23 Yaşından Beri Şizofreniyle Mücadele Eden Onur'un Mutlaka Herkesin Okuması Gereken Hikayesi

26PAYLAŞIM

İşsizlik meselesine girince duygulanması beni bitirdi!

Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=wKkRP81g...

40 yaşında ve 23 yaşından beri şizofreniyle yaşayan Onur, yaşadıklarını, duygularını ve hayallerini YouTube kanalı Getto'da anlattı. Biz de sizi Onur'la tanıştırmak istedik.

Ankara yaşayan Onur, okula 5 yaşındayken başlamış. Çevresindeki insanlar zeki bir çocuk olduğunu söylüyormuş hep. O dönemler okumayı çok sevdiği için bulduğu bütün kitapları okurmuş. Tabii şizofreniyle birlikte eskisi kadar okuyamıyormuş.

Bir gün evinde Hayat Ansiklopedisi'ni bulmuş ve sayfalarını karıştırırken şizofreni maddesine denk gelmiş. Her şeyi okumuş ve okuduğu sayfada da 2 tane resim görmüş.

kitantik.s3.cloud.ngn.com.tr

O resimleri hala hatırlarmış Onur. Bir küçük kız ve bir küçük köpek birlikte ağaç altında piknik yapıyormuş resimde. Tabii normal insanlar resmi bu şekilde görüyormuş. Şizofreni hastası bir kişiye hava kasvetli, küçük kız biraz daha korkunç ve köpek de canavar gibi görünüyormuş. Şizofreniye merakı ilk burada başlamış.

İlk atağını 23 yaşında Bolu'da üniversite öğrencisiyken yaşamış. Arkadaşlarıyla film izlediği sırada aniden başına bir şey olmuş. Bunu da evlerde atan sigortaya benzetiyor anlatırken. Birden burnuna yanık kokusu gelmeye başlamış ve kalkıp mutfağa gitmiş.

Evin içinde biraz gezmeye başlamış ama kimseye bir şey söylememiş. Bir terslik olduğunu anlamış fakat ne olduğunu kavrayamamış tabii.

Sonra evdeki arkadaşlarının ajan olduğundan şüphelenmeye başlamış. Beraber film izlediği arkadaşlarının kendisini öldüreceğini ve intihar ederek kurtulacağını düşünmüş.

O an bütün duyguları, düşünceleri ve algıları tamamen bozulmuş.

Film bittikten sonra hava almak için dışarıya çıkmış fakat evin yolunu dönüşte bulamamış. 2-3 saat boyunca dolaşmış.

Evi sonunda bulduğunda kız arkadaşı "Neden geç kaldın? Evin yolunu bulamadın değil mi?" diye sorunca bu sefer de düşüncelerinin okunduğundan şüphelenmeye başlamış. Onur, bu şekilde ataklarla birlikte 2-3 sene ilaçsız bir şekilde yaşamış. Kimseye de söylememiş.

İlk atağından sonra 2-3 ay gündüzleri dışarı çıkamamış. Yoğun bir şekilde korku hissediyormuş. Akşamları bazen dışarıda dolaşıyormuş.

Yakın çevresi artık bir terslik olduğunu anlamış. Doktora götürmek isteseler de Onur hiç istememiş çünkü doktorların da ajan olduğunu ve kendisini zehirli iğneyle öldüreceklerini düşünüyormuş.

Bir gün babası, annesini hastaneye götürme bahanesiyle Onur'u doktora götürmüş. Onur da tedaviye ihtiyacı olmadığını söyleyip odadan ayrılmış. Ardından aylar geçtikten sonra abisi sonunda ikna etmiş ve doktorun yolunu tutmuş. Yine doktorun kendisini öldüreceğini düşüyormuş fakat doktor bir şekilde Onur'u ikna etmiş. Böylece yıllar sonra ilaç tedavisine başlamışlar.

Tedavi başladıktan sonra ilaçların etkisiyle 58 kilodan 100 kiloya çıkmış. Doktorun raporunda şizofreni teşhisini görünce gidip internetten araştırmış ve senelerdir yaşadığı sıkıntıların madde madde yazıldığını görmüş.

Televizyondan gelen şifreli mesajlar, düşüncelerinin okunduğunu zannetmesi, beyninin kontrol edildiğini zannetmesi vs. hepsi yazıyormuş. Bu anda bir şaşkınlık yaşamış. Bu şaşkınlıkla birlikte bir rahatlama da yaşamış. "Bu bir rahatsızlıkmış" demiş kendine. Şizofren olduğu için de üzülmüş.

