Nükleer Gerçekler İçin İnfografik
Türkiye'de ilk kez Mersin Akkuyu'da ardından da Sinop'ta nükleer santral kurulmak isteniyor.Mersin Akkuyu'daki santral için Rusya devlet şirketi Rosatom'un kurduğu Akkuyu NGS A.Ş'nin hazırladığı Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporu kabul edildi. Greenpeace ve TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO), Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve Türk Tabipler Birliği (TTB) Akkuyu nükleer santralinin ÇED'ine karşı dava açtı.Sinop için ise Japonya ile nükleer santral kurulmasına dair hükümetlerarası anlaşma imzalandı.
Enes Kanter Oklahoma City Thunder'da
NBA'de 2011'den bu yana Utah Jazz forması giyen Enes Kanter'in Oklahoma City'ye takas edildi.NBA'de takas sezonunun son gününün en ilgi çekici haberi Enes Kanter'in Batı Konferansı'nda şampiyonluk adaylarından olan Oklahoma City Thunder'i transferi oldu. Yahoo Sports'tan Adrian Wojnarowski'nin haberine göre Thunder, Reggie Jackson'ı Detroit Pistons'a vererek Enes Kanter'i kadrosuna kattı.Detroit, Utah ve OKC'nin dahil olduğu takasın içerisinde OKC pivotu Kendrick Perkins, Utah Jazz'ın yolunu tutarken, Pistons'dan DJ Augustin ve Kyle Singler Oklahoma City'nin yolunu tuttu.Bu sezon iyi bir performans gösteren Enes Kanter böylece Kevin Durant, Russell Westbrook gibi çok önemli yıldızlarla takım arkadaşı oldu.NBA'de gerçekleşen diğer takaslar şöyle:Enes Kanter Oklahoma City Thunder'aKyle Singler Oklahoma City Thunder'aReggie Jackson Detroit Pistons'aKendrick Perkins Utah Jazz'aIsaiah Thomas Boston'aBrandon Knight Phoenix'eMarcus Thornton Philadelphia'yaMichael Carter Williams Milwaukee'yePablo Prigioni Houston'aK.J. McDaniels Houston'aJaVale McGee Philadelphia'yaGoran Dragic Miami'yeGigi Datome Boston'aJonas Jerebkio Boston'a CelticsTayshaun Prince Detroit'eNorris Cole New Orleans'aJohn Salmons Miami'yeArron Afflalo Portland'aCENK AKYOL'UN TAKIMI DEĞİŞTİAnadolu Efes'te forma giyen ve NBA hakları Philadelphia 76ers'da bulunan Cenk Akyol da takasta kullanıldı. Denver Nuggets pivotu JaVale McGee, 76ers'ın yolunu tutarken, Cenk Akyol'un draft hakları da Denver'a geçmiş oldu.Sporx
Bahçeli: 'TBMM'de Sahneye Çıkan Çirkinlikleri Hiçbir Vicdan Sahibi Onaylamayacak ve Haklı Bulmayacaktır'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Toplum şiddetle kaynarken, bu kez de TBMM’de sahneye çıkan çirkinlikleri hiçbir vicdan sahibi onaylamayacak ve haklı bulmayacaktır” dedi.Bahçeli, Twitter’dan yaptığı açıklamada, “Sonda sormam gereken bir soruyu başa alarak cevabını size bırakıyorum: Bize ne oldu? Nereye gitti hoşgörü? Nerede kaldı kardeşlik duyguları? Entrikalarla, senaryolarla, oyunlarla, sefil ve ikiyüzlü politikalarla yalnızca nefsinin selametini arayan bozgunculara sabır ve tahammül nereye kadar? Çıkar ve şahsi ikbal hırsı uğruna devasa bir milletin önüne duranları, koskoca bir devletin ufkuna perde çekenleri görmeyelim, duymayalım mı? İstikbalimizi karartanları, itibarımızı kefenleyenleri, istikbalimizi istismar testeresiyle kesenleri uzaktan uzağa seyredelim mi? Değerlerimiz çürüyor, huzurumuz baltalanıyor, şiddet fırtınası, dehşet sisi görüş mesafemizi neredeyse sıfıra indiriyor; Hala bekleyelim mi” ifadelerine yer verdi.“BİR ZAMANLAR BEŞERİYETİN GIPTA VE HAYRANLIKLA BAKTIĞI BU AZİZ MİLLET, BUGÜNKÜ KARANLIĞA LAYIK MIDIR?”Bahçeli, son zamanlarda sıklıkla gündeme gelen şiddet olaylarına değindiği açıklamada, “Gönülleri kilitlenmiş, kalpleri mühürlenmiş, vicdanları hurdalığa dönmüş her neviden kişi ve emeller hayatımızı zehir ediyor: Hala susalım mı? Okulda şiddet, hastanede şiddet, yolda şiddet, şehirde şiddet, köyde şiddet, sokakta şiddet, evde şiddet, Meclis’te şiddet; Hala duralım mı? Allah’ım, bir zamanlar beşeriyetin gıpta ve hayranlıkla baktığı bu aziz millet, bugünkü karanlığa layık mıdır? Zulmetin sonu ne zaman gelecektir? İrademizin ipini, geleceğimizin kontrolünü meçhul ve mendebur niyetlerin elinden çekip almak için bize tanınan zaman hızla daralıyor. Şiddet ağır bir taş gibi ayaklarımıza bağlandı, felç gibi bedenimizi sardı, nitekim hepimizi korkunç bir girdaba doğru çekiyor” ifadelerini kullanıldı.“KAVGA YERİNE KUCAKLAŞALIM, BİRLİKTE BİR MİLLET OLDUĞUMUZU UNUTMAYALIM”Bahçeli’nin, TBMM Genel Kurulu’nda çıkan kavgayı eleştirerek, şunları kaydetti:“Toplum şiddetle kaynarken, bu kez de TBMM’de sahneye çıkan çirkinlikleri ise hiçbir vicdan sahibi onaylamayacak ve haklı bulmayacaktır. Sözde güvenlikle ilgili yasal düzenleme yapma amacında olanların, Gazi Meclis’in ruh ve saygınlığına suikast düzenlemeleri delilli şiddet severliktir. İlkellik hiç bu kadar revaçta olmamış, hiç bu kadar sözünü geçirememişti. Cürüm ve cinayet hiç bu kadar egemenlik kurmamış, öne geçmemişti. Birileri de durmadan ehl-i fesad gibi konuşuyor, saraydan saadetimizi aşlıyor, huzur ormanımızı yakıyor, ahlakı yok ediyor. Başka birileri de aklını kaçırmış gibi sızlanıyor, molotof kokteyli kullananlara karşı halkın kendini savunacağını söylüyor. Yazık ki yazık; dirayetsizliğin böylesine pes artık, kifayetsizliğin böylesine yok artık, acziyet ve şuursuzluğun böylesine yeter artık denir. Şiddet damla ise, merhamet ve şefkat denizdir. O halde, damla denizle başa çıkabilir mi? Ne zaman uçacağını bilmeyen bir kuşa kanatları fayda eder mi? Şiddetin kaynağı kurursa hayat zindana döner mi? Hayatımız karakterimizin değil, karakterimiz hayatımızın mahsulüdür. Dengeye, değere ve güvene yelken açmış bir hayat esenliğin müjdesidir. Büyük şairimiz Mehmet Akif’in şu sitem ve serzeniş dolu mısralarındaki hissiyatı yaşamamak ve yaşatmamak en büyük dileğimdir: ‘Arkamda serilmiş yere bir mazi var. Karşımdaki müstakbelim ondan da harab. Hal ortada, bir çöl ki sudan vazgeçtim, yok ye’simi aldatmaya bir damla serab.’ Diyorum ki, şiddet dursun sevgi konuşsun. Kavga yerine kucaklaşalım, küslük yerine barışalım. Birlikte bir millet olduğumuzu unutmayalım. Hatırdan çıkarmayın ki, gizlenecek tek bir yeri olanın kurtuluş imkanı tekten azdır.”İHA
Bilic: "Kaybettik Ama Her Şey Çok Açık, Hala Ayaktayız"
Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic 1-0'lık Liverpool yenilgisini değerlendirdi.Hırvat teknik adamın yaptığı açıklamalar şu şekilde,'Oyunun sonunda penaltıdan gol yediğinizde bir hayal kırıklığı oluyor. 0-0 bitirebilirdik ama kaybettik. Kaçırdığımız pozisyonlar, oyunda iyi olduğumuz anlar vardı. Kaybettik ama her şey çok açık, hala ayaktayız. Hala şansımız var. Mignolet, Demba Ba'nın ilk yarıdaki şutunda harika bir kurtarış yaptı.'' Takım savunmasını bu akşam sağlam bir şekilde yaptık. Bu da bizi ikinci maç için umutlandırıyor' Liverpool gibi bir takıma karşı her zaman 2'ye 1 oynamalısınız. Liverpool gibi takım 1'e 1'de her zaman sizi geçiyor. Rövanşta taraftarımızın desteği ile bütün şansımızı zorlayacağız 'Arsenal ve Tottenham'a karşı iyi performanslar göstermiştik. Şimdi önümüzde 1 hafta var. Olimpiyat Stadı'nda mutlaka gol atmalıyız'LİG TV
Bakan Efkan Ala: 'Süleyman Şah Türbesi'ndeki Askerlerimizin Rehin Alındığı İddiası Doğru Değildir'
İçişleri Bakanı Efkan Ala, Süleyman Şah Türbesi'ndeki Türk askerlerinin IŞİD tarafından rehin alındığını yönündeki iddialara, “Böyle bir şey yok” yanıtı verdi.HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Süleyman Şah Türbesindeki askerlerin rehin alındığına yönelik iddialar olduğunu kaydetti. Baluken, TBMM Genel Kurulu'nda söz alarak, “Süleyman Şah türbesindeki durum nedir. Gerçekten oradaki askerlerin tamımı rehin alınmış mıdır. Bu yönde bazı haberler var. Hükümet, Genel Kurulu bilgilendirsin” şeklinde konuştu.Bir süre sonra söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, 'IŞİD'in Süleyman Şah Türbesi'nde askerlerimiz rehin aldığı dair haberler konuşuluyor. Bu bilgi kirliliği içerisinde kanun tasarısı görüşülmesine hakarettir. Önerim gerekirse bir kapalı oturumda hükümetin Genel Kurulu bilgilendirmesidir' dedi.Ardından söz alan İçişleri Bakanı Efkan Ala, “Son derece önemli bir mevzuyu gazete dedikodularıyla alarak böyle demek yanlıştır. Dışişleri Bakanlığı resmi açıklama yaptı. Lütfen sitelerden okuyunuz. Böyle bir şey yoktur' dedi.Fırat KESKİNKILIÇ/ANKARA,(DHA)
Apple'ın Saati Apple Watch 'Eksik' Gelecek
Apple'ın baştan beri üzerinde çalıştığı bu özellikler, ne yazık ki ilk Apple Watch'ta olmayacak!Henüz akıllı saat tartışmasının ilk başladığı dönemde ortaya çıkan ama çok sonra tanıtılan Apple Watch , önümüzdeki Nisan ayında piyasaya sunulacak. Üzerinden bu kadar zaman geçmesinin ardından Apple, aslında bu akıllı saatinde istediği kadar yol kat edememiş gibi görünüyor.Geçtiğimiz Eylül ayında tanıtılan Apple Watch, Tim Cook 'un söz verdiği gibi Nisan ayında raflara çıkacak. Fakat satışa sunulacak olan ilk Apple Watch serisinin, Apple'ın içine sinmediğini söylemek gerek. Zira Amerikalı şirket Apple Watch üzerinde daha fazla sayıda sensöre yer vermeyi planlıyormuş. Bunlar arasında stres ve kan basıncına dair sensörler de bulunuyormuş. Fakat bu sonuçların elde edilmesi şimdilik zor olduğundan bu sensörleri kaldırarak, sadece fitness özelliklerine yer verilen bir model üzerine yoğunlaşılmış. Sonuçta da karşımıza, tam olarak böyle bir Apple Watch çıkacak.Her ne kadar Nisan ayında satışa sunulacak olan ilk Apple Watch modeli, şirketin başta planladığı bazı özelliklerden yoksun olacak olsa da, sonraki modellere bu sensörlerin ekleneceğini şimdiden bilmek güzel.Chip
Reklam
Play Store'un Görünümü Değişiyor
Google'ın Android uygulama mağazası Play Store'un Web görünümü çok yakında değişecek. Benzer uygulamalar yeni tasarımda ön plana çıkartılacak.Google, Android platformunda bulunan uygulamalarını ve servislerini materyal tasarım anlayışı için baştan dizayn etmişti. Android'in uygulama mağazası Play Store da bu yeni tasarımdan nasibini almış ve güncellenmişti.Play Store'un Android sürümünde yaşanan bu değişim daha sonra Web sürümüne de yansımıştı. Yayınlanan son bilgiler ise Play Store'un Websürümünün bir kez daha değişeceğini gösteriyor.Benzer Uygulamalar ön plandaMağazada yer alan 'Benzer  Uygulamalar' bölümü şu anki tasarımda uygulamaların alt bölümünde bulunuyor. Google yeni tasarımı ile bu bölümü uygulamaların 'Sağ' bölümüne taşıyacak. Böylece kullanıcılar benzer uygulamaları çok daha kolay bir şekilde görüntüleyebilecek. Söylentilere göre bu yeni düzen sadece Full HD ve üzeri ekranlarda aktif olacak.
