onedio
Göbeklitepe'de Rus Turist Acenteleri Temsilcilerine Balonlu Tur
ŞANLIURFA (AA) - UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve 'tarihin sıfır noktası' olarak nitelendirilen Göbeklitepe'de, Rusya'dan turizm acenteleri temsilcilerine yönelik sıcak hava balonuyla turistik uçuş gerçekleştirildi.Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden gerekli izinlerin alınmasının ardından bölgede sıcak hava balonuyla uçuşlar yapılmaya başlandı.İlk kez turistik amaçlı gerçekleştirilen uçuşta, Rus turizm acenteleri yetkilileri, günün ilk ışıklarıyla gökyüzüne yükselen balondan Göbeklitepe ve Şanlıurfa'yı seyretme fırsatı buldu.Yuliya Piserava, balona binerken çok heyecanlı olduklarını, gökyüzüne çıktıktan sonra ise görsel bir güzellikle karşılaştıklarını söyledi. Gördükleri manzaraya hayran kaldıklarını anlatan Piserava, 'Heyecanımız, mutluluğumuz havada gördüğümüz manzara karşısında adeta doruğa ulaştı. Göbeklitepe'yi birazdan gezeceğiz ama gördüğümüz muhteşem Mezopotamya'nın bereketli topraklarının çok güzel bir manzarası var. Böyle bir uçuşun gerçekleşmesine katkı sunan herkese teşekkür ediyorum.' dedi.'Buraya en kısa zamanda turistlerimi göndermeye çalışacağım'İrina Fedotova da bölgenin anlatılanlardan ve resimlerinden daha güzel olduğunu belirterek, 'Daha önce Göbeklitepe, Mezopotamya'yı internetten incelemiştik, fikir edinmiştik ancak gelip görünce anlatılanlardan daha güzel olduğunu fark ettik. Bir acenteci olarak elimden geldiği kadar turistlere, kendi yakınlarıma, dostlarıma buranın güzelliklerini anlatabildiğim kadarıyla anlatacağım. Buraya en kısa zamanda turistlerimi göndermeye çalışacağım.' diye konuştu.İl Kültür ve Turizm Müdürü Aydın Aslan ise sıcak hava bolunu uçuşlarıyla ilgili 2 yıldan bu yana yürüttükleri çalışmaların meyvelerini almaya başladıklarını söyledi.İlk kez yabancı gruba sıcak hava balonuyla uçuş gerçekleştirdiklerini kaydeden Aslan, 'Umuyoruz ki sıcak hava balonu uçuşları Şanlıurfa ve Göbeklitepe turizmi için vazgeçilmez bir unsur olarak yerini alacaktır.' dedi.Uçuşu gerçekleştiren Göbeklitepe Balloons EAB Havacılık pilotu Bilge Ezel de bölgede turistik amaçlı uçuşlara başlamanın mutluluğunu yaşadıklarını, Rus misafirlerin gezintiden memnun ayrıldığını dile getirdi.Firma tarafından Göbeklitepe'de uçuşa katılan Rus turistlere sertifika verildi.
Sma İle 16 Yıldır Mücadele Eden Genç, Başarılarıyla Diğer Hastalara Örnek Oluyor
İSTANBUL (AA) - LALE BİLDİRİCİ BÜYÜKKARAKAYA - SMA hastalığıyla 16 yıldır mücadele eden, azmi ve ailesinin desteğiyle tedavisinde büyük ilerleme göstererek Koç Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünden mezun olmayı başaran Ayça Şahin, gelecekte hastalıkların tedavisini araştıran bir bilim insanı olmayı hedefliyor. SMA hastası 23 yaşındaki Ayça Şahin, hikayesi ve azmiyle diğer hastalara umut oluyor. Şahin'e 7 yaşında, kardeşi Burak Can Şahin'e ise 21 aylıkken Spinal Müsküler Atrofi (SMA) tanısı kondu. Teşhisin ardından anne Arzu Şahin bütün yaşamını çocuklarının tedavisine ve SMA hastalığıyla ilgili farkındalık çalışmalarına adadı. O yıllarda hastaların tek umudu ise ABD'de bulunan bir ilaçtı. Anne Şahin'in ve diğer ailelerin verdiği mücadele ses getirdi. Geçen yıl, SMA Tip2 ve SMA Tip3 ilaçları SGK kapsamına alındı. Ayça ve Burak Şahin kardeşler de ilaçlarına kavuştu. Ayça Şahin, 7 yaşından itibaren ailesiyle hastalığa karşı verdiği mücadeleyi AA muhabirine anlattı. Hastalık tanısı konduktan sonra o yıllarda tek umudunun fizyoterapi olduğunu dile getiren Şahin, okulda yürümede güçlük çekmeye başladığı zamanlarda sporu ve fizik tedaviyi hiç bırakmayarak hayata tutunmaya çalıştığını söyledi. Hastalığı sırasında eğitimine ara vermeden devam ettiğini ve liseyi birincilikte bitirdiğini ifade eden Şahin, SMA hastası olarak yaşadığı sıkıntılara değinirken 'İlaç SGK kapsamına alınmadan önce okulda yürüme mesafem çok kısalmıştı ve çok yoruluyordum. Okulda düşmelerim de artmıştı. Korkular ve düşmeler fiziksel zayıflıkla birleşince hoş olmayan sonuçlar ortaya çıkıyor. O yıllarda 10 metre adım atıp, duraklayıp daha sonra tekrar yürüyebiliyordum.' diye konuştu.İlaç tedavisine 21 yaşında başlayabildiğini belirten Ayça Şahin, sözlerine şöyle devam etti:'İlaç tedavisine 2019 Şubat ayının sonunda başladım. Bugüne kadar kas kaybımı önlemek için annemin desteğiyle fizik tedavi, fizyoterapi ve egzersizleri yapmaya çalıştım. Türkiye'de SGK kapsamındaki ilacı alan ilk yetişkin hastaydım. O an çok mutlu olmuştum. İlaç kutusunu aldığımda paha biçilmez bir mutluluk yaşadım. Herkesin bu ilacı alacağını öğrenmek ve herkesin bu ilaca erişmesinde katkımız olması çok güzel bir his. İlaç tedavisine başladıktan sonra da yürümede 10 metrede bir olan duraklama mesafesi, yaklaşık 100 metrede bire çıktı. Dolayısıyla şu an yürümemde 10 kat kadar bir artış var. Bu ilerlememde egzersiz ve tedavinin de payı çok büyük.' 