Analiz - Erbil-Bağdat Anlaşması Sincar'ın “İkinci Kandil” Olmasını Engelleyebilir
İSTANBUL (AA) -BEKİR AYDOĞAN/MEHMET ALACA- Bağdat ile Erbil arasında 9 Ekim’de imzalanan ve terör örgütü PKK’nın Musul’un Sincar ilçesindeki varlığını sonlandırmayı da amaçlayan Sincar Anlaşması hem PKK hem de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) için, ayrıca Irak ve bölge ülkeleri açısından kritik bir sürece kapı araladı. Anlaşmanın uygulanması halinde, 2014’ten beri Sincar’da askeri ve siyasi faaliyetlerini sürdüren örgütün büyük darbe alacağı, Ezidilerin güvenli bir şekilde evlerine dönebileceği, IKBY’nin örgütün yayılmacı baskısını hafifletebileceği ve en önemlisi Sincar’ın “ikinci Kandil” olmasının önüne geçilebileceği bir döneme girilebilir. Öte yandan Irak’ın değişken siyasi atmosferi, dış müdahalelere açıklığı, devlet dışı milis gruplarının etkinliği, terör örgütlerine alan açan istikrarsızlığı ve Sincar’ın Bağdat ile Erbil arasında statüsü tartışmalı bölgeler arasında yer alması nedeniyle söz konusu anlaşmanın uygulanmasının kolay olmayacağı da tahmin edilebilir.Irak’ın egemenliği söylemiIrak’ın ağır hükümet krizi, protestolar, yolsuzluk, ekonomik sorunlar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve ABD-İran gerginliğinden geçtiği bir atmosferde Mayıs ayında başbakanlık görevini devralan Mustafa el-Kazımi, göreve başlar başlamaz güvenlik bürokrasisi ve kritik devlet kurumlarında yeni atamalar yaparak kota sisteminden çıkar devşiren belirli grupların tahakkümünü kırmaya başladı. Her fırsatta Irak’ın bütünlüğü ve egemenliği vurgusu yapan Kazımi’nin, Türkiye ve IKBY’nin uzun süredir şikâyet ettiği PKK’nın Sincar’daki varlığının sonlandırılmasına ilişkin hamlesiyle de aynı motivasyonla hareket ettiği görülüyor.Haziran 2014’te ülkenin ikinci büyük kenti Musul’u ele geçiren terör örgütü DEAŞ’ın 3 Ağustos’ta çoğunluğunu Ezidilerin oluşturduğu Sincar’a saldırarak binlerce insanı öldürmesi, binlerce kadın ve çocuğu da kaçırmasının üzerinden altı yıl geçmesine rağmen çok sayıda kadın ve çocuk kurtarılmayı bekliyor, kamplarda ağır şartlar altında hayatını sürdürüyor. Birçok Ezidi’nin siyasi ve güvenlik kaygıları gerekçesiyle Sincar’daki evlerine dönememesinde PKK ile Irak’taki milis grupların çatı oluşumu Haşdi Şabi’nin etkili olması, Kazımi’nin egemenlik söyleminin altını oyuyor. Öte yandan, Kazımi’nin 10-11 Eylül’de seleflerinden ayrışarak IKBY’nin tüm vilayetlerini ziyaretleri esnasında Duhok’taki kamplarda sığınmacılar ve Sincar’a dönemeyen Ezidilerle bir araya gelmesinin ve ülkedeki tüm mağdurların sahiplenildiği mesajını vermesinin ardından merkezi hükümetin egemenliğini güçlendirecek Sincar Anlaşmasının gelmesi, bu çerçevedeki hamlelerinin devam edeceğine işaret ediyor.Kazımi liderliğinde Bağdat’ta yapılan Sincar anlaşmasına ilişkin toplantıya IKBY heyeti ve Ezidi toplumu temsilcilerinin yanı sıra Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Irak Özel Temsilcisi Jeanine Hennis’in de katılması, Kazımi’nin uluslararası kamuoyunu teskin etme çabalarının göstergesi olabilir. Bu durum, Ezidilerin yaşadığı dramın uluslararası kamuoyundaki etkisi dikkate alındığında, Irak başbakanının İran etkisini dengelemek için Batılı ülkeler ve uluslararası kurumlarla ilişkilerini sıkı tutmak istediği şeklinde de yorumlanabilir. Zira anlaşmaya BM Genel Sekreteri’nin Irak Özel Temsilcisi’nin katılması ve anlaşmanın ABD tarafından memnuniyetle karşılanması, Kazımi’nin İran karşısında aradığı Batı dengesinin cevapsız kalmadığını gösteriyor.PKK’nın Sincar’da “kanton” planıOcak 2015’te Sincar’da kanton ilan eden ve “Sincar İnşa Meclisi” adı altında bir yapı kuran terör örgütü PKK, bu tarihten itibaren Sincar’daki fiili yerel yönetim ve silahlı unsurları üzerinden Suriye’nin kuzeyindeki kanton projelerini Irak ve IKBY arasındaki tartışmalı bölgelere yayma girişimlerini sürdürüyor. Ayrıca, Ezidiler ile IKBY yönetimi arasındaki ilişkileri germek için ise 2014’teki DEAŞ saldırısında peşmergenin Ezidileri yalnız bırakarak Sincar’dan çekildiği iddiasını savunuyor. PKK’nın bu politikası, bölgeye konuşlandığı 2014’ten itibaren Erbil yönetimi ile gerginliklerinin tırmanmasına ve bölgenin DEAŞ’tan kurtarılmasının ardından evlerine dönmek isteyen çok sayıda Ezidi’nin sığınmacı kamplarında yaşam mücadelesi vermesine neden oluyor. PKK, Bağdat ve Erbil arasındaki Sincar Anlaşmasına bölgedeki sözde “Özerk Meclis”inin dahil edilmediğini savunarak, esasında buradaki etkinliğinin sonlandırılması endişesi ve Suriye’nin kuzeyindeki varlığına karşı tehdit algılaması nedeniyle karşı çıkıyor.Sincar’ın “ikinci Kandil” olmasına izin vermeyeceğini belirten Türkiye’nin, Irak’ın kuzeyindeki PKK hedeflerine yönelik operasyonlarını zayıf da olsa bir tepkiyle karşılayan Bağdat’ın, Sincar’daki