onedio
NASA, Mars'ta Yaşamı Taklit Etmek Üzere Deneye Başladı
Mars’ta olası bir yaşamı taklit etmek üzere, NASA’ya bağlı bir ekip bugün itibariyle Hawaii’de aktif olmayan bir yanardağın yanına kurulu dom’da  (kubbe) yaşamaya başladı. Tecrit deneyi (isolation experience) veya izolasyon deneyi olarak anılan araştırma gerçekleştirildiği yer itibariyle Cuma gününden başlayarak tam bir yıl sürecek.Uzmanlar, olası bir Kızıl Gezegen’e yapılacak bir görev yolculuğunun 1-3 yıl arası süreceğini tahmin ediyorlar. Gerçekleştirilen bu taklit deney ile, muhtemel bir Mars görevinde yapılacak hataları da en aza indirmeye ve parametrelerin en iyi şekilde belirlenmesine çok yardımcı olacaktır.Altı kişilik bu güçlü ekip dom’un içinde kapalı şekilde, temiz hava, taze yiyecek ve mahremiyetleri olmadan yaşayacak. Ekip, yerel saate göre Cuma 15:00’da ( 01:00 GMT – Cumartesi) kendilerini içeri kapattı.11 metre çapında ve 6 metre yüksekliğindeki Dom’un dışına yapacakları bir gezinti için, uzay giysisi giymek zorunda olan ekip, bir astrobiyolog, bir doktor, bir pilot, bir mimar, bir gazeteci ve bir toprak bilimciden oluşuyor.
Mısır'da Al Jazeera Çalışanlarına 3'er Yıl Hapis
Bir Mısır mahkemesi 3 Al Jazeera çalışanına 3 yıl hapis cezasına mahkûm etti. Yeni delillerin sunulmadığı davada önceki mahkeme gazetecileri delil olmadığı için serbest bırakmıştı.Cumartesi günü bir Mısır mahkemesi, Al Jazeera gazetecileri Mısırlı Baher Mohamed, Kanadalı Mohamed Fahmi ve Avustralyalı Peter Greste’ye 3 yıl hapis cezasına mahkûm etti. Baher Mohamed, üzerinde silah bulundurmak suçlamasıyla 6 ay ekstradan hapse mahkûm edildi. Çalışanlar, darbe rejimince tutuklanmış ve yargılanmışlar, sonrasında ise haklarında yeterli delil olmaması sebebiyle serbest bırakılmışlardı.Yargıç Hasan Ferid, yerel medya tarafından Marriott'a ait otelin çevresinde çalıştıkları için 'Marriott Hücresi' olarak adlandırılan sanıkların gazeteci olmadıklarını ve basın birliğine üye olmaksızın lisanssız ekipmanlarla yayın yaptıklarını savundu.Al Jazeera, gazetecileri haklarındaki bütün suçlamaları reddederek, tutuklanmalarının Mısır'da Cumhurbaşkanı Sisi'nin darbe ile yönetimi ele almasının ardından ifade özgürlüğü üzerinde kurduğu büyük baskının bir parçası olduğunu ifade etti.Üç gazeteci, Aralık 2013'te tutuklanmış ve haklarında ''Yalanlar yayarak terörist organizasyona yardım etmek'' gibi suçlamalarla yedi ile 10 yıl arasında hapis cezalarına çarptırılmıştı.Şubat'taki duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Muhammed Fehmi ve Baher Muhammed, kararın ardından tekrar gözaltına alındı.Al Jazeera: Karar politikAl Jazeera Media Network’ün başında bulunan Dr Mostefa Souag, konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Bu karar mantık ve sağduyuya meydan okuyor. Arkadaşlarımız Baher Mohamed ve Mohamed Fahmi bu kararla hapse dönmek zorunda kalacak ve Peter Graste de gıyabında mahkûm edilmiş oldu. Adil ve özgür bir şekilde alınmamış olan bu karar politik bir karardır” dedi.Dr Souag, mahkemenin iddia ettiği gibi Al Jazeera çalışanlarının hiçbir şekilde teröre yardım ve yataklık yapmadığını ve mahkemede de bu iddiaları kanıtlayacak bir delilin öne sürülmediğini de belirtti.Ocak ayında Mısır temyiz mahkemesi Al Jazeera çalışanlarına yönelik suçlamalar hakkında delil bulunmadığına hükmetmiş ve yeniden yargılanmalarına karar vermişti.Karar duruşması 2 kez ertelendiMısır'da