onedio
CHP'li Haluk Koç'tan İkinci Torpil Listesi İddiası
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Partisi Sözcüsü Haluk Koç Gülen Cemaati'ne yönelik operasyona dair açıklama yaptı. CHP Parti Sözcüsü Haluk Koç, devlet kadrolarında torpillle atamada da yeni iddialar ortaya attı. Koç, ikinci listedeki isimleri açıkladı.Koç, 'Bugün Türkiye yine bir operasyon haberiyle güne başladı. Bazı yazılı ve görsel yayın organlarına polis baskını yaşandı. Bazı yazarların, dizi yapımcılarının gözaltına alındığını öğrendik. CHP'nin tutumunu Sayın Genel Başkanımız hava alanında özetledi. Biz demokrasinin bütün kurumlarının işlemesini şiar edinmiş bir parti olarak bunları tasvip etmiyoruz. Daha önce kurgulanmış Ergenekon, Balyoz, Ayışığı gibi dosyaların nasıl çürüdüğüne Türkiye şahit oldu. Haksızlık kimin kapısını çalarsa çalsın CHP olarak karşısında dururuz. Bugünün mağdurları, dün şunları yaptı. Bu onların yapacağı iş. CHP hukuksuzluğun mağdurlarının yanında durur' dedi.Haluk Koç'un açıklamasından satır başları şöyle:Hiçbir medya kuruluşuna böyle bir baskı ve baskın yapılmasını kınıyoruz. CHP olarak haksızlığın karşısındayızKendi pisliklerini örtmek için çalışıyorlar. Yapamayacakları iftira atamayacakları kişi kurum yok.Bunlar demokrasiye ve hukuka darbe yapıyor. Bedelini elbette ödeyecekler. Bunu ödemekten kurtulamayacaklar.Yayınladığım torpil listesinden sonra vatandaştan gelen ihbarlar var...*AKP kadrosu şeytana bile papucunu ters giydirebilecek bir kadro.Kendi pisliklerini örtmek için bu operasyonları yapıyorlar. İftira atamayacakları kişi, kurum yok.Sayıştay'ın raporunda tespit edildiği üzere bir takım kişiler KPSS sınavına girmeden memuriyete atanmıştır*Tuğçe Özer, Erdoğan'ın fotoğrafçısının kızı. Basın müşaviri olarak sınavsız alındı.*Yasin Ekrem Selim, örtülü ödeneğin başındaki Maksut Serin'in oğlu. Avrupa Birliği Bakanlığı'nda sınavsız olarak müşavirlik görevine atandı.*Ali Taha Koç. Atilla Koç'un oğlu. Başbakanlık'ta başmüşavirlik görevine atandı.*Adil Murat Alan, Nevzat Paktil'in danışmanı TİB'e sınavsız olarak danışman olarak atandı.*Mustafa Erken, AKP Eski Milletvekili Mustafa Çetin'in eşinin yeğeni,Uşak valiliği özel kalem müdürlüğüne atandı.*Zafer Tartıkdaroğlu, AKP Erzurum gençlik kolları başkanı, Recep Akdağ tarafından sağlık bakanlığına müşavir olarak atandı.*Elif Öztürk AB Bakanlığı'na açıktan atamayla müşavir olarak atandı.*Bülent Arınç'a soruyorum:Senin yeğenin, abin, kardeşin Milli Saraylar koruma danışman kadrosuna atandılar mı atanmadılar mı?Davutoğlu hazine doldu diyor. O hazine uçaklarla gelen paralarla mı doldu? Üretim yapmadan o hazine nasıl doldu?Sen o makama yolsuzlukları soruşturtmamak için getirildin.Hisli Bakan Fikri Işık 'varsa ufak tefek hırsızlıklar onu da büyütüp şey yapmaya çalışıyolar' demişti. Bu ülkede ekmek çalan, baklava çalan çocuk mahkum oldu. Koluna 700 milyarlık saat takan meslektaşın utanmadan vergisini de devlete ödetiyor. Gemiler gemicik yapılıyor.Bu şekilde tüm duyumlarınızı, haksız memur alımlarını duyurmak için haksizatamalar.com adlı site açıyoruz. Bütün duyumlarınızı bildirin. Bunları kendi kaynaklarımızla doğrulayıp teşhir edeceğiz.Evrensel
Okan Buruk: "Kazanmayı Hak Etmedik"
Gaziantepspor Teknik Direktörü Okan Buruk,Beşiktaş'a yenildikleri karşılaşmanın ardından samimi açıklamalarda bulundu.İyi oynayamadıklarını itiraf eden Okan Buruk, 'Çok mücadele etmemiz gerekiyordu. Ligin en formda takımıyla oynadık. Beşiktaş ligin en değişken, en yaratıcı takımı. Beraber hareket etmemiz gerekiyordu, bunu zaman zaman yaptık. İlk yarının en net pozisyonunu yakaladık. Mustafa'nın pozisyonu gol olsa, bu gol bize güven verebilirdi. Top bizdeyken oyunu yönlendirebilecek oyuncu sıkıntımız hep var. Yine aynı sorunu yaşadık' dedi.Gökhan Töre'nin dirsek pozisyonuyla ilgili konuşan Buruk, 'İlk yarıda kaçan net fırsatın yanı sıra Gökhan Töre'nin kırmızı kart pozisyonu var. Kaçırdılar diyelim, göremediler diyelim. Bizim için iki tane dönüm noktası oldu bunlar. Beşiktaş bizden daha iyi oynadı. Beşiktaş'a kaybetmek şu sıralar normal ama biz kaybetmek istemiyorduk. Planlarımızı yapamadık. 1-0'dan sonra da yüklenmemiz lazımdı. Kolay zaman geçirmeler, yere yatmalar arttı. Hakemler de buna müsade etti. Kazanmayı hak etmedik. Maç bize dönebilirdi ama bunu hak edecek bir şey yapmadık' diye konuştu.Şampiy10
Bilic'ten Atınç İtirafı
Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic, Gaziantepspor karşılaşmasının ardından önemli açıklamalarda bulundu.Değerli bir galibiyet aldıklarına dikkat çeken Hırvat hoca, 'Tüm koşulları dikkate alınca, sakatları ve yorgunluğumuzu daha iyisi olabilirdi ama kazandık. Zor bir deplasman maçıydı. Tüm takımların puana ihiyacı var. Kazanmayı hak ettik' dedi.İlk 15 dakikadaki futbolu beğendiğini dile getiren Bilic, 'Maça çok iyi başladık. İlk 15 dakika iyiydik ama daha sonra ilk yarı bitene kadar oynanan futboldan memnun değilim. Rakip bizi aşağı çekti. Üstün görünsek de o bölümde futbol oynanmadı' ifadelerini kullandı.İkinci yarıda üstün oynadıklarını söyleyen başarılı hoca, 'İkinci yarıda çok daha iyiydik. 1-0 tehlikeli bir skordur ama takım savunmasını çok iyi yaptık. Tüm bu koşullar içinde değerli bir galibiyet aldık' şeklinde konuştu.Öte yandan Gaziantepspor maçın ilk 11'de forma giyen Atınç'ı değerlendiren Bilic, 'Atınç genç bir oyuncu. Gösterdiği performans bizim için sürpriz değil. Onunla sürekli konuşuyopruz, öğrenmeye çok açık. Bu sezon başında Türk stoper transfer etmek istiyorduk ama Atınç'ın gösterdiği performanstan sonra bunu rafa kaldırdık. Ve böyle devam ederse onu parlak bir gelecek bekliyor. Ayaklarını yere sağlam basarsa hem Beşiktaş, hem de Türk futbolu için çok iyi olacak' yorumunda bulundu.Başarılı hoca sözlerini şöyle noktaladı; 'Bazen büyük takımlar işler yolunda gitmeyince gençleri oynatır. Bu da gençler için iyi karar değildir. Üzerlerinde baskı vardır. Ama bizim içinde bulunduğumuz durum genç oyuncular için ideal bir durum. Takımda özgüven var ve bu da onların gelişiminde fayda sağlayacak bir durum.'Sporx
AB'den İkinci Açıklama: 'Operasyonlar Avrupa Değerlerine Karşı'