PKK varlığını sonlandırmayı öngören bir anlaşmaya imza atması, Ankara’nın bölgeye yönelik politikasını güçlendiriyor. Daha önce Sincar’daki PKK hedeflerine yönelik de operasyonlar düzenleyen Türkiye’nin, Bağdat-Erbil anlaşmasından sonra Sincar’da istikrar ve terörle mücadele konusunda desteğe ve işbirliğine hazır olunduğunu ifade etmesi, Sincar’ın “ikinci Kandil” olmasına izin vermeme politikasının sürdürüldüğüne işaret ediyor.Bağdat ve Erbil’in anlaşmayı uygulamakta samimi olması halinde bu sürecin, tarafların Türkiye ile ilişkilerini de olumlu etkileyeceği ve önümüzdeki dönemde Ankara, Bağdat ve Erbil üçgeninde gerçekleşmesi muhtemel karşılıklı ziyaretlerin gündem maddelerinden birinin de Sincar’daki PKK varlığı olacağı tahmin edilebilir. Türkiye’nin taraflara bu anlaşmayı uygulama ve hatırlatma konusunda göstereceği yardım ve ısrar ise hem Irak, IKBY ve Sincar halkına hem de Ankara’nın bölgeye yönelik politikasına fayda sağlayabilir.İran ve Haşdi Şabi’nin Sincar planlarıSincar Anlaşması kapsamında bölgede sükunetin sağlanması için PKK kadar Haşdi Şabi’nin de Sincar’dan çıkarılması gerekli görülüyor. Irak’taki İran destekli Şii gruplar, İranlı General Kasım Süleymani ve Irak’taki Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’in ABD saldırısında öldürülmesinden bu yana ABD’nin Irak’taki askeri üslerine ve diplomatik misyonlarına yönelik saldırılar düzenliyor. ABD’nin Irak yönetimine Şii grupların saldırılarını engellememesi halinde elçiliğini kapatarak kendi yöntemleriyle mücadele edeceğine ilişkin mesajı ve sonrasında bu grupların saldırılarına ara verdiklerini açıklaması, Sincar Anlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Söz konusu konjonktür, Kazımi’nin Irak genelinde devlet kontrolü altına almaya çalıştığı Şii gruplara karşı Sincar’da da elini güçlendirebilir.Buna rağmen Irak ordusu, Haşdi Şabi, PKK ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ilişkili Ezidi gruplar arasında oldukça bölünmüş bir resim sergileyen Sincar’da, Bağdat ile Erbil arasında ortak yönetim oluşturma girişiminin Haşdi Şabi engeliyle karşılacağı değerlendirilebilir. Zira 2017’den bu yana fiili olarak Haşdi Şabi’nin etkin olduğu Sincar, İran için Suriye ve Irak arasında geçiş güzergahı olması nedeniyle jeopolitik öneme sahip. Nitekim Haşdi Şabi bileşenlerinden Asaib Ehlil Hak’ın lideri Kays el-Hazali’nin Sincar’da varlık gösteren Haşdi Şabi güçlerinin ilçe dışına çıkarılacağına ilişkin açıklamalara tepki göstermesi, İran destekli grupların anlaşmadan hoşnutsuzluğuna örnek. Bölgenin peşmerge ve merkezi hükümetin kontrolüne girmesine karşı Şii milislerin bölgede kalmakta ısrar etmesi ya da PKK ile ilişkilerini güçlendirmesi de ihtimaller arasında görülebilir. PKK’nın bölgedeki yerel güçlerine Haşdi Şabi tarafından maaş bağlandığı dikkate alındığında Kazımi’nin, PKK ve Haşdi Şabi’ye karşı Sincar’da Irak ordusu ve peşmergenin işbirliğini öne çıkartması bu dengeler nedeniyle anlam ifade ediyor.Irak Başbakanı Kazımi’nin 6 Haziran 2021’de yapılacağını duyurduğu erken seçimlerden önce Sincar Anlaşmasının uygulanmasına yönelik adım atılması halinde bölgenin istikrara kavuşma ihtimali daha yüksek görünüyor. Aksi takdirde, yeni hükümete başbakanlık edecek ismin Irak’ın değişken ve çatışmalı siyasi atmosferi nedeniyle anlaşmayı uygulamaktan imtina etmesi de ihtimaller arasında.
Bakan Albayrak Sanayi Üretimindeki Artışı Değerlendirdi:
ANKARA (AA) - Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Sanayi Üretim Endeksi'nde ağustos ayındaki yıllık yüzde 10,4 artışla Türkiye'nin OECD'de 1'inci, dünyada 2'nci sırada olduğunu bildirdi. Albayrak, Twitter hesabından paylaştığı mesajında, Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı ağustos ayı sanayi üretimi verilerini değerlendirdi. Sanayi Üretim Endeksi'nde ağustos ayındaki yıllık yüzde 10,4 artışla 'Türkiye'nin OECD'de 1'inci, dünyada Singapur'dan sonra 2'nci sırada olduğuna' dikkati çeken Albayrak, perakende satış hacmi endeksinin yıllık bazda yüzde 5,8, sektörel ciro endeksinin de yüzde 23,5 yükseldiğini belirtti. Bakan Albayrak, 'İhracat treninin başına üretim lokomotifini getirerek istikrar ve verimlilik vagonlarını milli ekonomi raylarına oturtuyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.
Sosyal Mesafeye Uyulmayan Eğlence Yerindeki 306 Kişiye Para Cezası
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını tedbirlerine ilişkin denetimlerde 306 kişiye idari para cezası uygulandı.İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesince oluşturulan özel ekip, bazı adreslerde denetim yaptı.Polisler, bir eğlence yerinde sosyal mesafe kuralına uyulmadığını tespit etti.Kovid-19 tedbirlerine aykırı davrandıkları gerekçesiyle 306 kişiye toplam 963 bin 909 lira ceza verildi.
Reklam
Depremin Vurduğu Elazığ'da 13 Yeni Okul Eğitime Kazandırılıyor
ELAZIĞ (AA) - İSMAİL ŞEN - Elazığ'da 24 Ocak'ta meydana gelen depremde ağır hasar gördüğü için yıkılan okulların yerine hayırseverler ve devlet tarafından yaptırılan 13 okulun inşası devam ediyor.Merkezi Sivrice ilçesi olan 6,8 büyüklüğündeki depremde kent genelinde 33'ü okul, 4'ü kurum binası olmak üzere 37 bina hasar görürken bunlardan orta ve hafif hasar gören 20 okulun yeniden eğitim hizmetine alınması amacıyla projeler tamamlanarak, onarım ve güçlendirme çalışması yapıldı.Ağır hasar raporu verildiği için yıkılan 13 okul binasının yerine ise Milli Eğitim Bakanlığı ve hayırseverlerin katkılarıyla kentin farklı mahallelerinde yapımına başlanan okulların inşaat çalışmaları sürüyor.Kentteki derslik ihtiyacının karşılanması amacıyla TOKİ ve kamu bütçesiyle il merkezi ve ilçelerde 20 okul daha yapılması planlanıyor.İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 24 Ocak'ta meydana gelen depremde kentteki 37 okul ve kurum binasının hasar gördüğünü, depremin hemen ardından orta ve ağır hasarlı okulları boşaltarak öğrencileri en yakın okullara yerleştirmek suretiyle ikili eğitime başladıklarını belirtti.Depremde ağır hasar gördüğü için yıkılan okullar ile orta ve hafif hasarlı olduğu için güçlendirme ihtiyacı duyulan okulların yeniden eğitime kazandırılması amacıyla yoğun bir çalışma yürüttüklerini ifade eden Gürtürk, bu kapsamda hafif hasar gören okulların tamamının onarımdan geçirildiğini kaydetti.Depremde yıkılan okulların yerine ise 12 hayırseverle 159 derslikli 9 okul binası ve çok amaçlı bir salon yapımı, güçlendirme çalışmasına destek ile bir okul binasına maddi bağışta bulunulması konusunda protokol imzaladıklarını, 4 okulun da il yapım programı kapsamında inşasının devam ettiğini aktaran Gürtürk, şunları kaydetti:'Ağır hasarlı okullar yıkıldıktan sonra 12 hayırseverimizin desteğiyle şu anda il merkezinde hızlı bir şekilde okul yapımına devam ediliyor. Tabii burada pandemiden kaynaklı yaşadığımız olumsuz bir süreç vardı. Pandemi bu işlerin uzamasına neden oldu. Fakat her şeye rağmen hayırseverlerimizin yapmış olduğu okulların inşası hızla devam ediyor. Ayrıca il yapım programımızda olan okullarımızın inşaat çalışmaları devam ediyor.''Kamu ve TOKİ bütçesi ile 20 okul daha yapılacakGürtürk, hayırseverler tarafından yaptırılan okulların yanı sıra kamu ve TOKİ bütçesi ile kentte 20 okulun daha yapılması için çalışmaların devam ettiğini dile getirdi.Bu kapsamda, 'İl Yapım Programı' kapsamında İl Özel İdaresi bütçesi ile 138 derslikli 9 okul binasının kente kazandırılması için proje çalışmalarının sürdüğünü belirten Gürtürk, şöyle konuştu:'İlçelerimizde TOKİ tarafından da 11 okul yapılacak. Bu okullar da ihaleye çıkılıp tamamlanmasıyla en kısa sürede eğitim öğretime açılacaklar. İlimizde geçen yıl itibarıyla okullarımızın yüzde 96'sında tam gün eğitime geçtik. 4 puanlık bir okul derslik ihtiyacımız kalmıştı fakat deprem bu süreci tekrar yüzde 86'ya geriletti. İnşallah bu okullar bittiği zaman tüm okullarda tam gün eğitime geçeceğiz.' Veliler duyarlı olmalıGürtürk, Milli Eğitim Bakanlığının yüz yüz eğitime geçiş planlamasının ikinci aşaması kapsamında kentteki okullarda pandemiye ilişkin gerekli tüm önlemleri aldıklarını aktardı.Bu geçiş sürecinde velilerin de salgınla mücadele konusunda duyarlı olması gerektiğine işaret eden Gürtürk, 'Velilerimizden istirhamımız hastalıkla ilgili bir belirti olduğu zaman mutlaka çocuğun ateşini ölçerek, en yakın sağlık kuruluşuna götürmeleri. Özellikle servislerin seyreltilmiş olmasına dikkat etmeleri gerekiyor. Tabii eğitim ve öğretimde yüz yüze olduğu gibi yine uzaktan da bazı derslerde eğitimimiz devam edecek. Velilerimiz çocuklarını sanki okula gidiyormuş gibi dersin başladığı saatte televizyonun veya bilgisayarın önüne oturtarak, kuralları da kendileri koyarak öğrenciyle bu dersleri takip etmeleri gerekiyor.' şeklinde konuştu.
Yazar Tarık Tufan: "Yazarlık İnsanı Çok Kolayca Kibirli Birine Dönüştürebilir"
İSTANBUL (AA) - Yazar ve senarist Tarık Tufan, yazma eyleminin 'egosantrik' bir şey olduğu yorumunu yaparak, 'Yazarlık insanı çok kolayca kibirli birine dönüştürebilir. Sanatın herhangi bir alanında da var. Başka alanlarda da böyledir ama edebiyat ve sanatta daha görünürdür. Kendini bundan korumak doğal olarak bir ahlak meselesi.' dediTufan, gazeteci yazar Samed Karagöz'ün sunduğu, Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezinde düzenlenen '100 Yüze İmza ve Söyleşi' programına konuk oldu.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) günlerinden çok etkilendiğini belirten Tufan, 'Dışarıda bir şey oluyor duygusu var. Kaybettiğimiz insanlar oldu. Çok acı bir şey yaşıyoruz gerçekten. Bununla baş etmek de çok zor. Aslında bir taraftan da modern dönemin dünya tasavvuru da buna yol açtı.' değerlendirmesinde bulundu.Tufan, yazma serüveninin başladığı zamanları anlatarak, 'Radyo programları yaptığım zamanlarda geceler boyu radyoda konuşup, konuştuklarının boşluğa gittiği hissi bende bir eksiklik yaratıyordu. Bu hissi epeyce düşündüm. Program için aldığım notlar vardı hiç şüphesiz. İster istemez daha çok okuyup yazıyorsunuz. Bu duygu bir süre sonra bende daha düzenli yazma ihtiyacına dönüştü. İlk kitabım 'Kekeme Çocuklar Korosu'nu pek çok yazarın muhtemelen yaptığı şeyi yaparak, bir parça otobiyografik olarak yazdım. Yazarların ilk kitaplarının otobiyografik olmasına edebiyat tarihinde çokça rastlayabiliriz. Sinemada da aynı şey var. İnsan anlatıya iyi bildiği yerden başlamak gibi bir ihtiyaç hissediyor.' diye konuştu.'Şanzelize Düğün Salonu' romanının senaryosunu yazıyorSon olarak 'Kaybolan' romanını okuyucuyla buluşturan ve romanlarında olay örgüsünde İstanbul'a sıkça yer veren yazar, 'Ben İstanbul'u konuşmaya başladığımda gözlerim yaşarır. Bu şehre, şehrin her yanına bu anlamda bütün hücrelerimle nüfuz etmek istiyorum. İstanbul deyince kanım hızlanmaya başlıyor. O yüzden her anlatıda İstanbul'un bir yerine dokunmak istiyorum.' dedi.'Şanzelize Düğün Salonu' romanının senaryosunu yazmaya başladığını aktaran Tufan, şöyle devam etti:'Bütün kurmacaların içerisinde hayal edilebilirlik, göz önüne getirilebilirlik duygusunu gözetmeye çalışıyorum. İnsanlar 'Bu da böyle hayal edilmiş' düşüncesiyle okusun istemem. Her şeyi başka bir gerçeklik düzleminde yazıyorum en nihayetinde. Hiç yoktan bir şey anlatmıyorum. Dolayısıyla okurun gözünde canlandırması beni teşvik eden bir şey.'Tufan, bir anlatıda konuya dahil olan unsurlardan bahsederek, 'Ben ara sıra mezarlıklarda dolaşırım. Bakarım kim yatıyor diye. En nihayetinde biz de oraya gideceğiz. Bir gün Sahrayıcedit Mezarlığı'nda gezerken 'Neşe Sineması Şehitleri' diye bir mezar taşı gördüm. Sonra internetten araştırdığımda 1950'lerin sonunda Küçükyalı'da bulunan Neşe Sineması'nın, yapılışında kolonları kesildiği için Marlon Brando'nun 'Çay Saati' filminin gösterildiği bir gün çöktüğünü öğrendim. Yaklaşık 40 kişi vefat etmiş. Bir mezar ziyaretinde tesadüfen öğrendiğim bu hikaye 'Kaybolan'ın bir yerinde var. Böyle şeyler de oluyor. Romancı için hayatla kurduğu ilişki birden metnin içine bir şekilde dahil oluyor.' ifadelerini kullandı.'Yazarların sorumlu olduğu alanlar var'Edebiyatta üslubun önemine değinen yazar, şunları kaydetti:'Sanatın, edebiyatın, anlatının önemli meselelerinden biri 'Biz kötülük meselesini nasıl anlatacağız?' konusudur. Anlattığımızda bu bir teşvik midir yoksa insan doğasında var olan bu eğilimi ifade etmek, bu gerçekliği aynı zamanda anlaşılır kılmak mıdır? Bunlar mutlak cevap verebileceğimiz şeyler değil bence. Yakın zamana kadar 'roman hayatı taklit ediyor' denirdi. Bunu sinemaya da uyarlayabiliriz. Fakat bu üretimler arttıkça bir süre sonra insanlara yeni duygu, düşünüş ve eylem kalıpları sunar. Bunun hiçbir zaman ilk başını anlamak mümkün değil. Yani Stephen King bir okul baskınını kitabında yazmasaydı kimsenin aklına gelmez miydi? Stephen King'in teşvik etmesi midir öngörüsü müdür? Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.'Tarık Tufan, yazarların sorumlu olduğu alanlara dikkati çekerek, 'Ben roman yazıyorum diye 'Dilediğim her şeyi bir tür özgürlükle yazarım' gibi bir şey yok. Anlatınızda, insanın temel değerleriyle ilgili teşvik edici, insanlık suçlarını övücü bir şey yazarak iyi bir şey yapmazsınız. İnsanlık suçlarını anlatabilirsiniz. Bu iş kötülüğü överek olmaz.' yorumunu yaptı.Yeni eserler için de çalışmaya devam ettiğini aktaran Tufan, şöyle konuştu:'Yazmak dediğin şey, farklı mesleklerde de olduğu gibi egosantrik bir şey. İnsanın nefsinin, benliğinin öne çıktığı bir şey. Yazarlık insanı çok kolayca kibirli birine dönüştürebilir. Sanatın herhangi bir alanında da var. Başka alanlarda da böyledir ama edebiyat ve sanatta daha görünürdür. Kendini bundan korumak doğal olarak bir ahlak meselesi. İnsanlarla kurduğumuz ilişkide nasıl bir ahlak gözetiyorsak, kelimelerle de kendi hikayemizle de ahlaklı bir ilişki kurmamız gerekiyor.'
