MacBook Türkiye'de Satışa Sunuldu
Apple’ın ince tasarıma sahip olan yeni dizüstü çözümü MacBook, Apple Store’da satışa sunuldu.Apple, Spring Forward etkinliğinde Apple Watch ile sahneye çıkmadan önce çok ince tasarıma sahip yeni dizüstü çözümü MacBook’u tanıtmıştı. MacBook Air’den bile ince olan MacBook, bugün Türkiye’de de satışa sunuldu.Kullandığı Intel Core M işlemci ile dünya basınında olumsuz eleştirilerin hedefi olan MacBook, Türkiye’de 4.299 TL’den başlayan fiyatlar ile AppleStore’daki yerini aldı.Gümüş, altın ve uzay grisi renk seçeneklerine sahip olan MacBook’un giriş seviyesi özellikleri ise şöyle; 1.1 GHz hızında çift çekirdekli Core M işlemci, 256 GB PCIe tabanlı flash depolama, 8 GB Ram ve Intel HD Graphics 5300grafik birimi.MacBook hayal kırıklığı!MacBook incelemelerinde cihazın Intel Core M işlemcisinin gerçekten yetersiz, vasat olduğu ve çok fazla ısındığı söyleniyor. Ayrıca; tasarım, ekran, yeni klavye ve Trackpad dışında MacBook’un elle tutulur bir yanı olmadığının altı çiziliyor. MacBook'ta, USB Type C kullandığı için cihazın tek girişe sahip olması da büyük bir eksi olarak gösteriliyor.MacBook'a normal USB'ye sahip olan aygıtları bağlamak için gerekli olan USB Type C adaptörünün 249 TL'ye satıldığını belirtelim.MacBook'u buradan satın alabilirsiniz.ShiftDelete.Net
En İyi Master Sıralamasında Tanınan 7 Polonyalı Üniversite
- Finans ve Muhasebe Yüksek Lisans Programı (1.sırada__)– Ekonomi Kurslar (1.sırada)– Executive MBA ve MBA Yarı Zamanlı Kategorisi (1.sırada)– Uluslararası Yönetim (5.sırada)– İş ve Ticaret Hukuku (1.sırada)– Kamu Yönetimi (2.sırada)– Yönetim Kursları (4.sırada)
Cumhuriyet Yazarları Hakkında Aile Boyu Şikâyet
Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo’nun çizerlerinin katledildiği silahlı baskının ardından çıkan derginin özel sayısının kapağına dayanışma için köşelerinde yer veren Cumhuriyet yazarları hakkında hazırlanan iddianamenin “1280 kişilik” şikâyetçi listesinde ilginç isimler yer aldı.Cumhuriyet’ten Canan Coşkun’un haberine göre, listedeki isimlerden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, kızı Sümeyye Erdoğan, genel seçimlerde AKP’den milletvekili adayı gösterilen damadı Berat Albayrak ve eşi Erdoğan’ın kızı Esra Albayrak dikkat çekiyor. Şikâyetçi listesinde 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarında şüpheli olan isimlerin avukatlarının da yer aldığı görülüyor.
"Şampiyonluk Kupasıyla Ayrılmak İstiyorum"
Fenerbahçe Genel Sekreteri Mahmut Uslu ve takımdan ayrılacağını açıklayan Dirk Kuyt açıklamalarda bulundu.Uslu, yaptığı açıklamada, 'Kuyt'a teşekkür ediyoruz. Eşini, çocuklarını unutmayacağız.  Başkan da bunu söyledi. Kuyt'a ileride birbirimizle örtüşürsek başka projelerle beraber olabileceğimizi söyledik. Karakteriyle herkese örnek oldu. Bu bir veda toplantısı değil. Kendisine başarılar dileriz. Tekrar Fenerbahçe'ye gelip çalışabilir.' ifadelerini kullandı.Bu kararı 2 hafta önce aldımDirk Kuyt ise, 'Bu sezonun sonunda Fenerbahçe'nin futbolcusu olmayı bırakıyorum. Bununla ilgili çok uzun süre düşündüm. Kararı 2 hafta önce aldım. Fenerbahçe'ye geldiğim ilk günden beri ben ve ailem bu kulübün bir parçası olarak hissettik kendimizi ve kontratı biten bir futbolcu olarak Amerika, Avustralya'dan, Avrupa'dan çok fazla teklif alan oyuncuydum. Ama ben ve ailem Fenerbahçe'ye çok sevdik, çok seviyoruz. Kararım ancak böyle olabilirdi. Ya Fenerbahçe'de kalacaktım, ya da Hollanda'ya dönecektim. 9 yıl Avrupa'da oynadım ve ailemle Hollanda'ya dönme kararı aldık. Benim Hollanda'daki takımımım Feyenoord. Orada bir kez daha oynamak istediğimi söyledim.' şeklinde konuştu.Şampiyon olup 4. yıldızı takmak ulaştığım en güzel şey olacakKuyt sözlerini şöyle sürdürdü:'Başkanla görüşme yaptık.  Önümüzdeki sezon da burada kalmak istediğimi söyledi. Bu tekliften dolayı başkanımıza teşekkür ediyorum. İlk günden bu güne kadar kendisinden çok büyük saygı gördüm. Bu beni çok duygulandırdı. Çok şey ifade eden bir durum benim için. Başkanımızın söylediği ' Bu sezondan sonra ne zaman istersen Fenerbahçe'nin kapıları açıktır' sözleri benim ve ailem için onun bu sözleri çok büyük anlam ifade ediyor. Ben bu kararı aldığımda bunun şuan açıklanmasının öenmli olduğunu düşünüyorum. Başkana direkt olarak söylemek çok önemliydi. Bu kararı başkalarından duymasını istemezdim. Çünkü ben tamamen futbola odaklanacağım. Bu kulüpten şampiyonluk kupasıyla ayrılmak istiyorum. Bu sezon şampiyon olup 4. yıldız kazandırmak benim Fenerbahçe kariyerimde ulaştığım en güzel şey olacak. Ayrılma kararımda  saldırı etkili olmadıKuyt, saldırının ayrılık kararıyla ilgisi olup olmadığı yönündeki soruya ise 'Hayır, hiçbir etkisi olmadı. Çünkü yaklaşık 2 hafta önce bu kararı aldım. Daha önce söylediğim gibi başkanımızla konuşmak çok önemliydi. Bunu istiyordum. Açıklamak bu yüzden uzun sürdü. Cumartesi yaşananları felaket olarak nitelendiriyorum. Bun Türk futbıolunun bir sorunu. Şuanda 3 yıldır burada futbol oynuyorum. Bu ülke için futbolun ne anlama geldiğini görebilyiorum. Hepimiz biraraya gelmeliyiz. Buna karşı savaşmalıyız, mücadele etmeliyiz. Eğer birlikteysek ben eminim ki çözüm bulabiliriz. ' cevabını verdi.Eurosport
4G İhalesi 26 Mayıs'ta
4G ihalesi, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından 26 Mayıs Salı günü Ankara'da yapılacak.BTK'nın Resmi Gazete'de yayımlanan ilanına göre, ihale sonucunda verilecek yetkilendirmenin konusu, ilgili mevzuat hükümleri ve Sayısı Sınırlandırılmış Kullanım Hakkı Yetki Belgesi kapsamında IMT (Uluslararası Mobil Telekomünikasyon) hizmet ve altyapılarına ilişkin mobil elektronik haberleşme şebekesinin kurulması, geliştirilmesi, işletilmesi ve şebekenin yetkilendirme süresi sonunda BTK veya BTK'nın göstereceği kuruluşa çalışır vaziyette ve bedelsiz devredilecek.İhalede, 800, 900, 1800, 2100 ve 2600 MHz frekansları için, toplam 20 ayrı bant genişliğinde satış yapılacak. Toplam bant genişliği 390,4 MHz olacak. İhalenin toplam asgari bedeli ise 2 milyar 298 milyon 67 bin 661 avro olarak belirlendi.İhale sonucunda 800 MHz, 900 MHz, 1800 MHz ve 2100 MHz frekans bantlarında tamamı GSM İmtiyaz Sözleşmesi ve IMT-2000/UMTS İmtiyaz Sözleşmesi sahibi olmak üzere en fazla 3 işletmeci, 2600 MHz frekans bandında ise 3'ü GSM İmtiyaz Sözleşmesi ve IMT-2000/UMTS İmtiyaz Sözleşmesi sahibi istekliler olmak üzere en fazla 4 işletmeci yetkilendirilecek.Yetkilendirme süresi, yetkilendirme tarihinden itibaren 30 Nisan 2029’a kadar olacak. İhale şartnamesi 50 bin liraya BTK'dan alınabilecek. İhale şartnamesi ve ekleri BTK'da mesai saatlerinde ve Kurumun sağlayacağı imkanlar ölçüsünde bedelsiz olarak görülebilecek. Her ne sebeple olursa olsun ihale şartnamesi için ödenmiş tutarlar iade edilmeyecek.IMT hizmet ve altyapılarına ilişkin yetkilendirme ihalesi, Elektronik Haberleşme Sektöründe Yetkilendirmeye İlişkin İhale Yönetmeliğine göre BTK tarafından 26 Mayıs Salı günü saat 10.30’da BTK merkez binasında yapılacak.İhalede Elektronik Haberleşme Sektöründe Yetkilendirmeye İlişkin İhale Yönetmeliği uyarınca kapalı teklif ve devamında açık teklif usulü uygulanacak.İstekliler, ihale şartnamesinde teklif vereceği her bir paket satışı için ayrıntıları belirtilen ilgili frekans paketinin asgari değerinin yüzde 5’i oranında geçici teminat verecek.AA
Boğaz'a Nazır ‘İhya’: Ahşabı Restore Ettiler Beton Çıktı
Kandilli'de denize 200 - 300 metre mesafede ve daha önce yeşilliklerle kaplı olan alanda 3 katlı bir yapı ortaya çıktı. 'Eski eseri ihya' maddesiyle yapılan bina ahşaptan betonarmeye döndü... Üstelik bina için ağaçların yok edildiği görülüyor... Ama bununla da bitmiyor: Projenin mimarı o bölgeye bakan Koruma Kurulu'nun üyesi!Kandilli sahil yolu üzerinde birkaç aydır hummalı bir inşaat yükseliyor. Radikal'den Ömer Erbil'in haberine göre; Boğaziçi ön görünüm alanında denize 200 – 300 metre mesafede ve daha önce yeşilliklerle kaplı alanda 3 katlı betonarme bir yapı ortaya çıktı. İnşaat tabelasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Boğaziçi İmar Müdürlüğü,  2. Grup Korunması Gerekli Kültür Varlığına ait Restorasyon Projesi ve Havuz + Set Altı Garaj + Kameriye inşaatı yazıyor. İnşaatın mal sahibi olarak da STFA Grubu'nun ortaklarından Tomris Taşkent görünüyor.Yandex haritalar ve panoramik fotoğraflardan bakınca; inşaatın yerinde ağaçlık bir tepe var. Yani yolun kenarından itibaren kot farkı yükselerek devam ediyor. Yerinde ne ev ne de inşaat bulunuyor. Tarihi fotoğraflarda ise 1930’lu yıllarda henüz sahil yolu yapılmadan önce ve 20. Yüzyılın başında yaşanan yangından sonraki döneme ait bir fotoğrafta beyaz bir yapının varlığı görünüyor. Ancak bu yapı daha sonra, 1940’larda, Lütfi Kırdar’ın Belediye Başkanlığı döneminde yapılan sahil yolu sırasında istimlak edilip yıkılmış. Fotoğrafta bina üç katlı, ahşap ve kiremit çatılı olarak görünüyor...
