AP'nin Türkiye Raporu Oylaması Haziran Ayına Ertelendi
Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye İlerleme Raporu'na ilişkin bugün yapılması beklenen nihai oylaması haziran ayına ertelendi. Hollandalı Sosyal Demokrat Kati Piri tarafından kaleme alınan raporun oylamasının Haziran ayına ertelenmesine karar verildi.
Coşkunöz İşçileri Uyardı: Birliği Bozmayın, İnisiyatifi Bırakmayın!
Direnişleri kırılan Coşkunöz işçileri, ağlayarak fabrikaya girdi. Sonu iyi bitmese de bu altı günde çok şey öğrendiklerini söyleyen Coşkunöz işçileri, direnişin kırılmasına neden olan hataları “diğer fabrikalara ders olsun” diyerek, Evrensel gazetesine anlattı.Patronun “Çalışın” çağrısını reddettikten sonra, fabrika CEO’sunun işçi sözcüleriyle birlikte, direnişte daha geride duran, hatta karşı çıkan takım ve grup liderlerini görüşmeye çağırdığını anlatan işçiler, “İşte hata burada yapıldı. Bizim sözcülerimiz vardı. Grup ve takım liderlerinin görüşmeye katılmasına izin vermemeliydik. Sözcülerimiz de buna izin vermemeliydi. Ama deneyimsizlik bu hatanın önünü açtı. Çözülme de burada başladı” dedi. İşçiler görüşmeyle ilgili olarak temsilcilerden aldıkları bilgileri şöyle aktardı: “Fabrika CEO’su, istenen zammı veremeyeceğini, vermesi halinde fabrikanın kapanacağını söyleyerek “Bu şartlarda çalışmak isteyen elini deyince öğrendiğimiz kadarıyla grup ve takım liderlerinin hepsi elini kaldırmış. Bunun üzerine CEO ‘Herkes ekibini toplasın yarın iş başı yapsın’ demiş. Yani anlayacağınız direnişin en gerisinde olanlar birden karar verici hale geldi.” YALAN HABER BOMBARDIMANIToplantının bitiminde sözcülere neden böyle bir duruma izin verdiklerini sorduklarını söyleyen işçiler, şöyle devam etti: “Niye bize sormadınız dedik ve CEO’nun gelip aşağıda bize konuşmasını istedik. Geldi ve anlattı. Sonra ortalık hareketlenmeye başladı. Grup ve takım liderleri yanlarında çalışan işçileri götürmeye çalıştı. Ama kimse bunu kabul etmedi. Ardından ‘şu kadar kişi direnişi bıraktı’ gibi yalan haberler yayılmaya başlandı.” Böylece kaotik bir ortamın oluştuğunu ifade eden işçiler, bu durumun bir süre sonra toparlandığını ve direniş kararı alındığını ancak grup ve takım liderlerinin bir süre sonra direnişi bölmeyi başardığını söyledi. İşçiler, bölünmenin hemen ardından direnişi bırakan işçi sayısının hızla arttığını ve böylece direnişin kırıldığını kaydetti. Bir başka yanlışın ise direnişi dışarıya ve haberlerini yapan basın ve medya kuruluşlarına kapatmak olduğunu belirten işçiler, “Böylece direniş gelecek destek ve dayanışmaya kapatılmış olundu” dedi. İçeri girmek zorunda olsalar da mücadelenin bitmediğini dile getiren bir işçi, “Şimdi işten atmalar gündeme gelecek. Biz birbirimize bir söz vermiştik. Kimsenin işten atılmasına izin vermeyeceğiz diye. Tamam içeri girmiş olabiliriz ama bu sözümüze sadık kalmalı ve kimsenin işten atılmaması için birliğimizi yeniden kurmalıyız” diye konuştu.(Bursa/Evrensel)
Siyasi Parti Trollerine Karşı Savaş
Bulgaristan’da beş siyasi parti, internet ortamını trollerden temizlemek için mücadele başlattı. Kendi trol faaliyetlerini durdurma kararı alan partiler medyayı da denetime çağırdı.
