Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Erzurum'da
ERZURUM (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Erzurum'da çeşitli ziyaretlerde bulundu.Bazı program ve açılışlara katılmak üzere Erzurum'a gelen Bakan Varank, valiliği ziyaret etti.Burada özel defteri imzalayan Varank, Vali Okay Memiş ile bir süre makamında görüştü. Varank ardından Erzurum Büyükşehir Belediyesi ve AK Parti İl Başkanlığına da ziyaretler gerçekleştirdi.
Ar-Ge Harcamalarının Milli Gelire Oranında 10 Yılın Rekoru Kırıldı
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, 2019'da Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranının yüzde 1,06'ya yükselip son 10 yılın rekorunun kırıldığını belirterek 'Özel sektör, inovasyon ruhunu tam da istediğimiz gibi ortaya koyuyor. Ar-Ge harcamalarının yüzde 64,2'sini, Ar-Ge finansmanının da yüzde 56,3'ünü özel sektör gerçekleştirdi.' ifadelerini kullandı.Bakan Varank, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye İstatistik Kurumunun '2019 Yılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetleri Araştırması' sonuçlarını değerlendirdi.Ar-Ge konusunda sağlanan ilerlemeye dikkati çeken Varank, '2019'da Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranı yüzde 1,06'ya yükseldi. Son 10 yılın rekorunu kırdık. Özel sektör, inovasyon ruhunu tam da istediğimiz gibi ortaya koyuyor. Ar-Ge harcamalarının yüzde 64,2'sini, Ar-Ge finansmanının da yüzde 56,3'ünü özel sektör gerçekleştirdi.' değerlendirmesinde bulundu.Bakan Varank'ın paylaşımında yer verdiği grafiğe göre, 2009'da yüzde 0,8 seviyesinde bulunan Ar-Ge harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payı, 2013'te yüzde 0,81'e, 2018'de yüzde 1,03'e ve geçen yıl da yüzde 1,06'ya yükseldi.
Pelin Çini Yazio: Demet Işıl Yılmaz’a “Bana Kanseri Anlat” Dedim. “Koku! Pelin Koku!.. Hasta Olmayan Bilmez, Bilemez. Kemoterapi Bütün Hücrelerini Öldürüyor ve Sen İçin Çürürken Kokusunu Alıyorsun”
Demet Işıl Yılmaz… Genç, güçlü, etkileyici bir insan. Savaşçı bir kadın, güzel bir anne…Onunla pandemi döneminde, sokağa çıkma yasaklarının göbeğinde tanıştık. Tabi ki sosyal medya üzerinden. Ama hani bazen birileriyle yolumuz kesişir ve sanki uzun zamandır zaten tanışıyormuşuz gibi hissederiz ya. Bize de öyle oldu.Çünkü farklı alanlarda benzer mücadeleler vermiş, benzer yenilgiler elde etmiş ve benzer şekilde “yanlış anlaşılmış”tık.  Zaten bana sorarsanız hayatın bizlere geçtiği en büyük kıyaklardan biri, umudumuzu yitirmeye yaklaştığımız o köşe başlarında aniden bir “benzer”imizle karşılaşmamız ve onun kulağımıza “henüz hiçbir şey bitmedi” diye fısıldamasıdır... Demet ile tanıştığımızda meme kanseriyle mücadelesi devam ediyordu. Şimdiyse savaş bitti. O kazandı. Yaşadıklarını yazdı, “Mecburiyetsiz” isimli kitabı yakında çıkacak ve hepimizi derinden etkileyecek biliyorum. Madem meme kanseri farkındalık ayındayız ve yine madem birçoğumuz etrafta gerçekten ne anlama geldiğini bilmediğimiz o pembe kurdeleyi görüyoruz. Ona sormak istedim: “Farkında mıyız? Demet, Kurdelemizi doğru yere takıyor muyuz?
Aydın'da Sahte İçki Nedeniyle 1 Kişi Öldü
AYDIN (AA) - Aydın'ın Kuşadası ilçesinde sahte içki zehirlenmesi şüphesiyle tedavi altına alınan kişi hayatını kaybetti.Kuşadası'nda yaşayan Umut A. (34 ), dün akşam evinde rahatsızlanınca yakınları tarafından Kuşadası Devlet Hastanesine getirildi.İlk müdahalesi yapılan Umut A, ambulansla Nazilli Devlet Hastanesine sevk edildi. Metil alkolden zehirlendiği değerlendirilen Umut A. yoğun bakım servisindeki yaşam mücadelesini kaybetti.Umut A'nın cenazesi otopsi işlemleri için İzmir Adli Tıp Kurumuna gönderildi.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Macaristan Milli Günü'nü Kutladı
ANKARA (AA) - Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Macaristan Milli Günü'nü kutladı. Bakan Çavuşoğlu, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, 'Stratejik ortağımız Macaristan’ın Milli Günü'nü en içten duygularla kutluyorum. Dost Macar halkına sağlık, esenlik ve refah diliyorum.' ifadelerini kullandı.
Manisa'da 190 Litre Sahte İçki Ele Geçirildi
MANİSA (AA) - Manisa'nın Salihli ilçesinde bir evde 190 litre sahte rakı ele geçirildi, 1 kişi yakalandı. İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Mersindere Mahallesi'nde devriye görevi sırasında bir evden yoğun anason kokusu gelmesi sonrası alınan arama kararının ardından operasyon düzenledi. Aramada, 190 litre sahte rakı ile sahte içki yapımında kullanılan düzenek ele geçirildi. Evdeki V.S. (69) gözaltına alındı.
Reklam
Rusya'da Son 24 Saatte 17 Bin 340 Yeni Kovid-19 Vakası Görüldü
MOSKOVA (AA) - Rusya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgının başlamasından bu yana son 24 saatte 17 bin 340 vakayla 'en yüksek günlük rakam' görülürken, toplam Kovid-19 vakası sayısı 1 milyon 480 bini geçti.Rusya Koronavirüs Enfeksiyonu Kontrol ve Önleme Merkezinden yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte virüs kaynaklı ölen sayısı 283 artarak 25 bin 525'e, sağlığına kavuşan sayısı da 11 bin 263 artışla 1 milyon 119 bin 251'e ulaştı.Ülkede, son 24 saatte 17 bin 340 kişinin virüse yakalanmasıyla toplam vaka sayısı 1 milyon 480 bin 646'ya çıktı.Rusya genelinde vaka sayısındaki günlük artış oranı yüzde 1,1’den yüzde 1,2’ye yeniden çıkarken, yeni vakaların yüzde 27,7'sinde semptom görülmedi.Son 24 saatte 546 bin test yapıldıBaşkent Moskova'da son 24 saatte Kovid-19 vakası sayısı 5 bin 478 artarak 386 bin 908'e, hayatını kaybedenlerin sayısı da 62 artışla 6 bin 249'a yükseldi.Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketici Haklarını Koruma Servisi, son 24 saatte 546 bin Kovid-19 testinin yapıldığını ve böylece toplam test sayısının 56 milyon 200 bini geçtiğini bildirdi.Rusya'da Kovid-19Rusya'da ilk Kovid-19 vakaları 31 Ocak'ta tespit edilmiş, ilk virüs kaynaklı ölüm ise 19 Mart'ta kaydedilmişti.Ülkede, dün 15 bin 971, 20 Ekim'de 16 bin 319 vaka tespit edilmiş, 21 Ekim'de de 317 kişinin yaşamını yitirmesiyle en yüksek günlük ölü sayısı görülmüştü.Rusya'da 1 Eylül'de yeni eğitim öğretim yılı başlamış, okullarda maske ve sosyal mesafe zorunluluğu getirilmemişti.
İstanbul'da Terör Örgütü PKK'ya Yönelik Operasyon
İSTANBUL (AA) - İstanbul’da terör örgütü PKK’ya yönelik düzenlenen operasyonda, haklarında gözaltı kararı bulunan 7 şüpheliden 5’i yakalandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, farklı sosyal medya hesapları üzerinden PKK propagandası yapan ve şehitler ile güvenlik güçlerine hakaret ettiği belirlenen 7 kişi hakkında gözaltı kararı verdi.Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 4 ilçede 7 adrese düzenledikleri eş zamanlı operasyonda zanlılardan 5’ini yakalandı. Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda örgütsel doküman ve dijital malzeme ele geçirildi. Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü, firari 2 kişinin yakalanması için ise çalışmaların devam ettiği bildirildi.
