onedio
Kanserde Erken Teşhis Farkındalığı İçin İstanbul Sokaklarında Koşuyor
İSTANBUL (AA) - HÜSEYİN KULAOĞLU - Meme kanserini yenen iyileşen biyolog Müge Daştan, 'Ekim Ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı' kapsamında, erken teşhise dikkat çekmek için ekim ayı boyunca İstanbul'un her gün farklı bir ilçesinde yaklaşık 10 kilometre koşuyor.'Kanserin 1 adım önündeyiz' sloganını yazdırdığı pembe renkli tişörtüyle İstanbul sokaklarında koşan Daştan, spor yapmanın ve aktif olmanın önemini gösteriyor.Bugüne kadar Kağıthane, Sultanbeyli ve Adalar başta olmak üzere birçok ilçede koşan Daştan, ay sonuna kadar İstanbul'un 39 ilçesini bitirmeyi hedefliyor.1 çocuk annesi Daştan, kanser hastalığına yakalandıktan sonra da koşmaya devam ederek katıldığı yarışlarda, genel kategoride birincilik derecesi de aldı.Koştuğu ilçeleri de tanıtan ve sosyal medya hesaplarından da koşularını paylaşan Daştan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, koşmanın yemek ve uyumak gibi hayatının bir parçası olduğunu söyledi.Hayatında mutlaka hemen hemen her gün bir spor aktivitesi olduğunu ve bu aktivitelerin büyük çoğunluğunu koşunun oluşturduğunu ifade eden Daştan, şöyle konuştu:'Çocukken babamla koşmaya başladım, asıl o koşardı. Sonra 7 yıldan beri aktif antrenmanlı koşuyorum, son 6 yıldır da yarışlara katılıyorum. Hastalığım koşarken başladı. 35 yaşında kendim bir kontrole gittikten sonra 6 aylık bir takip verdi doktor. Ondan sonra 36 yaşındayken 2016'da teşhis kondu. Ameliyat oldum, kemoterapi, radyoterapi gördüm. 9 ay sürdü. Sonra tekrardan ameliyat oldum. Yaklaşık 2 sene sürdü bu süreç. Şimdi de tekrardan kanserin tekrarlamaması için hormon tedavisine devam ediyorum.' Erken teşhisin önemine dikkat çeken Daştan, meme kanseri için belli yaşlardaki kadınların yılda bir kere mamografi çektirmesini, genç olanların ise ultrason çekimi yaptırması gerektiğini belirtti.Meme cerrahı veya bir cerraha muayene olması gerektiğini de hatırlatan Daştan, bu kontrollerin yılda bir kere yaptırılması gerektiğini önemine değindi.Bu kontrollerde hastalığın tespit edilmesi halinde erken bir dönemde müdahale imkanı olduğunu kaydeden Daştan, bu şekilde olursa hastaların belki hiç kemoterapi almadan hastalığı atlatabileceğini, belki de basit bir ameliyatla iyileşebileceğini vurguladı.Hastalık teşhisi konulduktan sonra ilk çocuğunu düşündüğünü anlatan Daştan, 'Şok oldum, çok inanamadım, çok konduramadım kendime. Doktoru dinledim, 'muhtemelen kanser, biyopsi yapmamız, ameliyat etmemiz gerekiyor' derken bir şoka girdim diyebilirim. Üzüldüm tabii. Çıkıp koştum o gün, çok iyi gelmişti. Kendimi kötü hissedince mutlaka böyle bir spor aktivitesine kayıyor insan. Tabii insan mecbur kabul ediyor, çünkü sonraki süreç çok hızlı gelişiyor. Hemen biyopsi, hemen ameliyat sonra hemen kemoterapi böyle çok da düşünecek bir vakit kalmıyor. Sonra insan alışıyor, bir şekilde kabul ediyor.' diye konuştu.Hastalandığında kafasındaki tek sorunun 'Ne zaman koşabilirim?' olduğunu ifade eden Daştan, bu durumun kendisini sağlıklı ve iyi hissettirme yöntemi olduğunu belirtti.Doktorunun kendisini ilk gördüğü zaman spor yapmaya devam etmesini tavsiye ettiğini anlatan Daştan, 'Doktorum 'Bu kaslarını koru, spor yapmış olmak çok avantajlı, hem tedavinin başarısı için hem yan etkilerini daha az yaşaman için o yüzden mutlaka spor yapmanı istiyorum' dedi. Bende hastayken daha yavaş ve daha az mesafeler koştum. Mümkün olduğunca yapabildiğim her gün yaptım.' dedi. Bir gün koşarken aklına, 'Ekim Ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı' kapsamında, İstanbul'un 39 ilçesinde de koşma fikrinin geldiğini kaydeden Daştan, 'Kanserin 1 adım önündeyiz' sloganıyla şu ana kadar Kağıthane, Sultanbeyli ve Adalar başta olmak üzere birçok ilçede günde yaklaşık 10 kilometre koştuğunu ve ay sonuna kadar bütün ilçeleri tamamlayacağını söyledi.'Oğlum benden daha fazla kaygılıydı'13 yaşında bir oğlu olduğunu ifade eden Daştan, hastalandığında oğlunun kendisinden daha fazla kaygılahdığını söyledi. İyileştikten sonra doktorundan izin aldığını ve yarışlara katıldığını belirten Daştan, katıldığı yarışlarda genelde birincilik ve üçüncülük gibi dereceler aldığını ve oğlunun bu dereceleri gördükten sonra kendisinin iyileştiğini gördüğünü kaydetti.Daştan, 'Hedefim insanlara spor yapılabilirliği göstermek. Kanser tedavisi sırasında, sonrasında spor yapmak çok önemli. Ne derece yaparsanız. Bu bazen bir fizik tedavi düzeyinde olabilir. Bazen dans, yüzme, koşma olabilir. Hiç farketmez ama hareket edip kasları korumak, kemikleri korumak, vücudu aktif tutmak, yan etkiyi atmak, kan dolaşım sistemini, kalp sağlığını korumak, hepsi çok önemli. Benim amacım bunu gösterebilmek ve insanlara bu konuda ulaşabilmek. Aynı zamanda kendi örneğimde olduğu gibi hasta olmadan önce kontrollere gidip teşhisi ne kadar erken alabiliyorsak o kadar erken almak. O yüzden yılda bir kere doktora gidip oradaki tetkikleri yaptırıp muayene oldurma konusunda da insanları teşvik etmek, amacım bu.' Kadınların kendilerini ihmal etmemesi gerektiğini değinen Daştan, şunları kaydetti:'Kadınlar, her zaman kendisini geri plana koyup 'çocuğum için yapıyorum, çocuğu doktora götürdüm ama bana vakit kalmadı, çocuğuma aldım, kendime alamadım. Çocuğumu spora götürdüm, kendim spor yapacak vakit bulamadım' diyor. Bunu yapmasın kimse. Siz varsanız çocuğunuz mutlu, siz varsanız çocuğunuzun geleceği var. Annesiz bir gelecek veya annesi hasta olan bir çocuğun geleceği çok daha üzücü. O yüzden kendinize iyi bakın, kendinizi önemseyin, çocuğunuz için de önemseyin. Siz de spor yapın, siz de muayene olun, siz de kendinize iyi bakın. Bu sadece yiyeceklerle olmuyor, doktora düzenli gidip aynı zamanda aktif kalmak.' Hastalığı ve koşuları sırasında yaşadığı deneyimlerini, üzüntülerini ve sevinçlerini blog sitesinde yazan Daştan, insanlardan olumlu tepkiler alığını ve ilerde blog yazılarını kitap haline getirmeyi düşündüğünü söyledi.