Reklam
Barış Pınarı Harekatı Yerinden Edilen Binlerce Sivili Evine Kavuşturdu
TEL ABYAD(AA) - EŞREF MUSA- Türkiye'nin gerçekleştirdiği Barış Pınarı Harekatı'yla terörden kurtarılan Tel Abyad ilçesinin huzura kavuşmasının ardından, terör örgütlerince yerinden edilen ailelerin geri dönüşü sürüyor.Suriye'de Fırat'ın doğusundaki bölgelerde, terör örgütü YPG/PKK ve DEAŞ'ın baskı ve zulmünden kaçan binlerce Tel Abyadlı aile, Türkiye'ye ve Suriye'nin kuzeyinde askeri muhaliflerin kontrolündeki bölgelere sığınmıştı.Tel Abyad ilçe merkezinin 13 Ekim 2019'da Barış Pınarı Harekatı kapsamında terörden kurtarılmasıyla birlikte, daha önce yerinden edilen aileler, topraklarına dönmeye başladı.Bölgedeki istikrar ve huzur ortamının tesis edilmesi, kalkınmaya yönelik çalışmaların devam etmesi ve Türkiye'nin desteğiyle çeşitli alanlarda yaraların sarılmasıyla da göç etmek zorunda kalan sivillerin Barış Pınarı Harekatı bölgesine geri dönüşü hız kazandı. AA muhabirleri, Tel Abyad ilçe merkezinin terörden kurtuluşunun birinci yıl dönümünde evlerine dönen sivillerle konuştu.Evine kavuşan sivillerden Mahmut Halaf Ebu Ukba, 2014'te terör örgütü DEAŞ'tan kaçarak, askeri muhaliflerin kontrolündeki Azez ilçesine sığındığını söyledi.Tel Abyadlı Ebu Ukba, '5 yıl Azez'de kaldım. Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu'nun başlattığı hareket sayesinde biz de topraklarımıza kavuştuk. Evimizde olduğumuz için mutluyuz.' dedi.Ebu Ukba, ilçede elektrik ve su sorununun giderildiğini ve bölgedeki durumun daha iyi olduğunu dile getirdi.'Harekat sayesinde ilçemiz kurtarıldı'Tel Abyadlı sivillerden Ahmet Hafyan ise 2015'te terör örgütü YPG/PKK'nın ilçeyi işgal etmesi sonucu Türkiye sınırındaki Cerablus ilçesine göç ettiğini belirtti.5 çocuk babası Hafyan, ilçelerine geri döndükleri için mutlu olduğunu vurgulayarak, 'Harekat sayesinde ilçemiz kurtarıldı. Türkiye'nin desteğiyle tekrar yurdumuza döndük. Allah onlardan razı olsun.' diye konuştu.Kardeşlerinin gönüllü olarak SMO saflarına katılarak harekata destek vermesinin ardından YPG/PKK'nın, ilçedeki evlerini kasıtlı olarak yıktığını söyleyen Hafyan, 'Evimin yıkıldığını görünce üzüntüden felç geçirdim. O yüzden konuşmakta zorlanıyorum. Şimdi kardeşimin evinde kalıyorum. Türkiye'den ve hayırseverlerden evimin yeniden imarı için yardım istiyorum.' dedi.Hafyan'ın 12 yaşındaki oğlu İsmail de terör örgütü yüzünden Avrupa'ya göç eden amca çocuklarını 6 yıldır göremediğini ifade etti.İsmail, 'İnşallah onlar da tekrar döner ve beraber oynarız. Evimiz yıkıldı. Evimizin imarı için yardım bekliyoruz.' diye konuştu.-'Bölgeye dönüşler sürüyor'Tel Abyad Yerel Meclis Başkanı Vail Hamdo, ilçede elektrik, su ve ekmeğin temin edildiğini, aynı zamanda güvenlik güçlerinin sayesinde asayişin sağlandığını anlattı.Hamdo, 'Barış Pınarı Harekatı'ndan sonra gönüllü ve güvenli olarak bölgeye dönüşler sürüyor. Şu ana kadar 5 bin sivil geri döndü. Bu sayı hizmetler arttıkça daha da yükselecek.' şeklinde konuştu.
Kırklareli'nde Yüksek Kapasiteli Otellere "Güvenli Turizm Sertifikası" Zorunluluğu Getirildi
KIRKLARELİ (AA) - Kırklareli Valiliği, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında 30 oda ve üzeri kapasitedeki tüm konaklama tesislerine 'Güvenli Turizm Sertifikası' alma zorunluluğu getirdi. Valilikten yapılan açıklamada, İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunun kararıyla konaklama tesislerinde uygulanacak standartlar ve tedbirlerin belirlendiği ifade edildi.Karara göre, olağanüstü salgın koşullarında sağlıklı, güvenli bir turizmi mümkün kılmak ve alınan tedbirlerin üst seviyede güvenirliliğini sağlayabilmek için bakanlık belgeli olan veya olmayan 30 oda ve üzeri kapasitedeki tüm konaklama tesislerince sertifika alınması zorunlu koşuldu.Konaklama tesislerinin sertifikası olmadan hiçbir şekilde faaliyetine izin verilmeyeceği ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:'Faaliyete yeni geçecek 50 oda ve üzeri kapasitedeki konaklama tesislerinin faaliyete geçmelerini takiben 7 gün içerisinde, 30 ila 49 oda kapasitesi bulunan ve faal olan konaklama tesislerinin ise 1 Ocak 2021 tarihine kadar, bu tarihten sonra faaliyete yeni geçecek 30 oda ve üzerindeki konaklama tesislerinin ise faaliyete geçmelerini takiben 7 gün içerisinde Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı 'www.tga.gov.tr' adresinde belirtilen sertifika firmalarınca denetlenen ve düzenlenen sertifika koşullarını yerine getirerek Güvenli Turizm Sertifikasını almaları gerekiyor. Sertifika alma zorunluluğu getirilen konaklama tesislerinin, sertifikasız faaliyet gösterdiğinin tespit edilmesi halinde işletme faaliyetlerine son verilecek.'
Reklam
Çubuk İlçe Milli Eğitim Müdürü Kılıç'ın Koronavirüs Testi Pozitif Çıktı
ANKARA (AA) - Çubuk İlçe Milli Eğitim Müdürü Alican Kılıç, gribal enfeksiyon şikayetiyle gittiği hastanede yapılan yeni tip koronavirüs testinin pozitif çıktığını bildirdi. Kılıç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Halil Şıvgın Çubuk Devlet Hastanesi'nde yapılan testinin pozitif çıktığını, tedavisinin evde devam ettiğini söyledi.Sağlığının günden güne iyiye gittiğini belirten Kılıç, 'Evde kendimi izole ettim ve tedavim devam ediyor. İnşallah sağlığıma kavuşarak en kısa sürede görevimin başına geçeceğim. Allah kimsenin başına bu hastalığı vermesin. Bu hastalığa yakalanmamak için lütfen maske, mesafe ve hijyen kurallarına dikkat edelim.' dedi.
Kocaeli'de Ayağından Yaralanan Genci Zabıta Ekipleri Hastaneye Yetiştirdi
KOCAELİ (AA) - Kocaeli'de fuar alanında arkadaşlarıyla oynarken ayağından yaralanan genci, zabıta ekipleri hastaneye ulaştırdı.Kocaeli Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, çalıştıkları bölgede huzur ve güveni tahsis etmekle görevli zabıta ekipleri, ihtiyaç durumunda asli görevlerinin yanı sıra vatandaşların yardımına da koşuyor.Geçen günlerde gece yarısı yolda kalan kadın şoföre yardım eli uzatan Kocaeli zabıtası, bu kez fuar alanında arkadaşlarıyla oynarken yaralanan gencin imdadına koştu.Zabıta Dairesi Başkanlığı İhtisas Zabıta Şube Müdürlüğüne bağlı ekipler, devriye görevleri sırasında Cumhuriyet Köprüsü üzerinde ayağından yaralanan genci fark etti.Zabıta ekipleri, ekip otosuna aldıkları genci hastaneye yetiştirdi.Ekipler, tedavi altına alınan gencin ailesine de ulaşarak bilgi verdi.
