Afyonkarahisar'da Kışlık Patates Fiyatı Üreticinin Yüzünü Güldürüyor
AFYONKARAHİSAR (AA) - ARİF YAVUZ - Türkiye'de patates üretiminde ilk sıralarda yer alan Afyonkarahisar'da 141 bin dekar alanda ekimi yapılan kışlık patateste hasat dönemi başladı.Afyonkarahisar'da kuru tarıma göre daha iyi gelir elde edilmesi dolayısıyla ekim alanı her yıl artan kışlık patateste bu yıl don kaynaklı rekolte düşüklüğü yaşansa da fiyat üreticinin yüzünü güldürüyor.Şuhut, Sandıklı, Dinar ve İhsaniye ilçeleri başta olmak üzere kent genelinde kışlık patates ekimi yapan çiftçiler, traktör ve tarım aletleriyle arazilerinde hasat için yoğun mesai harcıyor.İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Acar, AA muhabirine, Türkiye'de patates üretiminde Afyonkarahisar'ın 3'üncü sırada yer aldığını bildirdi. Kentteki patates ekim alanlarının geçen yıla göre arttığını dile getiren Acar, şöyle konuştu:'Afyonkarahisar'da mayıs ayındaki don olayından kaynaklı patates rekoltemizde bir düşüş var. Yıllık ortalama 550 bin ton civarında bir üretimimiz oluyor. Ekim alanımızın artmasına rağmen bu yıl rekoltemiz, yaklaşık 500 bin ton civarında patates üretimimiz söz konusu. Hasadına başlanan kışlık patateste fiyatların tatmin edecek seviyede olduğunu görüyoruz. Tarlada kilogram satış fiyatı 1 ila 1,5 lira arasında değişiyor. Çiftçilerimizde patates fiyatlarından gayet memnun.' Acar, kentte üretimi yapılan kışlık patateslerin İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirler başta olmak üzere genellikle yurt içinde tüketildiğini kaydetti.Son dönemlerde kentte sözleşmeli kışlık patates üretimi yapıldığını aktaran Acar, 'Çiftçiler, bu şekilde ekimini yaptıkları patatesleri gıda sektöründe değerlendiriyor. Özellikle de fabrikalarda parmak patates ve cips haline getirilerek tüketiliyor.' dedi.'Arpa ve buğdaya göre çok iyi gelir elde ediyoruz'Üretici Taner Çetin, patates fiyatlarının geçen seneye göre bu yıl daha iyi olduğunu anlattı.Kuru tarıma göre patates üretiminin daha kazançlı olduğuna işaret eden Çetin, 'Arazilerime yaklaşık 5 yıldır patates ekimi yapıyorum. Arpa ve buğdaya göre çok iyi gelir elde ediyoruz. Yine bu yıl da bir cips fabrikasıyla sözleşme yaptık ve hasadını yaptığımız patatesleri oraya satacağız. Kilogramını da yaklaşık 1 liradan vereceğiz. Tarlamızdaki patates verimi de normal.' diye konuştu.Üretici Mehmet Arslan da kentte 10 yıldır patates ektiğini ve ekim alanını her yıl arttırdığını söyledi.Bu yıl 150 dekar patates ekimi yaptığını dile getiren Arslan, bahar döneminde yaşanan don olayından rekoltenin geçen yıla göre düşük olduğunu ifade etti.
Hemşireler Salgında Ön Cephede Savaşıyor
ŞIRNAK (AA) - EKREM PAYAN - Yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadelede ön cephede yer alan hemşireler, sevdiklerinden uzakta, özveriyle çalışıyorlar.Pandemi hastanesi olarak hizmet veren Şırnak Kadın ve Doğum Hastanesinde görev yapan Sabri Saltan, Veysel Bence, Gamze Bik ile Kovid-19'u yenen Mustafa Yaşar, canları pahasına sundukları sağlık hizmeti ile hastalara şifa vermeye devam ediyor. Hemşire Veysel Bence, AA muhabirine yaptığı açıklamada, salgın sürecinde büyük zorluklardan geçtiklerini belirterek hastalara şifa dağıtmak için zor şartlarda görevlerini sürdürdüklerini söyledi.'Beş aydır ailemi görmedim. Arkadaşlar ve hastalarla birbirimize moral vermeye çalışıyoruz.' diyen Bence, hastalar psikolojik olarak zor durumda olmaları nedeniyle kimi zaman tepkilerini en üst seviyede gösterebildiğini aktardı.Bence, 'Arkadaşlarımızla iyi bir koordinasyon halinde bu süreci yönetebiliyoruz.' dedi.'İhtiyaçlarını gidermek bize düşüyor' Sabri Saltan ise salgın sürecinde yüzlerce hastayı tedavilerinin ardından taburcu etmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.Çoğu geceler hastaların yanında sabahladıklarını anlatan Saltan, 'Hastalarımızı takip ettiğimiz için onlarla sık temas halindeyiz. Bu da bizim sosyal hayatımızı kısıtlıyor. Hastaların refakatçileri olmadığı için ihtiyaçlarını gidermek bize düşüyor. Yemeklerini yemelerine, ilaçlarını içmelerine yardımcı oluyoruz.' diye konuştu.Saltan, hastaların tedavi sürecinde büyük korku yaşadığına işaret ederek kendilerine düşen en büyük görevin onlara moral vermek olduğunu kaydetti.'Psikolojik destek de veriyoruz'Gamze Bik de dünyanın salgınla mücadele ettiği bugünlerde görevlerinin, hastalara en iyi şekilde sağlık hizmeti sunmak olduğunu belirtti.'Mesleğimi çok sevdiğim için disiplinli bir şekilde çalışmaya devam ediyorum.' ifadesini kullanan Bik, hala Kovid-19'a ilişkin bilgisi olmayan çok sayıda hastanın bulunduğunu aktardı.Bu nedenle hastaları salgınla ilgili bilgilendirdiklerini dile getiren Bik, hastalara en çok da morallerini yüksek tutmaları konusunda destek olmaya çalıştıklarını söyledi.Bik, 'Hastalarımızı dışarı çıkaramadığımız için onlara psikolojik destek de veriyoruz. Hastalarımız da bu durumdan dolayı çok mutlu oluyor. Psikolojik destek faydalı oluyor. Bu sayede tedaviye daha çabuk yanıt veriyorlar. İnşallah bu süreci tedbirlerimizi alarak atlatıp daha sağlıklı bir ortamı hep birlikte yakalayacağız.' diye konuştu.Kovid-19'u yendi hastaneye koştuYoğun bakım hemşiresi Mustafa Yaşar da bir ay önce Kovid-19'a yakalandığını, 14 günlük karantina sürecinin ardından sağlığına kavuşup tekrar görevine döndüğünü belirtti.İnsanların hastalığı ciddiye almaları gerektiğini ifade eden Yaşar, 'Hastalık döneminde özellikle nefes darlığı yaşanıyor. Bir nefesin ne kadar önemli olduğunu o an anlıyorsun. İnsanlara, bu hastalığı ciddiye alıp maske, temizlik ve hijyen kurallarına uymalarını tavsiye ediyorum.' dedi.