Ronaldo "Altın Ayakkabı"ya Koşuyor
İspanya Birinci Futbol Ligi (La Liga) ekibi Real Madrid'in Portekizli yıldızı Cristiano Ronaldo, Avrupa liglerinde en çok gol atan oyunculara verilen 'Altın Ayakkabı' ödülünü kariyerinde 4. kez kazanmak için gün sayıyor.Kariyerinde 2007-2008'de Manchester United, 2010-2011 ve 2013-2014'te Real Madrid ile olmak üzere 3 defa 'Altın Ayakkabı' sahibi Ronaldo, bu sezon da 45 golle ödüle en yakın isim olarak dikkati çekiyor.UEFA sıralamasındaki ilk 5 ligde (İspanya, İngiltere, Almanya, İtalya, Portekiz) mücadele eden futbolcuların gol sayılarının ikiyle çarpıldığı Altın Ayakkabı ödülü puanlamasında, Barcelona'nın Arjantinli yıldızı Lionel Messi 41 golle ikinci sırada bulunuyor. İki futbolcuyu 25 golle Manchester City'nin Arjantinli forveti Sergio Agüero takip ediyor.İlk 5 ligin ardından UEFA sıralamasında 21. sıraya kadar olan liglerde top koşturan futbolcuların gol sayılarının 1,5 ile çarpıldığı listede, Avusturya ekibi Salzburg'dan 30 gollü İspanyol Jonathan Soriano dördüncü sırada yer alıyor. Listenin beşinci sırasını ise 22'şer golle Barcelona'dan Brezilyalı Neymar ve Atletico Madrid'ten Fransız Antoine Griezmann paylaşıyor.
Hayatı Survivor Gibi Yaşasaydık
Survivor yarışmacıları gibi davransak, hayat nasıl olurdu? Hasan gibi kibar olsak, Turabi gibi özlü sözler söylesek, Hilmicem gibi tespit yapsak, Merve gibi tatlı krizine girsek?Kanala abone olmayı unutmayın; http://goo.gl/GqbPm6Sosyal Medya Hesaplarımız:https://www.facebook.com/enesvetolgatwitter.com/enesvetolga
Reklam
‘Cahil misin Müfteri mi? Çamur musun Münafık mı?’
Bozüyük'ten sonra geldiği Bilecik'te Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen mitingde halka hitap eden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Davutoğlu'na 'Cahil misin müfteri mi? Çamur musun münafık mı? Sayın Davutoğlu sen kimsin? Bu desteksiz atışları, bu yalan dolanı sana kimler öğretti?' dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 7 Haziran seçimlerinin önemli olduğunu hatırlatarak, 'Şartlar ne olursa olsun Türkiye'nin böyle bir geçitte mutlaka milli irade etkin olmalı, temel tercihleriyle ya iktidara devam demeli veyahut da yıkıp atmalı' dedi.Bozüyük'te MHP seçim bürosu önünde toplanan kalabalığa hitap eden Devlet Bahçeli, önümzdeki seçimlerin milletin geleceğini belirleyeceğini söyledi. Bahçeli konuşmasıın şöyle sürdürdü:'Bu seçimler bir yol ayrımıdır. Bu seçimlerde tercihlerimiz çok sağlam temellere dayalı olarak yapılmalıdır. Bu seçimlere gölge düşürmeden, demokrasi içerisinde geniş bir hoşgörü içerisinde sürdürülmelidir. Ülkemizi 13 yıldır Adalet ve Kalkınma Partisi yönetmektedir. Adalet ve Kalkınma Partisi bu süreç içerisinde önemli hizmetlerde bulunmuş olabilir. Ancak geneli değerlendirdiğimizde Türkiye'yi çok tehlikeli olaylarla karşı karşıya bırakmıştır. Türkiyemiz böyle bir süreçte bir bölünmenin eşiğine getirilmiştir. Oslo süreci diye başlatılan bir ihanet çalışması Türkiye'nin bölünmesini hedefleyen bir çalışma olarak dikkat çekmektedir. O bakımdan bunu hafife almamak gerekir. Türkiye bölünürse çok şeyler olur bu ülkede. Hangi partiden olursak olalım. Hangi partiye gönül verirsek verelim, hepimiz bu milletin aziz evlatları olarak siyasi tercihlerimizi farklı koyabiliriz veya başka partiler içerisinde beğenmediklerimizin yerine siyasi parti kurabiliriz. Ama Türkiye karmakarışık olursa, bin yıllık kardeşliğimiz tehlikeye girerse o zaman da siyasi partiler de anlamını yitirir. Bunun için Türkiye'nin bölünmesini engellemek hepimizin birinci görevi olmalıdır. Eğer bölünmede bugünkü iktidar çözülüm açılım diye, ne üdüğü belirsiz vatandaşa anlatmakta güçlük çekilen konularla ısrar ederse, o zaman Türkiye'de bir iç çatışma