onedio
Emenike: "Beni Sevmiyorlar"
Fenerbahçe tribünlerinin tepkisi onu bitirmişti. Emenike, “Bana neden bunu yaptılar. Her şeyimi sahaya vermeye çalışıyorum. Beni sevmiyorlar. Tekrar sahaya çıksam, yine küfür edecekler, tepki gösterecekler. Ben nasıl oynayayım” diye isyan etti.Fenerbahçe’de, Beşiktaş derbisinin galibiyet sevincini oyundan çıkmak isteyerek ve devre arasında stadı terk ederek gölgeleyen Emenike’nin durumunun bundan sonra ne olacağı merak konusu...Nijeryalı yıldız önceki gece neler yaşadı, Kadıköy’deki maça damgasını vururken, devre arasında soyunma odasında neler konuştu, gelin hep birlikte bakalım...Hürriyet'ten Ahmet Ercanlar'ın haberine göre, golcü son derece üzgündü. Arkadaşları onu sakinleştirmeye çalışıyor ancak o bir türlü ikna olmuyordu. Bir köşede söyleniyordu; “Beni sevmiyorlar. Her şeyimi vermeye çalışıyorum” diye...“FAYDALI OLAMAYACAKSAN ÇIKARIYORUM”Nijeryalı’nın bu tavrına karşın teknik direktör İsmail Kartal son derece sakindi. Emenike’ye bunun bir futbol gerçeği olduğunu anlattı. Sahaya odaklanmasını istiyordu ama Emenike bir türlü sakinleşmiyordu. Konuşmaya devam etti:“Sahaya çıkacağım ve en küçük hatamda beni yine yuhalayacaklar. Yine küfür edip tepki gösterecekler. Ben nasıl oynayayım?”Kartal, “Eğer faydalı olacağına inanmıyorsan seni çıkarıyorum. Oynamak için hazır hissetmeyen futbolcuyu sahaya süremem” dedi ve Webo’yu sahaya sürdü.Evinde bile F.Bahçe formasıyla oturuyorduTribünlerle sezon başından beri sıkıntılar yaşayan Emenike’nin duygusal patlamasında geçmişinde yaşadığı sıkıntılı günler de var. İşte Emenike’nin bilinmeyenleri..Yoksul bir ailenin çocuğu. Karın tokluğuna başladığı Türkiye kariyerinde en dipten, zirveyi gördü. Bugün geldiği noktayı kendisi de bir mucize olarak görüyor.Nijerya’da amatör bir takımdayken, Güney Afrikalı gözlemciler onu keşfedip ülkelerine götürdüler. Türk menajerler onu buraya getirdiğinde sevinçten ağlıyordu.Ankaragücü ve Gençlerbirliği’nde beğenilmedi. Adresi Karabükspor oldu. Karabük’e gidene kadar açlık ve kalacak yer sıkıntısı yaşadı.HER GOLE 100 KONTÖREmenike, kulüp başkanı ile attığı her gole karşılık 100 kontör karşılığında anlaştı. Her golünden sonra kontörünü alıp, ailesini arayabiliyordu.Yıllık 300 bin dolarlık sözleşme imzaladı. Bunu duyan Nijerya’daki akrabaları Karabük’e geldi. Bir evde 10’dan fazla kişi ile birlikte yaşadı.Kazandığı tüm parayı ailesine gönderiyordu. 5 kardeş olmalarına rağmen kuzenleri ve diğer aile fertleri ile tüm ailesinin geçimini futbolla sağladı.Karabükspor’da oynarken tek hayali Fenerbahçe forması giymekti. Hatta bir Fenerbahçe forması satın alıp evin içinde giydiği de anlatılır.“O BENiM KÜÇÜK ÇOCUĞUM”İçine kapanık ve güvenmediği insanlarla asla diyalog kuramıyor. En yakın dostu eski Fenerbahçeli Joseph Yobo. Takımdaki ağabeyi ise Bekir İrtegün...İsmail Kartal, Emenike için, “O benim küçük çocuğum” diyor. Bunu denemesinin nedeni Nijeryalı’nın aşırı duygusal bir insan olması ve gözyaşlarını gizleyememesi...Samandıra’da içine kapanık olarak bilinmesine rağmen en kötü şakaları da yapan isim. Kameraları ve foto muhabirlerinin makinelerini alıp saklıyor.Emenike’yi tanıyanlar onu şöyle tarif ediyor; “Eğer bir ortamda sevginin ve samimiyetin olmadığını düşünüyorsa mutlaka kendisini dışlanmış ve kötü hisseder. Olumsuz etkilenir...”Sabah Londra’ya uçtuF.Bahçe’nin, Beşiktaş derbisinde stadı terk eden yıldızı Emmanuel Emenike, dün sabah Londra’ya gitti. İsmail Kartal’ın milli maç arası nedeniyle futbolculara iki gün izin vermesi üzerine Emenike, İstanbul’dan ayrıldı.Sabah saatlerinde TK 1987 sefer sayılı uçakla Londra’ya uçan Emenike, InterContinental Park Lane Otel’e yerleşti. Emenike’nin, yarın İstanbul’a dönmesi bekleniyor.Duygusaldır kendisini ispatlamak isterKarabükspor’da birlikte çalıştığı Nijeryalı golcünün, artık Fenerbahçe’ye verim sağlayamayacağını belirten tecrübeli teknik adam, “Ancak, onun derbide yaptıkları yanlış” dedi.Emenike, Türkiye’de yıldızını Karabükspor’da parlatmış ve bir anda Fenerbahçe’nin radarına takılmıştı... O dönem Nijeryalı yıldızın hocalığını yapan Yücel İldiz’e, golcü oyuncuyu sorduk ve şu cevapları aldık...Çok güçlü. Bizde sürekli çıkıştaydı. Önemli olan yanındakilerdi. Yasin onun sayesinde gol kralı oldu.Duygusal ve kırılgan bir çocuk. İlk geldiği zaman uyum sorunu yaşadı. Sahada ne diyorsanız yapar.“MORALSiZSE, NEMRUTLAŞIR”İdman kaçırmaz. Ancak, ekstra çalışmayı da hiç sevmez. Derbide o golü kaçırdığı anda, birikimle protestolara uğradı. Emenike’nin buna karşılık yaptıkları, doğru değildi.Morali bozulunca nemrutlaşır. Türkiye’ye geldiğinden beri kendini ispat etme çabası içinde. Bunun için çok uğraştı. “Ben Cape Town’dan geldim” diye övünürdü.Gördüğüm kadarıyla bu haliyle artık verimli olamaz. Ancak, kalan 9 haftada takımın ona ihtiyacı var. Milli takım arası onun için avantaj.Hürriyet
Salih: "Totti Fazla Konuşmuyor, Gençlerle İlgilenen De Rossi"
Serie A ekibi Roma'da forma giyen genç oyuncu Salih Uçan, NTVSpor'da yayınlanan Spor Gecesi programına açıklamalarda bulundu.Geçen hafta Cesena karşısında ilk kez 11'de görev alan Salih, İtalya'daki ilk dönemlerinden bugüne kadar geçen süreyi anlattı.'Hazırlık kampını çok iyi geçirmiştim. Endonezya kampı ve Amerika kampında gayet iyi oynadım. Kamp sonrası bir sakatlık geçirmiştim 20 gün takımla olamadım. Sonrasında döndüm ama daha kötü bir sakatlık geçirdim. İlk 1-1 buçuk ay takımla çalışamadım.' Sonrasında geri döndüm ve çalışmalara başladım. Güçlendim çok çalıştım. Nisan ayına geldik ve hoca bana ilk 11'de görev verdi. İlk defa 11'de başladım. Aslında bekliyordum antrenmanlardaki 'performansımdan dolayı. Cesena maçında şans geldi. ''YÜRÜYECEK HALİM YOKTU...''Cesena maçında sahada çok yoruldum. İlk yarı bittikten sonra soyunma odasına giderken zor yürüyordum. Antrenman temposu ile maç temposu çok farklı. Maç başladıkça ağır ağır alıştım. Maçı alnımızın akıyla geçirdim.''SEZONA İYİ BAŞLADIK AMA...''Sezona çok iyi başladık. 15-16 maç inanılmaz iyi başladık. Sürekli kazanıyorduk yenilmiyorduk. Sonrasında sakatlıklar, Afrika Kupası'na giden oyuncular oldu. Takımda yorulmalar başladı. Ben sakatım tabii dışarıdan izliyorum. Yenilmedik ama o dönemde 8 beraberliğimiz var. Bunlardan kazandığımız olsa hala zirve yarışı yapıyor olacaktık.''