İşbaşı Eğitim Programı'ndan 4 Ayda Yaklaşık 120 Bin Kişi Yararlandı
ANKARA (AA) - Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, 1 Haziran'dan eylül sonuna kadar 119 bin 122 kişinin İşbaşı Eğitim Programı'ndan faydalandığını bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Bakan Selçuk, 1 Haziran itibarıyla Aktif İşgücü Programları aracılığıyla vatandaşları iş gücü piyasasına hazırlamaya devam ettiklerini belirtti. İŞKUR'a kayıtlı iş arayan vatandaşların mesleki deneyim ve tecrübe edinmeleri imkanına kavuşmalarını ve iş gücü piyasasına girişlerinin kolaylaşmasını sağlayan İşbaşı Eğitim Programı'nın yoğun ilgi gördüğünü aktaran Bakan Selçuk, 'Vatandaşlarımızın teorik eğitimini aldıkları mesleklerdeki uygulamaları yerinde görmelerini ve çalışma ortamına uyum göstermelerini sağlıyoruz. 1 Haziran'dan eylül ayı sonuna kadar 119 bin 122 vatandaşımızı bu programımızdan yararlandırdık. Böylece hem iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetişmesini sağlıyor hem de programdan yararlanan vatandaşlarımızın mesleki deneyim kazanmasını sağlıyoruz.' ifadelerini kullandı. 1,8 milyon kişi mesleki tecrübe kazandıBakan Selçuk, 2009'dan 2020 Eylül sonuna kadar yaklaşık 1,8 milyon kişiye İşbaşı Eğitim Programı ile mesleki deneyim kazandırdıklarını vurgulayarak, program kapsamında katılımcılara maddi destek sağladıklarını da kaydetti. Selçuk, 'İşbaşı Eğitim Programlarına katılan her katılımcıya günlük 89,40 lira ödeme yapıyoruz. Geleceğin mesleklerinde düzenlenen İşbaşı Eğitim Programlarına katılanlara ise günlük 100 lira ödüyoruz. Aynı zamanda program süresince katılımcıların genel sağlık sigortası ile iş kazası ve meslek hastalığı primlerini de karşılıyoruz.' bilgisini paylaştı.
Reklam
"Meşe Ağacından Mangal Kömürüne" Emeğin Öyküsü
ANKARA (AA) - MEHMET KAMAN - Geçimini mangal kömürü üretimiyle kazanan torakçılar, ateş başında verdikleri zahmetli mücadeleyle meşe ağacını mangal kömürüne dönüştürüyor. Ankara'nın Kızılcahamam ilçesine bağlı Uğurlu köyünde yaşayan aileler, odun kömürü mesaisine günün ilk ışıklarıyla başlıyor. Meşe odunlarını torluk adı verilen çukurlarda özenle yakan işçiler, 20 gün boyunca ateş başında nöbet tutuyor. Duman ve is kokusuyla verilen mücadelenin ardından meşe odununu mangal kömürüne dönüştüren eller, buram buram emek kokuyor. Torakçılık yapmak için 10 yıl önce ailesiyle memleketi Şanlıurfa'dan Ankara'ya gelen Abdurrahman Yılmaz, verdikleri mücadeleyi AA muhabirine anlattı. Yılın beş ayını Kızılcahamam'da, yedi ayını ise yaktıkları ocakların yanındaki çadırlarda geçirdiklerini belirten Yılmaz, 'Torakçılık büyük emek isteyen bir iş. Ateş, duman ve isin içinde çalışıyoruz. Üzeri saman ve toprakla kapatılan ocaklarda, odunlar ortalama 20 gün boyunca için için yanıyor. Biz de ocağın başında 24 saat nöbet tutuyoruz.' dedi. Yılmaz, ocağın 20 gün sonunda açıldığını, kömürleri ayırıp, sönmeleri için birkaç gün dinlendirdiklerini belirterek, torluklardaki gaz sıkışmasından dolayı zaman zaman patlamalar olabildiğini söyledi. Tonlarca meşe odununun dev ocaklarda yakılmasının geleneksel bir yöntem olduğunu vurgulayan Yılmaz, 'Mangal kömürü üretiminde kimyasal maddelerin kullanıldığı yeni yöntemler de var. Bu kimyasallar mangalı yapılan yiyeceğe sinerek sağlığa zarar verebiliyor. Geleneksel yöntem en sağlıklısı.' diye konuştu. Yılmaz, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle getirilen bazı kısıtlamalardan dolayı mangal kömürü satışlarının geçen seneye göre oldukça azaldığını da sözlerine ekledi.
Tekirdağ'daki Tefecilik Operasyonunda 6 Tutuklama
TEKİRDAĞ (AA) - Tekirdağ'ın Malkara ilçesinde tefecilik yaptığı iddiasıyla yakalanan 7 şüpheliden 6'sı tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince tefecilik yaptığı iddiasıyla gözaltına alınan 7 zanlının emniyetteki işlemleri tamamlandı.Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 6'sı sulh ceza hakimliğince tutuklandı. Bir şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Malkara ilçesinde ekonomik sıkıntı yaşayanları yüksek faizle para vererek borçlandırdıkları, bu kişilerden geri ödeme zorluğu çekenleri silahla tehdit edip darbettikleri öne sürülen zanlılara yönelik 4 gün önce operasyon düzenlenmiş, 7 kişi gözaltına alınmıştı.
