Antalya'da Yaşlı Kadının Darbedilerek Öldürülmesiyle İlgili Aranan İkinci Şüpheli De Yakalandı
ANTALYA (AA) - Antalya'nın Kepez ilçesinde 85 yaşındaki kadını evinde darbederek öldürdükleri iddiasıyla aranan şüphelilerden ikincisi de yakalandı.İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Emek Mahallesi'ndeki evinde ölü bulunan Şadiye Öztürk'ün katil zanlısının yakalanmasının ardından eşkali belirlenen diğer şüpheli S.D'nin de yakalanması için çalışmalarını derinleştirdi.Kepez ilçesinde düzenlenen operasyonla gözaltına alınan zanlı, sağlık kontrolünün ardından Asayiş Şube Müdürlüğüne götürüldü. OlayEmek Mahallesi'nde apartmanın giriş katındaki dairede yalnız yaşayan Şadiye Öztürk, komşuları tarafından 19 Ocak'ta evinde ölü bulunmuş, başında kan olan yaşlı kadının evindeki eşyanın dağınık olduğu görülmüştü.Adli Tıp Kurumunca yapılan ilk incelemede yaşlı kadının başına aldığı darbe sonucu öldüğü saptanmış, güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen polis ekipleri iki şüphelinin eşkalini belirlemişti. Zanlılardan H.K. dün Alanyalı Camisi'nin tuvaletinde Yunus timlerince yakalanmıştı.
Analiz - ABD'nin Yeni Başkanı Biden'ı Trump Sonrası Dönemde Zorlu Bir 4 Yıl Bekliyor
NEW YORK (AA) - İSLAM DOĞRU - ABD'de 6 Ocak 2020'de yaşanan tarihi Kongre baskını sonrası iki haftalık gergin bekleyişin ardından yeni Başkan Joe Biden'ın çarşamba günkü yemin töreni olaysız atlatıldı.Sembolik bir törenden ziyade ülkede güvenlik önlemlerinin test edildiği bir programa dönüşen yemin töreninin ardından Biden, Beyaz Saray'daki başkanlık koltuğuna oturdu ve ilk icraatı, eski Başkan Donald Trump'ın 4 yıllık iktidarı boyunca yürürlüğe soktuğu tartışmalı uygulamaları iptal eden 17 ayrı başkanlık kararnamesini imzalamak oldu.Şu an ülkede Biden'ın başkanlığına ümitle bakılan genel bir hava hakim. Ana akım medya ve iş dünyası Biden'a en üst seviyeden kredi açmış görünüyor, öte yandan yeni başkanın önünde Trump sonrası aşılması gereken uzun ve engebeli bir süreç bulunuyor.Biden'ın, sıra dışı, öngörülemez biçimde, devlet teamüllerinin dışında başkanlık yapan Trump'tan geriye kalan iç ve dış politikadaki sorunlarla boğuşması ve ülkeyi Trump öncesi rotaya sokması bekleniyor.İç politikada Kovid-19 salgını liste başındaBiden'ın iç politikada en öncelik verdiği konuların başında, ülkeyi alt üst eden yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınını kontrol altına alma hedefi geliyor. Kovid-19 verilerinin derlendiği 'Worldometers' internet sitesine göre, vaka sayısı 25 milyonu geçen ülkede can kaybı da 420 bini aşmış durumda.Kovid-19 salgınının, başkanlık yarışında kendisine Beyaz Saray'ın yolunu açtığının bilincinde olan Biden, salgını bir an önce kontrol altına alamaz ise seçim kampanyası sırasında bu konuda becerisizlikle suçladığı selefi Trump'ın durumuna düşeceğinin farkında.Biden nitekim göreve geldiği ilk gün Beyaz Saray'da imzaladığı ilk kararnameyle federal kurumlarda ve devlet dairelerinde maske takmayı zorunlu hale getirdi.Joe Biden'ın önündeki bir diğer önemli mesele de salgından darbe yiyen ABD ekonomisi. Çalışma Bakanlığının Aralık 2020 istatistiklerine göre, ülkede işsizlik yüzde 6,7 civarında. Mart-Nisan 2020'deki ilk dalgada işsizlik oranlarına kıyasla göstergeler çok iyi durumda olsa da Kovid-19'dan önce bu oranın 3,5 civarında olduğu biliniyor.Biden siyasi kutuplaşmayla da mücadele etmek zorundaYeni başkanı bekleyen en zorlu sorunlardan biri de ABD'de son 4 yılda zirveye çıkan siyasi kutuplaşma. Siyasi kutuplaşmaya, ırkçılık, göçmen karşıtlığı, adaletsizlik gibi toplumsal sorunlar eşlik ediyor. Biden, yemin töreni konuşmasında 'birlik' mesajını üstüne basarak verse de Trump'ın ardında bıraktığı siyasi ve toplumsal miras, yeni başkanın uzun süre peşini bırakmayacak gibi görünüyor.Trump'ın, tarihte Cumhuriyetçi Parti içinde en fazla oyu almasına rağmen seçimi kaybedip Beyaz Saray'a veda etmesi ve 75 milyon Trump seçmeninin neredeyse yüzde 70'inin hala başkanlık seçimine 'hile' karıştırıldığı iddiasına inanmasının, toplumda Biden yönetimine güven sorunu yaratması bekleniyor. Bu sorun, Biden döneminde muhtemelen kapanmayan toplumsal yara olarak yeni başkanın başını ağrıtmaya devam edebilir.Bu bağlamda şuna da vurgu yapmak gerekiyor; ABD'de başkanlar görevleri sona erdikten sonra genelde siyaset sahnesinden çekilip anılarını yazarken, Trump, başkanlığında olduğu gibi başkanlık sonrası dönemde de bu geleneğe uymayacak gibi duruyor.Andrews Hava Üssü'nden Florida'daki malikanesi Mar-a Lago'ya uçmadan önce başkan olarak yaptığı son konuşmada Trump'ın, 'Başka bir formda, bir şekilde görüşeceğiz' şeklindeki ifadesi bunun işaretçisi olarak görülüyor. Bu söylem, Trump'ın Cumhuriyetçi Partide geleneksel akıma karşı kendi partisini kurabileceği şeklinde de değerlendiriliyor.Donald Trump, yeni bir parti kurarsa sistemde Beyaz Saray'a muhalefet eden tek yapı konumundaki Kongre dışında bir ilke imza atarak Demokrat yönetime muhalefet eden bir hareket olarak siyasetteki varlığını sürdürebilir.Öte yandan, Biden iktidarı sırasında Trump için yargılama süreci de ihtimal dahilinde. New York Başsavcılığı, daha başkanlığı döneminde Trump hakkında vergi kaçırma nedeniyle soruşturma başlatmıştı. Artık başkanlık dokunulmazlığı kalmayan Trump'a veya ailesine yönelik benzeri soruşturmalar, eski başkanı ülke gündeminin ilk sırasına yerleştirebilir. Bu durumun Trump ile destekçileri arasındaki bağı eski başkanı kahramanlaştırarak diri tutabileceği de öngörülüyor.Biden'ın dış politika çizgisi Obama döneminin devamı olabilirBiden'ın dış politikada, kabinesine seçtiği isimlere bakarak Obama döneminden çok farklı bir yol izlemeyeceği söylenebilir. Joe Biden, küresel masaya tekrar oturmak istediğini ve ABD'nin Trump öncesi yürüttüğü klasik dış politikaya dönmeyi hedeflediğini açıklarken, yeni dönemde ülkelerle ilişkilerde tekrar devletlerin kurumsal yapılarının öne çıkması, kapalı kapılar ardında diplomasiye dönülmesi bekleniyor.Bu anlamda uluslararası siyasetin, beklentilerin ve tepkilerin daha tahmin edilebilir hale geleceği bir zemine kayması ihtimali güçleniyor. Biden döneminde Türkiye ile ilişkilerABD-Türkiye ilişkilerinin Biden döneminde nasıl bir seyir izleyeceği de merak edilen konuların başında geliyor.Biden'ın dış politika ekibinden üç isim, Dışişleri Bakanı adayı Anthony Blinken, Savunma Bakanı adayı Lyod Austin ile ulusal güvenlik ekibinde Orta Doğu ve Kuzey Afrika Koordinatörlüğüne getirileceği açıklanan Brett McGurk, Türkiye'yi yakından ilgilendiren isimler olacak.Bu isimlerin Obama döneminde Suriye'de DEAŞ'a karşı mücadele adı altında, YPG/PKK terör unsurlarıyla yakın iş birliği politikası izlemesi, Suriye artık Obama dönemindeki Suriye olmasa da bölgede Türkiye ile ABD arasında aynı sorunların yeniden yaşanması ihtimalini taşıyor.Biden döneminde Türkiye ile çözüm bekleyen diğer en önemli husus, Rusya'dan alınan S-400 hava savunma sistemleri. Trump, S-400 konusunda yeri geldiğinde Türkiye'nin haklılığını dillendirmekten çekinmezken, Biden'ın bu konuda Kongrenin, Pentagon'un ve Türkiye karşıtı lobilerin daha fazla etkisinde kalabileceği düşünülüyor.Ancak Biden yönetiminin gerek Suriye gerek S-400 konusunda Türkiye'yi Rusya'nın çekim alanına iten tutumlardan vazgeçerek daha yapıcı ve makul politikalar izlemesi de beklentiler arasında. Trump'ın aksine NATO'yu önemseyen Biden'ın, yarım asırdan fazladır NATO'da en önemli müttefiklerinden biri olan Türkiye'den, en azından jeopolitik ve bölgesel güç konumu nedeniyle kolay vazgeçebileceğine ihtimal verilmiyor.Bunun dışında, Doğru Akdeniz, Libya, Ege, Kafkaslar gibi daha birçok konu, iki ülke arasında masaya yatırılması muhtemel başlıklar olarak bekliyor.Biden yönetiminin, kurumsal yapıların dışında Washington'da dış politikayı etkileyen Ermeni, Rum ve İsrail lobilerinin etkisine açık olduğu dikkate alındığında, Türkiye, gelecek 4 yıl boyunca masada ne kadar haklı bir pozisyonda olduğundan ziyade haklılığını, kamu diplomasisiyle ne kadar anlatabileceğiyle sınanacak gibi görünüyor.Özetle Biden yönetiminin, Türkiye ile ilişkilerde iniş çıkışlı tümseklere ve keskin virajlara rağmen, uzun vadede her iki ülkenin çıkarına bir iş birliği için çözümler üretmeye açık olacağı en azından ümit ediliyor.
İran'da Son 24 Saatte Kovid-19'Dan 75 Kişi Hayatını Kaybetti
TAHRAN (AA) - İran'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 75 artarak 57 bin 225'e yükseldi.Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Sima Sadat Lari, yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgınında son 24 saatte 75 kişinin hayatını kaybettiğini, 6 bin 305 yeni vaka tespit edildiğini ve bunlardan 589'unun hastanelere yatırıldığını belirtti.Lari, böylece virüs kaynaklı toplam can kaybının 57 bin 225'e, vaka sayısının da 1 milyon 360 bin 825'e çıktığını aktardı.Kovid-19'a yakalanan hastalardan 4 bin 134'ünün yoğun bakım ünitelerinde tedavi gördüğünü söyleyen Lari, salgının başlangıcından bu yana iyileşenlerin sayısının ise 1 milyon 151 bin 676'ya ulaştığını ifade etti.Lari ayrıca, ülkede yapılan toplam test sayısının bugün itibarıyla 8 milyon 796 bin 864 olduğunu kaydetti.
Irak Başbakanı Kazımi, Bağdat'taki Saldırıda Güvenlik Zafiyeti Olduğunu Yineledi:
BAĞDAT (AA) - Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi, başkent Bağdat'taki saldırıda güvenlik zafiyeti bulunduğunu tekrarlayarak bir daha bunun yaşanmasına izin vermeyeceklerini söyledi.Başbakan Kazımi, dün başkentte 32 kişinin ölümüne, 110 kişinin yaralanmasına yol açan saldırının ardından Ulusal Güvenlik Konseyini olağanüstü topladı. Toplantıdaki konuşmasında terör örgütü DEAŞ'ın Bağdat'ta saldırılar düzenlemek için her gün çaba içinde olduğuna dikkati çeken Kazımi, dünkü intihar saldırısıyla ilgili yine güvenlik açığından söz etti.Kazımi, 'Güvenlik sadece basında konuşulacak bir kelimeden ibaret değil, sorumluluktur. İnsanlarımızın ve çocuklarımızın hayatı ucuz değil. Vatandaşların güvenliğini koruma sorumluluğunu üstlenmeyenler görevlerini bıraksınlar. Dün yaşananlar güvenlik zafiyeti ve açığıydı. Bunun tekrarlanmasına izin vermeyiz.' ifadelerini kullandı.Irak Başbakanı, istihbarat birimlerinde bazı zorlukların bulunduğunu ve bunların giderilmesini bizzat kendisinin takip edeceğini dile getirdi. Kazımi, sözlerini şöyle sürdürdü:'Irak, tek bir devlettir ve tüm güvenlik ve askeri birimleri tek ruhla çalışmalıdır. İstihbarat birimlerinin tek çatı altına toplanmasını sağlayacağız. Güvenlik makamı sorumluluktur. Bir güvenlik açığı yaşandığında da sorumluluğu güvenlik liderleri üstlenir. Irak'ın bu tarihi döneminde güvenlik, siyasi ve ekonomik alanda liyakatli liderler yetiştirme görevimiz bulunuyor.'Bağdat'ta dün bir pazar yerinde çifte intihar saldırısı sonucu 32 kişi hayatını kaybetmiş, 110 kişi yaralanmıştı. Saldırıyı terör örgütü DEAŞ üstlenmişti.Irak Başbakanı Kazımi, dünkü açıklamasında da olayda güvenlik açığı bulunduğuna işaret etmiş, akşam saatlerinde askeri ve güvenlik bürokrasisinde üst düzey isimleri görevden almıştı.
Tarihçi Ve Yazar Yavuz Bahadıroğlu'nun Vefatı
İSTANBUL (AA) - Yavuz Bahadıroğlu mahlasıyla bilinen tarihçi ve yazar Niyazi Birinci'nin vefatının ardından basın ve edebiyat dünyasından birçok isim üzüntüsünü dile getirdi.Tarihçi yazar Mustafa Armağan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:'Cesaret bir tarihçide aranacak vasıflardan sayılmaz ama bu ülkede tarihçi cesur olmazsa söyleyecekleri boğazında düğümlenip kalır. Aynı şekilde güzel yazmak da tarihçiliğin olmazsa olmazlarından değildir ama müzmin okuma tembelliğimiz göz önünde bulundurulduğunda kalemin pırıltısı cezbeder okuru. Keza tarihi tatlı bir üslupla anlatmak da bir yazarın niteliklerinden değildir ama okumaktan çok dinlemeye meyyal bir toplumda güzel konuşmanın kalp ve zihinleri açtığına şahit oluruz.İşte merhum Yavuz ağabey bu üç vasfı kendisinde birleştirebildiği, bir de bunlara yüreğini, samimiyetini, tarihin içinden geliyormuşçasına kükreyen sesini katmayı bildiği için cesaretiyle, kalemiyle, kelamıyla, en önemlisi, kurucu başkanlığına aday olduğu 'Yürek Devleti'yle yüzbinlerin, hatta milyonların kalbinde taht kurmayı başarmıştı.Gerçi bunu başarmak hiç kolay olmadı. Toprak çoraktı, besleyecek gübre lazımdı, bulup üzerine yaydı. Çapalanması gerekiyordu, elleriyle çapaladı. Fidanlar lazımdı, buldu, ekti, yüreğinden estirdiği güzellik rüzgarıyla ve o rüzgarın getirdiği gümrah bulutlardan akan bereketli yağmurlarla suladı. Adım adım dolaştı Anadolu'yu, yetmedi Avrupa'daki vatandaşlarımıza uzattı elini, dilini, kalbini. Böylece neredeyse bir ömür boyu bu topraklarda kimliği ve şahsiyeti olan bir orman yetişmesi için emek verdi.Topraklarımıza içinden yağmur sağdığı bulutlar tarih diyarından sökün ediyordu. Yaşanmış tarih yaşanması gerekenleri öğretiyordu gençliğe. 'Buhara Yanıyor'da içimize çöreklenen sancı Sunguroğlu'nun bükülmez şecaatiyle dengeleniyor, Osman Gazi'nin alplerinden Yavuz Sultan Selim'in Hilafet sancağına, Sultan IV. Murad'dan son kitabı Şeyh Şamil'e uzanan baş döndürücü bir tarih galerisi uzanıyordu önümüzde. Altı ayrı mahlasla yazdığını söyleyip kendisini küçümsemeye kalkanlara 'Ortada yazar mı vardı ki! Eli kalem tutan birini buldu mu millet her şeyi yazmamızı istiyordu. Ben de beşe, altıya bölünerek bu eksiği kapamaya adadım kendimi' demişti.Velhasıl yazı dünyamız hala Ahmed Midhat Efendi'lere muhtaç. Yavuz Bahadıroğlu'nun tarih üzerinden bir milleti diriltme gayreti milyonların yüreğine dokunabildiği için hepimize örnek olmalı. Unutmayalım ki kalp sarayı dünyadaki saraylardan daha uzun ömürlü. O güzel yüreğin atışlarının içimizde, hafızamızda, konuşmalarımızda devam edeceği muhakkak.Yunus Emre öyle dememiş miydi, 'Ölür ise ten ölür / Canlar ölesi değil'. Bize daima ölmeyenlerin hikayelerini anlatan Yavuz ağabeyin ölmesi mümkün mü? Ne demişti Mevlana, 'Gül bahçesine giren gül olur, gül olamazsa da gül kokar'. Rabbim cümlemize onunki gibi gül kokan ölümler nasip etsin.''Allah onu yazsın diye yaratmış'Gazeteci Ahmet Tezcan, Niyazi Birinci'nin tarihi romanlarıyla okurlara tarih bilinci aşıladığına dikkati çekerek, 'Yavuz Bahadıroğlu tarihi romanlarıyla tanınan biriydi. Sürekli yazardı. Benim bildiğim kendi Niyazi Birinci adı ve Yavuz Bahadıroğlu dışında 3 müstear isimle tarihi romanlar, çocuk hikayeleri, şiirler, makaleler, hikayeler yazardı. Allah onu yazsın diye yaratmış.' dedi.Birinci'nin davudi sesiyle sohbetine doyum olmadığını anlatan Tezcan, 'Çok hoş bir insandı, çok hoş gülerdi. O kadar güzel sesi vardı ki, şiir gibi onu dinlerdiniz. Ayrıca çok da mücadeleci bir adamdı. İnandığı meseleleri sonuna kadar savunur ve onları hayatında yaşamaya çalışırdı. Biz onu öyle tanıdık. Allah gani gani rahmet eylesin.' diye konuştu.'Ahmet Mithat Efendi'den sonra en çok yazan kişiydi'Yazar Mehmet Paksu da Birinci'yle 40 yıl birlikte çalıştıklarını dile getirerek, 'Birçok konuda yazdı. Çocuk kitapları, romanlar, tarihi kitaplar, aileyle ilgili kitaplar, Yeni Nesil gazetesinde 4-5 imza ile yazardı. Romanlarını yazma anlarına şahidim. Sabah namazına kadar yazar, sonra 2 saat uyur, sonra gelir gazetede kendi odasında çalışmaya devam ederdi. Yani günlük 1-2 saatlik uykuyla hayatı geçti.' ifadelerini kullandı.Birinci'nin birçok insanın elinden tutarak yardım ettiğini ve yazar olmasına vesile olduğunu hatırlatan Paksu, 'Arkadaş, dost canlısı, bizim için bir abiydi. Türkiye'de Avrupa'da binlerce konferans verdi. Çok iyi bir hatipti. Saatlerce dinleyicileri tutardı, iyi bir radyo programcısıydı. Kimsenin önünde eğilmedi. Biz beraber 1981'de Can Kardeş çocuk dergisini çıkarmıştık. Derginin 3'te 2'sini kendisi yazardı. Ahmet Mithat Efendi'den sonra tanıdığım en çok yazan kişiydi Yavuz Bahadıroğlu. Mithat Efendi de her konuda yazan biriydi. Ailesine çok düşkün, çocuklarına çok düşkün biriydi. İyi bir aile babasıydı.' değerlendirmesinde bulundu. Yazar Vehbi Vakkasoğlu ise Yavuz Bahadıroğlu'nun yazıya aşık bir yapısı olduğuna değinerek, 'Yıllarca komşuluk yaptık. Sabaha kadar daktilosunun sesi bitmezdi. Yani yazmak onda bir sevda halindeydi. Daha doğrusu 1970'li yılların ortasından itibaren örnek aldığımız biriydi. Yorulmak bilmezdi. Bir hizmet aşkıyla, bu milletin evlatlarına irfan kültüründen bir nebze güzellik sunabilmek için gecesine gündüzüne katan bir insandı.' dedi.Birkaç kuşağın Bahadıroğlu'yla okumayı, ecdadını ve tarihi sevdiğini aktaran Vakkasoğlu, şöyle devam etti:'Tarihi romanları çok önemli bir boşluğu doldurdu. Reklamsız, tanıtımsız Anadolu insanının köklerine dönme heyecanı içinde yayıldı gitti kitapları. İşini bir sevda haline getirmiş olan Yavuz Bahadıroğlu tarihin ibretli, ders ve heyecan yanlarını bir avuç adam içinde en fazla aşk ve şevkle gündeme getiren kişi oldu. Bu hizmeti unutulur değil. Gerçekten azimli ve kararlı bir insandı. Hiçbir zorluk onun önünü kesmedi. Pandemiden önce yaşlılığına rağmen bütün fuarlara, davetlere, konferanslara giderdi. Özellikle işin içinde gençler varsa yorulmadan hepsine katılmıştır.' 'Milletin ruh kökünü, dününü, yarınına bağlayan muhteşem bir kalemdi'Bir dönem Moral FM Genel Müdürlüğü yapan Haluk İmamoğlu, Birinci'yle yaklaşık yarım asırlık beraberliği olduğunu ifade ederek, 'Rize'den İstanbul'a geldiğinde gazeteciliğe başladı. O zamanlar ilk yazdıklarını bana gösterirdi. Gerçekten yazma kabiliyeti vardı. 10 yıl Moral FM'de haftanın olaylarını yorumladık beraber. Milletin ruh kökünü, dününü, yarınına bağlayan muhteşem bir kalemdi.' dedi.
İstanbul Kadılığı Dairesi Müftülük Tarafından Yeniden İhya Edildi
İSTANBUL (AA) - Fatih'in Süleymaniye Mahallesi'nde müftülük bahçesinde bulunan ve çıkan yangınlarla yıkılan İstanbul Kadılığı Dairesi aslına uygun olarak ihya edildi.İstanbul Müftülüğü'nde düzenlenen açılış törenine, İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Ali Özyiğit, Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz, Vakıflar 1. Bölge Müdürü Hayrullah Çelebi, eski İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz ve davetliler katıldı.Törende konuşan İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mehmet Emin Maşalı, yeniden yapılan binanın 1826’da Sultan 2. Mahmud'un emri ile Yeniçerilerin merkezi iken Bab-ı Meşihat'e yani Şeyhülislamlık makamına dönüştüğünü bildirdi.Binanın 1926'da geçirdiği yangın sonrası kullanılamaz duruma geldiğini ifade eden Maşalı, Diyanet İşleri Başkanlığının kurulmasıyla binanın İstanbul Müftülüğüne devredildiğini aktardı.Binanın Kadı Konağı olarak hizmet verdiğini, müftülük tarafından kullanılan binanın ise Fetva Makamı olduğunu anlatan Maşalı, '2018'de Hasan Kamil Yılmaz hocamızın müftülüğü döneminde tarihi binanın yeniden ihyası için çalışmalar başlatıldı. Hocamın başlattığı bu hizmeti tamamlamak bir talebesi olarak bana nasip oldu. Müftülük binası olarak kullandığımız Fetvahane binası da 1982'de bir yangın geçirdi ve yeniden inşa edildi. Ancak bina aslına uygun inşa edilmemiş. Biz bu binayı da aslına uygun şekilde ihya etmeyi amaçlıyoruz.' şeklinde konuştu.İstanbul Vali Yardımcısı Özyiğit de yaptığı konuşmada kadılık müessesesinin Osmanlı Devleti'nde önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.Osmanlı'nın üç kıtada hüküm sürmesinde sistemi ayakta tutanın kadılar olduğunu dile getiren Özyiğit, 'Kadılar özel olarak yetiştiriliyor ve mutlaka merkezden atanıyor. Yerel kadılık yok. Kadılar Müslüman ama tamamına yakını Türk soylu. Diğer idari birimlerde devşirme kullanılsa da kadılıkta pek kullanılmamış. Bugünkü kaymakamlarımızın, belediye başkanlarımızın önemli görevlerini kadılık yürütüyor. Bunu yanı sıra dini görevleri de var.' ifadelerini kullandı.Eski İstanbul Müftüsü Hasan Kamil Yılmaz'ın yaptırdığı duanın ardından kurdele kesilerek bina hizmete açıldı.
Reklam
Ösym, Yerleştirme İstatistiklerinin Yer Aldığı Tus Değerlendirme Raporu'nu Yayımladı
ANKARA (AA) - Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi'nin (ÖSYM) 2020-Tıpta Uzmanlık Eğitim Giriş Sınavı (TUS) 1 ve 2. dönem değerlendirme raporu yayımlandı. ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan raporda, adayların yerleştirme istatistikleri ile TUS testlerinin kapsamları yer aldı.TUS'un, Temel Tıp Bilimleri Testi (TTBT) ve Klinik Tıp Bilimleri Testi (KTBT) olmak üzere iki oturumda yapıldığı hatırlatılan rapora göre, TUS 1. dönem TTBT doğru cevap sayısı ortalaması 57,33 ve KTBT doğru cevap sayısı ortalaması 60,45, TTBT'nin ortalama güçlük düzeyi 0,48, KTBT'nin ortalama güçlük düzeyi 0,50, TTBT ve KTBT'nin ortalama soru ayırt edicilik değerleri de 0,35 ve 0,29 olarak hesaplandı. Yine bu dönem güvenirlik analizinde TTBT'ye ait puanlardan elde edilen iç tutarlılık katsayısının 0,94, KTBT'ye ait puanlardan elde edilen iç tutarlılık katsayısının ise 0,91 olduğu görüldü.TUS 2. dönem TTBT doğru cevap sayısı ortalaması 52,93 ve KTBT doğru cevap sayısı ortalaması 65,77, TTBT'nin ortalama güçlük düzeyi 0,44, KTBT'nin ortalama güçlük düzeyi 0,55, TTBT ve KTBT ortalama soru ayırt edicilik değerleri 0,34 ve 0,30 olarak hesaplandı. Bu dönemin güvenirlik analizinde ise TTBT'ye ait puanlardan elde edilen iç tutarlılık katsayısı 0,94, KTBT'ye ait puanlardan elde edilen iç tutarlılık katsayısı ise 0,92 oldu.Raporda yer verilen 2020-TUS 1. dönem sonuçlarına göre açılan 6 bin 155 uzmanlık kontenjanına 2 bin 665'i kadın, 2 bin 210'u erkek olmak üzere 4 bin 875 aday yerleştirildi, bin 280 kontenjan boş kaldı. 2. dönem sonuçlarına göre ise açılan 6 bin 24 kontenjana 2 bin 457'si kadın, 2 bin 470'i erkek olmak üzere 4 bin 927 aday yerleştirildi, bin 97 kontenjan dolmadı.ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, uygulanan sınavların analiz ve değerlendirme raporlarını yayımlamaya devam ettiklerini belirtti.