Reklam
Analiz - Irak'ın Yeni Ortakları: Rusya Ve Çin
İSTANBUL (AA) -FATİH OĞUZHAN İPEK- 2003’te Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinin ardından Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) doğrudan nüfuzu altına giren Irak, 2011’de ABD’nin askeri birliklerinin çoğunluğunun çekilmesinin ardından İran’ın da doğrudan nüfuzu altında kalmaya başladı. Irak’ta Saddam sonrası dönemde yönetime gelen hükümetler ABD-İran rekabetinden menfi yönde etkilendiler. Bu bağlamda, küresel düzeyde etkisini gösteren son hadise, ABD’nin Bağdat’ta Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Ketaib Hizbullah lideri Ebu Mehdi Mühendis’e yönelik suikastıydı. Buna karşılık, ABD-İran rekabetinin Irak üzerindeki etkilerini azaltmak ve Irak’ın ekonomik ve altyapısal gelişimini sürdürmek isteyen Irak hükümetleri Rusya ve Çin ile yakınlaşmaya başladı. Süleymani ve Mühendis suikastının akabinde Irak meclisinden yabancı askeri birliklerin ülkeden çıkmasını talep eden kararın çıkması üzerine ABD Başkanı Donald Trump’ın Irak’a yönelttiği ağır yaptırım tehdidi, Irak’a Çin ve Rusya ile ilişkilerinin önemini gösterdi. Dolayısıyla ABD ile yaşanan sorunlar ve ekonomik buhranlar Irak’ı Rusya ve Çin ile yakınlaşmaya itmiş durumda.Irak’ın Rusya ile ilişkileri politika, güvenlik ve enerji alanında şekillenirken Çin ile ilişkileri ise enerji ve yeniden inşa çerçevesinde şekillenmiştir. Rusya Soğuk Savaş döneminde yakın işbirliği halinde olduğu Irak ile ilişkilerini, ABD işgali sonrasında, 2008 yılı itibarıyla geliştirmeye başlamıştır. Orta Doğu’da etkinlik kurmak isteyen Rusya, Suriye’nin yanında Irak’ta da nüfuz arayışında olmuştur. Enerji yatırımları üzerinden jeopolitik nüfuz elde eden Rusya, hava savunma sistemi ve uçak tedarikiyle de jeopolitik nüfuzunu tahkim etmektedir. Çin ise Irak’ta askeri angajman dışında, enerji sektöründen yeniden inşa çalışmalarına kadar büyük bir yatırımcı olarak yer edindi.Rusya’nın Irak’ta artan nüfuzuRusya 2003’te Irak’ta Saddam Hüseyin’i deviren ABD öncülüğündeki işgale sert bir şekilde karşı çıkmıştı. Zira Saddam’ın devrilmesi Rusya’nın Irak’ta stratejik pozisyonunu kaybetmesine sebep olmuştu. Rusya nezdinde Irak, ABD öncülüğündeki uluslararası düzeni geri püskürtme konusunda önemli bir rol oynayan aktördü. 2008 yılına gelindiğinde Rusya Irak’ta etkisini artırmaya başlayarak ABD öncülüğündeki uluslararası düzende bir boşluk açtı. Bu anlamda ilk hamle olarak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Irak’ın Saddam dönemindeki 12 milyar dolarlık borcunu 4 milyar dolarlık petrol anlaşması karşılığında sildi. 2012’de Rus enerji şirketleri Lukoil ve Gazprom Neft Kuzey Irak enerji pazarına girdiler. Dahası, Irak’taki Rus faaliyetleri 2014 yılından itibaren hız kazandı. Irak’ın DEAŞ ile mücadelede acil yardıma ihtiyaç duyduğu ve buna karşılık ABD’nin gerekli askeri yardımı tehir ettiği bir dönemde, Rusya kendini gösterdi. ABD DEAŞ’a karşı mücadele kampanyasını başlatsa da, Rusya’nın ilk baştaki desteği, Bağdat ve Erbil ile enerji sektöründe anlaşmalar yapmasına imkân verdi.Bu anlamda Rusya’nın Irak’taki nüfuzunun ana sektörünün enerji olduğu söylenebilir. 2017 yılından sonra Rusya ile Irak arasında imzalanan enerji anlaşmaları stratejik bir işbirliğini ortaya çıkardı. Erbil-Bağdat arasında petrol ve diğer konular üzerinde anlaşmazlıklar devam ederken Rus enerji şirketi Rosneft, Erbil’e 3,5 milyar dolar borç vererek Bağdat’a karşı Erbil’in elini güçlendirdi. Ayrıca Rosneft Türkiye’ye giden petrol hattında büyük bir hisse satın aldı ve bu hatta paralel bir doğalgaz boru hattı inşa etmeyi taahhüt etti. Dolayısıyla enerji sektörü Rusya’nın önemli bir dış politika aracıdır. Rusya boru hattını salt kâr gütmekten ziyade, uzun vadeli jeopolitik çıkarlar için kontrol etme arzusunda. Diğer yandan Rusya’nın Irak’ın enerji kaynaklarına ilgisi Irak açısından da avantajlar içeriyor. 2019 itibariyle Irak enerji sektöründeki toplam Rus yatırımı 10 milyar doları aşmış durumda. Hatta Rus yetkililer Rus şirketlerinin yakın dönemde Irak’taki petrol ve doğalgaz projelerine en az 20 milyar dolar daha yatırım yapacaklarını açıkladılar. Rusya’nın Irak’taki yatırımları enerji sektörüyle sınırlı kalmadı; elektrik, tarım ve ulaşım sektörlerinde de Irak ile anlaşmalar imzalandı.Rusya’nın Irak’taki etkinlik sahası ekonominin ötesine uzanıyor; siyasi alanda da iki ülke arasında yoğun bir temasın olduğu gözlemleniyor. 2019’da Irak ve Rusya arasında üst düzey devlet yetkililerinin de katıldığı 60 ziyaret gerçekleşti. Bunun yanında Irak Astana görüşmelerinde gözlemci devlet oldu. Öte yandan, askeri alanda DEAŞ ile mücadele kampanyası dahilinde, Rusya Irak’ı İran, Suriye ve Hizbullah eksenine çekmeye çalıştı. Rusya’nın çabaları 4+1 İttifakını (Rusya, Suriye, İran, Irak) meydana getirdi. 4+1 İttifakı üyeleri DEAŞ ile mücadelede istihbarat paylaşımı ve işbirliği yapmayı taahhüt ettiler. Bu bağlamda, İran ve Suriye’yi kapsayan istihbarat paylaşımı anlaşması çerçevesinde Bağdat’ta komuta merkezi kuruldu. Ancak 4+1 İttifakı işlevsiz kaldı.Dahası, Rusya Irak’taki Şii aktörlerle irtibat kurmaya başladı. 2019’da Haşdi Şabi içindeki İran yanlısı Şii milisler Moskova’yı ziyaret ettiler. Bu ziyaret Rusya’nın çok taraflı ilişkiler kurmak istediğini gösteriyor. Zira Rusya bir yönüyle, İran yanlısı Şii milislerin kendi yatırımlarına zarar vermesini engellemek için, bu milislerle ilişkilerini sürdürmek istiyor. Moskova yönetimi Şii aktörlerle kurduğu güçlü bağlantılarının yanında, mezkûr aktörleri kapsayan diplomatik hamlelerini de artırdı. 