Reklam
İTÜ Robot Olimpiyatları Başladı
Bu yıl dokuzuncusu düzenlenen İstanbul Teknik Üniversitesi Robot Olimpiyatları (İTÜRO) başladı. İTÜ Kontrol ve Otomasyon Kulübü tarafından, üniversitenin Ayazağa yerleşkesindeki Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen olimpiyatlarda 3 gün boyunca yaklaşık 800 robot yarışacak.Bir öğrenci etkinliği olarak 2007'den beri ekibini ve hedeflerini büyüterek yoluna devam eden İTÜRO, uluslararası bir organizasyon olma yolunda bu yıl da yabancı konuk ve yarışmacılarını ağırlıyor.Olimpiyat kapsamındaki yarışmalar; 'Çizgi İzleyen', 'Basketbol', 'Mikro Sumo', 'Yangın Söndüren', 'Merdiven Çıkan', 'Labirent', 'Renk Seçen', 'Kendini Dengeleyen', 'Senaryo' ve 'Serbest Kategori' olmak üzere 10 farklı kategoride yapılıyor.Yarışma kategorileri arasında yer alan ve 2 yılda bir görev değişikliğine gidilen 'Senaryo' kategorisinde 2015-2016 görevi 'İnşaat' olarak belirlendi.İTÜRO 2015'e, Instituto Italiano di Tecnologia'dan Prof. Dr. Giorgia Metta ve Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Vasif Vagifoğlu Nabiyev konuk olacak.Etkinlik kapsamında robot yarışmalarının yanı sıra panel, seminer ve gösteriler de düzenlenecek.'Robotik yarışmalara ilgi artıyor'Bu yılki olimpiyatların genel koordinatörü Celaleddin Hidayetoğlu, İTÜRO'nun, 8 yıllık birikim ve tecrübenin üzerine bir yıllık çalışma eklenerek gerçekleştirildiğini söyledi.Amaçlarının, Türkiye'de robotiğin yerini ve yapılan çalışmaları sorgulamak, bu çalışmaları ileri taşımak olduğunu vurgulayan Hidayetoğlu, olimpiyatın 10 kategoride düzenlendiğini ifade etti.Hidayetoğlu, bu yıl 800'e yakın başvuru aldıklarını kaydederek, 3 gün sürecek yarışmalarda kategorilerinde başarılı olanların ödüllendirileceğini aktardı.Türkiye'deki robotik yarışma sayısında önceki yıllara göre artış olduğunu dile getiren Hidayetoğlu, 'Bu yarışmaların artması, özellikle robotiğin gelişmesi açısından önemli. Özellikle üniversitelerde yapılan yarışmalar. Robotik yarışmaları ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve yüksekokullarda ilgi çekiyor' diye konuştu.'İTÜRO uluslararası kimliğe büründü'Hidayetoğlu, dünyada yapılan önemli robotik yarışmalarını takip ettiklerini ve bunları kendi yarışmalarına eklediklerini belirterek, 'İTÜRO uluslararası bir organizasyon. Bu yıl 50'ye yakın yabancı başvurumuz var. Bu önemli bir nokta' dedi.Bu olimpiyatın artık uluslararası kimliğe büründüğünü anlatan Hidayetoğlu, 'Şu anda dünyanın yetkin üniversite ve robotik etkinliklerinden biriyiz' ifadesini kullandı.İnsansız hava aracıHava Harp Okulu öğrencileri Umut Şahin ve Enes Bayram, Havacılık ve Uzay Mühendisliği ile Elektrik Mühendisliği bölümlerinin ortak çalışması olan insansız hava aracı hakkında AA muhabirine bilgi verdi.Şahin, 'Uydu sistemi olmayan ülkeler için kendi kurduğumuz bir yer istasyonu ile insansız hava araçları arasındaki iletişimi sağlayarak menzil artırıcı proje üretmeye çalıştık' dedi.Bazı ülkelerin kendi insansız hava araçlarını yönetmek için yörüngede uyduları bulunmadığını dile getiren Şahin, 'Ancak bu ülkeler stratejik bölgeleri için bir yer istasyonu oluşturarak, insansız hava araçlarını temel aldıkları noktadan yönetebilirler. Biz burada uçağımızla yer istasyonları arasında veri iletişimi sağladık. Bu sayede çok daha geniş bir operasyon alanında istihbarat veya üzerine silah takılırsa operasyon amaçlı kullanılabilecek bir hava aracı sistemi geliştirmiş olduk' diye konuştu.Enes Bayram ise cihazın sadece görüntü aktarmakla kalmayıp, yükseklik, coğrafi konum ve havacılıkla ilgili bilgileri de gönderebildiğini söyledi.7 yaşında robot ürettiFlorya Koleji öğrencisi 11 yaşındaki Ali Emre Şenel, okulunda robotik ile ilgili ders almamasına rağmen bu konuya merakı dolayısıyla ürettiği çizgi takip eden robotu tanıttı.Robotunun sadece çizgi izlemediğini aynı zamanda resim çizdiğini dile getiren Şenel, sisteme takılan bilgisayar işletim sistemi ve kameralar sayesinde robotun yaptığı işlemleri anlattı.Şenel'in 7 yaşındaki kardeşi Alp Mete Şenel de çizgi izleyen robotunu tanıttı. Şenel, 'Bir tane kart var mavi olan. Onunla programı yazıyorum. Sonra programda pilleri takıyorum. Pilleri takılı olan kabloları sensörlere takıyorum. Sonra sisteme tanıttığımda yazdığım programdaki bilgiler sensöre gidiyor' diye konuştu.Trafikte araç çarpışmalarını önleyecek projeBüyükçekmece Çınar Koleji 9. sınıf öğrencisi Elif Ebrar Gümüş ise trafikte araç çarpışmaları şeklinde oluşan kazaları engellemek ve minimuma indirmek amacıyla proje geliştirdiklerini söyledi.Gümüş, 'Amacımız, ani ve zincirleme trafik kazalarını magnetik bobinli hız kesici fren sistemiyle engellemek. Sürücünün dikkatsiz olması veya uyuması durumunda, aracın dört bir tarafına koyacağımız magnetik sistemler başka bir otomobile yaklaşılması halinde devreye girecek ve ani şekilde fren yapılmasını sağlayacak. Aracın başka bir otomobile yaklaşmasıyla bobin sistemlerinin oluşturduğu magnetik alanlar sayesinde frene basılacak' ifadelerini kullandı.Sanal komutla dama oynayan robotMarmara Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği mezunu ve Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi Burak Kılıç da ürettikleri robotik sistemle dama oyununu kendi stilleriyle oynadıklarını ifade etti.Projenin ilk aşamasında bilgisayarda tasarladıkları sistemle herhangi bir klavye ve mouse kullanmadan el hareketleriyle gözlüğe komut verdiklerini belirten Kılıç, 'Gözlüğüme elimle hangi taşı alacağımı gösteriyorum. O taşı cihazımız kendisi alıyor. Sanal dünya ile gerçek dünyayı bağdaştırdık aslında' dedi.Olimpiyatlarda yarışacak top oynayan robot da büyük ilgi görüyor.AA