İLK ZAMANLAR ÇOK KIZIYORDUM...''Oynamadığım zaman kızıyorum sinirleniyorum. Ama sonra durup düşünüyorum mevkimde oynayan oyuncular Keita, De Rossi. Tecürbeli ve başarılar kazanmış isimler. Pjanic de çok iyi bir oyuncu. Daha çok Pjanic'e yakın görüyorum kendimi. Keita ve Neingolang ve De Rossi hocanın da istediği tecrübeli ve defansif isimler. Ben biraz daha hücuma yatkınım.''ACABA OLMAYACAK MI?..''Sakatlığım beni çok etkiledi. Kampı bitirdikten sonra şunu hissettim. Benimle ilişkileri çok iyiydi. Sakatlık sonrası takım çok güçlendi ama benim dönüşümde fiziksel gücüm çok azdı. Tam 'Ya acaba olmayacak mı' gibisinden düşünceler olduğu zaman ben çalışmalarımı sıklaştırdım ve sonrasında hocalar benimle birebir konuşarak iyi gittiğimi söylediler.''TÜRKİYE'DEN ÇOK KALİTELİ...''Türkiye'de 40 maça çıktım. Burada ilk dönemimi dışarıda geçirdim ama antrenmanlarla ilgili şunu söyleyebilirim. Antrenmanlar çok kaliteli ve keyifli geçiyor. Takımın özelliği orta sahda top çevirip ilerideki hızlı oyuncuları topla buluşturmak. Benim de en iyi özelliklerimdem biri ara paslarım. Bunu da sevdiğim için takımın oyununa alışmam kolay oluyor.''TARAFTARLAR TÜRKİYE'DEKİ GİBİ...''Takım ile taraftarın bağlılığı Türkiye'ye benziyor. Fiorentina maçında ilk 20 dakikada 3-0 olunca herkes şok oldu. Taraftarlar da normal olarak lig elden gitti bari Avrupa Ligi'ni kazanalım dediler ama bu kadar kısa zamanda iş gidince onlar da sinirlendiler. Ben çok oynamadığım için karşılaşınca bana 'Ne zaman oynamayacaksın?' diyorlar. Belki genç oyuncu olduğum için bana çok gelmiyor olabilirler ama Totti ve De Rossi'ye daha çok gittikleri olabilir.''TOTTI BİZİMLE ÇOK İLGİLENMİYOR...''Totti takıma bir kaç uyarı yapıyor. Doğruyu göstereyim tarzı fazla da yok. Fenerbahçe'de oynarken Totti'nin takımı kenetlediğini sanırdım ama Totti fazla konuşmuyor. Bu işi De Rossi yapıyor. Her zaman gençlerle daha çok ilgilenen De Rossi oluyor. Yavaş yavaş İtalyan arkadaşlarla aram iyi. Dil öğrendikte arkadaşlarım artıyor. Takımda Florensi, Adem Ljacic ve kaleci Lukasz Skorupski ile arkadaşlığım iyi.''KEŞKE İSTANBUL'DA UYANSAM...''Roma'da hayat güzel. Acemilik dönemlerini atlattık artık. İlk zamanlar uyandığımda Türkiye'de uyansam keşke arkadaşlarım da yanımda olurdu diye düşünürdüm ama artık geçti. Lakabım yok pas isteerken 'Salih' diye bağırıyorlar.'Sporx
Germanwings Uçağı Nasıl Düştü?
Alman havacılık uzmanları, Fransa'daki uçak kazasını değerlendirdi.Uçağın güzergahında bir değişiklik olmadığını vurgulayan usta pilot ve eğitmen Peter Brandl, Germanwings'in de uzun süredir bu güzergahı kullandığını belirtti.'Güzergahla ilgili riskleri tahmin etmek zor' diyen Brandl, şöyle konuştu:'Uçaklar, otomobil gibi değil, düzenli olarak teknik bakımdan geçiyor. Sıkı bir takvime göre revizyondan geçen uçakların yaşı önemli değildir. Üstelik GermanWings’te teknik bakımın çok üst düzeyde olduğunu söyleyebiliriz. GermanWings, Lufthansa holdinge ait, teknik standartları çok yüksek olan bir firma. Ben de düzenli olarak bu şirketin uçaklarından yararlanıyorum. Teknik durumları ve mürettebatlarının profesyonellikleri, çok yüksek. Bu nedenle ekonomik gerekçelerden kaynaklı bir ihmalin söz konusu olabileceğini düşünmüyorum.'30 yıllık deneyime sahip bir havacılık uzmanı olan Lufthansa'nın eski kaptanlarından Peter Haysenko ise konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:'Belli ki 38 bin feet yükseklikte uçuş normal geçiyordu. Uçak aniden, dakikada 4 bin feet hızla inişe geçti. Muhtemelen, hızlı dekompresyon yaşandı, yani güvertedeki basınç hızla düştü. Bu durumda acil olarak seyir yüksekliğinin terkedilmesi ve inişe geçilmesi gerekiyor. Bu, yüksek hızlarda yapılıyor. Ancak mecburi iniş sırasında yüksek riskleri önlemek için derin bir viraja ihtiyaç duyulması, bu tahminle çelişiyor. Zira uçak böyle yapmadı; İnişe geçtiği andan, yere çakıldığı ana kadar dümdüz uçuyordu. Bu belirtilere dayanarak, aktif acil iniş ihtimalini dışlıyorum. Muhtemelen uçak inişe geçtiği andan itibaren kontrolü kaybetti.'Sputnik News
Arınç'tan Gökçek'e: 'Mahkemede Kim Zarar Görür, Herkesin Düşünmesi Lâzım'
Melih Gökçek'le yaşadığı tartışmanın ardından konuşan Arınç, 'Eleştirilerimi hakaret kabul edip mahkemeye gidebilir. Ama orada bazı sorular sorulur cevaplamam gerekirse davalı mı davacı mı zarar görür belli olmaz' dedi.Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'le yaşadığı tartışmanın ardından Gökçek'in kendisini dava edeceğini söylemesine yanıt veren Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 'Bizde bir deyim vardır. Kuştan korkan darı ekmez. Hakaret diyorsa istediği mahkemeye gidebilir. Mahkemelere aşinayız” dedi ve şunları söyledi:'Gökçek, eleştirilerimi hakaret kabul edip mahkemeye gidebilir. Ama orada bazı sorular sorulur cevaplamam gerekirse davalı mı davacı mı zarar görür belli olmaz.'Başbakan Davutoğlu'nun bugün yaptığı 'Her iki açıklama da yanlıştır' açıklamasıyla ilgili de konuşan Arınç, 'Başbakan haklıdır ama özel hayatıma tecavüz eden kişiye karşı sussam olmazdı' dedi.Meclis kulisinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Arınç, 'Sayın Başbakanımızın da bazı arkadaşlarımızın bana tavsiye ettiği 'üzerinde çok fazla durma' sözüne riayet etmediğim için yanlış yaptığımı kabul ediyorum. Fakat aileme, eşime, çocuklarıma, damadıma, onların üzerinden haksız bir şekilde beni paralelci olmakla suçlayan insana bir şey söylemeliydim. Sadece o bir şeyi söyledim' dedi.'Özel konuları kendi aramızda konuşuruz diye kararlaştırmıştık'Arınç, dün akşam Bakanlar Kurulu sonrası açıklama yaptığını anımsatarak, açıklamanın bir bölümünün Bakanlar Kurulu gündemi ile ilgili olduğunu, bir bölümünün de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in kendisiyle ilgili attığı tweetleri hakkında olduğunu söyledi.'Açıklamayı da Bakanlar Kurulu gündemi sona erdiği zaman da yapayım, geç kalmasın, daha sonra da özel konuları kendi aramızda konuşuruz diye kararlaştırmıştık' diyen Arınç, gündemde olan konuları açıkladığını söyledi. Bakanlar Kurulu devam ederken atılan tweetlerin kendilerine de geldiğini kaydeden Arınç, şöyle konuştu:'Melih Gökçek'in şahsıma yönelik küçültücü, aşağılayıcı ve sonunda da beni istifaya davet eden, 'seni sevmiyoruz, artık defol git' anlamına gelecek tweetleriydi. Bunu bir şahsi mesele olarak görebilirdim. Ancak benim Başbakan Yardımcılığı ve Hükümet sözcülüğünden de ayrılmamı istediği için, işin bir de bu boyutu var. Bugün Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu'nun Konya'da yaptığı açıklamayı izledim, dedikleri çok doğrudur. Yani benim de Melih Gökçek'in de yanlış yaptığını ifade ediyor. Olayın aslı şudur: Ben Bakanlar Kurulu sonrası açıklama yapmak üzere ayrılırken, her zaman yaptığım gibi, Sayın Başbakan'a, 'şu şu konularda açıklama yapacağım, ne dersiniz?' diye sordum. O da görüşlerini ifade etti. Ben de her zaman zaten bunları toparlayarak sizlere takdim ediyorum. Ancak Melih Gökçek'in tweetleri konusunda da konuşmama başlarken ifade ettiğim şekilde, '(Onu muhatap almıyorum) diyebilirsin veya (onun yeri burası değil) diyebilirsin, esasen yaptığı çok çirkin bir şey, ben de kendisini telefonla arayacağım ikaz edeceğim, bu çerçevede kalsan iyi olur' dedi. O bakımdan Sayın Başbakan'ın bana söylediği konu, 'kişisel bir mesele olarak görme, bunun üzerinde durma, Melih Gökçek'in bu yaptığını ben kendisine telefon açarak, yanlış, çirkin bulduğumu söyleyeceğim' dedi. Ben de 'peki' dedim. Yine birkaç arkadaşımla bu konuyu görüşmüştüm, onlar da bana, 'o senin muhatabın değil, muhatap alınacak bir insan değil. Çok çirkin bir şey yapıyor ama bu çirkinliği bugün Bakanlar Kurulu sonrasında açıklamasan daha iyi olur' dediler. Onların da görüşlerine saygı duyuyorum.''Başbakanı üzecek bir konuşma yaptım'Ben kafamdan şöyle kurguladım. Evet doğrudur, Bakanlar Kurulu sonrasında açıklama yaparken, bu tweetleri de söz konusu ederek, üzerinde çok fazla durmamak gerektiğine ben de inandım. Ancak orada iki şey dikkatimi çekti. Bana Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü olarak hakarette bulunuyor. Buna bir şey söylemem lazım. İkincisi ben hayatımda hiç kimse için yapmadım, hiç kimse için yapılmasını da arzu etmem. Bana vurmak isterken, beni küçültmek isterken, beni istifaya davet etmek isterken veya istifa etmemi isterken, ailemin üstünden bunu yapıyor, özel hayatıma giriyor, kişilik haklarıma saygısızlık ediyor. Bir insanın özel hayatına girilmesi, eşinden damadından, çocuğundan bahsedilmesi ve üstelik utanmadan benim torunlarımın sünnetine geldiğinde çekilen fotoğrafları da adeta suç delili olarak tweetleri arasına koyan bir insana bir şey söylemem gerekir diye düşündüm. Bu konuda Sayın Başbakanımızın düşüncesine, görüşüne katılamadığım için gerçekten üzgünüm. Onu da belki de üzecek bir noktada bir konuşma yaptım.''Bu da bir tecrübedir''Onun bana verdiği cevap hiç de önemli değil. Dava da açabilir, başka şeyler de yapabilir. Kuştan korkan darı ekmez. Biz hayatta bunu belledik. Mahkemeler bizim yabancı olduğumuz yerler değil. Biz kendimizi de başkalarını da yıllarca savunduk. Eğer bir söz söylemişsek bir şey bildiğimiz için söylemişizdir ve mukabele edilmiştir. Melih Gökçek dün tweetleri atmasaydı, bunlar konuşulacak mıydı. Hayır. Melih Gökçek o çirkinliği, edep dışı hareketi yapmasaydı ben bir şeyler söylemek ihtiyacı duyacak mıydım? En azından siz bir şey sormayacaktınız. Ama madem ki bunu yaptı...''Buna karşılıksız kalmam mümkün değil''Düşünün AK Parti'nin bir belediye başkanı, AK Parti Hükümeti'nin Başbakan Yardımcısı ve Sözcüsü'ne hakaret ediyor. Bunun karşılıksız kalması mümkün değil. Bazıları belki çok sabırlı hareket eder ve teenniyle hareket edebilir ama bu benim tabiyatıma uygun değil. O yüzden Sayın Başbakanımızın da bazı arkadaşlarımızın bana tavsiye ettiği 'üzerinde çok fazla durma' sözüne riayet etmediğim için yanlış yaptığımı kabul ediyorum. Fakat aileme, eşime, çocuklarıma, damadıma, onların üzerinden haksız bir şekilde beni paralelci olmakla suçlayan insana bir şey söylemeliydim. Sadece o bir şeyi söyledim. Diğer bazı şeyler söylenir veya söylenmez. Onun için bir vade verdim. Verdiğim vade nedir? Ben Hükümetimin bir mensubuyum, AK Parti'nin kurucusuyum. Seçime gidiyoruz. Seçimden önce herhangi bir tartışmanın olmasını istemem. Seçimden önce 'AK Parti'de bir kavga var, bu kavganın da tarafları şunlardır, şunlardır' denilmesini istemem. Ben partime, Başbakanıma, Hükümetime, Cumhurbaşkanıma zarar verecek hiçbir işin içinde bulunmam. 40 senelik siyasette öğrendiğim budur. Ama dün şahsıma yöneltilen bir hakaret sebebiyle belki biraz da fazla oldu ama kendimi tutamadan, bu açıdan bir cevap verdim.''Davayı açan mı davalı mı zarar görür?''Bunlar hakaret kabul edilirse bilmem. Ama o beni diyelim ki çok ağır eleştirmişti, beni şu veya bucu olmakla suçlamıştı. Ben de aynı kanaldan kendisine cevap verdim ve ağır eleştiride bulundum. Hayır bunlar hakarettir diyorsa, istediği mahkemeye gidebilir. Mahkemenin vereceği karara da boynumuz kıldan incedir. ilk defa bu mahkemelerde yargılanmıyoruz. Ama o mahkeme açılır ve o mahkemede de bazı şeyler sorulur ve cevaplandırmam da istenirse o zaman davayı açan mı, davalı mı bu işte zararlı duruma düşer herkesin bunu bir düşünmesi lazım. Melih Gökçek ile biz kan davası içinde değiliz. Adaylığını karşı çıktıktan sonra bile kendisini destekledim çünkü partimin kararıydı. Bizim siyasi terbiyemiz böyledir. Bakanlar Kurulu'nda da kendi fikrimizi söyleriz. Başka bir fikir ortaya çıkarsa ona da tabi oluruz, dışarıda hiç bunu eleştirmeyiz. Adaylığından sonra onun için oy da topladım, eşimle, çocuklarımla birlikte oy da kullandım ve Ankara için hayırlı olacağını da düşündüm.''Kendimi tutamam''Ama bana kalsaydı veya başka imkanım olsaydı ben başka birini aday gösterirdim. Partimin gösterdiği aday benim de adayımdır. Biz böyle öğrendik, böyle çalıştık. Şimdi buna kızmanın alemi yok. O yüzden dün konuştuğumuz şey eksiğiyle, fazlasıyla konuşulmuştur. Bunun ötesinde ne bir daha Melih Gökçek adını ağzıma almaya niyetim var, ne de bu konuları kamuoyu önünde, ekran önünde konuşmaya ihtiyacım var. Sayın Başbakanımız bir kez daha haklıdır ki üzerimize böyle bir sıfat varken ve Bakanlar Kurulu toplantısından sonra da bu kadar özele girmememiz gerekirdi. Bu da bir tecrübedir ama kendimi tutamam. Çünkü bu benim özel hayatımla ilgili bir konudur. Özel hayatıma tecavüzde bulunan bir insana da ben bir şeyler söylemeliydim. Bunu başka bir zamanda, başka bir mekanda yapabilirdim. Herhalde o kadar tartışılmazdım. Ama hepinizin bir cevap beklediği zamanda da sussaydım, buna da benim gönlüm razı olmazdı.'Kaynak: Al Jazeera, AA
Charles Bukowski’nin Yayımlanmamış Şiir ve Mektupları Kitap Oluyor