Konya'da 2 Kişiyi Tabancayla Öldüren Şüpheli Adliyeye Sevk Edildi
KONYA (AA) - Konya'da komşuların kavgasında, boşandıktan sonra birlikte yaşamaya devam eden çiftin tabancayla öldürülmesine ilişkin gözaltına alınan zanlı adliyeye sevk edildi. Selçuklu ilçesi Malazgirt Mahallesi Mehtap Caddesi'nde, aralarında husumet olduğu öğrenilen Gonca Pekşen (39) ile Abdullah Koçak'ı (40) silahla öldüren karşı komşuları Özkan C'nin emniyetteki işlemleri tamamlandı.Zanlının eşiyle Abdullah Koçak arasında gönül ilişkisi olduğunu öğrendikten sonra karısı N.T'yi boşadığı, bunu öğrenen Koçak'ın eşi Gonca Pekşen'in de Koçak'tan ayrıldığı, bu sebeple aralarında husumet oluştuğu öğrenildi.Öldürülen çiftin daha sonra birlikte yaşamaya devam ettiği, dün de market dönüşü Pekşen'in, Özkan C'ye sözlü sataşmada bulunması üzerine, Özkan C'nin ruhsatlı tabancasıyla Pekşen ve Koçak'ı vurduğu bilgisine ulaşıldı.Zanlı Özkan C, sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edildi.OlayMerkez Selçuklu ilçesinde Malazgirt Mahallesi Mehtap Caddesi'nde dün Özkan C. aralarında husumet bulunduğu öğrenilen komşuları Gonca Pekşen (39) ve Abdullah Koçak (40) ile tartışmış, olayın kavgaya dönüşmesi üzerine Özkan C. çifte tabancayla ateş açmıştı.Zanlı, olaydan kısa bir süre sonra polis ekiplerince gözaltına alınmıştı.
Reklam
Başkentte Hastanenin Çamaşırhanesinde Çıkan Yangın Söndürüldü
ANKARA (AA) - Ankara'da Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin çamaşırhanesinde çıkan yangın, itfaiye ekiplerince kısa sürede söndürüldü.Alınan bilgiye göre, Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin çamaşırhanesinin bulunduğu blokta yangın çıktı.Yangını fark eden hastane personelinin durumu bildirmesi üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi ve polis sevk edildi.Çamaşır makinesinin elektrik aksamındaki arızadan çıktığı belirtilen yangın nedeniyle çamaşırhanenin bulunduğu binadaki hastalar diğer bloklara nakledildi. Yangından bazı hastane çalışanları da etkilendi. Dumandan etkilenen bir güvenlik görevlisine ambulansta oksijen verildi.İtfaiye ekiplerince kısa sürede söndürülen yangınla ilgili inceleme sürüyor.
Bakan Pakdemirli, Diyarbakır'ın "Çılgın Projesi" Olarak Anılan Silvan Projesi Alanında İncelemelerde Bulundu:
DİYARBAKIR (AA) - Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Silvan Projesi'nin 18 milyar liralık devasa bir proje olduğunu belirterek, 'Bu devasa projeyi inşallah 2023 yılına varmadan tam anlamıyla bitirme ve bölgeyi tam anlamda sulamaya kavuşturma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.' dedi. Bakan Pakdemirli, Diyarbakır'ın 'çılgın projesi' olarak anılan Silvan Projesi kapsamında inşa edilen ve gövde dolgusu tamamlanan Silvan Barajı alanında incelemelerde bulundu.Yetkililerden bilgi alan Pakdemirli, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, Silvan Projesi'nin Atatürk Barajı'ndan sonra ülkenin en büyük sulama projesi olduğunu söyledi. Projeyle, toplamda neredeyse 250 bin hektara varan bir sulamanın söz konusu olduğuna işaret eden Pakdemirli, buranın ekonomiye yıllık 2 milyar liralık katkı ve 305 bin kişiye iş imkanı sunacağını bildirdi.Bu projenin Diyarbakır'ın çehresini tamamen değiştirecek bir proje olduğunu vurgulayan Pakdemirli, proje kapsamındaki barajın yarın gövde dolgusunun bitmesi dolayısıyla tören düzenleneceğini dile getirdi.Barajın yaklaşık yüzde 75 seviyelerine geldiğini ifade eden Pakdemirli, gelecek ağustos ayında barajda su tutmaya başlayacaklarını söyledi.'Diyarbakır'a tersine bir göç yaşanacak'Bakan Pakdemirli, 'Yarın Sayın Cumhurbaşkanımız ile yapacağımız programda sadece bu barajla ilgili merasim değil Başlar ve Ergani Barajları ile Ergani İçme Suyu Arıtma Tesisi'nin açılışını yapacağız. Silvan Projesi'nin toplamına baktığımız zaman 8 barajı, sulama tesisleri ve kanalları oluşturan 18 milyarlık mega, devasa bir proje. Bu devasa projeyi de inşallah 2023 yılına varmadan da tam anlamıyla bitirme ve bölgeyi de tam anlamda sulamaya kavuşturma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.' diye konuştu.Her sulamaya açtıkları dekarda yaklaşık bin liradan fazla gelir olduğunu belirten Pakdemirli, şunları kaydetti:'Bunun anlamı, kuru tarımdan sulu tarıma geçtiğiniz zaman neresinden baksanız bir hektarda 10 bin lira daha fazla çiftçinin, üreticinin geliri demektir. Özellikle sulamaya açılan ve açılmayan alanlarla ilgili göç oranlarına baktığınız zaman burada kesinlikle şunu söyleyebiliriz, Diyarbakır'a tersine bir göç yaşanacak, insanlar topraklarına tekrar geriye doğru koşacak. İnşallah bu ovada, bölgede tarımsal üretim ve hasıla çok fazla olacak, artacak.''Meteorolojik kuraklık tarımsal kuraklığa dönmedi'Bakan Pakdemirli, gazetecilerin kuraklığa ilişkin sorularını şöyle yanıtladı:'18 yılda DSİ'nin yaptığı yatırımlarla bugün aslında kuraklığı hissetmiyoruz. Geçen yıl da bir kuraklık vardı ama Cumhuriyet tarihinin en önemli bitkisel üretimini gerçekleştirdik ve geçen yıl bitkisel üretimimiz bir yıl öncesine göre yüzde 6 arttı. Yani meteorolojik kuraklık tarımsal kuraklığa dönmedi, bunun sebebi depolama kapasitemiz sayesinde. İşte bu ve bunun gibi projelerin devamıyla inşallah ilerleyen yıllarda yağış rejimi azalsa dahi inşallah ülkemizde üretim devam edecek.' Pakdemirli'ye incelemelerinde, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Oya Eronat, Mehdi Eker ve Ebubekir Bal ile DSİ Genel Müdür Vekili Kaya Yıldız eşlik etti. Bakan Pakdemirli, helikopterle de alanı gezdi.