"Diyarbakır'ın Kalbi"Nde 1800 Yıllık Kalorifer Sistemi Bulundu
DİYARBAKIR (AA) - ÖMER YASİN ERGİN - 'Diyarbakır'ın kalbi' olarak nitelendirilen tarihi Sur ilçesindeki Amida Höyük'teki arkeolojik kazı çalışmalarında, 1800 yıllık olduğu değerlendirilen su kanalları ve kalorifer sistemi bulundu.Hurri-Mitanniler, Urartular, Persler, Romalılar, Emeviler, Abbasiler, Mervaniler, Selçuklular ve Artukluların da aralarında yer aldığı birçok medeniyete ev sahipliği yapan Amida Höyük'te, Kültür ve Turizm Bakanlığınca, Dicle Üniversitesi (DÜ) Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Yıldız başkanlığında yürütülen kazı çalışmaları devam ediyor. Ünlü İslam alimi El Cezeri'nin bilimsel çalışmalarını yürüttüğü alanda 12 kişilik daimi ve 10 kişilik gönüllü ekiple sürdürülen kazıda, 1800 yıllık olduğu değerlendirilen su kanalları ve kalorifer sistemi tespit edildi.Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Amida Höyük'ün hem Diyarbakır hem de Mezopotamya'nın kalbi olduğunu söyledi.'Amida Höyük' denildiği zaman Diyarbakır'ın en önemli yerleşim yerinin akıllara geldiğini ifade eden Yıldız, höyüğün hem şehrin hem de bölgenin yönetildiği bir yer olduğunu belirtti.Kültür ve Turizm Bakanlığının kararıyla 2018 yılında kazı çalışmalarına başladıklarını belirten Yıldız, bu yıl Türk Tarih Kurumunun verdiği proje desteğiyle bölgenin 12 ay kesintisiz devam edecek kazı grubuna dahil edildiğini aktardı.Prof. Dr. Yıldız, kazı çalışmalarında çok güzel verilerin ortaya çıktığına işaret ederek 'Öncelikle 2018 yılında Diyarbakır'da hep efsanelerde anlatılan gizli tünel ve kaçış tüneli dediğimiz tüneli tespit ettik. 2019 yılında bu tüneli kazı çalışmalarını yapıp askıya aldık. 2019 yılındaki çalışmalarda Evliya Çelebi'nin anlatarak bitiremediği meşhur divanhane ortaya çıkartıldı. Akabinde kabul salonu ortaya çıkartıldı.' dedi.'O dönemin kalorifer sistemi diyebiliriz'Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından dolayı az kişiyle çalıştıklarını anlatan Yıldız, bu yılki çalışmalarda özellikle divanhanenin doğu tarafında bulunan açmada güzel verilerin ortaya çıktığını kaydetti.'Normalde Diyarbakır Amida Höyük içerisindeki gizli tünel hem kaçış tünelidir hem de su kaynağına açılan tüneldir. İçkale su kaynağı, Romalılar döneminde künklerle (pişmiş toprak veya betondan imal edilen dairesel kesitli su borusu) tünelin içerisine alınmış. İşte o tünelin içerisindeki su hem Romalılar döneminde hem de daha sonra El Cezeri'nin geliştirdiği sistemle yukarı atılmış.' diyen Yıldız, yukarı atılan suyun havuza gidişini ve mekanlara dağıtımını sağlayan, Romalılar döneminde Milattan Sonra 200 yıllarında yapılan taş kanalların tespit edildiğini belirtti.Yıldız, 1961-1962 yıllarında yapılan kazılarda hamam ortaya çıkartıldığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:'İşte o hamamdaki sıcak su ile mekanların ısıtıldığına dair kanallar ortaya çıktı. Isı kaybını engellemek için bu sıcak su kanallarının kenarlarında tuğlalar kullanılmıştır. Diğer yerlere baktığımız zaman hamamdaki bu sıcak su pörenk (ağaç ya da topraktan yapılmış su borusu) dediğimiz pişmiş toprak borularla mekanlara dağıtılırken Romalılar burada farklı bir düzeni uygulamışlar. Direkt kanallar vasıtasıyla mekanlara dağıtmışlar. Bu çıkan sistem için o dönemin kalorifer sistemi diyebiliriz. Bölgede şimdiye kadar tespit edilen en erken tarihli ısıtma sistemidir.'Kazıldıkça tarih çıkıyor Artuklu sarayının Roma sarayının üzerine inşa edildiğini belirten Yıldız, Artuklu döneminde sarayın mekanlarının kalker taşıyla döşendiğini, Roma döneminde ise tuğla ile zeminin döşendiğini ifade etti.Yıldız, 'Tespit ettiğimiz hem ısıtma sistemi hem de temiz su kanalı tahminen 1800 yıllık. Günümüzden 1800 yıl önce Romalıların o günkü adıyla Amida olan Diyarbakır'a ve bölgeye hakim olunca hem bu sarayı hem de bu sistemi yaptıklarını düşünüyoruz.' diye konuştu.Bölgenin Romalılar döneminde Mezopotamya, İslami dönemde ise Diyarbekir adıyla anıldığını anlatan Yıldız, Amida şehrinin bu eyaletin yönetim merkezi olduğunu, tüm bölgenin buradan yönetildiğini ifade etti.Yıldız, kazı çalışmaları devam ettikçe tarihin ortaya çıktığına işaret ederek şöyle devam etti:'Hem Mezopotamya bölgesi hem de daha sonraki adıyla Diyarbekir bölgesi, kurulduğu günden günümüze kesintisiz olarak yerleşimin devam ettiği dünyadaki ender kentlerden biri. Amida Höyük, günümüzden 8 bin yıl önce yönetim merkezi olarak kurulan ve kesintisiz olarak günümüze kadar yönetim merkezinin devam ettiği yerdir. Burası kazıldıkça çok daha yeni verilerin, hem Diyarbakır'ın hem de bölgenin tarihini değiştirecek verilerin ortaya çıkacağını düşünüyoruz.'Kazılar bittikten sonra Amida Höyük ve Artuklu Sarayı'nın, Diyarbakır’ın ve bölgenin önemli turizm merkezlerden biri olacağını belirten Yıldız, buranın aynı zamanda İçkale bölgesini izlemek için bir seyir terası konumunda olacağını söyledi.Prof. Dr. Yıldız, kazı çalışmalarına destek veren Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dicle Üniversitesi Rektörlüğü, Türk Tarih Kurumu Başkanlığı, Diyarbakır Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, İş-Kur İl Müdürlüğü ve Sur Kaymakamlığına teşekkür ederek verilen desteklerin artması halinde kazıların beklenen tarihten daha erken bitmesinin sağlanacağını sözlerine ekledi.
Fetö'nün "Altın Çocuklarını" Bylock Şifreleri Ele Verdi
ANKARA (AA) - TANJU ÖZKAYA - Saklandıkları hücre evinde yakalanan eski emniyet müdürleri Cemil Ceylan ve Hüsrev Salmaner'in, kullandıklarını inkar ettikleri ByLock programı için isim ve soyadlarının yanı sıra memleketlerinin plaka koduyla işe başlangıç tarihlerini 'kullanıcı adı' ve 'şifre' yaptıkları ortaya çıktıAA muhabirinin edindiği bilgiye göre Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 'altın nesil' olarak nitelendirdiği isimlerden Ceylan ve Salmaner, hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017'de 'anayasal düzeni ihlale teşebbüs' ve 'silahlı terör örgütü yöneticisi olmak' suçlarında soruşturma başlatıldı.O tarihlerde adreslerinde bulunamayan FETÖ firarileri, emniyetin fiziki ve teknik takip sonucu 3 yılın ardından 8 Ekim'de Etimesgut'taki hücre evinde yakalandı.İki şüpheli, emniyet ve savcılık ifadelerinde, FETÖ üyesi olmadıklarını, ByLock başta olmak üzere örgüte ait haberleşme programlarını kullanmadıklarını iddia etti.Ancak soruşturma dosyasında yer alan ByLock analiz raporu, eski birinci sınıf emniyet müdürlerini yalanladı.Rapora göre Ceylan ve Salmaner, ByLock kullanıcı adı ve şifresi için kendi isim, soyadları ile memleketlerinin plaka kodu, işe başlangıç tarihi ve görev yerlerinin adlarını tercih etti.Şüpheli Ceylan, 160454 ID ByLock hesabını 26 Ağustos 2014'te aktifleştirdi.Kullanıcı adını, memleketi Afyonkarahisar ve plaka kodundan esinlenerek 'karahisar03' olarak belirleyen Ceylan, o tarihte ikamet ettiği Ankara'nın İncek semtinin ismini kullanarak 'incek2014' şifresini oluşturdu.HTS baz istasyonu ve internet trafik verilerine göre Ceylan'ın, ByLock kullandığı iller arasında Ankara'nın yanı sıra Afyonkarahisar ve Denizli de yer aldı. Ceylan'ın telefonun baz verdiği 8-17 Ekim 2014'te senelik iznini kullanmak için memleketi Afyonkarahisar'da olduğu, ayrıca eşinin ailesinin bulunduğu Denizli'ye de gittiği tespit edildi.Ceylan'ın ByLock yazışma grubunda, FETÖ'den hakkında işlem yapılan eski emniyet müdürleri Cihangir Çelik, Lokman Kırcılı, Halit Turgut Yıldız, Kadir Ay, Ertan Yavaş, Selçuk Kızılay, İsmail Baş, Çetin Çelik ve Fazlı Öcal yer aldı.İfadesinde söz konusu isimlerle ByLock üzerinden haberleşmediğini iddia eden Ceylan, 'Bu görüşmeler tamamen normal telefon araması ile yapılan görüşmelerdir.' dedi.İşe giriş yılı şifresi oldu Şüpheli Hüsrev Salmaner de örgüt üyeleriyle irtibat için '119021' ve '122730' İD numaralı iki ByLock hesabı kullandı.'husrev87' kullanıcı adını tercih eden Salmaner, yine isminin baş harfi ve işe giriş yılı olan 1987'den yararlanarak 'h878787@' şifresini oluşturdu.İfadesinde söz konusu programı kullanmadığını iddia eden Salmaner, 'Hiçbir zaman ByLock kullanmadım. Kullanıcı adı bana ait değildir. Programı kullanmış olsam karışık bir şifre kullanırdım. Muhtemelen ismim her yerde geçmesi nedeniyle teknolojiden faydalanan birilerinin yapmış olduğunu düşünüyorum.' savunmasını yaptı.Darbe girişiminden önce emekli edildilerCemil Ceylan, Kilis ve Edirne İl Emniyet Müdürlüğü yaptıktan sonra Emniyet Genel Müdürlüğü Strateji Geliştirme Daire Başkanlığına atandı. Hüsrev Salmaner de 2011-2014 yılları arasında Artvin İl Emniyet Müdürü olarak görev yaptı. İki şüpheli, 2015'te çıkarılan KHK ile resen emekli edilen 1776 emniyet müdürü arasında yer aldı. Darbe girişiminden sonra Ceylan ve Salmaner'in rütbeleri geri alındı.FETÖ'nün emniyet mahrem yapılanmasına yönelik soruşturmada ele geçirilen dijital belgelerde, Ceylan ve Salmaner'in 'A5' olarak kodlandıkları, bunun da örgüte sadakat ve bağlılığı en üst seviyede olan kişiler için kullanıldığı ortaya çıkmıştı.
Ankara Şehir Hastanesi Başhekimi Surel, Salgınla Mücadelede Son Durumu Anlattı:
ANKARA (AA) - DUYGU YENER - Ankara Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Aziz Ahmet Surel, filyasyon uygulamasının, bulaşıcı hastalıkların tedavi ve kontrolünde ana unsur olarak kullanıldığını belirterek, Ankara'da da bu uygulamanın etkinliğinin çok üst seviyede görüldüğünü söyledi.Surel, koronavirüs salgınıyla yürütülen mücadeleye ilişkin, AA muhabirine açıklamada bulundu. Koronavirüsün bulaşıcı bir hastalık olduğunu, hastalığı taşıyan kişinin toplumdan izole edilmesi ve başkalarına bulaştırmasının önüne geçmenin, tedavideki ana unsurlar arasında yer aldığını vurguladı.En kaliteli ve en konforlu izole ortamın, hastanın kendi evi olduğunu ifade eden Surel, 'Ülkemizin son Başbakanı Binali Yıldırım ve eşi hanımefendiyi de evinde takip ettik, izole ettik.' dedi.Filyasyon yönteminin önemine değinen Surel, bu yöntemle pozitif saptanan vakaların temaslılarının takip edildiğine işaret ederek, şu bilgileri verdi: 'Laboratuvar sistemimize bir hastanın pcr testinin pozitif olduğuna dair veri düştüğü andan itibaren 3-4 saat içerisinde filyasyon ekiplerimiz evlerine geliyor. Muayene ediyor, ilaçlarına başlıyor. Hastaneye gelme ihtiyacı gösteren bir durum varsa, 112 vasıtasıyla hastaneye getiriliyor, temaslı bilgileri alınıyor. Temaslı olduğu bildirilen kişilere de filyasyon ekipleri bölgelerine göre gidiyorlar.'Ankara Şehir Hastanesinde Kovid-19 hastalarının izole edileceği servis, yoğun bakım, acil servis ve poliklinik alanları için özel geniş alanlar oluşturduklarını anlatan Surel, 'Ankara'nın tedavi hizmetlerinde ana merkez, Ankara Şehir Hastanesi. Kalp, tansiyon, çocuk, doğum ve onkolojik hasta gruplarının tedavileri de bu süreçte aksatılmadan devam ettirildi. Koronavirüs ile irtibatlı olanları, ayrı fiziki alanlarda yürütme gayretinde olduk.' dedi.Surel, şehir hastanelerinin geniş fiziki alanlar, son teknoloji ile donatılmış teknik imkanlara sahip olması nedeniyle koronavirüsle mücadelede, sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde büyük kolaylık sağladığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:'Hastanemizde yeterince kapasitemiz her zaman vardı. Kapasitemizi de anlık olarak kontrol ederek yeni gelecek dalgalara da her zaman hazır olmaya gayret ettik. Filyasyonla hastalarımızın tedavilerine hem çok hızlı şekilde, bir an önce başlandı hem de hastaneye ihtiyaç duyanlar, süratle hastaneye getirilerek tedavi hizmetlerinin verilmesi noktasında çok süratli ve etkin hareket edildi.Şu anda hastane içinde hiçbir alanda bir izdiham ya da fazla bir başvuru yok. İnşallah hep böyle gider. Biz tedbirli olacağız, yerimizi ayıracağız, yine poliklinik alanları olacak ama bu alanlar da hep boş kalacak umudumuz da bu.'Surel, hasta sayısının yoğun olduğu dönemde de her zaman tedbirli olduklarını ve sağlık hizmeti yürütmeleri sebebiyle hazırlıklarını en kötü ihtimale ve senaryoya karşı yaptıklarını söyledi.Hastanede yatan ve tedavi verilerinin, hasta sayısının şeffaf bir şekilde belli olduğuna, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın da verileri paylaştığına vurgu yapan Surel, ne kadar hastanın tedavi edildiğin, tedavi altındakilerin ne kadarının hayatını kaybettiğinin anlık olarak paylaşıldığını kaydetti.Filyasyon uygulamasının, bulaşıcı hastalıkların tedavi ve kontrolünde ana unsur olarak kullanıldığının altını çizen Surel, şunları kaydetti:'Türkiye'de pandemide kullanıldı. Ankara'da da etkinliğini çok üst seviyede gördük. Özellikle, insanların akın akın 'Bende korona var mı? İş yerindeki arkadaşımda korona çıkmış bana bulaştı mı? Eşimde çocuğumda var mı?' gibi endişelerle sağlık merkezlerine gelip, buranın bir buluşma ve bulaş noktası haline gelmesinin önüne geçiliyor. Bu dünyanın başka bölgesinde hayal edilecek bir şey mi? Bizzat hekim ve sağlık personeli evine gidiyor, evinde sorguluyor, değerlendiriyor, tedavisini veriyor ve günlük arayıp kontrol ediyor. Herhangi bir durumunda kötüye gitme varsa hemen alıyor, hastaneye getiriliyor.''Yoğun bakımlarda yerli ventilatörümüzü kullanıyoruz'Ankara Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Surel, hastanedeki yoğun bakım hizmetlerine ilişkin de bilgi verdi.Yoğun bakımların negatif basınçlı olduğuna dikkati çeken Surel, şunları söyledi:'Hastanın nefes alıp vererek, ortama bıraktığı viral partiküllerin de bulunduğu hava ortamdan emiliyor. Özel filtrelerden havalandırma sisteminden geçiliyor. İçeriye yüzde yüz temiz hava veriliyor. Çin'de ya da dünyanın çeşitli yerlerinde gördüğünüz kat kat tulumlar giyen sağlık çalışanları görüntülerini bizim hastanemizde göremezsiniz. Ben burada nasıl çalışıyorsam, arkadaşlarımız da yoğun bakımlarda aynı şekilde, negatif basınçlı, yüzde yüz temiz hava verilen yoğun bakımlarda çalışıyorlar. Hastanın yakınında, temasında bulunacağı odasına girerken de koruyucu ekipmanlarını giyerek hastaya gereken iş ve işlemlerini yerine getiriyor.Burada önemli parametrelerden biri ventilatördü. Solunum yetmezliği yaşayan hastalarımıza ventilatörle solunum desteği vermek gerekiyor. Yerli ventilatörümüzün üretilmesi bizi çok mutlu etti. Yıllardır sağlık alanında çalışıyoruz. Yerli ve milli ventilatörümüzün elimize ulaşması, hastalarımızda kullanmak bizi çok mutlu etti. Performansından da yoğun bakım ekiplerimiz çok memnun. Aynı sürecin aşı ile ilgili gerçeklemesini bekliyoruz.'
İran'da Eğitim Uçağı Düştü: 1 Yaralı
ANKARA (AA) - İran'ın Çahar Mahal-Bahtiyari eyaletinde tek kişilik bir eğitim uçağının düşmesi sonucu 1 kişi yaralandı.İran'ın yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberine göre, Çahar Mahal-Bahtiyari eyaletinde yer alan Şehrekord ilçesi yakınlarında tek kişilik bir eğitim uçağı şehirdeki havaalanı yakınlarında düştü.Kazanın nedeni açıklanmazken, pilotun yaralı kurtulduğu ve en yakın hastaneye sevk edildiği açıklandı.Elburz eyaletinde yer alan Nazarabad ilçesinde de 25 Eylül'de bir eğitim uçağı düşmüş, 2 kişi yaralanmıştı.
Osmaniye'deki Orman Yangınında Soğutma Çalışmaları Sürüyor
OSMANİYE (AA) - Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde dün başlayan ve akşam saatlerinde kontrol altına alınan orman yangınında soğutma çalışmaları sürüyor.İlçeye bağlı Yukarıçiyanlı köyündeki ormanlık alanda başlayan yangın, iki yangın söndürme helikopteri, 23 arazöz, 8 su tankı, 5 iş makinesi ve 150 personelin katıldığı söndürme çalışması sonucu dün akşam saatlerinde kontrol altına alındı.Tedbir amaçlı evlerinden tahliye edilen vatandaşlar evlerine dönerken, bölgede itfaiye ve Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri soğutma çalışmalarını sürdürüyor.Yangın nedeniyle zarar gören orman alanları drone ile havadan görüntülendi. Dün sabah saatlerinde Yukarıçiyanlı köyündeki ormanlık alanda çıkan yangın nedeniyle çevredeki bazı evler tahliye edilmişti. Havadan ve karadan yapılan müdahale sonucu yangın akşam saatlerinde kontrol altına alınmıştı.
Reklam
Gönlü Zengin Şehit Annesi Bağışlarıyla Duygulandırıyor
BURDUR (AA) - BİLAL ALTIOK - Burdur'da biriktirdiği 3 bin lirayı kurban kesip askerlere dağıtması için İl Jandarma Komutanı Albay Hakan Başaklıgil'e teslim eden şehit annesi Ayşe Zengin, bağlanan şehitlik maaşını da hayır işlerinde kullanarak rahatlıyor.Merkeze bağlı Güneyyayla köyünde, şehit oğullarının hatıralarıyla dolu, mutfağı ve salonu prefabrik olan evlerinde mütevazi bir hayat süren Zengin çiftinin, 1991'de çift yumurta ikizleri dünyaya geldi.Hikmet ve Emine verdikleri çocuklarını tarlalarda çalışarak zorluklar içinde büyüten çiftin, asker olduğu için büyük onur ve gurur duydukları oğulları Jandarma Uzman Onbaşı Hikmet Zengin, 2017'de Mardin'de teröristlerle çıkan çatışmada şehit oldu. Bu süreçte yaşadığı acıyla gözündeki rahatsızlık daha da ilerleyen 56 yaşındaki Ayşe Zengin, yüzde 95 oranında görme kaybı yaşadı.O günden sonra şehit oğullarıyla daha fazla gurur duyan çift, acılarını yüreklerine gömüp, kendilerini hayır işlerine adadı. Kızları Emine'yi de evlendirdikten sonra köyde yalnız kalan ve emeklilik maaşıyla geçinen Zengin çifti, şehit oğullarından kalan maaşa hiç dokunmuyor. Köyde ihtiyacı olanlara, Kur'an kurslarına, öğrencilere, camilere ve Mehmetçik Vakfına yardımda bulunan çift, hayır yaptıkça acılarının azaldığını düşünüyor. Valilikçe düzenlenen Devlet Övünç Madalyası Töreni'nde, biriktirdiği 3 bin lirayı, iki kurbanlık kesip askerlere dağıtması için İl Jandarma Komutanı Albay Hakan Başaklıgil'e teslim eden Ayşe Zengin'in isteği yerine getirildi.Komutanın iade ettiği kurbanlık parasını Kur'an kursuna verecekAnne Ayşe Zengin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, saygılı, uysal, yumuşak huylu biri olan oğlunun yaklaşık bir yıl görev yaptıktan sonra şehit olduğunu söyledi. Oğlu göreve başladığında, yedi yıl kurban kestireceğini belirttiğini aktaran Zengin, evladı Hikmet şehit olduktan sonra da sözünü yerine getirdiğini dile getirdi.Askerleri getirip, evinin önünde kurban kestirdiğini anlatan Zengin, 'Bütün askercikler yesin, güç kuvvet olsun. Komutan verdiğimiz parayı kullanmayıp, kendileri kurban kestirmiş. Parayı da kocama geri vermişler. Biz de o parayı Kur'an kursuna vereceğiz.''Hayır yaptıkça içimiz rahatlıyor, sakinleşiyoruz'Zengin, oğlu askere giderken evleri inşaat halinde olduğundan eline kına bile yakamadığını belirterek, şöyle devam etti:'Hepsi içimde kaldı, oğlumun da hayalleri yarım kaldı. Ben de oğlumun parasını yavrumun niyetine ihtiyacı olan yerlere dağıtıyorum. Bütün şehitlerin ruhuna varsın. Çocuklar okusun diye, şehidimin parasını okullara, Kur'an kurslarına, camilere veriyorum ama ne yapsak da içimiz hep buruk. Yavrumun hayaliyle yaşıyorum, her gün gelip kapıdan bana bakıp bakıp gidiyor. Unutulacak bir şey değil, acısı içimizden hiç çıkmıyor, ancak hayır yaptıkça içimiz rahatlıyor, sakinleşiyoruz. Vatan bölünmesin. Askerlerimize rabbim güç kuvvet versin. Devletimize, milletimize zeval gelmesin.'Zengin, gözünün iyileşmesi için doktorlara gittiğini ancak bir sonuç alamadığını, iyi bir doktorda göz muayenesi olmak için destek istediğini ifade etti.'Kendilerinin ihtiyacı olmasına rağmen daha çok ihtiyacı olanlara yardım ediyorlar'Baba Ali Yaver Zengin de şerefli ve gururlu olduğunu, oğlunun en yüksek mertebeye ulaştığını söyledi. Oğlunu çok özlediğini vurgulayan Zengin, 'Her annenin, babanın evladı şehit olmuyor, vatan sağ olsun. Mesleğe başladığında, 'Oğlum evlenme zamanın geldi.' dediğimde, 'Ben sana bir aya kadar haber vereceğim.' karşılığını vermişti. Haber veremeden gitti. Sonradan öğrendim bir sevdiği varmış. Oğlum şehit olduktan sonra sevdiği kızın anne babası, her sene ziyaretimize geldi. Kızlarını evlendireceklerinde bize de danıştılar.' dedi. Türkiye Muharip Gaziler Derneği Burdur Şubesi Başkanı Hasan Okyar da ailenin altın gibi bir kalbi olduğunu, oğullarından kalan şehitlik maaşını, kendilerinin ihtiyacı olmasına rağmen daha çok ihtiyacı olanlara vererek huzur bulduklarını belirtti.
Tokat'ta Kayıp Zihinsel Engelli Genci Jandarma Buldu
TOKAT (AA) - Tokat'ın Reşadiye ilçesinde kaybolan zihinsel engelli genci jandarma buldu.İlçeye bağlı Çakırlı köyünde yaşayan 23 yaşındaki zihinsel engelli Mustafa Şahin, dün ormanlık alanda kayboldu.Yakınlarının jandarmaya kayıp ihbarında bulunmasının ardından jandarma, komando ve AFAD ekipleri, termal özellikli drone kullanarak genci aramaya başladı.Jandarma ekipleri gece saatlerinde Keçiköy Yaylası'nda buldukları genci, ailesine teslim etti.Bu arada Reşadiye Kaymakamı Hülya Yavuz, olay yerine giderek yetkililerden bilgi aldı.
Reklam
"Lav Yolu" Salgın Sürecinde Bisiklet Ve Doğa Tutkunları İçin İzole Rota Oldu
DİYARBAKIR (AA) - BESTAMİ BODRUK - Sönmüş volkanik dağ olan Karacadağ'ın eteklerinde, kraterlerden çıkan lavların oluşturduğu plato, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) döneminde bisiklet ve doğa tutkunlarının tercihi oldu.Kovid-19 tedbirleri kapsamında artan izole tatil arayışı, kent merkezlerinden uzak, doğa ile iç içe olan rotaların önemini arttırdı. Diyarbakır ve Şanlıurfa sınırında yer alan, tarihsel süreçte faaliyetini çeşitli aralıklarla sürdüren, son faaliyetini 100 bin yıl önce gerçekleştiren 1957 metre yüksekliğindeki Karacadağ'dan çıkan lavların oluşturduğu 120 kilometrelik bazalt plato, bu süreçte doğa yürüyüşü ve bisiklet tutkunlarının vazgeçilmez adreslerinden biri haline geldi.Doğal yüzey yapısı ile farklı bir yürüyüş keyfi yaşatan, yüzlerce volkanik mağara ile iple tırmanma ve fotoğraf çekimi gibi birçok imkan sunan lav yolu, doğal kaynak sularıyla da serinletiyor. Son zamanlarda bisiklet gezginlerini de cezbeden bu zorlu arazi, özellikle hafta sonları doğa tutkunlarına ev sahipliği yapıyor.'Doğal bir oluşum'Diyarbakır'da doğa gezileri düzenleyen Pedaldaşlar Bisiklet Kulübü'nün programına katılan kamu görevlisi Ahmet Bilecik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, zorlu parkurda bisiklet sürmenin keyfini çıkardıklarını söyledi.Salgın sürecinde gerekli önlemleri alarak doğa gezilerine katıldıklarını ifade eden Bilecik, Karacadağ'daki lav yolunu bisikletle gezdiklerini belirtti.Bilecik, 'Burası sanki dünyanın dışında bir yer gibi. Doğal oluşan mağaralarda serin ve temiz bir hava soluma şansı var. Sanki dışarıyla hiçbir bağlantısı yok. Fotoğraf merakı olan arkadaşlarımız da çok güzel kareler yakaladı.' dedi.'Herkese tavsiye ediyorum' Yüzme antrenörü ve bisiklet tutkunu Çimen Yalınkılınç da kulüp olarak şehirler arası turlar ve kısa performans turlarının yanı sıra doğa gezileri de düzenlediklerini anlattı.'Lav yolu bölgesini ilk olarak keşfe geldik. Şimdi de arkadaşlarımızla buraları geziyoruz.' diyen Yalınkılınç, 'Buranın çok farklı bir atmosferi var. Uzaydaymışsın gibi bir his yaratıyor. Diyarbakır'ın gelip görülecek çok güzel yerleri var. Ülkemizdeki herkese tavsiye ediyorum.' diye konuştu.Doğa fotoğrafçısı Sedat Hatısarı ise lav yoluna ilk kez geldiğini ve hayran kaldığını aktardı.Doğal bir güzelliğe sahip olan ve bilinirliği az olan bölgeye tüm fotoğraf tutkunlarını davet eden Hatısarı, çok güzel fotoğraflar çektiklerini, bölgeye tekrar geleceklerini dile getirdi.
