev halkının birbirini gördüğü, çocukların büyüklerin arasında büyüdüğü, yemeğin kokusunun odalara yayıldığı ortak bir dünyaydı. Mimari, insanları ayrı kutulara kapatmıyor; karşılaşmalar için doğal bir sahne kuruyordu.

Evden Dicle’ye Uzanan Hayat

Evden Dicle’ye Uzanan Hayat

Bu evleri şehirden bağımsız düşünmek de eksik olur.

Diyarbakır’ın surları, Suriçi, Hevsel Bahçeleri ve Dicle Nehri yüzyıllar boyunca birbirini besleyen bir bütün oluşturdu. Hevsel Bahçeleri şehre su ve yiyecek sağlıyor; surlar kenti koruyor, evler ise bölgenin taşı, iklimi ve gündelik hayatıyla biçimleniyordu. 

Bugün şehirleri çoğunlukla binalar üzerinden konuşuyoruz. Oysa gerçek şehir; yapı, su, toprak, iklim ve insan arasındaki ilişkidir.

Bu bağlardan biri kopunca şehir büyüyebilir; fakat hafızasını kaybetmeye başlar.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Geçmişi Kopyalamak Değil, Ondan Öğrenmek

Geçmişi Kopyalamak Değil, Ondan Öğrenmek

Elbette bugün hepimizin avlulu bazalt evlerde yaşaması mümkün değil. Mesele eski Diyarbakır evlerini olduğu gibi yeniden üretmek de değil.

Asıl soru şu: Bu evlerin düşünme biçimini yeni mimariye taşıyabilir miyiz?

Asıl soru şu: Bu evlerin düşünme biçimini yeni mimariye taşıyabilir miyiz?

Güneşin yönüne göre planlanan odalar, doğal hava hareketi, kalın ve yerel malzemeler, gölgeli geçişler, su ve bitkilerle serinletilen ortak alanlar…

Bunların hiçbiri geçmişe ait romantik ayrıntılar değil. Aşırı sıcakların ve enerji maliyetlerinin yükseldiği dünyada yeniden ihtiyaç duyduğumuz tasarım ilkeleri.

Diyarbakır’ın eski evleri bize çok sade bir şey söylüyor:

Konfor, doğayı susturmak değildir. Bazen konfor, onu dikkatle dinlemektir.

Belki geleceğin şehirlerini kurmadan önce, eski evlerin ne bildiğini yeniden hatırlamamız gerekiyor.

Diyarbakır Mehmetçik İlkokulu'nda hayatımdaki ilk öğretmenim Gülfer Caymaz’a sevgi ve saygılarımı sunar, uzun ömürler dilerim.

Yazar Hakkında:

Dr. Cem Kinay, uluslararası alanda tanınan bir turizm girişimcisi ve vizyonerdir.

Magic Life Hotels ile “Her Şey Dahil” konseptinin yaratıcısı olarak global turizm endüstrisinde çığır açmış, milyonlarca misafirin seyahat deneyimini yeniden tanımlamıştır.

1997 yılında Avusturya’da “Yılın Adamı” seçilmiş, 2006 yılından bu yana Avusturya Devleti tarafından verilen Devlet Nişanı ile onurlandırılmıştır.

CK Legacy Hotels’in kurucusu olarak bugün; deneyim ekonomisi, kültürel miras, gastronomi ve longevity odaklı yeni nesil otel konseptleri geliştirmekte ve turizmin geleceğine yön vermektedir.

Twitter

Instagram

YouTube

Facebook

Linkedln

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam