Okul Gıdası Düzenlemelerine Erteleme
ANKARA (AA) - Okullarda öğrencilere satışa/tüketime sunulacak hazır ambalajlı gıdalar için okul gıdası onayı alma zorunluluğu 6 Eylül 2021'den itibaren uygulanacak.Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Okul Gıdası Hakkında Tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.Tebliğ, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren kantin, kafeterya, yemekhane, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde doğrudan öğrenciye satışa ve tüketime sunulacak hazır ambalajlı gıdaların okul gıdası onay şartlarını ve bu gıdalarda kullanılacak 'Okul Gıdası' logosuna ilişkin hususları düzenliyor.Buna göre, tebliğin uygulanmasında Tarım ve Orman, Sağlık ile Milli Eğitim bakanlıkları iş birliği yapacak.Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren kantin, kafeterya, yemekhane, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde doğrudan öğrenciye satışa/tüketime sunulacak hazır ambalajlı gıdalar için Tarım ve Orman Bakanlığından okul gıdası onayı alınması zorunlu olacak.Bakanlıktan okul gıdası onayı almamış gıdalarda bu logo kullanılamayacak.Söz konusu onay zorunluluğu, logo kullanımı ve okul gıdası onayı alım süreciyle ilgili hükümlerin uygulanması 6 Eylül 2021'de yürürlüğe girecek, diğer hükümler bugünden itibaren uygulamaya konulacak. Uygulamaya uyum sağlamak için işletmelere daha önce 7 Eylül 2020'ye kadar süre verilmişti.Uygulamanın esaslarıTebliğ kapsamındaki işletmelerde doğrudan öğrenciye satışa/tüketime sunulacak hazır ambalajlı gıdaların ambalajında 'Okul Gıdası' logosu bulunacak.İşletmelerde Okul Kantinlerine Dair Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği hükümlerine uyulacak.Oyuncak Güvenliği Yönetmeliği kapsamında yer alan ve/veya oyuncak olarak kullanılması muhtemel madde ve malzemeler gıda ambalajı olarak kullanılamayacak.Okul gıdası kriterleri Sağlık Bakanlığınca belirlenecek. Sağlık Bakanlığı belirlemiş olduğu kriterleri Tarım ve Orman ile Millî Eğitim bakanlıklarına resmi yazıyla iletecek. Okul gıdası kriterleri iki bakanlığın internet sayfasında yayımlanacak.'Okul Gıdası' logosu bulunan ürünler bakkal, market ve benzeri perakende işletmelerde de satışa sunulabilecek.Okul Gıdası KomisyonuOkul gıdasına ilişkin yeni başvuruları ve okul gıdası kriterlerine ilişkin değişiklik taleplerini değerlendirmek üzere Okul Gıdası Komisyonu kurulacak. Komisyon; Tarım ve Orman Bakanlığından 3, Sağlık Bakanlığından 2, Milli Eğitim Bakanlığından 2 temsilci olmak üzere konusunda uzman toplam 7 üyeden oluşacak. Gerekli hallerde komisyon toplantılarına ilgili diğer bakanlıklar ve sivil toplum kuruluşları da davet edilebilecek.Komisyon üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanacak ve kararlar oy çokluğuyla alınacak. Oyların eşitliği durumunda Başkanın oyu yönünde karar alınmış sayılacak. Komisyon yılda en az 6 kez toplanacak. Okul gıdası kriterleri belirlenecek gıdalar için başvurular Komisyonda değerlendirilmek üzere Tarım ve Orman Bakanlığına yapılacak. Komisyon, okul gıdası kriterlerinin belirlenmesine ilişkin Bakanlığa yapılan başvuruları değerlendirecek. Bakanlık, Komisyon görüşünü Sağlık Bakanlığına bildirecek.Onay süreciGıda işletmecisi, okul gıdası onay işlemleri için il tarım ve orman müdürlüğüne müracaat edecek.Okul gıdası onay başvurusunda bulunan gıda işletmesine il müdürlüğü tarafından yerinde denetim yapılacak. İşletmenin asgari teknik ve hijyenik şartlarının uygun bulunması durumunda başvuru dosyası incelemeye alınacak.İl müdürlüğü, bakanlık internet sayfasında yayımlanacak okul gıdası kriterleri ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre dosyaya ilişkin gerekli incelemeleri yapacak.Dosyadaki bilgi ve belgelerin eksik ve/veya yanlış hazırlanmış olması durumunda il müdürlüğü bunları gıda işletmecisine 15 gün içinde resmi yazıyla iletecek. Gıda işletmecisi yazının teslim alınmasından itibaren 20 gün içinde gerekli düzenlemeleri yaparak il müdürlüğüne bildirecek. 20 gün içinde gerekli düzenlemeleri yapmayan gıda işletmecilerinin başvuru dosyaları iade edilecek.Dosyadaki bilgi ve belgelerin tam ve doğru olması durumunda il müdürlüğü onaylamış olduğu Okul Gıdası logosu kullanılacak ürünleri gıda işletmecisine, Onay Takip Formu'nu ise resmi yazıyla Bakanlığa gönderecek.Okul gıdası onayı almış gıda işletmeleri ve ürünler bakanlık internet sayfasında yayımlanacak.Logonun özellikleriAmbalaj üzerinde yer alacak Okul Gıdası logosunun çapı en geniş yüzeyi 80 santimetrekareden büyük olan ambalajlarda veya kaplarda 2,5 santimetre, en geniş yüzeyi 25 ile 80 santimetrekare arasında olan ambalajlarda veya kaplarda 2 santimetre, en geniş yüzeyi 25 santimetrekareden küçük ambalajlarda veya kaplarda 1,5 santimetre olarak uygulanacak.Okul Gıdası logosunda yer alan yazı karakterleri ve şekiller etikette kullanılan zemin ile kontrast oluşturacak şekilde kullanılacak.Okul gıdası denetimleriOkul gıdalarının denetimi Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılacak. Gerekli görülmesi halinde Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il müdürlükleri temsilcilerinden de birer kişi katılım sağlayacak.Bakanlık il/ilçe müdürlükleri tarafından yapılan denetimlerde, Okul Gıdası logosu bulunmayan gıdaların satışını/sunumu yapan gıda işletmelerinin tespiti halinde işletmeler ile bulundukları okulları, gerekli tedbirlerin alınması amacıyla aylık olarak Milli Eğitim Bakanlığı il/ilçe müdürlüklerine bildirilecek. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okul/kurum müdürlükleri, Okul Gıdası logosu bulunmayan gıda satışı yapan işletmeler hakkında Milli Eğitim Bakanlığı Okul-Aile Birliği Yönetmeliği kapsamında gerekli tedbirleri alacak, Tarım ve Orman Bakanlığını bilgilendirecek.Tebliğ hükümlerine aykırı davrananlar hakkında bakanlıklar ilgili mevzuat çerçevesince idari yaptırımlar uygulayacak.Düzenlemeyle 30807 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Okul Gıdası Logosu Uygulaması Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ yürürlükten kaldırıldı.
Daikin'den "Doğru Hava Hayat Kalitenizi Yükseltir, Sağlığınızı Korur" Uyarısı
İSTANBUL (AA) - Kapalı alanlarda daha çok vakit geçirmeye başlanan günler yaklaşırken Daikin'den, 'Doğru hava hayat kalitenizi yükseltir, sağlığınızı korur.' uyarısında bulunuldu.Daikin'den yapılan yazılı açıklamaya göre, dünyanın en büyük sorunlarından biri olan hava kirliliği nedeniyle her yıl yaklaşık 9 milyon kişi 2 yıl erken hayata veda ediyor. Hava kirliliğinin sebep olduğu kardiovasküler hastalıklar, solunum yolları hastalıkları ve akciğer kanserine yakalanma olasılığı ise insan sağlığı için büyük tehdit oluşturuyor. Ağırlıklı olarak fosil yakıt kullanımının neden olduğu hava kirliliğini önlemek için acilen yenilenebilir enerji kaynaklarına geçmek gerekiyor. Araştırmalar, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması halinde küresel ısınmanın etkilerinin azaltılmasının yanı sıra hava kirliliğine bağlı ölümlerin yüzde 50 düşeceğine işaret ediyor.Açıklamada, dışardaki havada kirlilik oranı yüksekken iç ortamlardaki hava kalitesinin daha da önem kazandığına işaret edilerek, vaktin büyük kısmının geçirildiği ev, ofis ve kapalı alana sahip diğer çalışma mekanlarını sağlıklı havanın solunabileceği ortamlar haline getirmenin önemine vurgu yapıldı ve bu konularda Daikin uzmanlarının önerilerine yer verildi.Kullanılan temizlik ürünlerinden, boya ve yapı malzemelerinin yaydığı gazlara kadar birçok nedenin iç ortamlarını daha kirli hale getirdiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:'Hava temizleme cihazı ya da hava temizleme özelliği olan klimaları tercih edin. İç ortam hava kalitesi açısından hava temizleme cihazları çok uygundur. Özellikle alerjik bünyeye sahipseniz ya da bulunduğunuz ortamda pencerelerin açılma imkanı yoksa bu tür cihazlar büyük fayda sağlar. Eğer klima kullanıyorsanız, zararlı partikülleri süzme özelliği olan filtrelere sahip ve detaylı hava temizliği sunabilen cihazları tercih etmelisiniz. Çünkü bu teknolojiler ortam havasındaki zararlı partikülleri yüzde 99,9 oranında temizleme gücüne sahipler. Klimalarınızın periyodik bakımlarını ve özellikle filtre temizliklerini yetkili servislere yaptırarak performanslarını artırın. Ortamdaki doğru havanın sağlığınız ve konforunuz için çok önemli olduğunu unutmayın.''Evinizi temiz tutun, temizliği çevre dostu ürünlerle yapın'Evin temiz tutulmasının gerekliliğine vurgu yapılan açıklamada, konuya ilişkin şu önerilerde bulunuldu:'Mümkünse doğal temizleyiciler kullanarak sık sık temizlik yapın. Böylece zararlı partiküllerin yüzeylere yerleşmesini önler, solunum yollarını etkileyecek hastalıklara neden olma riskini azaltırsınız. Kullandığınız nevresim takımlarını sıklıkla değiştirin, tozların birikmesinin kolay olduğu yatak, kanepe ve koltukların altını daha sık temizleyin. Evde beslediğiniz can dostlarınız varsa, ekstradan temizliğe ihtiyaç duyacaksınız. Tüy ve dökülen kepeklerin temizliğine uygun aparatlar edinin. Temizlik sırasında kullanacağınız ürünlerin kimyasal içerikleri sağlığınızı tehdit edebilir. O yüzden sirke, karbonat, limon suyu gibi doğal malzemelerle kendi doğal deterjanlarınızı hazırlayabilirsiniz. Kimyasal içerikli deterjanları kullanacaksanız havalandırma yapmayı asla ihmal etmeyin. ''Ortamı sık sık havalandırın'Açıklamada, hava dolaşımının yeterli olmamasının ortamdaki partiküllerin havada tutunmasına neden olduğu belirtilerek, şöyle devam edildi:'Dolayısıyla sağlıksız bir hava solumuş oluyorsunuz. Bunun önüne geçmek için her saat başı 5-10 dakikalık havalandırma yapmanızı tavsiye ederiz. Eğer hava koşulları bunu yapmanızı engelliyorsa ya da ofisinizin pencereleri açılmıyorsa o zaman hava temizleme cihazı ya da hava temizleme fonksiyonu olan bir klima edinmelisiniz. Klimanız varsa filtre temizliğini ve bakımını mutlaka yaptırmalısınız. Hem sağlığınız hem de daha düşük faturalar ödemeniz için bu çok önemlidir.'Evde toksik olmayan yapı malzemeleri ve doğal boyalar kullanılması gerektiği vurgulanan açıklamada, 'Yapı malzemeleri ve boyalar toksik içeriklere sahip olabilir. Bu, çoğu kez gözden kaçan bir unsurdur. Boyaların içinde koruyucu kimyasallar ve uçucu organik birleşikler (VOC) bulunur. Doğal boyalarda ise VOC bulunmaz. İç ortam havasının kalitesini ve sağlığınızı düşünüyorsanız, doğal boyaları kullanmayı tercih edin.' değerlendirmesinde bulunuldu.'İç ortamda doğal kokular kullanın'İç ortamlarda doğal kokuların kullanılması tavsiye edilen açıklamada, konuya ilişkin şunlar kaydedildi:'Kokulu deterjanlar, yumuşatıcılar, temizlik malzemeleri, iç ortamlarda kullanılan oda kokuları, spreyler genellikle zararlı kimyasallar içeriyor. Güzel kokuları için bol bol kullandığımız bu ürünlerin yerine doğal ve zararsız seçenekleri tercih etmek gerekiyor. Aromalı meyve kabukları, tarçın, limon ve doğal esanslarla rahatlıkla sevdiğiniz bir oda kokusu yaratabilirsiniz.' 'Kapalı alanda sigara içilmemesini sağlayın'Daikin açıklamasında, kapalı alanda sigara içilmesi konusunda bir duyarlılık oluşmuş olsa da hala evlerde ve ofislerde sigara içilebildiğine işaret edilerek, 'Sigara dumanı hava sirkülasyonunun düşük olduğu yerlerde hava kalitesini önemli ölçüde olumsuz yönde etkiliyor. Aile bireylerini veya ofis arkadaşlarınızı pasif içici olmaktan ve solunumla ilgili sorunlar yaşamaktan kurtarmanın en iyi yolu, kesin bir dille iç mekanlarda sigara içmeyi yasaklamak.' ifadelerine yer verildi.
Bilim Kurulu Üyesi Kara: 'Okulda Olmayan Çocuklarda Pozitifleşme Daha Yüksek'
Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, kademeli yüz yüze eğitime geçiş ile birlikte okula giden çocuklarda ciddi bir vaka artışı olmadığını söyledi. Prof. Dr. Kara, 'Bilakis aynı yaş grubunda okulda olması gerekirken okulda olmayan çocuklara baktığımızda virüsün pozitifleşmesinin biraz daha yüksek olduğunu görüyoruz' dedi.
Yunanistan'a Kaçarken Yakalanan Fetö'cü Hakim-Savcı Çiftinin Yalanı Tutmadı
ADANA (AA) - SATUK TOPALOĞLU - Adli kontrol tedbiri kapsamında yurt dışına çıkış yasakları bulunan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) hükümlüsü hakim-savcı çift, Edirne'den Yunanistan'a kaçmaya çalışırken yakalanıp tutuklandıktan sonra mahkemeye gönderdikleri dilekçede, 'gezmeye gidiyorduk, geri dönecektik' yalanına başvurdu.Adana'da, FETÖ soruşturması kapsamında, meslekten ihraç edilen ve örgütün 'hakim-savcı sınav çalışma evi'nde kaldıkları gerekçesiyle 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesince yargılanan eski savcı Veysel K. ve karısı eski hakim Beray Büşra K, 6'şar yıl 3'er ay hapis cezasına çarptırıldı.Mahkeme heyeti, tutuksuz yargılanan çift hakkında yurt dışına çıkış yasağıyla mevcut hallerinin devamına karar verdi. FETÖ üyeliğinden hükümlü çiftin karara bağlanan dosyası, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Dairesince 'hukuka uygun' bulunarak Yargıtay'a gönderildi.Eski hakim-savcı çift, dosyaları Yargıtay 16. Ceza Dairesince incelendiği sırada Edirne'nin Enez ilçesinde 14 Ekim'de yasa dışı yollarla Yunanistan'a kaçmaya çalışırken yakalandı.Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklanmalarına karar verilen çift, mahkemeye savunma dilekçesi gönderdi.'Gezmeye gidiyorduk, geri dönecektik' yalanına sığındılarVeysel K. dilekçesinde, bir süre İstanbul'da gezdiklerini belirterek, 'Enez ilçesinde jandarmalar tarafından durdurulduk. Yurt dışında gezme ve tatil amacımız vardı. Hava almak istedik. Gezip geri dönecektik. Amacımız tatildi, serbest bırakılmayı talep ediyorum.' ifadelerini kullandı.Beray Büşra K. de yurt dışına gezmek amacıyla gittiklerini ileri sürdü. Yurt dışına kaçma gibi bir fikirlerinin bulunmadığını savunan Beray Büşra K, 'Pandemi sürecinden dolayı bunalmıştık. Kafa dağıtacaktık. Ayrıca gezdikten sonra geri dönecektik. Suçlamaları kabul etmiyorum.' iddiasında bulundu.Tutuklu çift, Yargıtay 16. Ceza Dairesince incelenen dosyalarının kesinleşmesi halinde hapse girecek.FETÖ hükümlüsü eski savcı Veysel K. ve ve eşi eski hakim Beray Büşra K'nin, yargılandığı sırada mahkemece beyanlarına başvurulan tanıklar E.D. ve A.A, çiftin ayrı ayrı 'hakim-savcı sınav çalışma evi'nde sınavlara hazırlandığını ve örgüte ait evlerde kaldıklarını belirtmişti.
Van, 2011 Depreminden Sonra Devletin İmkanlarıyla Yeniden İnşa Edildi
VAN (AA) - MESUT VAROL - 23 Ekim 2011'de meydana gelen ve 604 kişinin ölümüne, binlerce binanın ağır hasar görmesine neden olan 7,2 büyüklüğündeki depremle büyük hasar gören Van, aradan geçen 9 yıllık sürede yapılan yatırımlarla, yapımı tamamlanan konut, okul ve iş merkezleriyle yeniden inşa edildi. Saat 13.41'de merkez üssü Tabanlı köyü olan 7,2 büyüklüğündeki deprem, 26 saniyede kent merkezi ile Erciş ilçesi ve birçok köyde yıkıma yol açtı. Yüzlerce bina ve evin yıkıldığı depremden hemen sonra başlatılan arama kurtarma çalışmalarıyla binaların enkazında kalan vatandaşların kurtarılması için yoğun bir çaba sarf edildi.Devletin tüm imkanlarının seferber edildiği Van'a 295 ambulans, 56 UMKE aracı, 6 ambulans helikopter, 2 ambulans uçak ile 2 bin 400 sağlık personeli sevk edilerek, arama kurtarma çalışmalarının daha hızlı yürütülmesi, yaralıların tedavilerinin aksamaması sağlandı.Depremin ilk saatlerinde 71 kurtarma ekibi çalışma yürütürken, daha sonra farklı illerden gelen 140 ekip, enkazda kalan insanları sağ çıkarmak için canla başla çalıştı.Özel eğitimli 42 köpeğin de yer aldığı arama kurtarma çalışmalarında yaralanan 1673 kişiden 1037'si kara yoluyla, 194'ü ise ambulans uçak ve helikopterlerle başka illerdeki hastanelere ulaştırıldı. Kırsal mahallelerdeki 12 mobil ekip, 11 bin 500 vatandaşa yerinde sağlık hizmeti sundu. O dönemde Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere birçok bakan, siyasetçi ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi depremin hemen ardından kente gelerek, vatandaşların acılarına ortak oldu.Yediden yetmişe tüm ülkenin seferber olduğu Van'da çalışmaları yerinden yöneten bakanlar, depremden kısa süre sonra sağladıkları koordinasyonla önce arama kurtarma çalışmalarına ağırlık verdi, sonra depremzedelerin barınma ve yaşamsal ihtiyaçlarını karşıladı.Artçı sarsıntılar nedeniyle evlerine giremeyenlerin barınma ihtiyacını karşılamak amacıyla ilk etapta gönderilen 75 bin çadır vatandaşlara dağıtıldı. Daha sonra kente getirilen 29 bin 500 konteynerle kurulan 35 konteyner kentte geçici barınma ortamı oluşturuldu.Bir ay gibi kısa sürede depremzedeler için inşa edilecek konutların yapımına başlandığı kentte evi ağır hasar gören ya da yıkılanlara kalıcı konutlar sağlamak için temeli atılan binaların yapımı hava sıcaklığı sıfırın altında 30 dereceye kadar düşmesine devam etti.Depremin üzerinden geçen 9 yıllık süreçte 27 bin konut tamamlanarak depremzedelere teslim edildi, 139 iş merkezi, 17 okul, 33 cami, 9 alışveriş merkezi ve 3 bin 194 ahır yapıldı.AFAD uzmanlarınca söz konusu yerleşimlerdeki 147 bin 622 konut, 18 bin 735 iş yeri ve 20 bin 209 ahırda yaptığı çalışmalarda, 31 bin 870 konut, 8 bin 849 iş yeri ile 9 bin 602 ahırın ağır hasar gördüğü tespit edildi, 18 bin 181 konut da orta hasarlı olarak belirlendi.'Yaraların en hızlı sarıldığı deprem oldu'Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Emin Bilmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentteki depremi ve yol açtığı yıkımı unutmayacaklarını söyledi.Bölgenin deprem riskiyle karşı karşıya olduğunu, bu nedenle her zaman tedbirli olmaları gerektiğini vurgulayan Bilmez, 'Deprem öldürmüyor, mevzuata uygun yapılmayan yapılar insanları öldürüyor. Onun için depremi hiçbir zaman unutmamamız gerekir. Sadece bir değil, birden fazla fay hattımız var. Her fay hattımız otuz yılda bir deprem üretiyor. Bu bilinçle hareket etmemiz gerekir.' dedi.Depremin ardından herkesin depremzedelerin yanında olduğunu, onlardan desteğini esirgemediğini anımsatan Bilmez, devletin de tüm birimleriyle yaraların kısa sürede sarılması için imkanlarını seferber ettiğini anımsattı. Kısa sürede insanların önce çadırlara ardından konteynerlere yerleştirildiğini, ihtiyaçlarının karşılandığını aktaran Bilmez, şunları kaydetti:'Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milletinin hepsi Van halkının yanındaydı. Belki de tarihimizde yaraları en hızlı sarılan deprem Van depremi oldu. Çünkü o depremden sonra daha Türkiye'de daha profesyonel kurumlar oluştu. Depremlere müdahale etme konusunda sınıf atlattık. Onun için depremlere karşı sürekli hazır olmamız gerekir. Bu sene 23 Mart'ta Başkale ilçemizde meydana gelen depremde üç saat içerisinde bakanlarımız bölgeye geldi. Hepimiz bölgedeydik.'Van depreminden sonra 27 bin konut inşa edildiğini söyleyen Bilmez, 'Bir de köylerde 'evini yapana yardım' kapsamında 13 bin hak sahibine konut yapıldı. Onlarca okul ve cami inşaatı tamamlandı. Bütün yaralarımız çok hızlı bir şekilde sarıldı. Sadece devlet değil, Trabzon'daki bir gencimizin kumbarasındaki parayı bize göndermesi çok anlamlıydı. Bu nedenle bugün, Giresun'da meydana gelen sel felaketinde iş yerlerini kaybeden kuaför ve berberlerin yaralarının sarılmasına Vanlılar koşuyor. Orda sekiz berberimizin tüm malzemeleri Van Berberler Odası tarafından karşılandı.' sözlerine yer verdi.
Reklam
Türkiye Perakendeciler Federasyonu'ndan Rekabet Kurumu'na Ziyaret
İSTANBUL (AA) - Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) Başkanı Ömer Düzgün ve beraberindeki heyet, Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle'yi makamında ziyaret etti.TPF'den yapılan açıklamaya göre, nezaket ziyareti kapsamında gerçekleştirilen buluşmada, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisi sürecinin gıda perakendesi üzerindeki etkileri değerlendirildi, perakende sektörünün durumu hakkında karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu.Açıklamada görüşlerine yer verilen TPF Başkanı Düzgün, perakende sektörünün pandemi sürecini başarılı bir şekilde yönettiğini belirterek, şunları kaydetti:'Mart ayından bu yana ülkemizde devam eden pandemi sürecinin beraberinde getirdiği yeni şartlara, perakende sektörü hızlı bir şekilde ayak uydurdu. Avrupa ve Asya'da daha önce baş gösteren salgın o ülkelerdeki tedarik zincirini sürecin başında olumsuz etkilemiş, mağazalar adeta yağmalanmıştı. İtalya, İngiltere ve ABD'den yansıyan görüntülerde insanlar marketlerde izdihamlara yol açmış, kaosu uzun süre kontrol altına alamadıkları görülmüştü. Türkiye'de ise pandemi sürecinde tedarik zincirinin ilk halkasından son halkasına kadar sistem duraksamadan devam etti.''Tüketicinin güvenini kazandık'Ömer Düzgün, pandemi sürecinin perakende sektörü için yeni şartlar getirdiğini ve yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu aktararak, pandemi sürecinin yeni tecrübeler edinmelerini sağladığını vurguladı. Düzgün, devamla şu değerlendirmelerde bulundu: 'Bu sıra dışı koşullarda sektörümüz de hayatın her alanında olduğu gibi yeni alışkanlıklara, yeni kurallara adapte olmaya çalışıyor. Bu değişim yeni düzenlemeleri de beraberinde getirecektir. Yaşadığımız 8 aylık pandemi tecrübesinin ışığında üyelerimizden, dolayısıyla sahadan gelen geri dönüşleri, sektörümüzü ilgilendiren öngörülerimizi çeşitli ziyaretlerle karar vericilere ve bürokratlarımıza aktarıyoruz. Söz konusu süreçte edindiğimiz tecrübeleri, sektörün yaşayabileceği olası sorunları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini karar vericilerle, bürokratlarımızla paylaşmaya devam edeceğiz.'Pandeminin ilk ve en çetin günlerinde dahi tüketicinin ihtiyaç duyduğu her ürüne kolaylıkla ulaşabildiğini aktaran Düzgün, 'Perakende sektörü tüketicinin güvenini kazandı. Karar vericilerimizin doğru kararlarla pandemi sürecini yönetmesinin yanında tedarik zincirinin ilk halkası olan üreticimizden mağazalarımızdaki kasiyerlere kadar özveriyle çalışan tüm perakende emekçilerinin bu başarıda payı olduğunu düşünüyorum.' ifadelerini kullandı.Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle'yi ziyarette Başkan Ömer Düzgün'ün yanı sıra TPF Başkan Yardımcısı ve Konya Per-Der Başkanı Ali Kaya ile İzmir Per-Der Başkanı Ahmet Karagöz de yer aldı.