darbe sürecinde haber yaparken tutuklanan Al Jazeera gazetecileri Peter Greste, Baher Muhammed ve Muhammed Fehmi'nin kararın 2 Ağustosta verilmesi bekleniyordu ancak mahkeme güvenlik gerekçesiyle kararı 29 Ağustos'a ertelemişti.Gazetecilerden Muhammed Fehmi ve Peter Greste 7'şer yıl, Baher Muhammed ise 10 yıl hapis cezasıyla yargılanıyordu.Muhammed Fehmi ve Peter Greste 7 yıl hapse mahkûm edilirken Baher Muhammed 'silah bulundurduğu' iddiasıyla’ 10 yıla mahkûm edildi. Ancak temyize başvuran Al Jazeera gazetecileri için mahkeme altı ay sonra yeniden yargılama kararı aldı. Mesleki sorumluklarını yerine getirdiklerini savunan üç gazeteci ve Al Jazeera suçlamaları reddediyor.Dava süreci boyunca dünyanın her yerinden gazeteci, sivil toplum örgütü ve siyasetçi üç Al Jazeera çalışanına destek verdi. Dava ile ilgili konuşan Amerikan başkanı Barack Obama, “Al Jazeera gazetecilerin durumu ile ilgili hem özelde hem kamuoyunda tavrımız net. Serbest bırakılmalılar” dedi.Al Jazeera
Reklam
Erdoğan'dan 30 Ağustos Mesajı: 'Tehditlerle Karşı Karşıyayız'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajda, 'Cumhuriyet tarihi boyunca devletimizle halkımızın bağlarını zayıflatmaya yönelik tüm çabalara rağmen, milletimiz daima ülkesine sahip çıkmış, bu uğurda hiçbir fedakârlıktan kaçınmamıştır. Bugün de, ülkemizin ve milletimizin birliğine, beraberliğine, kardeşliğimize ve geleceğimize yönelik tehditlerle karşı karşıyayız' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle mesaj yayınladı. Erdoğan’ın mesajı şu şekilde:“Bugün, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutanlığındaki ordularımızla kazandığımız, Kurtuluş Savaşımızın en büyük zaferinin 93’üncü yıldönümüdür. 81 ilimizde ve dünyanın dört bir yanında yaşayan tüm vatandaşlarımızın 30 Ağustos Zafer Bayramını gönülden kutluyorum. Bu zafer, tarihe gömülmek istenen bir milletin, adeta küllerinden yeniden doğuşunun, uçurumun kenarından dönerek kendisine yeni bir yol çizişinin ifadesidir. 30 Ağustos Zafer Bayramı, aynı zamanda son devletimiz olan Cumhuriyetimizin de müjdecisidir.1071’deki Malazgirt zaferi, 1075’te Selçuklu Devleti’nin kuruluşu, Anadolu topraklarının kendimize vatan kılınmasını da beraberinde getirmiştir. Osmanlı Devleti döneminde bir yandan Avrupa’nın, diğer yandan Afrika’nın içlerine kadar ilerlemiş olsak da, vatanımız olarak kalbimizin attığı yer daima Anadolu ve Rumeli toprakları olmuştur. Kurtuluş Savaşı’yla bu toprakların önemli bir bölümünü, yeni devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları içinde tutmayı başarabildik. Büyük Taarruzla, Kurtuluş Savaşımızı zafere ulaştıran yolu açmış ve ardından Cumhuriyetimizi kurmuş olmakla birlikte, istiklal ve istikbal mücadelemiz bitmemiştir. Cumhuriyet tarihi boyunca devletimizle halkımızın bağlarını zayıflatmaya yönelik tüm çabalara rağmen, milletimiz daima ülkesine sahip çıkmış, bu uğurda hiçbir fedakârlıktan kaçınmamıştır”“Tehditlerle karşı karşıyayız”“Bugün de, ülkemizin ve milletimizin birliğine, beraberliğine, kardeşliğimize ve geleceğimize yönelik tehditlerle karşı karşıyayız.Güney sınırlarımızda yaşanan çatışmaların ortaya çıkardığı istikrarsızlık ortamı ülkemiz için ciddi güvenlik sorunlarına yol açmaktadır.Bu ortamdan güç alarak yeniden eyleme başlayan bölücü terör örgütünün gerçekleştirdiği saldırılarda şehit olan güvenlik güçlerimizin acısı yüreğimizi dağlamaktadır. Terör örgütleriyle birlikte hareket eden paralel devlet yapılanmaları, ülkemizin ve milletimizin geleceğini tehdit etmektedir. Bin yıldır bu coğrafyada nice düşmanları yenmiş, nice ihanet çetelerini çökertmiş olan aziz milletimiz, elbette bölücü terör örgütünün de, onun maşası haline dönüşen paralel devlet yapılanmalarının da üstesinden gelecektir.Bunun için ihtiyacımız olan tek şey, birliğimizi, beraberliğimizi, dayanışmamızı güçlendirmek, iç ve dış tüm düşmanların karşısına tek vücut olarak çıkmaktır. “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” ilkesi etrafında bütünleşen milletimiz, inşallah, bugün yaşadığımız tehditleri de bertaraf edecektir. “bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır / Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır” dizesinde ifade edildiği gibi, bir gül bahçesine girer gibi toprağa düşen her şehidimiz, bu toprakları vatanımız olarak tescilleyen birer mühürdür. Bu vesileyle, Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere, tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha minnetle, rahmetle yâd ediyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.” DHA
Balık Sezonu Açılıyor, İstanbul'da hedef 50 Bin Ton
1 Eylül'de av yasağının kalkmasıyla, İstanbul'da 12.812 balıkçı, 1.947 ruhsatlı gemiyle 'Vira Bismillah' diyecek. Bu sezon yaklaşık 50.000 ton balığın avlanması bekleniyor.İstanbul Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü verilerine göre, İstanbul, su ürünleri üretimi ve tüketimi yönünden Türkiye’nin başta gelen illeri arasında yer alıyor. Yaklaşık 434 kilometre kıyı uzunluğu, Marmara, Karadeniz ve boğaz gibi önemli balık üreme ve geçiş noktalarına sahip kent, Türkiye’nin çok önemli balık üretim merkezi durumunda bulunuyor.İstanbul sularında avlanan balık sayısı son 3 yılda yüzde 50 civarında arttı. Buna göre, 2011’de 26,700 ton olan üretim sayısı, geçen yıl 46,400 ton oldu. Nüfus artışı ve diğer durumlar da göz önünde bulundurularak, sayının bu sezon 50.000 tona yaklaşacağı tahmin ediliyor.636 ilçenin nüfusundan fazla kişi balıkçılık yapıyor“Megakent”, balıkçı ve tekne sayısıyla da dikkati çekiyor. Amatör balıkçılar da hesaba katıldığında, Türkiye genelindeki 636 ilçenin ayrı ayrı nüfusundan fazla kişi İstanbul’da balıkçılık yapıyor. Kentte, kayıtlı verilere göre 12.812 profesyonel, 38.125 de amatör olmak üzere 50.937 balıkçı bulunuyor.İlde ayrıca 1.947 ruhsatlı balıkçı gemisi, 30 balıkçı barınağı, 16 balıkçı barınma yeri, 2 balıkçı çekek yeri, 49 su ürünleri kooperatifi ve 30 su ürünleri işleme tesisi faaliyet gösteriyor.AA
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Bir okul şarkısı öğrettilerdi bize çocukken; marş ritminde. “Tral-lal-lal-lal-laaa” diye başlar, gitmesek de görmesek de bizim olan köylerden söz ederdi. Her dörtlük sonunda tekrar eden trallal- lal nakaratını terennüm ederken, gözlerimizin yaşarıp, boğazımızın düğümlenmesine anlam veremezdik. Gitmesek de görmesek de uzaktaki bütün köylerin bizim olacağını vaz eden bu şarkının, devlete tapınma kültürünün esaslı tuğlalarından biri olduğunu, henüz bilmiyorduk. Devletin, sevilecek bir nesne değil, insanların yaşamını kolaylaştıran, haksızlık ettiğinde sorgulanması gereken bir araç olduğu düşüncesini öğrenmemiz zaman aldı.O şarkının bize öğretildiği yaşlardaki çocuklar ölüyor “uzak köylerde”. Çocukların öldüğü, öldürüldüğü yerde kelimeler biterdi oysa. Bitmiyor.
Polisin 'Dur' İhtarına Uymayan 16 Yaşındaki Çocuk Vuruldu
Mardin'in Kızıltepe İlçesi'nde dün gece çevik kuvvet midibüsüne roketetarlı saldırı sonrası olay yerine yakın bir yerde, polislerin 'dur' ihtarına uymayarak ehliyetsiz kullandığı otomobille kaçan 16 yaşındaki Mazlum Turan isimli bir gencin, açılan ateş sonucu yaşamını yitirdiği bildirildi.Mardin'in Kızıltepe İlçesi'nde dün akşam saatlerinde PKK'lıların polis aracına saldırısı sonucu 10'u polis 24 kişi yaralanmıştı.DHA'nın haberine göre, olay sonrası bölgede oluşturulan arama noktasında, 16 yaşındaki Mazlum Turan'ın kullandığı ve içinde iki çocuk daha bulunan otomobilin 'dur' ihtarına uymayarak kaçması üzerine ateş araca ateş açıldı.Açılan ateşte otomobili kullanan Mazlum Turan vücuduna isabet eden kurşunlarla yaralanırken, diğer iki çocuğun ise yara almadığı belirtildi.Kızıltepe Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Mazlum Turan yapılan bütün müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. Hastaneye gelen yakınları ise Mazlum Turan’ın canlı tavuk satışı yaptığı ve ehliyetsiz araç kullandığı için polisten kaçtığını söyledi.DHA
Reklam
Londra'nın Tarihi Marketine 100 Bin Balon Yerleştiren Fransız Sanatçı
Fransız sanatçı Londra, Covent Garden'da 100.000 adet irili ufaklı balon yerleştirerek 54 metre uzunluğunda bir bulut oluşturdu. Bu çalışma sanatçı Charles Pétillon için bir ilk olmasa da tarihi bir market binasına yerleştirilmesi ve görselliği ile ziyaretçileri büyülüyor.
Reklam
Dropbox ile İnsanlardan Dosya Toplamanın Kolay Yolu
Hiç bir grup insandan dosya toplarken süreci organize etmekte problem yaşadınız mı? İnternet girişimlerinden Balloon, bu problemi popüler bulut hizmeti Dropbox’ı kullanarak çözüyor. Bir Dropbox hesabına sahipseniz Balloon.io adresinden kendinize bir link oluşturarak, bu linki insanlara gönderebilir ve belirlediğiniz Dropbox klasörünüze dosya yüklemelerini sağlayabilirsiniz. Üstelik linki gönderdiğiniz kişilerin Dropbox hesabının bulunması gerekmiyor.
Reklam
'Bu Anayasal Bir Hükümet; AK Parti Hükümeti Değil'
Geçici seçim hükûmeti kabinesini açıklayan Başbakan Davutoğlu, iki HDP’li bakanla ilgili “AB’deki hangi hükûmette böyle bir siyasi hareket ülke temsili pozisyonuna getirilmiştir? HDP için de, AB için de bir sınamadır' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, geçici seçim hükûmeti kabinesini açıkladıktan sonra Habertürk, Show TV ve Bloomberg HT ortak canlı yayınına katıldı. Davutoğlu’nun konuşmasından öne çıkan ifadeler şöyle:“Anayasal zorunluluk, temsil, AK Parti ve icra hükümeti kriterlerine göre tercih yaptım. Anayasal zorunluluğu olan bir hükümet kurduk. Partilerin tümü evet demeyince, ‘Kabinenin öyle bir temsil gücü olsun ki, herkes kendisinin burada olduğunu hissetsin’ dedik. Bize 11 bakanlık düşüyordu. 13 bakandan 11’ini muhafaza ettim. Sayın Volkan Bozkır ve Ayşenur İslam’a teşekkür ettim. Kimse ‘Bu isim ne arıyor?’ demesin diye uzmanlığa baktım.Bu anayasal bir hükümet; AK Parti hükümeti değil, bütünüyle kendi irademi kullandığım bir hükümet değil. MHP ve CHP, ‘AK Parti ve HDP bir araya geldi, hükümet kurdu’ gibi bir kumpas kurmaya çalıştı. Reddedenler Anayasa çizgisinin dışına çıkmış oldu. Ben de diğer partiler gibi ‘Benim meselem değil’ deseydim, Anayasa’da ne olacağı yazmıyor. Ülke yangın çemberi içindeyken kriz oluşmasına izin vermeyiz.”HDP'lilere verilen bakanlıklar“Bizde ‘Taç giyen baş uslanır’ diye bir laf vardır. Avrupa Birliği