2019’da hükümet karşıtı gösteriler başladığında bazı Batılı diplomatlar güvenlik kaygıları nedeniyle Irak’tan ayrılırken Rusya Büyükelçiliği açık kaldı. Rusya Irak’ta enerji ve güvenlik sektörlerinde sessiz bir biçimde nüfuz inşa etmekte ve ABD karşıtı güçlere destek vermekte. Süleymani ve Mühendis suikastı sonrasında, ABD-Irak ilişkilerinin sorunlu hale geldiği dönemde, Rusya Irak’a askeri destek verme teklifinde bulundu. Örneğin Rusya, keşif uçağına ihtiyacı olan Irak’a bu uçakları vermeyi teklif etti.Rusya ile Irak arasındaki askeri ilişkiler sadece uçak teminiyle de sınırlı kalmadı. Irak Meclisi Güvenlik ve Savunma Komitesi Başkanı Muhammed Rıza Haydar, ABD’nin Irak hava sahasını korumaması halinde, Irak’ın Rus füze savunma sistemleri almayı düşündüğünü açıkladı. ABD’nin Süleymani ve Mühendis’e yönelik hava saldırısının ardından Irak’ın Rusya’dan S-400 alma niyetini beyan etmesi üzerine ABD yaptırım tehdidinde bulundu. Fakat ABD’nin Irak’a hava savunma sistemi kurmakta yardım etmemesi Irak’ı S-400 almaya sevk edebilir. Söz konusu durum Rusya’nın Irak sahasındaki gücünü artıracaktır. Ayrıca 2021’de yapılması planlanan erken seçimlerde İran yanlısı grupların daha fazla sandalye kazanması da Rusya’nın etkisini artırmasına imkân verecektir.Irak’ta Çin’i bekleyen jeopolitik kazanımlarIrak’ta onlarca yıldır vuku bulan savaş, yaptırımlar ve mezhep çatışması Çin’in Irak sahasında siyasi, askeri ve ekonomik anlamda etkin olmasını engelledi. Çin ABD işgalinden 2007 yılına kadar, ABD ve diğer Batılı şirketlerin ihaleler üzerindeki tekeli ve iç savaş nedeniyle, Irak’ın yeniden inşasında kendine yer bulamadı. Fakat Irak’ın altyapı ihtiyacı kendine alan açmak isteyen Çin’e aradığı fırsatı sundu. Bu anlamda Çin Irak’a sağlık ve eğitim sektöründe kullanılmak üzere 6,5 milyon dolar hibe etti ve Irak’ın 8,5 milyar dolarlık borcunu sildi. 2008-2010 arasında Çin ulusal petrol şirketleri Irak’ta büyük petrol sahalarını geliştirmek için diğer ülkelerin petrol şirketleriyle ortak ihaleler almaya başladılar. 2011’de, Irak Başbakanı Nuri el-Maliki döneminde iki ülke arasında imzalanan anlaşma, Çin’in Irak’ın yeniden inşasına yardım etmesine ve enerji sektöründe işbirliğini genişletmesine imkân verdi. 2013 yılına gelindiğinde Çin Irak’ta petrol sektöründe en büyük yabancı yatırımcı olan Rusya’nın yerini aldı. 2014’te DEAŞ’ın yükselişe geçtiği dönemde, Çin Irak’ın ürettiği petrolün yarısına yakınını ithal eder konuma yükseldi. Bununla birlikte Çin Irak’ın DEAŞ ile mücadelesine de sınırlı da olsa yardımda bulundu. Irak hükümetinin daha fazla yardımda bulunma çağrılarının aksine, Çin sınırlı düzeyde personele eğitim verdi ve 10 milyon dolarlık insani yardımda bulundu. Bu durum Çin’in askeri angajmanlardan kaçınma ve ekonomik anlaşmaları çeşitlendirme stratejisinden kaynaklanıyor.2015’te Irak Başbakanı Haydar İbadi’nin Çin’e ziyareti, Irak ile Çin arasındaki ilişkileri “stratejik ortaklık” seviyesine çıkardı. İki ülke ham petrol ticareti, petrol-doğalgaz keşfi, çıkarılması ve nakil tesislerinin inşası için uzun vadeli işbirliği kurmayı taahhüt ettiler. DEAŞ ile mücadele Çin’in Irak’la enerji işbirliğine zarar vermedi. Ancak ilişkilerin genişleme sürecinde belirsizliği hâkim kıldı. Bununla birlikte, 2018 yılının başından bu yana işbirliği sürecinin temposu hızlandı. 2018’de Çin’in özel petrol şirketlerine Irak’ın güneyindeki petrol sahalarında 25 yıl kadar uzun süreli petrol çıkarma ve işleme ihaleleri verildi. 2018’de Çin Irak ile ticaret hacmini 30 milyar doların üstüne çıkartarak Irak’ın birinci ticari ortağı haline geldi ve böylelikle Hindistan’ın yerini aldı. Irak ile Çin arasındaki ekonomik ilişkileri geliştirme çabaları Adil Abdülmehdi’nin başbakanlığı döneminde de devam etti. 2019’da Irak ile Çin arasında imzalanan bir dizi anlaşmadan biri, 20 yıl boyunca Irak’ın Çin’e aylık 3 milyon varil petrol ihracatı karşılığında, Çin’in Irak’ın muhtelif vilayetlerinde altyapı projelerini yürütmesini içeriyor. Son imzalanan anlaşmalar henüz Irak meclisinin onayından geçerek yürürlüğe girmese de, halihazırda Çin Irak’ın en önemli ticaret ortağı ve Irak Çin’in dördüncü en büyük petrol tedarikçisidir. Son on yılda Irak’ta enerji sektöründe büyük kazanımlar sağlayan Çin’in Rusya’ya kıyasla daha düşük petrol gümrük vergileri uygulaması, Irak’ta Çin yatırımlarını daha cazip hale getiriyor. Ayrıca Irak 2013 yılında Çin tarafından ilan edilen Kuşak ve Yol Girişimi’nin de bir parçası. Kuşak ve Yol Girişimi Çin’in Irak’taki nüfuzunu artırmasına yardım ediyor. Petrol karşılığı yeniden inşa stratejisi çerçevesinde, Çin Irak’ta yeniden inşa çalışmalarını jeopolitik kazanımlara tahvil edebilir.ABD’ye alternatif mi?Irak’ta geçen yıl başlayan hükümet karşıtı gösteriler neticesinde yeni kurulan Mustafa Kazımi hükümeti göstericilerin talepleri arasında yer alan kamu hizmeti yetersizliği ve işsizlik sorunlarını çözmeye çalışmakta. ABD-İran rekabetinin uzantısı olarak, İran yanlısı Şii milislerin Irak’ta ABD’nin askeri üslerini ve büyükelçiliğini hedef almaları Kazımi hükümetini zor durumda bıraktı. ABD’nin milislerin saldırılarının devam etmesi durumunda Irak Büyükelçiliğini kapatacağını açıklamasının ardından, İran yanlısı Şii milis grup Ketaib Hizbullah, saldırılara ancak ABD askerlerinin tamamının çekilmesi durumunda son vereceğini açıkladı. Dolayısıyla, DEAŞ sonrası dönemde Şii milislerin devlet kontrolü dışında hareket etmesi, Irak güvenlik sektörünün eksikliğine işaret ediyor. Irak güvenlik sektörü reformuna ihtiyaç duyuyor. Irak’ın güvenliğini tesis etmek ve ekonomisini güçlendirmek için küresel ve bölgesel aktörlerle işbirliklerini çeşitlendirmesi gerekiyor. Bu minvalde, Kazımi hükümeti Irak’ın güvenliğini ve ekonomisini düzeltmenin bir yolu olarak dengeli dış politikaya yöneldi. Bu bağlamda, Kazımi hükümeti son dönemde yoğun diplomasi adımları attı. Son 10 yıldır ABD-İran rekabeti arasında bocalayan Irak’ın Rusya ve Çin ile ilişkilerini geliştirmesi, Irak’taki ABD-İran rekabetinin bir sonucu olarak okunabilir. Irak’ın Rusya ve Çin’le ilişkilerini geliştirmesi, ABD ile başlattığı Stratejik Diyalog görüşmelerine bir alternatif teşkil etmiyor. Bu daha ziyade, dengeli bir dış politika arayışında çok taraflı ilişkileri sürdürme yönelimi olarak okunabilir.[Fatih Oğuzhan İpek Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü’nde lisansüstü eğitimine devam etmektedir]
Beyşehir Gölü'ndeki Adada İzinsiz Kazı Yaptıkları İddiasıyla 3 Kişi Yakalandı
KONYA (AA) - Konya'nın Beyşehir ilçesinde, göldeki Kıstıfan Adası'nda izinsiz kazı yaptıkları iddiasıyla gözaltına alan 3 kişi, ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Beyşehir Gölü'ndeki Kıstıfan Adası'nda kaçak kazı yapanların bulunduğu aracın, ilçe merkezine doğru seyir halinde olduğu duyumunun alınması üzerine harekete geçti.Ekipler, Beyşehir-Isparta kara yolunun 4. kilometresinde 42 BEB 82 plakalı aracı durdurdu.Araçta yapılan aramada 2 el dedektörü ve kulaklığı, 3 kazma, 3 inşaat eldiveni, kalem piller, elektrik bandı, para benzeri 56 obje, 4 yüzük ve 65 metal cisim ele geçirildi.Gözaltına alınan R.Y, Y.Y. ve A.G. ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.