4'Ü Zihinsel Engelli 5 Kardeşin Oyun Parkı Evlerine Geldi
ADIYAMAN (AA) - ORHAN PEHLÜL - Adıyaman'da, salgın nedeniyle evlerinde kalan 4'ü engelli 5 kardeşin park ihtiyacı, Adıyaman Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekiplerince oyun gurubunun evin bahçesine kurulmasıyla karşılandı.Alitaşı Mahallesi'nde yaşayan Hacı ve Gülsüm Yoldaş çiftinin 5 çocuğundan 4'ü zihinsel engelli olarak dünyaya geldi.En büyüğü 21 en küçüğü ise 5 yaşında olan engelli 4 kardeş, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle parka gidemedi.Bunun üzerine Adıyaman Belediye Başkanı Süleyman Kılınç'a sosyal medya üzerinden ulaşan aile, 5 çocuğu için evlerinin bahçesine park yapılması talebinde bulundu.Başkan Kılınç da bunun üzerine inceleme yapmak üzere bir ekibi eve gönderdi. İncelemeler sonucunda evin bahçesine salıncak kuran ekipler, aileye ortopedik yatak ve ranza yardımında da bulundu.Çocuklar büyük mutluluk yaşadıKılınç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ailenin talebini karşılamanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.Çocukların mutluluğunun yüzlerine yansıdığını aktaran Kılınç, şöyle devam etti:'Yoldaş ailesinin yükünü hafifletme noktasında, desteğimiz olması amacıyla ailenin evlerinin bahçesine oyun parkı kurduk. Çocuklar çok mutlu oldular. Ailemizi bir nebze de olsa rahatlatmak bizler için mutluluk kaynağı. Aynı zamanda çocukların ev içerisinde birtakım ihtiyaçları vardı. Onları da temin ettik. Yoldaş ailesi için ne gerekiyorsa elimizden geleni yapacağız.' Baba Hacı Yoldaş da salgın nedeniyle çocuklarını parka götüremediği için çok üzüldüğünü belirterek şöyle konuştu:'Belediye Başkanı Kılınç'a çok teşekkür ediyorum. Ekipler önce inceleme yaptı sonra da sağ olsunlar bir hafta içerisinde gelip oyun grubunu kurdu. Yaşları büyük engelli çocuklarımın ise ihtiyacı olan ortopedik yatak ve ranza da tedarik edildi.'Yoldaş, çocuklarının salıncağın kurulmasıyla çok mutlu olduklarını anlatarak, 'Çocuklarım her ne kadar konuşamasalar da çok mutlu. Ellerimden tutup beni aşağına indirip, salıncağa götürüyorlar.' dedi.
Reklam
Öğrencilerin Projesi Köylü Kadınlara İlham Oldu
İZMİR (AA) - TURGAY KONURALP - İzmir'in Ödemiş ilçesinde, ortaokul öğrencilerinin hazırladığı tarım projesi, kadın velilerin çalışmalarıyla hayata geçirildi. Çocukların yaylalardan topladığı kantaronlar, kadınların elinde sabuna dönüştü. Bademli Mahallesi'ndeki Bademli Ortaokulunda öğrenim gören 7 ve 8. sınıf öğrencisi 8 çocuk, yaklaşık 2 yıl önce yaşadıkları bölgenin iklim ve toprak koşullarında yetişen bitkileri faydalı birer ürüne dönüştürmek için harekete geçti.Bademlili çocuklar, bölgedeki yaylalarda büyüyen kantaronlardan sabun elde edilebildiğini öğrendi. Bunun üzerine mayıs ve haziranda yaylalara çıkarak kantaron toplayan öğrenciler, bitkilerle doldurdukları şişeleri güneşte bekletti. Çocukların emekleri kadın velilerin tecrübesiyle birleştiProjenin kalan kısmında projeye mahalle sakini kadın veliler dahil oldu. Zeytinyağından sabun yapmakta tecrübeli kadınlar, kantaronları sabuna dönüştürmek için kolları sıvadı. Odun ateşi yakarak kaynattıkları suya kantaron yağı ekleyen kadınlar, kazana ara ara kostik ilave etti.Çocuklarının emekleriyle kendi tecrübelerini birleştiren anneler, koyulaşan karışımı kaplarla alarak teneke leğenlere döküp katılaşmalarını bekledi.Bir süre sonra katılaşan karışım bıçakla kare şeklinde kesilerek çuvalların üzerinde kurumaya bırakıldı.Çocuklarının projesini uygulayan 5 kadın, 80 kilogram sabun elde etmeyi başardı. Bu sabunlar, projede emeği geçenlerce paylaşıldı.İmece usulü çalıştılarBademli Ortaokulu Müdürü Ramazan Göçen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projenin amacına ulaşmasından duyduğu mutluluğu dile getirdi.Kadın velilerin sahip çıktığı çalışmada çevredeki bitkilerin faydalı ürünlere dönüştürüldüğünü kaydeden Göçen, şunları söyledi:'Yüzyıllardır sürdürülen zeytinyağından sabun geleneği kantaron projesinde de uygulandı. Mahalle halkımızın projeyi özümseyerek sahip çıkmaları, imece usulü de bir araya gelen kadınlarımız burada bu sabunu yapmaları takdire şayan. Kantaron yağının faydalarını sabunda da göreceğiz. Kantaronun yaralara ya da kaşıntılara karşı faydalı olduğunu biliyoruz.' Sabun hazırlayan kadınlardan Leyla Göçen de öğrenci projesini hayata geçirmekten mutluluk duyduklarını ifade etti.İlk kez böyle bir çalışma yapmalarına rağmen hedefe ulaştıklarını belirten Göçen, 'Kantaron bitkisinden sabun imalatımız başarıyla tamamlandı. Mahalleli kadınlar olarak imece usulü başarmanın mutluluğu içindeyiz.' dedi. Öğrenci velilerinden Fatma Görgün ise örnek bir çalışmaya imza attıklarını, başarmanın gururunu yaşadıklarını söyledi.