Avrupa Birliği, Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı ve Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca’nın gözaltına alınmasına gün içinde yaptığı ikinci bir açıklama ile sert tepki gösterdi. AB Yüksek Temsilcisi ve AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Federica Mogherini ve Genişleme Müzakereleri’nden sorumlu AB Komisyonu üyesi Johannes Hahn’ın ortaklaşa yaptıkları yazılı açıklamada, gazetecilere ve basın temsilcilerine yönelik polis baskını ve tutuklamalarının demokrasinin temel ilkesi olan basın hürriyeti ile bağdaşmadığı vurgulandı. Açıklamada, bu endişelerin Salı günü aralarında Türkiye’nin de olduğu konuların tartışılacağı AB Dışişleri Bakanları toplantısına da taşınacağına dikkat çekildi.AB, önemli gördüğü konularda ortak açıklama yapıyor. Ortak açıklamada, AB’nin 3 Komiseri’nin geçtiğimiz günlerde Türkiye’de olduğu hatırlatılarak operasyonun Avrupalı değerlere ve standartlara karşı olduğu, Türkiye’nin bu değerlerin parçası olmak istediği ve bu değerlerin AB ile Ankara arasındaki ilişkilerin temelinde olduğu kaydedildi. Herhangi bir aday ülke ile üyelik müzakerelerinde ilerleme sağlanabilmesinin hukukun üstünlüğü ve temel haklara mutlak saygıdan geçtiği vurgulandı. Mogherini ve Hahn, ziyaretleri sırasında Türk yetkililerin kendilerine verdiği son derece kuvvetli AB taahhütlerinin fiiliyata dökülmesini istedi.AB yetkilileri masumiyet karinesine dikkat edilmesini, soruşturmaların bağımsız ve şeffaf olarak yapılmasını ve sanıkların haklarına tam saygı gösterilmesini talep etti.CİHAN
Kartal Zirveyi Sevdi
Beşiktaş, Gaziantepspor'u deplasmanda 1-0 yenerek galibiyet serisini 5 maça çıkardı ve zirvedeki yerini korumayı başardı.Spor Toto Süper Lig'in lideri Beşiktaş, zirvedeki yerini korumak için Gaziantepspor karşısındaydı. Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor ve Fenerbahçe maçlarında üst üste alınan yenilgilerin ardından yükselişe geçen Beşiktaş, son 4 lig karşılaşmasını galibiyetle tamamladı. İstanbul Başakşehir'i deplasmanda 2-1 mağlup eden siyah beyazlı ekip, Kasımpaşa'yı 2-0, Kardemir Karabükspor'u 2-1 ve Trabzonspor'u da 3-0 yenerek 4 maçta 12 puan topladı ve zirveye yerleşmişti.Güneydoğu Anadolu temsilcisi ise son haftalarda aldığı mağlubiyetlerle puan cetvelinde geri sıralara düştü. Ligde 4 galibiyet, 3 beraberlik elde ederek topladığı 15 puanla zorlu maç öncesi 12. sırada yer alan Gaziantepspor, son 3 haftada adeta kan kaybetti. Ligin 9. haftasında Akhisar Belediye'yi tek golle geçen kırmızı siyahlı ekip, Torku Konyaspor'a 2-0, Galatasaray'a 1-0 son olarak da Gençlerbirliği'ne 2-0 yenilerek taraftarını üzdü. Gaziantepspor, Beşiktaş karşısında iyi oynayıp, kötü gidişe 'dur' demek istiyordu.Beşiktaş, Gaziantepspor maçına önemli oyuncularından yoksun çıktı. Trabzonspor karşısında takımın en önemli 'gol silahı' Demba Ba'yı kaybeden ve aynı maçta Mustafa Pektemek'in sakatlanmasıyla şok yaşayan 'Kara Kartal'da, savunma bölgesinde de vardı. Tottenham maçında savunma oyuncusu Ersan Adem Gülüm'ün sakatlık yaşaması ve Sivok'un da aynı nedenle henüz takıma katılmaması nedeniyle teknik direktör Slaven Bilic, en geride Pedro Franco ve genç futbolcu Atınç Nukan'a şans verdi. Demba Ba ve Mustafa Pektemek'in sakatlığının ardındanforvette sadece Cenk Tosun görev aldı.Karşılaşmaya Beşiktaş çok önemli bir pozisyonla başladı. Henüz 1. dakikada Sosa ile önemli bir fırsatı kullanamayan siyah beyazlılar, daha sonra net bir fırsat yakalayamadı. Gaziantepspor ise 39. dakikada Mustafa ile çok net bir fırsatı kullanamadı. Böylece ilk devre 0-0 sona erdi. İkinci yarıda da oyunda değişen bir şey olmadı. Ancak konuk takım 64. dakikada 2. yarıdaki ilk net pozisyonda öne geçmeyi başardı. Cenk'in vuruşunu Karcemarkas çeldi, Oğuzhan 2 vuruşta topu boş kaleye gönderdi: 1-0. Golden sonra Cenk ile önemli bir pozisyonu daha kullanamayan Beşiktaş, maç sonuna kadar üstünlüğünü korumayı başardı.Karşılaşmadan 1-0 galip ayrılan Beşiktaş, galibiyet serisini 5 maça çıkarıp 29 puanla liderliğini devam ettirdi. Gaziantepspor ise 15 puanda kaldı.Lig Tv
Reklam
CHP İzmir Milletvekili Güler: 'Parti Yönetimimiz 30 Mart'ta Cemaatle İttifak Yaptı'
CHP İzmir Milletvekili Güler, 'Her ne kadar parti yönetimimiz inkar etse de 30 Mart seçimlerinde bir ittifak yaptı, cemaatle ittifak yaptı' dedi.CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, 'Her ne kadar parti yönetimimiz inkar etse de 30 Mart seçimlerinde bir ittifak yaptı, cemaatle ittifak yaptı. İllerde ve ilçelerde cemaatin çeşitli unsurlarının Cumhuriyet Halk Partisi’yle yürüdüğünü hepimiz gördük' dedi.Güler, Eğitim ve Bilim İşgörenleri (EĞİTİM-İŞ) Kastamonu Şube Başkanlığı ve bazı sivil toplum kuruluşlarınca Şerife Bacı Öğretmenevinde düzenlenen 'Türkiye Cumhuriyeti ve Türk ulusunun geleceği için ne yapmalı, nasıl yapılmalı' konulu konferansta partide bazı ittifaklar gerçekleştirildiğini ve bunun önemli bir problem olduğunu öne sürdü.Sözlerin kimi siyasi sebeplerle hafifletilebileceğini ileri süren Güler, 'Çok zor ama uygulamalar çok önemli. Her ne kadar parti yönetimimiz inkar etse de 30 Mart seçimlerinde bir ittifak yaptı, cemaatle ittifak yaptı. İllerde ve ilçelerde cemaatin çeşitli unsurlarının Cumhuriyet Halk Partisi’yle yürüdüğünü hepimiz gördük' şeklinde konuştu.CHP Kastamonu Merkez İlçe Başkanı Muzaffer Bıyıklı ve partililer, “Burada öyle bir şey olmadı, burası Cumhuiyet Halk Partisi’nin tartışılacağı bir yer değil” diyerek, Güler'e tepki gösterdi.Güler, Mehmet Bekaroğlu'nun partiye katılımına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:'Ömrü boyunca Cumhuriyet Halk Partisi'yle hiçbir ilişkisi olmamış bir kişi, bir anda, bir anda hiçbir evveliyatı olmaksızın partinin genel başkanı tarafından davet edilmiş, parti meclisi üyesi yapılmak istenmiş. Partililer buna tepki gösterecek, o kadar iyi bilinmiş ki kadın kotasından seçimi gerçekleştirilmiş bir kişi. Cinsiyet kotası da uygulanıyor biz de, o kadın içindir. Erkekler için değil, bunu cümle alem bilir. Delegeden onay almadığı halde kadın kotasından parti meclisine yani tüzüğe ve kurultaya karşı hile yoluyla ve oradan da partinin kaptan köşküne genel başkan yardımcısı olarak oturtulmuş bir kişidir ki 'Ulusalcılar, istifa eder giderse hiç fena olmaz'. O, sandı ki 'ulusalcı' dediği bir milletvekili, 3 il başkanı falan. Oysa onun 'ulusalcı' dediği Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir milyon üyesi, 10 milyonun üstündeki seçmendir.Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu üyeleriyle seçmeni çekip giderse Sayın Bekaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi'nde ne edecektir kendi başına? Hiçbir tutarlılığı olmayan söz. Söylendiği zaman da kınadım, hatırlatıldığı her zaman da bu sözü kendini bilmez söz olarak talihsiz bulduğumu elbette söylüyorum.'Ulusalcıların partiden ihraç edildiği iddiasıGüler, açıklamaların sözde kalmadığını dile getirerek, Anayasa Uzlaşma Komisyonunda Anayasa'dan Türk vatandaşlığını çıkarmak için çalışan kesime karşı son derece önemli mücadele sergileyen Süheyl Batum’un partiden ihraç edildiğini söyledi.Bunun son derece önemli olduğuna dikkati çeken Güler, şöyle devam etti:'Neden? Parti, 'Mehmet Bekaroğlu tarafından yönlendirilmektedir' gerçeğini gösterdiği için.. 'Ulusalcılar istifa etsin' dedi. Baktı, ulusalcılar istifa etmiyor, ulusalcıları ihraca başladı. Ben böyle yorumluyorum gördüğüm şeyi. Bu, önemli bir problem alanı haline geldi, bir dizi problemin sonucu olarak elbette.'Güler, şu anda CHP’nin HDP’yle dirsek teması içinde yürüdüğünü, bunun da önemli bir problem olduğunu iddia etti.Yusuf Çelik, AA
Diyanet İşleri Başkanlığı: 'Makam Aracının Satın Alma Bedeli 322 Bin TL'
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, '1 milyon dolarlık makam aracı alındığı' iddialarına ilişkin, 'Tüm kayıtlarımızda mevcut. Gerçek rakam, söyledikleri rakamın üçte birinden bile aşağıdadır. Böyle olduğu halde haksız saldırıda bulunmak doğru değil' dedi.Görmez AA muhabirine yaptığı açıklamada, makam aracı üzerinden 2 gündür hem başkanlık hem de Diyanet Vakfı'na çok ağır bir saldırı yapıldığını söyledi.Bundan dolayı çok üzüntülü olduğunu dile getiren Görmez, 'Asıl üzüntü duyduğum ise bunun bir ahlak ve fazilet mücadelesi gibi gösterilmesi. Halbuki, yalan ve iftira ile hiçbir zaman ahlak ve fazilet mücadelesi verilmez. Yazılanların hepsi yalan ve iftiradan ibarettir. Önce 7 kıtada insanlığa hizmet eden vakfımız hedefe konuldu. Bir din kurumuna, hayır kurumuna yapılacak en büyük iftira yapıldı. 'Camilerde toplanan para ile başkanlığa makam aracı alındı' gibi hiçbir aklın, vicdanın, inancın kabul etmeyeceği bir saldırı yapıldı. Arkasından, bunun yalan olduğu ortaya çıktı' diye konuştu.Görmez, haberi yapanların kendisini arayıp, 'araştırmadan bu haberi yaptıklarını ve bundan dolayı üzgün olduklarını' söylediğini aktararak, şöyle devam etti:'Ancak yalan habere devam edildi. Diyanet İşleri Başkanı'na yapılan özür milletten esirgendi. 2. gün yalan başka bir şekle dönüştü. Bu sefer, 'Diyanet İşleri Başkanı'na bütçe üzerinden 1 milyon dolarlık makam aracı alındı' diye iftira edildi. Bu da doğru değil. Tüm kayıtlarımızda mevcut. Gerçek rakam, söyledikleri rakamın üçte birinden bile aşağıdadır. Böyle olduğu halde haksız saldırıda bulunmak doğru değil. 'Böyle bir makama böyle bir araç uygun görmüyoruz' deseler, elbette takdir onların ancak 2 gündür yapılan haberlerin aslı, astarı yok. Bütün kayıtlar mevcut. Olay, rutin olarak 2013'ten itibaren başkanlığımıza tahsis edilmek üzere çalışmaları yapılan bir araçtan ibarettir. Kaldı ki defalarca yolda kaldık. Geldiler bana, 'zırhlı araç almam gerektiğini' söylediler. Ben de 'Cübbe ve sarıktan daha güzel zırh mı olur?' dedim. Onu da kabul etmedim. Bu haberi üretenleri, buna dayanarak yazı yazanları hem başkanlığımızdan hem vakfımızdan hem de halkımızdan özür dilemeye davet ediyorum.'Bu arada konuyla ilgili Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan açıklamada, başkanlığa 2006'da alınan makam aracının yoğun faaliyet temposu nedeniyle zamanla yıprandığı ve aynı zamanda 2010'da bakım esnasında üzerine vinç düşmesi sonucu hasarın artarak, zaman zaman yolda kaldığı ve hizmette aksamalara neden olduğu belirtildi.'Araç 322 bin liraya alındı'Aynı yıl teklif edilmesine rağmen bunun kabul edilmediği kaydedilen açıklamaya şöyle devam edildi:'Ancak mevcut aracın bakım masraflarını artmış ve sık sık parça değişimini gerekli kılacak derecedeki aksaklıkların, hizmetin yürütülmesinde olumsuz etki etmesi nedeniyle 2013'te yeni bir araç temini için gerekli usul işlemleri başlatılmıştır. Bu doğrultuda, 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'nda başkanlığımıza binek otomobil tahsisine izin verilmiştir. Kanunda, satın alınacak araçların bedellerini tespit etmeye Maliye Bakanlığının yetkili olduğu hükmü bulunduğundan, bütçeyle tahsis edilen ödenekten 350 bin liranın başkanlık makamına tahsis edilerek, otomobil için kullanmak üzere Maliye Bakanlığından izin talep edilmiş, bakanlık da bunu yerinde bularak, izin vermiştir. Bununla birlikte izin doğrultusunda, söz konusu aracın satın alma bedeli 322 bin lira olarak gerçekleşmiştir. Satın alma işlemleriyle ilgili her türlü ihale ve prosedür Devlet Malzeme Ofisi tarafından icra edilmiş, satın alma 16 Kasım 2014'te tamamlanmıştır.'Açıklamada, söz konusu haberin Hürriyet Gazetesi tarafından yapıldığı anımsatılarak, 'Gazetenin Ankara temsilcisi Deniz Zeyrek ve Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin başkanımızı arayarak, haberi tahkik ettirmeden verdikleri için özür dilemişlerdir' denildi.Halil İbrahim Başer, AA
Reklam
Youtube'dan Kazandığı Paralarla Evsizlere Yardım Eden Çağımızın ''Robin Hood''ları
Youtube'den para kazananların olduğu artık herkes tarafından bilinen bi gerçek. Teknoloji çağının nimetlerinden faydalanmasını bilen gençler fenomen haline gelen youtube kanallarındaki şımarıkca ve zekice hazırlanmış şakalardan sonra kazandığı paralarlarla iyilik yapmasını bilmiş ve evsizleri hedef alan duygu yüklü videolar hazırlamışlar.NOT: Videoların ortak özellikleri izlenme raitinglerinden kazandıkları paralarla yardım edilmesidir.