Kırklareli'nde Et Entegre Tesisindeki Hijyen Kurallarının İhmaline Yönelik 3 Kişi Belirlendi
KIRKLARELİ (AA) - Kırklareli Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Aksoy, Pınarhisar ilçesindeki et entegre tesisinde çekilen görüntülere ilişkin, tesiste hijyen kurallarını hiçe sayan 3 kişiyi belirlediklerini söyledi. Aksoy, makamında düzenlediği basın toplantısında, dün maskelerini çenelerine indirmiş vaziyette hijyen kurallarını hiçe sayarak çalışan iki kişinin, müzik eşliğinde çektikleri görüntülerle ilgili inceleme başlatıldığını anımsattı. Görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasından sonra harekete geçerek işletmede denetim yapıldığını anlatan Aksoy, konuyla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti. İşletmeye yönelik tüm denetimlerin gerçekleştirildiğini vurgulayan Aksoy, 'Görüntüler sosyal medyaya düştüğünden itibaren Cumhurbaşkanlığı Basın Danışmanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı Basın Danışmanlığı beni bilgilendirdi. Adresi gönderdi, kişileri tespit etmişlerdi.' dedi. Aksoy, ekiplerle hızlı bir şekilde polis eşliğinde, kameralar nezaretinde işletmeyi denetlemeye gittiklerini anlatarak, şöyle devam etti:'5996 sayılı Yasa'ya göre Valimizin de talimatıyla çok güzel bir denetim yaptık. İşletmeye yazılan cezaların da kalemleri belirli. Savcılığa da suç duyurusunda bulunduk. İşçilerle de ilgili gerekli işlemler yapılacak. Hijyen kurallarını hiçe sayan 3 kişiyi belirledik. Dosyalarıyla beraber hepsini savcılığa ileteceğiz. O partide üretilen dönerlerin hepsini yediemin olarak aldık mühürledik. Analiz sonucuna göre onları imha edeceğiz.' Aksoy, işletmedeki tüm ürünlerden numunelerin alınarak gerekli laboratuvarlara gönderildiğini ifade etti.'100 kilogram et imha edilecek'Görüntülerin çekildiği saatlerde paketlenen etlere el konulduğunu, 100 kilogram etin imha edileceğini vurgulayan Aksoy, şunları kaydetti:'Etteki yağ oranından mikroplara, mikrobiyolojik olarak virüs durumuna göre bütün numuneler alındı. İstanbul'daki laboratuvar ile de görüştük. İnşallah onunla da ilgili sonuçlar geldiğinde basınla paylaşacağız. Sosyal medyada görüntüler hiç hoş olmuyor. Gıda güvenliği çok önemli. Tarladan sofraya eğer bu gıda güvenliğini bozarsak insan sağlığını hiçe saymış oluruz. Bunlar doğru davranışlar değil. Malum koronavirüs süreci var. Biz eldiven ve maskeye çok dikkat eden bir kurumuz. Zaten görevimiz de bu. Elimizden geleni yapıyoruz. Ama böyle arada kendini bilmeyen insanlar da çıkıyor. Bunlara devletimiz gerekli cezayı verecektir.'
Reklam
Dolar Ne Kadar Oldu? İşte 22 Ocak Dolar ve Euro Fiyatları...
Haftanın son işlem gününde dolar fiyatları merak ediliyor. Döviz kurlarında dün yaşanan sakinlik bugün de devam ediyor. Güne hafif bir yükselişle başlayan dolar 16.00 itibariyle 7,41 seviyelerinden işlem görüyor. İşte 22 Ocak 2021 dolar ve euro fiyatları...
Gaziantep'te Tırların Çarpışması Nedeniyle Otoyol Ulaşıma Kapandı
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde, 2 tırın çarpışması sonucu 2 kişi yaralandı.Hasan G'nin kullandığı 27 AFA 001 plakalı tır, Tarsus-Adana-Gaziantep Otoyolu'nun Nurdağı ilçesi 13'ncü kilometresinde, Mehmet Tevfik T. idaresindeki 31 AAD 91 plakalı tırla çarpıştı.Yaralanan sürücüler, Nurdağı Devlet Hastanesine kaldırıldı.Kaza nedeniyle yaklaşık 2 saat ulaşıma kapanan yol, araçların bölgeden kaldırılması ve Nurdağı Belediyesi temizlik ekiplerinin çalışması sonrası yeniden trafiğe açıldı.
Reklam
Konya'da Öldürülen Şeyma Öğretmen Ve Kardeşinin Yakınlarının Avukatı Atalay Mahkemenin Kararını Değerlendirdi:
KONYA (AA) - Konya'da Şeyma öğretmen ve kardeşi Tuğba Sarı'yı silahla öldüren, anneleri Hacer Sarı'yı ağır yaralayan sanığın 2 kez müebbet ve 18 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasına ilişkin Sarı ailesinin avukatı Ferit Atalay, 'Dilerim bu davada verilen cezanın ağırlığı bir emsal olur.' dedi.Avukat Atalay, duruşma sonrası Konya Adalet Sarayı önünde, öldürülen kız kardeşlerin yakınları, Kafkas Dernekleri Federasyonu temsilcileri, CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener ile yaptığı açıklamada, yaklaşık bir yıl önce başlayan dava sürecinin sona ermesinden memnuniyet duyduklarını söyledi.Türkiye'nin yakından takip ettiği bir süreç yaşandığına dikkati çeken Atalay, 'Yargılama süresinin biraz uzamasının hepimizin sabrını taşırdığından eminim ancak Türkiye'deki pandemi süreci ve sanığın akli melekelerinin yerinde olup olmadığının araştırılmasının yasal bir zaruret olması nedeniyle yargılama bugüne kadar sarktı. Bugün talep ettiğimize çok yakın bir karar verildi.' ifadelerini kullandı. Sanık Muzaffer Canpolat'a 2 kez müebbet ve 18 yıl 6 ay hapis cezası verildiğini hatırlatan Atalay, sözlerini şöyle tamamladı: 'Sanığa verilen ceza nazara alındığında, sanığın makul ömrünü cezaevinde tamamlayacağını sanıyorum. Umarım Türkiye'de her 10 yılda çıkan kronik aflardan biri çıkmazsa sanık, ömrünü cezaevinde tamamlayacak gibi görünüyor. Bizim talebimiz sanığa 'tasarlayarak öldürme' suçundan ceza verilmesiydi. Bu talebimize yönelik istinafa gideceğiz. Bunun dışında aşağı yukarı talebimize yakın bir ceza verildi. Türkiye'de kadına karşı işlenen cinayetlerin kadına şiddetin bir parçası olan bu dava, gönüllerimizde, akıllarımızda hiçbir zaman unutulmayacak. Dilerim bu dava herkese örnek olur. Dilerim bu davada verilen cezanın ağırlığı bir emsal olur.' Atalay'a açıklamasında kadın dernekleri temsilcileri ve CHP Konya İl Teşkilatı da eşlik etti.Selçuklu ilçesi Binkonutlar Mahallesi Revan Caddesi'ndeki evinde yalnız yaşayan Muzaffer Canpolat, 27 Haziran 2019'da komşuları Hacer (51) ile kızları Şeyma ve Tuğba Sarı'yı evlerinde tabancayla vurmuştu. Öğretmen olduğu öğrenilen Şeyma Sarı olay yerinde hayatını kaybetmiş, hastaneye kaldırılan yaralılardan Tuğba Sarı da kurtarılamamıştı. Polise teslim olan Canpolat, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanmıştı. Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesince yargılanan sanık Canpolat, 'kasten öldürme' suçundan 2 kez müebbet, 'kasten öldürmeye teşebbüs'ten 15 yıl, 'konut dokunulmazlığını ihlal'den 2 yıl 6 ay, '6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet'ten bir yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Sanığın gelecekte tekrar suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat oluşmadığından cezasında indirim uygulanmamıştı.