Reklam
"Takım Arkadaşlarım Silah Taşıyordu"
Fenerbahçe otobüsüne yapılan saldırının ardından Türkiye anılarını anlatan eski Trabzonsporlu Vugrinec, çarpıcı itiraflarda bulundu.Trabzonspor'un eski futbolcusu Davor Vugrinec, Fenerbahçe otobüsüne gerçekleştirilen saldırının ardından açıklamalarda bulundu. Hırvat basınına konuşan golcü oyuncu, bordo-mavili formayı giydiği dönemde kendilerinin başına da bazı şiddet olaylarının geldiğini belirterek, o dönem Türkiye'de yaşadıklarını anlattı, 'Takım arkadaşlarımın silah taşıdığını görünce dehşete düştüm' dedi.Hırvat futbolcu şunları söyledi: 'Benim takıma geldiğim sezondan önceki sezon takım şampiyonluğu son haftada Fenerbahçe'ye kaptırmıştı (1995-96 sezonu). Bu yüzden intihar eden bir taraftarımız oldu. Efsane kaptan Ogün, hayatına son veren taraftarlardan birisinin mezarına çiçek koymak istedi. Bu yüzden orada tehdit edildi. Sanırım oyuncuların maçı bilerek kaybettiklerini düşünüyorlardı'.Yaşanan bu tip olayların kendilerini de etkilediğini dile getiren Vugrinec, 'Tehditler oluyordu. Bazı oyuncular korkuyordu. Sanırım bu tip olaylar yüzünden bazı futbolcular silah taşıyordu. Takım arkadaşlarımın silah taşıdığını gördüğümde şok geçirmiştim' ifadelerini kullandı.İstanbul deplasmanı anısıTrabzonspor ile Fenerbahçe arasında oynanan maçların kendi döneminde de hep hararetli olduğunu belirten Vugrinec, sarı-lacivertlilerle oynadıkları bir maçtan da bahsetti. Vugrinec, 'İstanbul'un 150 kilometre dışında bir otelde kaldık. Maçtan 6 saat önce stadyum dolmuştu. İnsanlar tuvalete bile gidemezlerdi' diye konuştu.Fenerbahçe'ye yenildikleri bir maçın ardından yoğun güvenlik önlemleri ile korunduklarını belirten Vugrinec, 'Dört gün kampın dışına çıkamadık. Bizi koruyan silahlı adamlar vardı' dedi.Skorer
Maden Ocağında Göçük: 1 İşçi Can Verdi
ISPARTA'nın Şarkikaraağaç İlçesi'ndeki bir maden ocağında meydana gelen göçükte, üzerine kaya parçaları düşen işçi 36 yaşındaki Mustafa Yaylı yaşamını yitirdi.İlçe merkezine 15 kilometre uzaklıkta, barit çıkartılan maden ocağında saat 13.00 sıralarında göçük meydana geldi. Ocakta çalışan Mustafa Yaylı'nın üzerine kaya parçaları düştü. Ağır yaralanan işçinin yardımına çalışma arkadaşları koştu. İşçiler tarafından üzerindeki kaya parçaları alınan Yaylı, ambulansla Şarkikaraağaç Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Ancak ağır yaralanan Mustafa Yaylı yaşamını yitirdi. Maden ocağında inceleme yapan jandarma bazı işçilerin ifadelerine başvurdu. Maden ocağı sahibinin kardeşi olan 3 çocuk babası Mustafa Yaylı'nın yakınları hastanede sinir krizi geçirdi.Hasan UĞUR | DHA
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Cumhur-başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İranlı mevkidaşı Hasan Ruhani ile Tahran’da görüşmelerinde ele alınan bölgesel sorunlardan bir tanesi, Yemen krizi üzerinde bir mutabakat sağlandığı anlaşılıyor.Yapılan açıklamalara bakılırsa, iki taraf da Yemen’deki çatışmaların bir an önce durması için birlikte çalışmaya karar verdiler. Bunu sağlamak için de ortak bir mekanizma kurulacak. Ateşkesin ardından isyancı Husilerle ülkeden kaçan Cumhurbaşkanı Mansur Hadi arasında müzakerelerin başlaması için çalışılacak.Kimin lehinde?Aslında İran’ın böyle bir çözümü desteklemesi sürpriz değil. İran yetkilileri Yemen’de aktif olarak destekledikleri Husilerin ülkenin geniş bir kesimine hâkim olmalarından sonra, ateşkes ve müzakere çağrıları yapmaya başlamışlardı.
Reklam
Nihat Doğan'ın Tweeti İçin Takipsizlik Kararı
Şarkıcı Nihat Doğan hakkında Mersin'de üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın vahşice öldürülmesinin ardından yazdığı bir tweet nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında takipsizlik kararı verildi.Takipsizlik kararının en başında Nihat Doğan'ın savcılık ifadesine yer verildi. Şarkıcı ifadesinde Özgecan Aslan'ın katledilmesine fazlasıyla üzüldüğünü 14 Şubat 2015 günü bu katliamı lanetleyen birçok mesaj yazdığını belirtti. Doğan, Özgecan'ın katledilmesi ile ilgili 'İdamcezasıgeri' başlıklı bir tag açtığını dile getirdi. Doğan, aynı gün saat 19.03'de 'Bir daha Özgecan Aslan vb.katledilmemesi için elzem olan idam değil rejimin değiştirilip kısasa kısas hükmünün getirilmesidir' ve 19.05'te de'Rabbim Özgecan Aslan kardeşimizin mekanını cennet edip, kederli ailesine sabır versin. Hepisimizin başısağolsun'tweetlerini attığını kaydetti. Aynı gün saat 22.30'da kendisini televizyondan tanıdığı Ahu Sungur'un 'Mini eteği ahlaksızlık olarak görüyorsan survivor da bikinili insanların arasında yarışmayacaksın o zaman' şeklinde tweet gönderdiğini gördüğünü kaydeden Doğan bu tweete karşılık olarak saat 23.22'de kendisinin de Ahu Sungur'u mesaja eklemek suretiyle bu bayana 'Siz de mini eteği giyip soyunup laik sistemin ahlaksızlaştırdığı sapıklar tarafından tacize uğrayınca da bas bas bağırmayacaksınız' şeklinde