Reklam
'Kosova'yı İlk Tanıyan Ülke Olmak Bizim İçin Şereftir'
Başbakan Yardımcısı Arınç, ''Kosova'nın bağımsızlığını ilk tanıyan ülke olmak bizim için bir şereftir. Kosova'nın uluslararası camiada tanınması için en büyük gayreti gösteren ülke Türkiye olmuştur'' dedi.ANKARAKosova milli günü, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Kosova Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Haşim Taçi'nin katılımıyla Ankara Swissotelde verilen resepsiyonla kutlandı.Başbakan Yardımcısı Arınç, Kosova'nın Ankara Büyükelçisi Avni Spahiu'nun ev sahipliğindeki resepsiyonda yaptığı konuşmaya ''Kosova'nın bağımsızlığının 7. yıl dönümü münasebetiyle şahsım ve hükümetim adıma en içten tebriklerimi sunuyorum'' diyerek başladı.Başbakan Yardımcısı Taçi'nin Türkiye'yi ziyareti dolayısıyla bu akşam burada olmasının da çok sevindirici olduğunu ifade eden Arınç, ''Kosova'nın bağımsızlığını ilk tanıyan ülke olmak bizim için bir şereftir. Kosova'nın uluslararası camiada tanınması için en büyük gayreti gösteren ülke Türkiye olmuştur'' diye konuştu.Kosova'nın bağımsızlığının 108 ülke tarafından tanınmasının büyük bir mutluluk olduğunu dile getiren Arınç, iki ülke arasında çok köklü, tarihi, kültürel ve insani ilişkiler bulunduğunu belirtti.Başbakan Yardımcısı Arınç, şunları kaydetti:''Ülkemiz de Kosova'ya her zaman en güçlü desteği vermiştir. Bu desteğimiz bundan sonra da kararlı bir şekilde devam edecektir. Kosova'nın bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne, siyasi egemenliğine büyük önem veriyoruz. Avrupa Birliği ve Avrupa Atlantik kurumlarıyla bütünleşme yolunda sağlam adımlarla ilerleyen, istikrarlı bir Kosova'nın bölgemizde kalıcı bir barışın sağlanması bakımından da çok lüzumlu olduğuna inanıyoruz. Kosova'daki Türk toplumu ve ülkemizde yaşayan çok sayıda Kosova kökenli vatandaşlar ülkelerimiz arasındaki ilişkilerde sağlam bir dostluk köprüsü vazifesi görüyor. Kosovalı Türklerin ülkenin siyasi, ekonomik ve kültürel hayata sağladıkları katkıların artarak devam edeceğine inanıyorum. Yaşasın Türkiye-Kosova dostluğu ve kardeşliği.''Kosova Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Taçi de Türkiye'nin Kosova'nın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerin başında geldiğine işaret ederek, ''Kosova'nın bağımsızlığının 7. yılında bizim için çok önemli olan Türkiye'de sizinle beraber olmaktan son derece mutluluk duyuyorum'' dedi.Kosova'nın bağımsızlığının bugüne kadar 108 ülke tarafından kabul edildiğini, bunun çok güzel ve onur edici bir başarı olduğunu ifade eden Taçi, şunları söyledi:''Bu başarının bir parçası da Türkiye'den aldığımız destektir. Türkiye Cumhuriyeti ile mükemmel seviyede işbirliğimiz mevcuttur. Bugünden itibaren de işbirliğimizin ve bağlarımızın her alanda daha da güçleneceğine inanıyorum. Bu vesileyle öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına, Başbakanına, Dışişleri Bakanına, tüm hükümetine ve halkına Kosova'ya bugüne kadar sunduğu destek için teşekkür etmek istiyorum. Bizi bugün, Kosova için çok önemli olan bugünde yalnız bırakmadığınız için de ayrıca sizlere de minnettarım.''Kosova'nın Ankara Büyükelçisi Spahiu de 'Kosova Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Taçi, bugün çok önemli siyasi temaslarda bulunmuştur ve buradaki varlığı hepimizi onurlandırmıştır'' diye konuştu.Muhabir: Hande İlbeyi Canca, Diyar GüldoğanAA
Avni Aker'de Büyük Hüsran
Trabzonspor'un UEFA Avrupa Ligi 2. tur ilk maçında sahasında Napoli'ye 4-0 mağlup oldu.UEFA Avrupa Ligi 2. Tur ilk maçında Trabzonspor ile SSC Napoli karşı karşıya geldi. Karşılaşma, 4-0 Napoli üstünlüğüyle sonuçlandı.Maçın gollerini 6. dakikada Henrique, 20. dakikada Gonzalo Higuain, 27. dakikada Manolo Gabbiadini ve 90. dakikada Duvan Zapata attı.Mücadelenin 85. dakikasında Napoli oyuncusu Dries Mertens penaltıyı kaçırdı.Milliyet
Reklam
Dubai'nin Bir Gününe 'Kısa Ama Hızlı' Olarak Ziyaret
Rob Whitworth Dubai'de bir çalışmaya imza atmış. Çalışmasını Flow Motion tekniği ile kaydeden fotoğrafçının videosunun başlığını 'Kısa Ama Hızlı' olarak belirtmemizin nedeni Flow Motion kelimesinin tam Türkçe karşılığının olmamasıdır. Flow motion, Time Lapse ve Hyper Lapse tekniklerinin bir karışımı olarak karşımıza çıkıyor.
'Kapının Arkasında Ne Var?' Sorusuna Cevap Arayan İnsanlar | Şaka İçerir
Şikago Tren İstasyonu'nun ortasına konulan bir kabin ve yanına iliştirilen 'Kapının arkasında ne var?' yazısı. Durumu gören insanlar önce ne olduğunu anlamayıp daha sonra merak ediyorlar ve kapının arkasında gerçekten ne olduğunu öğrenmek istiyorlar. Kapıyı açtıklarında ise sevimli bir şakanın içinde buluyorlar kendilerini.
Reklam
Başbakan Davutoğlu: 'Şiddete Karşı Yerel Medya Seferber Olmalı'
Başbakan Davutoğlu, yerel medya temsilcilerine 'Özellikle kadına ve çocuğa yönelik şiddet konusunda yerel medyayı bir seferberliğe çağırıyorum' dedi.ANKARABaşbakan Ahmet Davutoğlu, Anadolu Yayın Platformunun JW Marriott Otel'deki toplantısında yaptığı konuşmada, ulusal medya olmanın milli olmak anlamına her zaman gelmeyeceğini belirterek, ölçek olarak ulusal olup da mantık olarak milli olmayan çok medya bulunduğunu söyledi. Mantık olarak da milli ve yerli olabilmenin önemli olduğunu vurgulayan Davutoğlu, yerel medyayla buluşmaktan büyük bir onur duyduğunu dile getirdi. Başbakan Davutoğlu, '24 ulusal, 17 bölgesel televizyon yanında 204 yerel televizyon, toplamda 245 yerel televizyon olduğu bir ülkede yerelin gücü inkar edilemez. Biz size güveniyoruz. Sizin yerelden kaynaklanan o büyük enerjinize saygı duyuyor, sizlerle birlikte yeni Türkiye'nin inşasında gerçek anlamda bilinçlenmenin olabileceğine inanıyoruz' diye konuştu.Hiçbir fikrin, hiçbir siyasi hareketin, sadece başkentte veya büyük şehirlerde oturarak veya oralardan bütün ülkeyle ilgili ahkam keserek başarıya ulaşamayacağını belirten Davutoğlu, şöyle devam etti: 'Bunun çarpıcı örnekleri var. Hatırlarsanız, Sayın Cumhurbaşkanımızın yasaklı olduğu dönemlerde, 'muhtar bile olamaz' diye manşet atanlar, sonra çok mahcup oldular. Şimdi muhtarlar Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda ağırlanıyor. Fakat hiçbir milli ve yerel medya böyle bir başlık atmamıştı, buna inanmamıştı. Çünkü onlar halka bir aradaydılar. Siyasete, demokrasiye, milli iradeye ne zaman darbe vurulmak istense dışarıdaki bir takım odaklar ile içerideki işbirlikçileri  çok geniş bir alanda değişik kamuoyu manipülasyonları yapma gücünü kendilerinde buldular ama maniple edemedikleri tek güç, milletin iradesi ve millet iradesini yansıtmakta hiç tereddüt göstermeyen yerel medya oldu. Onları maniple edemediler. Sizler manipülasyona gelmediniz.' 