Gaziantep'te Ele Geçirilen Tarihi Eserler Müzeye Teslim Edildi
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep'te ele geçirilen 5 tarihi eser Müze Müdürlüğüne teslim edildi.İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Güvenevler Mahallesi'nde bir eve operasyon düzenledi.Yapılan aramada, Osmanlı dönemine ait mühürlü kama, mühürlü süngü kılıfı, taş oyma gümüş eritme kabı gibi 5 tarihi eser ele geçirildi.Gözaltına alınan bir şüpheli hakkında yasal işlem başlatıldı.Ele geçirilen eserler ise Gaziantep Müze Müdürlüğüne teslim edildi.
Reklam
Ak Yatırım'ın İşlem Platformu Tradeall'a İki Ödül
İSTANBUL (AA) - Ak Yatırım’ın dijital işlem platformu TradeAll, Global Banking & Finance Awards 2020’de “Avrupa’nın En İyi Mobil İşlem Platformu” ve “Türkiye’nin Çoklu Ürün Grubunda İşlem Yapılan En İyi Platformu” ödüllerini aldı.Ak Yatırım'dan yapılan açıklamaya göre, Ak Yatırım’ın 2019 yılında yenilediği ve geliştirmelerine devam ettiği TradeAll işlem platformu, müşterilerin ulusal ve uluslararası forex piyasalarına tek platformdan erişimini ve ayrışan özellikleriyle de yatırımlarına yön vermelerini sağlıyor.TradeAll, Global Banking & Finance Awards 2020’de yenilikçi, başarılı, stratejik ve ilham verici kriterleri kapsamında değerlendirilerek “Avrupa’nın En İyi Mobil İşlem Platformu” ve “Türkiye’nin Çoklu Ürün Grubunda İşlem Yapılan En İyi Platformu” ödüllerine layık görüldü.Açıklamada görüşlerine yer verilen Ak Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Alphan Akiz, TradeAll ile ulusal ve uluslararası alanda elde ettikleri başarıdan dolayı gurur duyduklarını belirterek, şunları kaydetti:“Dijital vizyonumuzla yenilediğimiz TradeAll işlem platformumuz aracılığıyla yatırımcılara sunduğumuz kullanım kolaylığı, fonksiyonel özellikler ve tüm piyasalara tek platformdan ulaşma imkanıyla dijital kanallarda büyümemizi sürdürüyoruz. TradeAll ile tüm piyasaları müşterilerimizle tek bir uygulamada buluştururken, aynı zamanda sürekli bilgilendirme hizmetleri ile müşterilerimizin piyasa ve ürün bilgilerine kesintisiz olarak ulaşmalarını ve birçok fonksiyonel özellikle yatırımlarına yön vermelerini sağlıyoruz. TradeAll’un ülke sınırlarını aşarak 'Avrupa’nın En İyi Mobil İşlem Platformu' seçilmesi başarımızın en güzel tescilidir. 'Türkiye’nin Çoklu Ürün Grubunda İşlem Yapılan En İyi Platformu' ödülünü almamız TradeAll’un içeriğini oluştururken dijital dünyada doğru bir vizyonla ilerlediğimizin de bir göstergesidir. Ak Yatırım olarak kısa sürede piyasada öne çıkan uygulamamız ile başarılarımızı dünyaya taşıdığımız için çok mutluyuz.”
Moğolistan Başbakanı, Kovid-19 Tedbirleri Nedeniyle Hükümet Karşıtı Protestoların Ardından İstifa Etti
ULAN BATUR (AA) - Moğolistan Başbakanı Ukhnaagiin Khurelsukh, hükümetinin yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yönelik aldığı önlemlere karşı düzenlenen protesto gösterilerinin ardından istifa etti. Başbakan Khurelsukh, yüzlerce kişinin parlamento binasının önünde toplanarak hükümet politikalarına karşı protesto düzenlemelerinden bir gün sonra istifa dilekçesi ve hükümet değişikliği teklifini parlamentoya sundu.Khurelsukh, yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Khaltmaa Battulga'nın gösterileri organize ettiğini iddia etti.Görev süresi bu yıl içerisinde sona erecek Cumhurbaşkanı Battulga ise yaptığı açıklamada, Moğolistan Başbakanı'nın halkın güvenini sarsacak böyle bir açıklamada bulunmasını anlamakta zorluk çektiğini belirterek, Khurelsukh'un ulusal birliğe zarar verdiğini ve Moğolistan Cumhurbaşkanı'na iftira attığını söyledi.Protestolar, yeni anne olmuş üzerinde sabahlığı olan bir kadının, koronavirüs testi pozitif çıktığı için hastaneden aceleyle taburcu edildiğini gösteren bir videonun internette yayılmasının ardından düzenlendi.Anneye yapılan muameleyi protesto etmek için parlamentoya akın eden göstericilerden bazılarının bornoz ve terlik giydiği görüldü.
