18. Yüzyılda Herkesi Satrançta Dize Getiren Kişi Bir Robottu, Hem de Türk!

 > -

Yabancı kaynaklarda The Turk ya da Mechanical Turk(Mekanik Türk) olarak geçen ilginç bir mekanik cihaza rastladınız mı hiç? Satranç oynayan bu makine o yıllardaki Osmanlı kıyafetlerini giyiyor ve görünümüyle bir Türk'ü andırıyordu. 18. yüzyılda icat edilen bu makine 1770'ten 1854'e kadar insanları şaşırtmaya devam etti. İşte bu makineye dair ne varsa bu içeriğimizde konu ettik.

Mekanik Türk, 1769 yılında 6 ay kadar bir sürede içinde bir masa ve üzerinde bir insan modeli bulunan mekanik bir satranç otomatıdır.

Mekanik Türk, 1769 yılında 6 ay kadar bir sürede içinde bir masa ve üzerinde bir insan modeli bulunan mekanik bir satranç otomatıdır.
Mekanik Türk, 1769 yılında 6 ay kadar bir sürede içinde bir masa ve üzerinde bir insan modeli bulunan mekanik bir satranç otomatıdır.

1770'de ilk kez İmparatoriçe Maria Theresa için sergilendiğinden beri bu konu tartışılmıştır. Otomat Viyana'da İmparatoriçe Maria Theresa'nın hizmetinde çalışan mekanikçi Wolfgang von Kempelen tarafından yapılmıştır.

İmparatoriçe Maria Theresa için yapılan bu otomat, 120 cm uzunluğunda, 105 cm genişliğinde ve 60 cm yüksekliğindeydi.

Akçaağaçtan ve üzerine satranç tahtası çizilmiş tekerlekli bir kabinet önünde oturan bıyıklı, sarıklı ve pelerinli bir Türk figüründen oluşuyordu. Öndeki kapak açılıp dolabın ve Türk'ün içine bakıldığında irili ufaklı pek çok kaldıraç, makara ve başka karmaşık mekanik sistemler görülebilmekteydi.

Kurularak çalışan Türk, karşısındaki gönüllüyle satranç oynamaya başladığında, gözleri satranç tahtasını tarıyor, başını arada bir sallayıp satranç taşlarını eliyle hareket ettiriyordu.

Yaptığı işler bunlarla da kalmıyordu; pek çok oyunda rakibini yenmeyi de başarıyordu. Yaptığı hamlenin bittiğini başını üç kez sallayarak belirten otomat, maç sonrasında seyredenlerden gelen soruları satranç tahtasının yanında bulunan özel bir tepside harfleri birleştirerek yanıtlayabiliyordu.

Rakiplerini çok şaşırtan yenilmez Türk, çok saldırgan bir satranç oynuyordu.

Rakiplerin onu test etmek için yaptığı kural dışı hamlelerde, taşı kaldırıp eski yerine koyuyordu. Türk’ü izleyenler onlarca yıl boyunca onun sırrını çözmeye çalışmışlardı. Bazıları çok ilginç teoriler üretmişler ve bu açıklamalara gazetelerde geniş yer verilmişti.

Kempelen 1804'te Viyana'da öldükten sonra otomat birkaç kez el değiştirdi.

Son olarak Beethoven'ın yakın arkadaşı Johann Maelzel adlı bir makine mühendisi şovmenin eline geçti. Daha sonraları ilk metronomu yapacak olan Maelzel, otomatı Kempelen'in oğlundan satın almıştı.

1809'da Napoleon Bonapart'ı yenen Mekanik Türk, satranç zaferlerine Fransa ve İngiltere'de devam ederek en büyük ününü bu dönemde kazandı.

1809'da Napoleon Bonapart'ı yenen Mekanik Türk, satranç zaferlerine Fransa ve İngiltere'de devam ederek en büyük ününü bu dönemde kazandı.
1809'da Napoleon Bonapart'ı yenen Mekanik Türk, satranç zaferlerine Fransa ve İngiltere'de devam ederek en büyük ününü bu dönemde kazandı.

1820'de bilgisayarın babası sayılan Charles Babbage ile bir maç yaptı. Ve tabii ki bu karşılaşmayı da kazanmıştı.

Artan borçları yüzünden Maelzel Avrupa'yı terk ederek Amerika'ya doğru yola çıktı.

Benjamin Franklin, yenildiği Mekanik Türk'te bir hile olduğundan şüphelendiyse de bunu kendi zamanında doğrulayamamıştı. ABD'de başarılı bir turne gerçekleştiren Maelzel, Mekanik Türk'ü Küba'ya götürmeye karar verdi. Küba'da, sekreteri ve sırdaşı satranç ustası William Schlumberger öldü. Güney Amerika'da iflas eden Maelzel ABD'ye dönüşte kabininde ölü olarak bulundu ve cesedi denize atıldı.

1817-1837 tarihlerinde tüm Avrupa'yı ve Amerika'yı gezen otomat, çalışma mekanizması ve topluluklar üzerinde yarattığı etki nedeniyle birçok kitap ve makaleye konu oldu.

1817-1837 tarihlerinde tüm Avrupa'yı ve Amerika'yı gezen otomat, çalışma mekanizması ve topluluklar üzerinde yarattığı etki nedeniyle birçok kitap ve makaleye konu oldu.
1817-1837 tarihlerinde tüm Avrupa'yı ve Amerika'yı gezen otomat, çalışma mekanizması ve topluluklar üzerinde yarattığı etki nedeniyle birçok kitap ve makaleye konu oldu.

Ünlü yazar Edgar Allan Poe ve Dr. Gamaliel Bradford en akılcı çözümleri üretenler olmuştu. Edgar Allan Poe, otomat hakkında yazdığı "Maelzel's Chess" adlı tanıtım yazısında Mekanik Türk'ü şöyle tasvir ediyordu:

“Oyunu kazanmadan önce kafasını bir zafer edasıyla sallıyor, kendini beğenmiş bakışlarla etrafına göz gezdirdikten sonra sol kolunu her zamankinden daha geriye çekiyor ve parmaklarını bir süre dinlendiriyor.”

Açık artırmaya çıkarılan Mekanik Türk'ün yeni sahibi Doktor ve Cerrah John Mitchell oldu.

Açık artırmaya çıkarılan Mekanik Türk'ün yeni sahibi Doktor ve Cerrah John Mitchell oldu.
Açık artırmaya çıkarılan Mekanik Türk'ün yeni sahibi Doktor ve Cerrah John Mitchell oldu.

Bir kulüp kuran Mitchell, burada kulüp üyelerine ücret karşılığı Mekanik Türk'ün sırlarını göstermeye başladı. Önceleri ufak bir şöhrete kavuşsa da Maelzel kadar başarılı bir şov adamı olmadığı için otomatı 1854 yılında Philadelphia'daki bir müzeye bağışladı.

Yapımından 85 yıl sonra Mekanik Türk "Büyük Philadelphia Yangını"nda yandı ve tarihe karıştı.

Mitchel'in oğlu, Mekanik Türk'ün sırlarını açıkladığı bir kitap yayınladı. Tarih boyunca 15 satranç uzmanı ve ustası Mekanik Türk'le karşılaştı, hakkından birçok kitap ve makale yazıldı. Fakat hiçbiri Mekanik Türk'ün sırrını tam olarak ortaya koyamadı.

Mekanik Türk'ün Çalışma Şekli

Uzun süreler nasıl çalıştığı üzerinde fikirler yürütülen otomatın içinde satrançta oldukça tecrübeli biri vardı.

Makinenin içi seyirciye gösterildikten sonra satranç ustası kutunun içine giriyordu.

Mum ışığında iki büklüm bir şekilde hem karşısındaki oyuncunun yaptığı hamleleri takip edebiliyor hem de otomatı yönetip karşı hamleleri yaptırabiliyordu.

Mekanik Türk'ün sırrı, mekanizmanın bulunduğu kabinin içindeki bölümlerin katlanabilir olmasına ve mekanizmanın önden görüldüğü gibi kabinin tamamını kaplamamasında yatıyordu.

Kabin içinde, operatörün oyunu takip etmesine yardım eden ikinci bir satranç tahtası daha vardı.

Kabin içinde, operatörün oyunu takip etmesine yardım eden ikinci bir satranç tahtası daha vardı.
Kabin içinde, operatörün oyunu takip etmesine yardım eden ikinci bir satranç tahtası daha vardı.

Otomatın oynadığı ana satranç tahtasının altında, her karenin altında zemberek şeklinde bir mekanizma ve her taşın altında da bir mıknatıs bulunuyordu. Bu sistem sayesinde kabin içindeki oyuncu hangi taşın hangi kareye oynadığını takip edebiliyor ve ikincil satranç tahtasında yaptığı hamleleri ana tahtaya bildiren özel düzeneği kullanarak Mekanik Türk'ü hareket ettirebiliyordu.

İlk yapımından 1787 yılına kadar Mekanik Türk'ün içinde oyunu kimin oynadığı bilinmiyor.

1787-1837 yılları arasındaki 50 yıllık süre içerisinde otomatın içinde satranç oynayan kişilerden biri cüce satranç ustası Jacques-François Mouret'tir. Diğeri ise Johann Maelzel'in sekreteri ve sırdaşı olan ve Küba turnesinde hayatını kaybeden William Schlumberger'di.

Neden Türk?