Kermesle Başlayan Lezzet Hikayesiyle İşinin Patronu Oldu
KONYA (AA) - SERHAT ÇETİNKAYA - Konya'da, ev hanımıyken, oğlunun okul kermesine gönderdiği içli köftelerin beğenilmesinin ardından girişimcilik hikayesi başlayan Habibe Gülcan Demir, açtığı ev yemekleri lokantasıyla işinin patronu oldu. Evinde ürettiği içli köfteleri çevresine satarak çalışmaya başlayan 2 çocuk annesi 45 yaşındaki Demir, 9 yıl sonra istihdam sağlama hayaliyle iş yerini açtı.Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme Başkanlığından (KOSGEB) aldığı 50 bin liralık hibe ve 70 bin liralık faizsiz kredi desteğiyle işini kuran Demir, sosyal medyanın da gücünü kullanarak zamanla büyüttüğü iş yerinde 6 kişiye istihdam sağladı.Demir, çalışkanlığı ve azmiyle de çevresine örnek oluyor.Ev yemekleriyle müşterilerinin damak zevkine hitap eden Demir, AA muhabirine, karşılaştığı olumsuzluklara rağmen pes etmeden çalışarak hayallerine ulaştığını söyledi.Eşinin görevi nedeniyle Amasya’nın Merzifon ilçesinde bulundukları yıllarda çok beğenilen içli köftesiyle kısa zamanda iş yeri açma seviyesine geldiğini belirten Demir, eşinin Konya'ya tayin olmasının ardından her şeye sıfırdan başladığını anlattı.Yemeklere daha çok zaman ayırabilmek için ev temizliğine çağırdığı yardımcısının 'Senden kazandığım paralarla ilk defa çocuklarımın elinden tutup bayramlık almaya gittim.' sözünden etkilendiğini belirten Demir, bu sayede iş yeri açıp istihdam sağlamaya karar verdiğini ifade etti.'Evinize gidin, kocanızın parasını yiyin diyenler oldu'Konya’da çevresi olmadığı için öncelikle işletmelerin kapısını çaldığını dile getiren Demir, 'Yemek işletmelerine, 'İçli köfte alır mısınız?' diye numune götürdüğümde, bana, 'Hiç buralarda uğraşmayın. Evinize gidin, kocanızın parasını yiyin.' diyenler oldu. Ama ben pes etmedim.' dedi. Demir, hiçbir zaman yılmadan, usanmadan çalıştığını kaydederek, 'İlk başlarda çevreniz bile motivasyonunuzu kırabiliyor. 'İnsanlar kalite aramıyor. Paraya, fiyata bakıyor.' diyenler oldu. 'Çok büyük işletmeler var, sen kimsin ki, nasıl yapacaksın ki, burada hiç çevren yok.' diyenler de oldu. Birçok kez motivasyonum kırılsa da pes etmeyip iyi çalışınca başarılı oldum. Girişimcilik hikayeleri, başarı hikayeleri okuyup örnek aldım.' diye konuştu. Talasemi (Akdeniz anemisi) hastası olduğu için sağlıklı beslenmenin önemini çok iyi bildiğine değinen Demir, 'Yemediğim bir şeyi müşterilerime satmıyorum. Ne yiyorsam, onu sunuyorum. Az ve taze sunuyorum. Kaliteli ürün çıkarıyorum. Sırat köprüsünün üzerinde beni bekleyenler olmasını istemiyorum. Hakkını vererek iş yapmaya çalışıyorum.' ifadelerini kullandı.Hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını dile getiren Demir, 'Yeni hedefim, ev usulü ürünleri, sanayileştirmeden yemek fabrikası kurmak. Bunun yavaş yavaş olacağını da biliyorum. Kimse bir anda büyüyemez. Adım adım hedefime doğru gitmek istiyorum.' dedi.
Emine Erdoğan'dan "Dünya Kız Çocukları Günü" Paylaşımı:
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, 'Gelecekte hayal ettiğimiz dünya, kız çocuklarımızın bilimde, teknolojide, sanatta ve hayatın diğer tüm alanlarında layıkıyla yer almasıyla mümkün.' ifadesini kullandı. Emine Erdoğan, Twitter hesabından 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü dolayısıyla paylaşımda bulundu. Türkiye ve dünyadan kız çocuklarıyla fotoğraflarının yer aldığı bir video da paylaşan Emine Erdoğan, şunları kaydetti: 'Gelecekte hayal ettiğimiz dünya, kız çocuklarımızın bilimde, teknolojide, sanatta ve hayatın diğer tüm alanlarında layıkıyla yer almasıyla mümkün. Onların, içlerindeki potansiyeli ortaya koyabilmeleri için gerekli öz güven ortamını sağlamak ortak görevimiz.'
Reklam
"Türk Mizahının Usta İsmi: Levent Kırca"
İSTANBUL (AA) - SALİH ŞEREF - 'Olacak O Kadar' isimli televizyon programıyla bir döneme damgasını vuran komedyen Levent Kırca'nın vefatının üzerinden 5 yıl geçti.Tam adı Zeki Levent Kırca olan, 28 Eylül 1948'de Samsun Ladik'de dünyaya gelen oyuncu, Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nde eğitim gördü.Kırca, sahneye ilk kez 1965'te Cüneyt Gökçer'in öğrencisi olarak Ankara Devlet Tiyatrosu'nda çıkarken, 1966'da 'Buzlar Çözülmeden' oyununda sahne aldı.Hemen ardından Orhan Erçin Tiyatrosu'nda tuluat ve ortaoyunu oynayan Kırca, Vasıf Öngören sayesinde epik tiyatroyla tanıştı ve 'Adam Adamdır', 'Asiye Nasıl Kurtulur?', 'Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz' oyunlarında rol aldı.Kırca, Orhan Erçin Tiyatrosu, Maltepe Komedi Tiyatrosu, Ankara Birlik Sahnesi ve Halk Oyuncuları'nda sahne alırken, 1968'de TRT'nin kurulmasıyla televizyona geçiş yaptı.Sinemaya ilk adımını 1978'de 'Taşı Toprağı Altın Şehir' filmiyle attı'Oyun Treni' programıyla şöhreti tadan Kırca, 'Siz Olsaydınız ne Yapardınız?', 'Bu Oyun Nasıl Oynanmalı' ve 'Sağlık Olsun' isimli programları yaptı.Sinemaya ilk adımını 1978'te 'Taşı Toprağı Altın Şehir' filmiyle atan oyuncu, 'Ne Olacak Şimdi', 'Mavi Muammer', 'Ölürsün Gülmekten' ve 'Son'un da arasında bulunduğu yapımlarda oynadı.Kırca, 1988'de TRT'de başladığı 'Olacak O Kadar'ı özel televizyonlarda 21 yıl sürdürürken, '3 Baba Hasan' ve 'Ateşin Düştüğü Yer' gibi müzikallere de imza attı.'Olacak O Kadar'da 'Küçük Hüsamettin', 'Cevat Kelle' ve 'Bestami' gibi tiplemeleriyle daha çok tanınan Kırca, Arkadaş Kabare Tiyatrosu'nu ve ardından Levent Kırca Tiyatrosu'nu kurdu.Nur Diner ile 1975'te evlenip 10 yıl sonra boşanan Kırca, 1985'te evlenip 15 yıl sonra boşandığı Oya Başar ile 2001'de tekrar evlenip 2005'te son kez boşandı. Evliliklerinden Oğulcan, Özdeş, Umut ve Ayşe isimli 4 çocuğu olan Kırca, senaryo çalışmalarının yanı sıra yönetmenlik denemeleri yaptı.DSP'den 29 Mart 2009'da Üsküdar Belediye Başkanlığı için aday olan Kırca, Aydınlık gazetesinde yazarlık, Vatan Partisi'nde merkez yürütme kurulu üyeliği yaptı.65 yaşında hayatını kaybettiKırca'ya 2015'te karaciğer kanseri teşhisi konuldu. 12 Ekim 2015'te 67 yaşında hayatını kaybeden sanatçının cenazesi, bir gün sonra Levent Camisi'nde kılınan namazın ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.'Generallerin Aşkı', 'Kadıncıklar', 'Güzel ve Çirkin', 'Sefiller', 'Ateşin Düştüğü Yer', 'Toros Canavarı', 'Üç Baba Hasan', 'Fırıldak' ve 'Azınlık' gibi oyunları sahneleyen Kırca'nın cenazesinde konuşan, uzun yıllar birlikte çalıştığı oyuncu arkadaşı Ferdi Atuner, 'Levent, adam gibi bir adamdı. Çok değerli bir sanatçıydı ve insanların nabzını elinde tutabilen bir kişilikti. Yazar, oynar ve oynatırdı. 