Amerikalı yazar Charles Bukowski’nin bugüne dek yayımlanmamış şiir ve mektupları, üç kitaptan oluşacak bir antoloji serisi olarak yayımlanacak. Kitaplarda özellikle Bukowski’nin kedilere karşı sevgisi öne çıkıyor olacak.Canongate tarafımdan yayımlanacak üç kitabın ilki önümüzdeki temmuz ayında geliyor. Bukowski’nin yazma sanatı hakkında yazdığı mektuplardan oluşacak ilk kitabın ardından On Cats ismini taşıyan ikinci kitap yayımlanacak. On Cats isminden de anlaşılacağı üzere, Bukowski’nin kediler için yazdığı şiirlerden oluşuyor olacak. Yazdığı Bukowski biyografisiyle tanınan Howard Sounes, Bukowski’nin yaşı ilerledikçe kedilerle daha güçlü bir bağ kurduğunu ve evlerinde onlarca kedi beslediğini söylüyor.Üç kitaplık serinin son kitabı da 2016 yılının şubatında yayınlanacak olan On Love ismini taşıyor. Yine Bukowski’nin bugüne dek yayımlanmamış mektup ve şiirlerinden oluşan On Love‘la Canongate’in bu üçlemesi sona erecek olsa da Howard Sounes’e göre gün yüzü görmemiş Bukowski yazılarının sayısı azımsanmayacak kadar fazla. Charles Bukowski’nin ölmeden önce editörü John Martin’e yüzlerce çalışmasını bıraktığını belirten Sounes, Bukowski tarafından yazılmış binlerce mektup ve birçok şiir ve kısa hikayenin hala yayımlanmadan beklediğini söylüyor.BantMag
Florence and the Machine Yeni Video Klibini Yayınladı
'How Big, How Blue, How Beautiful' adlı 3. stüdyo albümünü 29 Mayıs tarihinde piyasaya sürecek olan Florence and the Machine, albümden ilk single'ı 'What Kind of Man' adlı şarkısına seçmişti. Florence Welch önderliğindeki grup, albümün 2. single'ını ise 'St. Jude' adlı çalışmasına seçti. 23 Mart tarihinde yayınlanan 'St. Jude' single'ına çekilen video klibi 'What Kind of Man'in devamı şeklinde tasarlayan Florence and the Machine, video klibin yönetmenliğinde Vincent Haycock ile bir araya geldi. Radyo Eksen
Reklam
KPSS Şüphelilerine 'Gülen' Sorusu
KPSS’de usulsüzlük soruşturması kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin emniyette ifadesi sürüyor. Şüphelilere “Hangi dershaneye gittiniz? İkinci sınava neden katılmadınız? Fethullah Gülen liderliğindeki örgütten talimat aldınız mı?” soruları yöneltildi.2010'daki KPSS'de usulsüzlük iddialarına ilişkin Ankara merkezli 19 ilde başlatılan soruşturmada gözaltına alınan 68 kişiden 65'inin Ankara Emniyeti'nde ifade alma işlemi devam ediyor. Ankara Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman’ın talimatıyla Emniyet'te ifadesi alınan şüphelilere 'Fethullah Gülen liderliğindeki suç örgütüyle' bağlantılarının olup olmadığı soruldu.İfadesine başvurulan şüphelilere “Fethullah Gülen liderliğindeki suç işlemek amacıyla kurulan suç örgütüne üye olduğunuz, örgüt yöneticilerinden aldığınız talimatlar doğrultusunda sınav öncesi gizli kalması gereken 2010 KPSS sorularını sınavdan önce ele geçirerek örgüt üyelerine açıkladığınız, bu şekilde örgüt üyelerinizin bir kısmının özellikle iptal edilmeyen genel yetenek ve genel kültür puanları üzerinden kamu kurumlarına sızmalarını sağladığınız değerlendirilmektedir. Bu konuda savunmanızı yapınız” sorusu yöneltildi.Şu ana kadar ifadesi alınan şüpheliler bu bağlantıyı reddetti.‘Devlet 10 trilyon zarar etti’KPSS’nin iptal edilmesi ve sınavın tekrarlanması nedeniyle ÖSYM’nin zarara uğratıldığı iddiası da Emniyet'te şüphelilere soru olarak yöneltildi:“2010 KPSS sınav sorularını sınavdan önce ele geçirerek dağıtılması eylemleriyle sınava giren diğer kişilerin hakkına girerek nitelikli dolandırıcılık ve sahtecilik yapmak suretiyle sınavın iptaline sebebiyet verdiğiniz ve devleti 10 trilyona yakın zarara uğrattığınız değerlendirilmektedir. Bu konuda savunmanızı yapınız”'İkinci sınava neden katılmadınız?'2010 yılı KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı'nda 350 kişi tam puan almıştı. Adayların bazıları sınavın iptal edilmesi sonrası ikinci sınava girmedi. İkinci sınava girmeyen şüphelilere bunun nedeni, girenlere de yaptıkları doğru ve yanlış sayıları soruldu:“10 Temmuz 2010 tarihinde düzenlenen ancak usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle iptal edilerek 31 Ekim 2010 tarihinde tekrarı düzenlenen KPSS’ye katıldınız mı? Katıldı iseniz kaç doğru kaç yanlış yaptınız? Katılmadı iseniz sebebini açıklayınız?”Bu soruya şüphelilerden H.K, “Katılmadım. Çünkü sınav yeri İstanbul ilindeydi. İstanbul iline gittim ancak 20-25 dakika geç kaldığım için sınava alınmadım.” yanıtını verdi.'Hangi dershaneye gittiniz?'Şüphelilere KPSS'ye nasıl hazırlandıkları da soruldu:“Bu süreçte herhangi bir dershaneye veya kursa gittiniz mi? Gitti iseniz isimlerini açıklayınız? ÖSYM Başkanlığı’nda herhangi bir tanıdığınız var mı? Varsa ne zaman, nerede ve ne şekilde tanıştınız açıklayınız?”“2010 tarihinde girmiş olduğunuz KPSS sınavında çıkan soruları sınav öncesi herhangi bir şahıs veya işletmeden temin yoluna gittiniz mi? Size sınavda çıkacak soruları verebileceğini beyan eden veya veren herhangi bir şahıs veya işletme oldu mu?Şüphelilerden H.K bu soruya '2010 yılından önceki KPSS'lere çalışmadan girdim, 2010 KPSS'ye bir yıl öncesinden eşimle birlikte çalışarak girdim, herhangi bir dershaneye veya kursa gitmedim' yanıtını verdi.'Çalıştığınız kuruma nasıl atandınız?'Şüphelilere 2010 sınav öncesi ve sonrası çalıştığı kurumlar da soru olarak yöneltildi:“Temmuz 2010 tarihinde yapılan KPSS öncesi ve sonrası nerelerde çalıştınız, mevcut çalıştığınız iş yerleri nerelerdir? Söz konusu iş yerleri kamu kurumu ise nasıl atandınız? Atamanız Kamu Personel Seçme Sınavı ile gerçekleşti ise hangi yıl hangi puan türünde ve kaç doğru yaparak yerleştiniz?”Şüphelilere telefon kayıtları da karşılaştırmalı olarak soruldu. Diğer 'örgüt üyelerini' tanıyıp tanımadıkları, aynı şirkette çalışan şüphelilere birbirlerini tanıyıp tanımadığı, bağlantılarını kimlerin sağladığı da soruldu.Kaynak: Al Jazeera
Facebook, Haber Sitelerinin Sonunu Getirebilecek Plan İçin Yayıncılarla Görüşüyor
İnternette haber sitelerine en çok trafik gönderen sosyal ağ haline gelen Facebook, haber sitelerinin sonunu getirebilecek bir plan için aralarında The New York Times, National Geographic, Huffington Post, Quartz, The Guardian ve Buzzfeed‘in olduğu yayıncılarla bir süredir görüşüyor. Bugüne kadar, yayıncıların öncelikle Facebook’u haber kontrolünde bir monopol haline getirmesi çekincesiyle pek yanaşmadığı anlaşmada bu kez son aşamalara gelindiğine dair haberler var. Facebook ile görüştüğü söylenen The New York Times’ın haberinde konuya yakın kaynaklar, The Times’ın Facebook’la anlaşma aşamasına geldiğini söylüyorlar.Gelir paylaşımı modeliFacebook’un teklifi yayınların haber içeriklerinin Facebook üzerinde sunulmasını ön görüyor. Yani Facebook, haber sitelerine trafik göndermek yerine haber içeriklerini doğrudan platformundan sunuyor. Haberlere göre, Facebook, önümüzdeki birkaç ay içinde, anlaşmaya varması kuvvetle muhtemel, The New York Times, BuzzFeed ve National Geographic yayınlarıyla yeni bir haber formatını denemeye başlayacak. Anlaşılan o ki, Facebook’a özel hazırlanan haberlerin karşılığında Facebook haber sayfasındaki reklam gelirini, içeriği sağlayan yayıncıyla paylaşacak. Bununla birlikte Facebook’un ilgili yayıncıların haberlerinin daha hızlı dağıtılmasını sağlayacak teknik iyileştirmeler yapabileceği de söyleniyor.Facebook yeni TV mi?Yayıncıları düşündüren diğer konularsa, kullanıcılardan ancak kendi sitelerini ziyaret ettiklerinde toplayabildikleri verileri artık Facebook’a bırakmaları; programa katılmayan yani Facebook hızlandırıcı etkisini tercih etmeyen yayıncıların ister istemez cezalandırılıyor olması ve elbette Facebook’un algoritmaları. Zira yayıncılara göre Facebook algoritmalarının anlaşmalı yayıncılardan gelen içeriği ödüllendirmesi, sosyal ağın haber trafiği kontrolündeki etkisini pekiştirmekten başka işe yaramayacak. (Bu trafiği kimin kazanıp kimin kaybettiğinden çok daha önemli bir konu). Bu haliyle Facebook’un bir zamanlar TV’ye atfedilen “güce” sahip olmaya gittikçe daha fazla yaklaştığı da bir diğer konu.