kendisini hissettirirse, fazla uzağa bakmaya gerek yok Irak yanımızdadır, Suriye yanımızdadır. Allah muhafaza Türkiye böyle bir konuma düşmemelidir.'TOPLUMSAL YAPIDA TAHRİBAT AÇILDIBahçeli, yolsuzluğun da Türkiye için önemli bir sorun olduğunu söyleyerek 'İkinci önemli konu toplumsal yapımızda büyük bir tahribat açılmıştır. Bu tahribat yolsuzluk olarak kendisini adlandırmıştır. Bu yolsuzluk üzerine çok ciddi gidilmelidir. Buna kumpas, montaj v.s. gibi veya bunlar hükümete karşı hazırlanmış bir darbe gibi algılanarak Türkiye'de bir paralel uydurmasıyla bir takım faaliyetlerin üstü örtülmek istenirse bu toplumsal tahribat önemli sosyal yaralar açabilir. Ve Türkiye'de büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalınabilinir' dedi.SANDIĞA GİDİP, OYLARA SAHİP ÇIKMALIYIZMHP lideri Devlet Bahçeli 7 Haziran seçimlerinin önemsenmesi gerektiğini belirtti. Herkesin sandığa gitmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli şöyle konuştu:'Sosyal ve ekonomik sorunlarımız vardır. Bunların da çözülmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca 7 Haziran seçimlerini önemsemeliyiz. Bu seçimlerde mutlaka sandığa gitmeliyiz. Oylarımızı, tercihlerimizi gönül rahatlığıyla kullanabilmeliyiz. Ama bu yetmiyor. Sandığa da sahip çıkabilmeliyiz. Verilen oylarımıza sahip olmalıyız. Nitekim bugünlerde bakıyorsunuz. Sandıkların güvenliği açısından önemli bir tartışma başlatılıyor. Türkiye'de ilk defa Almanya, Avrupa'nın diğer ülkelerinde orada bulunan vatandaşlarımızın Türkiye'ye gelerek gümrük kapılarında verdikleri şimdi yerinde kullanılabilir hale gelmişken iki olay oradaki konsoloslukların denetiminde yapılan bir oylamada hile ortaya koymuştur. Şimdi Türkiye'de de buna benzer olaylar tartışılıyor, konuşuluyor. Seçim acaba güvenlik içerisinde yapılabilinir mi? Seçimlerde önemli olaylar olabilir mi? Bunar tartışılır hale geliyor. Bunlar bizi sandığa gitmemizde caydırmamalı. Şartlar ne olursa olsun Türkiye'nin böyle bir geçitte mutlaka milli irade etkin olmalı, temel tercihleriyle ya iktidara devam demeli veyahut da yıkıp atmalı. Başka bir çare kalmamıştır. Burada bir hassasiyet ortaya koyamadığımız takdirde 8 Haziran'dan sonra büyük bir pişmanlığa düşmemek lazım.''AKP İSTEDİ DİYE YÜRÜYÜŞÜMÜZDEN VAZGEÇMEYİZ'MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Bozüyük'ten sonra geldiği Bilecik'te Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen mitingde halka hitap etti. Yaklaşık 4 bin kişiye hitap eden Bahçeli tarihe, ecdada, şehitlere ve bayrağa sahip çıkmak için yürüdüklerini belirterek şunları söyledi:'Ortak geçmişten gelip ortak geleceği kucaklamak için yürüyoruz. Milli değerler etrafında kenetlenmek için yürüyoruz. Türkiye'nin onurunu yüceltmek, milli birliği, milli kimliği, üniter milli devleti müdafaa için yürüyor, yürüyor, yürüyoruz. Durmuyoruz, duraklamıyoruz, dinlenmiyoruz, geri çekilmiyoruz.Yürüyüşümüzden vatansızlar rahatsızdır.Yürüyüşümüzden Türk düşmanları korkmaktadır. Yürüyüşümüzden ecdadımıza katliamcı diyen entrikacılar kaygılanmaktadır. Çünkü bizim yürüyüşümüz Türk milletinin barış, huzur ve kardeşliğine hizmettir. Çünkü bizim yürüyüşümüz Türkiye'nin kurtuluşuna, Türklüğün yükselişine, kuruluş felsefesinin ihyasına kilitlenmiştir. AKP istedi diye yürüyüşümüzden vazgeçmeyiz. Kan kardeşi PKK, siyasi ikizi HDP gocundu diye yolumuzdan dönmeyiz. Çözülme süreci zarar görüyor, batı böyle istiyor, cinayet projeleri şöyle buyuruyor diye ülkülerimizden de asla ayrılmayız. Diyarbakır'da Serok, Bilecik'te Yörük maskesi takan Davutoğlu iyi bilsin ki; biz Milliyetçi Hareket Partisi'yiz. Milliyetçi Hareket Partisi; tavizkar, teslimiyetçi ve tahripkâr zihniyetlere karşı duruşun merkezidir. Biz varken, küresel