onedio
OECD: Türkiye Gelir Dağılımı Eşitsizliğinde İkinci Sırada
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'ne (OECD) üye ülkelerin çoğunda son 30 yılın en yüksek gelir dağılımı eşitsizliği yaşandığı bildirildi. Türkiye gelir dağılımı eşitsizliğinde Meksika'nın ardından ikinci oldu...OECD raporunda üye ülkelerde gelir dağılımı eşitsizliğini son yıllarda önemli ölçüde arttığı vurgulanırken, üye ülkeler arasında zengin ve fakir arasındaki uçurumun giderek arttığı, üye ülkelerin çoğunda son 30 yılın en yüksek gelir dağılımı eşitsizliğinin yaşandığı kaydedildi.Üye ülkelerde zenginlerin toplam nüfus içindeki payının yüzde 10 olduğuna dikkat çekilen raporda, zenginlerin, yoksullardan ortalama 9,5 misli daha fazla kazandığı ifade edildi.Raporun sonuç bölümünde, gelir dağılımı eşitsizliğinin ekonomik büyüme üzerinde kaçınılmaz olarak olumsuz etki yaptığı, gelir dağılımı eşitsizliğiyle mücadelenin toplumları daha adil ve ekonomilerini daha güçlü hale getirdiği uyarısı yapıldı.
Urla'da Ağaç Kesimi Yapılacak Bölge Köylülere Yasak
İZMİR'in Urla İlçesi'ne bağlı Ovacık Köyü'nde, yapımına başlanan Rüzgar Enerjisi Santrali (RES) projesinin, resmi belgelerde bulunan önemli ayrıntıları da ortaya çıktı. Buna göre proje kapsamında, kamuoyuna yansıyandan daha fazlasının, 95 bin 265 metrekarelik orman alanında 1806 kızılçam ağacının kesimi yapılacağı öğrenildi. 2057 yılına kadar türbinlerin kurulu bulunacağı alan için, İzmir Valiliği'nin ÇED raporuna gerek görmediği, Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu'nun ise 1806 ağacın kesimiyle ilgili, tabiat varlığı ve doğal SİT açısından bir sakınca görmeyip projeye onay verdiği belirlendi. Bu arada, köylülerin ağaç kesilen alana girmesi yeni bir kararla yasaklandı.Urla'ya bağlı Ovacık Köyü'nde, RES projesi için geçen pazar günü çam ağaçlarının kesilmeye başlanması çevrecileri ve köylüleri ayaklandırdı. Köylüler türbin kanat ve gövdelerinin geçmesi için hem yol kenarında, hem RES'in kurulacağı alanına ulaşımı sağlayacak orman yolunda ağaç kesimini önlemek için nöbete başladı. Köylüler projenin durdurulması için Danıştay'a yaptıkları başvurunun beklenmesini isterken bölgedeki yoğun yağmur nedeniyle kesime ara verildi.AĞAÇ KATLİAMININ AYRINTILARI ORTAYA ÇIKTIRES projesinin resmi belgelerdeki önemli ayrıntıları da ortaya çıktı. Buna göre proje kapsamında, kamuoyuna yansıyan bin ağaç rakamından daha fazlasının, kesileceği belirlendi. Ovacık Köyü'nün yanı sıra İhsaniye, Kuşçular köyleri sınırlarına da girecek olan projenin, 95 bin 265 metrekarelik alanda faaliyete geçirileceği, bunun için de orman alanında, 100 yaşına yaklaşmış 1806 kızıl çam ağacının kesiminin yapılacağı öğrenildi.2057 yılına kadar faaliyet gösterecek olan projede, 63.165 metrekarelik alanın türbin, 15.614 metrekarelik alanın şalt sahası, 14.047 metrekareik alanın yol ve nakil hattı için kullanılacağı tespit edildi.
Alex de Sousa'ya Türk Televizyonlarından Teklifler Yağıyor!
Alex de Souza Futbolu Bıraktı ve tabi ki Türk televizyonları geleneksel 'Mesleğini Bırakana Yapışalım Bizim Kanalda Bişeyler Yapsın Festivali' başladı. bakalım büyük kaptan Alex'e nerelerden teklif gelmiş olabilir ya da biz onu nerelerde görmek isteriz!
Arabada Şarkıya Eşlik Eden Sevimli Bulldog
Almanya'nın Köln kentinde yaşayan Emanuele Zaubert ve Walter Ledermuller şarkı söylerken Fransız Buldog cinsi köpekleri Junior'un da kendilerine eşlik ettiği video, sosyal medyada büyük ilgi gördü
Detaylarda Saklanan Güzellikleri Ortaya Koyan Makro Fotoğrafçılığın 51 İnanılmaz Örneği
Dünyanın binlerce fotoğrafını görmüşsünüzdür. Büyük şehirlerin, uçsuz bucaksız ormanların ve tepelerin büyüleyici görüntüleri... Genellikle gözlerimizle de deneyimlediğimiz birbirinden hoş o fotoğrafları görmek elbette bize bir şeyler kattı. Fakat bu içeriğimizde, dünyanın gizlerinde kalmış ve detaylarda saklanmış birbirinde ilginç kareleri görmeye davet ediyoruz sizi. Bir su damlasının barındırdığı onlarca renkten minik canlıların şaşkınlık verici bedenlerine, derinliğiyle insan gözüne farklı gelen bu fotoğraflar, makro fotoğrafçılık olarak bilinen alanın ürünleri. Zaman zaman parmak ucu büyüklüğündeki canlıları dev canavarlarmış gibi gösteren, bazen de insan gözüyle görülemeyen doğal güzellikleri ön plana çıkaran bu fotoğraflar sizi oldukça şaşırtacak.
Reklam
”The Hobbit’ Tek Bir Hikayeye Sığdırılırsa
Orta Dünya hayranlarından biri olan Joel Walden, The Hobbit serisini 3 dakika 45 saniyeye sığdıran ve seriyi tek filmmişçesine özetleyen bir vidyo hazırladı. Walden, Peter Jackson’ın bakış açısını değiştirip filme tek filmmiş gibi yaklaşmanın eğlenceli olacağını düşünmüş.Üçlemenin son filmi olan The Hobbit: The Battle of Five Armies 17 Aralık’ta vizyona giriyor.