Pamuk, Elyafından Bitkisinin Sapına Kadar Ekonomiye Değer Katıyor
ADANA (AA) - İSMİHAN ÖZGÜVEN - Çukurova'da çiftçilerin 'beyaz altın' olarak adlandırdığı pamuk, elyafından çiğidine, linterinden bitkisinin sapına kadar her parçasıyla ülke ekonomisine değer katıyor.Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, pamuğun elyafı ve sapıyla ülke ekonomisi için çok değerli bir ürün olduğunu söyledi.Birçok sektör için önemli olan pamuğa, gereken değerin ve desteğin verilmesinin ülke ekonomisi açısından önemine işaret eden Bilgiç, 'Pamuğun elyafı tekstil, çekirdeği yağ sanayisinde, küspesi hayvan yemi ve sapı da elektrik enerjisi olarak geri kazanılıyor. Pamuk, hiçbir şeyi israf olmadan tamamı kullanılan ürünlerden biri. Bu ürüne gereken desteğin verilmesi gerek.' dedi.'Türkiye'nin petrolü pamuktur'Pakmil Yağ ve Pamuk Sanayi firmasının sahibi Rafet Milli de tesislerinde pamuğun her parçasını değerlendirdiklerini ifade etti.Kütlü pamuğu ön temizlemeden geçirdikten sonra çırçırlarda elyafını ve çekirdeğini ayırdıklarını belirten Milli, çiğidinden de hem yağ elde ettiklerini hem de hayvan yemi olarak kullanılan küspe ve linter pamuğu ürettiklerini kaydetti.Milli, özellikle linter pamuğunun ihracattaki önemine işaret ederek 'Geçen yıl elde ettiğimiz barut ve kağıt sanayisinin önemli ham maddesi olan linter pamuğunun tamamını Çin'e ihraç ettik ve 1 milyon doların üzerinde dış satım gerçekleştirdik.' diye konuştu.Hasat edildikten sonra pamuğun tarlada kalan bitkisinin sapını da biyokütle enerji tesisinde yakıp elektrik enerjisi ürettiklerini anlatan Milli, 'Aldığımız kütlü pamuğun burada elyafı iplik sanayisine, çiğidi yağ sanayisine, atığı elektriğe ayrılıyor. Pamuğun çöpü bile boşa gitmiyor, onu bile kazanıp ülke ekonomisine katma değer kazandırıyoruz. Böyle değerli bir bitki. Türkiye'nin petrolü pamuktur.' ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin Afet Stratejisi: Risk Azaltma Planlarıyla Her Şehir Afetlere Dirençli Hale Getirilecek
ANKARA (AA) - ORHAN ONUR GEMİCİ - Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Mehmet Güllüoğlu, 'Afetler olmadan önce hangi kurumun ne yapması gerektiğinin net bir şekilde ortaya konulduğu İl Afet Risk Azaltma Planları ve Türkiye Afet Risk Azaltma Planı, Türkiye'nin geleceğinin afetlere hazırlanması için çok önemli. Umarım hep birlikte gerçekleştirebiliriz.' dedi.Afetler olduktan sonra değil, olmadan önce yapılması gerekenlere yoğunlaşan Türkiye, AFAD koordinesinde, ulusal çapta Türkiye Afet Risk Azaltma Planı (TARAP) ve bunun iller bazındaki karşılığı İl Afet Risk Azaltma Planlarını (İRAP) hazırlıyor.Planlarla risk azaltarak afetlere dirençli şehirler oluşturmayı amaçlayan Türkiye, bu alandaki ilk adımını pilot il Kahramanmaraş'ta attı.Afet geçmişi de göz önünde bulundurulan Kahramanmaraş'ta afet tehlike ve riskleri belirlendi, önlemler alınmaya başlandı.Halihazırda 6 ilde daha devam eden İRAP'ların, tüm illerde 2021'in aralık ayına kadar, taslağı hazır olan TARAP'ın ise tüm illerden verilerin gelmesinin ardından tamamlanması planlanıyor.'Risk azaltma çalışmalarının artmasını temenni ediyoruz'AFAD Başkanı Güllüoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, afet süreçlerinin risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme olmak üzere 4 safhadan oluştuğunu belirterek, afet yönetiminde yıllarca akıllara ilk olarak müdahale ve iyileştirmenin geldiğini ancak bunun dünyada ve Türkiye'de değiştiğini ifade etti.Risk azaltmaya yönelik çalışmaların artmasını temenni ettiklerini kaydeden Güllüoğlu, AFAD olarak bir yandan müdahale ve iyileştirme çalışmaları gerçekleştirirken diğer yandan da afetler olmadan önce yapılması gerekenlerden oluşan risk azaltma planlarını hem kendi bünyelerinde hem de başka kurumlarla iş birliği halinde yürütmeye çalıştıklarını bildirdi.Güllüoğlu, her şehrin afetselliğinin birbirinden farklı olduğuna işaret ederek bu nedenle her kente özel İRAP hazırlandığını söyledi.'Bizim için heyecan verici bir proje'Kahramanmaraş İRAP'ın tamamlandığını hatırlatan Güllüoğlu, açıklamalarına şöyle devam etti:'Bir şehrin fiziki yapısı, afetselliği, yakınından geçen bir fay hattı var mı, o fay hattı diri mi, ne sıklıkla deprem üretebilir? Yine heyelan, sel, kaya ve çığ düşmesi... Daha önce yaşanmış bu tür afetler var mı? Teknolojik afetler açısından organize sanayi bölgelerinin durumu nedir, ne tür fabrikalar var? Bir sonraki aşamada, yer altından yer üstüne çıkıyoruz, binaların durumu nedir? Belediye ve ilgili kuruluşların bu konuda yaptığı çalışmalar ve elimizdeki envanter bilgisi nedir, diye artık çok daha detaylı bir şekilde, genel ifadelerin haricinde artık o ile özel çalışmaların toplandığı plan, İRAP oluyor. Bu, bizim için heyecan verici bir projeydi.'Güllüoğlu, Kahramanmaraş İRAP'ı duyurdukları 19 Ağustos'ta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, 81 ilin planlarının 2021'in aralık ayı itibarıyla bitirilmesi hedefi belirlediğini, 6 ilin planını ise 2020 bitmeden bitirmeyi planladıklarını kaydetti.İRAP'larla, ilgili ildeki afet risklerinin anlaşılmasını ve alınacak önlemlerin belirlenip bilinmesini istediklerini ifade eden Güllüoğlu, 'Biz afetlerden sonra müdahale ve iyileştirme konusunda ciddi bir kapasiteye sahibiz. Ama Türkiye'yi geleceğe taşımak için ülkenin afet risklerini azaltmamız gerekiyor. Bunu da sadece AFAD olarak biz gerçekleştiremeyiz.' ifadelerini kullandı.'Herkes üzerine düşeni yapmalı'Güllüoğlu, ilgili bakanlıkların, belediyelerin, sivil toplum kuruluşları ve bireylerin, kentin afetselliği hakkında bilgi sahibi olması ve üzerine düşeni yapması gerektiğini vurgulayarak 'Türkiye'nin geleceğinde afetlerin etkisini ancak böyle azaltabilir, afetler açısından daha güvenli bir Türkiye'yi ancak böyle gerçekleştirebiliriz.' dedi.İRAP'ların toplanmasıyla üst plan olarak TARAP'ın ortaya çıkacağını belirten Güllüoğlu, TARAP'ın genel şablonunun hazır olduğunu ancak illerden gelecek verilerle son halinin verileceğini bildirdi.Güllüoğlu, 'Afetler olmadan önce hangi kurumun, ne yapması gerektiğinin net bir şekilde ortaya konulduğu, yerel ve merkezi yönetimin kendi görevlerini bildiği ve planlama yaptığı bir yaklaşım olarak İRAP'lar ve TARAP, Türkiye'nin geleceğinin afetlere hazırlanması için çok önemli. Umarım hep birlikte gerçekleştirebiliriz.' ifadelerini kullandı.'Tehlike ve risk kavramları daha çok konuşulmalı'Afet literatüründe tehlike, risk ve kriz kelimelerinin çok önemli olduğunu ve genelde afet denilince akla kriz anının geldiğini ifade eden Güllüoğlu, tehlike ve risk kavramlarının daha çok konuşulmasını istediklerini söyledi.Güllüoğlu, şu ifadeleri kullandı:'Türkiye'nin bir deprem tehlikesi gerçeği var. Yerin 7-10 kilometre altından geçen fay hatları var. Bu fay hatlarını değiştiremeyiz. Bitki örtüsü, yağış rejimi, iklim değişikliği gibi bir ülkenin kendi elinde olmayan, bütün dünyanın küresel olarak etkilendiği kavramlar var. Bunlar deprem, sel, heyelan tehlikesini ifade eder. Ama sonra insanın kendi eliyle yaptıkları ya da yapmadıkları devreye girer. Siz fay hattının geçtiği yere sağlam bir bina yapmak zorundasınız. Hatta fay hattına yakınsanız çok daha sağlam bina yapmak zorundasınız. Yerleşim yeri olarak seçilen yer, heyelan ve sel açısından doğru planlanmış olmalıdır. Yani artık tehlikeden başka faktörler devreye girer ve bütün bunların toplamı da o şehrin deprem, sel veya heyelan riskini ortaya koyar.''Dere kenarı ve ovalarda yapılaşma afet riskini artırıyor''Tehlike, değiştiremeyeceğimiz veya çok az değiştirebileceğimiz şeyleri ifade etse de insanoğlu coğrafya ve tabiatla yaşamayı becerdiğinde aslında çok iyi bir ilişki kurabilir.' diyen Güllüoğlu, geçmişte yerleşim yerlerinin, daha dağlara doğru kurulduğunu ve tarım arazilerinin boş kaldığını ancak son zamanlarda dere kenarı ve ovalarda yapılaşma olmasının, deprem, sel ve heyelan riskini artırdığını vurguladı.Güllüoğlu, bireylerin, oturdukları evin deprem ya da sel tehlikesi ve riski ile sağlamlığını araştırmalarını, afetlere hazır olup olmadıklarını sorgulamalarını isteyerek 'Risk azaltma planlarının varmak istediği noktalardan biri, vatandaşlarımızın bu konudaki bilincini artırmak.' dedi.Bu yılın, 'Afet Eğitimi Seferberliği Yılı' ilan edildiğini ancak yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisinin buna engel olduğunu belirten Güllüoğlu, yılın ilk 3 ayında 1,5 milyondan fazla insana afet bilinci eğitimi verdiklerini ancak salgın nedeniyle eğitimlerin sekteye uğradığını söyledi.Pandemi el verdiği ölçüde 2021 için de afet eğitimi seferberliği planladıklarını belirten Güllüoğlu, insanların evlerinde kaldıkları bu süreçte AFAD Gönüllüğü Sistemi ile de afet bilinci eğitimleri verdiklerini hatırlattı.Güllüoğlu, 'Vatandaşlarımızın katılımı bu planlarımızın olmazsa olmazı. Sadece kamu kuruluşlarının, özel sektörün ya da sivil toplum kuruluşlarının değil, her bir bireyin katkısıyla bu çalışmalarda başarıya erişebiliriz.' dedi.İklim değişikliğinin afete döndüğü noktalarda ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile ortak çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Güllüoğlu, 'Risk azaltma planlarını bu anlamda ne kadar hızlı hayata geçirip oradaki eylemleri hızlı bir şekilde uygularsak iklim ya da bitki örtüsü kaynaklı değişikliklerin etkilerini de minimuma indiririz diye umuyoruz.' ifadesini kullandı.'Sürdürülebilir çalışmalar olmalı'Risk azaltma planlarının, hayatın birçok noktasıyla ilgili olduğuna işaret eden Güllüoğlu, şunları kaydetti:'Mesela Karadeniz'de en çok üretilen ticari ürün çay ve fındığın toprağa çok az köklenmesi var. Öyle olunca da toprağı az tutuyor. Bu da ne yazık ki sel ve heyelan tehlikesini artırıyor. Orada insan da varsa risk artmış oluyor. O yüzden bu konuştuğumuz şeylerin, ekonomiye, tarıma ve insanların hayatına dokunması anlamında birçok parametrenin harekete geçmesi gerekiyor. Biz afet bilinci eğitimlerinde de bunlara değiniyoruz. Bir taraftan vatandaşlarımızın ekonomik hayatının devam etmesi gerekiyor ama diğer yandan da sürdürülebilir çalışmalar olmalı.'
