onedio
Dünyanın En Genç 9 Dolar Milyarderi
Facebook'un kurucu ortaklarından Mark Zuckerberg, bu sene de 35 yaş altındaki milyarderler listesindeki liderliğini koruyor. Yaklaşık 34 milyar dolarlık servetiyle, Forbes dergisinin listesinde Amerika'da 11. , dünyadaysa 14. en zengin kişi konumunda.Peki diğer genç milyarderler kimler? Listede Mark Zuckerberg'ten başka kimler yer alıyor? Kimisi büyük bir mirasa konmuş, kimisiyse parasını iyi değerlendirmek için harıl harıl çalışmaya devam ediyor.Ve karşınızda, diğer genç milyarderler:
Polis Barikatı Önünde Sokak Köpeğini Seven Eylemciye 'Memura Hakaret'ten Soruşturma
Antalya Sanatçılar Derneği’nce (ANSAN) kullanılan tarihi Kaleiçi girişindeki çay bahçesi ve sergi salonunun tahliyesini protesto yürüyüşüne katıldıkları için ‘memura darp ve hakaret’ suçlamasıyla soruşturma açılan dört kişi arasında polis barikatı önüne oturarak sokak köpeğini seven pandomim sanatçısı Oğuz Çekici de yer alıyor.Suçlama: Görevli memura mukavemet, darp ve hakaretAntalya Büyükşehir Belediyesi’nin 1 Aralık’ta polis zoruyla gerçekleştirdiği tahliyeye direnenler biber gazlı saldırıya uğramıştı.Tahliye sırasında yaşananları protesto için aralarında CHP, KESK ve DİSK’e bağlı sendikalar, meslek odaları ve demokratik kitle örgütleri 3 Aralık’ta bir yürüyüş düzenlemişti. Bu yürüyüşün ardından polisin şikayeti üzerine dört eylemci hakkında ‘görevli memura mukavemet, darp ve hakaret’ suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı.Polis barikatı önünde sokak köpeğini sevmiştiSoruşturma kapsamında Onur Karadağ, Erdem Kara ile Halkevleri Genel Yönetim Kurulu Üyesi Kutay Meriç, bu sabah Yenikapı Polis Merkezi’nde ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.Hakkında soruşturma başlatılan bir diğer isim, yürüyüş sırasında çevik kuvvetin belediye binası önüne kurduğu barikatın önüne oturarak bir sokak köpeğini sevmesiyle dikkat çeken, pandomim sanatçısı Oğuz Çekici oldu. Geçtiğimiz pazar günü polis tarafından gözaltına alınan Çekici, emniyetteki ifade işlemleri sonrası serbest kaldı.Diken
Cizre'de 2 Kadın, Askere Taş Atan Çocuklara Engel Oldu
Şırnak'ın Cizre İlçesi'ndeki tank taburunda nöbet tutan askerlere taş atan çocuklara engel olmaya çalışan iki yaşlı kadın, çocukları taş atarak uzaklaştırdı.Cizre'de 27 Aralık tarihinde meydana gelen olaylarda yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Zeki Alar için, Nur Mahallesi'nde taziye çadırı kuruldu. Taziye çadırına ziyaretler devam ederken, mahallede toplanan çocuklar yakındaki Tank Taburu'na taşlı saldırıda bulundu. Onlarca çocuk tel örgülerin yanında bulunan nöbet kulübelerindeki askerleri taşlamaya başladı.Taşlama devam ederken, soyadları öğrenilemeyen Vesile ve Fatma adlı iki yaşlı kadın, askerlere taş atan çocukları önce konuşarak ve elleriyle tutarak engellemeye çalıştı. Uzun süre dil döken kadınların çabasına rağmen çocuklar, taşlı saldırılarına devam etti. İki kadın, taş atan çocuklara Kürtçe seslenerek, 'Oğlum askerler size ne yapmış? Artık barış var. Askerler 2 yıldan beri hiç birşey yapmamışlar. Siz niye taş atıyorsunuz?' dedi. İki kadın, bu çağrıya da kulak asmayarak taşlı saldırılarına devam eden çocuklara, aynı şekilde taşla karşılık vererek uzaklaştırmaya çalıştı. Uzun süren çaba sonunda Vesile ve Fatma teyze, çocukları askeri bölgeden uzaklaştırmayı başardı.Nöbet kulübesinde bulunan askerler, her iki kadına seslenerek teşekkür etti. Kadınlar da askerlere Kürtçe olarak, 'Merak etmeyin oğlum. Biz burda sizi koruruz, siz bize emanetsiniz' karşılığını verdi.Ramazan İmrağ, DHA
"Aslında Ben Çocukluğumda Fenerbahçeliydim"
Galatasaray Dergisi'nin ocak ayı sayısına röportaj veren Hamzaoğlu, çocukluk döneminde Fenerbahçeli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:'Aslında ben çocukluğumda Fenerbahçeliydim. Ama profesyonel yaşantı başlayınca o duygu azalıyor, kendi takımınızla oynadığınız maçlara odaklanıyorsunuz. Nerede oynuyorsanız, kalbiniz orası için atıyor. Buraya transfer olacağım zaman da Yunanistan'daki Akdeniz Oyunları'ndan dönüşte Yurdeşen (Karahasan) Ağabey marinada bir yata götürdü bizi, kaleci Altay'la beraber. Orada hangi takımlı olduğumuzu sordu, 'Ben Fenerbahçeliyim' dedim. Kaleci Altay da Galatasaraylı olduğunu söyledi. Uçakla dönüyoruz, Altay'a 'Sen gidersin ama benim işim olmaz, ben gelemem' dedim. Ben buraya geldim, kaleci Altay da Fenerbahçe'ye gitti bir sene sonra.'Galatasaray'dan ayrıldığı dönemde Fenerbahçe'den transfer teklifi aldığını belirten Hamzaoğlu, şu ifadeleri kullandı:'Sayın Ali Şen anlaşamadığımız günün gecesinde aradı beni, 'Hamza gel hemen ben sana iki katını vereyim' dedi ama ben Galatasaray'da Hamza olduğumu, şartlarımı son ana kadar burada zorlamak istediğimi söyledim ve