Reklam
Vietnam'daki Sellerde Ölü Sayısı 29'A Çıktı, Kayıp 12 Kişi Aranıyor
ANKARA (AA) - Vietnam'da aşırı yağışların yol açtığı sellerde ölü sayısı 29'a çıktı.Yerel basına göre, ülkenin Quang Nam, Quang Ngai ve Quang Tri eyaletlerinde etkili olan yağışlar nedeniyle seller meydana geldi.Vietnam Doğal Afet Önleme ve Kontrol Merkez Yönetim Komitesinden yapılan açıklamada, seller nedeniyle 9 kişinin daha yaşamını yitirmesiyle ölü sayısının 29'a çıktığı ve kayıp 12 kişinin arandığı belirtildi.Seller nedeniyle en az 130 bin evin ve 4 bin hektar ekili alanın hasar gördüğü kaydedilen açıklamada, çok sayıda köprü ve yolun zarar gördüğü bilgisine yer verildi.Ha Tinh, Quang Nam, Quang Binh, Quang Tri ve Thua Thien-Hue'de 50 bin kişi tahliye edilmişti.Ulusal Savunma Bakanlığı, 9 bin 600 asker ve güvenlik gücünün sellerden etkilenen bölgelere sevk edildiğini açıklamıştı.Vietnam'da geçen yıl fırtına ve şiddetli yağışların yol açtığı sel ve toprak kaymalarında 132 kişi hayatını kaybetmiş, 207 kişi yaralanmıştı.
Marmara'da Yumurtadan Çıkan Yavruların Bulunduğu "Caretta Caretta Yuvası" Tespit Edildi
ÇANAKKALE (AA) - BURAK AKAY - Marmara Denizi'nde araştırma yapan uzmanlar, Türkiye'de genellikle Akdeniz'de Muğla ile Hatay sahilleri arasında görülen caretta carettalara ait bir yuva ve içinde yumurtalarından çıkan 32 yavru tespit etti.Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Kaplumbağaları Araştırma ve Uygulama Merkezi (DEKUM) bünyesindeki bilim insanları, Tarihi Gelibolu Yarımadası sınırları içinde yer alan Eceabat ilçesi sahilinde içinde 50 yumurta olan caretta caretta yuvası buldu.DEKUM Müdürü Prof. Dr. Şükran Yalçın Özdilek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Marmara'da caretta caretta yuvası bulunmasının çok önemli bir gelişme olduğunu söyledi.Caretta carettaları 65 milyon yıldır varlığını sürdüren zeki hayvanlar olarak nitelendiren Özdilek, 'Caretta caretta yuvaları bilindiği üzere Muğla'dan başlayıp Hatay'a kadar uzanan bir bölgede bulunurlar. Akdeniz'de bir yuvalama alanları var. Son zamanlarda tek tük olarak tabir edebileceğimiz halde İzmir'in bazı kumsallarında, mesela Kuşadası'nda ve geçen sene de Urla taraflarında görüldü ancak şimdiye kadar İzmir'in kuzeyinde, Kuzey Ege'de ve Marmara'da böyle bir yuva görülmedi. Bölgede hiçbir yuva kaydımız yok.' dedi.Özdilek, yuvaya Eceabat'taki bir otelin sahilinde, Saros Körfezi'nin güneyindeki kumluk alanda rastladıklarını aktardı.Heyecan verici bu keşfin kendileri için sürpriz olduğunu belirten Özdilek, 'Buralarda yuva olabileceği ihtimalini yıllardır öngörüyorduk aslında. Bu konuda da DEKUM olarak 10 yıldır önemli çalışmalar yürütüyoruz. Yaptığımız keşif gezileri dahil böyle bir yuvaya denk gelmemiştik. Bu durum bizleri çok mutlu etti. Artık bölgemizden böyle bir kaydımız var.' ifadelerini kullandı.'Tümü bilimsel olarak incelenecek'Özdilek, son yıllarda deniz kaplumbağalarının korunmasına yönelik politikalar geliştirildiğini hatırlattı.Koruma altındaki bir tür olduğu için caretta carettaların sayısının artmış olabileceğini dile getiren Özdilek, şöyle konuştu:'Çok eski tarihlerde, 1918'de yazılmış kitaplarda gemilerle Gelibolu yakınlarından geçerken sürüler halinde kaplumbağalar gördükleri anlatılıyor ancak bunlar deniz kaplumbağası olarak değil kara kaplumbağası olarak nitelendirilmiş. İnsan neden böyle sürüler halinde kaplumbağalar var diye de düşünüyor açıkçası. Belki de buralar geçmişte yuvalama alanı olarak kullanılmış olabilir. Tabii şu anda bunları bilemiyoruz.Yuvanın Marmara Bölgesi'nde ilk kez görülmesi çok önemli. Bu aslına bakacak olursak sadece ülkemiz için değil, tüm bilim dünyası adına bütün Akdeniz için bu kadar kuzeyde bir yuvanın olması çok önemli. Sürekli olarak küresel iklim değişikliği ve suların ısınmasından bahsediyoruz. Bunların çok yönlü sebepleri olabilir. Tümü bilimsel olarak incelenecek. Bizler gözlerimizi açtık, bundan sonraki olayları detaylı izleyeceğiz.''Çok özel anlar yaşadık'ÇOMÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümünde yüksek lisansına devam eden Selma Kırbeci ise deniz kaplumbağalarının beslenmesi üzerine çalışma yaptığını bildirdi.Hatay'da koruma ve izleme çalışmalarını tamamladıklarında sezonu kapattıklarını düşünürken bu keşifle çok özel anlar yaşadıklarını vurgulayan Kırbeci, şunları kaydetti:'Yuvayı kontrol ettiğimizde 50 yumurta olduğunu tespit ettik. Bunlardan çıkıp sağ kalan 32 yavruyu denize saldık. Çok şaşırtıcı. Çünkü ağustos ortası ve sonu itibarıyla kaplumbağalar çok nadir yuvalama yapmakta ancak carettalar için bu biraz daha ekstrem bir durum bizim için. Dişinin yumurtalarını 15-20 Ağustos tarihlerinde bıraktığını tahmin ediyoruz. Ekim ayının daha soğuk geçeceğini düşündüğümüz zamanlarda yuvaların çıkması o da çok düşük bir ihtimal. Yumurta sayısına baktığımız zaman bulduğumuz yuvada şu an yüzde 70 başarı mevcut. Bu da Çanakkale ve bizim merkez için çok güzel bir durum.'
