Çanakkale'de Sahte İçki Operasyonu: 5 Gözaltı
ÇANAKKALE (AA) - Çanakkale'nin Biga ilçesinde düzenlenen operasyonda 609 litre kaçak içki, 2 bin 918 litre etil alkol, bin 943 adet kaçak sigara ile 3 litre viski kiti ele geçirildi.İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ile Gümrük Muhafaza Müdürlüğü Kaçakçılık ve İstihbarat Bölge Amirliği ekiplerince kaçak ve sahte içki üreten, satışını yapan kişilere yönelik operasyon düzenledi.Operasyon kapsamında bir araçta kaçak içki bulunması üzerine ilçedeki 3 iş yeri, 2 depo ve 1 araçta daha arama yapıldı. Aramalarda 609 litre kaçak içki, 2 bin 918 litre etil alkol, bin 943 adet kaçak sigara ile 3 litre viski kiti ele geçirildi.Gözaltına alınan 5 şüpheliden 4'ü ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı, diğer şüpheli ise adliyeye sevk edildi.
Çanakkale'de Sahte İçki Operasyonu: 5 Gözaltı
ÇANAKKALE (AA) - Çanakkale'nin Biga ilçesinde düzenlenen operasyonda 609 litre kaçak içki, 2 bin 918 litre etil alkol, bin 943 adet kaçak sigara ile 3 litre viski kiti ele geçirildi.İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ile Gümrük Muhafaza Müdürlüğü Kaçakçılık ve İstihbarat Bölge Amirliği ekiplerince kaçak ve sahte içki üreten, satışını yapan kişilere yönelik operasyon düzenledi.Operasyon kapsamında bir araçta kaçak içki bulunması üzerine ilçedeki 3 iş yeri, 2 depo ve 1 araçta daha arama yapıldı. Aramalarda 609 litre kaçak içki, 2 bin 918 litre etil alkol, bin 943 adet kaçak sigara ile 3 litre viski kiti ele geçirildi.Gözaltına alınan 5 şüpheliden 4'ü ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı, diğer şüpheli ise adliyeye sevk edildi.
Lübnan'da Hükümeti Kurmakla Görevli Hariri: "Ülkenin Tüm Sektörleri Krizden Etkilenmiş Durumda"
BEYRUT (AA) - Lübnan'da yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen eski Başbakan Saad Hariri, ekonomik krize karşı reformları hayata geçirecek 'teknokrat hükümetini' kuracaklarını söyledi.Ülkedeki ekonomik kriz nedeniyle düzenlenen protestolar sonucu 29 Ekim 2019'da istifa etmek zorunda kalan Müstakbel Hareketi lideri Hariri, hükümeti kurma görevini aldıktan sonra bir gün sonra bugün siyasi güçlerin liderleriyle istişare görüşmelerini yaptı.Hariri, Meclis binasındaki görüşmelerin ardından düzenlediği basın toplantısında, Fransız girişimi kapsamındaki reformlar doğrultusunda teknokratlar hükümeti kuracaklarını belirtti.Yeni hükümeti kurma kurmak için kaybedecek zamanları olmadığını dile getiren Hariri, 'Ülkede bir çöküntü var. Bizlerin de ihtilafları bir kenara bırakarak bu fırsatı değerlendirmenin yanı sıra Lübnanlılar ile uluslararası toplumun devlete olan güvenini geri kazanmamız için pozitif tutumlar sergilemeliyiz.' dedi.Lübnan'da ekonomik krizin etkilemediği hiçbir alanın kalmadığını vurgulayan Hariri, sözlerini şöyle sürdürdü:'Sağlık ve döviz başta olmak üzere ülkenin tüm sektörleri krizden etkilenmiş durumda. Bizim bundan kurtulmamız için de zamana ihtiyacımız var ancak uzun süredir hayata geçirmemiz gereken reformlara odaklanmalıyız. Tek kurtuluş yolu, bu reformları Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) programı doğrultusunda hayata geçirecek hükümetin bir an önce kurulmasıdır. Bu adımları attığımız anda ekonomik çöküntüyü durdurmuş ve Beyrut'u yeniden imara başlamış oluruz.'Ekonomik krize karşı geçen yıl düzenlenen kitlesel protestolarla yönetimi bırakmak zorunda kalan Hariri, Beyrut Limanı'ndaki patlamaya tepki eylemlerinin ardından 10 Ağustos'ta istifa eden Hassan Diyab hükümetinin yerine yeni kabineyi oluşturmak üzere dün yeniden görevlendirilmişti.Ülkedeki ekonomik durumKamu borcu 90 milyar doları aşan Lübnan, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük ekonomik krizlerden birini yaşıyor.İşsizliğin yüzde 35 ve yoksulluğun yüzde 50'nin üzerinde olduğu ülke, 4 Ağustos'ta Beyrut Limanı'nda meydana gelen büyük patlamayla daha da zor duruma düştü.Yerel para birimi Lübnan lirası, Merkez Bankasının kuru sabit tutmasına rağmen değer kaybetmeye devam ediyor. Resmi kura göre 1 ABD doları 1515 Lübnan lirası olsa da karaborsada dolar bugün itibariyle 7 bin Lübnan lirasıyla işlem görüyor.İlaç, un ve temel gıda ürünlerinin ithalatçılarına yaklaşık bir yıldır resmi dolar kuru üzerinden kredi temin eden Lübnan Merkez Bankası, ağustos ayında rezervlerdeki sert düşüş nedeniyle ilaç gibi temel ihtiyaç maddelerini sübvansiyona devam edemeyeceği uyarısında bulunmuştu.Merkez Bankasının, temel ürünlere yönelik sübvansiyonu bir iki ay içinde kaldıracağı yönündeki söylentiler, halkta ciddi endişelere yol açmıştı.