Reklam
Aykut Kocaman: 'Fenerbahçe'deki Son 2 Yılım Çok Zor Geçti'
Torku Konyaspor Teknik Direktörü Aykut Kocaman, 'Fenerbahçe'de son 2 yıl özellikle benim adıma çok ağır geçti. Zaten temeldeki ayrılığımın nedeni de bu oldu.' dedi.Torku Konyaspor Teknik Direktörü Aykut Kocaman, kulübün resmi dergisine konuştu. Kocaman, Fenerbahçe'deki günlerine de değinirken son 2 yılının çok zor geçtiğini ifade etti.Röportajda şu ifadeler yer aldı:'18 aylık aranın ardından yeşil sahalara Torku Konyaspor'umuzun teklifini kabul ederek teknik direktör olarak dönen Aykut Kocaman hocamız ile Konyaspor Dergisi olarak son derece keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.'30 YILDA FAZLA DİNLENME FIRSATIM OLMADI''30 yıllık futbol yaşantım oldukça yoğun tempoda geçti. Fazla bir dinlenme fırsatım olmamıştı. Bu yüzden Fenerbahçe'den ayrıldıktan sonraki dönem benim adıma önceleri iyi geldi. İlk iki aylık süreçte futbolla ilgilenmedim' sözleriyle sohbetimize başlayan teknik direktörümüz Aykut Kocaman, 'Çalıştığım dönemde sadece Ankaraspor'da iken 6 aylık bir aram olmuştu. O zaman açıkçası sivil hayata geçişte zorlanmıştım. Görevi bıraktıktan sonra yoğun fiziksel ve zihinsel bir yorgunluk ortaya çıkıyor. Bu işe odaklandığınız için çalıştığınız sürede etrafınızda sosyal bir çevre kalmıyor. Bıraktıktan sonra bir yerlere gitmeyi, eğlenmeyi sevmiyorsanız hayat artık sıkıcı olmaya başlıyor' diyor.'FENERBAHÇE'DE SON 2 YIL BENİM ADIMA ÇOK AĞIR GEÇTİ'Teknik direktörümüz Aykut Kocaman, iki yıl Ankaraspor ve sonrasında dört yıllık Fenerbahçe çalışma hayatından sonra verilen 18 aylık arayı şu sözlerle özetliyor: 'Fenerbahçe'de son 2 yıl özellikle benim adıma çok ağır geçti. Hem kulübün etrafındaki sorunlar hem de dolayısıyla takıma sirayet eden sorunların var olması benim adıma bu sürecin ağır geçmesine sebep oldu. Zaten temeldeki ayrılığımın nedeni de bu oldu. Kendimi biraz yorgun hissetmiştim ve karar mekanizmasında sıkıntılar doğabileceğini hissediyordum. Özellikle sinirlenme, hiddetlenme kat sayım biraz daha artmaya başlamıştı. Bunları kendimde gördüğüm zaman çok sağlıklı bir durum olmadığını fark ettim…''BODRUM'DA GEÇİRDİĞİM 2 AYDA DEŞARJ OLDUM''Ayrıldıktan sonra ilk 2 aylık süreçte futbolla çok fazla iç içe olmadım. 3-4 tane maç ancak izlemişimdir. Onun dışında hemen hemen lig dahil olmak üzere hiçbir futbol müsabakası seyretmedim. Ailemle Bodrum'a evime gittim. Orada dostlarımızla beraberdik. Bugüne kadar görmediğim tatil zamanlarını yaşadım. O dönemde tam anlamıyla deşarj oldum diyebilirim. Hem sportif hem de seyahat anlamında çok fazla gezme imkanım oldu. İkinci ayın sonunda artık hayat insana kendi düzenini dikte ediyor. Görev almadığım dönemde özellikle 1 yılı kendi adıma olumlu hatta severek geçirdim…''Biz ülke insanı olarak hayatımızı futbola odaklı olarak yaşıyoruz' diyen teknik direktörümüz Aykut Kocaman, 'Futbolculuk çocukluktan itibaren bütün varınızı yoğunuzu sadece fiziksel anlamda değil özellikle zihinsel olarak da ortaya koyduğunuz bir dönemdir. Futbola; binlerce çocuk arasından daha yetenekli olanların ön plana çıktığı bir iş kolu demek yanlış olmaz. Bu iş kolunun içinde bu şekilde yaşarken antrenör olduğunuz andan itibaren sorumluluklar biraz daha artıyor. Tamamen futbol odaklı oluyorsunuz' şeklinde görüş belirtiyor.Teknik direktörümüz Aykut Kocaman ile gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbet ile sizleri baş başa bırakıyoruz.'1996 YILINDAKİ DAVRANIŞIMI BUGÜN YİNE TEKRARLARIM'*Hocam 1996 yılında 2-1 kazandığınız Trabzonspor maçının ardından yaptığınız açıklamadan dolayı Dünya Fair-Play Teşkilatı tarafından Davranış dalında ödüllendirildiniz. O dönemki açıklamanız mutlaka ki içinizden geldiği şekliyle doğallık ve samimiyetinizden kaynaklanıyordu. Şimdi geriye dönüp baktığınızda aynı açıklamayı yine yapar mısınız ? Yoksa bir pişmanlığınız var mı?Hayır asla bir pişmanlığım yok. İnsanlık adına da meslek adına da çok evrensel bir durumdu. Bir sonuca gitme adına çalışırsın, çabalarsın. Başarılı olursun ya da olamazsın. Ben düşünce olarak hala o gün olduğu gibi aynı yerdeyim. Hatta düşüncelerim daha da pekişti diyebilirim. Futbolculuk dönemimizde tamamen kazanmaya odaklı olduğumuz için zaman zaman düşüncelerimizden sapabiliyoruz. Olgunlaşma ve insanları tanıma dönemindeydik. Fakat önemli olan 'Bana yapılmasını istemediğim bir şeyi başkasına yapmamak' düşüncesiydi. Bugün olsa yine aynı şeyleri söylerdim. Antrenörlük yaparken de oyuncularla kurduğum ilişkilerde de hep anlatmaya çalıştığım şey; 'Gücünüze inanın, gücünüzle beraber istediklerinizi yapabilirsiniz''SEMİH VE GÖKHAN GÖNÜL'ÜN DAVRANIŞLARI, DİĞERLERİNİ TEŞVİK EDER'*O günden bugünlere geldiğimizde Gökhan Gönül'ün bir maçta hakemin faul kararı verdiği hareketin faul olmadığını söylemesi, Semih Kaya'nın kornere çıkan ama aut kararı verilen pozisyonda hakeme giderek korner olduğunu ifade etmesi gibi normal