Bu konu hakkında çeşitli rivayetler mevcut. İlk olarak dönemin Türk kültürünün Avrupa'da ilgi çekmesi (Hacivat ve Karagöz oyunlarından etkilenmeleri) nedeniyle Türk isminin konulduğu düşünülüyor. Diğer bir rivayet ise Avrupa'nın büyük bölümünün Türk akınlarından nasibini alıp, uzun süre Türk egemenliği altında yaşaması nedeniyle Avrupa'daki ünlü isimlere satranç masasında Türkleri yenme zevki yaşatılıyordu.

Amazon Mechanical Turk

Amazon.com'un 3 Kasım 2005 itibariyle kullanıcılarına sunmuş olduğu soru-cevap hizmetine Mekanik Türk ismini verdi. Hizmet, ardındaki insan zekasını gizleyerek benzer bir akıllı sistem yanılgısı yaratıyor.

Bir soruya cevap talep eden kullanıcılar Mekanik Türk'e bilgisayarlar için zor, ama insanlar için kolay olan görevler yolluyor. Kullanıcıların erişebildikleri bir alanda listelenen bu görevlere başarabileceğine inanan kişiler talip oluyor ve görevi tamamlıyor. Sonuç, görevi talep eden kullanıcıya yollanıyor ve bunun karşılığında görevi tamamlamış kullanıcının Amazon hesabına belli bir miktar para yatıyor.

Mekanik Türk isimli Tom Standage tarafından yazılmış kitap 2004 yılında Saga Yayınları tarafından Gülenbilge Zanardi çevirisiyle yayınlanmıştır.

Mekanik Türk isimli Tom Standage tarafından yazılmış kitap 2004 yılında Saga Yayınları tarafından Gülenbilge Zanardi çevirisiyle yayınlanmıştır.
Mekanik Türk isimli Tom Standage tarafından yazılmış kitap 2004 yılında Saga Yayınları tarafından Gülenbilge Zanardi çevirisiyle yayınlanmıştır.

Ayrıca satranç oynayan Türk hakkında oldukça ayrıntılı bilgiler içeren The Turk, Chess Automaton (Gerald Levitt) adlı kitapta, otomatın oynadığı ve içinde Napolyon'un oyunun da olduğu 52 adet oyunun ayrıntısını bulmak mümkündür. Bu oyunların detayları gösteriler sırasında Maelzel'in bir arkadaşı tarafından kaydedilmiştir.

Günümüzde Mekanik Türk'ün birçok replikası müzeleri süslemektedir.

Kaynak
1 2 3

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
saim-unsal

Taaa o zaman dolandırıcılıkta nam salmışız demek ki . Birde yazının başlangıcını okuyup tüm yazıyı okumuş gibi yorumlar atan dolandırıcılar var :) Onlar için özet geçeyim ; Makinanın içerisinde birisi varmış arkadaşlar o nedenle bu yazı üzerinden Türk olmakla övünmeyin.

tc-metehan-simsek

Bu Mekanizma'yı Türkler yapmadı.

saim-unsal

Harbiden mi ? Ciddimisin ? Vay beeee. O makina insaları dolandırmak için avusturyalılar tarafından yapılmış. Bizim ne kadar işe yaramaz , tembel ve dolandırıcı olduğumuzu bilen bu dostlarımız bize ucunda laf geçirmiş . Tabi anlayana . Anladın mı ?

batuhan-sofuoglu

Ooo tamam anladık ama tam kıvrılmamış azıcık daha kıvır. 300 yıl öncesiyle şimdiki devir aynı senin kafanın içinde.

saim-unsal

Size laf anlatacığıma deveye hendek atlatırım daha kolay . Sen daha okuduğun şey üzerine kafa yormaya bile üşeniyor , kalkmış burden gereksiz zorbalık yapıyorsun. 300 yıl öncede bu zihniyete sahiptik hala aynı zihniyete sahibiz. İlk başta yazdığımı tekrar oku ve ufak beynini biraz yor.

kutaycet

kimsenin övündüğü yokta sen ne ayaksın ?

odunq

milleti kendi kendine çalışıyor diye kandıralım. işin içinde üçkağıtçılık olunca da ismi Türk olması gerekir demişlerdir :)

cihanzkan35

madem o kadar iyi bir oyuncu vardı masanın altında neden kendisi ünlü olmak istemedi de makinanın içine girip oynadı kimsenin bilmediği bir insan olarak kaldı düşündürücü..

oguzhanq

Zaten böyle şeylerde hep yanıyor...

bora-guclumen

terminatör ün zamanında cnbc-e dede yayınlaşmışş televizyon dizisinde Turk adında santranç oynayan bir yapay zeka ile karşılaşmıştık daha sonrasıda dünyayı kurtarmak için skynet isimli bir diğer yapay zekaya savaş açacaktı. O zamanlarda lise öğrencisiydim ve isminin nereden geldiğini araştırmış ancak bir sonuç alamamıştım. Yıllar sonra bu makaleyle karşılaşmak hoşuma oldukça hoşuma gitti.

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriFransaİngiltereKitap
Görüş Bildir