'Hastalıkla beraber yaşamayı öğrenmek ve mümkün olduğunca ileriye gitmek gerekiyor.' diyen Şahin, bu nedenle çocukluğundan beri hep genetik bölümünü okumak istediğini anlattı. Şahin, 'Gözünüzün önünde sürekli kötüleşen hastalar oluyor. SMA, tedavi edilmediği taktirde ilerleyen bir hastalık. Genetik okuyarak diğer hastalara faydam olsun istedim. SMA hastalığı ve diğer hastalıkların tedavisinde bilime katkı sunmak için Koç Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü'nü tercih ettim ve mezun oldum. Yüksek lisansı da nörobilimde yapmaya karar verdim ve başvurdum. Başvurum kabul edildi ve 2 haftadır yüksek lisansa devam ediyorum.' ifadesini kullandı. SMA hastalıklarının tedavileriyle ilgili de araştırmalar yaptığını söyleyen Ayça Şahin, şöyle devam etti: 'Tedavi için beklerken sığındığımız en güzel limanlardan biri kesinlikle bilim ve bilim insanlarıydı. Allah'a güvendim. Anneme, babama, bilim insanlarına güvendim. Ben de bilim insanlarından biri olmak istedim. Bu nedenle Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünü tercih ettim. Gelecekteki hedeflerimden biri de kesinlikle hastalıklara tedavi bulma ve onların mekanizmasını araştırma konusunda ilerlemek olacak. Bilime bir şekilde katkımın olması ve hastaların hayatlarına dokunmak en büyük amacım oldu. Birinin yüzündeki gülümsenin kökeninde emeğim olsun istiyorum'Dünyada şu an SMA için 3 tedavi şekli bulunduğuna işaret eden Şahin, bu tedavilerden hangisi alınırsa alınsın egzersiz ve doğru beslenmenin önemli olduğunu belirtti. 'SMA annelerin sesi olmaya çalıştım'SMA hastası 2 çocuğunun tedavisi ve diğer SMA hastaları için yaptığı çalışmaları anlatan anne Arzu Uz Şahin, hastalara ve ailerine yardım eden SMA Benimle Yürü Derneği'nin kurucu yönetim kurulu üyesi olduğunu söyledi.Anne Şahin, çocuklarıyla birlikte verdiği mücadeleyi şu sözlerle anlattı:'Çocuklarıma SMA tanısı konulduğunda Ayça 7 yaşında, oğlum 21 aylıktı. O dönemde sığınacağımız tek şey fizik tedavi ve eğitimdi. Doktor, 'Çocuklarınız kas hastası. Günden güne zayıflayacak ve yürüme yetilerini kaybedebilir. Belki bir bardak kaldırıp sularını bile içemeyebilirler. Yapacak hiçbir şey yok ve sadece fizyoterapi var.' dedi. O dönemlerde çocuklarımı fizyoterapi merkezine 'Sizi spor okuluna götüreceğim.' diyerek götürdüm. Biraz daha bilinçlendiklerinde hastalıklarını açıkladık.'SMA hastalarının ilaçlarını SGK kapsamına alınması için büyük mücadele verdiğini ve o yıllarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sağlık Bakanlığı ile iletişim kurduğunu anlatan Arzu Şahin, şöyle konuştu:'Hayatımda Meclis'in yolunu bilmiyordum. Meclis'e bir girdim ve çıkamadım. Dernek kurarak bir dernek çatısı altında birleşerek kapılarımızı herkese açtık. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a bütün SMA hastaları adına 2 kez ulaştım. Kendisine durumu anlattım ve büyük hassasiyetle dinledi. Sağlık Bakanı ile de görüştüm. Mücadelemiz sonucunda 2019 yılının Şubat ayında, SMA Tip2 ve SMA Tip3 ilaçları SGK kapsamına alındı.' Çocuklarının eğitimde çok başarılı olduğunu ve onlarla gurur duyduğunu ifade eden Şahin, sözlerini şöyle tamamladı:'Sevgili SMA anneleri ve SMA hastaları, hayat ne kadar zor olursa olsun hayatla mücadele etmekten asla vazgeçmeyin. Oğlum Burak yürüme yetisini kaybetmişti. Hatta kollarını kaldıramıyor ve sağına soluna dönemiyordu. Bu tedaviyle birlikte onda da bazı hareketler oldu. Buzdolabının kapağını açabildi. Günden güne de akülü sandalyeyi daha hızlı çevirebiliyor. Hazırlık okuduğu için İngilizce öğreniyor. Umudunuzu hiçbir zaman kaybetmeyin ve doğru bildiklerinizden şaşmayın.'
Irak'taki Haşdi Şabi Başkanı Feyyad: "Kdp Binasının Yakılması Suç"
BAĞDAT (AA) - Irak’taki Haşdi Şabi Başkanı Falih Feyyad, Kürdistan Demokrat Parti (KDP) binasına saldırının suç olduğunu belirterek, yabancı misyon temsilciliklerine saldıranların da Haşdi Şabi grupları olmadığını savundu. Feyyad, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, Haşdi Şabi yanlıları tarafından 17 Ekim Cumartesi günü KDP Bağdat bürosuna düzenlenen baskına dair, 'KDP Bağdat bürosunun yakılması bir suç eylemidir ve bu bizim için üzücü olmuştur.' dedi.Parti bayrağı yerine Haşdi Şabi bayrağının asılmasından da utanç duyduklarını ifade eden Feyyad, KDP binasına saldıran 15 kişinin tutuklandığını söyledi.Bağdat’taki ABD ve diğer yabancı misyon temsilciliklerine yönelik zaman zaman yapılan füzeli saldırılarda Haşdi Şabi’nin parmağı olmadığını savunan Feyyad, 'Yabancı temsilciliklere saldıranlar bizimle ilgisi olmayan yasa dışı hareket eden gruplardır. Başbakan liderliğinde inceleme komitesi kuruldu.' diye konuştu.Yeşil Bölge’nin dışına çıkarılacaklar mı?Haşdi Şabi’nin hükümet binaları ve korunaklı Yeşil Bölge dışına çıkarılması iddialarına ilişkin ise Feyyad, 'Yeşil Bölge dışında idari işlerin yürütülmesi için irtibat bürolarımız olacak.' dedi.Feyyad, Salahaddin vilayetinde 8 Sünni vatandaşın kurşuna dizilerek öldürülmesi eyleminde de suçluları belirlemek üzere kurulan inceleme komitesinin sonuçları açıklamasını beklediklerini kaydederek, ülkede faili meçhul suikastlar ve cinayetlere tekrar dönülmesinin imkansız olduğunu vurguladı.Salahaddin vilayetinde 17 Ekim Cumartesi günü 12 Sünni vatandaş kimliği henüz belirlenemeyen silahlı kişilerce kaçırılmış, 8’i kurşuna dizilerek öldürülmüştü. Olayın arkasında Haşdi Şabi’ye bağlı İran’a yakın milis grup Asayib Ehlilhak Hareketi’nin olduğu iddiaları gündeme gelmişti.