bir davranışın basın tarafından fazla gündemde tutulmasının bir abartma olduğunu söyleyebilir miyiz ?Bu davranışlar doğal ve insani davranışlar. Hem Gökhan'ın hem de Semih'in yaptıkları temiz ve doğru davranışlar. Bu davranışların onaylanması ve zaman zaman abartılarak gündeme getirilmesi diğerlerini de teşvik eder. Bu anlamda yapılanların önemli olduğunu da söylüyorum. Ama diğer taraftan bunların da çok abartılarak yansıtılması da toplumun değer yargılarında önemli bir değişim olduğunu da gösteriyor.'BEN SENDEN DAHA İYİ YAPARIM HALİ ZORLAYICI'*Toplum olarak bireyler anlamında özellikle de siyasetten ve spordan çok çok anlıyoruz. Herkes çok iyi bir teknik direktör oluyor. Bunun dezavantajı var mı? Bu durum sizi nasıl etkiliyor ?Bu duruma biraz daha nesnel ve objektif bakmak lazım. Bunun böyle olmasından dolayı biz para kazanıyoruz ve tanınıyoruz. Bunu bir tarafa attığınızdan itibaren kendimizi de inkar etme durumumuz var. Dolayısıyla olayın bir tarafının bu olduğunu cebimize koyalım. Yani bir anlamda olması gereken bu. Bulunduğum bütün kulüplerde de, insanlarla temaslarımızda da aynı şey gözüküyor. Bu ilgi bizim için çok önemli ama öbür taraftan bu ilginin bir adım ötesine geçen 'Ben senden daha iyi yaparım' hali biraz zorlaştırıcı. Ama ülke adına bakıldığı zaman aslında geriletici ve örseleyici . Bizim işimizde bu zorluk var. Artık biz bunu kanıksadık. Öbür taraftan bunun bir davranış biçimi haline gelmiş olması insanların kendi yaptıkları işleri, kendi yaptıkları işlerdeki sıkıntıları, neleri başardıklarını, neleri başaramadıklarını, başarıyı yakalarken hangi safhalardan geçtiklerini, başaramadıkların da nerelerde takıldıklarını düşünmeden direk sizin işlerinize karışma durumları oluyor. Bu durum beni çok fazla zorlamıyor. Bunun bizim işimizin önemli bir parçası olduğunu, getirisinin de biraz da bu yüzden olduğunu düşünüyorum.'MADDİ GEREKSİNİME İHTİYACIM YOK, ÇALIŞMAYA HAZIRDIM'*Hocam takımımızla yaptığınız transfer görüşmesinin sizin de beklemediğiniz şekilde çok kısa sürdüğünü söylemiştiniz…Ana nedenlerden bir tanesi şuydu: Artık bir taraftan çalışmaya hazırdım ve çalışmak istiyordum. Çok şükür ki şuanda mali anlamda çok büyük gereksinimlere ihtiyacım yok. Ancak öbür taraftan da benim gibi futbolun tam içinde doğmuş, büyümüş ve hayatının merkezinde tamamen futbol olan biri için bu kadar uzun süre çalışmamaktan dolayı yavaş yavaş körelmeye doğru da gitme hali vardı. O nedenle artık çalışma fikrine kendimi hazırlamıştım. Yine Konyaspor'un olması hayatın güzel rastlantılarından bir tanesi. Daha önce burada çalıştığım ve iyi anılarım olduğu için güzel rastlantı diyorum. Başkanımız Ahmet Şan'ın o dönemde çalıştığım başkan olması, o dönemde beraber çalıştığım bir kaç yöneticinin görevde olması benim Konyaspor'u tercih etmemdeki temel etkenlerdi.'BİZİM İŞİMİZ YENİ STADI DOLDURABİLMEK'*Yeni stadyumumuzu beğendiniz mi?Stadyumu çok beğendim. Çok çok güzel olmuş. Türkiye'nin herhalde en iyi statları arasındadır. Hem zeminiyle hem de kendine ait yapısıyla çok güzel bir yer olmuş. Bizim işimiz de orayı doldurabilmek. İnşallah bunu da gerçekleştiririz. Umuyorum ve gerçekten gönülden diliyorum. Çünkü orası dolu olduğu zaman çok daha güzel olacak. İnşallah o günleri de benim olduğum günlerde yaşarız.'İNŞALLAH ZEMİNİ DOĞRU SAHA İYİ HAMLELERİYLE RENKLENDİRİRİZ'*Peki stadyuma girdiğinizde neler hissettiniz? Dikkatli bir şekilde incelediniz ve çok hoşunuza gitmişti. Uzun bir aradan sonra yeniden yeşil sahaya inmek sizin adınıza farklı bir duyguydu herhalde?E tabiki bir Anadolu şehrinde açıkçası önemli bir değişiklik bu. Ben her ne kadar 6-7 yıldır Anadolu'dan uzak olduğum için belki o yüzden de benim adıma daha önemli oldu. Eski stadyumun atletizm pisti, bisiklet veledromu ile sahaya olan uzaklığını ve iç sahada oynama avantajını fazla kullanılmadığını bilen biri olarak yeni stadyumu gördüğümde ve ilk içeri girdiğim andan itibaren orayı seyirciyle birlikte düşündüğümde doğrusunu söylemek gerekirse çok heyecanlandım. Bir kere zemin çok iyi. Türkiye'de şu anda en büyük problem ana binadan ziyade biraz daha ince işçilik olan zemini iyi yapmak ve korumak. Stadyumun çok da güzel zemini var. Tekrardan diliyorum ki inşallah stadı doldurmayı başarırız. Bunun içinde öncelikle iyi oynamak ve iyi sonuçlar almak gerekiyor. İnşallah bu güzel zemini doğru saha içi hamleleriyle renklendiririz.'ASLINDA GÜLÜYORUM'*Spor kamuoyunda ve taraftarlar arasında çok konuşulan bir konuyu açıkçası biz de merak ediyoruz. Aykut Kocaman çok fazla gülmüyor ve güler yüzlü değil diye. Bu konuda neler söylemek istersiniz ?(Gülüyor)… Evet böyle bir grup var. 'Azgın azınlık' diyorum ben onlara. Aslında öyle değilim. Öyle değilim demek için saha kenarında gülmem mi gerekiyor? Bu iş ciddi bir iş bir taraftan. Tabii ki eğlence işi de ama öbür taraftan da ciddiyeti olan bir iş. Dışarıda insanlarla karşılaştığım zamanlarda da soruluyor genelde. Bu bir dönem benimle ilgili önemli bir algı operasyonuydu bence . Ve tebrik etmek gerekiyor, yapıyorlar, başardılar. İnsanların benim hakkımda öyle düşünmelerini sağladılar.'ALGI OPERASYONU BENİ ETKİLİYOR'*Bu durum sizi etkiliyor mu peki?İnsanın etkilenmeme ihtimali olmaz tabi. Ama en az şekilde etkilenmeye ve dünyamı bunlara kapatmaya ve başka şeylere doğru yönelerek ilgilenmemeye çalışıyorum. Özellikle bu işi severek yapanların en büyük sıkıntıları da karşıdaki kişinin kendilerini kaale almadığını görmeleri. İşte benim en büyük silahım da bu.'İYİ OYUNLARA, İYİ FUTBOLA VE İYİ SONUÇLARA İHTİYACIMIZ VAR'*Karabükspor maçına geçelim. Siz de açıklama yapmıştınız kırmızı karttan sonra 0-0' a razıyken gelen golle alınan galibiyet ve takımı 90 dakika boyunca destekleyen bir seyirci topluluğu vardı. Çalıştırdığınız takımlar içerisinde Ankaraspor'u bir kenara koyalım. Hep futbola ilgi gösteren ve tribünlere karşı oynadınız. ..Konyaspor'da çalışırken o dönemlerde de güzel ve dolu tribünlere karşı oynamıştık. Yanılmıyorsam içeride oynadığımız son iki maça kadar da iddiamızı devam ettirmiştik. Ve başarıya giden takımlarını yalnız bırakmayan çok sağlam bir seyirci topluluğuna sahiptik. İkinci gelişimde ilk maçım Karabükspor mücadelesiydi. Konyaspor taraftarının takıma olan sevgisini ve sahiplenmesini çok iyi biliyorum. İlerleyen zamanlarda bu statta hem iyi oyunlara ve iyi futbola hem de iyi sonuçlara ihtiyacımız var. Şu anda aldığı sonuçlar nedeniyle biraz istikrarsız ve inişleri çıkışları olan bir takımımız var. Biraz daha standardı yükselttiğimiz andan itibaren bütünleşmenin çok daha üst seviyeye geleceğine inanıyorum. Bu da daha fazla seyircinin stadyuma gelmesine ve takımını desteklemesine neden olacak.*Sosyal medyayı takip eder misiniz?Hemen hemen sıfır…*Neden sevmiyor musunuz? Orada olanları okumak mı, görmek mi hoşunuza gitmiyor ya da ilginizi mi çekmiyor?Hayır onlarla alakası yok. Bunu bir nedene bağlayabilmek gerçekten güç. Bu önyargı mı ?. Değil. Sosyal medyada kendimi pek tarif edemiyorum belki bu yüzden. Ne Twitterla ne de Facebook ve diğer sosyal medya ile alakam var. Kişisel olarak uğraşma gibi bir durumum olmadığı gibi acaba ne oluyor diye de merak etmiyorum.'HAYATIMDA FUTBOL VE AİLEM VAR'*Aykut Kocaman futbol dışında kalan zamanlarında ne yapmaktan hoşlanır ?Tamamen futbolla uğraşıyorum. İkinc i olarak yanına şunu ekleyeyim dediğim bir şey yok. Tabii ki ailemizin dışında. Futbol artık sektörel anlamda gelişti ve bir de uzmanlaştı. Artık futbolu oluşturan çok şey var. Yani iyi bir takım yapalım dediğinizden itibaren çok şeyle ilgilenmek lazım. Zaten bunlar önemli bir zaman alıyor. Zihinsel olarak da direkt buraya yoğunluk veren bir insanım. Dolayısıyla arada sırada ailemle ve arkadaşlarımla yemeğe çıkmak dışında çok fazla şey yok hayatımda.Bu şekilde yaşamayı seviyorum. Biraz da zihnimi başka taraflara kaydırarak zamanımı da yitirmek istemiyorum. Ama futboldan ayrı kaldığım 18 aylık dönemde şunu öğrendim 'Etrafınızdakiler kadarsınız'… Etrafınızdaki sorunlar ve onların çözümleri dünyanın bütün dertleri bunlarmış gibi görünüyor. Ara sıra kenara çekilip biraz nefes almak, olaylara dışardan bakmak işe de verimliliği biraz daha artırıyor. Dolayısıyla bu dönemde biraz daha bunu hayatımın içine odaklı halini de bozmadan sokmak istiyorum. Onun dışında hayatımızda çok büyük renkler ve farklılıklar yok.*Eleştiriye açık bir insan mısınız?Dinlerim, dinlemeyi severim ve öğrenmeye çalışırım. Ben kendimi böyle görüyorum ama art niyet sezdiğim andan itibaren kendimi kapatırım. Kim olursa olsun hiç bakmam bile…'SAKALLI HALİM, SIKINTILI OLDUĞUMU GÖSTERİYOR'*Yeni imajınız bizim alışkın olmadığımız ama size çok yakışan bir imaj. Sakallı imajınızla ilgili neler söylersiniz ?Yazları zaten sakal bırakırdım. Bir de futbol oynarken ve antrenörken sıkıntılı anlarımda sakal bırakırdım. Sakallı halim, sıkıntılı olduğum anın temsili. Bu seferki sıkıntıdan değil ama. Fenerbahçe'den ayrıldım ve ayrıldıktan sonra Bodrum'a gittim. Bodrum'da da Bodrum adamı gibi oldum biraz (gülüyor)… O zamandan bu zamana da böyle kaldı… İlk defa sezona ve mesleğe böyle sakallı olarak girdim. Ama özel bir nedeni yok. Tamamen hayatın akışı içinde olan bir durum. Tepkiler olumlu zaten. Olumlu olduğun için de biraz daha böyle devam edeceğim…Sondakika.com
Hobbit: Beş Ordunun Savaşı 17 Aralık'ta Vizyonda