Bakanlığı yapan arkadaşımız, bu zeminde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temsilcisi olarak Avrupa’da olacak. Bunu unutmaması lazım. Ali Haydar Bey’in yurtdışında temsil açısında zaaf oluşturmayacağını umut ediyorum. Brüksel’e gittiği zaman terör örgütüne destek veremez. ‘Türkiye’nin yönetim biçimi öyle değil, şöyle olmalıdır’ diyemez. Bunları demediği için de kınanmamalı. Avrupa Birliği’ndeki hangi hükümette böyle bir siyasi hareket ülke temsili pozisyonuna getirilmiştir?Türkiye'ye tepeden bakan Avrupalıların, gerektiğinde Türkiye'de en aykırı görüşlere sahip bir partinin temsilcisinin ülke temsili görevine verilebileceğini görmeleri lazım. HDP için de Avrupa Birliği için de bir sınamadır.Kalkınma Bakanlığı’nı aldıktan sonra, barajlara yapılan saldırı konusunda HDP nasıl bir tavır takınacak? ‘TIR’ları da yakarız, şantiyeleri de basarız’ mı diyecekler, PKK’ya ‘Çek şunları’ mı diyecekler? Bakalım gerçek demokrasiyi mi istiyorlar, göreceğiz.”‘HDP, terör örgütünün vesayetinden kurtulamadı’“Ben tavırlarından dolayı HDP ile koalisyonu doğru bulmadım. HDP ve siyasi liderlerinin aklında barış değil, savaş olduğunu gördük. Bu anlayış terkedilmedikçe bizim onlarla işimiz yoktur. Ceylanpınar’daki olayla ilgili uzun süre tepki göstermediler. Zihinlerinin dönüşüme uğraması için illa güç mü görmeleri lazım? Terör örgütünün vesayetinden kurtulamadılar. HDP, Türkiye’yi kardeş kavgasının eşiğine getirdi.”‘Liste benim tarafımdan hazırlandı’“Liste tamamıyla benim tarafımdan hazırlanmıştır ama onay makamı olarak Sayın Cumhurbaşkanı’yla istişarelerim olmuştur. Listenin dokusu ve çerçevesi, benim yaptığım çalışmaların ürünüdür.‘Türkeş’in cevabı şaşırtmadı’“Sayın Türkeş ile mektubu gönderene kadar hiçbir temasım olmadı. Önceden tanıyorum. ‘Evet’ cevabı vermesi şaşırtmadı.Sayın Türkeş, Milliyetçi Hareket Partisi'nin milletvekili olarak anayasanın gerektirdiği bir vazifeyi yapmak üzere 'evet' dedi, AK Parti'ye geçmek üzere 'evet' demedi. Onun için sormadım, konuşmadık. 'Siz partiden ihraç edilirseniz ne olur' diye düşünmem ben. Çünkü o zaten böyle bir ihtimali göz önüne alarak, dirayetli, cesur bir karar almış. Alternatifini düşünerek o kararı almamış.Teklif ettiğim isimlerin hepsi, devlet sorumluluğu bilincini yansıtan geleneklerden gelen isimler. ‘Hayır’ diyenlerin hepsine şaşırdım. Levent Bey’in [Levent Tüzel] ‘hayır’ı farklı. EMEP ile ilişkisinden kaynaklanıyor.”Bahçeli’nin açıklamaları“Sayın Bahçeli’yle yüz yüze görüştüğündeki saygılı tavrıyla, yazılı metindeki ifadeleri çok farklı. Sayın Bahçeli, Twitter’ı keşfettiğinden beri çekilmez hale geldi. Herhalde bunu başkaları yazıyor. Gerçekten Bahçeli’nin kaleminden çıkıyorsa, iki kişilik söz konusu. Ya nezaketle, ya da bu hafif dille cevap vermemiz gerekiyor. ‘Ne istiyorsun mübarek?’ diyerek ne istediğini sordum. Şunu okuyan birisi, Bahçeli’nin ne istediğini anlar mı?”“Bakanlar Kurulu toplantısı Pazartesi ya da Salı günü olur. Başbakan Yardımcısı arkadaşlarım benim dava arkadaşlarımdır. AK Parti içinde yerleri ayrıdır. Fakat Bakanlar Kurulu'nda hiçbir arkadaşımın birbirinden farkı yoktur.”Al Jazeera ve Habertürk
İsrail Askerinden Filistinli Çocuğa Gözaltı İşkencesi
Batı Şeria'nın farklı bölgelerinde düzenlenen 'Ayrım Duvarı' karşıtı yürüyüşlere İsrail askerlerinin müdahalesi çok sert oldu. İsrail askerinin kolu sargılı olan Filistinli bir çocuğu şiddet uygularak gözaltına almak istemesiyle arbede çıktı. 
Reklam