Reklam
iOS 8.3 Beta 4 Yayınlandı
Apple, iki hafta önce üçüncü betası ile karşımıza çıkan iOS 8.3'e ait iOS 8.3 Beta 4'yi yayınlandı. İki hafta önce iOS 8.3 Beta 3'ü yayınlayan Apple, şimdi de iPhone, iPod touch ve iPad için iOS 8.3 Beta 4'ü yayımladı. Performans iyileştirmelerini barındıran bu güncelleme OTA üzerinden sunuluyor. Peki, bu güncelleme nasıl yüklenecek?Türkçe Siri ile gelen iOS 8.3 Beta 4'ü yüklemeniz için geliştirici hesabınızın bulunması gerekiyor. Geliştirici hesabınız yoksa bu güncellemeyi yüklemek için sürümün IPSW dosyalarının yayınlanmasını beklemeniz gerekiyor.Eğer iOS 8.3 Beta 3 cihazınızda yüklü ise; Ayarlar>Genel>Yazılım Güncelleme bölümünden iOS 8.3 Beta 4 sürümünü yükleyebilirsiniz.
Microsoft, Spartan Tarayıcısı İçin Adobe İle İşbirliği Sağladı
2014'ün sonlarına doğru Microsoft, Spartan isminde yeni bir tarayıcı üzerinde çalıştığını duyurmuştu. Şimdi de bu tarayıcı için yeni bir işbirliği sağladığını duyuran Microsoft, kullanıcılarına Spartan ile daha iyi bir  web deneyimi sunmak adına Adobe'dan destek alacağını açıkladı.Internet Explorer blogu üzerinden yapılan açıklamada Adobe'un Windows 10 işletim sisteminde; Spartan tarayıcısının yerleşimi, tipografisi, geçişleri ve grafik tasarımı konularında destek vereceği belirtildi.
MHP'nin Şah Fırat Operasyonu Önergesine Ret
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Süleyman Şah Saygı Karakolu’nun taşınmasına yönelik yapılan operasyon ile ilgili gensoru önergesi vermek yerine teşekkür etmek gerektiğini söyledi.MHP Grubu adına Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolunun bulunduğu Türkiye Cumhuriyeti Toprağını savunmadıkları, PKK/PYD ile IŞİD terör örgütlerini muhatap aldıkları iddiasıyla Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında verdiği gensorunun gündeme alınması reddedildi.Gensoru görüşmelerinde hükümet adına söz alan Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, “Bu bir milli davadır. Milli davalara iktidar, muhalefet herkesin sahip çıkması gerekir” dedi. Süleyman Şah Saygı Karakolu’nun taşınmasına yönelik yapılan operasyon ile ilgili bilgi veren Bakan Yılmaz, değişik tarihlerde karakola yönelik tehditler aldıklarını belirtti. Yılmaz, “Suriye topraklarında 9 tank bırakıldığı iddialar doğru değildir. Bu operasyon için gensoru vermek değil teşekkür etmek gerekir. Toprak kaybı söz konusu değildir” diye konuştu.IŞİD terör örgütünün Irak ve Suriye’de kutsal mekanlara saldırı yaparken, Süleyman Şah Türbesine yönelik herhangi bir saldırıda bulunmamasının Türkiye’nin caydırıcılığı ve gücünün önemli bir göstergesi olduğunu kaydeden Bakan Yılmaz, “Harekatın boyutu milli değerlerimizin korunması için gereğinin yapıldığını, bu uğurda savaşın da göze alındığını göstermektedir. Kendi ordusunun komutanına hakaret eden, kendisine milliyetçi sıfatını veren bir grup Türkiye dışında başka bir ülkede yoktur. Ordumuza yönelik bu haksız suçlamayı yapanları milletimiz mahkum edecektir. Biz ülkemizin Suriye’de savaşa girmesini önledik, istismarın önünü kapattık. Kaybedilen bir vatan toprağı yoktur, Türkiye uluslararası haklarından vazgeçmiş değildir. Her türlü risk içeren bir bölgede bu operasyonun gerçekleşmiş olması TSK’nın caydırıcı gücünü, harbe hazırlık gücünü göstermektedir. Şah Fırat Operasyonu ile ilgili Bakanlar Kurulu hakkında verilen gensoru önergesi, tarih gösterecektir ki verenlerin ayıbı olarak kalacaktır” açıklamasında bulundu.MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, kürsüden Bakan Yılmaz’a ve Genel Kurul’a Süleyman Şah Türbesi’nin yeni yapılan yerinde Türk Bayrağı ile YPG bayrağının karşı karşıya olduğunu gösteren fotoğrafı göstermesi üzerine Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da Süleyman Şah Saygı Karakolu’nun yeni görüntüsünü gösteren fotoğrafı gösterdi. Yapılan oylamada, Bakanlar Kurulu hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.İHA
Reklam
Uludere'de Köylülerin Katırları İtlaf Edildi
Şırnak'ın Uludere İlçesi Irak sınırında düzenlenen hava operasyonunda ölen 34 kişinin yakınlarının yaşadığı Gülyazı ve Ortasu (Roboski) köylerinde yaşayanlar sınır kaçakçılığında kullandıkları katırların askerler tarafından öldürüldüğünü iddia etti.HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, Şırnak Belediye Başkanı Serhat Kadırhan, Uludere Belediye Başkanı Zeynep Güren ile bölge belediye başkanları Gülyazı Köyü'ne gitti. HDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız, 4 yıl önce 34 canlarının öldürüldüğünü bugün de katırlarının öldürüldüğünü belirterek, şunları söyledi:'Roboski olayı halkımızın yüreğinden kapanmayan ve kapanmayacak bir yaradır. Böyle bir yaramız varken hala devlet hayvanlarımızın canına kastediyorsa, bu sineye çekilecek bir durum değil. Roboski halkı katliamın yaşandığı günden bugüne kadar kesinlikle bu katliamı kabullenmedi. Bu yara yüreğimizde devam ediyor. Roboski halkı her fırsatta her yerde, her sokakta bu katliamı dilendirmeye teşhir etmeye devam ediyor. Bu değerli bir çabadır. Ama devlet şu an bu coğrafyaya halkımızın yüzlerce yıldır yaşadığı bu coğrafyayı sadece insanlardan değil, hayvanlardan da temizlenmek istiyor. Bu kabul edilebilecek bir yaklaşım değil. Bu süreçte sineye çekilecek bir yaklaşım değil.' DHA
BJK TV, Emre Belözoğlu'nun Görüntülerini Yayınladı
BJK TV, Fenerbahçe-Beşiktaş maçının devre arasında koridorda yaşanan olayları yayınladıDerbideki olayların yankısı sürüyor... Beşiktaş Kulübü, resmi TV kanalı BJK TV'den maçın devre arasında Fenerbahçeli futbolcu Emre Belözoğlu'nun siyah-beyazlıların hocası Slaven Bilic'e yönelik söylediklerini yayınladı.
