5 Masal ve Sonrasında Olan Bilmediğimiz Olaylar

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

Masallar hep mutlu sonla bitiyor gibi görünüyor... Oysa öyle mi?

1. Pamuk Prenses gittikten sonra 7 cüceler

Pamuk prenses'in zehirlenmesiyle cüceler derin bir kedere düştüler. Ancak uzaklardan gelen yakışıklı prens onu öperek uyandırdı ve evlendiler. Haliyle evlenip ormanda yaşamaya gelmediler, prensin uzak uzak ülkelerden birindeki şatosunda yaşamaya başladılar. Peki sonrasında 7 cüceler ne yaptı? Pamuk'un mutlu mesut yaşadığının ipuçlarını masaldan alıyoruz ama Pamuk Prenses'in yokluğunda, temizliğe, akşam eve geldiklerinde yemeğin hazır olmasına, çamaşırlarının, bulaşıklarının yıkanmasına alışmış cüceler ne yaptılar?

Cüceler bir daha asla eskisi gibi olamadılar. Pamuk'un tekrar hayata dönmesi ile sevince boğulan cüceler, hiç ummadıkları bir anda onun alıp başını gitmesini sindiremediler. Pamuk'a platonik aşk besleyen Huysuz, Neşeli ve Bilgin sessizleşti, içine kapandı. Uykucu gruptan ayrıldı ve gitti, sonrasında hiç haber alınamadı. Pamuk'u bulmak için yollaya düşen öfkeliden de bir daha haber çıkmadı. Kimileri saraya yerleşti deseler de ormanda kaybolup gittiği düşünülüyor. Kalan 5 cüce keder içinde ömrünü tamamladı. Pamuk Prenses'in kendilerini de beraberinde şatoya götüreceğini uman cüceler büyük bir hayal kırıklığının kucağına düştüler. 

Keşke hiç girmeseydi hayatımıza deyip lanet ettiler. Prense büyü yapmaya çalıştılar ancak beceremediler. Aralık ayının soğuk bir gününde sobadan sızan gazla hepsi tatlı ve derin bir uykuya yattılar. Ve onları öpüp uyandıracak kimse yoktu....

2. Rapunzel'i verdikten sonra anne babası

Cadının bahçesinden çaldıkları yeşilliklere karşılık olarak bebeklerini veren aile asla eskisi gibi olamadı. Annesinin gözyaşları hiç durmadı, göz pınarları kurudu. Sürekli olarak iki marul, bir demet roka için bebeklerini cadıya veren babayı suçladı. Baba suçunu kabul edip, "tamam ama başka ne yapabilirdim ki, cadı o?!" dese de anneyi yatıştırması mümkün olmadı.

Olayın üzerinden daha 3 ay geçmemişti ki anne ile baba ayrıldı. Anne babasının evine geri döndü ve geri kalan kısacık ömrünü orada geçirdi. Baba ise ölene kadar kızını arayıp durdu. Hatta bir keresinde Rapunzel'in kilitli tutulduğu kulenin de yakınlarından geçti ancak orada birinin olabileceğine ihtimal vermediği için bakmadı bile. Netice olarak ilk başlarda bebeklerini vermek akıllı bir yolmuş gibi görünse de bir aileyi darmadağın etti. 

Bebeklerini verdikten 8 ay sonra anne, 2. yılında ise baba hayata gözlerini yumdu.

3. Çocuklarını bıraktıktan sonra Hansel ve Gretel'in babasının eve dönüşü

Anneyi bir görmeniz lazımdı. Mutluluktan yere göğe sığamıyordu. Hatta öyle ki o gece babayla hiç olmadığı kadar iyi bir sevişmeye imza bile attı. Ama babanın sadece bedeni oradaydı. Aklı ormanda bıraktığı çocuklarında olduğu için iyi bir sevişme olmadı. Bu yüzden çift tartıştı. 

-Benim çocukların ormanda kim bilir ne yapıyor sen g.tünün derdindesin!

-İkimizin kararıydı bu hatırlatırım, hem sevişmek istemek suç mu?

-Suç değil ama aklımı veremiyorum işte, çocuklarımı düşünüyorum.

-Unut artık onları ve tüm ilgini bana ver... Bi daha deneyelim mi?

Denemediler tabi, baba sigarasını yakıp kulübenin önüne çıktı. Soğuğu hissettiğinde gözleri doldu ve hemen parkasını alıp ormanın yollarına düştü. O sırada ince geceliği ile dışarı çıkan nemfomanyak üvey anne "gitme bari bir kere daha deneyelim" diye bağırıyordu arkasından. Baba durmadı, ormanın derinliklerine daldı ama sabaha kadar gezmesine rağmen çocuklarını bulamadı. 