Tunuslu Deaş Üyesi Kadına Yardımcı Olduğu İddia Edilen Zanlı İtiraz Üzerine Tutuklandı
ADANA (AA) - Fransa tarafından kırmızı bültenle aranırken Adana'da yakalanarak tutuklanan terör örgütü DEAŞ üyesi kadına hücre evini kiralamasında yardım ettiği iddiasıyla gözaltına alınan ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan şüpheli, savcılığın karara itirazı üzerine tutuklandı.Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince, dört gün önce tutuklanan terör örgütü DEAŞ üyesi Tunus uyruklu Soumaya Raissi'nin (30) kente gelmesine ve kaldığı hücre evini kiralamasına yardım ettiği öne sürülen F.Y'nin (26) dün adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına savcılık itiraz etti.İtirazın bir üst hakimlikçe kabul edilmesinin ardından zanlı F.Y. hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı.Polis ekiplerince yeniden gözaltına alınan zanlı, işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede tutuklandı.Evi internet üzerinden kiraladığı iddiasıİl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Fransa makamlarınca hakkında kırmızı bülten çıkarılan ve yaklaşık 5 ay önce kente geldiğini belirlediği terör örgütü DEAŞ üyesi Soumaya Raissi'yi sahte Suriye kimliğiyle 16 Ekim'de, merkez Seyhan ilçesi Namık Kemal Mahallesi'ndeki bir evde gözaltına almıştı. Fransız makamlarının hakkında 'tehlikeli' ve 'eylemci' notu düştüğü Raissi, Emniyet Müdürlüğündeki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı. Örgüt üyesi kadının kaldığı evi, 1,5 ay önce internet üzerinden aylık 700 liraya kiraladığı belirlenen zanlı F.Y. de merkez Yüreğir ilçesinde yakalanmış, zanlının ağustos ayında Adana'da yakalanıp tutuklanan terör örgütü DEAŞ'ın sözde Türkiye emiri Mahmut Özden grubuyla bağlantılı olduğu iddia edilmişti. İşlemlerin ardından adliyeye sevk edilen F.Y, dün çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Çin Ve Tayvan Diplomatlarının Fiji'deki Kavgasının Ardından Taraflar Karşılıklı Suçlamalarda Bulundu
TAIPEI (AA) - Çin ve Tayvan diplomatlarının Fiji'deki bir etkinlik sırasında kavga etmesinin ardından taraflar karşılıklı suçlamalarda bulundu.Tayvan Dışişleri Bakanı Joseph Wu ve Çin'in Fiji'deki büyükelçiliği, dün, diplomatlar arasında yaşanan gerilime ilişkin açıklamalar yaptı.Tayvan Dışişleri Bakanı Joseph Wu, Twitter'dan yaptığı açıklamada, Çinli diplomatları saldırganlıkla suçladı.Çin'in Fiji büyükelçiliğinden verilen cevapta ise Tayvan'ın açıklamalarının gerçeklerle bağdaşmadığı belirtildi.Bakan Wu, Tayvan'ın dünyada iyilik için mücadele eden bir güç olduğunu ve sindirilemeyeceklerini vurguladığı mesajında, 'Çin'in medeniyetsiz 'savaşçı diplomatlarının', Fiji'deki diplomatımıza yönelik şiddetini kınıyoruz.' ifadesini kullandı.Wu, Tayvan'ın konuyla ilgili olarak Fiji hükümetine resmi bir protestoda bulunduğunu da kaydetti.Çin'in Fiji'deki büyükelçiliğince yapılan açıklamada ise Tayvan'ın açıklamasının gerçeği yansıtmadığı ve olayda kendi personellerinden birinin de yaralandığı ileri sürüldü.Açıklamada, 'O akşam Fiji'deki Taipei Ticaret Ofisi personeli, resmi görevlerini faaliyet alanı dışındaki kamusal alanda yürüten Çin Büyükelçiliği personeline karşı kışkırtıcı bir şekilde hareket ederek bir Çinli diplomatın yaralanmasına ve zarar görmesine neden oldu.' ifadelerine yer verildi.Tayvan'ın düzenlediği 'ulusal gün' resepsiyonun eleştirildiği açıklamada, söz konusu etkinliğin tek Çin ilkesini ve Fiji hükümetinin ilgili kural ve düzenlemelerini ihlal ettiği uyarısında bulunuldu.Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Cao Licien ise Pekin'de düzenlediği basın toplantısında, Tayvan tarafının etkinlikte sergilediği bayrakları ve pasta üzerine çizilen desenleri eleştirdi.Taraflar arasındaki kavga, 8 Ekim'de Tayvan'ın Fiji'deki ticaret ofisinin, Suva'da lüks bir otelde düzenlediği 'ulusal gün' resepsiyonu sırasında meydana gelmişti. Resepsiyona davetsiz gelen 2 Çinli yetkilinin fotoğraflar çekmesi ve misafirler hakkında bilgi toplaması üzerine Tayvanlı bir diplomat tarafından uyarılmasının ardından Çinli yetkililerin kendilerini uyaran Tayvanlı diplomata saldırdığı, başından yaralanan diplomatın hastanede tedavi altına alındığı bilgisi paylaşılmıştı.Çin-Tayvan anlaşmazlığıÇin'de İkinci Dünya Savaşı'nın ardından çıkan iç savaşta Mao Zıdong liderliğindeki Çin Komünist Partisinin (ÇKP) 1949'da iktidarı ele geçirmesi ve Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilan etmesi üzerine Çan Kayşek liderliğindeki Çin Milliyetçi Partisi (Kuomintag) üyeleri, Tayvan'a yerleşip 1912'de kurulan 'Çin Cumhuriyeti' iktidarının Ada'da devam ettiğini ileri sürerek bağımsızlık ilan etmişti.Bu girişim Çin tarafından kabul edilmese de Tayvan temsilcileri, 1971 yılına kadar Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda Çin'i temsil etmişti. 1950'ler ve 1960'larda çok sayıda ülkenin diplomatik ilişki tercihini Çin Cumhuriyeti'nden Çin Halk Cumhuriyeti'ne çevirmesinin ardından 1971'de BM Genel Kurulunda yapılan oylamada Pekin hükümetinin Çin'in tek meşru temsilcisi kabul edilmesiyle Tayvan'ın uluslararası örgütlerdeki konumu belirsiz hale gelmişti.Pekin yönetimi, 'Tek Çin' ilkesini benimseyerek Çin'i uluslararası toplumda sadece kendilerinin temsil ettiğini savunuyor ve Tayvan'ın dünya ülkeleriyle müstakilen diplomatik ilişkiler kurmasına, BM'de ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor.
Reklam
Fetö'nün Emniyet Yapılanmasına Operasyon
ANKARA (AA) - Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) emniyet yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında 2'si sivil, 7'si meslekten ihraç edilen polis olan 9 kişi hakkında gözaltı kararı çıkardı.Başsavcılıktan yapılan açıklamada, Terör Suçları Soruşturma Bürosunca verilen talimata istinaden yürütülen çalışmalar neticesinde, örgütsel kodlamalarında üst düzey örgüt mensubu oldukları anlaşılan, haklarında FETÖ üyesi olduklarına dair ifade ve teşhis tutanağı bulunan, ByLock kullandıkları belirlenen, bu şekilde FETÖ/PDY'nin emniyet yapılanması içerisinde yer alan 9 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldığı bildirildi.Şüphelilerden birinin 2. sınıf emniyet müdürü, birinin komiser, 2'sinin komiser yardımcısı, 3'ünün polis memuru olduğu ve daha önce kamu görevinden çıkarıldıkları, 2'sinin ise sivil mahrem imam olduğu belirtilen açıklamada, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince 4 ilde şüphelilerin yakalanmasına çalışıldığı kaydedildi.Öte yandan, şu ana kadar şüphelilerden 5'inin gözaltına alındığı öğrenildi.
