Çin, Bahar Bayramı Tatilinde Milyonlarca Kişiye Kovid-19 Testi Yapmaya Hazırlanıyor
ANKARA (AA) - FUAT KABAKCI- Çin, son günlerde artan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakaları nedeniyle salgın önlemlerinin sıkılaştırılması çerçevesinde Bahar Bayramı (Çuncie) tatilinde milyonlarca kişiye yönelik test zorunluluğu getirirken, karar halk tarafından birçok açıdan eleştiriliyor.Yaz ve sonbahar döneminde düşük seviyede seyreden Kovid-19 vaka sayıları, aralık ayının sonlarına doğru başkent Pekin ve kuzeydeki bazı eyaletlerde günlük 20’li sayılarda, 11 Ocak’tan bu yana ise 100 civarında kaydedilmeye başladı.Ülkenin geleneksel 12 Hayvanlı Takvimi’ne göre, 'Fare' yılından çıkarak 'Öküz' yılına gireceği 12 Şubat'ta, yılın en önemli geleneksel etkinliği Bahar Bayramı’na girilecek ve bayram sürecinde 'iç göç' diye de tabir edilen milyonlarca kişinin memleketlerine gidecek olması, virüsün ülke genelinde hızla yayılması ve salgının yeniden zirve yapması potansiyelini beraberinde getiriyor. Kırsal kesimlerden büyük şehirlere gelerek çalışan yaklaşık 290 milyon göçmen işçi, Bahar Bayramı'nda yola çıkacakların büyük çoğunluğunu oluşturuyor. Kırsala dönenlere gözlem ve test zorunluluğuÇin Ulusal Sağlık Komisyonu (NHC), söz konusu vaka artışı ve virüsün İngiltere’de çıkan türünün de ülkede görülmesiyle vakaların saptandığı bölgelerde salgın tedbirlerini sıkılaştırırken başta göçmen işçiler olmak üzere riskli grupta görülen kişilere yönelik önlemler artırıldı.NHC’nin 20 Ocak’ta 'Bahar Bayramı Döneminde Kırsal Bölgelerde Salgının Önlenmesi Çalışma Planı' başlığıyla yaptığı açıklamaya göre, kırsal kesime gidenler, gitmeden önce bölgedeki yerel makamları seyahatlerine ilişkin bilgilendirecek. Bu kişilerin yola çıkmadan önce, 7 gün içinde yaptırdıkları Kovid-19 testinin negatif olduğuna dair belge sunmaları gerekecek.Bu kişiler ayrıca, 28 Ocak'tan 8 Mart'a kadar sürecek Bahar Bayramı tatilinde memleketlerine gittiklerinde de ilk 14 gün gözlem altında tutulacak. Bu sürede, 7 günde bir test yaptırarak sonucu yetkililere bildirecek. Aileleriyle bir araya gelmeyecek. Gerekmediği müddetçe dışarı çıkmayacak.Yılın en önemli bayramı ve ailelerin bir araya gelmesinin sembolü olan Bahar Bayramı için alınan önlemler, memleketine başka eyaletlerden ve yüksek riskli bölgelerden gelenlerle soğuk hava zinciri gıda sektörü çalışanları ve limanlarda doğrudan ithal ürünlere temas edenleri kapsıyor.Ülkede adı konulmamış sokağa çıkma yasakları artıyorKovid-19 vakalarının artmasıyla Pekin ile Hıbey, Heylongciang gibi eyaletlerde kitlesel test merkezleri ve test olmayı bekleyen kişilerin oluşturduğu uzun kuyruklar, Çin’in salgınla mücadele kampanyasının 'alışıldık' görüntülerinden biri haline gelmeye başladı.Hükümetin aralık ve ocak aylarında birkaç vaka görülen semt veya bölgelerde 'pire için yorgan yakarcasına' aldığı kitlesel test, sokağa çıkma yasağı kararları, salgının 2019 sonunda ortaya çıktığı Vuhan kentindeki sokağa çıkma yasağına benzer görüntüler oluşturdu.Ülkede Kovid-19 vakalarının arttığı Heylongciang, Hıbey, Cilin eyaletlerinde, sokağa çıkma yasağı olarak tabir etmese de insanların evden çıkması, araçların da trafiğe çıkışı yasaklanıyor. Yollar, kontrol noktaları kurularak trafiğe kapatılıyor ve kitlesel test uygulamalarına başvuruluyor.Bu kapsamda Pekin’in bazı semtlerinde, Heylongcian’ın Caodong, Çinggang, Suihua, Çiçihar ve Harbin kentlerinin bazı bölgelerinde, Cilin’in Tonghua ve Gongculing, Hıbey’in Şıciacuang ve Nangong kentleriyle Longyao ve Gu’an ilçelerinde söz konusu uygulamalar görüldü. Ayrıca Hıbey’in Nandong kentinde 6 bin 500 yataklı, Şıciancuang kentinde ise 4 bin yataklı salgın hastaneleri inşa ediliyor. NHC’nin aldığı önlemlerin göçmen işçilere nasıl uygulanacağına ilişkin yol haritası henüz basına yansımazken, karar kapsamında kitlesel test merkezlerinin kurulması, sokağa çıkma yasaklarının gelmesi muhtemel görünüyor. Karar tepki topladıNHC’nin duyurduğu 'salgının önlenmesi çalışma planı'na ülkenin sosyal paylaşım platformu Veybo’da tepki gösterildi.Hem uygulanabilirliğinin zor hem de kişiler için maliyetinin çok fazla olacağı gerekçeleriyle eleştirilen önlemlere yönelik bir kullanıcı, Kovid-19 testinde her bölgenin aynı imkanlara sahip olmadığına işaret ederek kendisi için 2 haftada yapılacak test maliyetinin yaklaşık 1000 yuan (1143 lira) olacağı ve bu maliyetin yüksek olduğu paylaşımını yaptı.Başka bir kullanıcı da bu şartlar altında Bahar Bayramı’nın hem ekonomik hem de psikolojik olarak insanlar üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Bayram tatilinin iptal edilmesi çağrısında bulunan kullanıcı ayrıca yetkililere bir plan yapmadan önce kendilerini bu kişilerin yerine koymaları çağrısında bulundu.Diğer bir kullanıcı da 'Sadece memleketime gitmek istiyorum. Neden bu kadar zor?' ifadesini paylaştı. Platformda NHC'nin açıkladığı önlemlerin kapsamının anlaşılmadığı ve memleket olarak kente gideceklere neden aynı tedbirlerin uygulanmadığı soruluyor ve karar adil olmadığı yönünde eleştiriliyor.
"Türkiye Güven Huzur Uygulaması"Nda Aranan 2 Bin 402 Kişi Yakalandı
ANKARA (AA) - Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik'ten 59 bin 337 personelin katılımıyla ülke genelinde eş zamanlı yapılan 'Türkiye Güven Huzur Uygulaması'nda çeşitli suçlardan aranan 2 bin 402 kişi yakalandı.İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında alınan tedbirlerin denetlenmesi başta olmak üzere, genel asayiş ve kamu düzeninin devamının sağlanması amacıyla ülke genelinde eş zamanlı 'Türkiye Güven Huzur Uygulaması' yapıldı.Uygulama, 11.00-13.00 saatlerinde metruk bina, park, bahçe, mesire ve yürüyüş alanı ile bu güzergahlara açılan bulvar, cadde ve sokaklarda yol uygulaması şeklinde, 15.00-17.00 saatlerinde vatandaşların yoğun bulunduğu meydan, kamu binası çevreleri ve alışverişin yoğun yapıldığı bulvar, cadde, sokak, pasaj, sosyete pazarı gibi yerlerde, 19.00-21.00 saatlerinde ise gar/istasyon, iskele/liman ve otogar/terminal girişleri, havaalanları güzergahları, alışveriş merkezi (AVM) girişleri ile çevrelerinde gerçekleştirildi.Kovid-19 denetimlerini de kapsayan ve 6 bin 378 noktada yapılan uygulamada, 35 bin 533'ü polis, 23 bin 185'i jandarma ve 619'u sahil güvenlik olmak üzere 59 bin 337 personel katıldı. Uygulama kapsamında 243 dedektör köpekten de yararlanıldı.Ekiplerce, 5 bin 747 metruk bina kontrol edilirken çeşitli nedenlerden dolayı 292 umuma açık iş yerine işlem yapıldı, 3 iş yeri kapatıldı.1394 kişiye adli ya da idari işlem yapıldı Yapılan kimlik sorgulamasında haklarında yakalama kararı olduğu tespit edilen 2 bin 402 kişi yakalandı, 2'si çocuk olmak üzere 15 kayıp kişi