İngiliz yazar John Ronald Reuel Tolkien'ın 'The Hobbit' romanından uyarlanan üçlemenin son filmi 'Hobbit: Beş Ordunun Savaşı' 17 Aralık'ta izleyici ile buluşuyor.Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, sinemaseverlerin merakla beklediği film, Türkçe altyazılı ve Türkçe dublajlı olarak vizyona girecek.Ian McKellen'ın gri Gandalf, Martin Freeman'ın Bilbo Baggins, Richard Armitage'ın ise Thorin Meşekalkan rollerini üstlendiği filmin senaryosunu Fran Walsh, Philippa Boyens, Peter Jackson ve Guillermo del Toro üstlendi.Bilbo Baggins, Thorin Meşekalkan ve Cüceler Bölüğü'nün maceralarının destansı bir sona ulaşacağı final filminin konusu kısaca şöyle:'Erebor Cüceleri yurtlarının büyük zenginliğine yeniden kavuşmuştur ancak şimdi dehşet verici Ejderha Smaug’u Göl Kasabası’nın savunmasız erkekleri, kadınları ve çocuklarının üzerine serbest bırakmış olmanın sonuçlarıyla yüzleşmek zorundadırlar.''Hobbit: Beklenmedik Yolculuk' ve 'Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları'nın ardından çekilen final filmi, Miramar-Wellington'daki tesisler ile Yeni Zelanda'nın çeşitli gerçek mekanlarında yapıldı.AA
Reklam
TMMOB: '3. Havaalanındaki Uçaklar İnerken Yola Çakılır'
TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu'nun rapora göre, havaalanı kotu 105'ten 70 metreye düşürüldüğü takdirde uçakların iniş ve çıkışı mümkün değil.Basın toplantısıyla tanıtılan rapora göre, doğal yaşam alanlarını ve önemli su havzalarını yok edecek proje, ekolojik, jeolojik kriterler, zemin özellikleri, kazı ve dolgu alanları, kent bilimi ve uçuş güvenliği açısından kabul edilebilir değil.Bianet haber portalından Nilay Vardar’ın haberine göre, 3. havalimanın pist kodunun ÇED raporunda deniz seviyesinden 105 metre olması planlanıyordu. Ancak resmi olarak açıklanmasa da bu kotun 70 metreye düşürüldüğü iddia ediliyor.Güneyde otoyol ve ormanlar varKotun düşürülmesi şu anlama geliyor. 105 kotta uçaklar yerden daha yüksek bir yerden havalanacakken, 70 metrelik kotta daha alçak bir yerden havalanacaklar. Bu durumda uçuş sırasında etraflarında herhangi bir engel olmaması gerekiyor. Oysa 3. havaalanının yapılmak istendiği yerin güneyinde Kuzey Marmara Otoyolu projesi var.Harita Mühendisleri Odası'ndan Selin Bostan, uçakların 70 metrelik bir kottan uçuşu ve inişi sırasında Kuzey Marmara Otoyolu'na çakılacağını söylüyor. Bu durumda otoyolun projesinin değiştirilmesi gerekiyor. Üstelik buradaki tepelerde yer alan orman alanının da traşlanması gerekiyor.Kuzeyde de rüzgar varPeki uçağın bu otoyola çarpmaması için uçuş eğimini yükselterek hızla yükselmesi mümkün değil mi? Bostan, Atatürk Havaalanında uçuş eğiminin 2, Sabiha Gökçen'de 8 olduğunu hatırlatarak bunun daha yükseğe çıkarılmasının uçuş kuralları çerçevesinde sağlıklı olmadığını söylüyor.Uçağın güney yerine kuzeyden uçması mümkün değil mi? Bostan, bölgenin aşırı rüzgarlı olması nedeniyle buradan çok az sayıda uçağın kalkabileceğini söylüyor.Maliyet nedeniyle düşürüldüBaşa dönersek neden kot seviyesi 105'ten 70'e düşürüldü?Çünkü çukurlardan oluşan 3. havaalanı arazisinde 105 kot düzeyinin yakalanması için 2.5 milyar metreküp dolgu malzemesi gerekiyor. Bunun da Kanal İstanbul projesinden çıkacak hafriyattan karşılanması planlanıyordu. Ancak Kanal İstanbul gecikince kotu düşürerek dolgu malzemesinin miktarı azaltılmış oldu.Yani 70 kot için ilk baştaki miktarın altıda biri kadar (420 milyon metreküp) dolgu malzemesi yetiyor. Bu da ihaleyi alan firmaların maliyetinin azalması anlamına geliyor.150 milyon yolcuyu nereden bulacak?Toplantıda konuşan Prof. Beyza Üstün ise, projenin sadece Terkos Gölü'nü değil, tüm dereleri tehdit edeceğini belirterek 'İstanbul susuz kalacak dediğimizde meseleye buradan da bakalım' dedi.Prof. Dr. Zerrin Bayraktar ise 'Buraya 150 milyon yolcu nereden bulunacak, mümkün değil. Bunu ancak İstanbul'un kuzeyini yerleşime açarak yapabilirler ki bunu yapmaya çalışıyorlar. Bunun amacı da rant' dedi.Rapordan satır başlarıTerkos Gölü'nün kirleterek azaltacak.7650 hektarlık alanı kapsayan proje kuzey ormanları üzerinde. Bu ormanlar kenti havasını temizliyor, içme suyu kalitesini yükseltiyor.Endemik tür ve biyoçeşitliliği yok edecek. Kuş göç yolu üzerinde olacak. Kuş uçak çarpışması riski doğacak.Alanın 6172 hektarı ormanlık alan. Geri kalanı da terk edilmiş kömür ve kum ocakları. Buralar zamanla göl olmuş. Buraların kazı ve dolgu ile yapılacak olması jeolojik olarak mümkün değil.Kaynak: Bianet Haber Merkezi
Cezaevinde Kolu Kopan Veli Saçılık'a  'Duvar Parası' Cezası
BURDUR Cezaevi'nde 2000 yılındaki operasyonda duvarı delen dozerin kepçe darbesiyle sağ kolu kopan 37 yaşındaki Veli Saçılık'ın da aralarında bulunduğu 61 mahkum ve tutuklu hakkında, 'cezaevinde oluşan hasarı karşılamaları' için açılan davada mahkeme, 61 mahkum ve tutuklunun toplam 25 bin 369 TL tazminat ödemesine hükmetti.61 mahkum ve tutuklu hakkında, 'cezaevinde oluşan hasarı karşılamaları' için Maliye Bakanlığı tarafından açılan 31 bin TL'lik tazminat davasının 78'inci duruşması, Burdur 1'inci Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görüldü. Karar duruşmasına davalılardan Veli Saçılık, Osman Özarslan ve Veli Saçılık'ın avukatı Senem Doğanoğlu ile Maliye Bakanlığı avukatı Erdoğan Yörükoğlu katıldı. Mahkeme, davacının davasını kısmen ispatladığını belirterek, olayda ortaya çıkan zarara karşılık 25 bin 369 TL'nin 5 Temmuz 2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Veli Saçılık'ın da aralarında bulunduğu 61 mahkum ve tutukludan tahsil edilmesine hükmetti.'ADALET YOK, HAKİM YOK'Veli Saçılık, duruşma sonrası adliye dışında yaptığı açıklamada, kararın malumun ilanı olduğunu söyledi. Burdur E Tipi Cezaevi'nde kolunun kopartıldığını aktaran Saçılık, 'Diğer arkadaşlarıma işkence yaptılar, tecavüz uyguladılar. Tek bir jandarma, tek bir gardiyan, hiç kimse yargılanmadı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) açıkça bu süreci mahkum etti. Haklılığımızı tescil etti. Bize tazminat verdi. 