Reklam
Sosyal Medyanın Altın Ödülü 4 Yıldır Gratis'in Oluyor
İSTANBUL (AA) - Kişisel bakım marketi Gratis, sosyal medyaya damgasını vuran markaların ödüllendirildiği Social Media Awards Turkey’de Mağazalar Kategorisi’nde 4’üncü kez altın ödülün sahibi oldu.Gratis'ten yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin en kapsamlı ilk sosyal medya yarışması Social Media Awards Turkey, Marketing Türkiye ve BoomSonar iş birliği ile bu yıl 4’üncü kez düzenlendi. Kişisel bakım ürünleri perakendesinin önde gelen markalarından Gratis, Social Media Awards Turkey 2020’de SocialBrands Veri Analizi Ödülleri kapsamında Mağazalar Kategorisi’nde rakiplerini geride bırakarak altın ödülün sahibi oldu. Gratis, tüm sektörlerden markaların yıl boyunca sosyal medya performanslarını tamamen tarafsız ve veriye dayalı olarak hazırlanan SocialBrands sosyal medya marka endeksi sonuçlarına göre verilen SocialBrands Veri Analitiği Ödülleri’nde, hiçbir başvuruda bulunmadan yalnızca performansı ile jürinin dikkatini çekerek 1’inciliği aldı. Yarışmanın düzenlendiği ilk yıldan itibaren Mağazalar Kategorisi’nde altın ödül alan Gratis, yarışmanın 4’üncü yılında da liderliği bırakmadı. Ödül değerlendirmesi Gratis’in sosyal medya hesaplarının toplam etkileşim ve hayran sayıları, hayran artışı, performans istikrarı, etkileşimleri, sektörel performansı, hashtag ve mention kullanımı gibi kriterler üzerinden yapıldı.Uzmanlığı ve fark yaratan servis anlayışı ile müşterilerine ayrıcalıklı hizmet sunarken sosyal medyadaki performansıyla da öne çıkan Gratis, özel günlerde gerçekleştirdiği dijital projeler ile yıl boyunca milyonlarca erişim ve izlenme oranına ulaştı. Evdekal sürecinde sosyal medya hesaplarındaki izlenme ve etkileşimi maksimum düzeye taşıyan Gratis, 15 milyon izlenme ve 4 milyon etkileşim rakamına ulaştı. Anneler Günü’nde gerçekleştirdiği “Güzeller Güzeli Anneme” dijital projesi ile binlerce kullanıcısının annelerine özel kişiselleştirilmiş görsel tasarımlar göndermesini sağlayan Gratis, bu kampanyasıyla da 30 milyon erişim ve 14 milyonluk izlenme sağladı. Gratis, sosyal medya kanallarından Instagram'da yıl içerisinde 1 milyon yeni takipçi kazanarak 3,1 milyon, Facebook'ta ise 2,2 milyon takipçi sayısına ulaştı.
Iğdır'a Özgü Patlıcan Reçeli Yörenin Kadınlarına Kazanç Kapısı Oldu
IĞDIR (AA) - HÜSEYİN YILDIZ - Iğdır'a has lezzetlerden patlıcan reçeli, Küllük köyünde kurulan doğal üretim alanındaki dev kazanlarda yöredeki kadınlarca özenle pişirilip ülkenin dört bir yanına satılıyor. Küllük köyünde kurulan 'Aras Doğa Köyü' isimli doğal üretim tesisinde, kentte tüketilen yöresel tatlar ev usulüyle üretiliyor. Kentte en fazla talep gören ürünlerden olup Iğdır Tarım ve Orman Müdürlüğünce coğrafi işaret belgesi alınan patlıcan reçeli de köydeki kadınlarca bu tesiste özenle hazırlanıyor. Yöredeki tarlalarda yetiştirilen patlıcanlar, tesise getirilip burada gerekli işlemlerden geçtikten sonra dev kazanlarda pişirilip şişelenerek e-ticaret sistemiyle satışa sunuluyor. 'Doğa köyünde' çalışan kadınlar, geçmişteki yöntemlerle hazırladıkları patlıcanları bakır kazanlarda, odun ateşinde reçel haline getirip hem bir geleneği yaşatıyor hem de gelir elde ediyor. Aras Doğa Köyü Koordinatörü Erdinç Koşkun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tesislerinde sadece yöresel ürünlerin doğal yöntemlerle üretildiğini söyledi. Ürünlere oldukça talep geldiğini belirten Koşkun, 'Bu tesiste çevrenin, yörenin ürünlerini değerlendirerek ülkemize katkı sağlıyoruz. Bu mevsimde, coğrafi işaretini aldığımız patlıcan reçelinin üretimini yapıyoruz. Üretim yaparken çevre köylerdeki kadınları istihdam ederek onlara da ekonomik bir katkı sağlıyoruz.' dedi. Koşkun, ürettikleri patlıcan reçelinin tanıtımı için de yoğun çaba sarf ettiklerini ifade ederek 'Yapılan reçelleri tamamen yöresel ve doğal ortamda yapıyoruz, hiçbir katkı maddesi kullanılmıyor. Değerli olan şey atalarımızın, annelerimizin yaptığı yöntemlerle üretim yapmak, fabrikasyon yok, hiçbir katkı maddesi yok. Sadece pancar şekeri ile üretiliyor ama aşamaları çok fazla. Bu aşamalar sağlıklı yapıldığı zaman kalitesi meydana çıkıyor.' diye konuştu. 'Patlıcan reçeli ninelerimizden, dedelerimizden gelen bir tat' Üretim tesisinde çalışan kadınlardan Çiğdem Yıldız ise daha önce kışlık hazırlık olarak yaptıkları lezzetleri burada da ürettiklerini belirterek şöyle konuştu: 'Evde ne yapıyorsak burada da aynısını yapıyoruz. Burası bizim için çok iyi oldu. Bu iş, ev ekonomimize destek oldu, eşime yardımcı oldum. Dört çocuğum var, onları okutmak, daha rahat bir hayat sağlamak için çalışıyoruz. Patlıcan reçeli Iğdır'da çok tutulan bir ürün, ninelerimizden, dedelerimizden gelen bir tat.' ifadelerini kullandı. Tesiste çalışan üniversite öğrencisi Muhabbet Sinay da kendi ihtiyaçlarını karşılamak için bu işe girdiğini anlattı. Sinay, patlıcanları da tarladan kadınların toplayarak tesise getirdiklerini belirterek 'Burada yıkanıyor, başları kesiliyor ve soyuluyor. Patlıcan acı olmaması için bir süre tuzlu suda bekletiliyor. Ardından haşlanıyor ve sonrasında soğuk suda bekletiliyor. Patlıcanlar belli işlemlerin ardından şerbetin içine konulup bir süre pişirildikten sonra reçel halini alıyor.'