Kovid-19 Sosyal Medyanın "Psikolojisini" Etkiledi
İSTANBUL (AA) - TOLGA YANIK - Kovid-19 salgınının topluma olan psikolojik etkisi, sosyal medya paylaşımlarına yansıdı. 100 milyondan fazla sosyal medya paylaşımının analiz edildiği araştırmada, endişe ve stres içeren paylaşımların sayısında ciddi artış olduğu tespit edildi.ABD'deki Georgia Tech Üniversitesi'nde görev yapan araştırmacı Koustuv Saha'nın öncülüğünde 'Sosyal medya Kovid-19 salgınının psikososyal etkilerini gösteriyor' başlıklı akademik bir çalışma gerçekleştirildi.ABD'de görev yapan bir grup akademisyenin de destek verdiği çalışma, sosyal medya paylaşımları üzerinden Kovid-19 salgınının insanlara olan psikolojik etkilerini inceledi. AA muhabirinin araştırmadan derlediği bilgilere göre, sosyal medya paylaşımlarında salgının da etkisiyle kaygı, stres gibi psikolojik ifadelerin sayısında ciddi artış meydana geldi.Araştırmada, salgının kişisel ve toplu yaşamda çeşitli aksamalara neden olduğu, salgınla ilgili belirsizliklerin ve salgına yönelik tedbirlerin akıl sağlığıyla ilgili endişelere yol açtığı belirtildi. Bir çok faktörün etki ettiği bu durumun 'akıl sağlığı tsunamisi' olarak değerlendirildiği, ancak salgının psikolojik etkilerinin büyük ölçüde keşfedilmediği aktarıldı.100 milyondan fazla paylaşım incelendiİnsanların salgın sürecindeki psikososyal endişelerini anlama amacıyla sosyal medya verilerinden yararlanan araştırma, 24 Mart-25 Mayıs 2020 tarihleri arasında ABD'de yapılan 60 milyondan fazla paylaşım üzerinden gerçekleştirildi.Araştırmada ayrıca, salgının etkilerini nedensel olarak ilişkilendirmek için 2019'daki benzer bir döneme ait 40 milyondan fazla gönderiyle karşılaştırma yapıldı. Bu sayede, 2020 ve 2019'daki psikososyal ifadelerde meydana gelen değişiklikler incelendi.Bu paylaşımlar üzerinden, akıl sağlığı endişeleri, destek arayan ifadeler açısından insanların sosyal medyada kendini ifade ediş şekilleri ele alındı. İncelenen tüm psikososyal ifadelerin Kovid-19 salgını sırasında önemli ölçüde arttığı belirlendi. Kovid-19 döneminde akıl sağlığıyla ilgili ifadelerin yüzde 14, destek arama ifadelerinin ise yüzde 5 arttığı tespit edildi.Salgına yönelik sosyal mesafe ve karantina uygulamaları önlem olarak önerilse de bu uygulamaların tıbbi izolasyonda bulunan kişiler üzerinde endişe, depresyon, korku gibi birçok duruma yol açabileceği belirtildi.'Yeni normal'e adaptasyon paylaşımları da etkilediÖte yandan, salgına yönelik destekleyici önlemlerin etkisiyle söz konusu ifadeleri içeren paylaşımlarda düzenli bir düşüş gerçekleşti. Araştırmada bu durumun, insanların 'yeni normal'e adapte olmasının bir sonucu olabileceği de kaydedildi.Araştırmaya göre, sosyal medya kullanımın artması, akıl sağlığının ve psikososyal bozuklukların izlenmesi ve belirlenmesi açısından benzersiz bir imkan sunuyor. ABD'de yetişkinlerin yüzde 80'den fazlası sosyal medyayı her gün kullanıyor. Gerçek zamanlı bu platformlarda insanlar fikirlerini, endişelerini ve salgın sürecinde yaşadığı zorlukları da dile getiriyor.Araştırmada, insanların psikososyal ifadelerinin incelenmesi için Twitter tercih edildi. En popüler sosyal medya platformlarından biri olan bu mecra, insanların kendilerini ve yaşamlarına dair gelişmeleri ifade etmeleri nedeniyle seçildi.Bu tarz çalışmaların, sağlıkla ilgili kriz süreçlerinde akıl sağlığını koruyucu önlemlerin alınması ve gerekli planların yapılması açısından politika yapıcılara ve diğer paydaşlara imkan sunma potansiyeli taşıdığının da altı çizildi.
Reklam
Pentagon, Yeni Nükleer Füzelerin 95,8 Milyar Dolara Mal Olacağını Hesap Etti
WASHINGTON (AA) - Pentagon, karada konuşlu nükleer füzelerden oluşan yeni bir filonun sahaya çıkarılmasının maliyetinin yaklaşık 96 milyar dolar olacağını açıkladı.Yetkililer, ABD Savunma Bakanlığının 'ICBM' olarak bilinen kıtalar arası balistik füzelerin, 50 yıldır kesintisiz kullanılan Minuteman 3'ün yerine geçirilmesinin 95,8 milyar dolara mal olacağını hesap ettiğini bildirdi. Bu rakamın, 4 yıl önceki tahminin 10 milyar dolar üzerinde olduğu ifade edildi. Eski ABD Savunma Bakanı William J. Perry dahil bazı yetkililer, ulusal güvenliğin ICBM'ler olmadan da sağlanabileceğini savunurken, Pentagon yeni nükleer cephaneliğin caydırıcılığının hayati olduğunu belirtiyor. Trump yönetimi, 2018 nükleer politika değerlendirmesinde yeni nesil ICBM'lerin sahaya çıkarılma taahhüdünü yinelemişti. Her biri tek bir nükleer başlığa sahip 400 Minuteman füzesinden oluşan filo, Montana, Kuzey Dakota, Colorado, Wyoming ve Nebraska'daki yer altı depolarında bulunuyor. Füzelerin sayısı kısmen, Rusya ile ABD arasında 2010 yılında imzalanan ve Şubat 2021'de süresi dolacak olan Stratejik Saldırı Silahlarının Azaltılması Anlaşması ile belirleniyor. Rusya anlaşmayı bir yıl daha uzatmayı isterken, Trump yönetimi bunun için Moskova tarafından kabul edilmeyen yeni koşullar öne sürüyor. ABD'nin Sovyet Rusya ile 1991'de ve Rusya Federasyonu ile 1993'te imzaladığı Stratejik Silahların Azaltılması anlaşmalarının (START 1 ve START 2) uzantısı niteliğindeki 'New START' (Yeni START) anlaşması, Washington ile Moskova arasındaki yürürlükteki son nükleer anlaşma niteliğini taşıyor. Anlaşma uzun menzilli nükleer silah başlıklarına ve füzelere kısıtlama getiriyor.ABD Başkanı Trump, geçen yıl Rusya ile imzalanan orta menzilli nükleer silahların azaltılmasına ilişkin Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması'ndan (INF) çekildiklerini açıklamıştı.ABD ayrıca Ohio sınıfı stratejik denizaltılarının yerine yeni balistik füze denizaltı filosu, B-2 hayalet uçağının yerine yeni uzun menzilli nükleer kapasiteye sahip bombardıman uçağı, yeni nesil havadan atılan nükleer cruise füzesi, yeni nükleer komut ve iletişim sistemi inşa ediyor, yenilenmiş savaş başlıkları üzerinde çalışıyor.
Ankara'da Kaçak Dezenfektan Ve Temizlik Ürünleri Satan Kişi Yakalandı
ANKARA (AA) - Ankara'da kaçak dezenfektan ve temizlik ürünleri satan bir kişi gözaltına alındı. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince Yenimahalle'de bir depoya, kaçak dezenfektan ve temizlik ürünleri satılmasına yönelik operasyon düzenlendi.Operasyonda, 2 bin 870 litre deterjan, 1875 adet kolonya, 800 litre etil alkol, 710 litre dezenfektan, 243 el solüsyonu, 45 lavabo temizleyici, 10 bin adet çeşitli marka etiketi ele geçirildi. Gözaltına alınan şüpheli hakkında Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve ilgili diğer kanunlar uyarınca işlem başlatıldı.