Türkiye'nin Patatesi, Kapadokya'daki Kayadan Oyma Depolarda Muhafaza Ediliyor
NEVŞEHİR (AA) - BEHÇET ALKAN - Türkiye'de farklı yörelerden hasat edilen patatesin yaklaşık 2 milyon tonu, Kapadokya bölgesindeki kayadan oyma doğal soğuk hava depolarında muhafaza ediliyor.Milyonlarca yıl önce Erciyes, Hasan Dağı ve Güllü Dağ'ın püskürttüğü lavların oluşturduğu yumuşak tüf kayanın içine kurulan depolar, herhangi bir enerjiye gerek duyulmadan patatesin kış boyu bozulmadan saklanmasına imkan sağlıyor.Tır ve kamyonların rahatlıkla girdiği depolar, nemli yapısı ve yılın her döneminde aynı sıcaklık değerini koruyabilmesi bakımından önem kazanıyor.Kapadokya'da bin 230 kayadan oyma doğal depoda, 2 milyon tona yakın patates, minimum çürüme ile muhafaza edilerek tüketicinin hasattan sonraki aylarda ihtiyacını karşılıyor.Nevşehir Tarım ve Orman Müdürü Okan Yılmaz, AA muhabirine, Nevşehir'in Türkiye'de en çok patates üretilen bölgeler sıralamasında altıncı sırada olmasına karşın, tüm bölgelerden gelen ürünün buradan tüketiciye sevk edilmesi nedeniyle ülkenin patates ambarı konumunda bulunduğunu belirtti.Dış ortamda en çok iki ay dayanabilecek ürünün, Kapadokya'daki doğal depolama imkanı sayesinde tedarikinin mümkün olduğunu vurgulayan Yılmaz, 'Bu depolar ülkemiz için önemlidir. Yaklaşık 2 milyon ton patatesi 7-8 ay muhafaza edecek ortamı bulamasaydık hem tedarikte hem de pazarlamada ciddi sorunlar yaşayabilecektik. Depoların sektör ve satış zincirine çok büyük katkısı bulunmaktadır.' dedi.'Türkiye'de üretilen patatesin yarısı doğal depolarda muhafaza ediliyor'Yılmaz, bozulmasını önlemek için eylül ayından kasım ayı ortasına kadar getirilen patatesin yer altındaki doğal depolarda aynı zamanda ebatlarına göre ayrılarak talebe göre iç ve dış piyasaya sevk edildiğini anlattı.Günlük ortalama 5-6 bin ton patatesin depolardan tüketiciye ulaştırıldığını aktaran Yılmaz, şöyle konuştu:'Buradaki doğal depolar, Nevşehir'e özgüdür. Allah'ın Nevşehir'e bir ikramı diye düşünüyoruz. Toprağın altından hasat edilen patates geri kendi evine toprağın altına getiriliyor. Ülkenin her yanında yetiştirilen patates buraya muhafaza edilmesi için getiriliyor. Buradan da yaklaşık 8 ay pazarlara sevk edilmektedir. Türkiye'de bu yıl 5 milyon ton üzerinde patates üretimi var. Ülke genelinde üretilen patatesin yarısına yakını buralara gelmekte, yarısı da tarladan direkt satılmaktadır. Bu depoların özelliği, 12 ay boyunca 2 ila 8 derece sıcaklığını hiçbir enerji sarfiyatı olmadan muhafaza edebilmesi ve yüzde 95 bağıl neme sahip olmasıdır. Bu da patatesin sorunsuzca muhafaza edilmesini sağlamaktadır. Doğal depolar, sektöre lojistik ve kalite anlamında katkı sunmaktadır.'Aydınlatma dışında hiçbir elektronik sistem bulunmuyor Depoculuk faaliyeti yapan bir firmanın yetkilisi Asım Taşçı, 'Bölgeye özgü volkanik tüf kayaları, özel tünel kazım makineleri ile oyarak bu sistemleri ortaya çıkarıyoruz. Türkiye'de sadece Nevşehir'e has bu depoların ayrıca dünyada da eşi yok. Hiçbir soğutma veya iklimlendirme sistemi kullanılmaz. Aydınlatma dışında tamamıyla doğaldır. Türkiye'nin muhtelif yerlerinde yetişen patatesin burada muhafaza ederek piyasaya sürülmesi konusunda çalışıyoruz.' ifadelerini kullandı.Ziraat Mühendisi Recep Güngör de tüketiciye doğrudan sunulacak ürünün yanı sıra bahar aylarında yapılacak ekimde kullanılacak yerli ve milli tohumların da bu depolarda kontrol altında tutulduğunu aktardı. Güngör, 'Soylu', 'Asya', 'Cevher', 'Demet' ve 'Yaprak' adıyla tescillenen ve Türk tarımının gelişmesine önemli katkı sunacak yerli patates tohumlarının muhafazası açısından da bölgedeki doğal depoların önemini artırdığını dile getirdi.