bulundu.Uygulamada, 1394 kişiye adli ya da idari işlem yapıldı, çeşitli suçları işledikleri belirlenen 104 kişi gözaltına alındı. Ekiplerce kontrol edilen 192 bin 364 araçtan 6 bin 690'ına işlem yapıldı, arandığı tespit edilen 82 araç bulundu, 1519 araç trafikten men edildi.Yapılan aramalarda, 2 ton 400 kilogram kaçak tütün, 23 paket kaçak sigara ve 194 litre kaçak/sahte içki, çeşitli uyuşturucu madde, çok sayıda silah, kesici ve delici alet ele geçirildi.Ekiplerce 27 bin 719 umuma açık iş yerinde salgın tedbirlerine uyulup uyulmadığı denetlendi.Kovid-19 tedbirlerini ihlal etmekten bir AVM ve 21 işletme ile 1471 kişiye adli ya da idari işlem yapıldı.
JGK Sözleşmeli Uzman Erbaş Alım Şartları Nelerdir, Başvuru Nasıl Yapılır?
Jandarma Genel Komutanlığı 5 bin sözleşmeli uzman erbaş alım duyurusu daha önceden yapılmıştı. Uzman Erbaş başvuruları ise 21 Ocak'ta alınmaya başlandı. Peki  31 Ocak'ta sonlanacak Uzman Erbaş alım şartları nelerdir? Başvuru Nereye ve Nasıl Yapılır? Merak edilen tüm detaylar haberimizde sizler için derledik...
Milli Eğitim Bakanlığı Döner Sermaye İşletmeleri Yönetmeliği Yeniden Düzenlendi
ANKARA (AA) - Milli Eğitim Bakanlığı Döner Sermaye İşletmeleri Yönetmeliği yeniden düzenlendi. Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan söz konusu düzenleme, Bakanlık merkez teşkilatı ile il milli eğitim müdürlükleri bünyesinde bulunan döner sermaye işletmelerinin yönetimi, faaliyet alanları, bütçe işlemleri, işleyişi, sermaye kaynakları, her türlü idari ve mali işlemleri ile gelir ve giderlerine ilişkin usul ve esasları içeriyor.Merkezde bulunan Bakanlık Döner Sermaye İşletmesi, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce, açılacak ihalelere gerektiğinde katılabilecek, teklif verebilecek ya da sipariş alabilecek. Yönetmelikte, il milli eğitim müdürlükleri döner sermaye işletmelerinin faaliyetleri de yer aldı.SermayeBakanlık Döner Sermaye İşletmesinin 500 milyon lira olan sermayesi, talebi üzerine, Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşüyle Cumhurbaşkanınca artırılabilecek. Bu suretle artırılan sermaye elde edilen karlarla karşılanacak.İl milli eğitim müdürlüklerinde kurulacak döner sermaye işletmelerine, ihtiyaçları kadar sermaye tahsis edilecek.Döner sermaye işletmelerinden kapatılanların sermayeleri ile borç ve alacaklarının hangi işletmeye devredileceği konusunda Bakanlık yetkili olacak.Tahsilat ve ödemelerYönetmelik değişikliğine göre, işletmenin nakit varlıkları, Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun ilgili maddesi çerçevesinde belirlenecek banka şubelerinde işletme adına açılacak hesaplara yatırılacak.Ödemeler banka kanalıyla yapılacak. Ancak, Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen ödemeler kasadan yapılabilecek. Kasa fazlası paralar gönderme emri ile banka hesabına yatırılacak.İşletme bütçesinden yapılacak harcamalarda ödeme belgesine bağlanacak kanıtlayıcı belgeler hakkında Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği hükümleri uygulanacak.Ödemeler, kişi ya da kurum adına düzenlenecek gönderme emrine istinaden banka aracılığıyla yapılacak, hiçbir şekilde hamiline yazılı kambiyo senedi düzenlenemeyecek.Öte yandan, bugün yürürlüğe giren bu yönetmelikle, Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmesi Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı.