ayak oyunları amacına ulaşamayacaktır. Biz varken, dayatma, tehdit, açılım, yıkım, çözüm belini doğrultamayacaktır. Biz ayaktayken, ekonomik sömürü, planlanan sosyal ve siyasal felaket sonuç vermeyecektir.''TÜRKİYE KÖTÜRÜM BİR İKTİDARIN ELİNDE'Konuşmasında Başbakan Ahmet Davutoğlu'na yüklenen MHP Lideri Bahçeli şöyle devam etti:'Türkiye kötürüm bir iktidarın elindedir. Başbakan vesayet altında, bakanları uzaktan kumandalıdır. Bugün ülkemizde her şey birbirine karışmıştır. Doğru ile yanlış yer değiştirmiştir. Davutoğlu tezvirat ve dedikoduyla siyaset yapılacağını zannetmektedir. AKP'nin vizyonu yoktur. Heyecanı yoktur. Geleceği yoktur. Adaleti yoktur. Ahlakı yoktur. İzanı yoktur. Kökü ve kimliği yoktur. Milli ve manevi değerleri sıfırı tüketmiştir. AKP yok hükmündedir. AKP lafta iktidardır, gerçekte ise iktidarsızlığın pençesindedir. Tek adamlık planları yapan Erdoğan, AKP'yi hücrelerine kadar elinde tutmaktadır. Erdoğan AKP'nin fiili eş genel başkanı olarak paralel ve korsan mitinglerle yasa ve Anayasa'yı açıktan çiğnemektedir. Hukuk devre dışıdır. Tarafsızlık saha dışındadır. Şeref ve namus üstüne edilen yeminler gündem dışıdır. Devlet terbiyesi, devlet umuru kenardadır. 'Alışılmış Cumhurbaşkanı olmayacağım' diyen Erdoğan, yıkım ve parçalanmanın alıştırmalarını alışık olduğu yöntemlerle icra ve ifa etmektedir. Maksadı başkanlık sistemine geçebilmek için AKP'ye oy toplamaktır. Amacı PKK ve HDP'yle yeni Anayasa yazmak, yeni Türkiye isimli yıkımın temellerini kazmaktır. Bilecik oynanan rezil oyunu görmektedir.''HARAMZADELER'Bilecik'in işsiz ve gelirsiz olduğunu ifade eden Bahçeli, 'Fakat haramzadeler Ankara'ya 1 milyar 370 milyon lira değerinde bin yüz elli odalı kaçak ve karanlık saray yaptırmıştır. Bilecik, 'Çiftçinin hali ne olacak, hayat pahalılığı ne zaman bitecek' merakındadır; 17-25 Aralıkçılar hazineyi hortumlamakla meşguldür. Erdoğan ve Davutoğlu ise asgari ücreti yok mu arttıran diye bağırmakta, bizim teklifimizi alaya almaktadır. İşsizler iş kaygısındadır, Erdoğan ise 'İş beğendiremiyoruz, Vietnam'dan şoför getiriyoruz' mazeretine sığınmaktadır' dedi.DAVUTOĞLU'NA SÜLEYMAN ŞAH ELEŞTİRİSİMHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun 15 Mayıs'ta Bilecek'e geldiğini anımsatarak, 'Davutoğlu şaşkın, şuursuz, ufuksuz, yönsüz ve dengesizdir. Bildiğiniz gibi bu saray hafiyesi, bu saray tebaası 15 Mayıs'ta buraya gelmiştir. Ve Bilecik'e Süleyman Şah'tan selam getirdiğini söylemiştir. Sayın Davutoğlu bu neyin selamıdır? Süleyman Şah Türbesini bırakıp kaçmanın mı selamıdır? Saygı Karakolu'nu bombalamanın mı selamıdır? Vatan topraklarını peşkeş çekmenin mi selamıdır?Bu selam neyin nesidir? Süleyman Şah'ın bedduasını alanların, selam getirmesi kara mizahtır. Davutoğlu 25 Ocak 2015 günü, Diyarbakır'da Kobani'yi selamlıyor, Kobanililerin alnından öpüyor, Kobani'yi tarihi emanet olarak görüyordu. Kürtçe'yi Türkçe kadar öğrenmekten bahsediyordu. Serok Ahmet olmakla övünüyordu. Şimdi bu Davutoğlu Süleyman Şah'tan selam getiriyor. Ancak geçmişte Kandil'i selamlarken aklına Süleyman Şah gelmiyordu. Aziz ecdadımızın kemiklerini sandıklara koyup evden eve nakliye araçlarına koyarken, Ertuğrul Gazi'nin muhterem babasına hürmet etmiyordu. Davutoğlu tükenmiş, dağılmış, sarayda omurga kaybı yaşamış bir siyasetçi olarak tarihe şimdiden geçmiştir. Şeyh Edebali'nin huzuruna çıkıp, siyaseti bu aziz büyüğümüzün ahlakıyla yapacağını kendi kendine mırıldanması ise baştan ayağa yalan ve ucuz istismardır. Davutoğlu AKP'deki düşüşü gördükçe şoka girmekte, siyasi felç geçirmektedir. Zira 7 Haziran akşamı defteri dürülecektir' dedi.'CAHİL MİSİN MÜFTERİ Mİ? ÇAMUR MUSUN MÜNAFIK MI?'Başbakan Davutoğlu'nun Yozgat'taki konuşmasında, 28 