Eve döndüğünde karısı bir not bırakıp gitmişti. Notta: "onlar gidince beni daha çok seversin sanmıştım, ama sen onları unutamayacaksın, hoşçakal, ben beni senden daha çok sevip sarmalayacak birini bulmaya gidiyorum" yazılıydı. Adam sigarasını yaktı, kulübenin önüne çıktı "bu kadın seksomanyak yemin ediyorum" diyerek dumanı sisli gökyüzüne bıraktı.

4. Peynirini kaptırdıktan sonra karga

Sevgiye muhtaç, kötü bir çocukluk geçirmiş, kimsenin kendisini sevmediği düşünen bir karganın, sırf birisi kendisine ilgi gösterdi ve o da buna karşılık verdi diye salak ilan edilmesinin acısını bilir misiniz siz? Oysa ki karga bilmiyor muydu ağzını açınca peynirinin düşeceğini ama o her zaman bulabileceği bir parça peynir için ihtiyaç duyduğu sevginin peşine düştü. Sesin ne kadar da güzel senin diyen tilkiye inanmayı tercih etti. Ya yalan söylüyorsa diye düşünmedi, doğru olmasını diledi. Ama olmadı.

O günden sonra karga hiç aç kalmadı. Bir parça peynirim gitti diye ağlamadı ama artık hayvanlardan umudunu kesti. Sevgiye, aşka olan inancını tamamen yitirdi. Sevgiyi aradığı yollarda salak, aptal, gerizekalı damgası yemiş olmak değil de, sevgiyi bulamamış olmak onu tüketti. Artık bedeni bu dünyada, ruhu göçmüş bir karga olarak kalan ömrünü yaşadı.

Tilki mi? O yine sevgisi ile kandırdığı hayvanların hayallerini çalmaya devam etti, karın tokluğuna....

5. Kırmızı başlıklı kızın yetişkinliği

Keşke her şey masalda anlatıldığı kadar kolay olsa. Keşke avcı anneannesiyle kırmızı başlıklı kızı kurdun karnından çıkarıp, mutlu mesut yaşamaya devam etseler. Ama öyle olmadı. Kurdun karnından kan, revan içinde, her yeri ısırılmış olarak çıkarılan kırmızı başlıklı kız ve büyükannesi derhal kasabanın doktoruna götürüldü. Bütün müdahalelere rağmen, büyükannenin yaşlı bedeni bu travmaya dayanamadı ve öldü. Bir süre hastanede yatan kırmızı başlıklı kıza büyükannesinin öldüğü aylar sonra söylenebildi. 

Bütün bu yaşadıklarının ardından kırmızı başlıklı kız asla eskisi gibi olamadı. Annesi kendisine iyi gelir belki diyerek avcı ile hayatını birleştirdi ama avcıyı her gün görmek kırmızı başlıklı kızı daha kötü etkiledi, o olayı bir türlü unutamadı. Psikologun önerisi ile anne boşandı ve o kasabadan taşındılar. Ergenlik döneminin bitmesi ile bir nebze olsun düzelme gösteren kırmızı başlıklı kız erken yaşta evlenmekte buldu çareyi. Kocasının hafta sonu arkadaşlarıyla birlikte ava gittiği bir günün gecesinde aldığı alkolün de etkisiyle kendini vurarak hayatına son verdi. 

Annesi hala kurabiye pişirip fakir fukaraya dağıtır...

Bonus: Karıncanın psikolojisi

Ömrünün sonuna kadar "bilmiyordum, bilmiyordum..." diyerek dolaştı karınca. Ağustos böceğine ders vermek isterken onun öleceğini hiç aklına getirmemişti. Zaten çalışkanlığı ile nam salmış bir böceğin, bir başka böceğin ölmesine göz yumması hepimizi şoke etmişti. Ancak iş hiç de bizim bildiğimiz gibi değil.

Karınca, kendisinden yardım isteyen Ağustos böceğine hemen yardım ederse, onun gelecek yaz da aynısını yapacağını düşündü. Ona balık verirsem bugün yardım etmiş olurum, ancak balık tutmayı öğretirsem her gün yardım etmiş olurum diye geçirdi içinden ve en azından bir iki gün kendisini sorgulaması için fırsat vermek istedi. Tamamen iyi niyetli bu yaklaşımı maalesef bir felaketle sonuçlandı ve akşamına Ağustos böceği açlıktan ve soğuktan öldü. Bu karıncayı kötü ağustos böceğini ise mazlum gösterdi hep. Ama durum öyle değildi işte.

Karınca bu acıyı hiç unutmadı ve "bilmiyordum, bilmiyordum..." diyerek geçirdiği ömrünü başka böceklere yardıma adadı.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

Başlıklar

Tercihaşktatlı
Görüş Bildir