Reklam
IMDB'ye Göre 2014 Yılının En İyi 10 Filmi
16 yaşındaki Hazel üç yıldır tiroid kanseriyle boğuşmaktadır ve kanser akciğerlerine de sıçradığı için yanında bir oksijen tüpüyle gezmektedir. Kanserli hastalar için oluşturulan destek grubunun bir terapi seansı esnasında Augustus isimli bir gençle tanışır. Augustus da beyin tümörüyle savaşmış ve bu yolda bir bacağını kaybetmiştir. İkili birlikte zaman geçirdikçe birbirlerine aşık olurlar. Akciğer tedavisi için hastaneye yatırılan Hazel'ın yanından bir an dahi ayrılmayan Augustus, sevgilisinin çok istediği bir hayali gerçekleştirmek için onunla birlikte yola çıkar. Planlarına göre Amsterdam'a gidecek ve Hazel'ın en sevdiği yazar olan Peter Van Houten'i bulmaya çalışacaklardır...Josh Boone’un yönetmenliğini üstlendiği film, John Green’in romanından Scott Neustadter ve Michael H. Weber tarafından uyarlandı. Filmin başrollerindeyse Shailene Woodley, Ansel Elgort ve Willem Dafoe yer alıyor.
Doğal Kızıllar Hakkında Bilmeniz Gereken 11 Şey
etiket
Bir doğal turuncu olarak söyleyebilirim ki; çok görünmesek bile Türkiye'nin derinliklerinde bir yerlerde yaşıyoruz halen. Bizi bulması zor ama, hiç yok da değiliz. Ve işte biz hakkında bilirseniz iyi olabilecek birkaç faktör.Ha bu arada;kaynak: buzzfeed.com
DTK: 'Öcalan ve Tüm Siyasi Tutsaklar Serbest Bırakılmalı'
'PKK kamuoyunda Kürtlerin siyasi örgütü olarak kabul edilmektedir.Bundan dolayı en kısa sürede terör örgütleri listesinden çıkarılmalıdır'Demokratik Toplum Kongresi (DTK) 1. Olağan Genel Kurul Sonuç Bildirgesi’nde “Barış ve çözüm sürecinin istenilen şekilde devam etmesi ve müzakerelerin doğrudan doğruya yapılması için Sayın Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması gerekir. Aynı zamanda başta hasta tutsaklar olmak üzere tüm siyasi tutsaklar serbest bırakılmalıdır” denildi.Açıklamada, “PKK kamuoyunda Kürtlerin siyasi örgütü olarak kabul edilmektedir.Bundan dolayı en kısa sürede terör örgütleri listesinden çıkarılmalıdır” ifadelerine yer verildi.DTK’dan yapılan açıklamanın tam metni şöyle:1.OLAĞAN GENEL KURUL SONUÇ BİLDİRGESİBilindiği gibi DTK 6-7 Eylül 2014 tarihinde ‘’ Demokratik Ulusu ve Özgür Yaşamı İnşa Ediyoruz’’ şiarıyla 7. Olagan Kongresini gercekleştirmiş ve bu şiar doğrultusunda tüzüğünde bazı değişiklikler yapmıştı.Yeni tüzük çerçevesinde ; DTK, 1. Olağan Genel Kurul toplantısını 13-14 Aralık 2014 tarihinde Cegerxwin Kültür Merkezi Konferans Salonunda düzenleyerek şu tespitlerde bulunmuştur. Barış ve çözüm süreci : Genel kurulumuzda süreci destekleme iradesi ortaya çıktı.Kurulumuzun sürece yönelik değerlendirmesinde, AKP iktidarının sorumluluğu üzerinde özellikle duruldu.Bu konuda AKP hükümetinin Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın önerilerine cevap vermediği ve sorumluluğunu yerine getirmediği tespitine varılmıştır.Bu konseptte Devlet Sayın Öcalan tarafından önerilen ve KCK tarafından kabul edilen çözüm süreci müzakere taslağına olumlu cevap vermelidir.Kongremiz de bu taslağı paylaşır ve pratikte her türlü çalışmayı yürütür. Şengal ve Kobané’nin durumu : Yerel ve uluslarası güçlerin desteklediği DAİŞ çetelerinin insanlık dışı saldırıları başta Şengal ve Kobané olmak üzere birçok yerde devam ediyor.Bu saldırıların amacı Kürtlerin kazanımlarını ortadan kaldırmak ve farklı kimlik,kültür ve inançları yok etmektir.Kongremiz, Şengal ve Kobané direnişini desteklemekte ve YPG/YPJ tarafından gösterilen bu onurlu direniş sayesinde sadece Kürt halkı değil;Arap, Türkmen ,Süryani ,Ermeni ve diğer halkların da soykırımdan kurtulup demokratik haklarına kavuşacağına inanmaktadır.Aynı zamanda Kürt kadınının bu direnişi dünya kadınlarına da örnek olacak destansı bir direniştir.Yaşanan olgular AKP’nin, DAİŞ’le işbirliği içinde olduğunu göstermektedir.Bu çerçevede Türk devleti bu destekten vazgeçmeli çok acil olarak koridoru açmalı ki sonuç alıcı yardımlar Kobané direniş güçlerine ulaştırılsın. Rojhilat(Doğu Kürdistan) Kürtleri: İran devletinin Kürt yurtseverlerine ve diğer 1demokratik güçlere karşı saldırılarının devam ettiğini büyük bir kaygıyla görüyoruz. İran’da yüzlerce Kürt yurtseveri idam edildi bir o kadarı da idamla yarglıanıyor.Urmiye cezaevinde yurtsever Kürt tutsaklar sistemin baskı ve idamlarını protesto amacıyla günlerdir açlık grevindeler.Kongremiz, İran devletini bir an evvel idamları durdurması,baskılara son vermesi ve Kürt sorununun demokratik çözümü için diyalog ve müzakere sürecini başlatmaya çağırıyor. Kürtlerin birliği: Kongremiz, Güney Kürdistan ve Rojava’da HPG/YPG/YPJ ve Peşmerge güçleriyle yürütülen işbirliği ve ortak mücadeleye büyük bir önem vermektedir.Bu ortak mücadelenin Ulusal Kongrenin toplanmasına ve ortak savunma gücü oluşturmasına evrilebilmesi için yürüttüğü çalışmaları büyük bir kararlılıkla sürdürecektir. Sayın Öcalan ve diğer siyasi tutsakların durumu: Barış ve çözüm sürecinin istenilen şekilde devam etmesi ve müzakerelerin doğrudan doğruya yapılması için Sayın Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması gerekir. Aynı zamanda başta hasta tutsaklar olmak üzere tüm siyasi tutsaklar serbest bırakılmalıdır. PKK’nin terör örgütleri listesinden çıkarılması: PKK kamuoyunda kürtlerin siyasi örgütü olarak kabul edilmektedir.Bundan dolayı en kısa sürede terör örgütleri listesinden çıkarılmalıdır. Alevi sorunu: Uzun süredir devlet Alevi sorunu konusunda kamuoyunu meşgul etmektedir.Fakat şimdiye kadar olumlu ve somut bir adım atmayarak sünnilik potasında asimile etmek istediği alevilerden ‘’kendi alevilerini ‘’yaratmak istemektedir.Alevilerin gereksinim duyduğu şey ,tanımlanmak değil tanınmaktır.Alevi sorunu ; Hak ve hakikati anlama,tanıma ve kabul etme sorunudur. Kamu güvenliği paketi: Kongremiz,hükümetin kamu