Tekirdağlı Ttc Operatörü Elif Çevik "Dünyanın Yükünü" Taşıyor
TEKİRDAĞ (AA) - MESUT KARADUMAN - Tekirdağ Asyaport Limanı'nda gemilerden boşaltılan konteynerleri özel donanımlı araçla taşıyan operatör Elif Çevik, korkarak başladığı işinde usta oldu.Evli ve bir çocuk annesi 32 yaşındaki Çevik, aile bütçesine katkı sağlamak amacıyla çalışmaya karar verdi.Bir yakınının tavsiyesiyle Asyaport Limanı'na başvuran Çevik, aldığı eğitimlerin ardından konteyner taşımak için tasarlanmış, uzun kasalı araç TTC'nin operatörü oldu.Önceleri zorlansa da kısa zamanda kullandığı araca hakimiyetiyle liman çalışanlarının da takdirini kazanan Elif Çevik, mesai günleri araca gelen iş emrine göre hareket ediyor.Çevik, vinç yardımıyla TTC'ye yüklenen konteynerleri limanda istenilen noktaya ulaştırıyor. Erkeklerin yaptığı zorlu işinde başarıyı yakalayan kadın operatör Çevik, çevresindeki kadınlara da örnek oluyor.-'Hırs, azim ve ailenin desteği'Çevik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bir kadın için sıra dışı sayılabilecek bir görevde yer aldığını söyledi.Daha önce uzun araç kullanma tecrübesi olmamasına rağmen hırsı, azmi ve ailesinin desteğinin, zoru kolay kıldığını anlatan Elif Çevik, şunları kaydetti:'İşe ilk başladığımda uzun araç olduğu için zorluk yaşadım. Dönüşlerde bazen dorseyi unutabiliyorsun. Geri geri gitmeyi hiç beceremiyordum. Normal araçlara göre dorseyle geriye gitmek daha farklı oluyor. Boş kaldığımda sürekli geri geri gitmeyi deneyerek kendimi geliştirdim. Dikkat ettikten sonra işin üstesinden gelebiliyorsunuzİşi öğrendikçe hiçbir zorluğunun olmadığını görüyorsun. Dikkat ettikten sonra işin üstesinden gelebiliyorsunuz. Zorlansam da bırakmayı düşünmedim. Çünkü zorlandığım şeylerin üzerine giderek başardım. Ben de bir şekilde 'bu işi yapacağım' dedim ve başardım'Bir kadının yapamayacağı hiçbir şeyin olmadığını belirten Çevik, 'Bu işte erkek şoförler kadar iyi olduğumu düşünüyorum onlar kadar iyi kullanabiliyorum bu konuda onlarla yarışabilirim.' dedi.Çevik, buradaki işi bittikten sonra evdeki mesaisinin başladığını belirterek 'Ev işleri az da olsa insanı yoruyor. Çocuğun enerjisi hiç bitmiyor. Onunla ilgilenmek yaptığım işten daha yorucu oluyor.' diye konuştu.
Eski Hükümlü Devletten Aldığı Hibeyle Sürmene Bıçakları Üretiyor
TRABZON (AA) - GAZİ NOGAY - Trabzon'da eski hükümlünün, devletten aldığı hibeyle kurduğu atölyesinde ürettiği coğrafi işaret tescilli Sürmene bıçakları, kız kardeşi tarafından yerli ve yabancı turistlere satılıyor.Sürmene ilçesinde oturan 38 yaşındaki Nahit Kumbasar, 10 sene önce girdiği ve 4,5 yıl kaldığı cezaevinden tahliye edildikten sonra meslek edinmek ve kendi işini kurabilmek için araştırma yapmaya başladı.Devletin eski hükümlülere yönelik desteklerinden haberdar olan Kumbasar, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurdu. Burada iş yeri açma koşulları hakkında bilgilendirilen Kumbasar, babasının mesleği olan bıçakçılık yapmak istediğini söyledi.Kumbasar, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü personelinin rehberliğinde, önce girişimcilik kursu aldı, daha sonra hazırlanan iş yeri açma projesiyle Trabzon Çalışma ve İş Kurumuna (İŞKUR) başvurdu. Projesi kabul edilen Kumbasar, devletten aldığı 28 bin lira hibeyle bıçak üretimi atölyesi kurup işinin patronu oldu. İlçede coğrafi işaret tescili olan Sürmene bıçağından üreten Kumbasar, 2 kişiye de istihdam sağlıyor. Kumbasar'ın hazırladığı bıçaklar, kız kardeşi tarafından işletilen dükkanda yerli ve yabancı turistlere satılıyor.'Kardeşiniz bile size böyle bir maddi destek vermez'Nahit Kumbasar, AA muhabirine, ailesinden gelen bıçak üretimini devam ettirdiği için mutlu olduğunu söyledi. Sürmene'de kendi bıçak markasını oluşturduğunu dile getiren Kumbasar, şöyle konuştu: 'Cezaevinden çıktıktan sonra 'Ne yapabilirim?' diye düşünürken Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden yardım istedim. Sonra işler kendiliğinden gelişti zaten. Bana çok yardımcı oldular ve kendi atölyemi açabildim. Bu işler maddiyata dayalı. Eşimizden, dostumuzdan görmediğim desteği devletten gördüm. Bu makinelerin hepsini devlet bana hibe etti. Kim verir bunları? Kardeşiniz bile size böyle bir maddi destek vermez. Allah devletimizden razı olsun.'Günde 30-40 bıçak ürettiğini anlatan Kumbasar, 'Zengin olmak gibi bir hayalim yok ama bundan ekmek yiyorsak daha da ileriye taşımak istiyorum. Hedefim burada 10-20 kişiye daha istihdam sağlamak, ekonomiye katkı yapmak.' dedi.Kumbasar, Sürmene bıçağının meşhur olduğunu vurgulayarak, 'Karadeniz'e çok turist geliyor. Bıçakları onlara satıyoruz. Herkes memnun. Çeliği şehir dışından alıp, burada bıçak haline getiriyoruz. Bıçağı yaparken balık yağıyla su veriyoruz. En önemli özelliği budur. Böylece keskinliğini uzun süre kaybetmiyor. Her bıçak körelir ama iyi bıçak bileylenir.' ifadelerini kullandı.Nesrin Kumbasar da ağabeyi kendi işini kurduğu için çok mutlu olduklarını belirterek, 'Hiç kimseden görmediğimiz desteği devlet ağabeyime verdi, maddi ve manevi destekte bulundu.' diye konuştu.Denetimli Serbestlik Müdürü Zafer Gün ise bu tür projeler sayesinde eski hükümlülerin rehabilitasyonu ve girişimcilik kültürünün geliştirilmesi, istihdam yoluyla topluma kazandırılması ve yeniden suç işleme risklerinin ortadan kaldırılmasının amaçlandığını kaydetti.
