7 Bin Tonluk Dev Tesisi Tek Parça Halinde 23 Kilometre Taşıdılar
Afrika ülkesi Mozambik’te, madencilik ve lojistik tarihine geçecek benzersiz bir operasyona imza atıldı. Küresel madencilik devi Kenmare Resources, 7 bin ton ağırlığındaki devasa bir ıslak konsantrasyon tesisini parçalara ayırmak yerine, özel olarak inşa edilen bir yolda tek parça halinde tam 23 kilometre taşımayı başardı.
Mühendislik dünyası, sınırları zorlayan devasa taşıma operasyonlarına yabancı değil; ancak Mozambik’in kuzeydoğu kıyısındaki Moma titanyum madeninde gerçekleştirilen son yer değiştirme işlemi ezberleri tamamen bozdu.
Şirket, Namalope bölgesindeki rezervlerin tükenmeye başlaması üzerine, 'WCP B' adı verilen 7 bin tonluk devasa ıslak konsantrasyon tesisini söküp yeniden kurmak yerine, bütün halde Pilivili'deki yeni cevher yatağına taşıma kararı aldı. Ağırlık, mesafe ve yük bütünlüğü açısından dünyada eşine az rastlanan bu operasyon, lojistik sektöründe yeni bir sayfa açtı.
Bu büyüklükteki bir kütleyi, yapının dengesini tek bir milimetre bile bozmadan hareket ettirmek sıradan endüstriyel yöntemlerle imkansızdı.
Mühendisler, yükü dengeli bir şekilde dağıtabilmek için ekstrem lojistik operasyonlarında kullanılan ve kendinden tahrikli modüler taşıyıcılar olarak bilinen SPMT (Self-Propelled Modular Transporter) sistemine başvurdu. Operasyon için 50 adet altı akslı SPMT’den oluşan ve toplamda 300 aks hattına ulaşan devasa bir taşıma filosu kuruldu.
Ağırlığı binlerce tonu bulan bu devasa yapının toprağa gömülmesini veya devrilmesini önlemek amacıyla, güzergah mühendisliği projenin merkezine oturtuldu.
Namalope ile Pilivili arasındaki 23 kilometrelik hat boyunca, yükün ağırlığını ve SPMT'lerin basıncını taşıyabilecek, sıfır eğimli ve kusursuz zemin kalitesine sahip özel bir otoyol inşa edildi. Mühendisler, rota üzerindeki en ufak bir zayıf noktanın tüm tesisin çökmesine neden olabileceği uyarısıyla adeta bir cerrah titizliğiyle çalıştı.
Operasyonun gerçekleştirildiği dönemde dünyayı kasıp kavuran COVID-19 pandemisi, uluslararası ekiplerin, tedarikçilerin ve malzemelerin hareketini kısıtlayarak projeyi büyük bir riske attı.
Proje ortağı Hatch ve yüklenici firmalar, üretimin aksamaması için 'HMC zamanında' adı verilen esnek bir kriz yönetim planı hazırladı. Küresel karantinalara rağmen plan aksamadı ve dev tesis, yeni evine ulaştıktan hemen sonra 25 Ekim'de ağır mineral konsantresi üretimine yeniden başladı.
Pilivili’deki yeni alana tesisin taşınmasıyla iş bitmedi; dev yapının üretime hemen başlayabilmesi için bölgeye yeni enerji hatları, devasa pozitif deplasmanlı pompalar ve mevcut mineral ayırma fabrikasına bağlı geri dönüş boru hatları kuruldu.
Tesisin normal çalışma kapasitesine dönmesiyle birlikte şirketin toplam üretiminde sürdürülebilir bir %20 artış sağlandı.
Moma madenindeki bu akılalmaz başarı, küresel maden sektöründeki ezberleri de değiştirdi. Dev yapıları sıfırdan inşa etmek yerine tek parça halinde yeni rezerv alanlarına taşımanın çok daha stratejik ve hızlı olduğunu kanıtlayan bu operasyon, ağır lojistik ve ulaşım mühendisliğinin ulaştığı son noktayı gözler önüne serdi.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın