189 Kişiye Mezar Olan, Sivil Havacılık Tarihinin En Elim Facialarından Biri: Birgenair Uçuş 301

-

1996’da gerçekleşen olay, sivil havacılık tarihinin en elim facialarından biri.

Öncelikle Birgenair'a aşina olmayanlar için ifade edelim. Birgenair Türkiye menşeili bir charter uçuş firmasıydı.

Charter firmalar, daha çok diğer havayollarına uçak ve ekip sağlama prensibiyle çalışan firmalardır. Takvimler Şubat 1996’yı gösterdiğinde, Birgenair’in Dominik Cumhuriyeti’ndeki Gregorio Luperón Uluslararası Havalimanı’nın hangarında hazır bekleyen Boeing 757’si, Frankfurt’a yapılacak bir uçuş için kiralandı.

Büyük bir çoğunluğu Alman yolculardan oluşan 176 yolcu ve 11’i Türk 13 kişilik mürettebat, 6 Şubat 1996’da, yerel saatle 23:42’de havalandı.  

Uçak kalkıştan yalnızca 5 dakika sonra Atlas Okyanusu’na çakıldı. Kurtulan olmadı.

Peki neden? Teknik bir arıza mı olmuştu? Pilotlar ölümcül bir hata mı yapmıştı? Yoksa büyük bir ihmal bir vardı?

Şimdi cevabı görme vakti...

Normalde prosedür gereği kalkış esnasında iki pilot da hız göstergelerini birbirlerine söyler ve böylece göstergelerde herhangi bir arıza olmadığına emin olunur.

Kalkış esnasında yardımcı pilot Aykut Gergin kendi hız göstergesinideki hızı ifade etmiş, fakat karşılık bulamamıştı. Çünkü kaptan pilot Ahmet Erdem’in hız göstergesi çalışmıyordu. 

Böyle bir durumda kalkışın iptal edilmesi ya da kalkış yapıldıktan sonra yeniden inişin yapılması beklenir.

Fakat uçak yoluna devam ederek pistten ayrıldı ve tırmanmaya başladı. Kalkıştan birkaç saniye sonra kaptan pilot Ahmet Erdem’in göstergesi çalıştı ve ardından otopilot devreye sokuldu.

Sonrası ise, sonun başlangıcıydı. Uçak aşırı hız uyarısı vermeye başladı.

İki gösterge de farklı göründüğü için bunun bir hata olduğu düşünüldü ve ikaz sinyali kapatıldı. Fakat uyarı yinelendi. Ahmet Erdem’in hız göstergesi bu defa 350 mili gösteriyordu. 

Kaptan lövyeyi çekerek uçağın hızını düşürmeye karar verdi. Bu arada uçağın halen tırmanışta, yani burnunun havada olduğunu unutmayın.

Kaptan lövyeyi çekince bu defa uçak stick-shaker uyarısı vermeye başladı. Stick-shaker uyarısının aşırı hız uyarının tam tersi olduğu söylenebilir. Yani uçak çok yavaşlamıştı. 

Pilotlar bir anda oldukça zor bir durumda kaldı. Saniyeler önce aşırı hız uyarısı veren uçak, bu defa stick-shaker uyarısı veriyordu.

Göstergeler birbirine uymuyor, gece uçuşu olduğu için de uçağın gerçek hızı hakkında fikir verebilecek görsel bir unsur bulunmuyordu.

Uçak ve lövye titremeye başlamıştı. Ahmet Erdem’in göstergesi bu kez uçağın havada durabilmesi için minimum hız olan 170 milin altında görünüyordu.

Yani uçak büyük ihtimalle stall oluyordu. Stall, uçağın uçma durumunu kaybedip serbest düşüse geçmesi anlamına gelir. Stall uyarısı alındığında hız artırılır.

Fakat uçak halen tırmanışta olduğu için önce burnun aşağıya indirilmesi, ardından hızın artırılması gerekiyordu. Zira tırmanışta olan uçağın hızını kısa sürede artırmak oldukça zordur.

Yardımcı pilot Aykut Gergin bütün bunların farkına varsa da, muhtemelen kaptan pilotun yaşı ve tecrübesinden dolayı herhangi bir müdahalede bulunmamayı tercih etmişti.

Ahmet Erdem burnu indirmek yerine doğrudan hızı artırmaya karar verdi.

Uçak tırmanışta olduğu için motorlardan gerekli hızlanmayı sağlayacak hava akışı sağlanamadı ve sol motor alev alarak durdu. Sağ motor halen çalışır durumda olduğu ve tüm hızda ittirdiği için uçak spin yaparak düşmeye başladı.

Kalkışkan 5 dakika sonra, 23.47’de uçak radardan kayboldu.

Okyanusa çakılan uçaktan geriye kalan parçalar donanma tarafından bulundu. Bölgede çok fazla köpekbalığı olduğu için dalgıçlar arama yapamadılar. Ertesi gün 79 beden kıyıya vurdu.

Peki neden böyle olmuştu?

Uçakların hızı, gövde üzerinde bulunan pitot tüpleri vasıtasıyla ölçülür. Hangara çekilen uçakların pitot tüpleri bir koruyucuyla kapatılır. Hız göstergelerindeki belirsizlik de şüpheyi pitot tüplerinin üzerine çekmişti. 

Fakat uçağın pitot tüplerine asla ulaşılamadı. Yine de uzmanların bir teorisi vardı: Bölgeye özgü bir arı türü olan ve silindirik yapılara yuva yapmayı seven sarı çamur arısı, büyük ihtimalle uçağın pitot tüplerinden birine yuva yapmıştı. Uçağın 20 gün boyunca hangarda beklemesi bu ihtimali oldukça artırıyordu.