Azerbaycan, Ermenistan'a Ait Bir İha'yı Daha Düşürdü
BAKÜ (AA) - Azerbaycan ordusunun Ermenistan'a ait bir insansız hava aracını (İHA) daha düşürdüğü bildirildi. Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, bugün öğle saatlerinde Ermenistan'a ait bir İHA'nın Ağcabedi istikametinde keşif uçuşu gerçekleştirdiği belirtildi. Açıklamada, söz konusu İHA'nın Azerbaycan hava savunma güçlerince vurularak düşürüldüğü kaydedildi.Azerbaycan hava savunma güçleri bugün Ermenistan'a ait 2 İHA'yı vurarak düşürmüş, 2 İHA ise teknik araçlarla yere indirilmişti.
Reklam
Bağışçı Ülkeler Filistin Bütçesine Verdikleri Desteği Kademeli Şekilde Çekiyor
RAMALLAH (AA) - MUHAMMED HABİSA - Filistin'e yönelik yardımlar, ABD başta olmak üzere bağışçı ülkelerin bütçeye verdiği desteği çekmesi ve Arap ülkelerinin hazineye yaptığı hibelerde keskin düşüşe gitmesiyle bu yıl durma noktasına geldi. Filistin genel bütçesine verilen ortalama yıllık destek 2013'e kadar yaklaşık 1,1 milyar dolardı. Sonrasında kademeli şekilde azalan bu yardımlar 2019'da ortalama 500 milyon dolara kadar geriledi.Filistin Maliye Bakanlığı'nın verilerine göre, ABD ve Suudi Arabistan 2016'ya kadar Filistin bütçesinin en büyük destekçileriydi.Öyle ki ABD'nin Filistin bütçesine desteği 2013'te 350 milyon dolara kadar ulaşmıştı. Ancak Filistin'in 2012'de Birleşmiş Milletler'de 'üye olmayan gözlemci devlet' statüsünü elde etmesinin ardından uluslararası örgütlere katılmaya başlaması, ABD'nin desteğini azaltmasına yol açtı.ABD son olarak 2016'da 76 milyon dolar, Donald Trump başkanlık koltuğuna oturmadan kısa bir süre önce de 65 milyon dolar yardımda bulundu. Filistin Maliye Bakanlığı verileri, Mart 2017'den bu yana ABD yönetiminin Filistin bütçesine tek kuruş yardımda bulunmadığını gösteriyor. Beyaz Saray'ın bu şekilde İsrail'le müzakere masasına oturması için Filistin'e baskı yapmayı hedeflediği belirtiliyor. Suudi Arabistan'ın desteği de azaldıSuudi Arabistan'ın Filistin bütçesine yaptığı aylık ortalama 20 milyon dolarlık destek, ana gelir kaynağı durumundaki ham petrol fiyatlarında yaşanan sıkıntı nedeniyle 2016, 2017 ve 2018 yıllarında 10-12 milyon dolar seviyesine düştü. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) en büyük petrol üreticisi Suudi Arabistan, Filistin bütçesine de en büyük mali katkıyı sağlayan Arap ülkesi konumunda.Suudi Arabistan'ın Filistin bütçesine verdiği destek, 2019'un ilk sekiz ayında 130 milyon dolarken, 2020'de yüzde 77,2 azalarak 30,8 milyon dolara geriledi. Son zamanlarda Filistin'e yardımları azaltan tek ülke Suudi Arabistan olmadı. ABD Başkanı Trump, geçen ay İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn arasındaki normalleşme anlaşması için Beyaz Saray'da yapılan imza töreninde zengin ülkelerden Filistinlilere ödeme yapmamalarını istemişti.Arap ülkeleri de yardımları azalttıFilistin Maliye ve Planlama Bakanı Şükri Beşşare, temmuz ayında yaptığı açıklamada, 'kardeş ülkelerin' Filistin bütçesini desteklemeye yönelik hibe ve yardımlarını bir gerekçe gösterilmeksizin askıya aldığını duyurdu. Filistin resmi makamları, 'dış yardımların kesilmesi' şeklinde ortaya çıkan mali baskıları, Yüzyılın Anlaşması adı verilen sözde Orta Doğu barış planı ve Arap ülkelerinin İsrail'le normalleşmelerini kabul ettirme çabası olarak değerlendiriyor. Avrupa Birliği ve Dünya Bankası, mevcut durumda Filistin bütçesine yapılan toplam dış yardımların yaklaşık yüzde 86'sını sağlayan en büyük iki bağışçı haline geldi. Filistin Maliye Bakanlığı'nın verilerine göre, ağustos ayı sonuna kadar Filistin genel bütçesine yapılan toplam yardım tutarı 280 milyon dolar oldu. Bu yardımların 241 milyon doları Avrupa Birliği'nden ve Dünya Bankası aracılığıyla bağışçılardan geliyor.
Doğu Anadolu'da Gece Sıcaklık Sıfırın Altında 5 Dereceye Düştü
ERZURUM (AA) - Doğu Anadolu Bölgesi'nde gece en düşük hava sıcaklığı sıfırın altında 5 dereceyle Erzurum'un Tekman ilçesinde ölçüldü. Meteoroloji 12. Bölge Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, bölge genelinde hava az bulutlu ve açık olacak. Sıcaklığın mevsim normallerinin 2 ila 4 derece üzerinde seyredeceği bölgede, rüzgar güneybatıdan hafif, zaman zaman orta kuvvette esecek.Bölgede gece en düşük hava sıcaklıklığı, sıfırın altında 5 dereceyle Erzurum'un Tekman ilçesinde kaydedildi. Gece sıcaklık, Tunceli'de 7, Iğdır'da 5, Erzurum, Erzincan ve Ardahan'da 2, Ağrı ve Kars'ta sıfır derece ölçüldü.Gün içinde en yüksek sıcaklıkların ise Tunceli'de 26, Erzincan'da 25, Iğdır'da 24, Ağrı'da 23, Kars'ta 20, Erzurum'da 19, Ardahan'da 17 derece olması bekleniyor.