Reklam
Sur'daki Tescilli "Diyarbakır Evleri" Restore Ediliyor
DİYARBAKIR (AA) - AHMET KAPLAN - Diyarbakır'ın Sur ilçesinde tahribata uğrayan tescilli 347 Diyarbakır evi, restore ediliyor.Sur ilçesi, çukur kazan, barikat kuran, patlayıcı tuzaklayan PKK'lı teröristlere yönelik gerçekleştirilen 'Bayrak-12 Sur Müşterek Özel Birlik Operasyonu'nun tamamlandığı 9 Mart 2016'dan bu yana terörün neden olduğu tahribatın ve vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi için hayata geçirilen projelerle büyük bir dönüşüm yaşadı.İhya ve imar çalışmalarının sürdüğü ilçede Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, Suriçi kentsel sit alanında yer alan Alipaşa Mahallesi ile terör saldırılarında zarar gören Cevatpaşa, Dabanoğlu, Fatihpaşa, Hasırlı, Savaş ve Cemal Yılmaz mahallelerindeki 347 tescilli Diyarbakır evinin restorasyonu için harekete geçildi.Bakanlıkça hazırlanan, Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca onaylanan projeler kapsamında TOKİ tarafından restorasyon süreci yürütülüyor.Tescilli 347 Diyarbakır evinden 176'sında çalışmalar başlarken, avlusu, cumbası, eyvanı, havuzu, demir ve bazalt işlemeleri bulunan evlerdeki özgün doku korunacak.Restore edilecek evler yeniden hak sahiplerine verilecek.Yapılar aslına dönüyorRestorasyon çalışmalarında yer alan mimar Muhammed Avlar, AA muhabirine, ilçede yer alan geleneksel tarihi evleri aslına döndürmeye yönelik restorasyon çalışması yaptıklarını söyledi.İlgili kurumların onayladığı projeler doğrultusunda çalışma yürüttüklerini dile getiren Avlar, bazı yapılarda söküm işleminin tamamlandığını, imalat aşamasına geçtiklerini aktardı.Avlar, 'Yapının özgün mimari ve dokusuna uygun şekilde geleneksel tipolojiyi de dikkate alarak restorasyonu tamamlamaya çalışacağız. Yapılarda Diyarbakır'a özgü Karacadağ'dan çıkarılan bazalt taşları kullanıyoruz.' dedi.Çalışmaların ilgili kurullar tarafından sürekli takip edildiğini anlatan Avlar, restorasyon çalışmalarının aralıksız sürdüğünü kaydetti.
Mühendis Adaylarından İki Kişilik Elektrikli Araç İçin "Faydalı" Mobil Tasarımlar
BURSA (AA) - İSMAİL ÖZDEMİR - Bursa Teknik Üniversitesinde (BTÜ), Renault firmasının 'TwizyContest'20' adlı uluslararası yarışmasında yarı finale kalan gençler, iki farklı faydalı modelin prototiplerini yaptı. Her biri 5 kişiden oluşan 'Emizy' ve 'Matrobot' takımları, 'Toplum yararına mobilite çözümler' temasıyla düzenlenen organizasyon için birer proje hazırladı. Emizy'nin projesi, elektrikle çalışan iki kişilik Twizy modelinin dar yollarda ve özellikle kapalı alanlarda acil sağlık hizmeti verilmesine yönelik tasarlandı. Ayrıca sistem, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle aracın bulunduğu yerdeki kişilerin vücut ısılarını ölçüp ekranına bilgi gönderebiliyor.Matrobot'un projesinde ise güvenlik sisteminin daha etkili olması amacıyla araç hareket ettirildiğinde akıllı cep telefonuna mesaj ulaştırılıyor. Vücut ısısı ölçme özelliği bu sistemde de bulunuyor.Sağlık ekibi ortamdaki kişilerin vücut ısısını ölçebilecek Emizy üyesi Makine Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi Melike Omak, AA muhabirine, Twizy modelini ambulansların giremeyeceği yerlere sağlık hizmeti verebilecek şekilde tasarladıklarını söyledi. Aracın içini ilk yardım malzemeleriyle donatacak bir tasarım yaptıklarını belirten Omak, şöyle devam etti:'Projemiz için kullanım alanlarını pazar, plaj ve alışveriş merkezleri olarak düşündük. Aracımız, ambulansın giremeyeceği yerlere insanların telefonlarına yükleyecekleri bir uygulama ile ihtiyacı olduğu zaman gereken bölgeye gidebilecek, ulaştığında da ambulansla iletişim halinde olacak. İlk yardımın yanlış yapılmasından dolayı insanlar ölebiliyor. Artık bütün şehirlerde neredeyse trafik var. Biz yanlış müdahaleden dolayı insanların ölümünü en aza indirmeyi planladık. Aracın içinde bir acil tıp teknisyeni bulunacağından, ilk yardım zamanında yapılabilecek.'Omak, üniversite yönetiminin kendilerine atölye ve maddi imkanlar sunduğunu aktararak bu sayede projelerini hayata geçirebildiklerini dile getirdi.Aynı ekip ve sınıfta yer alan İsmail Kiraz da Twizy modeline dolap sistemi eklediklerini, bunun da teknolojik bir dizayn olduğunu bildirdi. Dolap sisteminin sesli komut ve ışıklandırma ile müdahale anında acil tıp teknisyenine katkı verdiğini vurgulayan Kiraz, 'Aracımızda termal kamera özelliği de var. Normal bir alana gidildiği zaman yüksek ateş vakası tespit edildiğinde araç içindeki acil tıp teknisyeninin ekranına bilgi verebilen ve teknisyenin olaya müdahale edebildiği bir sistem.' dedi.Kiraz, aracın arka bölümüne monte etmek için tasarladıkları baca sistemi sayesinde sıvı dezenfektanın buharlaştırılıp dış ortama verilebileceğini ifade etti. Farlardan çıkacak ultraviyole ışınlarla dezenfektan sistemini güçlendirmeyi planladıklarına değinen Kiraz, bir vakaya gidiş gelişte aracın şarjının yüzde 6'sını harcadığı bilgisini verdi.Güvenlik sistemi evrak çantası ve değerli eşyalar için de kullanılabilecekMatrobot üyesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği 2. sınıf öğrencisi Muhammet Ataman ise araçta kullanıcı güvenliğini ön plana aldıklarına dikkati çekti. Ağırlığı 500 kilogram civarında olan Twizy'nin en az 4 kişi tarafından rahatlıkla kaldırılıp götürülebildiğini belirten Ataman, şunları kaydetti:'İnternetteki forumlarda, aracın güvenlik kaynaklı problemleri olduğunu tespit ettik. Buna yönelik alarm sistemi geliştirdik, sıfır maliyetle bunu yaptık. Aracın içinde bulundurduğu sesli ve ışıklı ikaz birimlerini kullanarak, yeniden kodlayıp yeniden algoritmalar yazarak sıfır maliyetle düzenledik. Bu sistem sadece araçlarda değil evrak çantaları gibi değerli eşyaların da korunmasını sağlayabiliyor. Araç veya eşya hareket ettiğinde telefona 'Onaylıyor musunuz?' diye bir mesaj geliyor, onaylamıyorsanız polise haber veriyor.'Aracın arka bölümünü mobil test merkezi olabilecek şekilde tasarladıklarını aktaran Ataman, yerel yönetimlerle de görüştüklerini ve projeyi hayata geçirmek istediklerini sözlerine ekledi.Mekatronik Mühendisliği 3. sınıfından Esmanur Aydoğan ise doğa dostu araç için insanlık yararına bir proje geliştirdiklerini aktararak 'Araç güvenliğini sağladıktan sonra kullanıcı güvenliğini de düşündük. Twizy için korna sistemi geliştirdik. Diğer araçların kör noktasına girdiğinde veya arkasından hızla bir araç yaklaştığında alarm vererek hem kullanıcı hem de diğer kullanıcı uyarılıyor.' diye konuştu.