'Yerele atıf yapmayan hiçbir politika başarılı olamayacaktır'Ulusal medyada da manipülasyona gelmeyen, milli iradeye saygı gösteren değerli yayın kuruluşları bulunduğunu söyleyen Davutoğlu, şunları kaydetti:'Bu yeni dönemde, yerele ve yerliliğe atıf yapmayan hiçbir politika başarılı olamayacaktır. Andıçlarla, brifinglerle ülkeleri yönetme dönemi bitti. 28 Şubat'ta medya mensupları çağrılıp, Ankara'da 'şunlar şunlar yazılacak, şunlar şunlar kesinlikle yazılmayacak' diye talimat verildiği dönemler oldu. 27 Mayıs darbesinden sonra, 12 Eylül darbesinden sonra özgür düşünen herkes hapishanelere giderken, talimatla yayın yapan medya o günlerde bir şartlanmanın aracı olarak kullanıldı. Şimdi ise bizim için yerel medya, yerel kanaat önderleriyle birlikte aslında toplumdaki bilinçlenmenin doğrudan adresidir.''En erdemli söz kimden çıktı?'Özgecan Aslan'ın öldürülmesinin ardından yapılan yayınlara değinen da Davutoğlu, şunları söyledi:'Özgecan Aslan'ın katledilmesi, hatta masum bir genç kız olduğu için şehit edilmesi üzerinden uyanan kamuoyuna dikkatinizi çekmek isterim. Yerel medya, ülkede bilinçli şekilde kadına yönelik şiddete karşı duran herkes bu anlamda ortak bir tavır içine girdi. Ancak, en erdemli söz kimden çıktı? Düşünürlerden, köşe yazarlarından, ulusal alanda bu acı olayı istismar etmek isteyen muhalefet partilerinden ya da belli büyükşehirlerde, sokaklarda yürüyenlerden değil, bu kızımızın babasından geldi en erdemli ses. Hiçbir intikam duygusu taşımadan, hiçbir olumsuz düşünce taşımadan, öylesine güçlü mesajlar verdi ki. İşte Mersin'in yerelindeki o belki de bu acı olay hiç yaşanmasa ismini hiç bilmeyeceğimiz Mehmet Aslan bence yakın dönem Türk kültürünün, irfanının en önemli sözcüsü oldu. Bunun için çok kitap okumak gerekmez, her gün bir köşe yazmak da gerekmez, her gün televizyonlarda ahkam kesmek de gerekmez. Fakat işte bir irfan sesi, bir anda bütün ülkede yankı buldu. O acıyı yaşayan baba, o irfanla konuşurken, annesiyle bizzat konuştum, vakur bir şekilde benimle konuşurken, anamuhalefet partisi genel başkanı ve birçok siyasi kesim, buradan yine AK Parti iktidarına fatura çıkarmaya kalktı.''İlk uluslararası sözleşmeye ilk imzayı biz attık'Başbakan Davutoğlu, Özgecan'ın acısını yüreklerinde derinden hissettiklerini, anında aileyle irtibata geçtiklerini, hala 'ne yapılabilir' diye Bakanlar Kurulunda ve ilgili bütün kurumlarda çalışma yaptıklarını anlattı. Kadına ve çocuğa yönelik şiddet konusunda ilk uluslararası sözleşmenin, Türkiye'nin öncülüğünde, Türkiye'yi temsilen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Başkanlığı yaptığı sırada, 2011'de çıkarıldığını anımsatan Davutoğlu, 'Adını da İstanbul Sözleşmesi koyduk, ilk imzayı bizzat biz attık, ilk kanuni çalışmayı da Nisan 2012'de biz yaptık' dedi.Türkiye'de kadına yönelik şiddet konusunda hem hukuki hem de kurumsal alanda en önemli adımları kendilerinin attığını dile getiren Davutoğlu, bunu da bir siyasi prim aracı olarak görmediklerini ifade etti. Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:'Kadınlarını koruyamayan bir toplumun, çocuğun koruyamayan bir toplumun geleceğini inşa etmesi mümkün değil. Samimiyetle buna inandık ama bir anda dikkat edin, medyada da toplumda da iki tavır ortaya çıktı. Bir, acıyı derinden hissedip bunu aileyle, toplumla paylaşarak bunun üzerine bir bilinçlendirme yapmaya çalışanlar, diğerleri ise yeni bir fırsat ortaya çıktı, bunu istismar ederek, hükümeti, AK Parti'yi yıpratmaya çalışanlar veya belli anlayışlara dayalı olarak, geleneksel kültürümüze dönük yorumlar yapmaya kalkışanlar.'Seferberlik çağrısıDavutoğlu, yerel medyanın ise bu konuda her zaman olduğu gibi vakur bir tavır koyduğunu dile getirerek, yerel medyaya şu çağrıyı yaptı: 'Şimdi sizden ricam şu; lütfen bütün yayınlarınızda şiddete karşı seferberlik ilan edin. Bunu nasıl en iyi şekilde yapacağınızı siz iyi bilirsiniz. Özellikle kadına ve çocuğa yönelik şiddet konusunda yerel medyayı bir seferberliğe çağırıyorum. Her yerde, Van'dan İzmir'e, Batman'dan Edirne'ye burada bu salonda olan bütün yerel medya temsilcilerimize bir anlamda çağrıda bulunuyorum. Gelin, hükümet olarak ilan ettiğimiz bu seferberliğe sizler katılın. Bunun en güzel siyaset dilini birlikte geliştirelim. Anadolu'nun ve Trakya'nın her köşesinde şu anda bizleri izleyen vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Her şey aslında ailede başlıyor. Vatandaşlarımıza ailenin reisi olarak görülen baba veya eşe sesleniyorum, hanımlarınıza muhabbetle bakınız. Hanımlar beylere muhabbetle baksın ve birlikte çocuklarını muhabbetle yetiştirsinler. Ailede şiddet ve nefret görmemiş bir çocuğun daha sonra bunu geliştirmesi imkansızdır.''