Terim'den Töre ve Çalhanoğlu Hamlesi
Hollanda ile karşılaşacak A Milli Futbol Takımı'mız, hazırlıklarına devam etti.A Milli Futbol Takımı, cumartesi günü oynayacağı Hollanda maçı öncesi çalışmalarını Almanya'nın Marienfeld kentinde sürdürüyor. İlk 20 dakikası basına açık olan çalışmada, Burak Yılmaz ve Ersan Gülüm takımdan ayrı çalıştı. Millilerin çalışma sırasında çok neşeli olduğu da gözlerden kaçmadı.HAKAN ÇALHANOĞLU VE GÖKHAN TÖRE BERABER SAHAYA ÇIKTIDaha önce aralarında sıkıntı yaşayan Hakan Çalhanoğlu ve Gökhan Töre, uzun bir aranın ardından tekrar Milli Takım'da bir araya geldi. Antrenmanın yapılacağı sahaya diğer oyunculardan sonra Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim ile birlikte gelen ikili, aralarındaki sorunun bittiği görüntüsünü verdiler.ARDA TURAN DA KAMPA KATILIYORCezası nedeniyle Hollanda karşısında oynayamayacak olan Arda Turan, Lüksemburg hazırlık maçını beklemeden A Millilerin kampına katılacak. Takım arkadaşlarını yalnız bırakmamak için bu kararı alan Arda, Almanya'da süren çalışmalara katılacak.Şampiy10
Reklam
Başbakan Davutoğlu: 'Avrupa'nın En Büyük Tarım Üreticisiyiz'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye'yi tarımsal hasılada Avrupa'nın zirvesine taşıdıklarını belirterek, 'Avrupa'nın en büyük tarım üreticisiyiz' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, 13. Uluslararası Tarım, Tarımsal Mekanizasyon ve Tarla Teknolojileri Fuarı'nın açılışını gerçekleştirdi.Başbakan Davutoğlu, Konya Ticaret Odası Uluslarası Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilen 13. Uluslararası Tarım, Tarımsal Mekanizasyon ve Tarla Teknolojileri Fuarı'nın açılışında yaptığı konuşmada, fuarı 50'ye aşkın ülkeden 300 bine yakın kişinin ziyaret etmesinin beklendiğini söyleyerek, “Türkiye yeni bir baharla birlikte yeni bir geleceğe hazırlanıyor. 7 Haziran seçimleriyle Türkiye’de 12 yıl içinde istikrarla elde edilen, siyasi istikrarla kökleşen bir geleceği yaşamaya hazırlanıyor. Türkiye son 100 yılın en büyük hamlelerini son 12 yıl içerisinde gerçekleştirdi. Çok kararlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın, değişik odaklar nasıl spekülasyonlar üretirlerse üretsinler şundan emin olunuz ki; nasıl bu topraklar üzerine bahar güneşi doğmuşsa Türkiye’nin üzerine doğan bahar güneşi de kimse engelleyemeyecektir. Birliğimizi, beraberliğimizi koruyarak Sayın Cumhurbaşkanımızın son 12 yıl içerisinde başbakan olarak gerçekleştirdiği büyük hamleleri nihai hedefe yani 2023 hedeflerine ulaştırabilmek için omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz. Birileri şu veya bu kriz senaryoları içinde olabilir. Birileri değişik spekülasyonlarla Türkiye’de siyasi istikrarı bozacak çalışmalar içinde olabilir. Ama biliniz ki AK Parti kadroları ve hükümetimiz omuz omuza çok güçlü bir geleceğe yürümeye kararlıdır. 7 Haziran seçimleri yeni bereket döneminin başlangıcı olacaktır inşallah” dedi.“SON 12 YILDA KONYA’DA VE BÜTÜN TÜRKİYE’DE BEREKETLİ BİR TARIM DÖNEMİ YAŞADIK”Davutoğlu, son 12 yılda, Konya'da ve bütün Türkiye'de bereketli bir tarım dönemi yaşandığını ifade ederek, “2002 yılından itibaren verilen destekler itibariyle 2002 yılında 1.8 milyar olarak verilen tarımsa desteği bugün 10 milyar liraya yükselttik. Son 13 yılda tarımda Türk çiftçisine verilen nakli destek, karşılıksız hibe desteği tam 70 milyar liraya ulaştı. Bu bereketli toprakların çiftçilerimize yansıyan ürünleridir. Üretimden hasada, işlemeden satışa, her aşamada üreticimizi destekledik, 52 yeni destek başlattık. Çiftçilerimizin üretim maliyetini azaltmak için 2003 yılında ilk mazot desteğini, 2005 yılında ilk gübre desteğini sağladık. Prim desteği verilen ürün sayısını 4’ten tam 17’ye çıkardık. 2005 yılında buğday, arpa, çavdar, yulaf ve çeltiği ilk kez destek kapsamına aldık, 2008 yılından itibaren baklagil ürünlerine ilk kez prim desteği sağladık. Son 13 yılda prim desteği miktarını tam 15 kat artırdık. 2002 yılındaki prim destek miktarını 186 milyondan 2014 yılında 2,7 milyar liraya yükselttik. 2003-2014 yılları döneminde 21 milyar Türk lirası prim desteği sağladık” diye konuştu“0 FAİZLİ DESTEKLERİ GİTTİKÇE ARTTIRIYORUZ”Davutoğlu, 2003-2014 yılları döneminde 21 milyar lira prim desteği sağladıklarını ifade ederek, “2002 yılında Ziraat Bankası’nda yüzde 59 olan tarımsal kredi faiz oranlarını düşürdük. Bugün 0 faiz ile 8,25 faiz arasındadır ve 0 faizli destekleri de gittikçe arttırıyoruz. Damla ve yağmurlama sulama, hayvancılık sertifikalı tohum üretimi başta olmak üzere birçok alanda 0 faizli kredi desteği sağladık. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan kredi miktarlarında 43 kat artış sağladık. 2002 yılında Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan kredi miktarını 509 milyon liradan 2014 yılında 22,8 milyar liraya çıkardık. Tarımda büyük bir yapısal dönüşüm gerçekleştirdik. Tarım havzaları üretim ve destekleme modelini oluşturduk” şeklinde konuştu.“TARIM TOPRAKLARININ KORUNMASI VE BÖLÜNMESİNİN ÖNLENMESİ AMACIYLA CUMHURİYET TARİHİNİN EN GENİŞ KAPSAMLI REFORMUNA İMZA ATTIK”Tarım topraklarının korunması ve bölünmesinin önlenmesi amacıyla cumhuriyet tarihinin en geniş kapsamlı reformuna imza attıklarını vurgulayan Davutoğlu, “Tarım topraklarının korunması ve bölünmesinin önlenmesi amacıyla cumhuriyet tarihinin en geniş kapsamlı reformuna imza attık. 