Kırklareli'nde Toplu Taşıma Araçları Denetiminde "Ceza" Yok "Teşekkür" Var
KIRKLARELİ (AA) - Kırklareli İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri şehir içi ve şehirlerarası toplu ulaşım araçları, okul servisleri ile otogarda yeni tip koronavirüs (Kovid-19) denetimlerinde maskesini takan sürücü ve yolculara, kurallara uydukları için teşekkür etti.Trafik Tescil ve Denetleme Şubesi ekipleri, otogarda Kovid-19 denetimlerinde bulundu.Ekipler sürücülerin Hayat Eve Sığar (HES) kodu kontrollerini yaptı. Otobüs, minibüs, midibüs ve ticari taksilerde maskelerini takan yolculara teşekkür eden ekipler, sürücüleri maskesiz yolcu almamaları konusunda uyardı.Ekipler otobüsteki yolculara da ellerini sık sık dezenfekte etmeleri gerektiğini hatırlattı.Asayiş Şubesi ekipleri de kenttin belirli noktalarında maske ve sosyal mesafe uygulamalarını sürdürüyor.
Reklam
Bisikletli Gezgin Cumhuriyet'in 97. Yıl Dönümü Anısına Ankara'ya Gidiyor
İZMİR (AA) - Özel bir firmada çalışan ve bisikletiyle Türkiye'yi dolaşan gezgin Orhan Kotluk, Cumhuriyet'in 97. kuruluş yıl dönümü anısına Ankara'ya doğru yola çıktı. '18 Mart Çanakkale şehitlerine saygı' adı altında daha önce Adana'dan Çanakkale'ye bisikletiyle giden Kotluk, Cumhuriyet'in 97. yıl dönümünü de unutmadı.Bugüne kadar düzenlediği etkinliklerde 25 bin kilometre yol yapan Kotluk, son hazırlıklarını tamamlayarak Cumhuriyet Meydanı'ndan Anıtkabir'e doğru pedal çevirmeye başladı. Orhan Kotluk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cumhuriyet Bayramı'nın önemine vurgu yaparak, 'Cumhuriyetimizin 97. kuruluş yıl dönümü münasebetiyle İzmir'den Anıtkabir'e pedal çevirerek, Ata'mızın huzuruna çıkacağım. Bu etkinliğimizi aziz şehitlerimize ve gazilerimize saygı ve minnet borcu olarak yapıyorum. Bu vatanın, bu bayrağın kolay elde edilmediğini, kazanılmadığını insanlara anlatabilmek, farkındalık yaratmak için tamamen kendi düşüncelerimle çıkıyorum bu yola. Hiçbir kurum ve şahsı temsil etmiyorum.' diye konuştu.Geziye tek başına çıktığını anlatan Kotluk, 'Hava şartları uygun olursa bir haftada Anıtkabir'e ulaşmayı planlıyorum. Dumlupınar Şehitliği'ni, Sakarya Meydan Muharebesi'nin yaşandığı yeri, Duatepe'yi ziyaret edeceğim. Ardından Anıtkabir'de Ata'mızın huzuruna çıkacağım.' dedi.
Slovenya'da Kısmi Sokağa Çıkma Yasağı Uygulanacak
LJUBLJANA (AA) - Slovenya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarının son dönemde hızla artması üzerine bugünden itibaren kısmi sokağa çıkma yasağı uygulanacak.Hükümetin aldığı karara göre, 21.00-06.00 saatlerinde sokağa çıkmak yasaklandı.İçişleri Bakanı Ales Hojs, Slovenya'da bulunan 12 bölge arasında geçişlerin yasaklandığını belirterek, halka turistik gezilerini iptal etme çağrısında bulundu.Vaka sayılarındaki artışın sürmesi halinde tedbirlerin daha da sıkılaştırılacağını kaydeden Hojs, 'Açık alanlardaki toplanmalar 6 kişi ile sınırlandırıldı, ancak daha kalabalık aileler bunun dışında tutulacak.' dedi.Hojs, dini etkinlikler ve nikah gibi toplu organizasyonların da yasaklandığını açıkladı.Dün yeniden 'salgın durumu' ilan edilen 2 milyon nüfusa sahip Slovenya'da, vaka sayısı 13 bin 679'a yükselirken, can kaybı da 190'a ulaştı.
Analiz - İsrail Siyasetindeki Yükselen Güçler: Eymen Avde Ve Birleşik Liste
İSTANBUL (AA) -SELİM HAN YENİACUN- On iki yıla yakın süredir İsrail’de başbakanlık görevinde bulunan Binyamin Netanyahu, İsrail siyasetinin sağ kanadını domine eden bir lider profili çiziyor. Netanyahu, başbakanlığının ötesinde, koalisyon hesaplarının ana merkezi, fazlasını talep eden diğer sağ parti liderlerini siyaseten cezalandıran bir otorite ve kendisine yöneltilen adli suçlara karşı yargı mercilerinin meşruiyetini halka sorgulatacak etkiye sahip gücün bir diğer adıdır.Netanyahu’nun şahsi popülaritesi kendi taraftarları ve koalisyon ortaklığını kaybetmek istemeyen diğer partilerce devam ettirilmeye çalışılsa da, son iki yıllık süreçte Yisrael Beytanu (Evimiz İsrail) ve Yamina (Sağa Doğru) gibi sağ partilerin koalisyon ortağı dindar partilerle sorunlar yaşaması ve bakanlık dağılımlarından memnun olmamaları gibi sebeplerle sarsılmış durumda. 2019 yılını seçimlerle geçiren ve 2020 Mayıs ayına kadar hükümetsiz kalan İsrail toplumu ise bu yeni süreçte siyasal tercihlerini çeşitlendirdi ve tek adam hegemonyasını kırabilmek için alternatif siyasi çıkış yollarına yöneldi. Bu çıkış yolları genel manada siyasi ortamın oluşturduğu tepkiler neticesinde şekillenmişse de, muhalif siyasi figürlerin fırsatları iyi değerlendirmeleri Netanyahu’ya karşı güçlü rakiplerin ortaya çıkmasına neden oldu.2019 yılında Netanyahu’ya karşı İsrail muhalefetinin iki bloğu adından sıkça söz ettirdi; biri hükümet ortaklığına kadar yükselirken diğeri “kral yapıcı” bir pozisyonda seçimlere damga vurdu. Bunlardan ilki merkez-sol çizgide yer alan, Savunma Bakanı Benny Gantz liderliğindeki Mavi-Beyaz bloğu. Gantz 2019 yılında İsrail solunun ve Netanyahu karşıtı cephenin sembol isimlerinin başında geldi ve şartların getirdiği alternatif olarak da hatırı sayılır oy oranlarına ulaştı. Ne var ki Mayıs 2020’den bu yana, doğal rakibi olarak görülen Netanyahu’nun boyunduruğu altında koalisyon ortağı olarak bulunması, Gantz’ı her gün biraz daha eksilten bir hata oldu. Kendi bloğundan seçilen bakanların istifa etmesi, dışişleri bakanlığına sahip olunsa da uluslararası anlaşmalarda yetki belirsizliği sebebiyle pasif durumda kalınması ve Netanyahu’nun Gantz’ı güçten düşürerek yeni alternatifler oluşturma çabaları Mavi-Beyaz’ı düşüşe geçirdi.Öte yandan 2019’un ve Mart 2020 seçimlerinin bir diğer kilit unsuru olan, Filistin asıllı İsrail Parlamentosu Milletvekili Eymen Avde liderliğindeki Birleşik Liste ise İsrail siyaseti içindeki istikrarlı muhalif tavrı sayesinde, parti politikaları gereği herhangi bir koalisyonda bulunmayacak olsa bile, nevi şahsına münhasır bir pozisyon yakaladı. Eymen Avde liderliğindeki Hadaş (Yeni Parti), Ahmet Tibi liderliğindeki Ta’al (Arap Yenilenme Hareketi), Mansur Abbas liderliğindeki Ra’am ve Mtanes Shehadeh liderliğindeki Balad gibi Arap siyasetçilerin ağırlıkta olduğu partilerden oluşan Birleşik Liste, Arap nüfusun da ötesinde, özellikle Eylül 2019 ve Mart 2020 seçimlerinde Yahudi solundan oy devşirebilmiştir.İsrail vatandaşı Filistinlilerin ağırlıkta olduğu dört büyük siyasi partinin ittifakından oluşan ve iki devletli çözümün en büyük destekçisi olan Birleşik Liste, 2015 yılından itibaren İsrail muhalefetinde yükselen bir pozisyona sahip. Birleşik Liste ve İsrail siyasetindeki etkisi, ağırlıklı olarak İsrail vatandaşı 2 milyon Arap’ın sandığa gitmesiyle paralellik gösterse de, bilhassa 2020 seçimlerinde Eymen Avde’nin hem listedeki farklı siyasal eğilimleri toparlaması hem de iki devletli çözümü savunan sol görüşlü Yahudilerin de oylarına talip olması hasebiyle, Birleşik Liste’ye alışılmışın dışında bir başarı getirdi. Mart 2020’de yüzde 12,67 oy alarak 120 kişilik Knesset’e 15 vekil gönderip tarihi bir rekora imza atan Birleşik Liste, aynı zamanda bir yıldır süregelen koalisyon hesaplarında Likud’un elini en çok zorlayan unsur oldu.