teşekkür ettim. O da anlaşamazsam aramamı istedi. Bu süreç transferin son gününe kadar sürdü. O arada İstanbulspor çok istiyordu, onlar haber gönderdi. Leo Beenhakker gelmişti İstanbul'a. Sol bek ihtiyacı oluşmuş, bütün Türkiye'deki sol kanat oyuncularını izlemiş kasetlerden, beni istemiş. Onun gibi bir hocayla çalışmak da benim için önemliydi. Ama yine de ben son gün, son dakikaya kadar bekledim, hiç kimse bana 'Hamza gel, anlaşalım, şuraya bir imza atalım sen bu durumda kalma' demedi. Son gün de gittim ben.''Avrupa'da Galatasaray'ın imajı çok olumlu yönde ilerleyecek'Hamza Hamzaoğlu, Galatasaray'da neleri değiştirmek istediğiyle ilgili bir soru üzerine, şunları aktardı:'İmaj anlamında, Galatasaray dediğiniz zaman bir görüntü çıkacak ortaya. Nasıl ki şimdi Akhisar Belediyespor sadece futbol oynamaya ve futbolu güzelleştirmeye çalışan, taraftarı, oyuncusu ve teknik ekibiyle centilmenliği ön planda tutan, yönetimiyle belli bir çizgiyi koruyan, oyuncularının saha içi ve saha dışı davranışlarında belli bir ölçü olan, iş disiplinine bağlı bir yapı ise Galatasaray'ın da inşallah bu yapıya kavuşması çok kısa süre alacak ve inşallah biz bu sesi Avrupa'ya taşıyacağız. Yani Avrupa'da artık Türk takımlarının, Türk futbolcularının ve Galatasaray'ın imajı bence çok olumlu yönde ilerleyecek. Ümit ediyorum bunları gerçekleştireceğiz.'Galatasaray'ın başına geçtikten sonra sarı-kırmızılı ekibin performansını artırmasını nasıl başardığının sorulması üzerine ise Hamzaoğlu, şunları söyledi:'Araba aynı araba aslında baktığınızda, otobana çıkmış, gidecek ama el freni çekili unutulmuş. Biz ona müdahale ettik sadece. Çocuklar üzerlerindeki yükten, baskıdan kurtuldular. İlk geldiğimde de söyledim, ben sadece onların burada mutlu olmaları için çalışacağım. Maç kaybedebiliriz, hiç önemli değil benim için, hep söylüyorum onlara. Biz yine kazanırız. Biz Galatasarayız. Önemli olan, biz bu işi yaparken keyif alalım. Keyif verelim taraftarımıza. Yeri gelmişken, taraftarımıza büyük bir teşekkür borcumuz var. Arsenal maçında bize verdikleri destek çok önemli bir dönüm noktasıydı bizim için. Biz orada 3-0 gerideyken sahada mücadele eden oyuncularımıza destek olmaları, onları alkışlamaları, bana burada bir şeylerin çok hızlı bir şekilde değişebileceğini gösterdi.Biz bu camiada, bu bakış açısıyla çok daha güzel şeyler yapabiliriz. Oyuncularımızı, bizim kazançlarımıza birer alet gibi görmeyelim. Onlar, saygın insanlar, saygıyı hak eden insanlar; onlar bizi eğlendirmek için orada değiller, bir iş yapıyorlar, insanlara güzel bir şey sunuyorlar, bizim de onlara destek olmamız gerekiyor. Ancak acıyı, kötü günleri hep beraber paylaştığımızda mutluluğu da birlikte yaşayabiliriz. Paylaşıldıkça da mutluluk daha da büyür.''Maliyeti yüksek transfer düşünmüyorum'Ara transfer döneminde takıma takviye yapıp yapmayacaklarının sorulması üzerine ise Hamzaoğlu, şunları kaydetti:'Maliyeti yüksek transfer düşünmüyorum. Bizim kulübümüz özelinde söylemiyorum, genel olarak futbolda hep 'biz kurtaracağız' diyenler zarar verip gidiyor. Benim tek derdim var, ben zarar vermeyeyim. Ben zarar vermezsem zaten Galatasaray büyük bir camia, bu zorluklardan zaman içinde bir şekilde kurtulur. Dolayısıyla ben kulübe maliyetli transfer yapmayı düşünmüyorum. Öncelikle elimdeki oyuncuları maksimum seviyede kullanmaya çalışacağım, gerekirse devre arasında transfer yapmayabilirim. Kulübün menfaati bunu gerektirecekse, ben elimdeki kadroyla bu işi yapabiliriz diye düşünüyorum. Çünkü elimde gerçekten birbirinden çok farklı özelliklere sahip, değişik alanlarda kullanabileceğim oyunculardan kurulu çok kaliteli bir kadro var. Hala oynatamadığım oyuncularım var. O yüzden belki de hiç transfere bile ihtiyacımız olmayabilir.''Borca sokup şampiyon olacaksam, ben o şampiyonluğu istemem'Hamzaoğlu, Galatasaray'a sadece kendi başarısı için gelmediğini vurgulayarak, 'Galatasaray'a topyekün bakıyorum. Ben sadece kendi başarım için gelmedim buraya. Kulübe ne verebileceğimi düşünüyorum' değerlendirmesinde bulundu.Genç teknik adam, şöyle devam etti:'Beni bu göreve layık görenler, sağ olsunlar bir şeyler düşünerek getirdiler. Ben de burada bilgimle, becerimle, icraatlarımla kulübe nasıl faydalı olabilirim, bunun derdindeyim. Eğer kulübü milyonlarca dolar borca sokup şampiyon olacaksam, ben o şampiyonluğu istemem, açık söylüyorum. Ben şampiyonluğun peşinde değilim. Şampiyon olmayı çok arzuluyorum, çok istiyorum; ama bunu kulübüme zarar vermeden başarmak zorundayım. Bunu yapabilirsem, o zaman kendimi başarılı addederim.'Sneijder'le diyaloğuHamzaoğlu, Galatasaray'daki ilk antrenmanında Hollandalı futbolcu Wesley Sneijder'le ne konuştuklarının sorulması üzerine de şu ifadeleri kullandı:'Espriyle yaklaştım. 