İtalyanlar, Salgının Yeni Dalgası Karşısında Hem Endişeli Hem De İhtiyatlı
ROMA (AA) - BARIŞ SEÇKİN - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında Avrupa'da ikinci dalgayı sert şekilde hissetmeye başlayan İtalya'da farklı alanlardan işletmelerin yöneticileri, yeni dalga karşısında alınan önlemlere uymakla birlikte belirsizlikler içeren bu duruma dair endişelerini ve sorunlarını gizlemiyor. Avrupa'da, Kovid-19 salgınının ilk ve en ciddi oranda etkilediği yer İtalya, son günlerde salgının ikinci dalgasında, ilkine göre daha yüksek vaka sayılarıyla karşı karşıya. Vakalardaki hızlı yükseliş, endişeleri arttırırken; hükümet mümkün olduğunca bütünüyle kapanmayı gerektirmeyen önlemleri tercih ediyor. Ekonomik olarak yılı geçen seneye göre büyük zararla kapatan işletmeler de ikinci dalgayı, yeni tedbirlerle geçirme ve kendilerini koruma derdinde. AA muhabiri, başkent Roma'nın işlek muhitlerindeki işletme sahiplerinin nabzını tuttu. '2021 baharına güveniyoruz'Başkentin merkezi tren garı Termini'nin yanı başında işlek bir konumda olan NH Collection Palazzo Cinquecento Oteli'nin Genel Müdürü Salvatore Trani, salgının olumsuz etkilerini fazlasıyla hissettiklerini belirterek, 'Biz de biraz Kovid-19'un ceremesini çektik. Bunun için sadece ciromuzda, geçen yıla göre yüzde 80'lik düşüşe bakmak ve halen belirsiz olan mevcut durumun, bizim sakinlememizi sağlayacak şekilde gitmediğini düşünmek yeterlidir.' dedi. Trani, son önlemlerin olumlu yanı bulunduğuna işaret ederek, 'Misafirlerimizi ağırlamada uygulamaya koyduğumuz protokoller, standartlarda yapılan 700'ü aşkın değişikliğin otellerimizi kesinlikle daha da güvenli hale getirdiğini söyleyebilirim.' diye konuştu. Trani, şu ifadeleri kullandı:'Geleceğe endişeyle ama aynı zamanda kuvvetli bir iyimserlikle bakıyoruz. Çünkü kısa sürede yeniden uluslararası düzeyde müşterilerimizi ağırlayacağımıza inanıyoruz. Aynı şekilde Türk misafirlerimizi de kollarımız açık şekilde bekliyoruz. Kısa sürede yeniden harekete geçeceğimize inanıyoruz. 2021 baharına güveniyoruz. Muhtemelen her şeyin yeniden başlaması için halen biraz zamana ihtiyaç var. Güvenle ve seyahat etme isteğinin getirdiği bilinçle yeniden başlayacağımızı düşünüyorum.'Trani, bahar dönemindeki gibi bir kapanma, karantina hali olacağını düşünmediğine işaret ederek, 'Gezginler, güçlü şekilde yeniden seyahat etmeye başlamak istiyor, bu da haliyle bizim iyi şeyler ümit etmemizi sağlıyor. Yönergeler de bizim umutlarımızı artırıyor. Alınan önlemler, yeni vaka sayılarını kontrol altında tutma konusunda işliyor gibi. Yeni bir karantina olmayacağına güveniyoruz.' değerlendirmesinde bulundu. 'Sadece aşıyla mümkün olabilir'Roma'da lüks otellerin bulunduğu Via Veneto Caddesi ile tarihi İspanyol Merdivenleri arasında bulunan Vladimiro restoranının sahibi Vladimiro Bruno da Kovid-19 salgının yol açtığı bu kriz halini, daha önce hiç görmediğini söyledi. Bruno, 1992'den beri başında bulunduğu işletmesinde insanlarla temas halinde olmanın önemine işaret ederek, şunları söyledi:'Ama şimdi adeta bir savaş hali gibi ki, daha önce hiç böyle bir şey yaşamadım. Gerçekten çok zordayız. Turistik Via Veneto Caddesi'ne yakın bir yerdeyiz ve burada Roma’nın önde gelen otelleri ya kapalı ya da yüzde 10 kapasiteyle çalışıyor, doğal olarak biz de bu krizi hissediyoruz. Bizim kaynaklarımız, bizi ne zamana kadar ayakta tutabilir bilemiyorum. Bizim hükümetten laftan ziyade bir yardım görmeye ihtiyacımız var.'Geleceğe yönelik beklentilerine ilişkin ise Bruno, 'Ben bu noktada, aşıya inanıyorum. Eğer 3-4 ay içinde etkisini gösterirse, Kovid-19 biter. Bu sadece aşıyla mümkün olabilir. Kim evden 'acaba bana virüs bulaşır mı' korkusuyla çıkmak ister ya da tam tersi. Eğer aşı olursa, hepimiz aşı olursak daha huzurlu oluruz, öyle değil mi?' diye konuştu.Bruno, restoranında hükümetin aldığı son tedbirleri, en güncel haliyle müşterilerinin rahatını da gözeterek aldıklarını vurguladı. 'Turist yoksa birinci derece para kazandığınız kaynak da yok'Roma'nın merkezindeki dünyaca ünlü Trevi Çeşmesi'ndeki 'News Cafe'nin sorumlusu Cristian Russo da şunları söyledi:'17 yıldır burada çalışıyorum. Biliyorsunuz, burası Trevi Çeşmesi’nde ve ben hiçbir zaman için böyle bir kriz görmedim. Ne Fransa'daki terör saldırılarında ne de 2001'deki İkiz Kulelere yönelik terör saldırılarından sonra gördüm böyle bir şey. Geçen yıla göre, ciroda yüzde 80'e yakın bir kayıp söz konusu. Roma’nın merkezinde her şey turizm odaklı. Bizimki gibi işletmeler için turist yoksa birinci derece para kazandığınız kaynak da yoktur.' Marttan bu yana arka arkaya kısıtlamaların geldiğine, bu nedenle de endişeleri olduğuna dikkati çeken Russo, 'İnsanlar, nasıl davranacaklarını bilmiyor. Bu nedenle riske etmek, bara, restoranlara gitmek istemiyorlar. Evde kalmayı tercih ediyorlar. Bu yüzden bizim işlerimizde güçlü bir düşüş var.' dedi. Russo, hükümetin açıkladığı son tedbirlerde ayakta tüketimin yasaklandığını hatırlatarak, 'Evet, 18.00'dan sonra sadece masalara servis yapabiliyoruz. İtalyan adetlerini biliyorsunuz; barın tezgahından hemen bir kahve ya da başka bir şey içip gidilir. Şimdi bu önlemlere alışmak, hem biz çalışanlar için hem de müşterilerimiz için biraz zor bir durum. Olağanüstü bir durumla karşı karşıyayız.' ifadesini kullandı. Avrupa'da ve genel olarak salgına ilişkin durumu iyimser bulmadığını dile getiren Russo, 'Şu ana kadar dayandık. Dayanabildiğimiz müddetçe de dayanacağız. Geleceğe de güvenle bakmalıyız.' dedi.
Reklam
Türk, Bulgar Ve Makedon Ressamlar "Yeşil Azdavay"I Tuvallerine Yansıtıyor
KASTAMONU (AA) - ÖZGÜR ALANTOR - Kastamonu'nun Azdavay ilçesinde bölgenin doğal güzelliklerini resmetmek için 3 ülkeden 15 ressam yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına rağmen bir araya geldi. Azdavay Belediyesinin ev sahipliğinde Türkiye, Bulgaristan ve Makedonya'dan 15 ressamın katılımıyla gerçekleştirilen Uluslararası Resim Çalıştayı devam ediyor. İki gün boyunca Azdavay'ın doğal güzelliklerini inceleyen ressamlar, gözlemledikleri renklerin harmonisini tuvallerine yansıtıyor. 'Azdavay'ın kültürel yönden tanınmasına büyük katkısı olacak' Belediye Başkanı Osman Nuri Civelek, AA muhabirine, Azdavay'ın doğa turizminde marka olabilecek nitelikte olduğunu söyledi. İlçenin kültürel ve doğal güzelliklerini ressamların resmettiğini belirten Civelek, 'Kültürel değerlerimiz ve doğal güzelliklerimizin ressamlar eliyle çizilmiş olmasından dolayı çok mutluyuz. 600 yıllık doğal kıyafetimiz, Çatak Kanyonu cam teras ve iç bölgesi, yaylalarımız ve atlı turizm merkezimizin ressamlarca çizilmiş olması bizi çok mutlu etti. Bu eserlerin Azdavay'ın kültürel yönden tanınmasına çok büyük katkısı olacak.' dedi. Civelek, resimleri ilçenin ön plana çıkan yerlerinde teşhir edeceklerini aktararak, 'İlçemizi ziyarete gelenler, dünyaca ünlü ressamların çizdiği bu eserleri ziyaret ettikleri yerlerde görecekler. Doğal bir müze olan ilçemizin, uluslararası ressamların yorumları ile çizilmesi sayesinde ortaya muhteşem eserler çıkacak.' diye konuştu. Çalıştayın küratörü Aynur Mahmudova Kaplan ise İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün başlattığı Kastamonu'yu adım adım tanıtmak projesi kapsamında ilçelerde çalıştaylar yaptıklarını dile getirdi. Azdavay'daki çalıştayın da projenin bir parçası olduğunu anlatan Kaplan, şöyle devam etti: 'Bugüne kadar 12 ilçede bu projeyi gerçekleştirdik. Azdavay bölgenin en özel ilçelerinden biri. Kültürel ve sanatsal yönüyle ilgi çekiyor. Doğası da çok muhteşem. Azdavay'ın güzelliklerini çiziyoruz. Sadece havası ve iklimi değil ilçede karşımıza çıkan 600 yıllık kıyafetleriyle kadınları da etkileyiciydi. Adeta doğanın güzelliğini kıyafetlerine nakşetmişlerdi.''Bazı sanatçılarımız biletini almasına rağmen salgın nedeniyle gelemedi' Salgın dönemlerinde bu tür çalışmaların önemli olduğunu vurgulayan Kaplan, 'Sanatın insanlar üzerinde iyileştirici bir gücü var. Bütün dünya pandemi ile uğraşırken biz cennet bir ilçemizde insanların ve sanatçıların moralini yükseltmek adına böyle bir çalışma yapıyoruz. İnsanların psikolojik sıkıntılar yaşadığı dönemde kurtarıcı olarak belki de en önemli unsur sanattır. Bazı sanatçılarımız biletini almasına rağmen salgın nedeniyle gelemedi. İranlı bir sanatçımız bunlardan biri. Şu anda çalıştayımızda Türkiye, Bulgaristan ve Makedonya'dan 15 sanatçımız bulunuyor.' ifadelerini kullandı.'Doğanın güzellikleri kıyafetlere yansımış'Bulgaristan'dan Mariana Mateva, yıllardır resimle uğraştığına işaret ederek, şöyle konuştu: 'Azdavay'dan çok etkilendim. Gökyüzünün bu kadar mavi, bulutların bu kadar beyaz ve şehrin bu kadar yeşil olması beni çok etkiledi. Şehirde bir huzur var ve bu huzur insanlara yansıyor. Doğanın güzellikleri kıyafetlere yansımış. Kadınların kıyafetleri çok güzel. Bana göre kadın kültürün yaratıcısı. Bu nedenle iki kadını resimlerimde kullandım.' Bulgar sanatçı Simeon Krastev de '60 yıldır sanatla ilgileniyorum. Buradan çok etkilendim. Dünyanın birçok yerinde çalıştaylara katıldım ama bu çalıştay unutulmaz. Çok güzel misafirperverlik var. Hiç unutmayacağımız anılarla döneceğim.' şeklinde konuştu.