İsrail meclisindeki ilk başörtülü vekil olan İman Hatib’in seçilmesi ise Yahudi Milli Devleti Temel Yasasını meclisten geçiren Netanyahu’ya ve onun İsrail toplumunu ayrıştıran politikalarına karşı seçmenin bir cevabı niteliğinde değerlendirilebilir. Zira İsrail devletinde ayrıcalıklı bir vatandaşlık sınıfı oluşturulma çabası Arap seçmeni daha çok sandık başına götürdüğü gibi, aynı zamanda birlikte yaşama ilkesine bağlı Yahudi seçmenleri de alternatif siyasi merkezlere doğru yönlendirmeye başlamış durumda. Bu yönelimde aslan payını Mavi-Beyaz alternatifi kapsa da, Eymen Avde’nin Hayfa, Tel Aviv ve Celile üçgeninde yapmış olduğu Yahudi seçmene yönelik hamleler de az ya da çok sandığa yansıdı. Bir yıl süren seçim sürecinde popülerliğini koruyan Mavi-Beyaz ve Birleşik Liste ilişkileri İsrailli uzmanlara göre sürekli değişiklik gösterirken, “Birleşik Liste Mart 2020 seçimleri öncesinde gösterdiği performans sayesinde herhangi bir sol-merkez hükümetinde yer alabilir mi” soruları da sıkça gündeme geldi. Eymen Avde’nin söylemleri, Mavi-Beyaz ve Benny Gantz’ın Filistinlilere yönelik tutumlarının bir ortaklığa dönüştürülemeyeceği yönünde olsa da Birleşik Liste’nin öncelikli amacı Netanyahu liderliğindeki sağ bloğun iktidardan indirilmesi. Nitekim iki muhalif bloğun bir koalisyon içinde yer almaması Gantz’ı Netanyahu’ya iterken Avde’nin ise istikrarlı duruşunu muhafaza etmesini sağladı.Yahudi Milli Devleti Temel Yasasını, Trump Planı doğrultusunda Batı Şeria’nın işgal hazırlıklarını ve Netanyahu’nun tek adamlığına aranan alternatif çözümleri, Birleşik Liste’ye olan teveccühün politik atmosferden kaynaklı sebepleri olarak kategorize edebiliriz. Lakin Birleşik Liste’nin başarısının altındaki lider karizmasının etkisine de değinmemiz gerekiyor. Eymen Avde şüphesiz hem politik tavrını muhafaza ederek hem de diyalog yollarını geliştirerek blok içine ve seçmen çeşitliliğine yönelik başarılı bir sınav verdi. Daha önceleri kişisel popülaritesi uluslararası basında nispeten göz ardı edilen, fakat yaptığı hamlelerle Birleşik Liste’yi çok etkin bir konuma yükselten Eymen Avde, 2019’da Time dergisinin dünyayı değiştirebilecek 100 kişi sıralamasına girdi. Bu sıralamaya girmesinde Birleşik Liste’yi ve 48 Araplarını İsrail siyasetinde etkin bir politik konuma taşıması en büyük etmendir. Açıkçası Yahudi Devleti Temel Yasası Knesset’ten geçtikten sonra Yahudi olmayan bir politik aktörün bu kadar hızlı yükseleceğini kimse tahmin edememiş olsa gerek; Avde bu yükselişindeki temel meşruiyeti sadece 1948 yılından sonra İsrail sınırlarında kalan Arap nüfusu temsil ile değil, Netanyahu hükümetinin baskıcı politikalarından bezmiş tüm muhalefete makul görünerek elde etti. Ayrıca İsrail muhalefetinin parlayan diğer yıldızı olan Benny Gantz’ın siyasi hatalarını tekrar etmeyerek Birleşik Liste’nin politik duruşundan taviz vermedi ve Netanyahu-Gantz koalisyonunun dağılması durumunda gerçekleşecek yeni bir seçimde daha fazla Yahudi-Sol seçmene ulaşabilecek bir potansiyele kavuştu.Öte yandan, Avde’nin siyasi bir figür olarak başarılı olması, sadece İsrail muhalefeti içinde Netanyahu hükümetiyle kavgasını etkin bir araç olarak kullanmasıyla ilgili değil. Avde aynı zamanda Birleşik Liste içindeki diğer partilerle müşterek bir denge kurmayı da bildi. Avde’nin liderlik ettiği Hadaş’ın iki devletli çözüm arayışı ve seküler tavrına karşın Balat’ın tek devletli çözümü savunması ve İslami kimliği bile Birleşik Liste içinde ciddi bir ikilik unsuru; bu zıtlıkları bir arada tutabilmek ise Avde’nin siyasi becerilerinin sadece biri.Eymen Avde iki devletli çözümü savunan Yahudi solu kadar, Filistin siyasetinde yeniden birliğin sağlanması konusunda da İsrail-Filistin ilişkilerine aracılık edebilecek bir köprü potansiyeline de sahip. Trump Planının hayata geçirilmesi için yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisine rağmen ciddi adımlar atan Netanyahu hükümetine karşı, Fetih ve Hamas’ın diyalog çabaları hızlanmış durumda. Bu çabaların içinde İsrail siyasetinin parlayan ismi Eymen Avde de bulunuyor. Temmuz ayında Ramallah’ta gerçekleştirilen Fetih-Hamas görüşmelerine iştirak eden Avde, İsrail sağından ağır eleştiriler alsa da, İsrail solunda olduğu kadar Filistin siyasetinde de bir karşılığa sahip olduğunu kanıtladı. Eymen Avde, nihai hedefin iki devletli çözüm olduğunu savunan İsrailli seçmenlerin Filistin tarafıyla en yakın bağ kurabileceği yerel bir siyasi figür haline geldi.Kısacası, Birleşik Liste’nin İsrail solundaki istikrarlı yükselişinin baş mimarı Eymen Avde, İsrail siyasetinin karşılaştığı pek çok sorunda kilit rol oynayabilecek bir figür olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Gantz’ın doğurduğu hayal kırıklığı, Netanyahu’nun toplum nezdinde rüşvet soruşturmasından aklanamamış olması, geleceği muğlak fakat agresif bir pozisyonda gündemde tutulan Batı Şeria’nın işgal planı gibi nedenlerin İsrail siyasetinin sol cenahında güç birikmesine neden olacağı kesin. Kırk beş yaşında bir hukukçu olan Eymen Avde’nin bir sonraki dönem için yapacağı hamleler ise bu politik teveccühü kendi üstüne ve Birleşik Liste’ye mal edip edemeyeceğini gösterecektir. Yine de şimdiye kadar ortaya koyduğu siyasi performans sayesinde, siyaset sahnesindeki spot ışıkları bir müddet daha Avde’nin üstünde kalacağa benziyor.[Yüksek lisansını Kudüs İbrani Üniversitesi İsrail Çalışmaları bölümünde tamamlayan Selim Han Yeniacun Şanghay Üniversitesi Küresel Yönetişim Araştırma Merkezi’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır]
Reklam
Eskişehir'de 2 Fetö Sanığına Hapis Cezası
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir'de, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliği ve terör örgütüne yardım etmek suçlarıyla yargılanan 2 sanığa hapis cezası verildi.Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, silahlı terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla tutuksuz yargılanan Cüneyt Ç. ile avukatı hazır bulundu. Hakkındaki suçlamaları reddeden sanık, beraatini istedi.Mahkeme heyeti, Cüneyt Ç'yi 'silahlı terör örgütü üyesi olmak' suçundan 6 yıl 3 ay hapse mahkum etti.Aynı mahkemede görülen başka bir davada ise terör örgütüne yardım ettiği iddiasıyla tutuksuz yargılanan Halil İbrahim A. ise 3 yıl hapisle cezalandırıldı.