Reklam
Metil Alkol Zehirlenmesi Şüphesiyle 13 Günde 67 Kişi Öldü
İZMİR (AA) - Metil alkol zehirlenmesi şüphesiyle 9 Ekim'den bu yana ülke genelinde 67 kişi yaşamını yitirdi.Düşük maliyeti nedeniyle etil alkol yerine metil alkolden yapılarak satılan sahte içki, insan sağlığına ciddi zararlar verdiği gibi ölümlere de neden oluyor.Kırıkkale ve İzmir'de aynı gün sahte içkiden kaynaklı ölümlerin yaşandığı 9 Ekim'den bu yana farklı illerde çok sayıda kişi metil alkol nedeniyle hastanelere kaldırıldı. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, İzmir'de 16 Ekim'de özel bir hastaneye başvuran Harun Reşit Ç. (49), 5 gündür tedavi gördüğü hastanede vefat etti.İzmir'de metil alkol zehirlenmesi şüphesiyle 11 Ekim'de Ödemiş Devlet Hastanesine başvuran Soner P. (25), 10 günlük yoğun bakımdaki yaşam mücadelesini kaybetti.
Aydın'ın Kuşadası ilçesinde, sahte içkiden zehirlendiği değerlendirilen 56 yaşındaki Hasan Topal, Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesinde yaşamını yitirdi.Aydın'ın Nazilli ilçesinde de görme bozukluğu şikayetiyle Nazilli Devlet Hastanesine başvuran ve metil alkol zehirlenmesi şüphesiyle tedavi altına alınan Süleyman Ö. (64) öldü.Ülke genelinde 9 Ekim'den bu yana İzmir'de 27, İstanbul'da 10, Kırıkkale ve Aydın'da 7'şer, Mersin'de 6, Kırklareli 3, Muğla, Zonguldak ve Tekirdağ'da 2'şer, Trabzon'da 1 olmak üzere metil alkol zehirlenmesi şüphesiyle yaşamını yitirenlerin sayısı 67'ye çıktı.
Tutuklananların sayısı 93'e çıktıSahte içki imalatı ve satışına karşı operasyonlar da sürüyor.Emniyet güçleri, 9 Ekim'den bu yana 29 ilde düzenledikleri operasyonlarda 418 şüpheliyi gözaltına aldı. Şüphelilerden 93'ü tutuklandı. Bazı şüpheliler, hakkında adli işlem başlatıldıktan sonra serbest bırakılırken, bazılarının ise kolluk kuvvetleri ve adliyedeki işlemleri sürüyor.Bu operasyonlarda çok miktarda sahte alkol de ele geçirildi.
Kastamonu'da 800 Yıldır Kullanılmayan Antik Yol Turizme Hizmet Edecek
KASTAMONU (AA) - ÖZGÜR ALANTOR - Kastamonu'nun Taşköprü ilçesindeki Pompeiopolis Antik Kenti'nde geçen yıl bulunan 1700 yıllık antik yolun, 800 yıl sonra yeninden kullanıma açılması hedefleniyor.Roma döneminde yayıldığı alan bakımından Anadolu'nun en büyük kentlerinden biri olan Pompeiopolis'te gerçekleştirilen kazılar, Kastamonu Müze Müdürlüğünün başkanlığında, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Taşköprü Belediyesinin desteğiyle devam ediyor.İlçenin Zımbıllı Tepe mevkisinde yer alan tarihi Paflagonya bölgesinin başkenti Pompeiopolis Antik Kenti'ndeki kazı çalışmalarına, Bülent Ecevit Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tayyar Gürdal başkanlık ediyor.Gürdal, AA muhabirine, kazıların iki temel hedef doğrultusunda yapıldığını söyledi.Villa ve kent merkezinde çalışma yürütüldüğünü dile getiren Gürdal, 'Temel hedeflerimizden biri, Roma villasında koruma ve onarıma yönelik çalışmalardı. Buradaki mozaikli alanların ve duvarların korumasını gerçekleştirdik. İkinci alan ise kazı alanımızdı.' dedi. Geçen yıl kenti, Sinop ve diğer antik kentlere giden ana yoldan kamusal alana bağlayan bir yol keşfettiklerini anlatan Gürdal, 'Burası 7 metre genişliğinde mermer döşeme taşları ile oluşturulmuş bir yol. Bu yolun devamını ortaya çıkarmaya yönelik kazıları gerçekleştirdik. Bu yol bizi kentin merkezine, girişine ulaştıracak bir yol.' ifadesini kullandı.Yolun, kentin kamusal merkezine ulaşılması açısından önemli olduğuna işaret eden Gürdal, şöyle devam etti:'Roma kentlerinde, kent planlamasında iki ana cadde bulunuyor. Biri doğu batı, diğeri kuzey güney doğrultusunda. Bizi Pompeiopolis'in doğu batı doğrultusundaki ana caddesine ulaştıracak yolun ucunda olduğumuzu düşünüyoruz. Bu yol üzerinden kentin kamusal alanına ulaşacağız. Yaklaşık 900 yıl kullanıldıktan sonra 800 yıldır kullanılmayan bir yol. 800 yıldır kullanılmayan yolu tekrar işlevsel hale getirerek ziyaretçilerimizin antik yol üzerinden kenti gezmelerini sağlamayı hedefliyoruz.' Gürdal, yoldaki çalışmaların önümüzdeki yıl da devam edeceğini belirterek, 'Milattan sonra 3. yüzyılın sonu veya 4. yüzyıl, yolun ilk inşa evresi olmalı diye düşünüyoruz. Kazı çalışmalarının çok başındayız. Milattan sonra 11-12 veya 13. yüzyıla kadar kullanılmış bir yol. Uzun süre kullanımda kalmış, o nedenle birçok tamirat ve müdahale evresi olmuş. Hatta bizim ulaşabildiğimiz bölümde kentin tiyatrosundaki oturma sırası mimari bloklarının yolda devşirme malzeme olarak kullanıldığını görüyoruz.' diye konuştu.