cevap gönderdiğini dile getirdi. Bu tweetin genele atılan bir tweet olmadığını belirten Doğan, Ahu Sungur'a göndermiş olduğu tweetin bilinmeyen kişilerce üzerinde oynanmak suretiyle değiştirildiğini ve sanki genele gönderilmiş gibi bir algı oluşturulmaya çalışıldığını kaydetti.AHU SUNGUR ŞİKAYETÇİ DEĞİLKararda, savcılığa çağırılan Ahu Sungur'un da ifadesinde şikayet konusu mesajın kendisine atıldığını kabul ettiği kaydedildi. Ahu Sungur'un Nihat Doğan'dan şikayetçi olmadığının altı çizilen takipsizlik kararında bilirkişi olarak dosyanın tevdi edildiği Sezer Kılıç'ın da söz konusu mesajın genele atılan değil Ahu Sungur ile Nihat Doğan arasındaki bir yazışma olduğu yönünde rapor verdiği ifade edildi. Bilirkişi raporu dosyada delil kabul edildi.Tüm mesajları toplayan Savcılık, Nihat Doğan'ın 14 Şubat günü tüm gün boyunca Özgecan Aslan'ın ölümünden duyduğu üzüntüyü belirten birçok mesaj attığını, hatta 'İdamcezasıgeri'başlıklı bir tag açtığını, şikayete konu mesajın Ahu Sungur ile arasında yaşanan özel mesajlaşma olduğunu, kimliği belirsiz kişilerce mesajdaki '@ahusungur1'bölümünün silinerek genele atılmış havası verilmek suretiyle kamuoyunun yanlış yönlendirildiğini belirledi.KARARDA NE DENİLDİ?Takipsizlik kararının son bölümünde şu ifadeler kullanıldı: 'Şüpheli, tanık ifadeleri ve bilirkişi raporuna göre suça konu paylaşımın şüpheli Nihat Doğan ile Ahu Sungur arasında geçtiği , genele atılan bir tweet olmadığı, Ahu Sungur’un da herhangi bir şikayetinin söz konusu olmadığı, genele atılan tweetlerde görüleceği gibi şüphelinin olayın üzüntüsünü belirten paylaşımlarda bulunduğu, Ahu Sungur'a Attığı suça konu paylaşımın daha sonra kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından @ahusungur1 ibaresinin kaldırılarak genele atılmış algısının oluşturulduğu, aslında şüphelinin Ahu Sungur'a cevap olarak suça konu paylaşımı yaptığı tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.' Nazif Karaman, Sabah
10 Yılda 230 Milyar Lira ‘Duman’ Oldu...
Son 10 yılda sigaraya yaklaşık 230 milyar lira harcandı. Geçen yıl sigara içenlerin cebinden sigara için 34,7 milyar lira çıktı.AA muhabirinin Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK) verilerinden derlediği bilgilere göre, sigara tüketimi 2005 ve 2009 yılları arasında 106,7 milyar adet ile 107,8 milyar adet arasında seyretti. Sigara kullanımı, resim ve yazılardan oluşan birleşik uyarı sistemi ve kapalı alanda tütün ürünlerinin yasaklanması kararının ardından son yıllarda düşüş gösterdi ancak sigaraya harcanan para azalmadı.Ülkede 19 Mayıs 2008'de uygulamaya giren ve bir yıl sonra kahvehane, restoran, kafe ve barları da kapsamına alan kapalı alanlardaki sigara yasağı, etkisini 2010'dan itibaren göstermeye başladı. 2009 yılında 107,5 milyar adet sigara tüketilirken, bu rakam 2010 yılında 93,4 milyar adede geriledi. Böylece sadece bir yılda sigara tüketiminde yaşanan düşüş oranı yüzde 15'i aştı.Sigara tüketimi 2011'de bir miktar daha gerileyerek 91,2 milyar adete geriledi ancak 2012'de 99,2 milyar adede kadar yükseldi. Söz konusu rakam 2013'te 91,7 milyar adet, geçen yıl ise 94,7 milyar adet olarak gerçekleşti. Böylece son 10 yılda tüketilen sigara adedi yüzde 12,7 azaldı. Bu dönemde sigaraya harcanan para ise 12,3 milyar liradan, geçen yıl itibarıyla 34,7 milyar liraya çıktı.Milli servet her yıl 'duman' oluyorTürkiye'de 2005-2014 yıllarını kapsayan 10 yıllık dönemde ise sigaraya harcanan para 230 milyar liraya yaklaştı. Adet bazında ise bu dönemde tüketilen sigara adedi, 1 trilyonu aştı.Öte yandan Türkiye İstatistik Kurumu Küresel Yetişkin Tütün Araştırmasına göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki bireylerin yüzde 27'si her gün veya ara sıra tütün kullanıyor. Bu oran erkeklerde yüzde 41,4, kadınlarda ise yüzde 13,1 seviyesinde bulunuyor.İbrahim Yılmaz, AA
Reklam
'IŞİD İçin Savaşan Avrupalıların Yarısı Fransız'
Fransız Senatör Jean- Pierre Sueur, ülkesine, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) safında savaşmak için Irak ve Suriye’ye giden yabancıların sayısına ilişkin önemli bir uyarıda bulundu. Sueur’a göre IŞİD’e katılan Avrupalıların yarısına yakını Fransa vatandaşı.Başkent Paris’te mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yapılan ve 12 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırı sonrası bir dizi yeni terörle mücadele kanunu çıkaran ve gençleri cihada gitmekten caydırmak için sosyal kampanya başlatan Fransa endişe verici bir tabloyla karşı karşıya kaldı.Senatör Jean- Pierre Sueur, 1430’un üzerinde Fransa vatandaşının IŞİD’e katıldığını açıkladı. Bu da IŞİD’e katılan 3 bine yakın Avrupalının yüzde 47’sinin Fransız olduğu anlamına geliyor. Senatör, bu rakamın 2015 sonuna kadar 10 bini bulmasından endişeleniyor.TERÖR ŞÜPHELİLERİNİN SAYISI 4 AYDIR ARTTIDiğer taraftan terör faaliyetleri yürüttükleri şüphesiyle 3 bine yakın kişinin izlemeye alındığını hatırlatan Sueur, şüpheli sayısının Kasım 2014’ten beri yüzde 24 arttığını vurguladı. Sueur’un verdiği bilgilere göre, 152 IŞİD’ci de gözaltında tutuluyor.Bugüne dek 85 Fransa vatandaşının Orta doğuda savaşırken hayatını kaybettiği, 200 kişinin de çatışmalardan kaçıp Fransa’ya döndüğü tahmin ediliyor.Sputnik News
Down Sendromlu Şakir Bu Hale Nasıl Geldi?