Fırıncılar, Buğday, Arpa Ve Mısır İthalatında Gümrük Vergisinin Geçici Sıfırlanmasından Memnun
İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - İstanbul Fırıncılar Odası Başkanı Erdoğan Çetin, buğday, arpa ve mısır ithalatında gümrük vergisinin 1 Ocak 2021'e kadar sıfırlandığını belirterek, 'Biz fırıncılar olarak devletimizin aldığı bu kararı yerinde ve olumlu buluyoruz.' dedi. Çetin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de bu yıl ilk buğday hasat döneminin yüzleri güldürdüğünü ancak daha sonra yapılan hasatlarda rekoltenin düştüğünü ifade etti.Başta Trakya ve sonraki günlerde Anadolu'da kış döneminde yaşanan kuraklık neticesinde ciddi oranlarda rekolte düşüklüğü tespit edildiğini dile getiren Çetin, 'Türkiye genelinde buğdayda ortalama yüzde 15-20 arasında rekolte düşüklüğü hesaplanmaktadır.' diye konuştu.Çetin, Türkiye'nin değişik bölgelerinde de hasat dönemine denk gelen aşırı yağışların ürün kalitesini olumsuz etkilediğini ve bunun da un fiyatlarına yansıdığını anlatarak, şöyle devam etti:'Bu gelişmelerin ardından ürün verimliliği azaldı. Buğdayın az olması un fiyatını arttırdı. Fırıncılarımız artan fiyatlar neticesinde İstanbul'da ekmek fiyatlarına zam yapmak zorunda kaldı. Hatta öyle bir durumdayız ki yeni fiyat tarifesi talebinde bulunacağız. Bu gelişmeler neticesinde devletimiz arpa, buğday ve mısırla ilgili bir takım kararlar aldı. Buğday, arpa ve mısır ithalatında gümrük vergisi 1 Ocak 2021'e kadar sıfırlandı. Biz fırıncılar olarak devletimizin aldığı bu kararı yerinde ve olumlu buluyoruz.''TMO yurt dışından daha fazla buğday getirerek piyasaya sürmeli' Türkiye'de rekolte düşüklüğünü bazı kişilerin fırsata dönüştürdüğünü, stokçuların elindeki buğdayı piyasaya sürmediği öne süren Çetin, bu durumun buğday fiyatlarını arttırdığını, gümrük vergisinin geçici sıfırlanmasının tekelleşmenin bir nebze olsun önüne geçeceğini ifade etti. İstanbul Fırıncılar Odası Başkanı Erdoğan Çetin, Toprak Mahsulleri Ofisine (TMO) verilen ithalat izninin en az 2 milyon tona çıkarılması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:'TMO, yurt dışından daha fazla buğday getirerek piyasaya sürmeli, ithal ettiği buğdayı tahsis yöntemiyle fabrikalara sübvanse fiyatlar ile satmalıdır. Bu sayede hem fabrikanın paçal maliyeti düşecek hem de stokçuların elinde tuttuğu malı piyasaya arz etmesinin yolu açılacaktır. Bakanlığımızın yapacağı tespitler neticesinde kimin elinde ne var, kim stok yapmış belirlenmeli ve piyasa arzı sağlanmalıdır. Stokçuklara karşı yaptırım uygulanmalıdır. Stok tespitleri yapılıp eldeki mal görülene kadar un ihracatının kısıtlandırılması da gündemde tutulmalıdır. Bu durum buğdayda fiyatları 1 lira 75 kuruş seviyesine indirecektir.'
Reklam
Gökçen Gökçebağ Yazio: Gelir Adaleti Üzerine
etiket
Aslında oyun eleştirileri yazmak istiyordum ama korkunç bir pandemi patlak verdi ve tiyatrolar kapandı. Ben de pencereden bakıp, gördüklerimi eleştireceğim:Şu sıra ailemin yanına taşındım. 4. Levent’te onların yanında kalıyorum. Burası bağımsız bir kasaba olsaydı geçimini berber ve kuaförlerden, güzellik salonlarından sağlıyor olurdu. İnsanlar farklı farklı semtlerden bu dükkanlara akın ediyor, çoğu zaman farklı bir görünüşle evlerine dönüyor.
Reklam
İzmirli Taksici Aracında Unutulan Ve İçinde Para İle Pasaport Bulunan Çantayı Sahibine Teslim Etti
İZMİR (AA) - İzmir'de bir taksi şoförü, aracında unutulmuş, içinde bir miktar para ve pasaportun bulunduğu çantayı sahibine ulaştırdı. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasından yapılan açıklamaya göre, yurt dışında yaşayan Mehdi Akıncı içinde 1500 avro, 6 bin lira ve pasaport bulunan çantasını tatil için geldiği İzmir'de bindiği takside unuttu.Akıncı çantasının bulunması için İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasından yardım istedi. Durumu fark eden taksici Recep Alpboğa da olayı durağına ve emniyet ekiplerine bildirdi.Ekiplerin ve odanın çalışmasının ardından çanta Akıncı'ya teslim edildi.Oda Başkanı Celil Anık davranışı dolayısıyla tebrik ettiği taksici Alpboğa’ya plaket verdi. Anık, İzmir’deki tüm taksicilerin aynı duyarlılıkta olduğunu belirterek, 'Araçlarımızda unutulan, düşürülen eşyaların tesliminde örnek başarıya sahibiz. Bundan büyük mutluluk ve gurur duyuyoruz.” ifadesini kullandı.Mehdi Akıncı da 'Doğrusu umudumu kesmiştim. Benim için büyük sürpriz oldu. Ne kadar teşekkür etsem az.' dedi.
Trump'ın Avukatı Giuliani'nin, Cohen'in Son Filmindeki Görüntüleri Tartışma Yarattı
ANKARA (AA) - ABD Başkanı Donald Trump'ın avukatı Rudy Giuliani'nin, İngiliz komedyen ve oyuncu Sacha Baron Cohen'in son filmindeki görüntüleri, tartışmalara neden oldu.BBC'deki habere göre, Trump'ın avukatı aynı zamanda eski New York Belediye Başkanı Giuliani, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Cohen'in filminde kendisinin yer aldığı sahnenin 'tamamen uydurma' olduğunu belirtti.Giuliani, 2006 yapımı 'Borat'ın devam filmindeki bir oyuncunun kendisini muhabir olarak tanıttığını, bunun üzerine ciddi bir röportaj yapılacağını sandığını dile getirdi.Geçen temmuzda çekilen görüntülerde 76 yaşındaki Giuliani, Borat’ın kızı rolünü canlandıran ve kendisini muhabir olarak tanıtan Maria Bakalova’yla röportaj yaparken görülüyor. İlerleyen bölümde, Bakalova konuşmaya odasında devam etmeyi teklif ederken, Giuliani de bunu kabul ediyor.Çekilen görüntülere ilişkin Giuliani, elektronik ekipmanları çıkarması gerektiğini, onları çıkarırken de kıyafetinin dağıldığını ifade etti.Giuliani, röportajın kurmaca olduğunu anladığında hemen polisi aradığını kaydetti.
Kars Merkezli Dolandırıcılık Operasyonunda Gözaltına Alınan 30 Kişi Adliyeye Sevk Edildi
KARS (AA) - Kars merkezli 5 ilde, kendilerini banka personeli olarak tanıtıp vatandaşları dolandırdığı iddia edilen suç örgütüne yönelik operasyon kapsamında gözaltına alınan 30 kişi adliyeye sevk edildi.Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda, İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ile İstanbul Emniyet Müdürlüğünün ortak çalışması sonucu, vatandaşları arayıp kendilerini banka personeli olarak tanıttıktan sonra kimlik ve banka kart bilgilerini alıp dolandırıcılık yaptığı belirlenen suç örgütüne yönelik soruşturma sürüyor.Suç örgütünün elebaşı ve üyelerine yönelik 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma' ve 'nitelikli dolandırıcılık' suçlarından Kars'ın yanı sıra İstanbul, Adana, Şanlıurfa ve Afyonkarahisar'da belirlenen adreslere düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda gözaltına alınan 30 kişinin emniyetteki sorgusu tamamlandı.Zanlılar, polislerce yoğun güvenlik önlemleri altında Kars Adliyesi'ne götürüldü.Haklarında yakalama kararı olan 4 kişi ise aranıyor.