Rahminden Çıkan 62 Miyom Şaşırttı
ANTALYA (AA) - TAHSİN KÜÇÜKKARACA - Antalya'da şiddetli karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran hastanın rahim duvarındaki 62 miyom, başarılı operasyonla çıkarıldı.Ev hanımı 37 yaşındaki Z.H, şiddetli karın ağrısı şikayetiyle Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Hastanenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Onur Erol tarafından muayene edilen Z.H'nin rahim duvarı etrafında sayısı tespit edilemeyen birçok kitle görüldü.Ağrılarının daha da artması üzerine gerçekleştirilen operasyonda, hastanın rahim duvarından 62 miyom çıkarıldı.Hasta, tedavisinin ardından taburcu edildi.'Tümörleri çıkarmaya başlayınca açıkçası bizler de şaşırdık'Ekibiyle başarılı bir operasyon gerçekleştiren Erol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hastadaki miyomların boyutu ve sayısı göz önüne alındığında, operasyon sırasında rahmin zarar görme riskinin bulunduğunu söyledi.Operasyonda açık ameliyat tekniğinin kullanıldığını aktaran Erol, yaklaşık 2,5 saatte bölgenin miyomdan temizlendiğini dile getirdi.Erol, ameliyata başladıklarında tahmin ettiklerinden daha fazla tümöre rastladıklarını belirterek, 'Rahim duvarına yapışık tümörleri çıkarmaya başlayınca açıkçası bizler de şaşırdık. Tek operasyonda 62 miyom çıkınca benim için bir ilk oldu. Meslek yaşamımda yüzlerce ameliyata girdim, bir insanda en fazla 11-12 tane miyom gördüm.' ifadelerini kullandı.Miyomun, kadınlarda en sık görülen rahim kaynaklı tümörlerden biri olduğuna değinen Erol, vaktinde yapılan kontrol sayesinde hastanın ilerleyen süreçte gebe kalması durumunda karşılaşabileceği sıkıntıları ortadan kaldırdıklarını kaydetti.'Üzerimden büyük bir yük kalktı'Hasta Z.H. ise ailece zorlu bir süreç yaşadıklarını bildirdi.Çocuk sahibi olabileceği haberiyle tüm endişelerini geride bıraktığını vurgulayan Z.H, 'Doktorum vücudumdan çıkan tümörleri gösterince şaşkınlığa uğradım. Şu an kendimi çok iyi hissediyorum, üzerimden büyük bir yük kalktı.' dedi.
Reklam
Türk Dünyası Belediyeler Birliği Yönetim Kurulu Video Konferansla Toplandı
KONYA (AA) - Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB) yönetim kurulu, video konferans üzerinden toplandı.TDBB ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, ekim ayı faaliyetlerinin görüşüldüğü toplantıda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) seçimlerinin Kıbrıs Türk halkına, Türkiye'ye ve tüm dünyaya hayırlar getirmesini diledi.Başkan Altay, 'Ersin Tatar beye başarılar diliyorum. Kendisi başbakanlığı döneminde Konya'yı da ziyaret etmişti. Sıcak ilişkilerde bulunduğumuz birisi. İnşallah hem Doğu Akdeniz'de yaşananlar hem de Kıbrıs Türk halkının geleceğine dönük önemli projeleri birlikte yürüteceğimiz bir süreç olacak.' diye konuştu.Azerbaycan'ın işgal altındaki topraklarını kurtarmak için ciddi bir mücadele içinde olduğunu vurgulayan Altay, 'Türkiye Cumhuriyeti olarak da her zaman Azerbaycanlı kardeşlerimizin arkasında olduğumuzu buradan tekrar ifade etmek isterim.' ifadelerini kullandı.'Pandemi sürecinde Türkiye'deki belediyeler başarı hikayesi yazdı'TDBB olarak 30 ülkede belediyelerin faaliyetlerini koordine etme, kardeş şehir ilişkisi yürütme ve birlikte proje geliştirme konusunda ciddi faaliyetler yürüttüklerine dikkati çeken Altay, şunları kaydetti:'Pandemi nedeniyle tüm dünyada belediyelerimiz süreci zorluklar içinde yürütüyor ama Türkiye'deki belediyeler hem maske konusunda hem dezenfektan üretilmesi ve dağıtılması konusunda bir başarı hikayesi yazdı. Tüm belediye başkanlarımıza teşekkür ediyorum. 30 ülkemizdeki belediye başkanlarımız da bu zorlu süreçte çok yoğun çaba sarf etti. Bu zor dönemde görevinin başında olan tüm belediye başkanlarımıza tüm Türk dünyası adına şükranlarımı sunuyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun. Rabbim başta Kovid-19 salgını olmak üzere tüm hastalıkları ülkelerimizin üzerinden bir an önce uzaklaştırsın. Aşı çalışmalarında da tüm dünya yoğun bir şekilde çalışıyor. İnşallah en kısa sürede bunda da bir gelişme olacağını ümit ediyoruz.'
Eskişehir'de Dernek Binalarında Kumar Oynayan 138 Kişiye Ceza
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerini ihlal ederek kumar oynadıkları gerekçesiyle 138 kişiye para cezası verildi.İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi bünyesinde oluşturulan özel ekip, İstiklal, Hoşnudiye ve Güllük mahallelerindeki 5 dernek binasına operasyon düzenledi.Bu binalarda 138 kişinin, sosyal mesafe kuralını ihlal ederek kumar oynadığı belirlendi.Söz konusu kişilere toplam 434 bin 700 lira idari para cezası uygulayan ekipler, dernek başkanları hakkında 'kumar oynanması için yer ve imkan sağlamak' suçundan adli işlem başlattı.
Reklam
Edirne'de İnşattan Su Sayacı Çaldıkları İleri Sürülen İki Şüpheli Tutuklandı
EDİRNE (AA) - Edirne'de inşattan su sayacı çaldıkları iddia edilen iki şüpheli tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Şükrüpaşa Mahallesi'nde bir inşaattan su sayaçlarının çalındığı ihbarı üzerine çalışma başlattı.Kıyık semtinde S.Ö. ve G.Ö'den şüphelenen ekipler şüphelilerin taşıdığı çuvalda arama yaptı. Çuvalın içinde 11 su sayacı tespit edildi.Olayla ilgili gözaltına alınan S.Ö. ve suça sürüklenen çocuk G.Ö, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.