Özbekistan, 2020’De 1,9 Milyar Dolarlık Tekstil Ürünü İhraç Etti
TAŞKENT (AA) - Özbekistan, geçen sene 1 milyar 922,2 milyon dolarlık tekstil ürünü ihraç etti.Özbekistan Devlet İstatistik Komitesi verilerine göre, 2020’de ülkenin tekstil ürünü ihracatı yüzde 18,1 artarak 1 milyar 922,2 milyon dolar oldu.Geçen sene dünyanın 70 ülkesine 498 çeşit tekstil ürünü ihraç eden Özbekistan, yurt dışına en fazla pamuk ipliği, hazır triko, konfeksiyon, kumaş ve ipek ürünü sattı.Özbekistan'ın en fazla tekstil ürünü ihraç ettiği ülkelerin başında 655,5 milyon dolarla Rusya yer aldı. Bu ülkeyi 438,2 milyon dolarla Çin, 283,9 milyon dolarla Kırgızistan, 206,1 milyon dolarla Türkiye, 43,4 milyon dolarla Polonya ve 42,3 milyon dolarla Kazakistan takip etti.Geçen sene tekstil ürünü ihracatı, ülkenin toplam ihracatının yüzde 12,7'sini oluşturdu.Dünyanın önde gelen pamuk üreticilerinden olan Özbekistan, 2020'den itibaren pamuk lifi ihracatını tamamen durdururken, ürettiği pamuğun tamamını ülkedeki fabrikalarda işlemeyi ve tekstil ürünü ihracatını 2025'te 8 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor.
Grafikli - Kovid-19 Aşılarına Eşitsiz Erişim, Dünyanın Yoksul Güneyini Risk Altında Bırakıyor
ANKARA (AA) - EMRE AYTEKİN - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından çıkış umudu olan aşılar az sayıda ülkede uygulanmaya başlanırken, dünyanın en yoksul ülkelerinde insanlar hastalık riski altında aşılara erişmeyi bekliyor.Kovid-19 aşı uygulamalarıyla ilgili verilerin derlendiği 'Ourworldindata' internet sitesine göre, aşılar toplam 4 milyar 450 milyon nüfusun yaşadığı 52 ülkede uygulanırken, 3 milyar 390 milyon nüfusun yaşadığı 142 ülkede henüz yaygın aşılama başlamadı. Çoğu Güney Yarım Küre'de yer alan dünyanın yoksul ülkelerinde yaşayan milyonlarca kişinin henüz aşılanmaya başlanamaması, küresel boyuttaki salgının tamamen kontrol altına alınmasını önleyeceği gibi, ekonomik eşitsizliğe bağlı 'bağışıklık uçurumu' yaratma tehlikesi taşıyor.Dünya genelinde şimdiye kadar 52 ülkede, 54 milyon 343 bin 675 doz aşı uygulandı.Aşıların 22 milyon 560 bini Asya kıtasında, 17 milyon 750 bini Kuzey Amerika'da, 13 milyon 690 bini Avrupa kıtasında, 330 bin 512'si Orta ve Güney Amerika ülkelerinde, 13 bini 163 ise Afrika'da yapıldı.Afrika'da 53, Asya-Pasifik bölgesinde 47, Orta ve Güney Amerika'da 28, Avrupa'da 14 ülkede klinik denemeler haricinde henüz hiç kimse aşılanamadı.Bu durum, Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve Güney Kore gibi bazı gelişmiş ülkelerde aşıların onayına ilişkin prosedürlerin sonuçlanmamasından kaynaklanırken, ülkelerin çoğu aşılara erişemediği için bağışıklık korumasından yoksun kalıyor.'Dünya feci bir ahlaki başarısızlığın eşiğinde'Kovid-19'a karşı etkinliği klinik denemelerde ispatlanan, yaygın veya acil kullanım onayı alan aşıların, yüksek ve orta gelirli ülkeler tarafından ikili anlaşmalarla rezerve edilmesi, aşılara erişimdeki adaletsizliğin en önemli sebebi olarak öne çıkıyor.Üreticiler, ellerindeki stokların ve kısa-orta vadede üretmeyi planladıkları aşıların büyük bölümünü, ön satın anlaşmalarındaki taahhütte bulunduğu ülkelere ayırmış durumda. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) öncülük ettiği, ihtiyaç sahibi ülkelerin aşılara eşit erişimini hedefleyen Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programına (COVAX) aşı tedarik edilemiyor. COVAX kapsamında öncelikli olarak aşı verilmesi orta ve dar gelirli 92 ülkeye henüz tek doz dahi aşı gönderilemedi.DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, 18 Ocak'ta yaptığı açıklamada, dünyada aşılara erişimdeki eşitsizliğe dikkati çekerek 'Açık konuşmam gerekiyor, dünya feci bir ahlaki başarısızlığın eşiğinde. Bu başarısızlığın bedeli de dünyanın en yoksul ülkelerinde insan hayatı ve geçim kaynaklarıyla ödenecek.' ifadesini kullanmıştı.Bağımsız Salgın Hazırlık ve Müdahale Paneli, aynı gün yayımladığı raporda, dünya genelinde artan Kovid-19 vakaları karşısında aşılara eşitsiz erişimin yaratabileceği sakıncalara dikkat çekmişti. Panelin eş başkanı, eski Liberya Devlet Başkanı Ellen Johnson Sirleaf, 'Aşı dağıtımında zengin ülkelere öncelik verilmesi üzüntü verici. Yüksek gelirli ülkelerin nüfuslarına topyekun bağışıklık güvencesi sağlanırken düşük gelirli ülkelerin nüfuslarının öngörülebilir bir gelecekte ancak yüzde 20'sinin aşılanabileceğinin umulması, yanlış yolda olduğumuzu gösteriyor. Bu yanlıştan derhal dönülmeli.' değerlendirmesinde bulunmuştu.Afrika'da acil aşı ihtiyacıAfrika, aşı dağıtımındaki eşitsizliğin en çarpıcı şekilde ortaya çıktığı kıta konumunda bulunuyor. 1 milyar 350 milyon nüfusa ev sahipliği yapan kıtada şimdiye dek yalnızca 98 bin nüfuslu ada ülkesi Seyşeller'de Kovid-19 aşıları yapılmaya başlandı.Bugüne dek 3 milyon 380 bin 887 vakanın görüldüğü, virüs nedeniyle 82 bin 886 kişinin kaybettiği kıtada yalnızca 13 bin 163 aşı yapılabildi.Bağışıklık uçurumuKovid-19 aşılarına erişimde adaletsizlik, çoğu Güney Yarım Küre'de yer alan dünyanın en yoksul ülkelerinde, risk altındaki nüfus grupların hızlı şekilde aşılanmasını olanaksız hale getiriyor. Bu durum, salgının tüm dünyada zirve yaptığı bir dönemde söz konusu ülkelerde vaka ve ölüm sayılarının yükselmesine yol açabilir. Yoksul ülkelerin aşıların sağladığı bağışıklıktan yoksun kalması, salgının küresel olarak kontrol altına alınmasını zorlaştırmanın yanı sıra aşı uygulayamayan ülkelerin coğrafi olarak tecrit edilmesi sonucunu doğurabilir.Bağışıklıktaki adaletsizlik, ülkeler arasında mevcut ekonomik eşitsizlikleri ve insani gelişmişlik farklarını derinleştirme tehlikesi taşıyor.
Reklam