Kktc Cumhurbaşkanı Tatar'ın İlk Konuğu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay Oldu
LEFKOŞA (AA) - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı seçilen ve görevi bugün devralan Ersin Tatar'ın ilk konuğu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay oldu. Tatar ve Oktay, KKTC Cumhurbaşkanlığındaki ikili görüşmelerinin öncesinde basına açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Tatar, Oktay'ın KKTC'ye ziyaretinden ve yemin törenine katılmasından dolayı çok memnun olduğunu belirterek teşekkürlerini iletti. Tatar, 'Her zaman biz Türkiye ile birlikte ulus müşterek davasının yürütülmesinde fevkalade önemli adımlar attık. Geçmişe bakıldığında çok fedakarlıklar ve özverilerde bulunulmuştur. Türkiye en zor anımızda her zaman bizim yanımızdaydı.' diye konuştu.Kıbrıs görüşmeleri bağlamında Türkiye ile önemli çalışmalar yapmanın ve dünyaya verilecek mesajın son derece önemli olduğuna dikkati çeken Tatar, şöyle devam etti:'Ben Türkiye'ye çok önem veriyorum çünkü Türkiye bizim anavatanımızdır. Doğu Akdeniz'de yaşanan bu gelişmeler, ulusal çıkarlarımız ve müşterek menfaatlerimiz, bizlerin uyumlu çalışmasını gerektirmektedir. Bu uyumlu çalışmayla benim cumhurbaşkanlığımın bu 5 yılında önemli adımlar atılması ve dünyaya Kıbrıs Türk halkının çıkar ve menfaatlerinin, Kıbrıs Türk halkının geleceği için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurgulayarak Kıbrıs Rum yönetiminin yaptığı birtakım yanlışların görülmesi bakımından önemli olacaktır.' Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun '5’li Konferans' önerisi olduğunu anımsatan Tatar, bu öneriyi Crans Montana'dan sonra çöken sürecin nasıl ileriye götürüleceğini değerlendirmek ve doğruları tartışmak adına önemsediklerini söyledi.Tatar, ilk resmi ziyaretini pazartesi günü Ankara'ya düzenleyeceğini aktararak 'Biz her zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle KKTC'yi güçlendirdik ve güçlendirmeye devam edeceğiz.' dedi.KKTC'nin 5. Cumhurbaşkanı olarak arzu ve temennisinin Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarının, refah ve mutluluğun güvenlik içerisinde ilelebet geleceğe taşınması olduğunu vurgulayan Tatar, 'Yanıbaşımızda anavatan Türkiye'yi her zaman görmek bizi fevkalade mutlu etmektedir. Bu müşterek bir davadır. Kıbrıs Türkü'nün tüm dünyaya karşı tek başına verebileceği bir mücadele değildir.' açıklamasında bulundu.Tatar, Maraş açılımına ilişkin ise 46 yıldır kapalı olan bölgenin hem insanlık hem de KKTC ekonomisi ve turizmi açısından gelecek vadettiğini ve bu adımın Birleşmiş Milletler kararlarına ters düşmediğini belirtti.'Müşterek bir davamız var'Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milleti adına Tatar'a tebriklerini ileterek 'KKTC bir demokrasi şöleni, bayramı çerçevesinde bir süreç yaşadı. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ortamında seçim sürecini başarıyla tamamladınız. Yürekten tebrik ediyorum.' ifadelerini kullandı.Türkiye ve KKTC'nin çok daha güçlü ve sıkı iş birliğinde refah seviyesini daha da yukarıya çıkaracak şekilde güzel işler yapacağına inandığını dile getiren Oktay, Tatar'ın başarılı bir başbakanlık süreci yürüttüğüne işaret etti. Oktay, Türkiye'nin Kovid-19 sürecinin yönetiminde de KKTC'ye her türlü desteği sunduğuna dikkati çekerek Tatar'ın başbakanlık döneminde de tarafların her alanda birlikte başarılı çalışmalar yürüttüğünün altını çizdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Tatar'ı pazartesi günü Türkiye'ye davet ettiğini anımsatan Oktay, sözlerini şu şekilde sürdürdü: '46 yıldır sadece iyi niyet göstergesi için kapalı kalan bir bölgenin, neredeyse çok kompleks ve karmaşık ifade edilen Maraş sorununun, aslında çok basit bir çözümünün olduğunu (gösterdiniz). Bölgenin ekonomik anlamda kalkınma damarı olabilecek Kıbrıs'taki gençlerin geleceğini tesis edecek, ümit vadedecek bir yerin farelere teslim edilmesi içimiz acıttı. Böyle bir karar aldınız biz de sonuna kadar yanınızda olduk. Bu kararlı çalışmamız devam edecek. Tüm Kıbrıs'ın gelişmesi için çalışmalarımız önümüzdeki süreçte devam edecek.'Kıbrıs Türkü'nün haklı davasına ilişkin doğru mesajın dünyaya verilmesinin büyük önem taşıdığına işaret eden Oktay, şunları kaydetti:'Bizim müşterek bir davamız var. Doğu Akdeniz'de daha büyük resme baktığımızda, orada da davamız müşterektir. Kıbrıs Türkü’nün siyasi eşitliği, KKTC'nin egemenlik hakları ve kaynakların hakça paylaşımı bizim olmazsa olmazlarımızdandır.'
Akar'dan Nato Savunma Bakanları Toplantısı Değerlendirmesi
ANKARA - Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Türkiye'nin, NATO Savunma Bakanları Toplantısı sırasındaki teklifi üzerine Türkiye ve Yunanistan'ın ilan ettiği NAVTEX'leri iptal etme kararı aldığını belirterek, 'NATO Karargahı'ndaki Daimi Temsilciliğimiz ve Askeri Temsilciliğimizdeki arkadaşlarımız bu konu üzerinde çalışıyorlar. Önümüzdeki günlerde işlemlerini tamamlamalarını bekliyoruz ve konuyu takip ediyoruz.' dedi.Akar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemleri kapsamında video konferans yöntemi ile gerçekleştirilen NATO Savunma Bakanları Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulundu.NATO üyesi 30 ülkenin savunma bakanlarının katılımıyla video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen ve iki gün süren toplantıda bölgesel, küresel konularla savunma ve caydırıcılık konularının ele alındığını aktaran Akar, şunları söyledi:'Türkiye olarak bütün görüşlerimizi ifade ettik. Özellikle NATO faaliyetleri çerçevesinde dile getirilen konular arasında bölgemizde, ülkemizde ve sınırlarımız ötesinde yaklaşık 8 milyon Suriyeli kardeşimiz hayatlarını idamesi için gayret gösterirken diğer taraftan Kovid-19 ile mücadelemiz devam ediyor. Tüm bunlarla birlikte diğer tehdit, risk ve tehlikelere rağmen başlatmış olduğumuz operasyonların da kesintisiz şekilde devam ettiğini de ifade ettik. Ayrıca NATO'ya karşı karada, denizde ve havada yaptığımız bazı taahhütler var. Bu operasyonlarımız kesintisiz şekilde devam ederken bunları da eksiksiz, aksaksız ve başarılı bir şekilde arkadaşlarımızın yerine getirdiğini de orada gerekli somut bilgileri ortaya koyarak sayın bakanların dikkatlerine sunduk.'Toplantıda Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki gelişmelerin de ele alındığını bildiren Akar, 'Barış ve istikrarın sağlanması için neler yapılması gerektiği konusundaki değerlendirmelerimizi ifade etme fırsatı bulduk. Bizim söylediğimiz temel konu, Güney Kafkasya'daki barış ve istikrarın sağlanmasının temel şartı, Ermenistan'ın işgal ettiği Azerbaycan'ın öz topraklarından çıkması ve burayı bir an önce terk etmesi. Bu hususu da konuşmalar sırasında dile getirdik.' diye konuştu.Türkiye'nin Azerbaycan Türkü ile beraber olduğunu, haklı davalarında Azerbaycan'ın yanında yer aldığını tekrar tekrar söylediklerini dile getiren Akar, toplantıda ele alınan diğer bir önemli konunun ise Ege ve Akdeniz'deki gelişmeler olduğunu söyledi.'Bir teklif ortaya koyduk'Türkiye'nin sorunların çözümünde uluslararası hukuktan, iyi komşuluk ilişkilerinden, diyalogdan ve siyasal çözümlerden yana olduğunu yineleyen Akar, 'Bugüne kadar yaptıklarımızı ve beklentilerimizi açık ve net bir şekilde ortaya koyduk.' ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'in görüşmesi sonrasında kararlaştırılan Türkiye-Yunanistan askeri heyetleri arasındaki 'Ayrıştırma Usullerinin' ele alındığı teknik toplantıların NATO Karargahı'nda yapıldığını anımsatan Akar, sözlerine şöyle devam etti:'Bu toplantıları bizim ön koşulsuz olarak kabul ettiğimizi, dolayısıyla komşumuzun da aynı şekilde ön koşulsuz olarak toplantıya katılmasını bekliyoruz. Bu konudaki fikirlerimizi her zaman, her yerde söyledik, söylemeye devam ediyoruz. Diğer taraftan da bugün 8'incisi yapılması gereken bu toplantının ertelenmesinden duyduğumuz hayal kırıklığını da toplantı sırasında ifade etme fırsatı bulduk. Biz diyaloğu, görüşmeleri, uluslararası hukuku desteklediğimizi, iyi komşuluk ilişkilerinden yana olduğumuzu ifade ederken Türkiye'nin hak ve menfaatlerinin korunması ve kollanması konusunda azimli ve kararlı olduğumuzu da herkesin bilmesi lazım. Bunları Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere ilgili bakanlarımız ve ilgili kurum kuruluşlarımızın yetkilileri ifade etti, etmeye devam ediyor.'Türkiye'nin hak ve hukukunun çiğnendiği hiçbir oldu bittiye göz yummayacaklarını bir kez daha vurgulayan Akar, şunları kaydetti:'Biz, Ege ve Doğu Akdeniz'de sorunların çözümünde daima hukuktan, diyalogdan ve siyasi çözümden yana olduk. NATO Genel Sekreteri de konuşmasında diyalog konusunu destekler açıklamalar yaptı. Komşumuz tarafından daha önce 29 Ekim'i kapsayacak şekilde bir NAVTEX ilan edilmiş, biz de buna karşılık 28 Ekim'de NAVTEX ilan etmiştik. Bugünkü gelişmeleri değerlendirdik. Toplantının genel akışına, prensiplerine uygun bir şekilde bir teklif ortaya koyduk. İyi niyet göstergesi olarak, diyaloğu artırıcı bir katkı sağlamak maksadıyla bu NAVTEX'imizi iptal edebiliriz, siz de ederseniz. Bunu son derece olumlu bulan Sayın Genel Sekreter teklifimizi destekledi. Daha sonra da Yunan mevkidaşımız da bunu desteklediğini, olumlu yaklaştığını ifade ettiler. NATO Karargahı'ndaki Daimi Temsilciliğimiz ve Askeri Temsilciliğimizdeki arkadaşlarımız bu konu üzerinde çalışıyorlar. Önümüzdeki günlerde işlemlerini tamamlamalarını bekliyoruz ve konuyu takip ediyoruz.'