Şubat döneminde başörtüsü yasağının geldiğini ifade ettiğini söyleyerek şöyle devam etti:'Zulmün diz boyu olduğunu söylemiş, iktidarda da bizim bulunduğumuzu hayasızca ileri sürmüştür. Merhum Menderes asılırken MHP neredeydi diyen Davutoğlu bir kez daha mayına basmış, ters köşeye yatmıştır. Bilecik'ten Davutoğlu'na çağrıda bulunuyorum: Eğer 28 Şubat sürecinde MHP'nin iktidarda olduğunu ispat etmezsen namertsin. Eğer 28 Şubat'ta MHP'nin sorumluluk üstlendiğini hemen, çok acil somut delilleriyle ortaya çıkaramazsan siyasi şeref yoksunu olmaktan kurtulamayacaksın. Davutoğlu haberin olsun, yine çuvalladın, yine yaş tahtaya bastın. Cahil misin müfteri mi? Çamur musun münafık mı? Sayın Davutoğlu sen kimsin? Bu desteksiz atışları, bu yalan dolanı sana kimler öğretti? Milliyetçi Hareket'i 28 Şubat'ta iktidarda göstermek en hafif tabirle Türk milletine küfür, maneviyata saplanan zehirli hançerdir. 12 Eylül'ün gölgesinde palazlanan, darbelerin yan ürünü olan Davutoğlu ve zihniyeti değil midir? 28 Şubat'ın beşiğinde sallanan, kundağında pışpışlanan Davutoğlu ve zihniyeti değil midir? Yalancı bir şahıstan Başbakan olur mu? Paralel dediklerinin elinden tutup devlete yerleştiren, sonra da dönüp darbe yapıyorlar, inlerine gireceğiz diyen çürümüş bir anlayıştan bu ülkeye, bu millete hayır gelir mi? Davutoğlu bilesin ki, iki yanlıştan bir doğru çıkmaz. Ne var ki dört rüşvetçiden Yüce Divan çıkar ve adaletin şamarı kafanıza iner, çok yakında da arka arkaya inecektir.'Devlet Bahçeli, Türkiye'nin MHP iktidarıyla, milli varlığına, tarihi misyonuna sahip çıkarak bugün içinde bulunduğu ataletten kurtulacağını söyleyeerk ' Ülkemizi 2023'de bölgesel güç ve küresel aktör, 2053'te de küresel güç mertebesine çıkaracağız. Hedeflerimiz büyük, ülkülerimiz berrak ve herkesi kapsamaktadır. Kaynaklarını hesaplayarak açıkladığımız plan ve projelerimiz bir yönüyle iktidar programıdır' dedi.DHA
Google Search Console Duyuruldu
Webmasterların uğrak noktası Google Webmaster Tools yenilendi. Sistemin yeni adı Search Console olacak.İnternet dünyasının en büyük sitelerinden olan Google, sürekli yeniçalışmalar ile karşımıza çıkıyor. Bir süredir Android cephesindeki çalışmalarını yoğun olarak sürdüren şirket, şimdi de internet tarafında küçük ve etkili bir adım attı.Google'ın web sitesi yönetenler için sunduğu Webmaster Tools, yeni adı ile artık çok daha geniş bir kitleyi hedefliyor. Artık Search Console adı ile kullanılacak Webmaster Tools'ta önemli değişiklikler olmadı. Peki, sistemin ismi neden değişti?Google'ın bu durum için basit ve etkili bir açıklaması mevcut. Belirtilene göre Webmaster Tools ismi, sistemin sadece webmaster mesleğine sahip olanlar tarafından kullanılıyormuş gibi görünmesine neden oluyor. Ancak sistem, farklı mesleklerden olup web sitesi yöneten her kullanıcıya açık. Bu nedenle sistemin herkese hitap etmesi için Search Console ismi tercih edilmiş. Sistemde isim değişikliği dışında, başka önemli bir gelişme olmadı.
Reklam
Türkiye'deki En Popüler 10 YouTube Kanalı
etiket
YouTube Türkiye'de en popüler özel kanalların toplam izlenme sayıları yüz milyonları geçiyor. Socialbakers verilerinden derlenen listenin ilk onunda yer bulan özel kanallar şu şekilde sıralanıyor:
Yeni Zelanda, Hayvanların İnsanlar Gibi Duygusal Varlıklar Olduğunu Yasalaştırdı
Ulusal Hayvan Etiği Danışma Kurulu üyesi Dr. Virginia Williams yeni yasa değişikliğini şöyle açıklıyor:“Hayvanların da acı, stres, mutluluk, huzur, heyecan gibi negatif ve pozitif duyguları barındırdığı, hayatlarını bu şekilde devam ettirdiği açıkça söylenebilir. Bu konuya açıklık getirmek, hayvan haklarını iyi bir konuma getirmek için yapılacak çalışmaların daha da olumlu yönde ilerleyeceğini gösteriyor.