'Ben yönetimle konuştum, birazdan aşağıya iniyorsun, bavulunu toplayıp gidiyorsun' dedim. Şöyle bir baktı, sonra güldük. Şakalaştık yani. Aramızda bir sorun yoktu zaten. O an için onun da yaptığı açıklama yanlıştı, ben de biraz ileri gittim. Benim amacım bir milli takım hocası olarak onun söylediğine karşılık bizim oyuncularımızı korumaktı, ama ben zaten onu tasdik ettim, 'Evet bizim oyuncularımız üç kere topu dürtmeden vermiyor ama biz de onun için yabancı oyuncu getiriyoruz' diye. Ama bu sadece Sneijder ile alakalı değil. Biz niye büyük paralar vererek transfer yapıyoruz yurt dışından? İyi oldukları için. Bizim oyuncularımız o seviyeye gelemedikleri için. Yoksa aynı seviyede olsak niye alalım dışarıdan? O anda Sneijder'in Dünya Kupası'na giderken bu şekilde bir demeç vermesine kızmıştım aslında, ama orada ben de biraz ileriye gittim tabi, bunu da daha önce söyledim. Çünkü benim düşüncem buraya gelen yabancı oyuncularla ilgili genel bir söylemdi, bunu sadece Sneijder özelinde söylemek istemedim.''Yabancı sınırlamasına karşıyım'Teknik direktör Hamzaoğlu, yabancı oyuncu sınırlamasına karşı olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:'Ben hep söylüyorum, sınırlamalara karşıyım. Siz ne kadar sınır koyarsanız koyun, eğer insanlar bilinçli değilse o sınırları da mutlaka delecek bir şeyler bulurlar. Bütün sınırları kaldıralım, insanlar bilinçliyse zaten yanlış bir şey yapmazlar. Yabancı serbest kalsın ama ben takımıma ihtiyacım kadar yabancı alıyor ve kulübümün imkanlarını, takımımın dengelerini gözeterek bir sınırda duruyorsam, ihtiyaçtan fazlasını almıyorsam sınırların hiçbir anlamı yok, kalksın hepsi. Ama biz maalesef bu sınırlamaları kendimiz yaratıyoruz. İnsanlar hak ettiği şekilde yönetiliyorlar. İlla bir sınır gerekiyor bize. Çünkü biz sınırlarımızı bilemiyoruz.'Eurosport
'Üç Çocuğum Vardı, Birini Sen Öldürdün'
Gezi eylemleri sırasında polisin attığı biber gazı kapsülünün başına vurması sonucu yaralanan ve 269 gün verdiği yaşam mücadelesini 11 Mart 2014’te kaybeden Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan, Erdoğan’ın “en az 3 çocuk” sözlerini hatırlatarak, “Sen benim iç dünyama niye giriyorsun? Kaç çocuk yapacağıma sen mi karar vereceksin, sen mi bakacaksın benim çocuklarıma? Benim üç çocuğum vardı. Niye vurdun o zaman birisini? Neden vurdun? Kendine kurban mı arıyorsun? Çünkü sen kandan besleniyorsun. Kan olmazsa sen orada duramazsın...” dedi. Başka Berkin’ler ölmesin diyenlerin tek yumruk olarak mücadele etmesi gerektiğini söyleyen Baba Elvan bir de yeni yıl mesajı iletti: “Ülkemize barış, huzur kardeşlik gelmesini, baskıların bitmesini, herkesin eşit olmasını istiyorum. Bütün dostlarımızın yeni yıllarını kutluyor, herkese teşekkür ediyorum.”Birgün gazetesinden Ömür Şahin Keyif’in Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan’la yaptığı söyleşi şöyle:>>Birleşik Haziran İstanbul Buluşması’ndaki konuşmanızda, “Yıllardır eziliyoruz” deyip, birlikte mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizdiniz...Bugün herkesin düşünce özgürlüğü olmadığı için cezaevinde olduğu konuşuluyor. Sokaktaki insanı makul şüpheli olarak görüyorlar, hırsızlıktan değil siyasi düşüncesinden içeri alınıyor, hep bizim insanlarımız işkence, baskı görüyor. Onun için artık tek yumruk olarak söz sahibi olmamız gerekiyor. Biz de yeteri kadar varız bu ülkede...>>'Bizim insanlarımız'dan kastınız ne?Her şeye insanca bakanlar... Ben sana en ufak bir zarar vermiyorum, sen beni yok sayıyorsun, böyle olmaz. Bu ülkenin çok büyük kaynakları var. Herkese eşit dağıtılmalı. Sadece emperyalist, egemen güçlere değil, halka... Bizi o haklardan mahrum ediyorlar. Eziliyoruz. Bu ülkede haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe bizler başkaldırıyoruz, onun için bizleri istemiyorlar, dışlıyorlar. Biz çoğunluğuz, azınlık değil, ama tek yumruk olmalıyız, ancak o şekilde sesimiz gür çıkabilir. Örgütsüz bir toplum ezilmeye mahkumdur, örgütlü olmalıyız.‘Telefonlarımız dinleniyor’>>Aynı konuşmanızda, “Makul şüphe nedeniyle belki bu konuşmaları yaptığımız için bile gözaltına alınabiliriz” demiştiniz. Baskı görüyor musunuz?Şu an baskı görmüyorum ama bugün olmazsa yarın mutlaka olacak baskılar. Dokuz ay hastanede kaldık, sanki biz suçluymuşuz, çocuğumuzu biz vurmuşuz gibi takip edildik. Şu an bile bütün ailenin telefonları dinleniyor. Evimizin gözaltında olduğunu bilioum.Çünkü Berkin halkın kalbinde yer etti. Yürekler acısı bir şekilde kaybettik çocuğumuzu. Halk çocuğu aldı bir yere koydu. Onun için bizi dinlemeleri de takip etmeleri de normal. Gayrıresmi bir işim olmadığı, kimsenin hakkına tecavüz etmediğim için korkum yok...