İspanya'da Kovid-19 Vakalarındaki Artış Bölgesel Ohal'i Zorunlu Kılıyor
MADRİD (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında son 24 saatte 19 bin 851 yeni vakanın tespit edildiği İspanya'da olağanüstü hal (OHAL) uygulanmasını isteyen özerk bölgelerin sayısı gün geçtikçe artıyor.Sağlık Bakanlığı, dün 1 milyon 26 bin 281 olarak açıkladığı toplam vaka sayısını bugün 19 bin 851 artışla 1 milyon 46 bin 132 olarak güncelledi.İspanya'da ayrıca pandemi kaynaklı ölümlerde sayının son 24 saatte 231 arttığı görüldü.Bakanlık, son 7 günde 655 kişinin salgından hayatını kaybettiğini ve toplam sayının 34 bin 752'e çıktığını duyurdu.Diğer yandan, Kovid-19'daki yüksek vaka artışlarından dolayı serbest dolaşımı kısıtlayan tedbirler alan özerk bölgelerin sayısı arttı.Bask, Asturias, Extremadura özerk bölgeleri ile Fas topraklarında olup İspanya'ya bağlı olan Melilla kenti de bölgesel OHAL ilan edilmesi için merkezi hükümete başvurdu. Son bir haftadır bar ve restoranları kapatan Katalonya özerk hükümeti de benzer ek tedbirler alınmasını görüşmek üzere olağanüstü toplandı.15 gün için ilan edilen OHAL süresi yarın dolacak Madrid özerk yönetimi ise yeni önlemler açıkladı.Buna göre, Madrid'de gece yarısından sabah saat 06.00'a kadar zorunlu olmadıkça sokağa çıkmaya yasak getirildi.Ekonomik krizden dolayı ticari kuruluşlara uygulanan tedbirleri biraz olsun hafifleten yerel yönetim bar ve restoranlarda doluluk oranını iç mekanlarda yüzde 50, dış mekanlarda yüzde 75 olarak belirledi.Restoranların saat 23.00'ten itibaren müşteri kabul edemeyeceği ve en geç 24.00'te kapanması gerektiği açıklandı.Başbakan Pedro Sanchez de düzenlediği basın toplantısında, 'Kovid-19'un bulaşmasını önlemek için dolaşımı kısıtlamak ve sosyal mesafeyi korumak gerekiyor. Bunun başka bir yolu yok.' dedi.İspanyollara ve siyasi partilere salgına karşı mücadelede 'birlik ve sosyal uzlaşı' çağrısı yapan Sanchez, 'Salgının başlarında vakaların sadece yüzde 30'u tespit ediliyordu. Şimdi bunu yüzde 70'e çıkardık. Yani şu anda 1 milyon vakadan konuşuyorsak gerçekte bu salgının bulaştığı kişilerin sayısının 3 milyondan fazla olduğunun bilincinde olmalıyız.' şeklinde konuştu.Portekiz'de sokakta maske takma zorunluluğu getirildiPortekiz Sağlık Bakanlığı, Kovid-19'dan son 24 saatte 31 kişinin hayatını kaybettiğini ve 2 bin 899 yeni vaka tespit edildiğini duyurdu.Ülkede bugüne kadar Kovid-19'dan hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 276 olurken, vaka sayısı da 112 bin 440'a ulaştı.Portekiz'de iktidar partisinin, vaka artışlarını azaltmak için kamuya açık tüm alanlarda ve sokakta maske takılmasını zorunlu kılan önergesi mecliste kabul edildi.İlk aşamada 3 ay geçerli olacak maske takma zorunluluğunun gerekirse uzatılacağı bildirildi.Salgına karşı ek önlemlerin alındığı Portekiz'de Kovid-19'un yoğun görüldüğü kentlerde serbest dolaşıma kısıtlama uygulanıyor.
İspanya'da Kovid-19 Vakalarındaki Artış Bölgesel Ohal'i Zorunlu Kılıyor
MADRİD (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında son 24 saatte 19 bin 851 yeni vakanın tespit edildiği İspanya'da olağanüstü hal (OHAL) uygulanmasını isteyen özerk bölgelerin sayısı gün geçtikçe artıyor.Sağlık Bakanlığı, dün 1 milyon 26 bin 281 olarak açıkladığı toplam vaka sayısını bugün 19 bin 851 artışla 1 milyon 46 bin 132 olarak güncelledi.İspanya'da ayrıca pandemi kaynaklı ölümlerde sayının son 24 saatte 231 arttığı görüldü.Bakanlık, son 7 günde 655 kişinin salgından hayatını kaybettiğini ve toplam sayının 34 bin 752'e çıktığını duyurdu.Diğer yandan, Kovid-19'daki yüksek vaka artışlarından dolayı serbest dolaşımı kısıtlayan tedbirler alan özerk bölgelerin sayısı arttı.Bask, Asturias, Extremadura özerk bölgeleri ile Fas topraklarında olup İspanya'ya bağlı olan Melilla kenti de bölgesel OHAL ilan edilmesi için merkezi hükümete başvurdu. Son bir haftadır bar ve restoranları kapatan Katalonya özerk hükümeti de benzer ek tedbirler alınmasını görüşmek üzere olağanüstü toplandı.15 gün için ilan edilen OHAL süresi yarın dolacak Madrid özerk yönetimi ise yeni önlemler açıkladı.Buna göre, Madrid'de gece yarısından sabah saat 06.00'a kadar zorunlu olmadıkça sokağa çıkmaya yasak getirildi.Ekonomik krizden dolayı ticari kuruluşlara uygulanan tedbirleri biraz olsun hafifleten yerel yönetim bar ve restoranlarda doluluk oranını iç mekanlarda yüzde 50, dış mekanlarda yüzde 75 olarak belirledi.Restoranların saat 23.00'ten itibaren müşteri kabul edemeyeceği ve en geç 24.00'te kapanması gerektiği açıklandı.Başbakan Pedro Sanchez de düzenlediği basın toplantısında, 'Kovid-19'un bulaşmasını önlemek için dolaşımı kısıtlamak ve sosyal mesafeyi korumak gerekiyor. Bunun başka bir yolu yok.' dedi.İspanyollara ve siyasi partilere salgına karşı mücadelede 'birlik ve sosyal uzlaşı' çağrısı yapan Sanchez, 'Salgının başlarında vakaların sadece yüzde 30'u tespit ediliyordu. Şimdi bunu yüzde 70'e çıkardık. Yani şu anda 1 milyon vakadan konuşuyorsak gerçekte bu salgının bulaştığı kişilerin sayısının 3 milyondan fazla olduğunun bilincinde olmalıyız.' şeklinde konuştu.Portekiz'de sokakta maske takma zorunluluğu getirildiPortekiz Sağlık Bakanlığı, Kovid-19'dan son 24 saatte 31 kişinin hayatını kaybettiğini ve 2 bin 899 yeni vaka tespit edildiğini duyurdu.Ülkede bugüne kadar Kovid-19'dan hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 276 olurken, vaka sayısı da 112 bin 440'a ulaştı.Portekiz'de iktidar partisinin, vaka artışlarını azaltmak için kamuya açık tüm alanlarda ve sokakta maske takılmasını zorunlu kılan önergesi mecliste kabul edildi.İlk aşamada 3 ay geçerli olacak maske takma zorunluluğunun gerekirse uzatılacağı bildirildi.Salgına karşı ek önlemlerin alındığı Portekiz'de Kovid-19'un yoğun görüldüğü kentlerde serbest dolaşıma kısıtlama uygulanıyor.