1'inci Asliye Hukuk Mahkemesi'nin hakimi bizim haksız olduğumuzu, o dozerle daldıkları, kendilerinin yıktıkları, o anda kolumu koparttıkları duvarın parasını bizim vermemiz gerektiği yönünde karar veriyor. Burada bir adalet yok. Bir hakim yok. Burada açıkça işkenceyi kollamak var. İşkencecilerden yana bir tavır sergiliyor mahkeme. Biz böyle bir mahkemeyi tanımıyoruz. Böyle bir adaleti tanımıyoruz' diye konuştu.'KOLUMU KOPARANLARDAN BİRİ BU HAKİMDİR'Mahkemenin bütün dünyada konuşulacak bir karar verdiğini aktaran Veli Saçılık, şöyle devam etti:'Yani siz bir kişinin kolunu koparacaksınız, bir kişiye işkence yapacaksınız, tecavüz edeceksiniz, onlarca kişiye işkence yapacaksınız bu sabit olacak, Anayasa'da açıkça AİHM kararının tanınması gerektiği yönünde karar olmasına rağmen, madde olmasına rağmen onu da tanımayacaksınız, 'Biz senin kolunu koparırız, köpeğe de atarız, ardından bunun parasını da sana ödetiriz' diyor mahkeme. Bu açıkça faşizmdir. Açıkça hakim işkencecilerden yanadır. Kolumu koparanlardan birisi bu hakimdir. Bu süreci 14 yıldır sürdürüp bize 14 yıldır işkence yapanlardır. Biz bunun hesabını mutlaka hukuken soracağız. Böyle adalet, böyle karar olmaz.''DEVLETİN İŞKENCESİ YENİDEN CEZASIZ KALDI'2001 yılından bu yana görülen davada devletin açıkça yaktığı koğuşların parasını davalılardan talep ettiğini vurgulayan Veli Saçılık'ın avukatı Senem Doğanoğlu ise 'Devletin cezaevine soktuğu buldozerin, uğradığı zararın tazmini yine o buldozer tarafından kolu koparılan Veli Saçılık'ın da içinde olduğu 61 tutsaktan istendi. Hukuken yapılacak çok fazla bir şey yok. Çünkü hukuka dayalı, en azından hali hazırda geçerli olan hukuka dayalı verilmiş bir karar yok. AİHM kararı çok açıkça Burdur Cezaevi katliamının bir katliam olduğunu söyledi. Bunun yanı sıra gardiyanlar geldi, burada devletin bunu nasıl planladığını anlattı. Başından beri siyasal olarak motive edilmiş bir mahkemede ancak böyle bir karar çıkacaktı. Keşke reddine karar verilseydi diyebileceğimiz bir yerde de değiliz. Zaten öyle bir temennimiz yoktu. Sadece devletin işkencesi yeniden cezasız kaldı. Bundan sonra Yargıtay'a gideceğiz' diye konuştu.OLAYIN GEÇMİŞİ11 tutuklunun, can güvenliklerinin olmadığı gerekçesiyle duruşmalara çıkmayacağını belirtmesi ve mahkemenin 'zorla' getirilmelerine yönelik kararı sonrasında Burdur Cezaevi'nde 5 Temmuz 2000 günü operasyon düzenlendi. Dozerlerin de kullanıldığı operasyonda, tutuklu ve hükümlülerin bulunduğu bölgeye ulaşılması için cezaevi duvarları yıkıldı. Yıkım sırasında yasa dışı TDKP- GKB örgütüne yardım ve yataklıktan tutuklu Veli Saçılık'ın sağ kolu kepçe darbesiyle koptu. Yerine dikilemeyen ve çöpe atılan kol, daha sonra bir sokak köpeğinin ağzında bulundu. Tahliye edildikten sonra yargılandığı davadan beraat eden Saçılık, AİHM'e başvurdu. AİHM Türkiye'yi mahkum ederek, Veli Saçılık'a 46 bin TL ödenmesine karar verdi.Veli Saçılık'ın başvurduğu Antalya 1'inci İdare Mahkemesi ise 'dozerle kol koparmanın insanlık dışı olduğunu, devletin hapishanesinde tutuklu Saçılık'ın güvenliğini ve vücut bütünlüğünü koruması gerektiğine' işaret ederek, 150 bin TL tazminata karar verdi.Danıştay, Saçılık'ın cezaevinde isyana katıldığını, kol kopmasının kendi kusurundan kaynaklandığını savunarak, kararı 2007 yılında bozdu. Bunun üzerine Antalya İdare Mahkemesi, olay yeri nedeniyle yetkisizlik kararı vererek dosyayı Isparta İdare Mahkemesi'ne gönderdi. Isparta İdaresi Mahkemesi, Danıştay'ın kararına uyarak, Veli Saçılık'ın 'kusurlu olduğunu, tazminat hakkı olmadığına' hükmetti. Danıştay, 2011 yılında Isparta İdare Mahkemesi'nin kararını onadı.Maliye Bakanlığı, operasyon sırasında cezaevindeki 31 bin TL'lik hasar ve zararın, Veli Saçılık'ın da aralarında bulunduğu o dönemdeki 61 hükümlü ve tutukludan tahsili için 9 Ocak 2001'de Burdur 1'inci Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtı. Bu dava, diğer dava sürdüğünden askıya alındı. Danıştay'ın 2011 yılındaki kararından sonra Maliye Bakanlığı, 31 bin TL'lik zararın 12 yıllık faiziyle birlikte tahsili amacıyla tazminat davasının yeniden görülmesi için harekete geçti.Mesut MADAN/ BURDUR, (DHA)
13 Yaşındaki Öğrenciden '10 Numara Yağ' Çözümü