Şiddet, nefret diline ortak tavır sergileyelim'Öfkeyi, şiddeti yerle bir edecek olanın tebessüm ve tebessümün arkasındaki zihin ve gönül olduğunu belirten Davutoğlu, 'Tebessümü, selamı yaygınlaştıralım ve kim şiddet dili, kim nefret dili kullanırsa ona karşı ortak tavır sergileyeyelim' dedi.Annesinin sık sık, Konya ağzıyla 'Erkeğin keli (kötüsü) kadın döver, kadının keli, (kötüsü) çocuk döver' dediğini anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:'Biz evimizde geleneksel, yerel bir kültürden geldik. Anadolu kültürünün içinden yetiştik, şiddet görmedik. Kadınlara el kaldıran, bu anlamda namertlerin en namerdidir. Dışarıda yapamadığı, gösteremediği yiğitliği evinde kaba güçle göstermeye çalışan ya da başka yerde gösteremediği yiğitliği, işte Özgecan kızımızda olduğu gibi arabasına binen bir genç kıza göstermeye çalışan mert olamaz, namerdin ta kendisidir. Mertlik öfkeyi bastırabilmektedir. Aynen Özgecan'ın babasının yaptığı gibi. Mertlik gönül genişliğindedir, aynen Özgecan'ın annesinin yaptığı gibi. Ama buradan hareketle ülkede karşıtlık çıkarmak isteyen ve bir anlamda aynen Gezi Olaylarında olduğu gibi ağaç, halbuki ağaç hepimiz için büyük değerdir, hepimiz ağaca saygı gösteririz, 14 kadar ağacın yer değiştirmesi dolayısıyla ağaç üzerinden bir şiddet ortamı çıkarmaya çalışanlar gibi, Özgecan'ın acısı üzerinden bir karşıtlık ortaya çıkartmaya çalışanlara en güzel cevabı Özgecan'ın annesi ve babası vermiştir. Sizler bu sese sahip çıkın ve bu kültürü her yerde yaygınlaştıralım.''Çözüm Süreci bir gönül seferberliğidir' Çözüm Süreci için de seferberlik beklediğini dile getiren Davutoğlu, sürein bazılarının iddia ettiği gibi 'mekanik bir müzakere süreci' olmadığını söyledi.Çözüm Süreci'nin kendileri için 'asırlarca bir arada yaşamış kardeşler arasındaki kardeşliği ezeli ve ebedi kılacak olan bir gönül seferberliği' anlamına geldiğini kaydeden Davutoğlu, 'Biz iktidar olmadan önce Kürtçe konuştuğu için tahkir edilen, hapishaneye gittiğinde kendi ana lehçesiyle, diliyle, oğluyla konuşamayan annelerin acısı üzerinden yaşanan o trajedileri yok etmek için benimsenmiş ve mutlaka başarıya ulaşacak olan bir gönül seferberliğidir' şeklinde konuştu.Bunu, bazı kesimleri memnun etmek ya da bir şekilde tatmin etmek için ortaya koymadıklarını ifade eden Davutoğlu, 2005'te Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Diyarbakır konuşmasından bu yana adım adım inşa ederek, tekrar Türkiye'yi bütünleştiren bir siyaset ahlakının, bir yeni kültür anlayışının yaygınlaşmasına önem verdiklerini vurguladı.'Hangi dil nefret üretiyorsa, o bizim dilimiz değildir'Dillerin hepsinin güzel olduğuna işaret eden Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: ''Feqiye Teyran'ın güzel Kürtçesi ile Yunus Emre'nin güzel Türkçesi arasında bir fark yoktur. Eğer bir dil muhabbet üretiyorsa, eğer bir dil sevgi dili haline dönüşebiliyorsa, o dil her yerde güzeldir, kim konuşursa konuşsun güzeldir. Ancak bir dil, hangi dil olursa olsun, nefret üretiyorsa, şiddet üretiyorsa, o dil her yerde ve kim tarafından kullanılırsa kullanılsın çirkindir ve bizim dilimiz değildir. Hazreti Peygamber de Arapça konuşuyordu, Ebu Cehil de Arapça konuşuyordu. Hangi dili konuştukları değil neyi tebliğ ettikleri önemliydi. 12 Eylül'ün bildirileri de Türkçe yayınlanıyordu, Yunus Emre'nin şiirleri de ya da 2002'de Türkiye'de demokrasinin önünü açan AK Parti'nin bildirisi de Türkçe yayınlandı. Burada önemli olan, hepimizin sahip çıkması gereken şey muhtevadır ve güzel dillerimizi muhafaza etmektir.''Çözüm Süreci konusundaki tutumumuzu sürdürüyoruz'Çözüm Süreci'nde ne zaman önemli bir aşamaya gelinse bunun engellenmeye çalışıldığını anlatan Davutoğlu, Oslo süreciyle ilgili bir çok komplolar tertip edildiğini, son olarak tam yasal düzenleme yapıp, Çözüm Süreci'nde ivme kazanılacakken, 6-7 Ekim olaylarının başlatıldığını söyledi.'Israrla ve kararlılıkla çözüm süreci konusundaki tutumumuzu sürdürüyoruz' diyen Davutoğlu, yerel medyaya seslenerek, şu ifadeleri kullandı:  'Sizden talebimiz, beklentimiz, hangi şehirde olursanız olun, ister Türkiye'nin doğusunda, ister batısında, ister kuzeyinde, ister güneyinde Çözüm Süreci'ne, Milli Birlik Projesi'ne sahip çıkın. Bunu baltalamak isteyenlere, Türkiye'de Türk, Kürt, Alevi, Sünni ayrımı yapmak isteyenlere karşı en yüksek gür sada yerel ve yerli medyadan çıkmalıdır ve çıkacağına da ben inanıyorum. Sizler eğer bu davaya sahip çıkarsanız, Türkiye'yi parçalamak, sadece ben parçalamaktan kastım kimsenin haddi değildir Türkiye'nin bölünmesi coğrafyasında onu kastetmiyorum sadece. Aynı apartmanda yaşayan bir Türk, bir Kürt, bir Alevi, bir Sünniyi birbirine neredeyse hasmane bakan komşular haline getirmek de bu ülkeyi parçalamaktır. İstanbul'da Ankara'da aynı apartmanda bakarsınız, Balkan muhaciri, Kafkas muhaciri, Diyarbakırlı, İzmirli birarada yaşar. Bu bilincin yaygınlaşması için sizlere güveniyoruz.''Anadolu Medya Platformu'na da Türkiye'nin her yerine yayılmış olan medya mensuplarının öncülüğünde yürüyen faaliyetlere de bu anlamda büyük ihtiyaç hissettiklerini belirten Davutoğlu, 'Bu seferberliğe siz de katılın, her yerde kardeşliği, demokrasiyi, demokratik istikrar üzerinden gelen milli irade bilincinin yaygınlaşması konusunda bize yardımcı olunuz. Birilerini nefreti körüklerken, siz inadına kardeşlik demeye devam edin' ifadelerini kullandı.Evlerinde kendilerini izleyen vatandaşlara da seslenen Davutoğlu, 'Lütfen yarın sabah karşılaştığınız herkese selam verirken, nasıl acaba bu selam verdiğim ve selam aldığım Türk müdür, Kürt müdür, Alevi midir, Sünni midir diye düşünmüyorsanız, bundan sonra da hiçbir zaman bu tür ayrımlar üzerinden, Türkiye'yi bölmeye çalışanlara prim vermeyin. Komşunuz farklı bir dildense özellikle ona selamla mukabelede bulunun, farklı bir bölgedense selamla mukabelede bulunun ve her yeri bir kardeşlik mekanı haline birlikte dönüştürelim'' şeklinde konuştu.6-7 Ekim'de yaşanan olaylarDavutoğlu, JW Marriott Oteldeki, Anadolu Yayın Platformunun toplantısında, 6-7 Ekim'de yurt genelinde yaşanan