ADANA'da down sendromlu 13 yaşındaki Şakir Ethem Bozdoğanlı, rehabilitasyon merkezinden gözleri morarmış, yüzü yaralı halde döndü. Çocuğun ailesi rehabilitasyon merkezi hakkında şikayetçi oldu.Merkez Çukurova İlçesi Karslılar Mahallesi'ndeki bir rehabilitasyon merkezine 2 yıldır devam eden down sendromlu Şakir Ethem Bozdoğanlı, iddiaya göre akşam eve gözleri morarmış ve yüzü yaralı halde servis ile bırakıldı. Oğlunu bu halde gören baba 52 yaşındaki Celal Bozdoğanlı, Çukurova Dr. Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne götürdü. Yüzündeki yaralar tedavi edilen oğlunun bu hale nasıl geldiğini bilmediğini belirten baba Bozdoğanlı, hastane polisine darp iddiasıyla şikayetçi oldu.Oğlunun ayakta durmakta güçlük çektiğini belirten baba Bozdoğanlı, 'Çocuk kendini bu duruma getiriyorsa bile merkezin görevlileri yok mu? Yok dövülüyorsa oradaki yetkililer hakkında şikayetçiyim' dedi.Gökhan KESKİNCİ/ADANA, (DHA)
Reklam
Çığ Düştü 11 Saat Mahsur Kaldılar
Van - Bahçesaray karayoluna dün düşen çığ nedeniyle onlarca araç ve içindeki yolcular 11 saat süreyle mahsur kaldı. Bazıları tehlikelere aldırış etmeden çığ kütlesinin üzerinden karşı tarafa yürüyerek geçip, araçlarla yoluna devam ederken, gecenin geç saatlerine kadar bekleyenler ise küreklerle ekiplere yardım etmeye çalıştı.Yolunun sık sık kardan kapanmasıyla gündeme gelen Van’ın Bahçesaray İlçesi’nin yolu bu kez dün saat 13.00’de düşen çığ nedeniyle saatlerce kapalı kaldı. Van- Bahçesaray karayolunun 50’nci kilometresindeki virajlar mevkiine düşen çığ, yolun yaklaşık 50 metrelik kısımını kapattı. Tonlarca kar kütlesi Van’dan Bahçesaray’a, Bahçesaray’dan Van’a giden onlarca araç ve içersindeki yolcuları mahsur bıraktı. Vatandaşların da desteğiyle kar kütleleri, ancak gece saat 24.00 sıralarında tam olarak temizlenebildi. Bu süre içerisinde bölgede bekleyen yaklaşık 100 kişi, büyük sıkıntılar yaşadı.
Beşiktaş Vodafone Arena'nın Açılışını Chelsea ile Yapacak
Beşiktaş, yeni sezonda maçlarını oynamayı planladığı Vodafone Arena'da tarihi bir açılış töreni düzenlemeyi planlıyorBir süredir dünyanın önde gelen kulüpleri ile görüşme halinde olan Fikret Orman ve ekibi, İngiliz devi Chelsea ile anlaşma sağladı.Demba Ba transferi ve sonrasında kurulan sağlam ilişkilerin ardından Chelsea ile çeşitli transferler için de görüş alışverişinde bulunan Beşiktaş Yönetimi, stat açılışı konusunda prensip anlaşması sağladı.İngilizler’i tarihi tören için Türkiye’ye davet eden yönetim kurulu, olumlu yanıt aldı. Stadın açılış tarihinin belirlenmesinin ardından Jose Mourinho önderliğindeki Maviler’in İstanbul’a geliş proramı da netleşecek.Fanatik
‘Cumhurbaşkanımız O Sistemi İstiyor, Başka Yorum Yapmaya Lüzum Yok’
Başbakanlık Yardımcısı Bülent Arınç, başkanlık sistemine ilişkin 'Böyle bir değişimi nasıl algılıyorsunuz' sorusunu 'Cumhurbaşkanımız o sistemi istiyor ve bunu her vesileyle dile  getiriyor. Bu yüzden başka yorum yapmaya lüzum yok' şeklinde yanıtladı. Arınç'ın Basın Müşavirliğinden yapılan açıklamaya göre Bülent Arınç,  Türkiye'nin G-20 dönem başkanlığı bağlamında Newsweek dergisine röportaj verdi.AK Parti'nin kimliğine ilişkin bir soru üzerine Arınç, kurulduğunda  tüzükte partiyi 'muhafazakar demokrat' olarak tanımladıklarını vurgulayarak, 'Kendimizi ne solcu ne de sağcı olarak gördük. Bizce muhafazakarlık, toplumun  değerlerini korumak ve bunlara saygı göstermek, demokratlık da herkesin  arzuladığı şekilde demokratik kriterleri yerine getirmek ve demokrasinin devamını  sağlamak anlamına geliyor' değerlendirmesinde bulundu. Kimliklerini böyle dile getirmelerinin, Türk kamuoyunca da takdir  edildiğine yönelik inancını dile getiren Arınç, bu tanımı herkesin uygun  gördüğünü söyledi. Halkın büyük kısmının kültürel, dini, milli ve ailevi  değerlere saygı gösterdiğini aktaran Arınç, ahlak ve onur gibi kavramların Türk  toplumu için önemli olduğunu belirtti. Arınç, muhafazakarlık kavramının bütün bunları kapsadığına işaret  ederek, 'Bu değerleri koruduğumuzu gören Türk kamuoyu bizi seçti. Demokrasi ortak  zeminimizdir. Hem Türkiye hem de Batı'da bazıları bizi yanlış tanımlıyor. Biz  dini yahut İslamcı bir parti değiliz. İnsanlar, partinin başındaki bazı dindar  kişileri emsal göstererek bu tip iddialarda bulunuyor. Dindar kişilerin her  partide siyasetle ilgilenebileceğine inanıyoruz' şeklindeki görüşlerini paylaştı.  