Selahattin Demirtaş'ın Bir Günü
Bazen bir gün içerisinde 2- 3 ilde konuşan liderler mitinglere nasıl hazırlanıyor? Kanal D haberden Özgen Bingöl ile kameraman Barış Tan o liderlerden biri HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın bir gününü ekrana taşıdı.
Reklam
Palalı Saldırgandan Tanık Polis Memuruna: 'DHKP-C ile Bir Alakan Var mı?'
Gezi Parkı eylemleri sırasında Beyoğlu'nda protestoculara pala ile saldıran Sabri Çelebi'nin duruşmasında tanık polis memuru dinlendi. Tansiyonun yüksek geçtiği duruşmada Çelebi, kendisinin eylemcilere saldırdığını, bir polis müdürünü de elinden yaraladığını anlatan tanık polis memurunu 'DHKP-C'li olmakla' suçladı. Çelebi'nin avukatı da salondan ifadesinin ardından salondan çıkan polise, 'Seninle özel uğraşacağım' dedi. Duruşmada avukatların arasında da tartışma yaşandı.Gezi Parkı olayları sırasında Beyoğlu Talimhane’de eylemcilere pala ve sopa ile saldıran olayı engellemeye çalışan müşteki polis memurlarına da direndikleri iddia edilen aralarında Sabri Çelebi’nin de bulunduğu 4 kişi hakkında “kasten yaralama ve görevi yaptırmamak için direnme' suçlarından 27 yıla kadar hapis istemiyle açılan davaya devam edildi.İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Sabri Çelebi ile müşteki ve sanık avukatları hazır bulundu.“Çelebi’nin elinde pala, yanındakilerin elinde beyzbol sopası vardı'Duruşmada Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Ramazan Eken tanık olarak dinlendi. Olay günü Divan Otel önünde Çevik Kuvvet Müdürü Kayhan Şahan’la birlikte olduğunu söyledi.Tanık polis Eken ifadesinde, “Bir ara imdat sesi duyunca müdürümüz Kayhan Şahan, ben ve Ahmet Yeşilkaya olay yerine gittik. İki grup birbirine saldırıyordu. Gezi eylemcileri masa üzerindeki eşyaları ve sandalyeleri atıyorlardı. Huzurdaki sanık Sabri Çelebi’nin elinde pala vardı. Sanığın yanındaki diğer kişilerin elinde ise beyzbol sopasına benzer aletler vardı. Birbirlerine saldırıyorlardı. Biz araya girdik' diye konuştu.“Sabri Çelebi’nin doğrudan müdürümüze saldırdığı aşikardır'Kendisinin olay yerinde elinde sopa olan kişileri engellemeye çalıştığını belirten tanık Eken, “Ben ellerindeki sopaları aldım, etkisiz hale getirdim. Müdürümüz Kayhan Şahan sanık Çelebi ile ilgileniyordu. Bu arada müdürümüz elinden yaralandı. Biz arada kaldığımız için Gezi eylemcileri tarafından atılan sandalye ve masa üzerindeki eşyalara maruz kaldık. Gezi eylemcilerinin hedefi doğrudan biz polisler değildik. Eylemcilerin hedefi Sabri Çelebi ve yanındakilerdi. Müdürümüz elinden yaralanmıştı. Bu fırsatla sanıkları olay yerinden uzaklaştırdık. Olaylar sırasında bir Gezi eylemcisinin Sabri Çelebi tarafından boğazı kesilerek yaralandığını gördüm. Buraya 100 kişiyi dizin ben yaralı olan eylemciyi buradan seçerim. Sabri Çelebi’nin doğrudan müdürümüze saldırdığı aşikardır. Ben diğer sopalılarla uğraşırken sanık Çelebi elindeki palayı sağa sola savuruyordu' şeklinde konuştu.“Tanık yemini ettin yalan söyleme'Tanık polis memuru ifade verirken taraf avukatları arasında sözlü tartışma yaşandı. Sanık Çelebi’nin avukatı Turan Öner tanık polisin yalan ifadeler verdiğini öne sürdü. Avukat Öner tanığa “Sen hazırlıklı gelmişsin zaten. Yazık. Tanık yemini ettin burada. Yalan söyleme' dedi. Bunun üzerine tanık Eken, Çelebi’nin avukatına, “O Allah’la benim aramda olan bir şey' şeklinde konuştu.Çelebi’den polis memuruna: “DHKP-C ile bir alakan var mı?'Tanık Eken’in ifade verdiği kürsünün arkasında oturan sanık Çelebi, tanığa “Senin DHKP-C ile bir alakan var mı?' dedi. Hakim Fatma Şeker, Çelebi’nin bu sözünü duymayınca müşteki avukatı Hacer Yılmaz ile Çelebi’nin avukatı Turan Öner arasında tartışma yaşandı. Avukat Öner, Çelebi’nin böyle bir söz söylemediğini savunurken avukat Yılmaz, Çelebi’nin sözünün duruşma zaptına geçmesini isterken, duruşma salonunda bulunan diğer avukatlar ve gazeteciler tarafından Çelebi’nin sözünün duyulduğunu söyledi. Avukat Turan Öner, “DHKP-C müvekkilimi her gün ölümle tehdit ediyor. Ne yaptıklarını adliyede gördük zaten' dedi.