TOKİ'den Antalya Konyaaltı Arapsuyu'ndaki Araziye İlişkin Haberlerle İlgili Açıklama:
ANKARA (AA) - Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı, Antalya Konyaaltı Arapsuyu'nda bulunan arazinin konut alanı olarak planlanmasında, Bakanlığın ve İdarenin herhangi bir dahli olmadığı bildirdi.TOKİ'den, son günlerde bazı basın-yayın organlarında ve internet sitelerinde yer alan Antalya Konyaaltı Arapsuyu'nda bulunan araziye ilişkin haberlerle ilgili yazılı açıklama yapıldı.Haberlere konu olan iddiaların asılsız olduğu belirtilen açıklamada, 'Habere konu taşınmaz 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Konyaaltı Belediyesince yapılan imar planı ve imar uygulaması sonrası konut alanı olarak planlanmıştır. Planlamada, İdaremizin ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın herhangi bir dahli yoktur.' ifadeleri kullanıldı.Açıklamada, şunlar kaydedildi:'Kentsel Dönüşüm ve Millet Bahçeleri projeleri İdaremizce, Bakanlığımız adına yapılmakta olup, inşa edilen Millet Bahçeleri ve bazı Kentsel Dönüşüm projeleri karşılığında, Hazineye ait arsa ve araziler mahsuplaşma kapsamında idaremize devredilmektedir. Söz konusu arsa da bu şekilde mülkiyetimize geçmiştir. Ayrıca bu taşınmaz üstünde millet bahçesi yapımı, planında da görülebileceği üzere hiçbir zaman söz konusu olmadığı gibi alan büyüklüğü de millet bahçesi inşası için yeterli değildir.İlgili taşınmazın satışı mevzuata uygun olup, ilgili mevzuat çerçevesinde gerekli ilanlar yapılarak, 3 kez açık artırmayla satışa sunulmuştur. İlk 2 açık artırmada teklif gelmemiş, 3'üncü kez yapılan açık artırmada teklif gelmiş ve satış işlemi gerçekleşmiştir. Taşınmaz ile ilgili durum bu şekildeyken, yapılan haberlerin gerçek dışı ve yanıltıcı bilgiler verdiği aşikardır. Kamuoyunun, bu tür asılsız haberlere itibar etmemeleri önemle rica edilir.'
Reklam
Kayın Ormanı Tırtıl İstilasından Biyolojik Mücadeleyle Kurtarıldı
BURSA (AA) - SERGEN SEZGİN - Bursa'nın İnegöl ile Kütahya'nın Domaniç ilçeleri arasındaki ormanlık alanın büyük bölümüne yayılan zararlı tırtıllarla mücadele başarıyla sonuçlandı.Bölgede ilk kez 2018'de İnegöl'ün Arapoturağı mevkisinde tespit edilen kızıl kuyruklu tırtıl zararlısı, özellikle kayın ağaçları ile bitkilerin yapraklarına zarar verdi.Geçen yıl yaklaşık 450 hektar alanda ağaçları yapraksız bırakan tırtıllara karşı Bursa Orman Bölge Müdürlüğü ve Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) Orman Fakültesince biyolojik mücadele başlatıldı.Bu kapsamda, yüksek çözünürlüklü 10 santimetre detayında ortofoto haritalar üretilerek, zarar değişimi izlendi. 15 gün aralıklarla yapılan drone uçuşlarıyla zararlılar takibe alındı.İnegöl Orman İşletme Müdürlüğü teknik personelinin de desteğiyle ışık tuzakları kuruldu, zararlının yumurtaları toplandı, hem havadan hem de karadan 'bacillus thrungiensis' bakterisi salındı. Ayrıca, kuş yuvaları asıldı ve ormanda bakım yapılarak besin miktarı azaltıldı.Çalışmalar sonucunda, zararlının popülasyon yoğunluğunda büyük ölçüde azalma kaydedildi. Sahadaki kayın ağaçları tekrar sağlıklı görünümüne kavuştu ve zararlı böceğin popülasyonu zararsız olacak düzeye indirildi.'Popülasyon dengesini kurmayı başardık'Bursa Orman Bölge Müdürü Yalçın Akın, AA muhabirine, kayın ormanlarına ekonomik ve biyolojik zarar veren tırtıllarla mücadeleyi bir yılda tamamlayıp drone ölçümleriyle tespitlerde bulunduklarını söyledi.Bu durumun salgına benzediğini belirten Akın, 'Çalışmayı geçen yıl yürütmemiş olsaydık daha büyük alanlarda bu zararlının tahribat yapması ve kayın ormanlarını yok etmesi söz konusu olabilirdi. Zararlının bulunduğu ormanlarımız şu anda yemyeşil bir şekilde karşımızda duruyor.' dedi.Projenin yürütücüsü BTÜ Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuzhan Sarıkaya da normalde kayın ormanlarında büyük ölçekte böcek zararlarıyla çok sık karşılaşmadıklarını dile getirdi.İnegöl ve Domaniç arasındaki sahada ağaçların kuruduğu gibi bir izlenim oluştuğunu ancak sadece yapraksız kaldıklarını anlatan Sarıkaya, şöyle devam etti:'Geldiğimiz süreçte bu ağaçların tekrardan yeşillendiğini görebiliyoruz. Projeyle beraber epideminin önüne geçilmesi için entegre savaş yöntemlerini uyguladık. Burada birkaç metodu bir arada uyguladık. Popülasyon dengesini kurmayı başardık. Zarar görülmez noktaya geldi. Tırtıl popülasyonu zarar seviyesinin altına çekildi. Tırtıllar tamamen yok edilmedi ancak ekosistem içindeki dengesi yapılan müdahalelerle tekrar sağlandı.''En az 2-3 bin hektar alan tırtıldan kurtuldu'BTÜ'de görevli Doç. Dr. Ali İhsan Kadıoğulları ise proje kapsamında bir yıl boyunca her 15 günde bir drone uçuşu yapıldığını aktardı.İzleme ve takipten kendisinin sorumlu olduğunu bildiren Kadıoğulları, şunları kaydetti:'4 gündür arazi uçuşları yapıyorum. Bu sahanın yaklaşık 850 hektarlık alanını komple tekrar 10 santimetre çözünürlükte ortofoto harita üreterek analiz ettik. Salgınla ilgili bir tepki olmadığını ortaya koyduk. Şu anda popülasyonun dengelendiğini görebiliyoruz. İnsan gözünün göremediği zararları bile çok bantlı kameralarla tespit etmeyi başardık. 2018 yılında 50 hektar, 2019 yılında 450 hektar zarar vardı. Bu hesaplamayla en az 2-3 bin hektar alan tırtıldan kurtulmuş oldu.'