>>Mahallede hayatınız değişti mi? Kendinizi güvende hissediyor musunuz?Bu mahallede en ufak bir sıkıntı yok. Devlet buraya el atmasın, herkes kendini biliyor, kimse kimseye zarar vermiyor. Ama bu mahallenin rantı büyük, egemen güçler burada mutlaka bir olay yaratmak istiyor. Devlet burayı dağıtmak istiyor, kentsel dönüşüm ya da başka yolla... Kentsel dönüşüme girdiği zaman ben buradan ev alıp oturamam, herkes aynı şekilde...‘Burası herkesin evi’>>Kızlarınız hala lisede mi?Evet. Biz Berkin'den sonra hakikaten çocuklarımızın dersleriyle doğru düzgün ilgilenemiyoruz ama onlar zaten bize bırakmıyorlar işi…>>Berkin'den sonra kızlarınız okulda baskıyla karşılaştı mı?Yok.>>'Kimse galeyana gelmesin diye çocuklarıma yapılan tacizleri paylaşmadık' demiştiniz...Şu an öyle bir şey yok. Büyük kızım için olmuştu...( Gülsüm Elvan araya giriyor Geçen sene dershaneye gitti Şişli'ye. Dershaneden çıktım orada polisler vardı, resmen elleriyle beni gösterdiler, işaret ettiler demişti...)Hastane sürecinde 24 saat gözetim altındaydık... Ailem, eşim, dostum, akrabam, evimize kim girip çıkıyor… Belki şu an yine takip ediyorlardır, belki sizin geldiğinizi de takip etmişlerdir. Çünkü burası Berkin'in evi, misafir eksik olmuyor. Berkin herkesin çocuğu, burası da herkesin evi…‘Bunların sonu gelecek’>>Takibin amacı ne sizce, korkutmak mı?( Gülsüm Elvan Biz değil kendileri korkuyor.)Beklentilerinin ne olduğunu bilemem. Ama bizim hiçbir çıkarımız yok. Tek çıkarımız, çıkar denirse, çocuğumuzun katilini ortaya çıkarmak, yüzleşmek. Bizim çocuklarımızın katilleri şu an elini kolunu sallaya sallaya geziyorlar.>>Dava süreci, yüzleri görünen polislerin isimleri bildirilmediği için sürüncemede...En son adli tıp raporu da geldi. Açık açık, Berkin'i bu şekilde vurmuşlar, diyor. Sen de katili saklıyorsun. Savcıya dilekçe veriyoruz, Savcı taleplerimizi yerine getiriyor. Ama Emniyet 'Bu kişilerin benimle ilişiği kesilmiştir, ismini cismini veremem' diyor, olayla alakası olmayan polislerin resimlerini gönderiyor. Diyoruz ki 'İşte bu polislerin yüzleri açık, alenen gözüküyor, bize bunların ismini ver, ifade versinler...' Ama Emniyet vermiyor. Bunu da Hükümet’in sakladığı açık açık ortada. Neyi kolluyorsun? Demek ki sen vurdurdun. Çocuk da dinlemedin, adam da dinlemedin, insan olduğunu da saymadın, kafasına sıktın öldürdün. Yani diyorsun ki 'Ben istesem öldürürüm istesem söndürürüm'. Ama her şey bir yere kadar. Bunların sonu gelecek. Şu an bizim ne kadar adalete ihtiyacımız varsa, yarın bir gün onların da olacak. İşte gördük ortaklarınızdan birinin adalet arayışını, aynı duruma siz de geleceksiniz. Kendi kurduğunuz tuzağa düşeceksiniz.‘Ucu görünmeyen tünel’>>Berkin'den sonra, gündelik hayatınız çok değişti, değil mi?Biz gerçekten, siyasetten anlamayız. Bu güne kadar resmi ya da gayrıresmi bir kuruma imzamız olmamıştır… Ama şu an öyle bir duruma geldik ki 2013’ün 16 Haziran'ından bu tarafa, nasıl anlatılır...>>Simge mi oldunuz?O var, toplumun önünde farklı bir boyuttayız. İnsanlar bizi başka bir yere götürmüşler. Karşımızda ucu gözükmeyen bir tünel var, bu tüneli delmeye çalışıyoruz. Gerçekten inanamıyorum böyle bir şeye...Ülke nereden nereye gelmiş. Ben 72'den, beş yaşımdan bu tarafa yaşananları çok iyi hatırlıyorum. Bizim köyde, Kızıldere'de, Mahir Çayan'ları, Deniz'leri hayal meyal hatırlıyorum. O olaylardan beri, sol tek başına iktidara gelmedi. Sağ iktidarlar idare ettiler, görüyorum, her günümüz daha kötüye gidiyor...‘Dünya not ediyor’>>Bu süreçte en çok kimler yanınızda oldu?Hiç ayrım yapmadan, vicdanları sızlayan insanların hepsi bizimle birlikte oldu. Sokakta, farklı partilere oy veren ve üzülerek yanımıza gelenler var… Direkt söylüyor, 'Ben farklı kuruma oy verdim ama ellerim kırılsaydı da vermeseydim...' Dünya da bu zulümleri not ediyor. Yarın Berkin'in davası başladığında göreceğiz, Avrupa'dan hukukçular, AP Milletvekilleri gelecekler. Burada bir vicdansızlık, katliam var. Nereden biliyorsun, “Berkin'in yüzü kapalı”, demek ki görmüşsün. O zaman çıkar görüntülerini! “Polise taş atıyor”muş! Demek ki sende bunun görüntüleri var. Çıkar. “Berkin'in annesi niye demir bilyeler attı mezarına” deyip iftira ediyorsun, yuhalatıyorsun, hangi insanlıkla bunu yapıyorsun, nasıl vicdanın el veriyor? Berkin'in annesi sadece başörtüsünü attı çocuğunun üzerine, demir bilye atmadı. Hesabını vereceksin…‘Ben de mi ihanet edeyim’>>Yavuz Bingöl'e dava açtınız... Aramış mıydı gerçekten sizi özür dilemek için?Kendisi beni aradı... Özür dilese ne çare, o kim ki özrünü kabul edeyim... Özrü kabul edilmemiştir. En güzel cevabı sana abin vermiş. Bizim cevap vermemize bile gerek yok...>>Sizi bu süreçte davanın peşini bırakmanız için ikna etmeye çalışan oldu mu?Oldu.>>Kimlerdi?