Avrasya Ülkelerinde Kovid-19 Salgınıyla İlgili Gelişmeler
KİEV (AA) - Ukrayna, Gürcistan, Özbekistan ve Kazakistan'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını etkisini sürdürüyor.Ukrayna Sağlık Bakanı Maksim Stepanov, ülkede son 24 saatte 5 bin 133 kişide virüsün görülmesiyle vaka sayısının 270 bin 587'ye çıktığını bildirdi. Son 24 saatte 51 binden fazla Kovid-19 testinin yapıldığını aktaran Stepanov, ölü sayısının 107 artışla 5 bin 122 olduğunu kaydetti. Virüse yakalanan 865 kişinin hastaneye kaldırıldığını belirten Stepanov, iyileşen sayısının ise 2 bin 152 artarak 116 bin 562'ye ulaştığını ifade etti. Karantina uygulamasının 1 Kasım'a kadar uzatıldığı Ukrayna’da bölgelerin salgın durumuna göre 'yeşil', 'sarı', 'turuncu' ve 'kırmızı'ya ayrılmasına yönelik uygulama devam ediyor. Bölgedeki durum, yapılan test sayısı, yatak doluluk ve vakaların artış oranına göre belirleniyor. Bölgelerde Kovid-19'a karşı farklı tedbirler uygulanıyor.GürcistanGürcistan Başbakanlığından yapılan açıklamaya göre, ülkede son 24 saatte 569 kişi Kovid-19’a yakalandı ve vaka sayısı 12 bin 882'ye yükseldi.Virüsten iyileşenlerin sayısı 329 artarak 6 bin 867'ye, hayatını kaybedenlerin sayısı 9 artarak 102’ye ulaştı.Ülkede 5 bin 590 kişi karantinada, 836 kişi hastanelerde ve 1393 kişi de Kovid-19 hastaları için ayrılmış otellerde tutuluyor.ÖzbekistanÖzbekistan Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, son 24 saatte ülkede Kovid-19 vaka sayısının 215 artarak 61 bin 534'e, virüsten ölenlerin sayısının ise 1 artarak 510'a çıktığı bildirildi.Açıklamada, iyileşenlerin sayısının 121 artarak 58 bin 427 olduğu ve şimdiye kadar virüs tespit edilen hastaların yüzde 95'inin iyileştiği aktarıldı.Ülkedeki hastanelerde 2 bin 597 hastanın tedavisi sürüyor.KazakistanKazakistan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, son 24 saatte Kovid-19 vaka sayısı 70 artarak 108 bin 901'e çıktı.Virüsten iyileşenlerin sayısı 162 artarak 104 bin 203'e, ölenlerin sayısı 3 artarak 1771'e ulaştı.Ülkede 77'si çocuk 2 bin 927 Kovid-19 hastasının tedavisi devam ediyor, 85 kişinin sağlık durumu ağır, 12 kişinin durumu kritik olarak değerlendiriliyor.Son 24 saatte Kovid-19 belirtileri bulunan test sonuçları negatif olan zatürre vaka sayısı da 4 artarak 34 bin 913'у yükseldi.Zatürreden 10 kişinin daha iyileşmesiyle sağlığına kavuşanların sayısı 27 bin 709'a çıktı, 2 kişi hayatını kaybetti, böylece ölenlerin sayısı 370'e çıktı.Ülkede 6 binden fazla zatürre hastasının tedavisi sürüyor.
Terörle Mücadelede Görevli Personele Avukatlık Ücreti Desteği Verilecek
ANKARA (AA) - Terörle mücadelede görev alan personelin, bu görevlerinin ifasından dolayı mağdur, şikayetçi, katılan, davalı ya da davacı konumunda olması durumunda seçeceği bir avukatın ücreti ilgili kurum/kuruluş tarafından ödenecek.'Terörle Mücadelede Görev Alan Personelin, Bu Görevlerinin İfasından Doğduğu İddia Edilen Suçlardan Dolayı Yapılan Soruşturma ve Kovuşturmalarda Müdafi Olarak Belirlediği Avukat veya Avukatların Ücretlerinin Ödenme Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik' Resmi Gazete'de yayımlandı.Yönetmelik, terörle mücadelede aldığı görevlerin ifasından doğduğu iddia edilen suçlardan dolayı hakkında soruşturma ve kovuşturma yürütülen personel ile bu personelin müdafi olarak belirlediği avukat veya avukatların ücretlerinin ödenmesine ilişkin usul ve esasları kapsıyor.Ayrıca yönetmelikte, terörle mücadelede aldığı görevlerin ifasından dolayı mağdur, şikayetçi, katılan, davalı ya da davacı konumunda olan personelin seçeceği avukatın ücretinin ödenmesine ilişkin usul ve esaslar da yer alıyor.Personel tanımına müllki idare amirleri de dahil olduYönetmelikte yapılan değişiklikle 'ilgili kurum/kuruluş' ve 'personel' tanımları genişletildi.'İlgili kurum/kuruluş' tanımına, İçişleri ve Milli Savunma bakanlıkları, 'personel' tanımına mülki idare amirleri de dahil edildi.Böylece terörle mücadelede aldığı görevden doğduğu iddia edilen suçlardan dolayı hakkında soruşturma ve kovuşturma yürütülen mülki idare amirlerinin müdafi olarak belirlediği avukat veya avukatların ücretleri de ilgili kurum/kuruluş tarafından ödenecek.Mağdur personelin seçeceği bir avukatın ücreti ödenecekPersonel, hakkında yürütülen soruşturma veya kovuşturmada müdafi olarak istediği sayıda avukatı seçmekte serbest olacak. Ancak bu yönetmelik hükümlerine göre, terörle mücadelede görev alan personelin, bu görevlerinin ifasından doğduğu iddia edilen suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle belirleyeceği en fazla 3 avukatın ücreti karşılanacak.Terörle mücadelede görev alan personelin, bu görevlerinin ifasından dolayı mağdur, şikayetçi, katılan, davalı ya da davacı konumunda olması durumunda ise seçeceği bir avukatın ücreti ödenecek.İçişleri Bakanlığında da komisyon kurulacakYönetmelikte yapılan değişiklikle personele avukatlık ücreti ödenmesine yönelik iletilen talepleri inceleyip karara bağlamak üzere ilgili kurum/kuruluşlarda komisyon oluşturulacak.İçişleri Bakanlığında kurulacak komisyon, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün bağlı bulunduğu Bakan Yardımcısının başkanlığında, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü, Personel Genel Müdürü ve Destek Hizmetleri Dairesi Başkanından oluşacak.
Reklam