güvenliği paketini çıkarmakla totaliter bir sistem inşa etmek istediği görüşündedir.Bu paket barış ve çözüm süreci ile demokratikleşmenin önünde bir engel olacaktır.Kongre olarak biz hükümetin son zamanlarda sayın Selahattin Demirtaş’a yönelik saldırılarını ve siyasi soykırım operasyonlarını bu paketin bir parçası olarak görüyor bu operasyonları kınıyor ve sayın Demirtaş’ın yanında olduğumuzu belirtiyoruz.6-7-8 Ekimde halk serhıldanında demokratik muhalefet hakkını kullanarak yaşamını yitiren insanlarımızın faillerinin bir an önce ortaya çıkarılmalıdır. Seçimler ve baraj: AKP, % 10 olan seçim barajını düşürmemekle hem kürt partilerinin hem de diğer siyasi partilerin temsiliyetlerinin önünü kapatmak istemektedir.Bu da AKP’nin demokratikleşme talebinde ikiyüzlü davrandığı anlamına gelmektedir.Bu baraj antidemokratiktir ve AKP’nin 2015 yılında bu barajın gölgesinde yapacağı seçimin meşruiyeti tartışmalı olacaktır. Demokratik Özerklik: Kongremiz, birlikte yaşam projesi olarak ortaya koyduğu demokratik özerkliğin inşasını tüm kararlılığıyla sürdürmektedir.DAİŞ saldırılarına karşı kahramanca diranerek şehit düşen yoldaşlarımızı saygıyla anıyor.Bu sürecin başından itibaren bu saldırılara karşı halkımızdan desteğini esirgemeyen tüm şahıs,kurum ve kuruluşlara teşekkürlerimizi arz ederiz.T24
Reklam
Google, Rusya'daki Mühendislik Ofisini Neden Kapatıyor?
Son günlerde Google‘ın Rusya’daki bazı kısıtlayıcı yasalar yüzünden Rusya’da bulunan mühendislik ofisini kapatabileceği haberleri yayılmaya başladı. Rusya, daha önce geçtiğimiz yaz aylarında bazı adımlar atarak kendi verilerini ülke sınırları içinde tutmayan hizmetlere erişimin engelleme çalışmalarına başlamıştı.Bunun dışında bir de Ağustos ayında bloggerlar için bir kısıtlayıcı yasa hazırlayan Rus hükümeti, internet özgürlüğü karşısında 2014 yılı boyunca pek çok adım attı.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, interneti bir “CIA projesi” olarak anmaktan çekinmiyor ve tüm dünyanın verilerini toplamakla ihtam ediyor. Bununla birlikte, verilerin kendi ülkesinde ve erişebileceği şekilde tutulmasını da, vatandaşlarını koruma amaçlı bir politika olarak lanse ediyor.Kremlin’in güttüğü bu politika doğrudan sosyal ağları ve arama motoru şirketlerini hedefe almış oluyor. Çünkü kullanıcıların en çok veri paylaşımını ve aslında “kişisel ipuçlarını” bu ağlar üzerinden veriyor.Çıkan haberlere Google resmi bir açıklama getirmemiş olsa da, Rusya’nın Google’ın mühendislik ofisini kapatmasıyla birlikte ciddi bir beyin göçü yaşayabilir. Çünkü ofisin kapanması halinde, Google’da çalışan mühendisler Google’ın başka ofislerinde bulunan mühendislik ofislerine tayin edilecek. Daha doğrusu, bu haberin mühendislere farklı ülkelerde iş tekliflerinin götürülmesi ile açığa çıkmış gibi görünüyor.Google’ın Rusya’da 100’e yakın mühendisle çalıştığı ve Rus pazarını bir hayli önemsediği de biliniyor. Burada Yandex gibi güçlü bir rakibe karşılık veren Google’ın, Rusya’nın sert politikaları yüzünden bir ülke için önemli bir yatırım sayılabilecek mühendislik ofisini (ülkemizde Google’ın bir mühendislik ofisi bulunmuyor) kapatması tabii ki internet dünyası için olumsuz bir gelişme.Webrazzi
Zaman Yayın Kurulu'ndan 7 Dilde Basın Açıklaması: 'Asla Boyun Eğmeyeceğiz'
Zaman Yayın Kurulu, gazeteyi hedef alan polis operasyonu hakkında 7 dilde basın açıklaması yaptı.Basın özgürlüğüne büyük bir darbe daha vurulduğu belirtilen açıklamada, “Bugün Türkiye'de demokrasi ve basın özgürlüğü adına çok acı bir gün. Başta Genel Yayın Yönetmenimiz Ekrem Dumanlı olmak üzere meslektaşlarımız temelsiz suçlamalarla gözaltına alındı.” denildi.'Tek suçumuz, büyük yolsuzluk vakalarının ve otoriter eğilimlerin üzerine gitmek... Medya grubumuzdan ve diğer yayın kuruluşlarından arkadaşlarımıza bugün yapılan saldırı, yayınlarımızın doğruluğunu teyid etmektedir.' ifadesine yer verilen açıklamada, 'Asla korkuya esir olmayacağız ve zorbalığa boyun eğmeyeceğiz.' vurgusu yapıldı.Gazetenin 7 dilde yaptığı açıklamalar şöyle:Özgür medya susturulamaz!Bugün Türkiye'de demokrasi ve basın özgürlüğü adına çok acı bir gün. Başta Genel Yayın Yönetmenimiz Ekrem Dumanlı olmak üzere meslektaşlarımız temelsiz suçlamalarla gözaltına alındı.Ülkemizde basın özgürlüğü son dönemde ne yazık ki sert bir düşüş yaşıyor. Dünyanın önde gelen gözlemci kuruluşlarından Freedom House da bunu tespit ederek kısa süre önce Türkiye'yi 'özgür olmayan' ülkeler kategorisine indirdi. Bugünkü toplu gözaltılar da geriye doğru atılmış bir başka büyük adım.Medya grubumuz 1980'lerden bu yana Türkiye'nin özgürleşmesi, ileri demokrasiler ve Avrupa Birliği ile entegrasyonu, yurtta ve dünyada barış adına güçlü bir ses olmuştu. Özellikle hükümet marifetiyle gazetecilere ve basın kuruluşlarına yıldırma ve yasal tacizlerin yaygın hale geldiği son birkaç yıldır, her ne pahasına olursa olsun cesaret ve ısrarla görevimizi yapmayı sürdürdük. Tek suçumuz, büyük yolsuzluk vakalarının ve otoriter eğilimlerin üzerine gitmek. Zaman’ın da aralarında olduğu özgür basına yönelik baskı akreditasyon denilen medya yasaklarından, gazetecileri yıldırmaya hatta sınır dışı etmeye, şirketleri de bu yayın organlarına reklam vermemeleri için korkutmaya kadar uzanmakta ve maalesef bu baskı gittikçe artış göstermektedir. Medya grubumuzdan ve diğer yayın kuruluşlarından arkadaşlarımıza bugün yapılan saldırı, yayınlarımızın doğruluğunu teyid etmektedir.Değerli okurlarımız, Türkiye halkı ve tüm dünya emin olsun ki; asla korkuya esir olmayacağız ve zorbalığa boyun eğmeyeceğiz. Bu karanlık dönemin birgün geride kalacağına ve Türkiye'nin, basını tamamen özgür, ileri bir demokrasi olacağına inancımız tamdır.Zaman Gazetesi Yayın KuruluFree media cannot be silencedToday is an