İsim veremeyeceğim. Ama iki kişi geldiler, iki defa geldiler. Biri ünlü, biri ise o siyasi kurumun içinde. Geldiler, kabul etmedim öyle bir şeyi. O kadar insana Yavuz Bingöl gibi ben de mi ihanet edeyim… Karakterim kaldırmaz.>>Para mı teklif ettiler?Berkin'in son dönemleriydi. ‘Neye ihtiyacınız varsa, hangi hastaneye gitmesi gerekiyorsa’, dediler... 'Hiçbir şeye ihtiyacım yok, çocuğumun tedavisi orada olacak' gibi cevaplar verdim. 'Varsa imkanınız, verin çocuğumu sapasağlam şu an bana, o zaman tamam' dedim. Çocuğumu bana geri verebiliyor musunuz?‘İktidar olmalıyız’>>Yanınızda duranlardan beklentiniz nedir?Artık biz muhalefet değil iktidar olmalıyız. Herhangi bir siyasi kurum adına çağrı yapmıyorum, yanlış anlaşılmasın... Bir de iktidar derken, biz de bunlar gibi yiyelim anlamında söylemiyorum. Bu ülkenin bütün varlıkları eşit biçimde dağıtılmalı. Artık hangi siyasi örgütse, hangisi bizi temsil edecekse, herkesin tek yumruk olup, bir çatı altında toplanmasını istiyorum.>>Sizi bu mücadele mi ayakta tutuyor?Bizi sizin güçleriniz ayakta tutuyor. O manevi güç çok önemliymiş. Düşünsenize çocuğunuz vahşice öldürülmüş, ama tek başınasınız, neler yaşarsınız, hiç düşünemiyorum...‘Okulda çok aktifti’>>Berkin'in öğretmenleriyle görüşüyor musunuz?Evet... Berkin'in birden beşe kadar okutan bir hocası vardı. Annesi babası aslında oydu. Birbirlerini çok severlerdi. Birinci sınıftan beşe kadar Kafkas oynardı... Okulda da çok aktifti...>>Kızlarınız için endişeleniyor musunuz?Hayır, kesinlikle endişelenmiyorum. Benim çocuklarım çok bilinçli. Biz çocuklarımızı öyle yetiştirdik ki kızım kalkıp benden hesap sorabiliyor, sen burada yanlışsın, diyebiliyor. Bizim evimizde demokrasi var. Herkes eşit. Tavsiyelerimiz olur, ama baskı olmaz.Tabii ki içimde kuşku yok değil. Bu ülkede hiçbir şeye güvenemezsin, her şey olabilir. Önlemimizi alıyoruz. Okuldan çıkıp dershaneye gidiyor çocuklarım, bazen ben bazen annesi karşılıyor. Bir yere gittiklerinde mutlaka haberimiz olur. Aslında biz olaydan dolayı böyle değiliz. Tabii ki yokluğumuz var, ama yaşantı olarak değişikliğimiz yok...>>Kızlarınız üniversitede ne okumak istiyorlar? Berkin'den sonra kararları değişti mi?Büyük, daha önceden mimar ya da hukukçu olmak istiyordu. Şimdi, tamamen hukuk düşünüyor. Küçük de neyi kazanırsam onu okuyacağım diyor.‘Hepsi birer Berkin’>>Berkin için eylem yapanlara açılan soruşturmaları, akademisyenlerin aldığı cezaları nasıl değerlendiriyorsunuz?Aklım ermiyor: Sen bir çocuğu katlediyorsun. Katili saklıyorsun. Adalet isteyen, hukuk mücadelesi veren insanlara zulmediyorsun… inanılacak gibi değil. O insan Berkin'i tanımıyor ki… Berkin'e yapılan yarın bir gün benim çocuğumun da başına gelecek, diyor.Yılbaşına girdiğimiz akşam buraya (evlerinin önüne) 150-200 çocuk geldi. Gece tam 12'de, ‘Berkin'in hesabını soracağız’ diye... Onların hepsi benim için birer Berkin…Mücadele veren çocuklarımızın, akademisyenlerin, hocaların hepsinin yanındayım. Onlar için davaların tarihlerini öğrenip gideceğim, zaten gidiyorum gücümün yettiği kadar, onları da takip edeceğim. Hukuki mücadelelerinin yanında olacağım. Hepsine çok teşekkür ediyorum…‘Üç çocuğum vardı, niye vurdun birini?’“Sen benim iç dünyama niye giriyorsun? Yatak odamda ne işin var? Kaç çocuk yapacağıma sen mi karar vereceksin, sen mi bakacaksın benim çocuklarıma? Benim üç çocuğum vardı. Niye vurdun o zaman birisini? Neden vurdun? Kendine kurban mı arıyorsun? Çünkü sen kandan besleniyorsun. Kan olmazsa sen orada duramazsın...”ÖMÜR ŞAHİN KEYİF | Birgün
Reklam
Aktivite Takibi Yapabilen ve Hırsızlıkları Engelleyen Akıllı Bisiklet Pedalı
Kalabalık şehirlerde bisiklet sahibi olmak ve rahat rahat bisiklet kullanmak başlı başına bir sorunken bir de bisikletin güvenliğini sağlamak kullanıcıları bir hayli zorlayabiliyor. CES 2015‘te tanıtılan özel bisiklet pedalı ise bisiklet hırsızlarının önüne geçmeyi amaçlıyor.Her yıl olduğu gibi bu yıl da CES 2015 pek çok farklı alanda teknolojik ürünlere ev sahipliği yapıyor. Akıllı bisiklet pedalı projesi Connected Cycle da bunlardan biri. Oldukça basit temeller üzerine kurulu olan Connected Cycle projesi sıradan bir pedalın GPS ve mobil internetle desteklenmesiyle akıllı hale geliyor. Herhangi bir pile ihtiyaç duymayan pedal, bisikletin hareket esasından güç alıyor. Pedallar her hareket ettiğinde mobil cihaza bildirim gönderiliyor. Bunun yanı sıra bir aktivite takip cihazı olarak kullanılabilen pedalın kendine ait bir mobil uygulaması da mevcut. Hemen hemen tüm bisikletlerle uyumlu olduğu söylenen pedallar özel bir sistemle takılıyor. Yalnızca kendi anahtarı aracılığıyla takılıp çıkarılabilen pedallar şimdilik son tüketiciye sunulmak için hazır değil, bu sebeple herhangi bir fiyat bilgisi bulunmuyor.LOG
Reklam
Uzayda Hayat Var Mı Sorusunun Cevabı Nanosensörlerde mi?
