10 Adımda Minimalizme Geç: Temiz ve Sade Bir Ev İçin Takip Edeceğin Yol Haritası
Girdiğin her odada ayağına bir şeyler mi takılıyor? O çok sevdiğin kahveni içmek için önce masadaki dağınıklığı başka bir yere mi taşıman gerekiyor? 'Buna bir gün lazım olur' diyerek sakladığın o 2012 model şarj kabloları ve lise yıllığının arasındaki kurumuş papatyalar artık ruhunu daraltmaya başladıysa doğru yerdesin!
Hazırsan başlıyoruz; eline çöp poşetlerini al ve evindeki o gereksiz kalabalığa elveda demeye hazırlan.
1. Önce bu yola neden çıktığını kendine dürüstçe açıkla.
Minimalizm sadece eşya atmak değil, bir kafa yapısı değişikliği. Neden bu yola girdiğini netleştirmen lazım. 'Sabahları giyecek bir şey bulamadığım için gardırop önünde ağlamak istemiyorum' mu yoksa 'Ev temizlemekten hayatımı yaşayamıyorum' mu? Niyetini belirle ki, o tozlu rafların arasına daldığında motivasyonun düştüğü an bu nedenine tutunup devam edebilesin.
2. Tüm evi aynı anda dağıtıp kendi sonunu hazırlama.
Sosyal medyadaki o 'bir günde minimalist oldum' videolarına sakın aldanma; o işler öyle olmuyor. Bütün evi aynı anda dağıtırsan akşam olduğunda o yığının ortasında oturup ağlarsın. Stratejik davran: Bugün sadece mutfaktaki baharatlıkları, yarın ise sadece banyodaki miadı dolmuş kremleri hedef al.
3. "Belki bir gün lazım olur" yalanını hayatından tamamen çıkar.
Bu cümle, evdeki kalabalığın en büyük suç ortağı. Eğer bir eşyayı son bir yıl içinde eline bile almadıysan, o 'belki bir gün' muhtemelen hiç gelmeyecek demek. O 2015’ten kalan şarj kablosu, ucu kırık ama 'yaptırırım' dediğin o biblo veya içine girmeyi beklediğin o dar jean... Onlar artık seninle aynı frekansta değil, kabullen ve vedalaş.
4. Eşyalarını ayıklarken üç kutu kuralını tavizsiz uygula.
Eline aldığın her parça için üç seçeneğin var: Çöp, bağış veya satış. Eğer bir eşya bozuksa veya tamir edilemeyecek kadar yıpranmışsa vedalaşma vakti gelmiş. Eğer hala sapasağlamsa ama sana hizmet etmiyorsa, ihtiyacı olan birine ulaştırarak onu mutlu et. Eğer 'bu gerçekten para eder' diyorsan, hemen fotoğrafını çekip satış uygulamasına koy. Bekletme, bekletirsen o kutu evin bir köşesinde sonsuza dek kalır.
5. Eve giren her yeni parça için bir eskisine yol ver.
Evinin kapasitesi belli, lastik değil ki bu esnesin! Kendine şu sözü ver: 'Bu eve yeni bir şey giriyorsa, benzer işlevi gören eski bir şey kapı dışarı çıkacak.' Yeni bir kupa mı aldın? Dolaptaki en az sevdiğin kupayı birine hediye etme vaktin geldi demek. Bu kural, evdeki eşya sayısının kontrolsüzce artmasını engelleyen en etkili savunma hattın.
6. Dijital dünyandaki o görünmez kalabalığı da temizlemeyi unutma.
Gözle görülmeyen dağınıklık en çok zihni yoranıdır. Telefonundaki hiç oynamadığın oyunlar, binlerce gereksiz ekran görüntüsü ve mail kutundaki o 'indirim' bültenleri... Hepsinden kurtul.
7. Tezgah ve masa üstlerini eşya toplama kampına çevirme.
Mutfak tezgahı, yemek masası veya dresuar üstleri mıknatıs gibidir; her şeyi üzerine çeker. Anahtarlar, faturalar, bozuk paralar... Buraları 'kutsal boşluklar' olarak ilan et. Bir yüzey ne kadar boşsa, ev o kadar temiz ve düzenli görünür. Her eşyanın tanımlı bir evi (çekmecesi, kutusu) olsun; işi bitince oraya gitsin.
8. Anısı olan eşyalarla vedalaşırken mantığını devreye sok.
En zor adım burası, biliyoruz. Anneannenin eski fincanı veya ilk iş gününden kalan o not kağıdı... Her şeyi saklayamazsın. Eğer bir eşya sadece anısı olduğu için yer kaplıyorsa ama hiçbir işine yaramıyorsa, onun fotoğrafını çekip dijital bir anı klasörü oluştur. Eşyanın kendisi gidebilir ama o anı her zaman seninle kalacak, söz veriyoruz.
9. Bir şeyi satın almadan önce mutlaka 24 saat bekle.
Mağazada veya internette bir şeyi gördüğünde kalbin çarpmaya başlıyorsa dur! O anki dopamin artışına yenilme. Onu sepette beklet ve üzerinden bir gece geçmesine izin ver. Ertesi sabah uyandığında hala 'hayatım onsuz eksik' diyorsan alabilirsin. Ama çoğu zaman 'ya ben buna neden bu kadar heyecanlanmışım ki?' deyip vazgeçeceksin.
10. Minimalizmin bir varış çizgisi değil yolculuk olduğunu kabullen.
Evi bir kere boşaltınca iş bitmiyor; bu bir yaşam tarzı. Zamanla alışkanlıkların değişecek, daha kaliteli ama daha az eşyaya sahip olmanın huzuruna alışacaksın. Evin sadeleştikçe zihninin de sadeleştiğini, kararlarının netleştiğini fark edeceksin. Bu ferahlığın tadını çıkar ve her gün 'Bugün hayatımı ne daha basit hale getirebilir?' diye sormaya devam et.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın