Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

7 Maddede Öpüşmenin Tarihsel Evrimi

 > -
7 Maddede Öpüşmenin Tarihsel Evrimi

Mutlu olduğumuzda, sevgi veya saygı duyduğumuzda, biriyle selamlaştığımızda ya da birine cinsel istek duyduğumuzda birbirimizi öperiz. Tabi bu saydıklarımız bambaşka öpüşme çeşitleri doğurur. Bazen bir büyüğümüzün elini öperken bazen selamlaşırken hiç tanımadığımız birini öperiz. Sevdiğimiz bir arkadaşımızı yanağından öpebileceğimiz gibi sevgilimizle dudaktan öpüşebiliriz. 

Peki öpüşmek nasıl günümüzdeki anlamını kazanmıştır? Bugüne kadar nasıl gelmiştir?

Bu yazımızda öpüşmenin tarihsel gelişimini 7 maddede anlatacağız.

1. Öpüşmek evrensel değildir

Birçoğumuz öpüşmenin doğuştan gelen, içgüdüsel bir davranış olduğunu düşünsek de aslında yanılıyoruz. Öpüşme insanlar arasında evrensel değildir, bugün bile bazı kültürlerde yeri yoktur. Öpüşmenin “öperek besleme”den evrimleşen öğrenilmiş bir davranış olması muhtemeldir; öperek besleme, bazı kültürlerde annelerin bebeklerini ağızdan ağıza çiğnenmiş yiyecek geçirerek besleme yöntemidir.

2. Öpüşmek sadece insana özgü değildir

Bonobo maymunları gibi primatlar sık sık birbirini öper, kedi ve köpekler birbirini ve başka hayvanları yalar ve onlara burunlarını sürter, salyangoz ve böcekler bile duyargalarını oynatarak birbirine temas eder. Tabii bütün bu davranışlar, öpüşmeden ziyade hayvanların birbirini temizlemesi, koklaması veya birbiriyle haberleşmesi de olabilir; ancak öyle bile olsa davranışları güven ve bağlanma gerektirir ve bu duyguları güçlendirir.

3. Yunanlılar öpüşmeyi Hintlilerden öğrendi

Eski Hint metinleri öpüşmeden bahseder, muhtemelen 2. yüzyıla dayanan Kama Sutra, bir bölümün tümünü öpüşme şekillerine ayırmıştır. Bazı insanbilimciler, Yunanların erotik öpüşmeyi, Büyük İskender M.Ö. 326 yılında Hindistan’ı istila ettiğinde, Hintlilerden öğrendiklerini söylerler. Homeros'a göre M.Ö. 9. yüzyılda Kral Priamos, oğlunun cesedinin geri verilmesi için yalvararak Akhilleus’un elini unutulmaz bir şekilde öper:

"Saygı göster tanrılara Akhilleus, bana da acı, ne olur kendi babanı getir aklına, ben daha acınacak durumdayım ondan, yeryüzünde hiçbir ölümlü katlanmadı benim katlandığıma, oğlumu öldürenin eline uzatıyorum yalvaran dudaklarımı." (İlyada)

4. İranlılar'da erkekler statü farklarına göre öpüşürlerdi

M.Ö. 5. yüzyıla dayanan Herodot Tarihi’nde, eşit seviyedeki erkekleri ağzından, daha düşük seviyedekileri ise yanağından öperek selamlayan İranlılardan söz edilir. Herodot ayrıca Mısırlılar için kutsal sayılan inek etini yedikleri için Mısırlıların Yunanları ağızdan öpmeyi reddettiklerini de anlatmıştır. Öpüşme, Eski Ahit’te de yer alır. Esav’ın kılığına giren Yakup, kör İshak’ı öper ve ağabeyinin yerine kutsanır.

5. Öpüşmenin yaygınlaştığı dönem: Roma

Romalılar döneminde, öpüşme daha yaygınlaştı. Romalılar eşleriyle sevgililerini, aile bireyleriyle arkadaşlarını ve yöneticilerini öperdi. Onlara göre el ve yanaktan öpmekle (osculum) dudaktan öpmek (basium) veya derin ve tutkulu öpmek (savolium) arasında fark vardı. Romalıların öpüşmeleri sosyal ve politik amaçları da, cinsel amaçları da karşılıyordu. Okuma yazmanın yaygın olarak bilinmediği bu çağda öpüşmeler anlaşmaları onaylamaya yarardı, işte “öpücükle mühürlemek (to seal with a kiss)” deyimi ve noktalı çizgi üzerine “X” işareti koymak buradan çıkmıştır. Romalı vatandaşın sosyal statüsü, onun İmparatoru yanağından ayağına kadar vücudunun neresinden öpeceğini belirliyordu. Çiftler, bir araya gelmiş topluluğun önünde öpüşerek evleniyorlardı, bu uygulama günümüze kadar gelmiştir.

6. Hristiyanlıkta Öpüşmek

Roma’nın çöküşü ve Hıristiyanlığın yükselişiyle uygulamalar değişmiştir. İlk Hıristiyanlar birbirlerini “kutsal öpücük” ile selamlıyorlardı, öpüşmenin ruh transferi ile ilişkili olduğuna inanılıyordu. Latincede anima sözcüğü hem “nefes” hem de “ruh” demektir ve animus (akıl) gibi ön Hint-Avrupa dillerindeki ane- (nefes alıp vermek, üflemek) kökünden türemiştir. Her ne kadar Aziz Peter “iyilik öpücüğü”nden, Aziz Paul de “kutsal öpücük”ten söz etmişse de ilk kilise tarikatları, Yehuda’nın İsa’ya bir öpücükle ihanet ettiği gün olan Paskalya’dan önceki Perşembe günü öpüşmeyi hariç tuttular. Kilise dışında ise öpüşme sınıf ve sosyal düzeni güçlendirmek için kullanıldı, örneğin tebaası ve vatandaşları krallarının giysisini veya papanın yüzük ya da ayakkabılarını öperdi.

7. Roma'nın çöküşü ve romantik öpüşmenin bin yıllık yok oluşu

Roma’nın düşüşünden sonra romantik öpüşme 1.000 yılı aşkın bir süre görülmemiş, 11. yüzyılın sonlarında saray aşklarıyla yeniden ortaya çıkmıştır. Romeo ve Juliet’in öpüşmesi bu hareketin simgesidir ve flörtü aile ve toplumun kontrolünden uzaklaştırıp özgürleştirici, hür iradeli ve potansiyel olarak sistemi yıkabilecek bir güç gibi gördüğü romantik aşkı göklere çıkarır. Talihsiz âşıkların kaderi, bu kadar pervasız özgürlüğün birtakım riskleri olabileceğini ve vampirizmin, yanlış kişiyi öpmenin (sağlığı, sınıfı, şerefi, umudu ve mutluluğu tehdit eden) risklerini temsil edecek şekilde evrimleşmiş olabileceğini hatırlatır bize.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
mavigozluksefa

bilader kusura bakmada saçmaydı sanki.

Başlıklar

Hindistanyiyecek
Görüş Bildir