Milli Savunma Bakanı Akar, "Ateş Serbest-2020" Faaliyetinde Konuştu:
ANKARA (AA) - Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 'İster Irak'ın ister Suriye'nin kuzeyinde nerede terörist, terör ini varsa, bu inlere girildi, bu inler teröristlerin başlarına yıkıldı, yıkılmaya devam ediyor. Mehmetçik, 'girilemez' denilen yerlere girdi, girmeye devam ediyor.' dedi.Akar, Polatlı'daki General Nahit Şenoğul Atış ve Tatbikat Bölgesi'nde gerçekleştirilen Ateş Serbest-2020 faaliyetindeki konuşmasında, hedeflerin en az atışta tam isabetle vurulmasının önemine değindi. 'Attığımızı vurmamız lazım' diyen Akar, bunun için eğitimin önemine işaret etti. Bu sayede vatana ve millete faydalı olunacağını belirten Akar, 'Biz tabii ki barış, diyalog diyor, bütün problemlerimizin siyasi şekilde çözülmesini istiyoruz. Diplomasiden yanayız, görüşmekten, konuşmaktan yanayız ama tüm bunlara rağmen bizim Türk Silahlı Kuvvetleri olarak olmamız gereken şey, atalarımızın ortaya koyduğu gibi, 'Hazır ol cenge istersen sulh-ü salah', cenge hazır olacağız.' diye konuştu.Hassas bir dönemden geçildiğine, bölgede önemli gelişmelerin yaşandığına, sadece nicelik değil nitelik olarak da tehdit ve tehlikelerin arttığına dikkati çeken Akar, 'Çeşitli şekillerdeki gelişmeleri takip ediyor, bunlara karşı devlet olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak proaktif aldığımız tedbirlerle ülkemize, milletimize yapmamız gereken güvenlik ve savunma hizmetini yapmaya çalışıyoruz.' dedi.'Bu terör belasından ülkemizi kurtaracağız'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin uluslararası ortamda özne olduğunu vurgulayan Akar, 'Karada, denizde, havada 83 milyon halkımızın, 780 bin kilometrekarelik vatanımızın, mavi vatanımızın, semalarımızın egemenliği, bağımsızlığı ve güvenliği, bu bizim sorumluluğumuz. Bunu sağlamak için elimizden gelen ne varsa yaptık, yapmaya çalışıyoruz. Şu anda dahi karada, denizde, havada Silahlı Kuvvetler mensupları 'Ölürsem şehit, kalırsam gazi' anlayışı içinde zorlu arazi ve hava şartlarında kendisine verilen görevleri yerine getiriyor.' ifadesini kullandı.Başta FETÖ olmak üzere PKK/YPG, DEAŞ ve benzeri terör örgütleri ile her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadele ettiklerini dile getiren Akar, 'İster Irak'ın ister Suriye'nin kuzeyinde nerede terörist, terör ini varsa, bu inlere girildi, bu inler teröristlerin başlarına yıkıldı, yıkılmaya devam ediyor. Mehmetçik, 'girilemez' denilen yerlere girdi, girmeye devam ediyor. En son teröristi de etkisiz hale getirerek 40 yılı aşkın süredir milletimizin başına musallattan olan bu terör belasından inşallah ülkemizi kurtaracağız.' diye konuştu.'Bir saldırı, tahrik gibi takdim edilmeye çalışılıyor'Suriye'nin kuzeyinde kurulmak istenen 'terör koridoru'nu yapılan operasyonlarla parçaladıklarını anımsatan Akar, 'Bu bitti mi? Mücadele bitmez. Yeni teşebbüsler olabilir mi? Olabilir. Bunun için de her zaman olduğu gibi daima etkin, caydırıcı ruhu ile Silahlı Kuvvetlerimizin müteyakkız olması gerekmektedir.' açıklamasında bulundu.İdlib'de sağlanan barış ve huzur ortamı sayesinde daha önce evini ve toprağını terk etmek zorunda kalan Suriyelilerden 411 bininin gönüllü ve güvenli şekilde evlerine döndüğünü ifade eden Akar, Ege ve Doğu Akdeniz'deki gelişmelere ilişkin ise şunları söyledi:'Tüm samimiyetimizle diyalog, görüşme, konuşma, iyi komşuluk ilişkileri, uluslararası hukuk, anlaşmalar ve bu çerçevede sorunlarımızı konuşup halledelim diyoruz. Kendi kendimize, iki komşu olarak oturup bunları çözelim diyoruz. Fakat bir anda olay uluslararası kuruluşlara aktarılıyor, basın üzerinden birtakım saldırılar oluyor, tahrikler, provokasyonlar oluyor, bunların hiçbiri görünmüyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tamamen bilimsel ve teknik yaptıkları araştırmalar, çalışmalar bir saldırı, tahrik gibi takdim edilmeye çalışılıyor.''Beyhude bir gayret'Türkiye'ye 1950 metre, Yunanistan'a ise 580 kilometre mesafede olan 10 kilometrekarelik Meis Adası'nın 40 bin kilometrekarelik deniz yetki alanının olamayacağını, bunun kabul edilemeyeceğini vurgulayan Akar, şöyle konuştu: 'Hayır dediğimiz zaman biz gerginlik, gerilim yaratıyor, tahrikte bulunuyoruz gibi koro halinde karşımızda bunu söylüyorlar. Biz haklıyız, güçlüyüz. Biz ne kadar diyalogdan, siyasi çözümden yanaysak diğer taraftan da hakkımızı çiğnetmeyeceğimizi, bir oldubittiye müsaade etmeyeceğimizi de tekrar tekrar dile getiriyoruz. Bunun anlaşılması lazım. Dolayısıyla biz komşularımızı, diğer kurum ve kuruluşları diyaloğa davet ediyoruz. Gelin görüşelim, konuşalım, tartışalım, kurallar çerçevesinde bu konuları çözelim. Bizim dileğimiz budur. Bunun dışında akla, mantığa, hukuka uymayan, özellikle üçüncü tarafların, hadlerini ve boylarını aşarak birtakım kurallar koymaya çalışması veya o kuralların tarafımızdan kabul edilmesini beklemeleri beyhude bir gayrettir. Bu konuda kararlı, azimli olduğumuzu, hak alaka ve menfaatlerimizi korumakta da muktedir olduğumuzu, bu konuda her şeyi göze alacağımızı herkesin bilmesi lazım. Bizim dileğimiz, umudumuz, temennimiz bir an önce medeni bir şekilde karşılıklı diyalog çerçevesinde konuların özellikle asker, sivil uzmanlar tarafından konuşulup, görüşülüp bir karara bağlanması ve bölgede barışın, huzurun istikrarın sağlanması, iki komşu ülke olarak rahat, huzur, güven içinde yaşamın sağlanması.'Kıbrıs'ta garantör olan Türkiye'nin sorumluluklarını bugüne kadar yerine getirdiğini, bundan sonra da aynı hassasiyetle yerine getirmeye devam edeceğini aktaran Akar, 'Kıbrıs meselesi, bizim milli davamızdır. Siz, bir taraftan deniz yetki alanlarını kendinize göre dizayn etmeye çalışacaksınız, diğer taraftan Kıbrıs Türkü'nü yok sayacaksınız ve çözüm isteyeceksiniz. Bu çözümsüzlüğün ta kendisidir. Eğer siyasi çözüm, uygun bir ortamın sağlanması isteniyorsa Kıbrıslı kardeşlerimizin varlığını kabul edeceksiniz, deniz yetki alanları konusunda kendi bildiklerinizi değil aklıselimi takip etmek suretiyle doğruyu bulacaksınız.' diye konuştu.'Azerbaycan'ın haklı davası...'Ermenistan'ın Azerbaycan'daki sivil hedeflere yönelik saldırıları sonrasında Azerbaycan'ın öz topraklarını işgalden kurtarmaya yönelik başlattığı harekata da değinen Akar, şunları kaydetti:'30 senede ne yapıldı? Koskocaman bir hiç. Ne zaman ki Azerbaycanlı kardeşlerimiz Ermenistan'ın saldırılarını artırmasının ardından öz topraklarını almak için faaliyetlere başlayınca 30 seneden beri susanlar, barıştan, ateşkesten, görüşmelerden, müzakereden bahsetmeye başladılar. Bu hiç samimi değil, bu kimseyi tatmin etmiyor. Bu işin çok basit bir yolu var, Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan topraklarını terk edecek, bölgeye getirdiği paralı askerleri çıkaracak, teröristleri bölgeden gönderecek ve meseleyi bitirecek. Bu kadar basit. Biz de Azerbaycan'ın haklı davasını sonuna kadar desteklediğimizi en üst düzeyde Cumhurbaşkanımızdan başlayarak her seviyede söyledik, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milleti olarak Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında olduğumuzu ifade ettik, etmeye devam edeceğiz.''Silahlı Kuvvetlerimizin her zamankinden daha etkin ve caydırıcı olmaya mecburiyeti var, bu bir seçim değil zorunluluk.' diyen Akar, bu konuda tüm personelin sorumluluğu olduğunu belirtti.Koronavirüs ile mücadele kapsamında alınan önlemlere de değinen Akar, tedbirleri katı, sıkı ve tavizsiz şekilde uygulamaya devam edeceklerini söyledi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin, alınan tedbirler sayesinde dünyada en az yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakası görülen orduların arasında yer almayı sürdürdüğünü ifade eden Akar, vaka sayılarının personel mevcudu oranına bakıldığında en az pozitif hastaların olduğu ordular arasında yer alan TSK'nın bu başarısıyla birçok önemli orduyu geride bıraktığını da söyledi.Sözlerinin sonunda şehit ve gazileri minnetle yad eden Akar, 'Peygamber ocağı olarak da bilinen ve bu milletin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri, aklın ve bilimin ışığında, anayasa ve yasalar çerçevesinde Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda 'Ölürsem şehit kalırsam gazi anlayışı' içinde her türlü zorluğa göğüs gererek milletinin emrinde, görevinin başındadır.' ifadelerini kullandı.
Reklam