Alman Spiegel Dergisi: Frontex Yunanistan'ın Mültecileri Açık Denize Geri İtmesine Destek Verdi
BERLİN (AA) - AB Sınır Güvenliği Ajansı Frontex'in Yunanistan'ın mültecileri açık denize geri itmesine destek verdiği, uluslararası hukuka aykırı davrandığı, kurtarması gereken mülteci botlarını Türkiye sınırına püskürttüğü iddia edildi.Alman Spiegel dergisinin yaptığı araştırma sonucunda ilk kez Frontex yetkililerinin Yunan sınır muhafızlarının yasa dışı uygulamalarının farkında olduklarını ve bazı durumlarda kendilerinin de geri itmelere karıştıkları belirtildi.Spiegel muhabirlerinin bazı uluslararası program yapımcıları ile birkaç ay boyunca Ege'de yaptığı araştırmada, yasaların çiğnenmesinin Avrupa sınırlarında günlük yaşam haline geldiğini ve AB'nin de buna izin verdiğini gözlemlediği aktarıldı. Görüntülere, yazışmalara ve görgü tanıklarının ifadelerine dayandırılan haberde, Yunan sınır muhafızlarının mültecileri açık denize geri ittikleri ve araştırmaların Frontex'in de yasa dışı operasyonlarda yer aldığını gösterdiği ifade edildi. Elde edilen bilgilere göre, Yunan güvenlik güçlerinin Yunan adalarına ayak basan ve Avrupa'ya gelmek isteyen sığınmacıların iltica başvurularını almak yerine onları tekrar denize ittikleri ve şişirilebilir bir lastik bot üzerine bıraktıkları tüm bu işlemlerin Türk sahil güvenliği tarafından filme aldığı kaydedildi.Frontex tarafından kullanılan bir uçağın mültecileri durdurduğu bilgisi paylaşılan haberde, uçaktaki kamera görüntülerinin Varşova'daki Frontex genel merkezine canlı olarak aktarıldığı ancak Frontex’in söz konusu bölgeye mültecilerin kurtarılması için herhangi bir yardım göndermediği ifade edildi.Spiegel’in ve diğer medya organlarının bu zorla geri göndermelerin birçoğunu tam olarak belgelemiş olmasına rağmen Yunan hükümeti, mültecilerin Türkiye'ye zorla geri gönderildiğini reddetti.Yunan sınır muhafızları vicdansızYunan sınır muhafızlarının giderek vicdansızlaştığı vurgulanan haberde Yunan adalarına ulaşmış mültecilerin bile denize geri itildiği ve bu tür işlemlerin uluslararası hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.Yunan sınır muhafızlarınca Türkiye'ye doğru itilen sığınmacılar için yerel halkın bu durumu alaycı bir şekilde 'Yunan su topu' olarak adlandırdığına işaret edildi.Romanya bayraklı Frontex teknesinin aynı gün bölgede olduğuna dikkat çekilen haberde, şu değerlendirmeler yer aldı:“Frontex teknesi mülteci teknesinden sadece birkaç yüz metre uzaktaydı. NATO misyonunda görev yapan bir Alman donanma gemisi de olayı gözlemledi ve bunu federal hükümete bildirdi. Bununla birlikte geri itme bugüne kadar kamuoyuna açıklanmadı. Frontex yetkilileri 8 Haziran'da bir adım daha ileri gitti. Yine Romanya bayrağı altında seyreden 'MAI 1103' gemisi bir mülteci teknesini doğrudan engelledi. Türk sahil güvenliğinin kaydettiği birkaç video söz konusu olayı gösteriyor: Memurlar güvertede duruyor, görünüşe göre suda yüzen mültecilerle iletişim kuruyorlar. Daha sonra mültecilerin yanından yüksek hızda geçerek dalga oluşturuyorlar. Dalgalar mülteci botuna çarpıyor. Daha sonra Rumen yetkililer geri çekiliyor ve Yunan sahil güvenliği olayı devralıyor.” Sığınmacıların topluca geri itilmeleri deniz hukukunu ihlal ediyorHaberde görüşüne başvurulan Max Planck Enstitüsü'nde uluslararası hukukçu olan Dana Schmalz, Frontex'in tutumuna ilişkin şu ifadeleri kullandı: 'Sığınmacıların topluca geri itilmeleri deniz hukukunun ihlali anlamına geliyor. Frontex yetkilileri aşırı kalabalık bir lastik botu durdururlarsa insanları derhal kurtarmak zorundadır. Bunu yapmazlarsa ve hatta bunun yerine denizde dalgalar yaratarak uzaklaşıp kirli işleri Yunanların yapmasına izin verirler ise o zaman yasa dışı geri itmeye dahil olmuş olurlar.' Araştırmaların, nisan ayından bu yana Frontex'in dahil olduğu en az altı geri itme olayının gerçekleştiğini gösterdiği ve Frontex’in de bireysel olayları inkar etmediği vurgulandı. Frontex tüzüğüne göre, polis memurları yasal ihlalleri raporlarına kaydetmesi