olayları hatırlattı.Olaylarda ortaya çıkan görüntülerin Türkiye'ye, ülkenin derin irfanına yakışmadığını belirten Davutoğlu, 'Yakılan binalar, Kur'an kursları, devlet daireleri, belediye otobüsleri, molotofkokteyliyle tahrip edilen arabalar, Diyarbakır'da 4. kattan atılan Yasin Börü ve arkadaşları, gencecik hayatını kaybeden o yiğit Diyarbakırlılar' diye konuştu.Başbakan Davutoğlu, Gezi olaylarında yaşananların da hatırlanmasını isteyerek, 'Sıradan bir toplantı ve gösteri özgürlüğü müydü' diye sordu. Söz konusu dönemde oluşturulan ortamı anımsatan Davutoğlu, şunları söyledi:'Düşünün İsrail'de onlarca gazeteci öldürüldü haber olmaz, bu olaylar esnasında uluslararası medya bulundukları yerlerden savaş yayını yaptılar. Çünkü gerçekten Türkiye'de savaş çıksın istiyorlar. Aynen Suriye ve Irak gibi Türkiye kaosa girsin istiyorlar. Eğer AK Parti ve Sayın Cumhurbaşkanımız başbakanken gösterdiği direnç Gezi olaylarında, bizlerin Kobani olaylarında gösterdiğimiz direnç ve kararlılık olmamış olsaydı birileri Diyarbakır sokaklarını Halep sokaklarına döndürecekti. O güzelim Halep'in tarihi camileri nasıl yıkılmışsa birileri Diyarbakır'da aynı senaryoyu uygulamak istiyorlardı. Aynı senaryoyu Van'da, Mardin'de, Siirt'te uygulamak istediler. O görüntüleri gördükten sonra herhangi bir vicdan sahibi kişi, bu görüntülerin arkasındaki zihniyeti, bu görüntülere yol açan yaklaşımı benimseyebilir mi, bunu savunabilir mi? Buradan hareketle Türkiye'de molotofkokteyline özgürlük çağrılarında bulunabilir mi?''Tek söyledikleri, Türkiye polis devleti oluyor''İç Güvenlik Paketi'ne ilişkin görüşmelerin Meclis'te devam ettiğini, görüşülmeleri bilinçli şekilde iki defa uzattıklarını hatırlatan Davutoğlu, kendisinin de 'kimin eteğinde bir taş varsa heybesinde bir düşünce varsa ortaya koysun' diye iki defa çağrıda bulunduğunu vurguladı.'Kimin özgürlüklerin korunması ve İç Güvenlik Paketi'nin şu maddesi AB standartlarına, evrensel insan haklarına aykırı diye bir iddiası varsa bunu getirsin tartışalım' diyen Davutoğlu, geçen iki haftaya rağmen hiçbir teklifle gelinmediğini belirtti. Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:'Tek söyledikleri, 'Türkiye polis devleti oluyor'. Neden polis devleti oluyormuş gelin hep beraber bakalım. Molotofkokteyline ceza geliyormuş. Peki molotofkokteyli toplantı ve gösteri esnasında niye ihtiyaç hissedilen bir şeydir. Kalem değil bu. Bir pankart da değil. Bir fikir de ifade etmiyor, mikrofon da değil, molotofkokteylinden bahsediyoruz. Kokteyl olarak ikram edilen bir içecek de değil, bu insanları yakmak, binaları tahrip etmek için özel olarak üretilmiş bir malzeme. Bu malzeme Avrupa'nın her ülkesinde yasaktır.'Molotofkokteylinin ABD'de de yasak olduğunu vurgulayan Başbakan Davutoğlu, söz konusu ülkelerde bununla ilgili verilen cezalara ilişkin de bilgi verdi. 'Kimse de İngiltere'nin, Avrupa'nın, ABD'nin polis devleti haline dönüştüğünü iddia etmedi' ifadesini kullanan Davutoğlu, şöyle devam etti:'Neymiş efendim burada özgürlükleri daraltan husus, polise 24 saat gözaltında tutma yetkisi verilmesi, savcılıkla bunun 48 saate çıkacak olması. Şu anda polisin gözaltında tutma yetkisi yok. İyi niyetle bu reformları getiren yine biziz. Ama Kobani olaylarından sonra ortaya çıktı ki bu açık bir şekilde istismar ediliyor ve molotofkokteyli kullanan ya da bonzai taşıyan birisi yakalansa polis hiç gözaltında tutmadan savcılığa sevk edebiliyor, savcılık da eğer o anda ortada bir açık delil yoksa ki bazen o delilin ortaya konulması vakit alıyor, suçlu bir kapıdan giriyor karakolun diğer kapıdan çıkıp tekrar suç işlemeye devam ediyor. O 24 saat, 48 saat o esnada hukuki tahkikatın yapılması için ihtiyaç hissedilen bir süre.''Onların meselesi özgürlükler değil'Gözaltı sürelerine ilişkin diğer ülkelerden örnekler veren Başbakan Davutoğlu, İngiltere'de polisin 36 saat sebep göstermeden gözaltında tutma yetkisinin olduğunu vurguladı. Almanya'da polisin 24 saati muhafaza amaçlı, 72 saat adli amaçlı tutabildiğini dile getiren Davutoğlu, 'Demokratik Almanya'da bu oranlar hiç kimse tarafından 'polis devleti' olarak yorumlanmıyor' dedi.Başbakan Davutoğlu, İtalya'da polisin 24 saat, savcının 96 saat gözaltında tutma yetkisinin olduğuna dikkati çekerek, İspanya'da polisin 3 gün, Danimarka'da 4 gün gözaltında tutma yetkisinin bulunduğunu söyledi.Belçika'da ise polisin 2 gün gözaltı yetkisinin olduğunu ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdü: 'Biz ise ne diyoruz bu yasayla? Polis 24 saat tutabilsin, savcı bunu 48 saate kadar uzatabilsin. Bu şu anda Avrupa'daki en düşük süredir, Fransa ile birlikte. Ben bunu birkaç kere tekrar ettim, Kılıçdaroğlu'dan, Bahçeli'den, Demirtaş'tan ses çıkmadı. Çünkü onların meselesi özgürlükler değil, onların meselesi demokrasi değil. Onların meselesi bir an önce seçime giderken ülkeyi kaos ortamına sokmak ve bu kaos ortamında AK Parti'nin zaaf göstermesine dayalı bir strateji uygulamak. Kobani olayları olurken kamu düzeni konusunda biz çok derin bir hassasiyetle davranırken Bahçeli, Kılıçdaroğlu, 'ülke elden gidiyor niye sokaklara hakim değilsiniz' diye tabiri caizse yaygara yapıyorlardı. Ama şimdi bunun hukuki zeminini kurmak, oluşturmak için yaptığımız bu yeni düzenlemeye de onlar karşı çıkıyor. Ve ilginç bir şekilde, birbirleriyle hiçbir konuda uzlaşmayan, uzlaşması mümkün olmayan, Meclis'te yan yana oturmalarını hep takdir ettik ama yan yana otururken bile dönüp birbirine bakmayan MHP ile HDP bu kanuna karşı çıkma konusunda anlaşıyor. Bu da bizim doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Ülkeyi kutuplara çekmek isteyen iki parti eğer bir hususta anlaşmışlarsa demek ki biz aslında ülkeyi bütünleştirme yönünde adım atıyoruz demektir. Bu yasayla bizim hedeflediğimiz yegane şey insan haklarına dayalı olarak