"Ferhat'a Mini Cooper mı Gönderdik?"
23 Mayıs'ta koltuğu devredecek olan başkan Duygun Yarsuvat, genel kurul öncesi bir veda konuşması yaptı ve çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yarsuvat, başkanlık seçiminden, şampiyonluk yarışına kadar birçok konuya değinirken, tartışmalı Gençlerbirliği maçıyla ilgili de net ifadeler kullandı.Sözlerine Galatasaray'da birçok şeyi başardığını söyleyerek başlayan Yarsuvat, şöyle konuştu:'Şampiyon olmadan konuşmak doğru değil''Söz verdiğim şeyleri gerçekleştirdiğim için çok mutluyum. Atatürk sayesinde sizler varsınız, bizler varız. Şampiyon olmadan kimsenin konuşmasını doğru bulmuyorum. Ali Sami Yen'in Galatasaray'ı kurarken büyük avantajı vardı. Galatasaray'ı yabancı takımları yenmek amacıyla kurmuştu. Ali Sami Yen, diğer kulüplerin kurulmasında da öncü olmuştur. Ben başkanlık yarışına girmiş değilim. ''Kime oy vereceğimi söylemem normal''GS TV, 3 başkan adayına da bütün kapılarını açmıştır. Herkese eşti esafede kaldı. Artık başkan değilim. 2 gün sonra sıradan bir adamım. Kime oy vereceğimi neden söylemeyeyim ki? Üstelik başkan yardımcım. Benim bir tane oyum var. Ben Cumhurbaşkanı değilim, tarafsız olma zorunluluğum yok. Tüzükte de yok bu. Dursun Özbek benim başkan yardımcım ve ona oy vereceğimi söylememde bir sakınca görmüyorum.'
Ekonominin En Çok Konuşulduğu Seçim: Partilerin Vaatleri Neler?
Seçimlere 17 gün kala siyasi partilerin vatandaşın cebine hitap eden, ekonomi ağırlıklı vaatleri ağırlık kazanıyor.7 Haziran’da seçmenler sandık başına giderek, iradesini ortaya koyacak. Yurt içinde yaklaşık 54 milyon, yurt dışında 3 milyon seçmen, 4 yıl direksiyonu emanet edeceği kadroyu seçecek.Bu seçim sürecinde en çok konuşulan ekonomik vaatler oldu. Parti liderleri ve milletvekili adayları daha çok vatandaşın cebine hitap edecek hedeflerini bir bir sıraladı.Bloomberg HT, seçmenin aklından geçen bütün ekonomik sorulara yanıt vermek üzere partilerin kurmaylarıyla yaklaşık 3 hafta süren bir yayın yaptı. Partilerin, ülkenin ekonomik gidişatına ilişkin görüşlerini seyirciye aktardı.
Reklam
Uyurken Vücudumuzda Neler Oluyor?
Uyku yaşamın ayrılmaz bir parçası. Ama dikkatle düşünülürse, tuhaf bir şey: her akşam kendimizden geçip, hareketlerimizin kontrolünü bırakıyoruz.Atalarımızı vahşi hayvanların saldırılarına karşı korumasız bırakan uykunun, evrim sürecinde bize sağladığı bazı avantajlar da olmalı.Bu konudaki bilimsel araştırmalar ağır ilerliyordu. Ancak son zamanlarda neden uyuduğumuz ve biz uyurken neler olduğu konusunda fikir veren bazı araştırmalar yapıldı.İşte dört soruda uyku:
'Paralel Yapı' İddianamesi Yargıtay'da
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi, emniyetteki 'Paralel Yapı' iddialarına ilişkin 54 kişi hakkında açılan davanın dosyasını, karşı görevsizlik gerekçesiyle yargı yerinin belirlenmesi için Yargıtaya gönderdi.Sanık avukatlarının itirazını görüşen Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, davaya Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin bakmasını usul ve yasaya uygun bulmuştu.Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine iletilen dosya, karşı görevsizlik kararıyla Yargıtaya gönderildi. Mahkeme, davaya Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin bakması gerektiğine hükmederek karşı görevsizlik kararı verdi.Davaya hangi mahkemenin bakacağını Yargıtay kararlaştıracak.SoruşturmaAnkara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu Cumhuriyet Savcısı Halil Maçkaya, usulsüz dinlemelere ilişkin polis ve TİB görevlisi 54 kişi hakkında Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesine dava açmıştı.Mahkeme, suçlamaların, Terörle Mücadele Kanunu ile Türk Ceza Kanunu'nun 'devlete karşı suçlara' ilişkin maddeleri kapsamındaki davalara bakmakla yetkili Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına girdiğine karar vermişti.Bazı sanık avukatlarının itirazı üzerine Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, konuyu ele almıştı.