41 yıl içinde, 450 bin hektar arazide yapılan toplulaştırma vardı bizden önce. Bu 10 kat artışla 4,5 milyon hektara çıktı. Bundan da en çok Konyalı çiftçilerimiz istifade etti. Güneysınır'da bir toplulaştırma faaliyetine bizzat katılmıştım. Şimdi de gururla ifade ediyorum. İnşallah bu toplulaştırma faaliyetlerini Konya'da 2019 yılına kadar, Türkiye'de de 2023 yılına kadar tamamlamış olacağız ve tarım üretim üniteleri üretilebilir ölçeklere yükseltilmiş olacak” ifadelerini kullandı.Davutoğlu, 2014 yılında dünyada ilk defa Ülkesel Tarım Envanteri Takip Sistemi'ni geliştirdiklerini, Tarım Sektörü Entegre Yönetim Bilgi Sistemi'ni hizmete sunduklarını hatırlattı. Bunun çok önemli bir proje olduğunun altını çizen Davutoğlu, dünyada ilk defa bir ülkenin kendi tarım alanlarını tümüyle kompütürize edilmiş, bilgisayara aktarılmış şekilde anında görüntülerle takip edebilme imkanına kavuştuğunu söyledi. Davutoğlu, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen bu çalışmanın patentinin, tamamıyla Türkiye Cumhuriyeti hükümetine ait olduğunu kaydetti. Uydu görüntüleriyle 32,5 milyon tarım parselinin tamamını belirlediklerini ve her parselde bir kimlik numarası verdiklerini dile getiren Davutoğlu, 'Bugün şu an itibarıyla bu projeyle, Tarım Sektörü Entegre Yönetim Bilgi Sistemi projesiyle, Tarım Bakanlığımızdan, bulunduğumuz yerden her bir tarım parselinin üretimini takip etme imkanımız olduğu gibi, olabilecek bazı risklere karşı da üreticiyi anında uyarma imkanımız da var. Don mu gelecek, hava şartları mı değişecek, anında ulaşma ve üreticilerimizi o yönde yönlendirme, gerekli tedbirleri alma konusunda, onlarla iletişime geçme imkanına kavuşmuş oluyoruz' açıklamasında bulundu.“TÜRKİYE, TARIMSAL HASILADA 2002 YILINDA FRANSA, İTALYA VE İSPANYA'DAN SONRA 4. ÜLKE İKEN ŞU ANDA AVRUPA'NIN EN BÜYÜK TARIM ÜRETİCİSİYİZ”Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye'yi tarımsal hasılada Avrupa'nın zirvesine taşıdıklarını belirterek, 'Avrupa'nın en büyük tarım üreticisiyiz' dedi. Bitkisel üretimi artıran birçok projeyi hayata geçirdiklerini dile getiren Davutoğlu, yerli tohumculuğu ilk kez kendilerinin desteklediklerini ve bugüne kadar yaklaşık 1 milyar liralık destek sağladıklarını belirtti. Davutoğlu, tohumluk üretiminin 145 bin tondan 776 bin tona çıkarttıklarını anlatarak, 'Türkiye'yi tohum ihraç eden bir ülke haline getirdik. Tohumluk ihracatımız 17 milyon dolardan 159 milyon dolara çıktı. Tarım sigortası uygulamasını hayata geçirdik. Yıllardır ihmal edilen hayvancılık sektörüne her türlü desteği sağladık. 2002 yılında hayvancılık sektörüne toplam destek 83 milyon lira iken 2015 bütçesinde ayırdığımız kaynak 3 milyar lira. Son 13 yılda hayvancılığa toplam 15 milyar liralık destek verdik. Hayvancılığı sıfır faizli kredi kapsamına aldık. Ülkemiz coğrafyasına en uygun hayvancılık olan küçükbaş hayvancılığı ilk kez destekledik. Bu çalışmalarımız neticesinde 2003-2014 yılında süt üretimi, 8,4 milyon tondan 18,5 milyon tona çıktı. Kırmızı et üretimi 421 bin tondan bir milyon tona, tavuk eti üretimi 696 bin tondan 1,9 milyon tona, yumurta üretimi 11,5 milyar adetten 17,1 milyar adede yükseldi. Türkiye'yi tarımsal hasılada Avrupa'nın zirvesine taşıdık. 2002 yılında 23,7 milyar dolardan devraldığımız tarımsal hasılayı, 61 milyar dolara çıkardık. Türkiye, tarımsal hasılada 2002 yılında Fransa, İtalya ve İspanya'dan sonra 4. ülke iken şu anda Avrupa'nın en büyük tarım üreticisiyiz. Bu çerçevede, sadece tarım alanında değil bu tarım faaliyetlerini destekleyecek şekilde de kırsal kalkınma hamlelerini başlattık. Bunu en iyi Konya'da özellikle de KOP Projesi bağlamında önümüzdeki dönemde yapacağımız hamlelerle GAP, DAP, KOP ve DOKAP' ta yeni bir hamle dönemini başlatıyoruz. KOP Projesi ile ilgili olarak önümüzdeki haftalarda inşallah Ankara'daki programlarımız el verdiği ölçüde ilk fırsatta gelecek ve KOP Eylem Planı'nı Konya ve KOP Bölgesi bir ilimizde açıklayacağız.'Davutoğlu, tarımda mekanizasyon konusunda büyük başarının arkasındaki aktörlerden birinin Konyalı sanayiciler olduğunu da söyledi. Türkiye'de üretici firma sayısının tarım aletleri alanında bin 77 olduğunu dile getiren Davutoğlu, 'Konya'nın üretici firma sayısı bağlamında tarım makineleri alanındaki toplam üretimdeki payı yüzde 16. Üretim kapasitesi Türkiye'nin bir milyon 950 bin adet, Konya'nın 327 bin adet. Yani yüzde 17 ve Konya bu alanda Türkiye birincisi. Tarım alet ve makineleri üretiminde Türkiye birincisi Konya'dır' dedi.Tarımda mekanizasyon ve tarım alanında yapılan hamleler bağlamında Konya'nın birçok alanda öncü olduğunu dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti:'Son 13 yıl içinde Konya'ya sağladığımız tarım desteği 4,3 milyar liradır. 2002 yılında 146 milyon lirası olan tarımsal destek 2014 yılında 641 milyon liraya çıkarttık Konya'da. Konya'da hububat üreticisine, ay çiçeği, mısır, kuru fasulye üreticisine önemli miktarda prim desteği sağladık. 2002 yılında hiç prim desteği almamıştı, şu anda ise Türkiye'de bu alanda öncü bir rol oynamaktadır. 2014 yılında 177 milyon prim desteği verdik ve 13 yılda toplam Konya'ya bir milyar lirayı aşan prim desteği sağladık. Aynı şekilde hayvancığının gelişmesi için rekor destek verdik. Birçok üretecimizi de burada görüyorum. Dışişleri Bakanı olarak yakından takip ettiğim ve Tarım Bakanımızla Konyalı sanayicilerimizle gerçekleştirdiğimiz Organize Hayvancılık Bölgesi de tekrar Konya'mıza hayırlı olsun. Yirmi milyon metrekarelik bir alanda Konya'yı bir hayvancılık merkezi yapacak son derece önemli bir proje.'Başbakan Davutoğlu, daha sonra eşi Sare Davutoğlu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Konya Valisi Muammer Erol, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek ve diğer protokol üyeleriyle birlikte kurdele keserek fuarın açılışını yaptı.AHMET ATAŞ - MEHMET TUGAY ALDEMİR - SELMAN AYASİHA
Doğukan Manço'nun Son Şarkısı