özgürlüklerin rahatlıkla uygulanabilmesini teminen güvenlik ortamının sağlanmasıdır. ''Bu, ülkeyi kaosa götürme çabasıdır'Davutoğlu, 'Eğer biz bütün bu Kobani bahane edilerek yapılan 6-7 Ekim olaylarında yaşananları görmezden gelirsek ve bunun arkasındaki uluslararası çeteleri, Kürt sorunu üzerinden bölgeye dizayn vermek isteyen birtakım çevreleri gözardı edersek Suriye'de, Irak'ta, Kürt, Türk, Arap, Sünni, Şii, Nusayri bütün kardeşlerimizin katledilmesine sebep olan otoriter rejimler ve terör örgütlerinin at oynattığı bir ülke haline Türkiye'yi getirmek isteyenlere karşı tedbir almazsak tarih, millet bizden hesap sorar' diye konuştu. Bu tedbirin barışçıl gösteri yapmak isteyenlere karşı alınmadığını vurgulayan Davutoğlu, 'Kimse bize molotofkokteylinin barışçıl gösterinin bir unsuru olduğunu iddia edemez. Kimse bize barışçıl gösteri yapmak isteyen birinin maske takarak meydana gelmesi konusunda ikna edemez. Barışçıl gösteri yapacak olan alnı, yüzü açık olarak vakur şekilde gelir. Bizi istediği kadar da eleştirebilir. Ne kadar isterse her türlü eleştiri hakkını kullanır' değerlendirmesinde bulundu.Yüzünü kapatanların niyetinin eleştiri değil suç işlemek olduğunu savunan Davutoğlu, 'İşte burada hep beraber oturuyoruz kimse yüzünü kapatmaya ihtiyaç hissetmiyor. Ama dikkat edin MHP de HDP de CHP de yüzünü kapatan daha doğrusu maskeli siyaset uyguluyorlar. Yüzlerindeki maskeyi indirdiğinizde bu, ülkeyi kaosa götürme çabasıdır' dedi.Davutoğlu, salonda Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan gelen medya çalışanları bulunduğunu belirterek, 6-7 Ekim olaylarında özgürce yayın yapıp yapamadıklarını sordu.'Kamu düzeninin olmadığı yerde özgürlükler korunamaz'Güvenliğin, kamu düzeninin olmadığı yerde özgürlüklerin korunmasının da mümkün olmadığını dile getiren Davutoğlu, bugün Suriye'de, Irak'ta kamu düzeni olmadığı için özgürlüklerin de olmadığına dikkati çekti.Kamu düzeni olduğu zaman özgürlüklerin de korunduğunu ifade eden Davutoğlu, medya çalışanlarından bu konudaki bilinçlendirmeyi yaygınlaştırmalarını, tam bir seferberlikle özgürlüğün de güvenliğin de teminat altında olduğu bir ülke inşa etme yolunda gösterdikleri çaba konusunda destek vermelerini istedi.Başbakan Davutoğlu, 'Biz kimsenin özgürlüğünü kısıtlamayacağız. Kimsenin herhangi bir şekilde toplantı ve gösteri yapma hakkına herhangi bir kısıtlama getirmeyeceğiz ama tekrar o güzelim, benim mürşit şehir dediğim Diyarbekir'i Halep'e döndürmek isteyen biri çıkarsa da ona da taviz vermeyeceğiz, ona tahammül göstermeyeceğiz' dedi.6-7 Ekim olaylarının Kobani bahane edilerek çıkarıldığını bildiren Davutoğlu, şöyle devam etti: 'Peki Kobani'nin kurtarılmasında en büyük desteği Türkiye vermedi mi? Kobani'den gelen kardeşlerimize kucağımızı biz açmadık mı? Dünyanın hiçbir yerinde 3 günde 197 bin mülteci kabul eden ülke yoktur. Biz 3 günde Kobani'den ve çevresinden gelen 197 bin kardeşimizi bağrımıza bastık. Aramızdaki fark bu. Onlara 'Arap mısın, Kürt müsün, Türkmen misin' diye sormadık. Halep'ten gelen Araplara sormadık, İdlib'den gelen. Bayırbucak'tan gelen Türkmenlere de sormadık. İşte bu yerel medyanın güzelliği burada. Her biriniz Türkiye'nin her köşesindensiniz. Aranızda her etnik, mezhebi kökenden kardeşimiz var. Şimdi eğer biz Suriye'den gelen Türkmenleri bağrımıza basıp Kürtleri ihmal etmiş olsak Kürt kökenli vatandaşlarımız rahatsız olmaz mıydı? Ya da Kürtleri bağrımıza basıp Türkmenleri ihmal etmiş olsak Türkmen kökenli vatandaşlarımız bundan rahatsız olmaz mıydı? Aynı şey Arap kökenli vatandaşlarımız için geçerli olmaz mı?'Bütün insanları tarağın dişleri gibi birbirine eşit gördüklerini anlatan Davutoğlu, 'Üstünlük ancak takvadadır, üstünlük ancak hayırdadır, güzel amel işlemektedir. Diğerinin her biri cahiliye adeti olarak ayaklarımızın altındadır' ifadesini kullandı.Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:'Aynı şekilde modern Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşları olarak bu salonda bulunup da Türkiye'nin her köşesinden gelen bütün kardeşlerimiz, nasıl masanın etrafında hiçbir fark olmadan oturuyorlar, Türkiye'de de vatandaşlarımız arasında hiçbir fark gözetilmeden bütün vatandaşlarımızın eşit muamele gördüğü yeni Türkiye doğmuştur. Artık eski Türkiye muhaldir ve eski Türkiye'ye dönmek imkanı yoktur. Buna da hiçbir zaman izin vermeyeceğiz. Sizleri bu güzel akşam vesilesiyle bir kez daha selamlıyorum ve tekrar rica ediyorum. Şiddet, Özgecan kardeşimiz örneğinde olduğu gibi, özellikle kadına karşı şiddet konusunda, Çözüm Süreci'nin getirdiği kardeşlik bilinci konusunda ve bir daha Türkiye'de Gezi, 6-7 Ekim benzeri olaylarda olduğu gibi şehirlerimizin tahrip edilmemesi için özgürlüklerin ve güvenliklerin birlikte sağlanması konusunda toplumsal bilinçlendirmeye davet ediyorum. Bu bir gönül seferberliğidir. Ben biliyorum yerel ve yerli medyamız gönül derinliğine sahip, milletle gönül gönüle konuşan, milletle gönül beraberliği olan kardeşlerimizden oluşuyor. Eminim bütün bu çabalar Türkiye'nin parlak geleceğinde sizlerin derin izlerini taşıyacaktır.'Toplantıya Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan da katıldı.Muhabir: Aylin Sırıklı, Zeynep Akyıl, Sarp Özer, Ferdi TürktenAA
MİT, 2014 Faaliyet Raporu Yayınlandı: 1 Milyar 21 Milyon TL Harcandı