Çin, Sahil Güvenlik Ekiplerine "Egemenliğini İhlal Eden Unsurları" İmha Etme Yetkisi Verdi
PEKİN (AA) - Çin'de sahil güvenlik ekiplerine, ülkenin egemenliğini ihlal eden unsurları imha etme yetkisi verildi.Çin'de, dün, sahil güvenlik güçlerinin yetkilerini arttıran yeni bir sahil güvelik kanunu yürürlüğe girdi.Kanun uyarınca, sahil güvenlik ekiplerine, 'denizlerde yabancı kuruluşlar veya şahıslar tarafından ulusal egemenlik ve yargı yetkisinin ihlal edildiği durumlarda silah kullanımı da dahil gerekli tüm tedbirleri alma' yetkisi tanındı.Ayrıca, yasa, Çin sahil güvenliğine, Çin'in hak iddia ettiği resifler ile adalar üzerine inşa edilen diğer ülkelere ait yapıları yıkma ve Çin'in karasularına yasa dışı olarak giren yabancı gemileri ele geçirme veya emir verme yetkisi de veriyor.Söz konusu yasanın ihtilaflı Güney Çin Denizi'ndeki çatışma riskini artırabileceği kaydediliyor.Güney Çin Denizi AnlaşmazlığıÇin, 1947'de yayımladığı haritayla egemenlik ihtilaflarının yaşandığı Güney Çin Denizi'nin yüzde 80'i üzerinde hak iddiasında bulunurken, yer altı kaynakları açısından zengin bölgede başta Filipinler olmak üzere aralarında Vietnam, Brunei ve Malezya'nın da bulunduğu komşu ülkelerle egemenlik tartışmaları yaşıyor.Pekin yönetiminin Güney Çin Denizi'ndeki adalara üs inşa ederek egemenlik hakkı iddiasına, bölge ülkelerinin yanı sıra ABD de karşı çıkıyor.Uluslararası kamuoyunda 'Paracel' ve 'Spratly' olarak bilinen takım adalar, Vietnam tarafından 'Hoang Sa' ve 'Truong Sa', Çin tarafından ise 'Şişa' ve 'Nanşa Çündao' olarak adlandırılıyor.Uluslararası Tahkim Mahkemesi, 2016'da Filipinler'in başvurusuyla Çin'in, Güney Çin Denizi'nde tek taraflı egemenlik taleplerinin yasal zemini olmadığına karar vermişti.
Reklam
Tartışma Yaratmıştı: Melih Gökçek Aşıyı Nasıl Yaptırdığını Açıkladı
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek sosyal medya hesabından koronavirüs aşısı olduğunu duyurdu. Gökçek'in nasıl aşı olabildiği merak konusu oldu. Gökçek yaptığı ikinci paylaşımla konuya açıklık getirdi. 105 yaşındaki kayınvalidesiyle birlikte yaşadıklarını belirten Gökçek, Sağlık Bakanlığı'nın 85 yaş üstü kişilerle aynı evde yaşayan 65 yaş üstünü de aşıladığını belirtti. 
