30 Yıl Önce Bilimkurgu Gibi Gelirdi: 2026 Nobel Tıp Ödülü Mümkün Olanın Sınırını Sorgulatıyor
Bu hafta Nobel Tıp Ödülü’nü alan çalışma çok heyecan verici. Arkasındaki fikir kabaca, beynimizdeki belirli sinir hücrelerini bir düğmeyle açıp kapatmak. Bunu da ışık kullanarak yapıyorlar.
Bilim terminolojisi kullanmadan anlatmak istediğim için konuyu iyice basitleştiriyorum. Bunu gerçekleştirmek için önce hedef nöronlara belirli bir genetik talimatın, sonra da beynin içine ışığın ulaştırılması gerekiyor. Derin beyin bölgelerinde bunun için optik fiber gibi implantlardan yararlanılabiliyor.
Dolayısıyla yarın doktora gidip “Kaygı devremi biraz kapatır mısınız?” demekten hâlâ uzağız.
Nesi bu kadar heyecan verici o zaman bu çalışmanın?
Şöyle ki, bir anlamda beynin ‘Ne yaparken neresi çalışıyor?’ diye izleyen gözlemcisi olmanın ötesinde, belirli devrelere dokunarak ‘Bunu ben çalıştırırsam ne olur?’ diye sorabildiğimiz bir noktaya geliyoruz.
Kendi âhir ömrümüzde bile onca bilimsel gelişmeyi hayatımıza dahil etmişken, yine de diyebilirim ki birkaç on yıl öncesinin bilimkurgusu gibi bir hayat yaşıyoruz.
Genomun belirli bölgelerini düzenlemekten tutun felçli bir insanın düşüncesiyle bilgisayar imlecini hareket ettirmesine kadar.
Çocukluğumuzda evde telefon yokken bugün beynin içine ışık gönderip sinir devresi kontrol etmekten bahsediyoruz. Yapay Zekâ konusuna girmiyorum bile.
Ben gündelik olarak kullandığımız teknolojiyi kanıksamadığım anlarda şu soruyu soruyorum kendime.
“Mümkün olanın sınırı nerede peki?”
Ve ‘bilime göre bu böyledir’ derken cümlenin sonuna görünmez bir ‘şimdilik’ eklememiz gerekmez mi?
Ama işte insanız. Öyle kibirli bir tarafımız var ki.
Bir yandan eski tıp kitaplarını okuyunca o zamanların doğrularına şaşırıyor, “Bunu nasıl böyle düşünmüşler?” diyoruz.
Diğer taraftan her dönemde elimizdeki bilgiye bakıp hikâyenin sonuna geldiğimizi düşünüyoruz.
Günün bilimsel bulgusu elbette ciddiye alınmalı. Ama ona tutunurken şunu da hatırlamak gerekiyor. Bu, insanlığın ulaşabileceği son bilgi değil. Şu ana kadar ulaşabildiği en iyi bilgi.
Acaba 2076'da yaşayanlar bizim hangi bilimsel kesinliklerimize şaşıracaklar?
Ezcümle, bilim bize değişmez hükümler veren tamamlanmış bir kitap değil. Yeni yöntemler, yeni teknolojiler ve yeni bulgular bazen bildiğimiz kadarına ek, bazen de bildiğimizi sandığımız şeyleri yeniden düşündürüyor.
O yüzden ‘yapılamaz’ kelimesine de artık biraz daha temkinli yaklaşıyorum. Bu şuursuz özgüveni bırakıp “Biz nasıl yapılacağını henüz bulamadık” fazına geçmemiz ne güzel olur.
“Bu böyledir” yerine “Bildiğimiz kadarıyla şimdilik böyle” söylemini benimsemek.
Diğer taraftan, bilimde bile bugün kesin addettiklerimize mesafe koymamız gerekliliğine iknaysak insanlar ve hayat hakkında verdiğimiz kesin hükümlere neden mesafe koymayalım ki?
Neden?
--------------------------------------------------------------------------------------------------------
Onedio Tanışma Notum:
Madem bu benim burada ilk yazım, biraz tanışalım.
Ben Serra. Nöropazarlama alanında yüksek lisans yaptım. Davranış bilimleri ve nöro iletişim üzerine çalışıyor, eğitimler veriyor, yazıyor ve anlatıyorum. Ama bütün bunlardan önce iyi bir gözlemci ve iflah olmaz bir meraklıyım. Kendimi ifade etmek için en sevdiğim tanımlardan biri de “nöro hikâye anlatıcısı.”
Çünkü öğrendiklerimi hikâyelerle, gündelik hayatla ve insan halleriyle buluşturmayı seviyorum.
Neden öyle davranırız, neden fikrimizi değiştirir, bazen de değiştirmeyiz, kararlarımızı nasıl ve neden öyle alırız, gündelik hayatın küçücük ayrıntıları hakkımızda neler söyler gibi soruların peşine düşmek hoşuma gidiyor.
Bilimsel bir araştırmayla bir film sahnesini, bilişsel bir yanılgıyla başıma gelen bir hikâyeyi yan yana getirdiğim çok olur. Burada da gayem bildiklerimi anlatmaktan çok, merak ettiklerimin peşinden birlikte gitmek. Biraz davranış bilimi, bir tutam nörobilim, iletişim, insanlık hallerimiz, hikâyeler ve eser miktarda mizah.
Kısacası burada beynin işlerine bakacağız. İnsan olmanın işlerine de ister istemez.
Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