İran'da Kapasitesi Dolan Kovid-19 Hastanelerindeki Sağlık Çalışanları Salgına Karşı Zorlu Mücadele Veriyor
TAHRAN (AA) - MUHAMMET KURŞUN - İran'da sağlık çalışanları, ekim ayında tırmanışa geçen yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı zorlu bir mücadele verirken hastanelerin kapasiteleri tamamen doldu. İran Sağlık Bakanı Said Nemeki, 22 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, ülkede 164 sağlık çalışanının Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybettiğini ifade etmişti. O günden bu yana birçok sağlık çalışanı daha virüse yakalandı ve yaşamını yitirdi.İran'da, özellikle de başkent Tahran'da Kovid-19 hastalarına tahsis edilen hastanelerde kapasite tamamen doldu, bu yüzden yeni teşhis konulan hastalar evlerinde tedavi ediliyor.AA ekibi, Tahran'daki Hazreti Resul-i Ekrem Hastanesi'nde tedavi gören Kovid-19 hastalarını ve onların iyileşmesi için büyük çaba gösteren sağlık çalışanlarını görüntüledi. Kovid-19'un kendilerine bulaşmasını önlemek için titizlikle hareket eden hastane personeli, tulum, önlük, maske ve siperlikle koruyucu tedbirleri alıyor. Salgına karşı verdikleri zorlu mücadeleyi AA muhabirine anlatan sağlık çalışanları, halka sağlık kurallarına daha fazla uymaları ve seyahatten kaçınmaları çağrısında bulundu. 'Sağlık çalışanları olarak çok yorulduk'Hastanede başhemşire olarak çalışan Leyla Behmeni, salgının başında insanların Kovid-19'dan korktuğunu ancak daha sonra iyileşenlerin olduğunu gördükçe halkın rehavete kapıldığını belirtti.Behmeni, 'Halkımız dikkat etmelidir, korona zayıfladı zannına kapılmasınlar. Maske kullansınlar, sağlık kurallarına riayet etsinler, misafirliğe gitmesinler. O zaman bir şey olmaz.' dedi.Hâlihazırda çalışma şartlarının çok ağırlaştığını ve acil serviste test yaptıranların birçoğunu yatırmak zorunda kaldıklarını aktaran Behmeni, şunları söyledi:'İran'da 10 aydır bu hastalıkla mücadele ediyoruz. Sağlık çalışanları olarak çok yorulduk. Eğer kurallara uyarsak bu hastalıkla mücadele edebiliriz. İnsanlar sağlık protokollerine uyarsa bize de yardımcı olur.' Hastaları ilaçla ve solunum cihazlarına bağlayarak tedavi etmeye çalıştıklarını dile getiren Behmeni, 'Hastanedeki her bölümde 31 kişi kalıyor ve toplamda 140'a yakın Kovid-19 hastası tedavi ediliyor. Hiç boş yatak kalmıyor, iyileşenlerin yerine hemen yeni hastalar geliyor. Gerçek rakamlar Sağlık Bakanlığının açıkladığı sayılardan çok daha fazla.' diye konuştu.'Çok zor şartlarda salgınla mücadele ediyoruz'Kovid-19 bölümünde başhemşire olarak çalışan Ferzineh Davudi de Kovid-19 belirtisi olan hastalara önce acil servisteki bölümde test yaptıklarını, ardından durumu ciddi olanları tedavi altına aldıklarını ifade etti. Çalıştığı bölümde durumu ağır olan Kovid-19 hastalarının bulunduğunu aktaran Davudi, burada hastaları solunum cihazları ve ilaçlarla tedavi etmeye çalıştıklarını, ancak yoğun bakım ünitesindekilerin iyileşmesinin çok zor olduğunu anlattı. Hastaneye normal hastaların kabul edilmediğini, sadece Kovid-19 hastalarına baktıklarını söyleyen Davudi, son günlerde hem vaka sayılarının hem de can kayıplarının çok yüksek olduğuna dikkati çekti.Davudi, 'Çok zor şartlarda salgınla mücadele ediyoruz. Koruyucu kıyafetler içinde saatlerce durmak zorunda kalıyoruz. İnsanlarımız evden çıkarken 1 saat maske takmaya tahammül edemiyor, biz akşama kadar tulum, maske ve eldivenlerle kalıyoruz. Biz nasıl tahammül edelim.' ifadelerini kullandı. Halka tedbirlere ve sağlık kurallarına ciddiyetle uymaları çağrısında bulunan İranlı başhemşire, şöyle devam etti:'Hastalığın bu dereceye varmaması gerekiyordu. Son günlerde ölü ve vaka sayısı gittikçe artıyor. Birçok çalışma arkadaşımız da salgına yakalandı ve şimdi tedavi altındalar. Hayatını kaybedenler oldu. Hemşire ve doktor arkadaşlarımızdan salgına yakalanlar çok oldu.'Kovid-19 hastalarını tedavi ederken virüse yakalandıHastanede çalışırken koronaya yakalanan sağlık çalışanlarından Sümeyye İsfahani ise 8 gündür tedavi gördüğünü ve cuma gününe kadar taburcu edilmeyi beklediğini söyledi.Ailesinden sadece kendisinin salgına yakalandığını ve ilk 3-4 günün çok ağır geçtiğini dile getiren İsfahanı, yaşadıklarını şöyle anlattı:'Bir gece soğuk aldığımı ve grip olduğumu düşündüm. Titriyordum, vücudum ve başım ağrıyordu. Evde birkaç gün dinlendim ve ilaç aldıktan sonra uyudum. Uyanınca ağrı ve sızıda hiçbir farklılık olmadığını gördüm. Soğuk algınlığında kullanılan ilaçlar cevap vermeyince bunun korona olabileceğini düşündüm, test verdim. Pozitif çıkınca da hemen tedavi altına aldılar. Aslında test yapmadan da bendeki belirtilerin tamamının korona olduğu belliydi.'Kovid-19'a yakalanan hastaların vücut ağrılarının tahammül edilemez derecede olduğunu, göğüs kafeslerinin sıkıştığını, nefes alamaz hale geldiklerini ve evde kullanılan hiçbir ilacın fayda etmediğini aktaran İsfahani, hastaneden taburcu edildikten sonraki süreçle ilgili de şunları söyledi:'Evde de tek başıma bir odada karantinada kalacağım. Bir kızım var ancak o evde olmayacak, sadece eşim yardımcı olmak için kalacak, ancak o da ayrı odada kalacak.'
Azerbaycan'da Ermenistan'ın Saldırılarında 63 Sivil Yaşamını Yitirdi, 292 Kişi Yaralandı
BAKÜ (AA) - Ermenistan'ın, Azerbaycan yerleşim birimlerine top ve füzelerle düzenlediği saldırılarda bugüne kadar 63 kişi hayatını kaybetti, 292 sivil yaralandı.Azerbaycan Başsavcılığı, 27 Eylül'den 21 Ekim'e kadar Ermenistan'ın saldırıları nedeniyle meydana gelen can ve mal kayıplarını açıkladı.Buna göre, söz konusu dönemde 63 Azerbaycanlı sivil yaşamını yitirdi, 292 kişi yaralandı.Ermenistan'ın saldırılarında 1981 ev, 90 apartman ve 386 kamu binası kullanılamaz hale geldi.
Adıyaman'da 140 Ev Karantinaya Alındı
ADIYAMAN (AA) - Adıyaman'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında 140 evde karantina uygulanmaya başlandı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, kent merkezinde bazı kişilerin Kovid-19 test sonuçlarının pozitif çıkması üzerine İl Hıfzıssıhha Kurulu yeni kararlar aldı.Karar doğrultusunda, farklı mahallelerdeki 140 ev karantinaya alındı.
Reklam