İnsanlar ne gördüğünü çok merak ediyormuş. İlaçlar, halüsinasyonları kesiyormuş zaten ama ilaçsız geçirdiği dönemde korkunç yaratığa benzeyen şeyler görmüş. Korkmuş ve evden kaçmış direkt.

Sadece görüntü değil, koku halüsinasyonları da oluyormuş. Mesela yanık kokuları... Halüsinasyon kadar zorlayan şizofrenideki can alıcı nokta sanrılar ve paranoyalarmış. Halüsinasyonları ilaçlar kesiyormuş ama sanrıları ve paranoyaları ilaçlar tamamen kesmiyormuş. Belli bir düzeyde kontrol altına alınıyormuş sadece. Tamamen kesmiyormuş.

Bir dönem kendini demlik zannediyormuş. Annesi "Misafir gelecek demliği ocağa koyalım." dediğinde eli ayağı titrermiş. Bir dönem de toprak ve su zannetmiş kendini.

Bir gün 40-50 tane kitabını çantasına koyup Ankara'da Dışkapı Köprüsü'nün altında yakmış. Bu kitapların okurken enerji oluşturduklarını ve oluşan bu enerjinin evrende bir şeylerle etkileşime girip yaşadığı sıkıntıların sebebi olduğunu zannettiği için yakmış.

İstihbarat örgütlerinin beynini okuduğu düşüncesinden büyük ölçüde kurtulmuş son zamanlarda fakat aklına zaman zaman yine geliyormuş.

Önemli ölçüde iyileşme gösterdiğini söyleyen Onur, yazarlık, tiyatro ve resim kurslarına gitmiş. Şiir yazmayı çok seviyormuş. Yazarken rahatladığını, keyif aldığını ve terapi gibi olduğunu söylüyor.

Yazar olmak hayaliymiş. İnsanları gülümseten ve düşündüren şiirler, öyküler yazmak istiyormuş.

Onu şizofreni kadar zorlayan başka bir durumun daha olduğunu dile getiriyor. O da işsizlik... Hem şizofreniyle hem de işsizlikle mücadele etmek zorunda.

Birçok firmanın engelli kadrosu olsa da çoğu şizofren almak istemiyormuş.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
rasim_celik

Dayımda da aynı hastalık var. Ama aile hastalığı kabul etmediği ve çocuklarının evlenirse normale döneceğini düşümdükleri için haliyle dayım da hasta olduğunu kabul etmiyor. Tedavi de olmak istemiyor. Olan da aileye oluyor. Can pazarı

depresifon

benim arkadaşımda bu hastalıkla mücadele ediyordu.daha doğrusu erkek arkadaşım.tv izlerken yaratıkların onunla konuştuğunu anlatırdı.daha bi çok şey.ilaç tedavileri çare olmadı.yıllarca uğraştı ailesi.en sonunda beyne elektro şok mu ne verildi.sonrasında uzunca bi süre kimseyi tanımadı.beni bile.1 seneye yakın yabancı gibi konuştuk.onunla geçirdiğimiz günleri soruyordu bende anlatıyordum.ama o tedavi işe yaradı.o hırçın çocuk gitti sakin ve normal insanlar gibi olmaya başladı.şimdilerde çok iyi.iş buldu çalışıyor sosyalleşiyor.gayet iyi.sanırım bu tedaviyi en son çare olarak yapıyorlarmış.şimdi iki çok sıkı kankayız.aradan 20 sene geçti tabi.hala görüşüyoruz.

bkt-dmrc

ne kadar zor bir durum. hakkında filmler de izlesek, kitaplar da okusak, böyle bir hastalığın verdiği rahatsızlığı anlayabilmek mümkün değil. aksi gibi de kimsenin görmediği, duymadığı bir görüntü veya sesin nasıl bir şey olduğunu merak ediyorum. neyse bu merakım da eksik kalsın :/

ozlem-gumus7

bkt-dmrc phahahab tövbe tövbe sinirlerim bozuldu. Bencede eksik kalsın kardeşim.sonra 3 harflşlerle karıştığını falan zannedersin. Bide onla uğraşılmaz allasen... Şahsen şizofren olsam bu tarz şeyler görsem duysam. İlk işim acaba bana uğradılar mı falan olur yaneee. Bi arkadaşım manyak hep gördüğünü falan söylerdi. Falda bakardı her türlüsü hep tutardı. Korkunç vallahi

tontikke

Dayım ergenlikten beri mücadele ediyor çok zor bir şey 😔

Görüş Bildir