Doğukan Manço Survior All Star’da terlerken, müziklerini yaptığı Mangala Oyunu Belgeseli fragmanı internete düştü.Müzikleri Doğukan Manço, seslendirmesi Harun Can,  senaryosu Semih Dindar, Yönetmenliği Mete Şener, yapımcılığı 3 renk Organizasyon tarafından üstlenilen “Mangala Oyunu Belgesel filmi” Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenmiş. Belgeselde  Yazar Sunay Akın, Göbeklitepe Kazı Alanı Başkanı Prof.Dr. Klaus Shmidt,  Dr. Muazzez İlmiye Çığ, Prof.Dr.Nurhan Atasoy, Prof.Dr.Abdulvahap Kara, Prof.Dr.Öcal Oğuz, Prof.Dr. Nilüfer Narlı, Türkiye Zeka Vakfı Başkanı Emrehan Halıcı, Doç. Dr. Özlem Kumrular, Türk Beyin Takımı Kaptanı Ferhat Çalapkulu, Yrd.Doç.Dr.Rıfat Ergeç, Maksat Shotay, Türk Kültürü araştırmacısı Serdar Asaf Ceyhan konuşmacılar arasında yer almış.Mangala Oyunu Milli Eğitim Bakanlığınca 2012 yılından bu yana “Zeka Oyunları dersi” müfredatında yer alıyor. Tarihi araştırmalar Mangala Oyunu'nun Sakalar, Hunlar ve Göktürkler döneminde oynandığını gösteriyor. Dünyada 'Coffee House' kültürünün temelleri 1554 yılında İstanbul'da atılmış; İstanbul'dan sonra günümüz Avrupa'sında kahve kültürünün izleri 1650 yılından itibaren görülmeye başlanmış. Günümüze, bu güçlü temellerin atıldığı dönemin kahve kültürünü yansıtan sadece iki adet görsel kaynak miras kalmış. İki kaynak da İstanbul'da resmedilmiş. Mangala oyunu, iki görsel kaynakta da bulunan oyunlardan birisiymiş.
Reklam
THY Şampiyonlar Ligi'ne Sponsor Oluyor
Türk Hava Yolları, UEFA Şampiyonlar Ligi'ne sponsor olunması konusunda yönetim kurulunun karar aldığını bildirdi.THY tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yapılan açıklamada, 'Ortaklığımız Yönetim Kurulunca, ortaklığımızın global marka bilinirliğinin ve marka algısının gelişmesine katkı sağlamak amacıyla, dünyanın en çok takip edilen ve en prestijli liglerinden biri olarak kabul edilen UEFA Şampiyonlar Ligi'ne, 'UEFA Şampiyonlar Ligi'nin Resmi Havayolu Sponsoru' sıfatı ile üç yıl süreyle sponsor olunmasına karar verilmiştir' denildi.AA
Dışişleri'nden Açıklama: 'Rum Tarafından Samimi Bir Çaba Bekliyoruz'
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bilgiç, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Rum tarafından samimi çaba göstermesini beklediklerini bildirdi.ANKARADışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç, Bakanlıkta düzenlediği olağan basın toplantısında gündemi değerlendirdi ve gazetecilerin sorularını cevapladı.Kıbrıs'ta müzakere masasına tekrar oturulabileceği yönündeki açıklamaları değerlendiren Bilgiç, şunları söyledi:'Hem KKTC hem de Türkiye Kıbrıs'ta kalıcı bir siyasi çözüm için kararlılığını koruyor. Rum tarafı da daha önce KKTC'nin haklarını savunmak için yürüttüğü çalışmaları bahane göstererek müzakere masasından kalkmıştı. Aslında bu samimiyetsizliğin göstergesi. Oysa Kıbrıs'ta kapsamlı çözüme varılması, doğal kaynakların paylaşımıyla ilgili meselenin de çözümünü aslında sağlayacak. Kıbrıs Türk tarafı hala müzakere masasında ve 11 Şubat 2014 tarihli ortak bildiri çerçevesinde müzakerelere devam etme konusunda siyasi irade ve kararlılığını hala sürdürüyor. Sadece Türk tarafının bu kararlılığıyla soruna çözüm bulmak mümkün değil. Biz Rum tarafının Doğu Akdeniz'deki tek taraflı faaliyetlerini bir an önce sona erdirmesini ve müzakere masasına dönmesi yönünde samimi bir çaba göstermesini bekliyoruz. Türkiye, KKTC'ye her alanda verdiği desteği dün olduğu gibi bugün ve yarın da sürdürecek.'Eğit donatEğit-donat programına ilişkin son durumun sorulması üzerine Bilgiç, bu konuda ABD ile 19 Şubat'ta bir mutabakat zaptı imzalandığını hatırlattı. Konuya ilişkin teknik çalışmaların devam ettiğini söyleyen Bilgiç, DAEŞ ile mücadele kapsamında peşmergelere verilen eğitime ilişkin olarak da Türkiye'nin bu mücadelede uluslararası koalisyonun bir parçası olduğunu vurguladı. Bilgiç, bin 550 civarında asker ve peşmergenin eğitildiğinin ve Türkiye'nin lojistik destek de sağladığının altını çizdi.Bir gazetecinin 'Türkiye üzerinden Suriye'ye giden ilk gruptaki 3 genç kızın ailelerinin bakanlıktan yardım talepleri oldu mu' sorusunu yanıtlayan Bilgiç, bu konuda kendilerine herhangi bir talep gelmediğini ancak ilgili kurumların konuyla ilgilendiğini belirtti. 'Bizim yabancı savaşçıların Suriye'ye geçişi konusunda çok net bir politikamız var. Bunun temel unsuru daha fazla işbirliği' şeklinde konuşan Bilgiç, bunu her platformda dile getirdiklerini anlattı.Tanju Bilgiç, geçen günlerde 9 Sudanlı tıp öğrencisinin Suriye'ye geçişine ilişkin olarak da ilgili kurumların hem Sudan hem de İngiliz makamlarıyla işbirliği içinde konuyu takip ettiğini kaydetti.Muhabir: Sinan Polat-Meltem UzunAA
Dünyanın En Pahalı 10 Tablosu
Bazılarımıza çok anlamsız gelse de bir tablonun milyon dolarlarla ölçülen fiyatları, bazılarımıza göre ederinin çok altında. Bazı kesimse ultra zenginlerin para harcama ve yatırım yapma yöntemi olduğunu düşünüyor. Kimi Picasso'nun elinden çıkmış, kimi Renoir'in. İşte size dünya üzerinde ki en pahalı fiyatlara satılan 10 tablo. Önceden uyarması bizden, fiyatlar dudaklarınızı uçuklatabilir.
Kurtarıldıktan Sonra Bir Kedinin Nasıl Değişebileceğini Gösteren 15 Öncesi ve Sonrası Fotoğraf
etiket
Bir evcil hayvana bakmak çok güzel bir şey. Onun da sizin evinize, ruhunuza kattığı yoldaşlık ve sevgi duyguysa tartışılmaz. Bildiğiniz üzere, son dönemlerde hayvanseverlerin üstüne basa basa söylediği bir konu var. Öncelikli tercihiniz pet shop'tan satın almaktansa, sokakta bakıma muhtaç dostlarımızı sahiplenmek olsun diyorlar. Bu içeriğimizde de, sokakların zorlu koşullarından nasibini almış ama sonra onlara değer veren insanlar tarafından sahiplenilmiş evcil dostlarımızı konu edindik..
Reklam