Reklam
HDP’ye Bombalı Saldırıda Gizlilik Kararı
Adana ve Mersin’de HDP binalarına yönelik bombalı saldırılara ilişkin yürütülen soruşturmalarda gizlilik kararı alındığı öğrenildi.Pazartesi günü HDP Mersin il binası ile Adana Seyhan ilçe binasında patlayan bombalarla ilgili emniyet birimlerinin çalışmaları devam ederken, HDP Mersin İl Eş Başkanı Selman Günbat, yaşanan olayı ve gelinen son durumu İHA’ya anlattı. Patlamadan bir gün önce partiye bir canlı çiçek getirildiğini aktaran Günbat, “Arkadaşlarımız, üzerinde herhangi bir kart olmadığı ve kimden geldiği belli olmadığı için şüphelenerek çiçeğin kontrol edilmesini talep ediyorlar. Kontrol etmeye çalışan arkadaşlar, toprak içeriyi kirletir ya da böcek olabilir düşüncesiyle balkona, açık alana atıyorlar. Eğer açık alana atmamış olsalar o basınçla çok daha fazla hasara sebep olabilir ve içeride gerek sekreterlikte gerek odalarda olan arkadaşlarla ciddi hasarlar yaşayabilirdik, buradan cenazeler çıkabilirdi. Tek umudumuz, bu çiçeğin isimsiz gelmesi ve şüphelenilerek dışarıya atılması. Basıncı engellemiş, belki kolonları yerinden oynatabilecek güçte bir patlamaya sebep olabilirdi” diye konuştu.
'Seçildiğim Gün Çalışmayacağım İlk Kişi Fatih Terim'
Türkiye Futbol Federasyonu'nun (TFF) haziran ayında yapılacak olağan genel kurulunda başkanlığa aday olan Erdal Alkış, 'Seçildiğim gün çalışmayacağım ilk kişi Fatih Terim'dir. Türk futbolunun iki problemi vardır. Biri Aziz Yıldırım, diğeri Fatih Terim'dir' dedi.İstanbul Sapphire'de düzenlediği basın toplantısında, 3 yıldır arkadaşlarıyla adaylık için çalıştığını anlatan Alkış, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ve Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim'i eleştirdi.Alkış, başkan seçilmesi durumunda ilk icraatlarının Fatih Terim'le yolları ayırmak olduğunu aktararak, şu ifadeleri kullandı:'Bütün siyasilerin en iyi anlaşabileceği yönetim kurulunu oluşturacağız. Önümüzdeki haftalarda isimleri açıklayacağız. Seçildiğim gün çalışmayacağım ilk kişi Fatih Terim'dir. Türk futbolunun iki problemi vardır. Biri Aziz Yıldırım, diğeri Fatih Terim'dir. Bu insanların Türk futboluna büyük emekleri var ama seçildiğim andan itibaren ortaya koyacağımız icraatlarla Türk futboluna müdahaleleri engelleyeceğiz.'Alkış, Terim'le yolları ayırdıktan sonra, milli takımın başına en az Fatih Terim kadar tecrübeli bir Türk teknik adam getireceklerini vurguladı.
Valiliğin Uygun Görmeyerek Salon Vermediği Oyun Sokakta Sahnelendi
Edirne Valiliği'nin, metninde siyasi ve argo içerik bulunduğu gerekçesiyle salon vermediği Can Yücel’in şiirlerinden uyarlanan tiyatro oyunu sokakta sahnelendi. Edirne'de Mayıs ayı başında Mimar Kemalettin Kültür ve Tiyatro Salonu’nda sahnelenmesi için başvurulan, Genco Erkal’ın Can Yücel şiirlerinden uyarladığı ‘Can’ adlı tiyatro oyununa 'uygun görülmediği' gerekçesiyle salon verilmemişti.Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, valiliğin kararının ardından oyunun trafiğe kapalı bir caddede oynanmasını teklif etmiş, teklife olumlu yanıt alınmasının ardından da oyun için hazırlıklar yapılmıştı.'Bazıları bizi zoraki olarak sokağa bıraktı'Belediyenin caddeye kurduğu platformda oyunu sahneleyen yönetmen ve oyuncu Kemal Kocatürk tiyatronun mecburen sokağa taşındığını ifade ederek, 'Bazen sokağa da ihtiyaç vardır. Sokağın dili de iyidir. Can Yücel gibi bir adam da sokağa çok yakışıyor. Bazıları bizi zoraki olarak sokağa bıraktı. Can baba zaten sokak diliyle konuştuğu için milli eğitim kendisini argo bulmuş, hem de siyasi bulmuşlar. Sanki siyasi olmak suçmuş gibi' dedi.
Reklam