Endonezyalılar, Hükümetin "Filistin" Sorununda Taviz Vermemesini İstiyor
CAKARTA (AA) - MAHMUT ATANUR - Endonezya halkı, hükümetin, İsrail ile normalleşme sürecine giren bazı Arap ülkeleriyle ilişkilerinde 'Filistin' meselesine karşı taviz vermemesini istiyor.Endonezyalı Müslümanlar, AA muhabirine, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi’deki bir ana caddeye Devlet Başkanı Joko Widodo’nun isminin verilmesi, İsrail ile yakınlaşan Arap ülkeleriyle ikili ilişkiler ve Filistin meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İslami yardım kuruluşunda çalışan Muhammed Azmi, ''Son dönemde İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında gelişen normalleşme sürecine bakıldığında İsrail, Filistin işgalini meşrulaştırmak veya Müslüman ülkeleri susturmak için elinden geleni yapıyor.'' dedi.Endonezya hükümetinin, Filistin meselesinde taviz vermemesi gerektiğini belirten Azmi, Widodo’nun sömürgeciliğe kesin bir şekilde karşı çıkan ülke anayasasına bağlı kalması gerektiğini söyledi.Azmi, BAE’de bir caddeye Widodo’nun isminin verilmesine ilişkin son dönemde BAE ve Bahreyn ile gelişen ilişkiler göz önüne alındığında, İsrail’in üçüncü taraflar üzerinden Müslüman ülkelerle yakın ilişki kurma çabasının bir parçası olmasından endişelendiğini dile getirdi.'Kudüs’ün İslam ümmetinin başkenti olmasını istiyorum'Kitap editörlüğü yapan Saiful Hamiwanto, ''Endonezya vatandaşı olarak bizim anayasamız her türlü sömürgeciliğe karşıdır. Bu nedenle Endonezyalı olarak İsrail’in, Filistin topraklarındaki işgaline ve İsrail ile diplomatik ilişki kurulması fikirlerine de karşıyız.'' diye konuştu.Hamiwanto, bir Müslüman olarak Mescid-i Aksa’nın içinde olduğu Kudüs’ün İslam ümmetinin başkenti olmasını arzuladığını kaydetti.BAE ile gelişen ilişkilerin sonucu olarak Widodo’nun isminin bir caddeye verilmesinden gurur duyduğunu aktaran üniversite öğrencisi 24 yaşındaki Azim Arrasyid ise ''Bu ilişki içinde umarım Devlet Başkanı Widodo, Filistin sorununa karşı tavrını değiştirmez ve desteğini sürdürmeye devam eder.'' ifadesini kullandı. Dergi editörü Dadang Kusmayad, iki ülkenin yakın ilişkinin göstergesi olarak BAE’deki bir caddeye ismi verilen Widodo’nun, Filistin ve Endonezya halkını incitecek bir girişimin içinde yer almamasını ümit ettiğini kaydetti.Kusmayad, Endonezya halkının, Filistin halkının mücadelesine olan desteğinin süreceğinin altını çizdi.''Endonezya, İsrail ile yakınlaşanların adımlarını izlememeli’’Serbest çalışan 56 yaşındaki Rifnaldi Rusli, ''Filistinli kardeşlerimiz, açık bir şekilde topraklarından edildi. İsrail’in insan hakları ihlalcisi devletlerin en önünde olduğu apaçık ortada.'' dedi.Rusli, Endonezya’nın, İslam ümmetinin düşmanı haline gelen İsrail ile yakınlaşan ''bazı ülkelerin'' attığı adımları izlememesi gerektiğini ifade etti.Özel şirket çalışanı 43 yaşındaki Aan Hadipurna da İslam ülkeleri olarak İsrail’i yalnızlaştırmanın, Filistin’deki Müslümanlara tavırlarını değiştirmesini umut ettiğini kaydetti.Bu arada Bazı Temsilciler Meclisi yetkilileri ve sivil toplum kuruluşları, BAE-Endonezya ilişkilerinin olumlu yönde gelişmesine karşı hükümetin BAE’nin İsrail tutumunu benimsememesi konusunda uyarıda bulunuyor.BAE-Endonezya ilişkilerine katkılarından dolayı Widodo’yu onurlandırmak amacıyla BAE’nin başkenti Abu Dabi’deki bir caddenin adı, pazartesi günü düzenlenen törenle ''President Joko Widodo'' olarak değiştirilmişti.