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) 2014 Faaliyet Raporu internet sitesinde yayınlandı. Şubat 2015 tarihli rapora göre, 1 milyar 47 milyon TL olan 2014 yılı bütçesinin 1 milyar 21 milyon TL’sini kullandı.Milli İstihbarat Teşkilatı Mesteşar Vekili İsmail Hakkı Musa, Faaliyet Raporu’nun girişine yazdığı Sunuş’ta ‘2014 yılında Teşkilatımızın teknolojik imkan ve kabiliyetleri ile nitelikli insan kaynakları kapasitesinin artırılması çalışmalarına devam edilmiştir.” dedi. Müsteşar Vekili Musa’nın Sunuş yazısı şöyle: “Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, 2937 sayılı ‘Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu çerçevesinde yürüttüğü görev ve hizmetleri mali saydamlık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle 2014 yılında da sürdürmüştür.2014 yılında teşkilatımızın teknolojik imkan ve kabiliyetleri ile nitelikli insan kaynakları kapasitesinin artırılması çalışmalarına devam edilmiştir. 2937 Sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu hükümleri gereğince yürütülen görev ve hizmetlerin yerine getirilmesi sürecinde kamu kaynağının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılması sağlanmıştır.Milli İstihbarat Teşkilatı 2014 yılı Faaliyet Raporu, 5018 sayılı ‘Kamu Mali Yönetimi Kontrol Kanunu’nun 41’nci maddesi ile ‘Kamu İdarelerince Hazırlanacak Faaliyet Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca hazırlanmıştır.Milli İstihbarat Teşkilatı bugün olduğu gibi gelecekte de ülkesine en iyi şekilde hizmet etme hedefi doğrultusunda ve kaynaklarını etkin ve verimli kullanma bilinci içinde faaliyetlerini sürdürecektir. Bu hedef doğrultusunda emek veren tüm çalışma arkadaşlarıma bu vesileyle teşekkür ederim.”EN YÜKSEK TEKNOLOJİ KULLANILIYORRaporun Bilgi ve Teknoloji Kaynakları bölümünde, “Teşkilatımız görev ve hizmetleri en yüksek teknolojik imkan ve kabiliyetleri kullanmak suretiyle yerine getirir.” denildi.FARKLI UZMANLIKLARA SAHİP PERSONEL GÖREV YAPIYORİnsan Kaynakları bölümünde ise “İstihbarat uzmanlarının yanı sıra, asli göreve destek hizmeti sağlayan farklı uzmanlıklara sahip personel görev almaktadır.” ifadeleri yer aldı.KAYNAKLARIN ETKİN VE VERİMLİ KULLANILMASINA AZAMİ GAYRET SARF EDİLDİFaaliyet raporunun değerlendirme bölümünde, “2937 Sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu ile verilen görevlerin yerine getirilmesinde, teknolojik gelişmeler takip edilerek, 5018 sayılı ‘Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’ ile getirilen kaynakların etkin, etkili ve verimli bir şekilde kullanılması ilkelerine uyulması konusunda azami gayret ve çaba sarf edilmiştir.” denildi.'BİLGİLERİN GÜVENİLİR, TAM VE DOĞRU OLDUĞUNU BEYAN EDERİM'Milli İstihbarat Teşkilatı Mesteşar Vekili İsmail Hakkı Musa, raporun sonunda yer alan İç Kontrol Beyanı’nda ‘Bu raporda yer alan bilgilerin güvenilir, tam ve doğru olduğunu beyan ederim” dedi. Beyanda İsmail Hakkı Musa’nın ‘Burada raporlanmayan, idarenin menfeatlerine zarar veren herhangi bir husus hakkında bilgim olmadığını beyan ederim.” ifadeleri yer aldı.Cihan
Reklam
19 Yaşındaki Genç, 12 Yaşındaki Çocuğa Tecavüz Etmek İsterken Yakalandı
Hatay'ın Kırıkhan İlçesi'nde A.Ş., ortaokul öğrencisi 12 yaşındaki kızı dövüp, jiletle yaraladıktan sonra zorla bindirdiği minibüste tecavüz etmek isterken, olaya tanık olan bir yurttaşın haber vermesiyle polis tarafından suçüstü yakalandı.Doğan Haber Ajansı'ndan Hüseyin Yıldız'ın verdiği bilgilere göre, elektrik tesisatçısı babasının yanında çalışan 19 yaşındaki A.Ş., dün sabah saatlerinde plakası açıklanmayan minibüsle yanına yaklaştığı okula giden küçük kızı önce dövdü, ardından zorla araca bindirdi. A.Ş., minibüste de dövmeye devam ettiği çocuğu daha sonra jiletle yaraladı. O sırada yoldan geçen bir kişi olayı görüp hemen polisi aradı. İhbar üzerine harekete geçen ekipler, camları kapalı minibüsü aynı cadde üzerinde park halinde buldu. Kapıyı açan polisler, A.Ş.’yi kız çocuğuna tecavüz etmeye çalışırken yakaladı. 'AMCA BENİ KURTARIN'Küçük kız, kapıyı açan polisten “Amca beni kurtarın” diye ağlayarak panik halinde yardım isterken, A.Ş. gözaltına alındı.ÇOCUĞA PSİKOLOJİK DESTEKEmniyet’teki ifadesinde A.Ş.’nin daha önce kendisine arkadaşlık teklifi ettiğini ancak kabul etmediğini belirten kızın Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından psikolojik tedavisine başlandığı ve bu nedenle de bir süre okuluna gidemeyeceği belirtildi.SAPIK TUTUKLANDIA.Ş. ise Emniyet’teki sorgusunun ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandı.Hüseyin Yıldız (Hatay)  / DHA
Marine Le Pen: 'IŞİD'den Memnun Görünen Ülkelerle Müttefik Kalamayız'
Fransa'da Ulusal Cephe lideri Le Pen, IŞİD karşısında net olmayan bir tutuma sahip olmakla suçladığı Türkiye gibi ülkeler için 'Artık onlarla müttefik kalamayız' dedi.Fransa siyasetinde etkisini artıran ve Mart ayındaki yerel seçimlerde başarısını sürdürmesi beklenen aşırı sağcı parti Ulusal Cephe'nin (FN) lideri Marine Le Pen, İtalyan La Repubblica gazetesine verdiği röportajda, IŞİD tehdidinin güç kazandığı Libya'daki durumu değerlendirdi.'LİBYA'DAKİ KAOS, SARKOZY'NİN ÜRÜNÜ!'Libya'daki kaos ortamı nedeniyle eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin sorumlu olduğunu belirten Le Pen, 2011 yılında bu ülkeye askeri müdahale yapılmasının büyük bir hata olduğunu söyledi. Libya'ya yeniden müdahale edilmesi yönündeki yorumlara da tepki gösteren Le Pen, 'Bu savaşa katılmamak herkesin yararınadır. IŞİD'e finansal desteğin önünü keserek, duruma müdahale etmeli. Kendimize sormalıyız: Onları kim finanse ediyor, kim silah veriyor?' diye konuştu.TÜRKİYE'YE AĞIR SUÇLAMAAçıklamalarında Türkiye'yi suçlayan Le Pen, 'İlişkide olduğumuz bazı ülkeler, IŞİD karşısında belirsiz bir tutuma sahip. Türkiye, bu ülkelerden biri. IŞİD'den memnun görünen ülkelerle, suç ortağı olmamak için müttefik kalamayız' dedi.'KADDAFİ DAHA İYİYDİ!''Uluslararası koalisyonun müdahalesiyle iktidardan indirilen Muammer Kaddafi'nin yönetimde kalması belki daha doğru olurdu' değerlendirmesinde bulunan Fransız siyasetçi, 'Dönemin Libya rejimi otoriterdi ama laikti. Kaddafi, şeriatı getirip, Avrupa'da terör fethi başlatmak için Libya'yı bir karakol haline dönüştürmek amacıyla gücü ele geçirmek isteyen radikal İslamcılardan daha az kötüydü' dedi.Sputniknews
Reklam