Niğde Akşemseddin Bilim ve Sanat Merkezi öğrencisi 13 yaşındaki Abdullah Oğul, dizel araçlarda 10 numara yağ kullanımının önüne geçmek için 'Güvenli motor' adı altında yeni bir sistem geliştirdi.Aynı zamanda Oğul'a Türkiye birinciliği getiren sistem, depoya 10 numara yağ konulmasına izin vermiyor.Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Başakşehir Belediyesi, Başakşehir İnovasyon ve Teknoloji Merkezi (Başakşehir Living Lab) ve İkitelli Organize Sanayi Bölgesi (İOSB) tarafından düzenlenen Türkiye İnovasyon Yarışması'nın ortaöğretim kategorisinde Türkiye birincisi, 'Güvenli motor' projesiyle Niğde Akşemseddin Bilim ve Sanat Merkezi 7'inci sınıf öğrencisi Abdullah Oğul oldu. Ödülünü, Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni Ertuğrul Özar ve babası polis memuru Abidin Oğul ile birlikte katıldığı İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen törende alan Abdullah Oğul'un projesinde araçlara ek bir küçük depo takılıyor. Araca konulan yakıt bu depodan geçiyor ve eğer yakıt normalse sistem ana deponun kapağını açıyor. Eğer sistem yaptığı analizde yakıtın 10 numara yakıt olduğunu belirlerse ana deponun kapağını açmıyor.POLİSE MESAJ GÖNDERİYORProjesi hakkında bilgi veren Abdullah Oğul, son zamanlarda yanan otobüs ve dizel araç haberleri üzerine yaptığı araştırma sonucunda 'Güvenli motor' projesini hazırladığını belirterek şunları söyledi:'Yaptığım araştırmada otobüs ve dizel araç yangınlarının '10 numara yağ' denilen kaçak mazottan kaynaklandığını öğrendim. 10 numara yağ ülkemizde ithal edilen bir sanayi yağıymış. Ama bazı kötü niyetli insanlar içine solvent, gaz yağı gibi materyaller koyup araçlarda yakılır hale getiriliyormuş. Ben de bunun önüne geçmek için bir proje hazırladım. Bu projemin amacı 10 numara ve gerçek mazotu ayırt edip buna göre bizi bilgilendirmesi. Burada iki depo bulunmakta. Biri numune deposu diğeri gerçek depomuz. Numune depomuza gerçek mazotu koyduğumuzda yeşil ışık yanıyor ve gerçek depomuzun kapağı açılıyor. Numune depomuza 10 numara yağ koyduğumuzda kırmızı ışık yanıyor, sistem gerçek depomuzun kapağını açmıyor ve şoförü sesli bir şekilde uyarıyor. Ayrıca polise, aracın plakasıyla birlikte 'Kaçak mazot var' diye bir mesaj atıyor.'DHA
Reklam
Fazıl Say Eserleri Çıkarıldı, Yerine Alınacak Muammer Sun ise Veto Etti
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın 2014 - 2015 programından çıkarılan Fazıl Say eserlerinin yerine koyulan besteci Muammer Sun, eserlerinin çalınmasını istemedi. Hürriyet’in Kelebek ekinde yer alan habere göre, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın 2014 – 2015 programından Fazıl Say’ın ‘İstanbul Senfonisi’ ‘Su’ başlıklı konçertosu ve ‘Yunus’un Sırtındaki Çocuk – Hermiyas’ adlı üç eseri çıkarılmıştı.
Doğanın En Ünlü 10 Seri Katili ve İnanılması Güç Gerçek Hikayeleri
Büyük yırtıcıların çoğu, şayet doğru şartlar oluşursa, insanları av olarak görebilirler. Yine de gerçek  bir 'insan yiyen' olarak adlandırabileceğimiz yırtıcılar ile doğada çok nadir karşılaşırız. Çünkü onlar insan etini, diğer tüm besinlere tercih ederler. Bu da alışıla geldik bir durum değildir. Ancak listemizdeki hayvanlar için bunu söyleyemeyiz.
Reklam
Cenk Tosun: 'Mustafa Pekdemek ve Demba Ba'nın Yokluğunu Aratmamaya Çalışacağım'
Beşiktaş’ın genç futbolcusu Cenk Tosun, Mustafa Pektemek ve Demba Ba’nın yokluğunu aratmamaya çalışacağını ve golleri onlar için atacağını söyledi.Cenk, 'Keşke sakatlık olayları yaşanmasaydı da 3 kişi yine kadroda olsaydık.' ifadesini de kullandı.Süper Lig’in 12. haftasında Konya'da Trabzonspor’la oynadıkları maçta kafa topu pozisyonunda sakatlık geçiren ve ameliyat olan Mustafa Pektemek’i hastanede ziyaret eden Cenk Tosun çıkışta gazetecilerin sorularını cevapladı.Mustafa ve Demba Ba’nın sakatlanmasının ardından gol yollarında siyah beyazlı takımın tek silahı olan genç futbolcu, 'Keşke bu sakatlık olayı olmasaydı da yine üçümüz kadroda olsaydık. Mustafa ve Demba Ba maalesef sakatlandı. Bütün yük bana ve arkadaşlarıma kaldı. Ben de Tottenham ve lig maçlarında elimden geleni yapacağım ve onların yokluğunu aratmamaya çalışacağım. Biz takım olarak kendimize güveniyoruz ve üzerimizde herhangi bir baskı istemiyoruz. İyi gidişatımızı devam ettirmek istiyoruz. Eğer gol atarsam da bunları Mustafa ve Demba Ba için atacağım.' dedi.Bugün
Davutoğlu: 'Akacak Kandan Demirtaş Sorumlu Olur'