Reklam
Grafikli - ABD, Yakın Tarihinin En "Kaotik" Başkanlık Seçimlerine Hazırlanıyor
WASHINGTON (AA) - DİLDAR BAYKAN - 59. başkanlık seçimleri için gün sayan ABD'de, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle 80 milyona yakın kişinin postayla oy kullanacak olması ve bu kullanılan oyların sayım sürecindeki farklılıklar ile seçim sonuçlarının 3 Kasım gecesi netleşmeme ihtimali gibi nedenlerden dolayı ülkeyi yakın tarihinin en 'kaotik' seçim süreci bekliyor.ABD'de Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump ile Demokrat rakibi Joe Biden arasındaki başkanlık yarışı, tüm hızıyla devam ediyor.Bir yandan postayla ya da sandık başında erken oy kullanma işlemleri devam ederken, öte yandan Trump ile Biden arasındaki siyasi polemikler hız kesmeden sürüyor.Ülkede ulusal bazda yapılan tüm önemli anketleri derleyen analiz sitesi Real Clear Politics'e göre, ulusal çaptaki anketlerde, Biden, Trump'ın yaklaşık 7,5 puan önünde görünüyor.Seçimin kaderini belirleyecek kritik eyaletlerin tamamında da Biden'ın yarışı önde götürdüğü ancak Trump'ın arayı yavaş yavaş kapadığı gözlemleniyor.Biden ile Trump arasında kritik eyaletlerin başında gelen Florida'da 2,1, Pennsylvania'da 4,9, Michigan'da 7,8, Wisconsin'de 7,6, Kuzey Carolina'da 1,8, Arizona'da ise 3,2 puan fark bulunuyor.Postayla oy kullanma süreci, kaosu da beraberinde getirebilirABD'de esasen uzun zamandır var olan 'posta yoluyla oy kullanma' yönteminin, salgın nedeniyle neredeyse seçmenlerin yüzde 70'ini kapsayacak şekilde genişletilmesinin, bu oyların seçim sonuçlarının şekillenmesinde önemli rol oynaması bekleniyor.Posta yoluyla oy kullanma sürecinde, bazı eyaletlerin 3 Kasım gününe kadar oy sayım sürecine başlayamaması ve bazı eyaletlerin seçim gününden sonra da gelen onaylı oyları kabul edecek olması ise hem yeni tartışmaları doğurarak hem de seçim sonuçlarının gecikmesi ihtimalini beraberinde getirerek süreci daha da kaotik hale sokuyor. Kritik eyaletlerdeki sayım süreci, seçim gündemini belirleyecekEyaletlerde postayla oy talep etme ve oy pusulalarının adreslere gönderilmesi işlemleri, şu anda tüm eyaletlerde sona ermiş durumda.Postayla gönderilen oy pusulalarının üzerine vurulan posta damgası için son gün 3 Kasım olsa da hangi tarihe kadar gelen oyların kabul edileceği ya da oyların resmi sayım sürecine ne zaman başlanacağı konusunda her eyaletin farklı uygulaması bulunuyor.Seçimin kaderini belirleyecek kritik eyaletlerden Florida'da 3 Kasım'dan sonra seçim merkezlerine ulaşan ve posta yoluyla kullanılan oylar, kabul edilmeyecek.Eyalette posta yoluyla gelen oyların sayımına, seçim gününden 22 gün önce başlandı. Gerek seçim gününden sonra oyların kabul edilmeyecek olması gerekse de sayım sürecine erken başlanması sebebiyle bu eyaletteki sonuçların 3 Kasım gecesi büyük oranda netleşmesi bekleniyor.Bir diğer kritik eyalet Pennsylvania'da ise ABD Yüksek Mahkemesi, 6 Kasım'a kadar seçim merkezlerine ulaşan oyların kabul edilmesine hükmetti. Postayla ulaşan oyların sayımına, seçim gününden önce başlanamayacak olan eyalette, sonuçların büyük ihtimalle gecikmesi bekleniyor.Seçim sonuçlarının kafa kafaya çıkması durumunda, Florida'nın 29, Pennsylvania'nın ise 20 Seçiciler Kurulu Delegesi, muhtemelen seçimlerin kaderini belirleyecek.Diğer kritik eyaletlerden Wisconsin ve Arizona'da, 3 Kasım'dan sonra ulaşan oy pusulaları kabul edilmezken; Kuzey Carolina 6 Kasım'a, Michigan'da ise 17 Kasım'a kadar ulaşan oy pusulaları geçerli sayacak.Kuzey Carolina ve Arizona'da oyların sayım işlemine seçimlerden 14 gün önce başlandı ancak Michigan ve Wisconsin'de oyların sayımı, seçim gününe kadar mümkün olmayacak.Seçiciler Kurulu bakımından Michigan'ın 16, Wisconsin'in 10, Kuzey Carolina'nın 15, Arizona'nın ise 11 delegeye sahip olması, tüm bu eyaletleri yeni başkanın belirlenmesi noktasında hayli önemli konuma taşıyor.40 milyonu aşkın seçmen 'erken oy' kullandıYakın tarihteki seçimlere bakıldığında, sandığa gitme oranının yüzde 60'ı bulmadığı ABD'de, bu yıl sandık başında ya da posta yoluyla kullanılan erken oyların sayısındaki fazlalık dikkati çekiyor.Ülkede 47 milyonu aşkın kişi, halihazırda oyunu kullanmış durumda. Bu kişilerin 30 milyondan fazlasının posta yoluyla, 12 milyondan fazlasının da bire bir erken seçim merkezlerine giderek oyunu kullandığı belirtiliyor. Kullanılan 42 milyon oyun 21,2 milyonunun da kritik eyaletlerde olması dikkati çekiyor. ABD'de sadece erken kullanılan oylarla 2016'daki toplam kullanılan oy sayısının yaklaşık 3'te 1'ine ulaşıldığı ve Cumhuriyetçi seçmenlerin büyük oranının oy için 3 Kasım'ı beklediği göz önüne alındığında, bu yılki seçimlere katılımın fazla olacağı tahminleri de yapılıyor. Seçim öncesi 'dış müdahale' tartışmaları yine gündemdeABD'deki seçimlerle ilgili uzun süredir 'dış güçlerin' müdahalesi de önemli konu başlıklarından birini teşkil ediyor. Çin, İran ve Rusya gibi ülkelerin, ABD seçimlerine müdahale etmek istediği konuşulurken; bu konuda önceki gün Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve Ulusal İstihbarat Direktörlüğünden (DNI) açıklama geldi.DNI Direktörü John Ratcliffe, İran ve Rusya'nın seçimlere müdahale etmeye çalıştıklarını tespit ettiklerini açıkladı.Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O'Brien, İran ve Rusya'nın yanı sıra Çin'in de seçimlere müdahale etmeye çalıştığını bildirdi.Beyaz Saray'a giden yol, '270 delegeden' geçiyorABD'de başkanlık seçimlerinde en fazla oyu alan aday değil en fazla delegeyi kazanan aday, başkanlık koltuğuna oturuyor.'Delegeler Kurulu' (Electoral College) adı verilen sistemde, her eyalete farklı ağırlıklarla dağıtılmış toplam 538 delege bulunuyor. Bu sayının yarıdan 1 fazlasına, yani 270 delegeye ulaşan aday, başkan olmaya hak kazanıyor.2016'daki son seçimleri kazanan Trump 304 delegeye ulaşmış ancak rakibi Hillary Clinton, Trump'tan yaklaşık 3 milyon daha fazla oy almıştı. 3 Kasım'dan sonra ABD'yi nasıl bir süreç bekliyor? ABD'de seçim süreci, esasen seçim gününden sonra da uzun bir süreyi kapsıyor. Seçim sonuçlarının gecikmesi durumunda, sonraki aşamalar için Anayasa ve kanunlarla belirlenmiş bazı tarihlerin değiştirilmesi söz konusu olmadığından, bu durum da beraberinde yeni bir kaos getirebilir.Tarihler, eyaletlere göre farklılık gösterse de tüm eyaletlerin 10 Kasım-11 Aralık'ta seçim sonuçlarını resmen onaylaması gerekiyor.Tüm eyaletler, 8 Aralık'a kadar tüm oyları sayıp, hangi adayın delege oyu kazandığına karar vermek zorunda. 14 Aralık'a kadar her eyaletin Seçiciler Kurulu üyesi, başkan adayına oyunu verip, bu oyları Washington'a göndermeli. Gönderilen oyların en geç 23 Aralık'a kadar ABD Kongresine ulaşması gerekiyor.3 Kasım'da yapılacak seçimlerde görevine seçilen Temsilciler Meclisi ve Senato üyeleri, 3 Ocak'ta yemin ederek görevlerine başlayacak.6 Ocak'ta ise hem Temsilciler Meclisi hem de Senato Üyeleri, Temsilciler Meclisi Genel Kurulu salonunda bir araya gelecek. Aynı zamanda Senato Başkanı da olan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'in başkanlığında, Kongre'nin her iki kanadından 1'er temsilcisi eyaletlerden gelen oyları alfabetik sıraya göre okuyup sayacak. Bu süreç tamamlandıktan sonra kendisine teslim edilen sonuçları Pence, resmi olarak duyuracak ve varsa itirazları dinleyecek.Tüm bu takvimin normal olarak işlemesi durumunda, ABD'nin yeni başkanı 20 Ocak'ta düzenlenecek yemin töreniyle görevine resmen başlayacak.
Adana'da Sit Alanında Kaçak Kazı Yapan 2 Şüpheli Suçüstü Yakalandı
ADANA (AA) - Adana'nın Aladağ ilçesinde, sit alanında kaçak kazı yapan biri maden teknikeri 2 zanlı suçüstü yakalandı.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Ceritler Mahallesi'ndeki sit alanında kaçak kazı yapıldığı bilgisi üzerine harekete geçti.Ekipler, kaçak kazı yapan maden teknikeri F.Y. (39) ile E.A'yı (48) suçüstü yakaladı.Yanlarında alan tarayıcı cihaz, arama dedektörü, iki gaz maskesi, kazma, kürek ve el feneri bulunan şüpheliler karakola götürüldü.