Yine de arıza kalkıştan önce kendini belli ettiği için uçağın düşüş sebebi olarak görülmüyor.

Arızaya rağmen kalkışa devam eden kaptan pilot Ahmet Erdem kusurlu bulundu. Erdem’in kendisinin ve mürettebatın bir an önce ailesine kavuşma isteğinden dolayı duygusal davranarak bu kararı aldığı düşünülüyor.

Kazadan birkaç ay sonra Birgenair iflas etti.

Ölenlerin anısına Puerto Plata ve Frankfurt’ta birer anıt yükseldi.

Birgenair 301, bugün halen sivil havacılık tarihindeki en büyük facialardan biri olarak görülüyor. 

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
baris-albayrak2

Standart prosedüre uyulsaydı böyle bir kaza gerçekleşmezdi. Airspeed indicatorlerde ias farklılığı varsa kalkış iptal edilmeli, eğer ki gerçekleştirildiyse, kuleden destek alarak acil iniş prosedürü uygulanmalıydı. Böyle bir durumda uçuşa devam etmek yapılabilecek en büyük ihmal ve hatadır. Ayrıca beklemelerde pito kılıfları takılmalıdır ve uçuş önceside mutlaka fiziksel kontrolü gereklidir. Havacılıkta bütün kurallar kanla yazılmıştır. Kesinlikle uyulması gerekmektedir.

mustafa-okat

Pilotların içinde kaldığı durumu kafamda canlandırıyorum da çok zor bir durum. Aslına bakarsanız mantıklı düşünme ile pek çok taş yerine oturur. Örneğin kalkıştan bu kadar kısa süre sonra tırmanışta olan bir uçak aşırı hızlanabilir mi? Normalde pilotlara aletlere ve göstergelere güvenmeleri öğretilir ama siz kalkışta bozuk bir hız göstergesi ile kalkış yaptığınız için aletlere çok da güvenmemeyi göze almışsınız. Ayrıca daha yeni kalkmış ve tırmanmakta olan uçağın vereceği Stall uyarısı, Overspeed uyarısından daha mantıklı ve makuldür. Hem overspeed uyarısına riayet edip burnu kaldırdığınızda stall uyarısı geliyorsa, overspeed uyarısı hatalıdır, zaten yavaş olan uçak tehlikeli şekilde yavaşlamıştır, lövye ileri itilmelidir. Hem zaten 2. pilotun hız göstergesi hep doğru çalışmıştı, gösterdiği değerler çok daha mantıklı değerlerdi. Tabii burada şöyle bir durum var, ben oturduğum yerden sallıyorum. O kokpitin içinde olmak ve o stres altında, bir "Pause" tuşu olmadan anlık hareket etmek, ucunda can olduğunu bilmenin getirdiği baskı bu yanlış kararlara itmiş olabilir. Sonuçta herkes o durumdaki bir uçağı kurtarmak ister. Vahim bir kaza, kimse böyle olmasını istemezdi.

gece-gunes

Her şeyin bir sebebi olduğuna inanıyorum. Belki de bu kazadan sonra bir çok hava yolu firması uçaklarını kontrol ettirdi ve daha çok can kaybının önüne geçildi.

merve-cadir

inancına saygısızlık etmek amacıyla sormuyorum kesinlikle ama daha sonra kurtulacak başka canlar için o 189 kişi kendi canını feda etmeye gönüllü olmuş muydu? onları canları daha sonra benzer bir ihmal veya hatadan dolayı canını yitirecek kişilerin canından daha mı değersizdi? gelecekte ölme ihtimali olan kişiler yerine mutlaka daha az bir sayıda kişinin feci şekilde can vermesi mi gerekiyordu? her şeyin bir sebebi belki vardır belki yoktur bilemem ama bunları merak etmiyor musun?

enk-capital

Bi sebep aramaya gerek yok. Ölmeleri gerekiyodu ve öldüler. Başka kazalarda mucizevi şekilde kurtulan insanlar da olmuştur. Olağan şartlarda kurtulmaları imkansızken hayatta kalmışlardır. Zamanı gelmemiştir kurtulmuşlardır. Şöyle olmasaydı böyle olmazdı böyle olduğu için şöyle oldu diye bi şey yok.

jokerrr

Bu üzücü ve dehşet veren olayda pilotu suçlayan arkadaşlar acaba öyle bir karmaşa durumunda ne tür bir tepki verirlerdi merak ediyorum. Ne kadar iyi eğitim alsan da o anki korku ve baskıyla her zaman doğru karar veremiyor işte insan. Bu olayın asıl sebebi uçağın kalkıştan önce tam anlamıyla kontrol edilmemesi yada normalde ediliyor mu onuda bilmiyorum ama...

dretnot

Bu kazada amcamı kaybettik, bedeni bile bulamadı ve halâ el açıp dua edeceğimiz bir mezarımız bile yok. Lâkin siz dalga geçer gibi "Köpek balıklarına yem." ifadesini paylaşmıssınız. Pazartesi ilk işim Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmak olacak. İnsanların anısına bu denli bir hakareti iki-üç tık almak için yapıyorsunuz, bu bizim kanayan yaramızı deşmekten başka ne yapıyor? EDIT; EDITOR ARKADAS BASLIKTA DUZENLEME YAPMIS, TESEKKUR EDERIM LUTFEN BIR DAHA BOYLE HATALAR YAPILMASIN.

Başlıklar

Terciholay
Görüş Bildir