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın Güvenlik Paketi hakkında yaptığı açıklamaya Başbakan Davutoğlu'ndan sert bir yanıt geldi. Davutoğlu 'Dökülecek her kandan Demirtaş sorumludur' dedi.Başbakan Davutoğlu'nun Polonya'daki temaslarını izleyen Doğan TV Ankara Temsilcisi Hande Fırat, Davutoğlu'nun açıklamalarını CNN TÜRK izleyicilerine aktardı.Başbakan Davutoğlu, Demirtaş'ın Güvenlik Paketi'ne tepki göstererek, 'Yasayı miting ve eylemlerle engelleyeceğiz. Bu yasayı çıkarırsan ters teper. Korkmaz, sokağa çıkarlar' demesi üzerine çok sert bir cevap verdi. Davutoğlu, ''Çözüm süreci ile ilgili zihnimiz her zaman berrak oldu, tereddüt yaşamadık. Demirtaş'ın ''Güvenlik Paketini sokaklarda engelleriz'' açıklaması çok sorumsuzca. 1 Ekim'de yaptığımız görüşmede böyle konuşmuyordu. Demirtaş'ı uyarıyorum; Bundan sonra dökülecek her kandan Demirtaş sorumludur. Kamu düzeni herkese lazım, Demirtaş'a da lazım' dedi.Davutoğlu ayrıca şunları dile getirdi:Paralel yapı ile örgüt arasındaki görüşmeleri biliyoruz. Bu irtibatı kamuoyu bilmeli.3.göze ihtiyaç yok, kamu önderleri ile konuşacağım. İyiniyetli oldukları sürece süreç devam eder.Nepotizme (kayırma, akrabacılık) her zaman karşıyım. Atamalar yasal yapılmışsa karşı çıkmayız. Dosya açtılarsa biz de dosya açarız. Kılıçdaroğlu kendi döneminde SSK'da kaç yakınını işe aldı acaba?CNN Türk
Bakan Fikri Işık'dan Torpil İddialarına Cevap: 'Tuhaf Olan Ne Anlayabilmiş Değilim'
Sanayi Bakanı Fikri Işık, CHP'nin bir yakınının TÜBİTAK Genel Sekreterliği’ne getirilmek için memur yapıldığı iddialarına yanıt verdi. Işık 'Genel sekreter olmak için memur olma şartı yok. Arkadaşımız o kurumda 25 yıl çalışmış pek çok hizmeti olmuş. Siyasal bilimler mezunu bir arkadaşımızı genel sekreter olarak atamışız, ne tuhaf anlayabilmiş değilim' dedi.Sanayi Bakanı Fikri Işık, NTV Ekonomi Müdürü Gökay Otyam’ın sorularını yanıtladı.Bakan Fikri Işık, CHP'li Haluk Koç'un torpil iddialarına ilişkin şunları söyledi'Benimle ilgili dünkü yazıyı gördüm. Yakın arkadaşı Arif Koyuncu, TÜBİTAK’a Genel Sekreter yapılmak için memur yapılmış. Tabii, bu arkadaşların ellerine tutuşturulan bir kağıdı incelemek gibi bir zahmete katlanmadıklarını biliyoruz. Genel sekreter olmak için memur olma şartı yok. Arkadaşımız o kurumda 25 yıl çalışmış pek çok hizmeti olmuş. Biz göreve gelince Ankara Siyasal Bilimler mezunu bir arkadaşımızı genel sekreter olarak atamışız, ne tuhaf anlayabilmiş değilim. Cumhuriyet Halk Partisi’nde bu çok fazla oluyor paralelcilerin ellerine tutuşturdukları kağıtları hemen okuyorlar. Ondan sonra böyle komik durumlara düşüyorlar. İstisnai kadro, Ak Parti döneminden önce verilmiş bir haktır. Dolayısıyla hiç kimse kendisine verilen hakkın kullanımından dolayı bunu niye kullandınız gibi bir şey söylenmez. Dolayısıyla bugün Kemal Kılıçdaroğlu’nun SSK başkanlığı döneminde kendi bizzat yakın akrabası kaç kişiyi SSK’ya aldığı ile ilgili haberler var. Sayın Haluk Koç onlarla da ilgilense iyi olur.'HALUK KOÇ'UN İDDİASICHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç geçtiğimiz pazar günü 85 kişilik bir liste açıklayarak torpil yapıldığını iddia etmişti. Haluk Koç, Bilim ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık'ın yakın arkadaşı Arif Koyuncu'nun, bir belediyede özel kalem müdürlüğü görevinin ardından, istisnai kadrodan memur yapıldıktan sonra önce TRT'de müşavir, ardından TÜBİTAK'ta Genel Sekreter yapıldığını iddia etmişti.Kaynak: NTV
HES'ler Yolunu Kesti, Mersin Balığının Nesli Tehlikede
Dünyanın en değerli balıkları arasında gösterilen ve Türkiye’de nesli tükenmek üzere olan mersin balığı, hidroelektrik santrallerinin (HES) tehdidi altında.Yumurtlamak için Sakarya Nehri’ne giren balıklara HES’lerde uygun geçişler bırakılmadığı ortaya çıktı. Havyarının pahalı olmasından dolayı ‘altın yumurtlayan balık’ olarak da adlandırılan mersin balığının nesli, aşırı avcılık ve yumurtlama alanlarının azalması sebebiyle tükenme noktasına gelmişti.Zaman’da yer alan habere göre, geçtiğimiz yıllarda, Rusya’dan getirilen yumurtalardan elde edilen yavrular Karadeniz’e bırakıldı. Uygun ortam bulup çoğalmaya başlayan balıklar, yumurtlamak için Karadeniz’den Sakarya Nehri’ne giriyor. Ancak son dönemde nehir üzerine inşa edilen HES’ler, balıkların varlığını tehlikeye soktu. Üremek için nehrin uygun bölgelerine doğru yüzen balıklar, HES’ler sebebiyle geçiş yolu bulamıyor ve ilerleyemiyor. Üstelik Sakarya Nehri üzerinde 8 ayrı elektrik santrali kurulması için de çalışmalar devam ediyor.Mersin balıkları üzerine çalışma yapan İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Devrim Memiş, HES’lerdeki balık geçişlerinin, mersin balığı ve diğer türler için uygun olmadığını söyledi. Mersin balığının, yumurtlama göçlerinin baraj ve setlerle engellendiğini dile getiren Memiş, “Sakarya Nehri’nde balığın yumurtlama alanları var. HES’lerdeki balık geçişleri küçük olduğu için mersin balıkları buralardan geçemiyor. Buraların acilen genişletilmesi lazım.” dedi. Sakarya Nehri’nin denize döküldüğü alanın 2-3 kilometre yukarısında balıkçıların yavru mersin balıklarına rastladığını anlatan Memiş, şunları dile getirdi:“Bu yumurtlama olduğunu ispatlıyor. Güzel bir haber. Balığın göç yolunu korumamız gerek. Bakanlığa ve DSİ’ye yazdık. Geçitler yapılmalı. Balık yok olmadan önlem alınmalı. Ferizli bölgesinde planlanan HES yapılırsa balığın hareket alanı kısıtlanacak. En azından faaliyete geçen HES’e kadarki alan serbest olsun. HES olursa yukarıya gidemeyecek balık.”T24
Reklam