Afet Eğitimleri, Gönüllüleri Depreme Karşı Önlem Almaya Hazırlıyor
İSTANBUL (AA) - KAAN BOZDOĞAN- 'Asrın felaketi' olarak nitelendirilen 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin ardından ülke genelinde başlatılan ve bugüne kadar İstanbul'da yaklaşık 2 milyon kişiye verilen afet ve acil durum eğitimleri, başta beklenen İstanbul depremi olmak üzere, olası afetlere karşı vatandaşın bilinçlenmesine katkı sağlıyor.Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) İstanbul İl Müdürlüğü bünyesindeki Afet Eğitim Merkezi'nde gönüllü vatandaşlara ve kuruluşlara, deprem, arama kurtarma, ilk yardım ve KBRN gibi çeşitli konularda eğitimler veriliyor. Her türlü afete karşı bilinç kazandırmak amacıyla verilen bu eğitimlerde katılımcılar, kimi zaman bir binada ya da su kuyusunda mahsur kalan kişiyi kurtarırken, bazen de sel sularının sürükleyici gücünü yerinde deneyimliyorlar.Katılımcılar aynı zamanda eğitim kapsamında simülasyon ile Türkiye'de bugüne kadar yaşanmış 10 depremin şiddeti ve yıkıcı etkisini tecrübe edip, deprem konusunda doğru bilinen yanlışları öğreniyorlar.Afet Eğitim Merkezi Eğitim Sorumlusu Arzu Aksoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de 1999 Marmara Depremi'nin ardından afet konusunda farkındalık eğitimlerinin yaygınlaştığını söyledi.2018 yılına kadar müdürlük bünyesinde verilen eğitimlerin artık Afet Eğitim Merkezi çatısı altında verildiğini belirten Aksoy, son iki yılda 52 bin kişinin merkezdeki eğitimlerden istifade ettiğini anlattı. Son 21 yılda eğitimlerle afet bilinci konusunda aşama katedildiğini dile getiren Aksoy, 'O güne (1999 Marmara Depremi) kadar hep müdahale aşamasında olan eğitimler ondan sonra artık, 'planla, hazırlan, bilgilen' boyutuna geçti. Bu kapsamda 1999'dan bugüne kadar yaklaşık 2 milyon kişiye eğitim verildi.' dedi.Aksoy, eğitim alan 2 milyon kişinin etkileşimi düşünüldüğünde AFAD'ın bu konuda 5 milyondan fazla insana dokunduğunu aktardı. 'Bizim için altın saatler olarak nitelendirdiğimiz ilk 72 saat çok önemli'7'den 70'e herkesin bu eğitimleri alabildiğini ifade eden Aksoy, afet bilinci eğitimlerinin 'deprem öncesi, deprem sırası ve deprem sonrası' hazırlıkları içerdiğine dikkati çekti.Olası afetlerde ilk 3 günün önemine değinen Aksoy, şöyle konuştu: 'Bizim için altın saatler olarak nitelendirdiğimiz ilk 72 saat çok önemli. Profesyonel ekipler gelene kadar kendi bilgimizle, kendi hazırlığımızla aslında baş başayız. Bizler öncelikle ilk 72 saate hazırlanmamız gerekiyor. Bunları aslında herkese anlatmaya çalışıyoruz. Afet bilinci kültürü bu ilk 72 saate hazırlık aşamasıdır. Mesela neler yapacağız bu 72 saat için? Öncelikle aile afet planımızı yapmamız gerekiyor. Aile afet planında evimizdeki düşüp bize zarar verebilecek eşyaların duvara sabitlenmesi, gerekirse yerlerinin değiştirilmesi, toplanma alanlarının önceden planlanıp belirlenmesi ve daha sonra bir afet çantasının oluşturulması önem arz ediyor. Her vatandaşın bu şekilde hazırlık yapmış olması önemli. Diyoruz ki bir birey afete hazırsa tüm toplum afete hazırdır.'Kişinin afet bilincinin gerekliliklerini öncelikle evinde ve kendi çevresinde hayata geçirmesi gerektiğini anlatan Aksoy, afet konusunda eğitim almak isteyen herkese kapılarının açık olduğunu ifade etti.'Herkesi eğitimlerimize davet ediyoruz'Merkezde deprem özelinde farkındalık eğitimleriyle beraber simülasyon eğitimlerinin de bulunduğunu dile getiren Aksoy, 'Afet simülasyonumuz Türkiye'de yaşanmış 10 tane depremi simüle eder. Bu sarsma tablasında eğitim alan tüm katılımcılar simülasyonu yaşarlar. Gerçek depremi orada yaşarlar aslında. Bunu yaşadıklarında farkındalık daha fazla oluşuyor.' şeklinde konuştu.Merkeze ulaşamayanlar için gezici deprem simülasyon tırının dönem dönem kent meydanlarında vatandaşlarla buluştuğunu belirten Aksoy, isteyenlerin merkezde sel simülasyonundan, enkaz ve kuyu alanlarında yapılan çalışmalardan da faydalanabileceklerini söyledi. Eğitim sonrası geri bildirimlerin de memnuniyet verici olduğunu aktaran Aksoy, 'Herkes bazı durumların bildikleri doğruların yanlış olduğunu ya da aslında neleri yapması gerektiğini çok daha net görmüş oluyor. Simülasyonlar da bunu destekliyor aslında. Doğru davranış burada yaşayarak, yüz yüze eğitimlerle çok daha farkındalık sağlıyor. Bu anlamda öncelikle enkaz alanında yapmaması gerekenleri öğreniyor. Doğru müdahaleyi, evinde hazırlığı, tahliye konusunu öğreniyor.' değerlendirmesinde bulundu.Her bireyin AFAD gönüllüsü olabileceğinin altını çizen Aksoy, 'AFAD gönüllüsü olmak için internet üzerinden bir portalımız var. Eğitimlerini uzaktan tamamlıyorlar. Uzaktan eğitimlerini tamamlayan tüm gönüllülere hafif arama kurtarma, yangın, afet bilinci gibi eğitimlerimizi yüz yüze de gerçekleştiriyoruz. Böylelikle AFAD gönüllüsü olarak bizlere destekte bulunabiliyorlar.' ifadesini kullandı.Aksoy, olası İstanbul depremine karşı hazırlıklı olunması çağrısında bulunurken, şunları kaydetti:'İstanbul'da olası bir depreme karşı hazırlıklı olmamız gerekiyor. Bu anlamda eğitimlerimizi alalım. 'Bilgilen, hazırlan' diyoruz. Bu anlamda herkesi eğitimlerimize davet ediyoruz. Afet Eğitim Merkezimizde bize ulaşabilirler, herkese kapımız açık. Eğitimlerimizi yüz yüze gerçekleştirebiliyoruz. Burada eğitimlerini alabilirler. 'Herkes bilgilensin, hazırlansın ve doğru davranışı afet sırasında gerçekleştirsin.' diyoruz.'
Fetö'nün "Mahrem İmamları"Nın Ardışık Aradığı Sanığa 6 Yıl 3 Ay Hapis Cezası
ADANA (AA) - Adana'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 'mahrem imamları' ile ankesörlü ve büfe telefonlarından periyodik ve ardışık arama yöntemiyle haberleştiği iddiasıyla yargılanan eski askeri okul öğrencisine 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanık S.D. ve avukatı katıldı.Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın kentteki sabit-ankesörlü telefon hattından ardışık nitelikte 22 kez arandığını ve FETÖ'nün askeri okul 'mahrem imamı' ile irtibatının tespit edildiğini belirterek, S.D'nin 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan cezalandırılmasını istedi.Sanık S.D. savunmasında, mütalaayı kabul etmediğini ve FETÖ/PDY'nin 'mahrem imamları' ile ankesörlü ve büfe telefonlarından periyodik ve ardışık arama yöntemiyle haberleşmediğini ileri sürdü.Örgütün mahrem yapılanmasıyla bağlantısının olmadığını savunan S.D, 'Telefonuma ByLock yüklemedim ve kullanmadım. Örgütsel bir konumum bulunmamaktadır. Beraatime karar verilmesini talep ederim.' ifadelerini kullandı.Mahkeme heyeti, 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdığı sanığın mevcut halinin devamına karar verdi.
Reklam