gerektiği ancak Avrupa'nın dört bir yanından Yunanistan'a birkaç aylığına gönderilen sınır muhafızlarının ev sahibi ülkenin bu tür raporlarla başını belaya sokmayı hoş karşılamadıkları belirtildi. Haberde ayrıca göçmenlerin sorgulanmasının dahi sansürlendiğine yer verilerek Frontex yetkililerine Yunan güvenlik güçlerinin yaptığı geri itmeler hakkında defalarca bilgi verilmesine rağmen Frontex yetkililerinin raporlarında geri itme kelimesinden kaçınılıp bunun yerine 'geri dönüşlerden' bahsettiklerine işaret edildi.Frontex Direktörü Fabrice Leggeri’nin Avrupa Parlamentosuna gönderdiği bir mektupta, ajansın bir geri itme olayını havadan görüntülediğini itiraf ettiği kaydedildi.
Sudan Trump'ın “Terörü Destekleyen Ülkeler” Listesinden Çıkarma Kararını İmzalamasını Memnuniyetle Karşıladı
HARTUM (AA) - Sudan hükümeti, ABD Başkanı Donald Trump’ın Sudan’ı 'terörü destekleyen ülkeler' listesinden çıkarma kararını imzalamasını memnuniyetle karşıladı.
Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, 'ABD Başkanı Trump’ın Sudan’ın adını terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkarma kararını imzalayıp Kongreye göndermesini memnuniyetle karşıladıklarını' belirterek, Trump’a teşekkür etti.Hamduk, 'Sudan’ı terörizm listesinden çıkarma sürecini en kısa sürede tamamlamak için Trump yönetimi ve Kongre'yle koordinasyona devam ettiklerini, Washington ile Hartum arasında Sudan halkının çıkarlarına en iyi şekilde hizmet eden dış ilişkileri sabırsızlıkla beklediklerini' ifade etti.-'Sudan ve şanlı devrimi için tarihi bir gün'Trump’ın imzasının ABD’den ülkesine gelecekte benzer davalar açılmasını engelleyeceğini belirten Hamduk, kararın ülkesinin uluslararası topluma, küresel finans ve bankacılık sistemine, bölgesel ve uluslararası yatırımlara dönüşünün kapılarını sonuna kadar açacağını, vatandaşların para transferini kolaylaştıracağını, teknolojiden en iyi şekilde yararlanılacağını, hava, kara ve deniz ulaşımında ulusal kurumlar kurulmasını kolaylaştıracağını, ülkedeki ekonomi ve hayat şartlarını iyileştireceğini sözlerine ekledi.Egemenlik Konseyinden yapılan yazılı açıklamada da Sudan’ın adının terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkartılması, ülkedeki genel siyasi ve ekonomik duruma ayrıca dış ilişkilere olumlu etkileri olacak büyük bir açılıma eş değer olarak nitelendirildi.Sudan halkının uzun yıllardır beklediği bu adıma ulaşılmasında Egemenlik Konseyi ve hükümetin rolüne vurgu yapılan açıklamada, “Sudan’ın terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkartılması, halkın onurunu geri kazanma savaşındaki zaferini temsil ediyor. Sudan ve şanlı devrimi için tarihi bir gün.' ifadeleri kullanıldı.Açıklamada ABD yönetimi “cesur” kararından dolayı takdir edilirken, bölgesel ve uluslararası arenada amacına ulaşana kadar Sudan’a destek olanlara teşekkür edildi.Bu arada, Sudan devlet televizyonu Sudan, ABD ve İsrailli yetkililerin ortak açıklama yapacağını duyurdu.Kongre'nin önünde 45 günlük süre bulunuyorBeyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Sudan'ı 'teröre destek veren ülkeler' listesinden çıkarma kararını imzaladığını Kongreye bildirdiği kaydedilmişti.Söz konusu adımın, Sudan'ın 'terör kurbanlarına 335 milyon dolarlık ödemeyi yapmasının' hemen ardından atıldığına işaret edilen açıklamada, Sudan'daki yönetime gösterdiği anlayış için de teşekkür edilmişti.Söz konusu karara ilişkin Kongre'nin önünde 45 günlük bir süre bulunuyor; bu süre içinde aksi yönde bir adım atılmaması durumunda Sudan söz konusu listeden resmen çıkmış olacak.Kongre'nin ayrıca, egemen bir devlet olarak Sudan'ın ABD mahkemelerinde yargılamaya maruz kalmaması için gerekli yasal düzenlemeyi de yapması gerekiyor.Trump'ın 335 milyon dolar şartı ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü Twitter hesabından, Sudan'ın ABD'li terör kurbanlarına ve ailelerine 335 milyon dolar tazminat ödeyeceğini duyurmuştu. Trump, bu yapıldığında Sudan'ı 'Terörü Destekleyen Ülkeler' listesinden çıkaracağını vurgulamıştı.
Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk da devlet televizyonunda yayımlanan konuşmasında, ABD'li terör kurbanları ve aileleri için Washington yönetiminin talep ettiği 10 milyar doları aşkın tazminatın bir yıldır yürütülen müzakereler sonucu birkaç yüz milyon dolara düşürüldüğünü ve salı günü itibarıyla hesaba yatırıldığını bildirmişti.ABD'nin kara listeye aldığı Sudan, 27 yıldır ambargo ve yaptırımlarla karşı karşıya
ABD, El Kaide terör örgütü lideri Usame bin Ladin’e 1991-1996 yıllarında kucak açtığı için terör gruplarına destek verdiği gerekçesiyle “kara listeye” dahil ettiği Sudan’a 1997’de ekonomik yaptırım uygulamaya başlamış, Kenya ve Tanzanya’daki büyükelçiliklerine düzenlenen saldırılar sonrası bunları daha da ağırlaştırmıştı.
ABD Yüksek Mahkemesi, 18 Mayıs’ta Sudan hükümetinin, 1998'de ABD'nin Kenya ve Tanzanya'daki büyükelçiliklerine düzenlenen terör saldırılarının kurbanlarına ve yakınlarına 10 milyar dolardan fazla tazminat ödemesini kararlaştırmıştı.
Müzakereler sonucu bu rakam 335 milyon dolara kadar düşürülmüştü.
El Kaide'nin bombalı saldırılarında 224 kişi yaşamını yitirmiş, binlerce kişi yaralanmıştı. Olayın ardından birçok kurban ve yakını ABD'deki eyalet ve federal mahkemelere başvurarak saldırılardan dolayı Sudan hükümetini suçlamış ve tazminat talep etmişti.
ABD mahkemeleri, daha önce görülen davalarda, söz konusu saldırılarda Sudan'ın terör örgütü El Kaide ve örgüt lideri Usame Bin Ladin'e yardım ettiğine hükmetmişti.
Battalgazi Belediye Başkanı Osman Güder'in Kovid-19 Testi Pozitif Çıktı
MALATYA (AA) - Malatya'nın Battalgazi ilçesi Belediye Başkanı Osman Güder'in yeni tip koronavirüs (Kovid-19) testi pozitif çıktı. Güder, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 'Bugün yaptırdığım Kovid-19 testim pozitif çıktı. Hamdolsun, kendimi gayet iyi hissediyorum. Doktorlarımızın tavsiyesiyle tedavim evimde devam edecektir. Rabb'im Şafi ismi şerifleri hürmetine tüm hastalarımıza acil ve hayırlı şifalar lütfeylesin.' ifadelerine yer verdi.
Ardahan Kalesi'nde Bilsem Öğrencilerine Astronomi Dersi
ARDAHAN (AA) - Ardahan Bilim Sanat Merkezi (BİLSEM) öğrencilerine uygulamalı astronomi dersi verildi.Ardahan BİLSEM ile Serhat Kalkınma Ajansınca (SERKA) ortaklaşa düzenlenen etkinlik, Ardahan Kalesi'nde gerçekleşti. Astronom Tamer Akın'ın 'Evrende Biz Neredeyiz' adlı söyleşiyle başlayan ve 'Yıldız Gözlem Gecesi' etkinliğiyle devam eden programda, öğrenciler keyifli anlar yaşadı.Etkinlikte konuşan Ardahan BİLSEM Müdürü Elif Kıral, katılımcılara teşekkür ederek 'Bu etkinliğimiz son derece verimli geçti. Öğrencilerimiz ay ve gezegenleri izleme şansı buldular. Amacımız öğrencilerimizi hak ettiği eğitim ve etkinliklerle buluşturmak. Bu da bunlardan biriydi.'Etkinliğe Ardahan Vali Yardımcısı Mustafa Gürbüz, Milli Eğitim Müdürü Erhan Bulut, SERKA Genel Sekreteri İbrahim Taşdemir, öğrenci ve veliler katıldı.Etkinlikte BİLSEM resim grubu öğrencilerinin 'Yıldızlar' konulu resim sergisi de ilgi gördü.
İsrail Basını: "Tel Aviv, ABD'nin Bae'ye F-35 Satışına Yeşil Işık Yaktı"
KUDÜS (AA) - İsrail yönetiminin, geçen ay ilişkileri normalleştirme anlaşması imzaladığı Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) ABD’nin F-35 savaş uçağı satışına yeşil ışık yaktığı öne sürüldü. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün ABD’yi ziyaret eden Savunma Bakanı Benny Gantz ile görüştü. Başbakanlık ve Savunma Bakanlığından yapılan ortak yazılı açıklamada, ABD’nin BAE’ye “bazı silah sistemlerinin” satışına Tel Aviv’in karşı çıkmayacağı belirtildi. Yerel basın, bu açıklamayla Tel Aviv’in BAE’ye F-35 satışına yeşil ışık yaktığını aktardı. İsrail ile BAE arasında 15 Eylül’de Beyaz Saray’da düzenlenen törenle ilişkileri normalleştirme anlaşması imzalanmıştı. Netanyahu, önceki açıklamalarında ilişkileri normalleştirme anlaşmasına varmalarına rağmen ABD’nin BAE’ye F-35 satışına karşı olduklarını söylemişti.