extremely sad day for Turkish democracy and freedom of the press. Colleagues including our Editor-in-Chief Ekrem Dumanli have been detained on unfounded allegations.Turkey's record on press freedoms has recently been on a steep decline. Freedom House has downgraded Turkey's ranking to 'not free' earlier this year. Today's mass detentions mark another major step back.Since 1980's our media group has been a strong voice for freedom, Turkey's integration with advanced democracies, and domestic and international peace. Despite government orchestrated intimidation and legal harassment to journalists and news organizations in especially last few years, we continued doing our job consistently at all costs. Our only crime is going after major corruption incidents and authoritarian tendencies. The pressure on Zaman and other members of the free media has been consistently on the rise from media bans to intimidating, even deporting reporters and pressuring companies not to advertise with them. Today's vicious attack on us and other colleagues reaffirms the accuracy of our reporting.Our readers, Turkish nation and the world must rest assured; we will not give in to fear and bullying. We are confident Turkey will one day leave this dark chapter behind and ultimately become a better democracy where press is totally free from suppression.Zaman Editorial BoardPRESSEERKLÄRUNGStellungnahme zur Verhaftung des Chefredakteurs von Zaman, der auflagenstärksten Tageszeitung in der TürkeiFür die Demokratie der Türkei und für die Pressefreiheit ist der heutige Tag ein schmerzlicher Tag. Neben unserem Chefredakteur der auflagenstärksten Tageszeitung Zaman, Ekrem Dumanlı, sind heute viele unserer Kollegen mit unbegründeten Anschuldigungen festgenommen worden.Seit Jahren erlebt die Pressefreiheit in unserem Land einen starken Rückgang. Die weltweit führende Institution Freedom House, die Entwicklungen im Bereich der Grundrechte beobachtet, hat vor kurzem die Türkei als 'non-free'-Land kategorisiert. Die heutigen Verhaftungen sind ein weiterer großer Rückschritt.Unsere Medien Zaman, Todays Zaman und Aksiyon haben sich seit ihrer Gründung für die Demokratisierung der Türkei, für die Freiheit und für die Mitgliedschaft der Türkei die Europäische Union (EU) eingesetzt. Sie waren und sind stets eine starke Stimme für den gesellschaftlichen Frieden im Lande und für den Frieden in der Welt.Gegen den seit Jahren anhaltenden Druck, Einschüchterungen und Schikanen seitens der AKP-Regierung in der Türkei haben wir uns immer mit Mut, journalistischem Pflichtbewusstsein widersetzt und sind stets unsere Arbeit nachgegangen.Unsere „Schuld“ ist es, über die für die Öffentlichkeit wichtige Korruptionsaffäre und autoritäre Tendenzen der Regierung zu berichten und der Aufdeckung von Tatsachen beigetragen zu haben.Leider hat sich der Druck auf die freie Presse, darunter auch auf unsere Tageszeitung Zaman, von Tag zu Tag massiv erhöht. Es wurden Nachrichtensperren und Akkreditierungsverbote erlassen, Journalisten eingeschüchtert und aus dem Land ausgewiesen. Medienunternehmen werden eingeschüchtert und schikaniert. Unternehmen werden bedroht und daran gehindert, Anzeigen in regierungskritischen Medien zu schalten.Die heutigen Verhaftungen bestätigen uns in unserer Berichterstattung.Unseren verehrten Lesern, dem türkischen Volk und der ganzen Welt versichern wir, dass wir uns auf keinen Fall der Angst und der Tyrannei beugen werden.Wir sind der vollen Überzeugung, dass dieses dunkle Kapitel der türkische Demokratie eines Tages vorüber sein und die Türkei die Pressefreiheit in vollem Umfang erlangen und sich in eine fortschrittliche Demokratie verwandeln wird.Redaktion der Tageszeitung ZamanCommuniqué de presseAujourd’hui, c’est un mauvais jour pour la démocratie et la liberté de la presse. Un certain nombre de nos collègues journalistes, dont notre directeur de la publication Ekrem Dumanli, ont été placés en garde à vue ou font l’objet d’un mandat de recherche sur la base d’allégations infondées.La liberté de la presse dans notre pays connaît malheureusement depuis quelque temps des entraves. Freedom House, l’une des organisations les plus sérieuses qui étudie l’étendue de la démocratie dans le monde, a récemment placé la Turquie dans la catégorie des «pays non libres». Et ce qui se passe aujourd’hui s’assimile à un grand pas de plus en arrière.Depuis les années 1980, notre groupe de presse s’est fait fort de défendre la liberté, la démocratie, la paix et l’adhésion de la Turquie à l’Union européenne. Dans le contexte actuel qui se caractérise par les pressions, les harcèlements du gouvernement contre les journalistes et les médias, nous avons continué à défendre nos positions avec courage et insistance.Notre seul «crime» a été d’évoquer, conformément à notre devoir, les affaires de corruption et les tendances autoritaires. La presse libre, dont fait partie Zaman, a fait l’objet de pressions, d’accréditations sélectives, d’intimidations. Certains journalistes ont été expulsés. Des entreprises ont subi des menaces pour ne pas passer de publicité dans les médias d’opposition. Le sort qui est réservé aujourd’hui à notre groupe et à nos collègues confirme le bien-fondé de nos informations.Chers lecteurs, soyez certains que nous ne reculerons pas et que nous ne nous soumettrons pas à ce despotisme. Nous croyons sincèrement que la Turquie laissera cette période sombre derrière elle et qu’elle connaître un meilleur régime démocratique où la presse sera totalement libre.Le Comité de rédaction de ZamanComunicado de prensaHoy es un día muy triste para la democracia turca y la libertad de prensa. Varios colegas, incluyendo a nuestro