'Gayrisafi milli hasılayı 1 trilyon doların üzerine çıkarma hedefi' AK Parti'nin iktidarda kalması durumunda 8-10 yıl içinde nasıl bir  Türkiye beklenmesi gerektiğine ilişkin soru üzerine Arınç, 2023 hedeflerinin  genel olarak mali bir plana dayanarak değerlendirilmesinin uygunluğunu anlattı. Arınç, 2002'de 22 milyar dolar olan ihracatın 160 milyar dolara  çıktığını, bu rakamı 2023'e kadar 500 milyar dolara ulaştırmayı hedeflediklerini,  bu yüzden buna göre bir mali plan tasarladıklarını söyledi. Türkiye'nin gayrisafi milli hasılasını 1 trilyon doların üzerine  çıkarmayı planladıklarına işaret eden Arınç, 'Bu hedeflere ulaşacağımızdan  eminiz. Bundan eminiz, çünkü ülke çok kötü bir durumdayken hükümeti devraldık ve  bugünkü başarıyı yakaladık. Şimdi çok iyi bir konumdayız ve bunu daha da ileriye  götüreceğimize inanıyoruz' ifadesini kullandı. Arınç, birçok yıldan sonra ilk defa Türkiye'de tek haneli işsizlik  oranlarına şahit olunduğunun, 2023'e kadar işsizlik oranını yüzde 5'e veya daha  aza indirmeyi hedeflediklerinin altını çizdi. 'Bu çelişkiden biz sorumlu değiliz' Başkanlık sistemine ilişkin 'Böyle bir değişimi nasıl algılıyorsunuz'  sorusunu Arınç, 'Cumhurbaşkanımız o sistemi istiyor ve bunu her vesileyle dile  getiriyor. Bu yüzden başka yorum yapmaya lüzum yok. Türk kamuoyu bizim için oy  verirse ve partimiz daha fazla sandalye elde ederse sözümüzü yerine getireceğiz:  Yeni, çağdaş, sivil ve demokratik bir anayasa' şeklinde yanıtladı. Arınç, yeni bir anayasa tasarlarken Türkiye için en iyi sistemi  araştırdıklarını belirterek, 'Anayasayı Meclis'te uzlaşmaya dayalı şekilde  hazırlamak istiyoruz. Aslında Türkiye'de ilk kez bir cumhurbaşkanı doğrudan halk  tarafından seçildi. Cumhurbaşkanı ilk turda halk tarafından seçildi ama Meclis  tarafından seçilen önceki cumhurbaşkanlarıyla aynı hak ve yetkilere sahip. Bu  çelişkiden biz sorumlu değiliz. Yeni anayasada bu konuyla ilgili düzenlemeler  yapacağız' ifadelerini kullandı.  'AB'nin kurulmasının asıl gayesi ne' 'Türkiye'nin AK Parti yönetiminde Avrupa değerleri ve ideallerine  uygun olmadığını' söyleyen Avrupalı gözlemcilere cevabının sorulması üzerine  Arınç, bunun her zaman tartışma konusu olduğunu kaydetti. Arınç, yeni Türkiye değerlerinin AB ile uyumlu olup olmadığına ilişkin  eleştirel soruları sıkça duyduklarını bildirdi. Bunun, Türkiye'nin AB üyeliği  hususunda istekli olmayanların iddiası olduğuna dikkati çeken Arınç, şu  değerlendirmeyi yaptı: 'Bize, 'Siz Müslümansınız ve bu bir Hristiyan kulübü, öyleyse neden  buradasınız' diyorlar. Biz de şöyle cevap veriyoruz: 'Demokrasi ve hukukun  üstünlüğüne inandığınızı biliyoruz. Farklılıkların bir arada olabileceği ve  demokratik değerlerin sürdürülebileceği gerçeğinin farkındasınız. Bu yüzden AB'ye  katılmak istiyoruz. Eğer bunlar geçerli değilse AB'nin kurulmasının asıl gayesi  neydi? Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine rezerv koyan Almanya, Fransa ve Güney  Kıbrıs Rum Yönetimi gibi sadece bir avuç ülke var. Tüm itirazları tamamen siyaset  ve iç politikalarla bağlantılı. Hepimiz Yunanistan'daki durumun farkındayız. İzlanda kısa süre önce  adaylığını geri çekti. Norveç ve İsviçre üye devletler değil. AB'nin önemli  sorunları var. Onlara, 'Türkiye AB için yük olmayacak, AB'nin yükünü  paylaşacağız' diyoruz.' 'AB adil olmalıdır' Arınç, 2005'ten bu yana AB ile yürütülen müzakerelerde önlerine  sürekli engeller konulduğuna işaret ederek, bunun sonucunda Türkiye'de AB'yi  destekleyenlerin sayısının azaldığını anlattı. AB'nin hukuk ve demokrasi standartlarında öncü olduğunu, Türkiye'nin  de bu standartları yakalamayı hedeflediğini bildiren Arınç, 'Ancak AB adil  olmalıdır. Eğer AB bu yaklaşımı göstermezse o zaman Türkiye AB'nin ön yargılı  olduğuna hükmedecektir' ifadesine yer verdi. 'Bir gün AB üyesi de olacağız' 'Türkiye'de 2002'den beri uygulanan yönetim modelinin Arap  ülkelerindeki sıradan vatandaşın hoşuna gittiğini düşünüyor musunuz? Eğer öyleyse  neden bu model taklit edilmedi' şeklindeki soruya Arınç, 'Çoğunluğu Müslüman olan  nüfusuyla Türkiye'nin, demokratik ve laik bir devlet olduğu kesin ayrıca iyi bir  model olduğuna inanıyoruz. Bu model kabul görseydi bundan mutlu olurduk. Bazı  ülkeler reformlar yapabilir ve bu tarz bir modeli benimseyebilir. Yine de bunu  ihraç etmek gibi bir niyetimiz yok' yanıtını verdi. Arınç, iyi bir model olduklarını, ülkenin iyi yönetildiğini ve  başarıyı yakaladıklarını ifade ederek, şunları kaydetti: 'Bir gün AB üyesi de olacağız. Dahası, İslam ülkelerinin çoğu  Türkiye'yi kendileri için bir model ve bir temsilci olarak kabul ediyor. Arap Baharı yahut dışarıda gözlemlenen diğer olaylar meydana  geldikleri ülkelere mahsustur. Sosyal yapıları ve rejimleriyle ilgilidir.  Başarılı olup olmadıkları kendi toplumları açısından değerlendirilmelidir. Bunlar  Türkiye'deki olaylarla benzer değildir ve ülkemiz bu olaylar karşısında  tarafsızdır. Başka bir deyişle bu ülkelerin başarılı olup olmadıkları kendi iç  yapılarıyla alakalıdır. Bunların bizimle ilgisi yoktur. Biz demokrasiyi her şeyden önde tutarız ve bundan başka bir modele  destek vermeyiz. Bir örnek vermek isterim: Bir siyasetçi olarak kapatılan dört  partide hizmet verdim.  