Tarih Kitaplarından Esinlenerek Başladığı Bıçak Yapımının Aranan Ustası Oldu
ANTALYA (AA) - SERVET TÜMER - Antalya'da tarih kitaplarında gördüğü kesici aletlerden esinlenerek bıçak yapmaya başlayan Durmuş Uslu, 47 yıldır özenle mesleğini sürdürüyor. Serik ilçesi Deniztepe Mahallesi'nde yaşayan Uslu, ortaokul yıllarında tarih kitaplarında gördüğü kesici aletlere ilgi duymaya başladı. Kitaplardan bıçak yapımını öğrenen, evinin yanına küçük bir atölye kuran 61 yaşındaki Uslu, 47 yıldır kesici alet yapıyor.Atölyesindeki körüğünde erittiği çeliği döverek sabırla bıçağa dönüştüren Uslu, bıçağın sapını ise keçi ve geyik boynuzundan yapıyor. El emeğiyle yaptığı bıçakları Türkiye'nin çeşitli illerine gönderen Uslu'nun ürünlerine en fazla da koleksiyonerler ilgi gösteriyor. 'Bir günde zor bitirdiğim bıçaklar var'İki çocuk babası Uslu, AA muhabirine, ekmeğin kolay kazanılmadığını, emeğiyle yıllardır evinin rızkını kazandığını söyledi.Çocukluğundan bu yana hep üretmek istediğini anlatan Uslu, tarih kitabında görünce ilgisini çeken kesici aletlerinde hayatına yön verdiğini dile getirdi.Babasının malzemelerini kullanarak yaptığı ilk kılıcı atölyesinde sergilediğini ifade eden Uslu, her gün sabahın ilk saatleriyle 4 metrekarelik dükkanını açtığını kaydetti. Uslu, bıçak yapmanın büyük bir dikkat ve sabır istediğini belirterek şöyle konuştu:'Bazen bir bıçak için saatlerimi ayırıyorum. Bir günde zor bitirdiğim bıçaklar var. Aceleye getirmeden, ateş ile örs arasında bıçağı tamamlamak için özveriyle çalışıyorum. Türkiye'nin farklı yerlerinden özel tasarım bıçak yaptırmak için arıyorlar. Farklı hayvan boynuzları ve çeliklerden bıçak isteyenler oluyor. İstanbul, Ankara, Kayseri, Ordu ve Gaziantep'ten müşterilerim var. Gönderdikleri çizimler üzerine de bıçaklar yapıyorum. Bıçaklarımın keskinliği konusunda müşterilerim çok memnun. 'Mesleğinin bir tutku olduğunu vurgulayan Uslu, sağlığı el verdiğince mesleğini devam ettireceğini söyledi.
Reklam
Etiyopya, Mısır'ın, Bölgede Savaş Ortamı Oluşturmak İçin Sudan'a Baskı Yaptığını İleri Sürdü
ADDİS ABABA (AA) - SELESHİ TESSEMA - Etiyopyalı üst düzey bir diplomat, Mısır'ın, Mavi Nil Nehri üzerine inşa ettiği Hedasi Barajı'ndan ötürü Etiyopya'yı istikrarsızlaştırmak için her yolu denediğini, attığı son adımın ise Sudan ile Etiyopya arasında savaş çıkarmaya çalışmak olduğunu söyledi. İsminin açıklanmasını istemeyen Etiyopya Dışişleri Bakanlığından üst düzey bir yetkili, AA muhabirine, Mısır ve Etiyopya arasında artan