Muğla Merkezli 4 İlde Göçmen Kaçakçılığı Operasyonu: 17 Gözaltı
MUĞLA (AA) - Muğla merkezli 4 ilde düzenlenen göçmen kaçakçılığı operasyonunda 17 şüpheli, gözaltına alındı. Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Muğla Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri, düzensiz göçmenlerin deniz yoluyla yurt dışına illegal şekilde çıkarıldığı bilgisi üzerine çalışma başlattı. Toplanan delillerin ardından Muğla'nın Marmaris, Bodrum, Ortaca ve Datça ilçeleri ile İzmir, Osmaniye ve İstanbul'da belirlenen adreslere eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda, 17 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin işlemleri sürüyor.
Reklam
Togg Batarya Paketinde İş Ortağı Olarak Farasis'i Seçti
İSTANBUL (AA) - Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) geliştirmekte olduğu elektrikli araç ürün gamı içindeki en temel bileşenlerden biri olan batarya için dünyanın önde gelen Li-Ion batarya üreticilerinden Farasis'i iş ortağı olarak seçti.TOGG ve Farasis tarafından, Bilişim Vadisi’nde TOGG Yönetim Kurulu üyelerinin de katılımıyla imzalanan kapsamlı niyet mektubu sonrası yapılan ortak yazılı açıklamada, Farasis ile birlikte geliştirilen batarya modülü ve paketinin Türkiye’de üretiminin yanında, Türkiye ve çevresindeki ülkeler için enerji depolama çözümlerini bir ortak girişim şirketi çatısı altında sunacak stratejik ortaklık seçeceğinin de titizlikle değerlendirildiği bildirildi.Batarya modülü ve paketi Türkiye'de üretilecekVarılan anlaşmaya göre TOGG’un batarya modülü ve paketinin Türkiye’de üretileceği aktarılan açıklamada, iki şirketin, batarya hücresi tedarikinin yanında imzaladıkları kapsamlı niyet mektubu çerçevesinde, Türkiye ve çevresindeki ülkeler için enerji depolama çözümlerini bir ortak girişim şirketi çatısı altında sunarak iş birliğini genişleteceği ifade edildi. Açıklamada, 'TOGG’un Bilişim Vadisi’ndeki yönetim merkezinde imzalanan stratejik ortaklığın genel prensiplerini içeren ortak girişim şirketi niyet mektubuna göre 2020 yıl sonuna kadar ortak girişim şirketinin kapsamlı iş planı oluşturulacak ve ortaklığın hukuki zemini bu süre zarfında detaylandırılacaktır. Bu çalışmalar doğrultusunda iki şirketin yönetim kurullarında son değerlendirme onaylardan sonra 2021 yılı başında ortak girişim şirketinin hukuken kurulması hedefleniyor.' denildi. TOGG ve Farasis arasında kurulması hedeflenen ortak girişim şirketinin iş planında tarafların en önem verdikleri konuların başında yerlilik geldiği belirtilirken, iş planı dahilinde batarya hücresinin de Türkiye’de geliştirilmesi ve üretilmesi konularının da detaylı bir şekilde değerlendirileceği, özellikle hücre kimyası konusunda geliştirilecek yetkinliklerin uzun vadede her iki tarafa da büyük katkı sağlayacağı kaydedildi. 'TOGG’un mobilite ekosistemi, önemli bir bölgesel oyuncu haline gelecektir'Açıklamada, imza töreni sonrası konuşmasına yer verilen TOGG Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 'Farasis ile birlikte kurulacak ortak girişim şirketi de ülkemizin enerji sisteminin verimliliğini artırmaya aday bir girişim olacak, ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını azaltacak, temiz ve verimli bir enerji sistemi geliştirmemizi hızlandıracak. Bu sayede TOGG’un mobilite ekosistemi, teknoloji geliştiren, ciddi ekonomik değer yaratan, önemli bir bölgesel oyuncu haline gelecektir.' ifadelerini kullandı.'Bu iş birliği elektrikli araç bataryası üretmenin ötesine geçecek'TOGG Üst Yöneticisi (CEO) Gürcan Karakaş ise '2018 yılından bu yana, olası yerli iş birlikleri de dahil, 30’un üzerinde küresel batarya tedarikçisini gizlilik anlaşmaları çerçevesinde (NDA) değerlendirmiş, bunların içinden teknik, ticari ve stratejik kriterlerimizi en iyi karşılayan, dünyanın önde gelen Li-Ion batarya üreticilerinden Farasis batarya iş ortağımız olarak seçilmiştir.' değerlendirmesinde bulundu. Karakaş şunları kaydetti: 'Günümüzde elektrikli araçlar için en önemli ve temel teknolojilerden biri olarak görülen Li-Ion batarya teknolojisinin Farasis gibi önemli bir oyuncu ile ülkemize gelmesi oldukça önemlidir. TOGG’un, sıfır emisyonlu elektrikli araçlarını geliştirirken ülkemizdeki teknolojik dönüşümü de tetikleyeceğini başından beri dile getiriyorduk. Bu iş birliği elektrikli araç bataryası üretmenin ötesine geçecek, ülkemizde batarya Ar-ge yetkinliklerini geliştirecek, otomotiv üreticilerinin elektrikli araç projelerini Türkiye’ye taşımalarını tetikleyecek, Farasis’in ürün gamında bulunan otomotiv dışı enerji depolama ürünleriyle birlikte enerji depolama işini büyütecek ve ortak girişim şirketinin kendi geliştireceği markasıyla, sorumlu olduğu bölgede Farasis’in münhasır temsilcisi olarak çok önemli yeni bir ekonomik değer üretecektir.' 