Ancak AK Parti açtığımız yolda ilerledi ve halkın  oylarıyla iktidara geldi. Seçimler dışında başka araçlarla iktidara gelinmesini  onaylayamayız. Halka fikirlerimizi şiddetle yahut zorla empoze etmeyi  asla  düşünmedik.' Arınç, milli irade ve katılım anlayışını barındıran demokrasinin tek  istikametleri olduğunun altını çizerek, bu sayede 13 yıldır güçlü bir iktidar  partisi şeklinde yollarına devam ettiklerini aktardı. 'Demirtaş'ın açıklamaları son derece yanlış' Çözüm süreci ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın 'AK  Parti'ye güvenmedikleri' yönündeki açıklamalarına ilişkin soru üzerine Arınç, şu  görüşlerini dile getirdi: 'Demirtaş'ın açıklamaları son derece yanlış ve ben bunları  eleştirmiştim. Uzlaşma sürecinde iş birliği yapacaksak birbirimize güvenmeliyiz.  Hükümete güvenmediğini söylersen o zaman bu, bizi kandırıyorsun demektir. Ama ben  HDP'ye inanmak zorundayım. Bu süreçte iş birliği yapacaksak başka bir seçeneğimiz  yok. İkinci olarak oyların yüzde 50'sini almış bir partiyiz. Bu, iki  kişiden biri bize güveniyor demektir ve bize büyük bir sorumluluk yüklemektedir.  Türkiye için bu kronik sorunu yalnızca AK Parti çözebilir. 12 yıldır  başarılarımız Türkiye için bir mucize gibi olduğundan hem Türk hem Kürt halkı  buna inanıyor. Ayrıca terörün kökü kazınırsa Türkiye daha güçlü olacaktır, milli  dayanışma ve kardeşlik kuvvetlenecektir.' Arınç, AK Parti'nin, Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde ilk sırada  yer aldığını anımsatarak, 'AK Parti ve HDP dışında başka başarılı parti yok. CHP  ve MHP oralarda oy alamıyor. Kürt halkı bize, HDP'ye güvendiğinden daha fazla  güveniyor. Dahası Kürt nüfusun az olduğu bölgelerde de her zaman lider parti  olduk. Bu yüzden halkımız, icraatlarımızın doğru olduğuna ve Türkiye'nin bu  kronik sorununun bizim liderliğimizde çözüleceğine inanıyor' değerlendirmesine  yer verdi. Arınç, bu sürecin, HDP'ye bakılmaksızın olumlu şekilde sonuçlanacağını  belirterek, buna inandıklarını bildirdi. 'Hükümetimiz Kürt halkını ve dilini tanıdı'  Kürt halkının kendilerine güvendiğinin altını çizen Arınç, şu  ifadeleri kaydetti: 'Çünkü Hükümetimiz iktidara gelmeden önce Türkiye'de onların varlığı  reddediliyordu. Kürtçe dil olarak kabul edilmiyordu. Kürtçe konuşmak veya kitap  yazmak, Kürtçe şarkı söylemek veya albüm yapmak yasaktı. Hatta annelerin  hapishanede çocuklarıyla Kürtçe konuşması bile yasaktı. Başka örnekler de  verebiliriz... Hükümetimiz Kürt halkını ve dilini tanıdı. Bizim dönemimizde kendi  dillerinde konuşmaları ve yazmalarına izin verildi. Kürt diline saygı duyuyoruz,  televizyon kanalları, kurslar açtık ve Kürtçe eğitime imkan verdik. Anayasa'da  belirtilen bütün hakların korunmasını sağladık. Bütün bunları insan hakları  kapsamında görüyoruz.' Arınç, Anayasa'da değişiklik yaptıklarını ve yeni yasalar  getirdiklerini anlatarak, hükümetin idari kararlarının, Kürt halkının gündelik  hayatını geliştirdiğini ve huzuru sağladığını bildirdi. Bütün sözleri tuttuklarını ve 6 demokratikleşme paketi çıkardıklarını  hatırlatan Arınç, bu yüzden Kürt halkının, AK Parti'nin, HDP'den daha samimi,  içten ve sözlerine bağlı olduğunu bildiğini vurguladı. 'Hizmet vermediğim makam yok' Siyasetçi olarak nasıl hatırlanmak istendiğine ilişkin soru üzerine  Arınç, 'Biz siyasetçiler, iyi bir itibarımız olursa ve arkamızda güzel anılar  bırakırsak mutlu oluruz' görüşünü paylaştı. Arınç, 40 yıldan uzun bir süredir siyasetin içinde, 20 yıldır da  TBMM'de yer aldığına işaret ederek, grup başkanı, grup başkanvekili, komisyon  üyesi ve milletvekili olduğunu ifade eden Arınç, şu görüşleri açıkladı:  'Hizmet vermediğim makam yok. Beş yıl meclis başkanlığı yaptım ve 6  yıldır hükümet üyesiyim. Her zaman prensiplerime bağlı kaldım ve dürüst siyaset  yapmaya çalıştım. Her konuşmamın arkasındayım. Her zaman neye inandıysam veya  güvendiysem onu söyledim ve yaptım. Ayrılırken insanların şöyle söylediğini  duymaktan mutlu olurum. 'Dürüst, iyi bir insandı. Haksız kazanç sağlamadı veya  haksız yere başkalarını kayırmadı'. Bu şekilde hatırlanmak isterim. Haksız  kazancı veya siyasetten gelir sağlamayı asla hedeflemedim. Maaşımdan başka  gelirim yok. En önemli mirasım büyük ihtimalle 'ilkeli, cesur, kararlı ve dürüst  siyasetçi' namım olacaktır.'AA
True Detective'in İkinci Sezonundan Tadımlık Fragman
HBO'nun son gözde dizisi True Detective, başarılı bir ilk sezonun ardından yeni sezonda farklı bir kadroyla yola devam edeceğini duyurmuştu. Collin Farrel, Vince Vaughn ve Rachel Mcadams'lı ikinci sezondan taze bir fragman yayınlandı.Spoiler mağduru olmak istemeyenlere ikinci sezonun 21 Haziran'da başlayacağını hatırlatalım.
Reklam