gerginliğe ilişkin açıklamalarda bulundu. Mısır'ın 50 yıldan uzun süredir Etiyopya'daki silahlı ve silahsız farklı muhalif unsurlara ülkeyi istikrarsızlaştırması için destek verdiğini ileri süren yetkili, 'Hedasi Barajı'na ilişkin gelişmeler ışığında Mısır, son birkaç yılda Etiyopya karşıtı açık ve üstü örtülü faaliyetlerini artırdı.' ifadesini kullandı. Etiyopya, Temmuz 2020'de barajı doldurmaya başlamış, Sudan, Etiyopya ve Mısır arasında anlaşma olmasa dahi elektrik üretimine başlayacağını duyurmuştu. Benishangul-Gumuz eyaletindeki milisleri 'Mısır' destekliyorBarajın inşa edildiği Benishangul-Gumuz eyaletinde son yıllarda ortaya çıkan etnik çatışmaların arkasında da Mısır'ın olduğunu öne süren diplomat, 'Mısır'ın Benishangul-Gumuz'daki silahlı milislere yardım ettiğine ilişkin güvenilir istihbaratımız var. Mısırlı ajanlar, bu isyancı grupların liderleriyle iletişim halinde ve birlikte çalışıyorlar.' dedi. Eyalette, Amhara ve diğer azınlık durumundaki etnik gruplara yapılan saldırılar sonucu şimdiye kadar yüzlerce kişi can verdi, on binlerce kişi evini terk etmek zorunda kaldı. 'Amaçları hem Sudan'ı hem de Etiyopya'yı zayıflatmak'Mısır'ın Etiyopya'nın komşusu Güney Sudan'da askeri üs kurma çabalarını hatırlatan yetkili, Mısır'ın son hamlesinin ise Sudan ve Etiyopya arasında savaş çıkarmaya çalışmak olduğunu söyledi. Sudan ve Etiyopya'nın anlaşmazlık yaşadığı Faşka bölgesinde son haftalarda askeri hareketlilik artarken, iki ülke de karşı tarafı topraklarını işgal etmekle suçladı. 'Mısır, Etiyopya'yla çatışmaya girmesi için Sudan'a baskı yapıyor. Amaçları hem Sudan'ı hem de Etiyopya'yı zayıflatmak. Eğer gerginlik tam bir çatışma halini alırsa kazanan tek taraf Mısır olacak.' ifadesini kullanan diplomat, Sudanlı bazı askeri yetkililerin Mısır'ın hilelerine kandığını iddia etti. Mısır'ın Afrika Boynuzu'nda ittifak kurabilmek için son olarak Somali'ye yaklaştığını ve askeri yardım teklifinde bulunduğunu belirten diplomat, Somali'nin Mısır'ın 'sinsi emellerini' fark ederek bu teklifi reddettiğini söyledi. Etiyopya, kuzeydeki isyancı Tigray Halk Kurtuluş Cephesinin (TPLF) liderlerini ve batıdaki Gumuz milislerini yakalamak için operasyonlarını sürdürürken, son haftalarda Sudan'ın işgal ettiğini ileri sürdüğü topraklarını almak için sınırdaki asker sayısını artırmayı sürdürüyor. Her iki taraf da sınır sorununun barışçıl çözümü çağrısında bulunsa da Hedasi Barajı'na ilişkin gelişmelerin sorunun büyümesine ve savaşa yol açmasından korkuluyor.