Uzayda yaşam izleri bulmak için dünya var gücüyle çalışıyor. Curiosity ya da Philae gibi uzay sondalarının kullandığı kimyasal tetkikler ise bulunan materyallerin halen canlı olup olmadığını söyleyemiyorEngadget’ın haberine göre, Fransız bilim insanları bu konuda yardımcı olabilecek bir nanosensör geliştirdi: yaklaşık 500 bakteri toplama kapasitesi olan, lazer hareket sensörlü bir konsol. Bakteriler eğer canlıysa, konsolda çok hafif titreşimler yaratıyor ve lazerler de bu hareketleri yakalıyor. Bakteri ölünce bu sinyal de duruyor. Bu teknoloji kimyasal değil, tamamen mekanik olduğu için, ilaç deneyleri gibi pek çok amaçla da kullanılabileceği öngörülüyor. Örneğin lazer hareket sensörlü bu konsollara kanser hücreleri yerleştirilebilir. Eğer kansere karşı geliştirilen ilaç etkiliyse, hareket sinyalleri yavaşlayabilir ya da durabilir. Normalde uzay sondaları dünyadakine benzer kimyasal maddeleri arıyor ama başka gezegenlerde farklı türde kimyasallar da olabilir. Kim bilir, belki nanosensörler sayesinde Titan’ın hareket halindeki soğuk metan göllerinde günün birinde yaşam izleri bulunabilir. Bilgi Çağı
Çiftçinin Omzunda Hasar Tespiti Yapan Daire Başkanı Görevden Alındı
Manisa Akhisar İlçesi’nde, kar yağışı nedeniyle zarar gören seralarda hasar tespit çalışmalarını, ayaklarının ıslanmaması için üreticilerin omuzlarında yaparken fotoğraflanan Manisa Büyükşehir Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Nedim Zurnacı görevden alındı.Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Nedim Zurnacı ve beraberindeki heyet, geçen 30- 31 Aralık tarihleri arasında, yoğun kar yağışı sebebiyle Akhisar Çamönü’nde zarar gören seralarda hasar tespit çalışması yaptı. Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Nedim Zurnacı, çalışmalar sırasında, ayaklarının ıslanmaması için üreticiler tarafından omuzda taşınırken fotoğraflanınca, bu görüntü kamuoyunun tepkisine neden oldu.Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı MHP’li Cengiz Ergün, bugün yaptığı yazılı açıklamayla Zurnacı’nın görevinden alındığını duyurdu.Olayı asla tasvip etmediklerini dile getiren Başkan Ergün, 'Bugün itibariyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125 ve devam eden maddeleri gereğince idari soruşturma başlatılmış ve ilgili daire başkanımız görevinden alınmıştır. Özellikle bilinmesi gerekir ki devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de belirttiği gibi ’milletin efendisi’ olan köylümüz, sırtımızda taşımamız gereken değere haizdir. Bu gerçeklikten yola çıkarak bilinmesini isteriz ki ne belediye başkanı olarak şahsımızın ne de çalışanlarımızın bunun aksine bir davranış içerisinde olması mümkün değildir. Bunun aksine olabilecek hareketleri de hoş görmemiz söz konusu olmayacaktır. Kaldı ki bizlerin halkla iç içe olduğumuzu gösteren birçok olay, kamuoyunun malumudur' açıklamasını yaptı.Bundan sonra da yapılacak en ufak yanlışlıkların bile göz ardı edilmeyeceği kaydeden Başkanı Ergün, gereken her türlü önlem alınarak müeyyidelerin uygulanacağını dile getirdi.İlker Kılıçaslan - Haldun Akyüz, DHA
Reklam
Bakanlık: 'İztuzu Teslim Alındı'
Ünlü İngiliz gazete The Times’ın 1 numaralı açık alan seçtiği İztuzu Sahili şu sıralar Türkiye çevre gündeminin de 1 numaralı maddesi. Muğla’nın Dalyan beldesinde bulunan tesis ihaleyle İngiliz ortaklı DALÇEV isimli firmaya verildi. Bölgede yaşayan vatandaşlar ise duruma tepkili. Sahili işletecek yeni şirketin çevre hassasiyetine önem vermeyeceğini düşünen halk yedi gündür sahilin önünde eylem yapıyor. Tesisin mevcut işletmecisi Ortaca Belediyesi elinde mahkeme kararı olduğunu söyleyerek tesisi boşaltmak istemiyor. DALÇEV de elinde mahkeme kararı olduğunu söyleyerek tesisin işletmesini almak istiyor. Bugün ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İztuzu'yla ilgili olarak yürütmeyi durdurma kararınının iptali kapsamında alanın teslim alındığını açıkladı ve alanın DALÇEV tarafından teslim alındığını belirtti.Hürriyet'ten Aysel Alp'in haberine göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bugün İztuzu Plajı'yla ilgili olarak yaptığı açıklamada alanın teslim alındığını açıkladı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: 'Muğla ili sınırları içerisinde bulunan İztuzu plajı 1990 yılından bu güne kadar koruma-kullanma esasları kapsamında kiralanmaktadır. Söz konusu kiralanan alan kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan alan olup hiçbir şekilde imara açılmamaktadır. Günübirlik ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere sadece sunulan hizmetlere (otopark, şemsiye, şezlong, büfe gibi) karşılık ücret talep edilmekte olup, bunun dışındaki alan kullanımı ve alana girişlerden ücret talep edilmemektedir. Yani İztuzu plajı halkımızın kullanımına bugüne kadar açık olduğu gibi bundan sonrada açık olacaktır. 29.12.2014 tarihinde 2014/1251 esası ile Muğla 2. İdare Mahkemesi tarafından İztuzu kumsalında bulunan günübirlik alanın tahliyesine ilişkin yürütmeyi durdurma kararı kalkmıştır. Mahkeme kararı doğrultusunda alan teslim alınmış olup, alanla ilgili her türlü tasarruf Bakanlığımız’a (TVKGM) aittir.'