director Ekrem Dumanlı, han sido detenidos por acusaciones infundadas.El reciente estado de la libertad de prensa en Turquía ha experimentado un gran retroceso. Freedom House ha rebajado la clasificación de Turquía 'a carente de libertad' a principios de este año. Las detenciones masivas de hoy marcan otro importante paso atrás.Desde 1980, nuestro grupo de comunicación ha sido una voz fuerte tanto para la libertad como para la integración de Turquía con las democracias más avanzadas, contribuyendo a la paz nacional e internacional. A pesar de la intimidación y el acoso legal orquestadas por el gobierno contra los periodistas y organizaciones de prensa, especialmente en los últimos años, seguimos haciendo nuestro trabajo constantemente y a toda costa. Nuestro único “delito” ha sido perseguir importantes casos de corrupción y tendencias autoritarias. La presión sobre el periódico Zaman y otros miembros de la prensa libre ha ido sistemáticamente en aumento, desde las prohibiciones a los medios de comunicación hasta la intimidación, incluso provocando el destierro de periodistas, o la presión a las empresas para que no se publiciten en estos medios. El pernicioso ataque contra nosotros y otros colegas reafirman la precisión de nuestros informes.Nuestros lectores, el pueblo turco y el mundo entero deben estar seguros; no vamos a ceder ante el miedo y la intimidación. Confiamos en que Turquía un día dejará este capítulo oscuro y finalmente se convertirá en una mejor democracia, donde la prensa se libere de ser suprimida.Consejo Editorial de Zamanبيان إعلامي من صحيفة زمان التركية اليوميةإن هذا اليوم يوم مرير جداً بالنسبة للديمقراطية وحرية الصحافة في تركيا. لقد تمّ احتجاز زمالائنا الصحفيين، وفي مقدمتهم رئيس تحرير صحيفتنا أكرم دومانلي استناداً إلى اتهامات لا سند لها من الصحة.إن بلادنا تشهد في الفترة الأخيرة انخفاضاً حاداً من حيث حرية الصحافة. وقد كشفت منظمة فريدوم هاوس (Freedom House) الأمريكية الرائدة في مجالها عن هذه الحقيقة حيث صنّفت مؤخّراً تركيا ضمن 'البلدان غير الحرة'. وفي هذا السياق، فإن قرارات الاعتقال الجماعية الصادرة اليوم هي خطوة كبرى جديدة إلى الوراء.وكانت مجموعتنا الإعلامية أحد الأصوات القوية التي تنادي للسلام في البلاد والعالم أجمع، وتوسيعِ مجال الحريات، والسعيِ للوصول إلى مصافّ الدول الديمقراطية المتطوّرة، والانضمامِ إلى الاتحاد الوروبي.ولقد واصلنا أداء مهمتنا الصحفية بشجاعة وإصرار مهما كلّف منذ عام 1980، على الرغم من شتى الضغوطات التي مارستها الحكومة تحت ستار القانون، خاصة في السنوات الأخيرة، على الصحفيين ووسائل الإعلام. وإن جريمتنا الوحيدة هي تركيزنا على وقائع الفساد الكبرى والنزعات الاستبدادية.وممارسات الضغوط التي تتعرض لها الصحافة الحرة في تركيا اليوم، بما فيها صحيفة زمان، تزداد يوماً بعد يوم، بدءاً من عدم اعتماد صحفيين معيّنين لمتابعة الأحداث الرسمية والمحظورات المفروضة على النشر، انتهاءً إلى إرهاب الصحفيين، بل طردهم من البلاد، ومنع الشركات من نشر إعلاناتها على صفحات الصحف المصنفة ضمن المعارضة. والهجوم الذي تتعرّض له اليوم صحيفتنا مع الصحف الأخرى إنما يؤكّد صحة نشراتنا.قرّائنا الأعزّاء! لتطمئنوا وليطمئنّ الشعب التركي والعالم كله أيضاً أننا لن نقع أسيراً للخوف ولن نركع أمام الاستبداد والدكتاتورية. ونحن نؤمن إيماناً جازماً بأن هذه الفترة المظلمة ستنتهي يوماً وستصبح تركيا بلداً يتمتّع بحرية كاملة للصحافة وديمقراطية نوعية من الدرجة الأولى.مجلس إدرة صحيفة زمان التركية公开声明今天对于土耳其媒体的民主和自由是极其令人痛心的一天。包括我们的主编Ekrem Dumanli 在内的多名同事被毫无根据的指控而拘留了。土耳其近些时候对于媒体的自由一直是呈直线下降的趋势。国际媒体的权威组织“自由之家”(Freedom House)早前将土耳其降级为“非自由”的级别。今天的拘留又标志着一个巨大的退步。自1980年以来,我们的媒体集团在呼吁自由,土耳其与包括欧盟在内的先进的民主国家间的融合,国内国际和平方面一直扮演着非常重要的角色。 尽管在过去的几年里,政府一直精心策划了对于记者和新闻组织的各种恐吓和法律骚扰,我们依然不计代价地继续着我们的使命和工作。我们的唯一罪过就是曝光了政府的重大腐败和独裁倾向。对于ZAMAN及其它自由媒体成员的态度,从最初的媒体禁令、恐吓,驱逐记者和对公司施加压力,变成恐吓客户不在我们的媒体上投放广告。 今天对于我们和其它媒体集团成员所实施的恶意攻击再次证实了我们之前报道的真实和准确。请我们的读者、土耳其人民和全世界放心,我们绝不会向恐吓和欺凌低头,我们坚信土耳其在某一天会将这个黑暗的日子远远地甩在后面,并终将实现媒体的全面自由和民主!ZAMAN编委会CİHAN
Reklam
Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü'den Yılbaşı Açıklaması
Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, belediyenin ağır borç yükü altında bulunduğunu belirterek, Nişantaşı sakinlerine 'yılbaşında eğlence geleneğini imece yöntemiyle gerçekleştirme' çağrısı yaptı.İnönü, Nişantaşı'nda bu yıl, yılbaşı eğlencesinin olmaması ve yılbaşı aydınlatmasının olmaması nedeniyle bir kaç gündür medyada yer alan haberlerle ilgili açıklama yaparak gelen eleştirilere cevap verdi.PARALARI ÇARÇUR ETMİŞLERHayri İnönü, yaptığı yazılı açıklamada Sarıgül dönemine atıfta bulunularak kamu kaynaklarının çarçur edildiğini ve milyonların harcandığını söyledi.İşte Hayri İnönü'nün açıklaması:MİLYONLARCA HARCAMA YAPILDI'Eğer Şişli Belediyemiz ağır borç yükü altında bulunmasaydı, biz, sizler için bugüne kadar yapılagelenden çok daha coşkulu eğlence programları düzenler, sizlerin coşkulu eğlence ortamlarını paylaşmanız için her tür olanağı önünüze sererdik. Ancak yıllarca kırmızı halı ve süs lambalarıyla halkımıza göstermelik bir şaşa sunulurken kamu kaynakları çarçur edilmiş, belediyemiz ne yazık ki ağır bir borç yükü altına sokulmuştur. Öyle ki sadece Nişantaşı semtimizin kırmızı halı ve süs lambaları için geçmiş dönemlerde milyonlarca lira harcama yapıldığı saptanmıştır.KIŞKIRTMA ÇABASIŞişli Belediye başkanlığı görevine geldiğimiz günden beri bize muhalif olan çevreler, eleştiri ve saldırılarına dayanak oluşturacak malzeme bulmakta zorlandıkça yapay gündemler yaratmakta, halkımızı ve medyayı bize karşı kışkırtmaya yeltenmektedirler. Yılbaşının yaklaştığı şu günlerde söz konusu çevreler bu kez de Nişantaşı yılbaşı eğlencelerini hain planlarına alet etmeye başladılar.NİŞANTAŞI HİÇBİR ZAMAN KARANLIK OLMADI'Nişantaşı neden hala karanlık' sloganıyla ortalığı velveleye vermeye çalışan bu zihniyet unutmamalıdır ki Nişantaşı hiçbir zaman karanlık olmadı. Nişantaşlılar geçmişten günümüze aydınlıklarıyla, geniş ufuklu sosyal demokrat anlayışlarıyla bu ülkenin aydın modeli olmuşlardır ve olmaya da devam edeceklerdir. Kamunun kaynaklarının duyarsızca cadde ve sokaklara attıkları bir kaç halı parçasıyla ve yapay ışıklandırmayla harcanarak Nişantaşımızı aydınlattıklarını mı sanıyorlar?