Kurşun Kalem Oyma Sanatıyla Türkiye'yi Yurt Dışında Temsil Etmeyi Amaçlıyor
İSTANBUL (AA) - LALE BİLDİRİCİ BÜYÜKKARAKAYA - Kurşun ve boya kalemlerin ucuna çeşitli obje ve figürler işleyerek birbirinden ilginç eserler üreten Nihat Özcan, Türkiye'yi bu alanda yurt dışında temsil etmeyi hedefliyor. Kurşun kalem oyma sanatçısı Özcan, AA muhabirine, 'kalem ucunda sanat' olarak tanımladığı uğraşının, yaklaşık 3 yıl önce şans eseri karşısına çıkan bir fotoğraf karesi ile başladığını söyledi.Fotoğrafın ilgisini çekmesi nedeniyle 'kalem ucundan minyatür heykel' sanatına başladığını ifade eden Özcan, yurt dışında sadece 4-5 sanatçının icra ettiği bu eserlere hayran olduğunu belirtti.Özcan, geçmişi en fazla 20 yıla dayanan, Amerika'da doğan bu sanat ile tanıştıktan sonra kendisini geliştirmek için arayışa girdiğini anlattı. Herhangi bir eğitim almadan kalemlerin ucuna çeşitli obje ve figürleri işlemeyi öğrendiğini aktaran Özcan, 'Yurt dışında kalem oyma sanatı olarak bilinen ve ülkemizde 'kalem ucunda sanat' olarak ifade ettiğimiz bu akım, ABD'de yaşayan bir marangoz ustasının sokaktan topladığı kurşun kalemleri bir tür geri dönüşüm projesi gibi şekillendirmesiyle başlıyor. Şu an dünya çapında bu sanat akımını gerçekleştiren 4-5 isimden de biri olduğumu söyleyebilirim. ABD'deki sanatçıların eserini gördükten sonra araştırmaya başladım. Böylelikle denemeler yaparak son 5 yıldır da sanatımla ilgileniyorum. Bu sanat ülkemizde daha yeni yeni duyuluyor.' diye konuştu.Özcan, sanatının malzemesinin heykeltıraşların kullandığı kil, çamur, mermer veya ahşap olmadığını ifade etti.Sadece bir kurşun kalemle yapılan eserlerini mikro ölçülerde ve mercek dahi kullanmadan ortaya çıkardığını, çıplak gözle hafif spot ışığı altında çalıştığını kaydeden Özcan, şöyle devam etti: 'Bu özel el sanatını icra eden ülkemizde çok çalışma ve araştırma yok. Herhangi bir eğitim şansı olmaksızın, kursa dahi gitmeden web üzerinden uzunca bir süre araştırmalar yaparak bu sanatın nasıl yapılabildiğini, örnek eser çalışmalarını, kullanılan aletlerin ne olduğunu sadece fotoğraflar üzerinden görerek öğrendim. Sanatımı kendi kendime keşfederek ilerlettim. Gerçekten sabır işi, inanın bir çizgi var başladığınızda. Belki 1-2 gün içinde vazgeçip defteri kapatanlar var ya da uğraşıp ona gönül verenler var. Ben gönül verenler tarafında olduğumu söylüyorum.' Nihat Özcan, minyatür ve üzerinde çok fazla emeğin olmasının kurşun kalem oyma sanatına ilgisini artırdığını, zoru başarmanın ayrı bir keyif olduğunu belirtti.Bir eserin 7-10 gün sürdüğünü, bu sürecin 1-2 ayı da bulabildiğini aktaran Özcan, eserlerinin yapımı sırasında kalemin kırılması durumunda sürecin yeniden başladığını, bu nedenle çok büyük emek ve sabır gerektirdiğini bildirdi.Sanatında ilerleme kaydettikten sonra eserlerinin 5 yıldır birçok yerde de sergilendiğini anlatan Özcan, 'İnsanlar böyle bir akımının da var olduğunu gördü. İstanbul, İzmir ve Ankara'da sanat fuarlarında katıldım.' dedi. 'Dünya çapında turneye çıkabilecek projelerim var''Kurşun kalem eğitim hayatımızın vazgeçilmeziydi.' diyen Özcan, bu sanata başladıktan sonra kalemlere bakış açısının değiştiğini söyledi.'Elime aldığım kurşun kalemin, bir yaşamı, ömrü ve ruhu var.' şeklinde düşündüğünü dile getiren Özcan, 'Sabırlı olduğumu biliyordum ama bu sanat akımına girdikten sonra aslında çok daha fazla sabırlı olduğumu keşfettim. İnanın çok daha hızlı şeyler düşünüyorsunuz. Çok fazla hayal gücünüz gelişiyor ve üç boyutlu bakış açısı kazanıyorsunuz. Zamanın kıymetini, sabretmeyi öğreniyorsunuz ve gerçekten emek vermenin ne olduğunu hissediyorsunuz.' değerlendirmesini yaptı.Sanatını gelecek kuşaklara da aktarmak istediğini, bu alanda bazı hedefleri olduğunu anlatan Özcan, 'Dünya çapında turneye çıkabilecek ve bir Türk vatandaşının dünyada sesini duyurabilecek projelerim var. Kalem oyma sanatıyla yaptığım eserlerimin dünya çapındaki sergilerde yer almasını planlıyorum. Birçok ülkeyi gezecek sergi konseptini hedefliyorum. ABD'de bir menajerim var ama pandemi olduğu için projeler başlayamadı. Şu an da Türkiye'de sergi anlamında etkinliklerimi gerçekleştirmeye çalışacağım. Kalem oyma sanatıyla ilgili de bir eğitim kitabı yazmayı planlıyorum. Gelecekle ilgili çok fazla hayalim var ama bunun için zaman ve dünya çapında kendimi kanıtlayabilmek adına yerel desteklere ihtiyacım var.' şeklinde konuştu.