'TOGG ile ortak olmaktan büyük heyecan duyuyoruz'Niyet mektubu imza törenine çevrimiçi olarak katılan Farasis Kurucu Ortağı ve CEO'su Dr.Yu Wang ise Türkiye’nin bölgesindeki en önemli otomotiv ülkelerinden biri olduğunu dile getirdi.Dr.Yu Wang, 'Türkiye’deki gelişmiş otomotiv birikimini kullanarak elektrikli araçlar geliştirmek ve üretmek üzere yola çıkan TOGG ile iş birliği yapmak bizim temel stratejilerimiz doğrultusunda attığımız doğal adımlardan biri oldu. TOGG doğru zamanda, doğru yerde, doğru işi yaparken, batarya konusunda öncü şirketimizin iddialı büyüme planlarını desteklemek için biz de elektrifikasyon için bir sonraki büyük pazar olarak gördüğümüz Türkiye'den daha ideal bir lokasyon, TOGG’dan daha ideal bir ortak düşünemezdik. Gerek Türkiye’de ortaya çıkacak ihtiyaçlara gerekse bölgeden gelecek talepleri karşılamak üzere bu niyet mektubuna imza attık. Batarya tedarikiyle başlayan bu iş birliğinin uzun vadeli bir ortaklığa dönüşecek olmasından dolayı heyecan duyuyoruz.' değerlendirmesinde bulundu. Bilişim Vadisi’ndeki imza törenine bizzat katılan ve iş birliğini çalışmalarını en başından beri yürüten Farasis Avrupa Organizasyonu Yöneticisi Sebastian Wolf da 'TOGG ile görüşmelerin en başından beri her iki şirketin de bireysel mobilitenin geleceğini elektriklendirme konusunda aynı heyecanı paylaştığını gördük. Türkiye’de gerek otomotiv gerekse otomotiv dışı pazarda Li-Ion akülere olan talepte önemli bir artış yaşanmasını bekliyoruz. Bu nedenle, bölgedeki ilk elektrikli araç bataryası üretim şirketini kurmak için TOGG ile ortak olmaktan büyük heyecan duyuyoruz.” ifadelerini kullandı. Farasis Energy, 2002 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde kurulduÖte yandan açıklamaya göre, Farasis Energy (Ganzhou) Ltd.'nin selefi olan Farasis Energy Inc., 2002 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde kuruldu. Enerji yoğunluğu ile öncü olan Li-ion pillerle Çin ve Avrupa'da yayıldı. Farklı pazarlarda geniş bir pil çözümleri portföyü sundu ve küresel müşteriler oluşturdu. Şirket, 3 küresel Ar-Ge merkezi ve 4 binden fazla çalışanıyla şu anda BEV (pilli elektrikli araç) pazarı için en büyük kesecik (pouch) tipi hücre üreticilerinden ve batarya geliştirme, üretim ve kullanım ömrünün sonuna kadar tek elden enerji depolama çözümü sunabilmekte olan Farasis Avrupa'da yüzde 100 CO2 nötr fabrika kuran ilk pil hücresi üreticilerinden biri olarak öne çıkıyor.Farasis’in kuruluşundan itibaren gerçekleştirdiği önemli adımlar şöyle sıralandı: '2002'de dünyada en çok kullanılan batarya kimyası olan NMC’yi geliştirmek üzere Dr. Yu Wang ve Dr. Keith Kepler tarafından kuruldu. 2009'da en büyük elektrikli araç pazarı olan Çin’de Farasis Enerji kuruldu. 2010-2015'te ABD ve Avrupa'ya elektrikli motosikletler, yardımcı güç üniteleri, forkliftler ve özel araçlar sunuldu. 2015'te Çin’in önde gelen OEM’lerinden BAIC ile çalışmaya başladı.2018-2019'da elektrikli araçlar konusunda öncü Çinli otomotiv üreticilerinden ve Daimler (Mercedes-Benz) ile bir dizi elektrikli araç bataryası çözümleri üzerine programlar başlattı. 2020'de ilk halka arz (IPO) kapsamında 5 milyar doların üzerinde bir şirket değerlemesine ulaştı ve Daimler, yüzde 3’lük katılımla Farasis’in stratejik ortağı oldu.'
Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç Azerbaycan'a Gidecek
ANKARA (AA) - Kamu Başdenetçisi ve İslam İşbirliği Teşkilatı Ombudsmanlar Birliği (İİTOB) Başkanı Şeref Malkoç, Azerbaycan'a gidecek. Kamu Denetçiliği Kurumundan (KDK) yapılan yazılı açıklamada, Malkoç'un, Azerbaycan İnsan Hakları Komiseri Sabina Aliyeva'nın daveti üzerine 21-23 Ekim'de Azerbaycan'ı ziyaret edeceği bildirildi.Malkoç'un, Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı Ferhat Abdullayev, Azerbaycan Başsavcısı Kamran Aliyev, Karabağ'da yaşayan Azerilerin Başkanı Tural Ganjaliyev olmak üzere üst düzey devlet ve sivil toplum yetkilileriyle görüşeceği belirtilen açıklamada, Gence ve Mingeçevir şehirlerine gidecek Malkoç'un, Ermenistan tarafından masum sivillere karşı gerçekleştirilen barbarca saldırıların elim sonuçlarını yerinde inceleyeceği kaydedildi.'Dünya tavır almalı'Açıklamada, Ermenistan'ın 30 yıldır süren Azerbaycan toprağı Karabağ'ı işgalinin, milyonlarca Azerbaycan vatandaşını mülteci yaptığına ve çok ciddi insan hakları ihlallerine neden olduğuna işaret edildi. Ermenistan'ın Birleşmiş Milletler ile Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı kararlarına rağmen işgale devam etmesi ve son zamanlarda saldırılarını artırarak yerleşim yerlerini bombalaması sebebiyle, kadın ve çocuklar dahil çok sayıda masum Azerbaycan vatandaşının öldüğü ve yaralandığına dikkat çekilen açıklamada, dünyanın Ermenistan'ın insan hakları ve uluslararası hukuk ihlallerine karşı tavır alması gerektiği vurgulandı. Ombudsmanların iki temel görevi olduğu belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:'Birincisi, kendi ülkelerinde hakkaniyeti, adaleti ve hukukun üstünlüğünü sağlamak, iyi yönetim ilkelerini geliştirerek insanlarla idare arasında arabuluculuk yapmaktır. İkinci görev ise ulusal ve uluslararası alanda insan hakları ve temel hakların korunmasına ve geliştirilmesine katkıda bulunmaktır. Bu kapsamda Başdenetçi Malkoç başkanlığındaki heyet, Azerbaycan'da Ermenistan saldırıları sonucu yaşanan insan hakları ihlallerini yerinde görüp incelemek, raporlamak ve dünyaya duyurmak için bölgeye gitmektedir. Ziyaret sonucu hazırlanan rapor, Türkiye'de ilgili kurumlara ve kişilere, başta İslam ülkeleri olmak üzere tüm dünya ombudsmanlarına,BM, AB, AGİT gibi uluslararası kurum ve kuruluşlara, insan hakları örgütlerine gönderilecektir.'
Abdülkadir Selvi: 'CHP, İYİ Parti ve HDP'den Birer Başkan Yardımcısının Olduğu İttifak Modeli Üzerinde Duruluyor'
Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, bugün kaleme aldığı yazısında muhalefetin 2023 seçimleri için yeni bir ittifak modeli hazırladığını öne sürdü ve 'Partiler üstü cumhurbaşkanının başkanlığında CHP, İYİ Parti ve HDP’den birer başkan yardımcısı ve demokrasi blokunu oluşturan partilerin oy oranlarına göre kabinede temsil edildikleri bir ittifak modeli üzerinde duruluyor' ifadesini kullandı.
Reklam