İŞİN ARKA YÜZÜ GÖRÜNEN YÜZÜ KADAR PARLAK DEĞİLŞunu bilmelisiniz ki yanlışlıklar sürekli yapılageldiği zaman ne yazık ki alışkanlık yapar. Yanlışları süsleyip püsleyip vitrine taşıyarak kamufle etmek hiçbir zaman uzun ömürlü olamaz. Nişantaşı eğlenceleri de ne yazık ki bu acı gerçeğin ta kendisidir. Yıllarca coştuk, eğlendik. Halkısınız fena da olmadı, güzeldi. Ancak ne yazık ki göreve geldiğimiz günden itibaren belediyemizde yaptığımız sondaj sonucunda anladık ki işin arka yüzü hiç de görünen yüzü kadar parlak değil.YANLIŞLARLA YAŞAMAYA VİCDANIM İZİN VERMİYORMilyonlar harcanmış; sizin milyonlarınız, size hizmet için, çocuklarınızın eğitimine katkı için, yürüdüğünüz yollara, yaşadığınız semtlere bakım için ayrılmış olan paralar ne yazık ki gözünüzü boyamak üzere bir kaç günlük eğlence için kırmızı halılara ve lambalara harcanmış. Bizlere hizmet sözüyle bu makama geldim. Durum böyleyken bir takım gerçekleri göz ardı ederek aynı yanlışlara devam etmeye ne kişisel olarak vicdanım ne de sahip olduğum politik ve ideolojik anlayış izin vermemektedir.İSTERSENİZ NİŞANTAŞI'NI BİRLİKTE SÜSLEYELİMYılbaşında eğlenmeliyiz de elbet. Ancak belediyemizin içerisinde bulunduğu borç yükü bilgisini sizlere verdim. Buna rağmen geçen yıllarda yapıldığı gibi bu yıl da halı ve lamba süslemeleri için milyonlarca lira borçlanarak harcama yapılmasına rıza gösterebilecek misiniz? Eğer isterseniz geliniz, Nişantaşı eğlence geleneğimizi imece yöntemiyle gerçekleştirelim. Siz değerli Şişlililer ve Nişantaşı halkı ve esnafının işbirliğinde örnek bir model geliştirelim ve Nişantaşı'nı birlikte süsleyelim, eğlence ve coşkuyu dayanışmayla birlikte paylaşalım.'Ensonhaber
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı: 'Cadı Avı Yapılıyor'
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nca yapılan açıklamada, 'Türkiye'de demokrasinin adım adım buharlaştırılması sürecinde vahim bir aşamaya geçilmiş bulunuluyor. Halkın haber alma özgürlüğüne hizmet etmek için anayasal sınırlar içerisinde görevini yapan gazetecilere bile pervasızca evrensel basın özgürlüğü kriterleri ayaklar altına alınarak cadı avı yapılmaktadır' denildi.Açıklamada şu ifadelere yer verildi: 'Adliyeye gidip haklarında bir soruşturma olup olmadığını sordukları halde, kendilerine yanlış beyanda bulunulup yok denildikten bir iki gün sonra, kaçacaklar algısı oluşturmak, yıldırmak ve susturmak için gazete ve TV'lere polis baskınları yapılması demokratik hukuk devletlerinde yetkililerin aklından bile geçemeyecek bir zorbalıktır. Giderek otoriterleşen ve tek adam rejimine benzemeye başlayan Erdoğan iktidarı, kamuoyunun ne kadar tepki gösterdiğini ölçerek aşama aşama kendisine biat etmeyen herkesi kriminalize etmeye ve baskı ile susturmaya çalışmaktadır. Bir yıldır akla hayale gelmedik iftiralara rağmen, ortaya ikna edici somut bir delil koyulamamıştır. Algı oluşturmak için yeni ve daha büyük yalanlarla yola devam edilmesi iktidarın kendi destekçilerinde bile bıkkınlık getirmeye başlamıştır. Elindeki devlet ve medya gücüne rağmen yolsuzluk iddialarının konuşulmasının önüne geçilememesi de yolsuzluk suçlamalarının ciddiyeti karşısında iktidarın acziyetini göstermektedir. Dünya siyasi tarihine kısaca bir göz atıldığında, benzer hadiselerin pek çok farklı yerde defalarca tekrar ettiğini görmek mümkündür. Mutlak iktidar peşinde koşup, kendilerine hakkı hakikati, adaleti ve hukuku hatırlatanlara hain muamelesi yapanların frenleri tutmaz olmuş ve sadece muhaliflerini değil, kendi çevrelerini de yavaş yavaş yok etmeye başlamışlardır. Türkiye'de de yaşanan bundan farklı bir şey değildir. Türkiye'nin en büyük gazetesine ve en etkin TV'lerinden birine pervasızca polis devleti saldırısı yapılması, dizi senaristlerinin bile gözaltına alınması toplumun tüm kesimlerine gözdağı vermektir. Tarih, baskı, zulüm ve despotizmin hakkı söyleyenleri susturamadığına şahittir ve Türkiye'de de aynı şey yaşanmaktadır. Demokrasi düşmanlarının çabaları nafiledir. Bugünkü zor şartlarda demokrasiye ve basın özgürlüğüne darbe teşebbüsüne karşı çıkan, dünya ve Türkiye medyasına, siyasi parti liderlerine, STK'lara, kanaat önderlerine ve duyarlı tüm vatandaşlarımıza demokrasi ve özgürlükler adına teşekkürü borç biliriz. 'DHA
Ersun Yanal: 'O Futbolcuyu Elimizden Çıkaralım'
Trabzonspor'da takıma en az yararı dokunan ancak en çok transfer teklifi gelen oyuncu VVaris Majeed... Henüz 2 golü bulunan oyuncu için bordo-mavililerin hocası, 'Satalım' raporu verdi..Bordo-mavililer sezona 22 yeni oyuncu ekleyerek başladı. Ancak Spartak Moskova'dan 6 milyon Euro'ya alınan VVaris Majeed, diğer transferler Cardozo, Medjani, Belkalem, Mehmet Ekici, Yatabare kadar verimli olamadı. Sadece Lokeren ve Keçiören maçlarında ağları havalandırdı.Buna rağmen en çok transfer teklifi de Ganalı oyuncuya yapılıyor. Manchester United'ın da gündemindeki VVaris Majeed için son olarak Katar'dan 12 milyon euroyu asan teklifler geliyor...Transfer döneminde 67 milyon euro para harcayan, kasaya ise 11.7 milyon euro koyan bordo-mavililer özellikle savunmaya oyuncu arıyor. Teknik direktör Ersun Yanal ise yönetime sunduğu raporda, ısrarla yeni transfer yapılması baskısında bulunuyor. Hatta Yanal, 'Waris'ten vazgeçebiliriz. Gelecek paraya Ocak ayı için daha verimli transfer yapabiliriz' raporunu sundu.Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu ile yönetimin tekliflere ve Yanal'ın raporuna nasıl bir yanıt vereceği merak konusu.Millet
Reklam