İslami Cihad Hareketi: Türkiye, İslam'ı Ve Müslümanları Savunan En Cesaretli İslam Ülkesidir
GAZZE (AA) - İslami Cihad Hareketi, Türkiye'nin İslam'ı ve Müslümanları savunan en cesaretli İslam ülkesi olduğunu belirtti. İslami Cihad Hareketi Sözcüsü Davud Şihab, Fransa'da Müslümanlara yönelik ihlallerle ilgili AA muhabirine açıklamada bulundu.Şihab, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un açıklamalarında Müslümanlara karşı açıkça düşmanlık gösterdiğini söyleyerek şunları kaydetti:'Macron'un açıklamalarında Müslümanlara karşı açık bir düşmanlık göstermesi ırkçılığından kaynaklanıyor. Türkiye, İslam'ı ve Müslümanları savunan en cesaretli İslam ülkesidir.'Müslümanlara yönelik ihlallerin Fransa'nın sistematik politikasının bir parçası olduğunu söyleyen Şihab, Müslümanların ülkedeki kurumlara büyük katkıları olmasına rağmen Fransa'nın söz konusu politikasını sürdürdüğünü dile getirdi.Şihab, Fransa'nın ülkedeki Müslümanların başarılarını görmezden geldiğini ve Müslümanlara karşı ırkçılığı koruyup temize çıkardığını ifade etti.Fransa'da başörtülü 2 kadın islamafobik saldırıya uğramıştıFransa'da 16 Ekim'de bir öğretmenin öldürülmesi ve başının kesilmesi olayının ardından siyasetçilerin büyük bir kısmının İslam'ı ve Müslümanları hedef alan açıklamaları üzerine tartışmalar yaşanıyor.Fransa'da, çarşamba günü başörtülü 2 kadın islamafobik saldırıya uğramıştı. Eyfel Kulesi yakınlarında Cezayir asıllı Fransa vatandaşı iki başörtülü kadın, tasmaya bağlı olmayan iki evcil köpek tarafından rahatsız edilmiş, köpeklerin sahipleriyle aile arasında tartışma çıkmıştı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un başını çektiği, İslami kuruluş ve Müslümanlara yönelik baskı sonrası bu tür saldırıların artması dikkati çekiyor. Macron son olarak bir basın açıklamasında, Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan geri durmayacaklarını söylemişti.Cumhurbaşkanı Erdoğan Macron'a tepki göstermiştiTürkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Ekim Salı günü, Diyanet İşleri Başkanlığınca online olarak düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Üye ve Gözlemci Ülkeleri Diyanet İşleri Bakanları/Başkanları/Başmüftüleri İstişare Toplantısı'na gönderdiği videolu mesajda şu ifadeleri kullanmıştı:'İslam'ın yükselişinden rahatsız olanlar, bizzat kendilerinin sebep olduğu krizleri öne sürerek, dinimize saldırmaktadır. İslam ve Müslüman karşıtı söylemler, günümüzde Batılı siyasetçilerin başarısızlıklarını örtmek için başvurdukları en kullanışlı aparatlardır. Yakın zamanda gündeme getirilen 'Fransız İslam'ı', 'Avrupa İslam'ı', 'Avusturya İslam'ı' gibi kavramlar, bunun en son örnekleridir. Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un başını çektiği bu tür girişimlerin esas gayesi, İslam'la ve Müslümanlarla hesaplaşmaktır. 'Aşırılıkla mücadele' kisvesi altında terörle mücadeleden ziyade; zulme tepki vermeyen, zalime ses çıkarmayan pasif, pısırık, korkak, iddiasız bir Müslüman vatandaş profili hedefleniyor.'
Muğla Açıklarında Yabancı Uyruklu 21 Kişi Kurtarıldı
MUĞLA (AA) - Muğla'nın Marmaris ilçesi açıklarında, lastik bottaki 21 yabancı uyruklu karaya çıkarıldı. Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, Bozburun Mahallesi açıklarında lastik bot içinde bir grup yabancı uyruklu olduğu bilgisi üzerine bölgeye gitti. Ekipler, lastik bottaki 21 kişiyi bota alarak, karaya çıkardı. Marmaris Limanı'na getirilen yabancı uyruklular, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.
Hdp Eş Genel Başkanı Sancar, Diyarbakır'da Düzenlenen Toplantıya Katıldı:
DİYARBAKIR (AA) - HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, 'Sadece parlamenter sistemi yeniden kurma hedefiyle sınırlı ufuk, muhalefet için yeterli değildir. Bizim geleceği dönük güçlü bir demokrasi hedefimiz olmalıdır.' dedi.Sancar, bir otelde sivil toplum kuruluş temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda, dün HDP Diyarbakır İl ve merkez Yenişehir ilçe binalarına yönelik operasyonun demokratik siyasete yönelik saldırılar olduğunu öne sürdü. Mücadeleye devam edeceklerini aktaran Sancar, belediyelere görevlendirmeleri eleştirdi.Mecliste Kobani bahanesiyle çıkan olaylara ilişkin araştırma önergeleri verdiklerini ve reddedildiğini anlatan Sancar, 'Bu konuda sorumluluk hem siyasi hem de hukuksal olarak iktidarıdır. Olaylarda 52 kişi katledildi. Bunların büyük bir bölümü HDP'liydi. Kim ne yaptıysa ve kim neden sorumluysa açığa çıkarmak için her türlü çalışmaya varız.' diye konuştu.Hedeflerinin güçlü bir demokrasinin inşası için çalışmak olduğunu ifade eden Sancar, 'Sadece parlamenter sistemi yeniden kurma hedefiyle sınırlı ufuk, muhalefet için yeterli değildir. Bizim geleceği dönük güçlü bir demokrasi hedefimiz olmalıdır. Bugüne kadar temel sorunların çözümünü engelleyen, sorunların kangrenleşmesine yol açan zihniyet unsurlarını sorgulayabileceğimiz hedeflere yoğunlaşmaktır. Sadece son 5 yılı, 18 yılı, 40 yılı değil bence son 100 yılı değerlendirerek geleceğe yönelik hedeflerimizi geniş tartışmamız lazım. Bunu bütün demokrasi güçleri ve demokratlarla yapmak istiyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.