Sanat Ne Anlatır ? 6 Gizemli Yapıt ve Öyküleri-5
NeoKlasizm(Yeni klasizm) den Romantizme geçiş sürecinde Fransa'nın gelmiş geçmiş en büyük ressamlarından olan Gericoult birbirine girmiş, bu insan yığınlarını bir araya getirerek büyük bir şaşkınlık yaratmış, ardından da sert eleştirilerin hedefi olmuştur.Acaba bu resme baktığımızda ne anlamamız gerekiyor ? Umut mu ? Umutsuzluk mu ?1816 yılının sıcak temmuzunda Medusa adlı Kraliyet gemisi, sakince kıyıdan ayrılarak, kendisini sonsuz maviliğe bırakıyor. İngilizlerin Fransızlara bıraktığı Senegal'deki bölgeyi işgal etmek için deniz taburu gemide hazır bulunuyor. Çiçeği burnunda yeni atanmış Senegal Valisi, ailesi, hizmetçileri, oranın coğrafyasını çıkarmak,  bilgi edinmek için bilim adamı ve araştırmacılar ile beraber tam 400 kişi Medusa'nın kamaralarına yerleşmeye çalışıyor.Kanarya Adalarının yakınlarında gemi çeşitli hatalardan dolayı kayaya oturuyor. Geminin bir an önce boşaltılması lazım, ancak nasıl ?Vali, ailesi, kaptan ve subaylar 6 filikaya doluşuyorlar. Geriye kalan 147 insan ise geminin direğinden parçalarından acelece yapılan, sallara zorla bindiriliyor. Filikaların onları karaya kadar çekeceği söyleniyor. Ne yazık ki bu pekte mümkün değil.Suyun ortasında bir avuç tahta parçasının üzerinde gerçek bir ölüm kalım savaşı baş gösteriyor. Açlık, susuzluk ve Temmuzun yakıcı sıcağı...Aradan bir hafta geçiyor ve 147 kişiden geriye yalnızca 28 insan salda kalıyor. (Zor atlatılan bir haftanın ardından bazı ölülerin etleri güneşte kurutularak yendiği kayıtlara geçmiştir)Suyun ortasında geçen 13 vahşi günün ardında tesadüfen sağ taraftan bir geminin geçtiği fark ediliyor, ve halen umudu olan bir kaç insan, son enerjilerini de kullanarak geçen geminin dikkatini çekmeye çalışıyorlar. Ve işte Theodore Gericault tamda bu anı devasa bir tabloya işleyerek ölümsüzleştiriyor.Ve evet, o kadar asilzadenin arasından uzanan bir 'Zenci' kolu, sonunda fark ediliyor, gemi bu insanları kurtarıyor.
33 Maddede Gelişimi ve Kendisinin Bambaşka Olduğunu Kanıtlayan Yer: DUBAİ
Çok değil... Kim bilirdi 1990'lı yıllarda bir balıkçı kasabası olan çöl çorak bir yerin şimdi dünyanın en ihtişamlı yerlerinden biri ve dünya ticaret merkezlerinden olacağını. Hem gelişimi hem de şehri ile kendine hayran bırakan, ''lüks şehir'' tanımının yeni jenerasyona rahatça anlatılabileceği Dubai'nin kendisi de, gelişimi de gerçekten hayret verici.İşte Arap dünyasının lüks şehri:
Reklam
2015'te Tüm Philips TV'ler Android Lollipop'la Gelecek
Android işletim sistemiyle çalışan ikinci nesil Philips TV’ler 2015’te piyasadaki yerini almaya hazırlanıyor. Üstelik 2015 model tüm Philips TV’ler Android Lollipop sürümüne sahip olacak.Ambilight aydınlatma teknolojisiyle donatılan Philips TV’ler şık tasarım ve kaliteli yazılım özelliklerini bir araya getiriyor. Philips Smart TV’ler, Video-on-demand, Catch up TV servisi ve çevrimiçi oyun oynamaya yarayan OnLive gibi özellikler sunacak. Google Play Store ile birlikte hem Android TV hem de Philips TV’lerin kendine has arayüzünü bir arada sunan televizyonlar, TP Vision tarafından pazara kazandırılacak. Android işletim sistemli televizyonları kullanıcılarla buluşturmaya devam eden TP Vision, Philips TV’lerin dağıtımı konusunda yine öncü isim konumunda. Şirketin Smart TV Bölümü Başkanı Albert Mombarg, Android ekosistemine dahil olacak son model akıllı TV’ler konusunda etkin rol oynamaktan gurur duyduklarını belirtti.LOG
Trabzonspor Cephesinden Olay Erkan Açıklaması
Yılan hikâyesine dönen Erkan Zengin transferinde oyucunun gideceği takımın rotası henüz belli olmazken, Trabzonspor Yönetim Kurulu üyesi Köksal Sadıklar'dan flaş bir açıklama geldi.Haber61’e özel açıklamalarda bulunan Köksal Sadıklar “biz delikanlı takımız Anadolu’nun beyiyiz. Fırsatçı asla değiliz. Bir Anadolu kulübü zora düştü diye bundan faydalanmak isteyecek yapıda bir kulüp değiliz. Biz Anadolu takımlarının para kazanmalarını isteriz. O nedenle şuan Erkan Zengin parası yatırıldığı için Eskişehirspor’un oyuncusudur” dedi.Bundan böyle transfer piyasasını kendilerinin belirleyeceğini ifade eden Sadıklar, “geçmişte transfer piyasası başka takımların elindeydi ama artık Trabzonspor gücünü göstermelidir. Erkan Zengin bizimdir. Biz istemedikçe hiçbir takıma gidemez” diye konuştu.Kaynak: Haber 61
Reklam
Antalya Büyükşehir Belediyesi'nde 200 Güvenlik Görevlisi İşten Çıkarıldı