'Olacak O kadar' ama bundan sonra hiç olmayacak.' ifadesini kullanmıştı.Müzisyen Burhan Şeşen, müziğe başlamasına Kırca'nın vesile olduğunu belirterek, '1983 yılında verdiğimiz bir konserden sonra bir oyun metni verdi ve böylece başladı. Üzerimizde emeği, hakkı çok fazladır.' demişti.Oyuncu ve televizyon programı sunucusu Gafur Uzuner de Levent Kırca'nın çok önemli bir sanatçı ve usta olduğunu vurgulayarak, 'Üniversiteye girdiğim zaman, tiyatroya profesyonel olarak Levent ağabeyin yanında başladım. Yeri doldurulamayacak birisi.' değerlendirmesinde bulunmuştu.Yıllarca Türkiye'yi güldüren Levent Kırca, bir röportajında kendisinin nelere güldüğünü şu sözlerle anlattı:'Ben doğal şeylere gülüyorum. Yani halkın arasında geçen günlük, güncel esprilere gülüyorum. Ismarlama mizahı sevmem, ısmarlama esprilere gülmem. Gel sana bir fıkra atayım dendiği zaman sevmem. Gülmenin zeka ile çok yakın bir ilişkisi vardır. Güldürürken de gülerken de insanın zekasını görürsünüz. Bu yüzden zekice yapılan her türlü mizah beni güldürür.'Adana'ya turneye gittiği bir röportajında anne tarafından seyit olduğunu söyleyerek, 'Ben dini bütün Müslüman bir adamım, annem de eski Türkçe eğitim almış bir öğretmendi ve ramazanda hatim indirmeye gelen hocayı Kur'an'dan takip ederdi. Sabahları duamı etmeden evden dışarıya çıkmam, dua etmeden sahneye çıkmam, dua etmeden uyumam. Ağzımda her zaman çok şükür, Allah razı olsun sözleri hep vardır.' ifadelerini kullanmıştır.
Samsun'da Jandarmanın Operasyonunda Uyuşturucu Şüphelisi Gözaltına Alındı
SAMSUN (AA) - Samsun'un Canik ilçesinde jandarma ekiplerince düzenlenen uyuşturucu operasyonunda bir şüpheli yakalandı.İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ve Canik İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri aldıkları istihbarat doğrultusunda belirlenen adrese operasyon düzenledi.İkamette arama yapan ekipler, 103 sentetik hap, 30 gram kubar esrar ve 5 gram sentetik uyuşturucu ele geçirdi.Operasyonda, ikamet sahibi B.B. gözaltına alındı.
Ağrı'da Şehit Olan Asker Törenle Memleketine Uğurlandı
AĞRI (AA) - Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde teröristlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada şehit olan Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Emre Dokumacı'nın cenazesi memleketi Çorum'a uğurlandı.Ağrı Dağı kırsalında devam eden Yıldırım-3 Operasyonu kapsamında teröristlerle çıkan çatışmada ağır yaralanan ve kaldırıldığı Doç. Dr. Yaşar Eryılmaz Doğubayazıt Devlet Hastanesinde şehit olan 31 yaşındaki Dokumacı için Ahmed-i Hani Havalimanı'nda tören düzenlendi.Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi morgundan alınarak alana getirilen şehidin ay yıldızlı bayrağa sarılı naaşı, tören mangasınca omuzlarda taşınarak katafalka konuldu.Saygı duruşunda bulunulmasının ardından Dokumacı'nın özgeçmişi okundu, dua edildi. Dokumacı'nın naaşı, askeri uçağa konularak memleketi Çorum'a uğurlandı. Törene, Ağrı Valisi Osman Varol, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mehmet Çimen, Tugay Komutanı Vekili Topçu Albay Serhat Kasalak, İl Emniyet Müdürü Nihat Özen, Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Tunç ve vatandaşlar katıldı.
Reklam
Şanlıurfa'da Elektrik Akımına Kapılan Genç Hayatını Kaybetti
ŞANLIURFA (AA) - Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinde elektrik akımına kapılan genç yaşamını yitirdi. İlçe kırsalındaki Yukarı Cinpolat Mahallesi'ndeki bir tarladan geçen elektrik teline temas eden Ahmet Doğan (18) akıma kapıldı. Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine gelen 112 Acil Servis ekipleri, Doğan'ı Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırdı.Hastanedeki müdahalelere rağmen Doğan, kurtarılamadı.
Meslek Lisesi Öğretmenleri Yerli Sabit Isı Ölçer Cihazı Üretti
ESKİŞEHİR (AA) - DENİZ AÇIK - Eskişehir'deki Yunus Emre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Endüstriyel Otomasyon Teknolojisi Bölümü öğretmenleri Yunus Büyükkabanşı ve Sedat Karaman, yerli sabit ısı ölçer cihazı üretti.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde bazı kamu binaları, özel sektöre ait iş yerleri ve alışveriş merkezlerinde el yardımıyla kullanılan ısı ölçerlerle ateş ölçümü yapıldığı sırada sosyal mesafe kuralının ihlal edildiğini fark eden Büyükkabanşı ve Karaman, bunun çözümü için kolları sıvadı. Ateş ölçümünün sabit ısı ölçerlerle yapılabileceği fikrinden yola çıkan iki öğretmen, elektronik kartından yazılımına ve kutu tasarımına kadar tamamen yerli cihaz imal etti.Büyükkabanşı ve Karaman, yurt dışından ithal edilen benzerlerinin 5'te biri fiyatına ürettikleri yerli sabit ısı ölçer cihazına farklı özellikler de kazandırmak için çalışıyor.Endüstriyel Otomasyon Bölümü Alan Şefi Yunus Büyükkabanşı, AA muhabirine, pandemi sürecinde kamu binalarında, bazı iş yerlerinde ve alışveriş merkezlerinde el ısı ölçerleriyle ateş ölçümü yapıldığını, bu sırada sosyal mesafe kuralını ihlal eden durumların yaşandığını söyledi.Kendilerinde ateş ölçümünü kurumların girişine monte edilebilen ısı ölçerlerle yapılabileceği fikrinin oluştuğunu aktaran Büyükkabanşı, şöyle konuştu:'Tasarımından yazılımına kadar tamamen yerli olan cihazımız, alın, avuç içi ya da el bileğinden ölçüm yapıyor. Cihazımız 35,5 ila 37,5 arasındaki vücut ısısında üzerindeki normal ledini yakıp sinyal veriyor. Ancak 37,5 üstündeki vücut sıcaklığında kırmızı uyarı ledini yakıp, yüksek seste sinyalle uyarıda bulunuyor. Düşük ve yüksek ateş durumlarında farklı seslerle uyarıda bulunuyor. Elektronik kart, yazılım ve kutu tasarımı tamamen okulumuzda tarafımızca yapıldı. Bu yüzden cihaza istediğimiz opsiyonu eklememiz mümkün. Bir Android uygulamasıyla bile kontrolünü sağlayabiliriz. Bir server sayesinde ateş ölçümü yapıldığı sırada yüksek vücut ısısı bulunan kişinin izole edilmesi için en yakın sağlık kuruluşuna sinyal verebilmesi bile sağlanabilir.' Büyükkabanşı, piyasadaki sabit ısı ölçer cihazlarının yurt dışından ithal edildiğine değinerek, 'Yurt dışından getirilen sabit ısı ölçerlerin fiyatları 4 bin ila 8 bin lira arasında değişiyor. Okulumuzda yerli imkanlarla yaptığımız sabit ısı ölçer cihazını bu fiyatların çok aşağısında ürettik. Cihazımızın seri üretimine geçmeyi ve ülke genelinde yaygınlaşmasını hedefliyoruz.' diye konuştu.'Muadillerinin teknik desteği yok' Cihazın üretiminde yer alan öğretmenlerden Sedat Karaman da yerli sabit ısı ölçer cihazını muadillerinin satış fiyatının 5'te birine ürettiklerini vurguladı.Seri üretimde fiyatının düşebileceğini ön gördüklerini anlatan Karaman, şunları bildirdi:'Muadillerinin teknik desteği yok. Biz ise cihazımızın her türlü teknik desteğini vereceğiz. Eskişehir'deki bazı okullar ürettiğimiz cihazı kullanmak üzere sipariş verdi. Çalışmamızda bize destek veren Eskişehir Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile okul yönetimine teşekkür ediyorum.'
Reklam
Samsun'da 203 Polisle "Şok Uygulama" Yapıldı
SAMSUN (AA) - Samsun Emniyet Müdürlüğü, Çarşamba ilçesinde 203 polisle 'şok uygulama' gerçekleştirdi.Asayiş, Kaçakçılık ve Organize Suçlar, Terörle Mücadele, Narkotik Suçlarla Mücadele, Güvenlik, Spor ve Çocuk Şubesi ile Çarşamba İlçe Emniyet Müdürlüğü, 55 ekip ve 203 personelin katılımıyla ilçede 21.00 - 23.00 saatleri arasında 'şok uygulama' yaptı.Uygulamada 1352 kişi, 447 araç ve 10 iş yeri kontrol edildi, aranan 2 kişi yakalandı.Yeni tip koronavirüs tedbirlerine uymayan 134 kişiye idari işlem yapılan uygulamada, bir sürücüye alkollü araç kullanmak, 3 iş yerine sigara kullandırmak ve bir kişiye kapalı alanda sigara içmek, 4 kişiye görevli memura mukavemet ve 4 kişiye silahlı kanuna muhalefetten işlem yapıldı.Polis kameralarına yansıyan uygulamada, 20 şişe kaçak içki, 17 bıçak, 2 kurusıkı tabanca, 9 gram esrar, çeşitli çaplarda 23 tabanca fişeği, iki ruhsatsız av tüfeği ve pompalı tabir edilen tüfek ele geçirildi.
Türkiye Noterler Birliği Başkanı Dursun Cin, Noterlerde Alınan Kovid-19 Önlemlerini Anlattı:
SAMSUN (AA) - RECEP BİLEK - Türkiye Noterler Birliği (TNB) Başkanı Dursun Cin, yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadeleye ilişkin, 'Sağlık kuruluşlarından sonra vatandaşla direkt temas halinde olan belki de ikinci meslek grubuyuz. O nedenle tedbirleri çok ciddi şekilde uygulamaya başladık, halen de uygulamayı sürdürüyoruz.' dedi.Cin, AA muhabirine, Kovid-19 tedbirleri kapsamında noterliklerdeki uygulamaların detaylarını anlattı.Noterlerin Türkiye'nin her tarafında kamu hizmeti sunan bir meslek kuruluşu olduğuna işaret eden Cin, ülke genelinde 2 bin 200 noktada hizmet verdiklerini söyledi.Cin, mart ayından itibaren Adalet ve Sağlık bakanlıklarının direktifleri doğrultusunda çok ciddi tedbirler aldıklarına işaret ederek, 'Noterliklerimizde dezenfektan, eldiven, maske ve ateş ölçerler kullanıyoruz. Noterler Birliği olarak bunları seri şekilde noterlerimize dağıttık. Sağlık kuruluşlarından sonra vatandaşla direkt temas halinde olan belki de ikinci meslek grubuyuz. O nedenle tedbirleri çok ciddi şekilde uygulamaya başladık, halen de uygulamayı sürdürüyoruz.' diye konuştu.Daha önce hayata geçirilen 'nöbetçi noterlik' ve 'tek-çift' uygulamasının sona erdirildiğini hatırlatan Cin, Adalet Bakanlığının direktifleri doğrultusunda bütün noterliklerin normal mesaiye geçtiğini aktardı.'Bazı noter ve personelimiz de Kovid-19 oldu'Cin, bazı noterler ve personelin de Kovid-19'a yakalandığını ifade ederek, şunları kaydetti:'Bu süreçte ciddi sorun yaşamadığımızı söyleyebiliriz. Tabii ki bazı noterlerimiz Kovid-19 virüsü kaptı ancak tedavilerini oldular. Aynı şekilde personelimizden de zaman zaman bu şekilde virüs kapan oldu. Onlarla ilgili de gerek karantina uygulaması gerekse diğer tedbirleri almak suretiyle hem diğer noterlik çalışanlarımızın hem de kamu sağlığının olumsuz etkilenmemesi için her türlü tedbiri aldık. Bu şekilde de devam ediyoruz.'Kovid-19 ile mücadelede hastalık tanısı konulmuş ya da temaslı kişilerin toplumdan izole edilmesi açısından büyük önem taşıyan, paylaşanın risk taşıyıp taşımadığının öğrenilmesini sağlayan HES kodu uygulamasını noterlerde de uygulamaya başladıklarını bildiren Cin, 'HES kodu konusunda Sağlık Bakanlığımızın ve İl Hıfzıssıhha kurullarımızın aldığı kararlar var. Bu kararlara biz de noterler olarak titizlikle uyuyoruz.' ifadesini kullandı.Cin, noterlerin haziran ayından itibaren normal çalışma seyrine döndüğünü belirterek, 'Başta Adalet Bakanlığımız olmak üzere Sağlık Bakanlığımız ile diğer tüm kamu kurum ve kuruluşlarının çalışmaları ve onların görüş ve düzenlemeleri doğrultusunda Noterler Birliği ve noterler olarak tedbirler almaya devam edeceğiz. Bir yandan kamu hizmeti olan noterlik hizmetini aksatmamak bir yandan da hem personelimiz hem noterlerimiz hem de kamu sağlığının olumsuz etkilenmemesi için her türlü uygulamaya devam edeceğiz.' dedi.
Şırnak'ta Eylem Hazırlığındaki PKK'lı Terörist Yakalandı
ŞIRNAK (AA) - Şırnak'ın Silopi ilçesinde saldırı hazırlığındaki PKK'lı terörist gözaltına alındı.Valilikten yapılan açıklamada, İl Emniyet Müdürlüğünce PKK/KCK silahlı terör örgütünün deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalar kapsamında, Silopi ilçesine il dışından geldiği tespit edilen terör örgütü mensubu Y.B, İpekyolu Caddesi’nde yaşanan kovalamaca sonucu yaklandı.Y.B'nin elinde taşıdığı çanta içerisinde el yapımı patlayıcı düzeneği ele geçirildi. Eylem hazırlığında olduğu anlaşılan Y.B'nin emniyetteki işlemleri sürüyor.
Reklam