Antalya Büyükşehir Belediyesi, yeni yıla girerken 200 güvenlik görevlisini hiçbir gerekçe göstermeden işten attı. İşten atılan işçilerden Murat Aras içinde bulunduğu durumu anlatırken gözyaşlarına boğuldu. Bunun üzerine 5 yaşındaki Tuanna, babasının başına sarılarak elleriyle gözyaşlarını silmeye çalıştı. Küçük kızın bu davranışı haklarını aramak için belediye önüne toplanan işleri duygulandırdı.Edinilen bilgiye göre; kapı dışarı edilen işçilere kovuldukları haberi yeni yıla sayılı dakikalara kala telefonla verildi. İşçiler ve bağlı bulundukları sendikanın temsilcileri haklarını aramak için Büyükşehir Belediyesi önünde toplandı. Seçtikleri temsilcileri Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Menderes Türel’le görüşmeye işçilere şoke eden bir teklif sunuldu. Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri’nin “Sendika binasına asılan pankartı indirin sonra sizinle görüşeceğiz. İşten atılan 200 güvenlik görevlisi için değil, geriye kalan 300 güvenlik görevlisi için görüşeceğiz. 200 kişi artık işsiz.” dediği öğrenildi.Güvenlik ve Savunma İşçileri Sendikası binasına asılan ve kaldırılması talep edilen pankartta Menderes Türel’in reklam çalışmalarına gönderme yapılarak, “2015 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde 200 güvenlik görevlisinin ahı Menderes Türel’e iyi gelecek.” ifadelerine yer verildi. Söz konusu pankartla ilgili belediyenin itfaiye ve zabıta ekiplerinin 4 Aralık 02.00 sularında bir gece baskını yaptığı da ortaya çıktı. Sendika görevlilerinin mahkemenin yazılı kararını istemesi üzerine belediye ekipleri pankarttı indirmeden ayrıldığı öğrenildi. Belediye ekipleri ve sendika üyeleri arasında tartışma vatandaş kamerasıyla kayda alındı.AĞLAYAN BABAYI 5 YAŞINDAKİ KIZI TESELLİ ETTİ9 yıla yakın bir süre Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde özel güvenlik görevlisi olarak çalışan ve yılbaşı gecesi telefonla aranarak işine son verilen Murat Aras durumunu anlatırken gözyaşı içinde kaldı. Küçük kızıyla birlik eyleme katılan Aras, “Üç çocuğum var, evim kira, bunların yaptığına bir şey diyemeyeceğim. Gerekçe yok, sadece 'sizinle çalışmak istemiyoruz' dediler. Böyle bir telefon geldi. 31 Aralık 19.05 sıralarında. Bizde eyvallah dedik ondan sonra da bir muhatap bulamadık.” diye konuştu.Derdini anlatırken ağlayan babayı küçük kızı teselli etti. Babasının gözlerine bakan Tuanna, elleriyle gözyaşlarını sildi. Babasının saçlarına dokunan küçük kızın bu davranışı herkesi duygulandırdı.İşten çıkarılan işçilerden Çağtay Ozan ise yıllardır belediyeye hizmet verdiğini buna rağmen performans yetersizliğinin gerekçe gösterilerek işine son verildiğini söyledi. Bir önceki dönemde belediyenin güvenlik müdürü de işten çıkartıldı. Oktay Küçeber isimli eski müdür, onlarca aracın alınmasına rağmen tasarruf olarak işçilerin çıkarılmasına tepki gösterdi. Bu araçların 10 günlük yakıtının 1 işçi maaşına denk geldiğini söyledi.Güvenlik İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu üyesi Hasan Çiğdem de yaşanan duruma tepki gösterdi. Çiğdem, muhatap bulamadıklarını anlattı. İşten çıkarılan diğer bir güvelik görevlisi Feride Özbekten ise hukuki olarak haklarını arayacaklarını belirtti.TÜREL’İN '10 BİNLERCE KİŞİYE İŞ SAĞLAYACAĞIZ' MESAJIÖte yandan Büyükşehir Belediyesi Başkanı Menderes Türel’in yerel seçim öncesi cep telefonlarına gönderdiği mesajları gösteren özel güvenlik görevlileri, bu mesajda “Yapacağımız yatırımlarla on binlerce kişiye iş sağlayacağız. Bunlardan biri de siz olacaksınız.” dediğini gösterdi. İşçiler ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan kendilerine gönderilen mesajları da göstererek, “Bu mesajla da işten atıldığımızın haberini aldık. Bu mu bize sağlanacak iş.” diye tepkilerini dile getirdi.60 YENİ ARAÇ BELEDİYE ÖNÜNDE SERGİLENDİ
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Yolsuzluk iddialarından aklanmanın yeri, Meclis Komisyonu değil, bağımsız yargı olmalıdır. AK Parti üyelerinin masumsa beraatlerine, değilse ceza almalarına izin vermekle itibar kaybetmez.Meclis Soruşturma Komisyonu'nun AK Partili üyeleri ve AK Parti Meclis Grubu, Anayasa’da yazdığı için değil, gerçekten serbest bırakılsalar, vicdanlarına göre nasıl oy kullanacaklarını siz de tahmin ediyorsunuz, değil mi?
Eğit-Donat Mart'ta Başlıyor
Dışişleri kaynakları, Türkiye ile ABD arasında yakında imzalanacak anlaşmaya göre 1500-2000 Suriyeli muhalifin Mart’tan itibaren Türkiye’de eğitileceğini aktardı.Eğit-donat programının toplam 3 yıl sürmesi öngörülüyor.Türkiye'den yılda 1500-2000 kişi eğitilecek. Ürdün ve Suudi Arabistan ile birlikte yılda toplam 5000 kişi eğitim alacak. Böylece 3 ülkede üç yılda toplam 15 bin kişi eğitilmiş olacak.Türkiye ile ABD arasında bu ay içinde mutabakat muhtırası imzalanması bekleniyor. Mart sonunda da eğitimin başlaması bekleniyor.ABD yönetimi, Irak Şam İslam Devleti’nin Irak ve Suriye topraklarındaki hızlı ilerleyişinin ardından, yaklaşık iki ay önce bazı Arap ülkelerini de kurduğu koalisyona dahil ederek, IŞİD ile mücadelede dört basamaklı planı yürürlüğe sokacağını duyurmuştu.ABD Başkanı Obama dört basamaklı planın hava saldırıları, ‘ılımlı muhalefetin’ desteklenmesi, IŞİD’in mali ve istihbarat kaynaklarının kesilmesi ve insani yardım unsurlarını içerdiğini açıklamıştı.
Reklam