Reklam
İzmir'deki Suç Örgütüne Yönelik Operasyonda 9 Tutuklama
İZMİR (AA) - İzmir'de suç örgütüne yönelik operasyonda gözaltına alınan 24 şüpheliden 9'u tutuklandı. İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince 19 Ocak'ta başlatılan operasyon kapsamında yakalanan 24 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.Adliyeye sevk edilen zanlılardan 13'ü savcılıktan serbest bırakıldı.Nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarılan zanlılardan 9'u tutuklandı, 1'i hakkında ev hapsi kararı verilirken 1'i de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.Haklarında gözaltı kararı verilen 19 şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürüyor. Operasyonİzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 19 Ocak'ta başlatılan soruşturma kapsamında elebaşılığını halen yurt dışında bulunan B.C'nin yaptığı suç örgütüne yönelik operasyonda, 'tehdit', 'konut dokunulmazlığının ihlali', 'kasten yaralama', 'suç ve suçluyu övme', 'Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Kanun'a muhalefet' gibi suçlara karıştıkları belirlenen 43 zanlı hakkında gözaltı kararı verilmişti. Operasyonda, 24 şüpheli gözaltına alınmıştı.
Mardin'deki Uyuşturucu Operasyonunda Gözaltına Alınan 9 Şüpheli Tutuklandı
MARDİN (AA) - Mardin'in Midyat ilçesinde düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 11 şüpheliden 9'u tutuklandı. İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, uyuşturucu sattıkları gerekçesiyle 13 kişiye yönelik düzenlenen operasyonda yakalanan 11 şüphelinin jandarmadaki işlemleri tamamlandı.Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 9'u tutuklandı, 2'si adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.Hakkında yakalama kararı bulunan 2 şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürüyor.İlçede 20 Ocak'ta 12 adrese düzenlenen operasyonda 11 zanlı yakalanmıştı.
Reklam
"Türkiye'nin Mühendis Kızları" Eğitim Ve İstihdam Desteğiyle Yetişiyor
ANKARA (AA) - BURCU ÇALIK- Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı öncülüğünde hazırlanan Türkiye'nin Mühendis Kızları Projesi ile kadınların mühendislik alanında daha fazla yer almalarını sağlayarak ülkenin geleceğine yatırım yapmak, ekonomik ve sosyal güçlenmesine katkıda bulunmak amaçlanıyor. Bakanlığın Milli Eğitim Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Ofisi (UNDP) ve Limak Vakfı iş birliğinde 5 yıldır sürdürdüğü çalışma ile lise ve üniversite programı olarak iki ayakta ilerleyen proje kapsamında bugüne kadar 24 bin 720 öğrenci, veli ve öğretmene ulaşıldı. Projeden yararlanan 102 öğrenci üniversitelerin mühendislik bölümlerinden mezun olurken, mezunların 71'i çeşitli şirketlerde istihdam edildi. Proje bir yıl daha uzatıldı Bakanlık ve proje paydaşları, elde edilen olumlu sonuçlar üzerine 2020 yılı sonu itibarıyla tamamlanması öngörülen projeyi 31 Aralık 2021 tarihine kadar uzatma kararını aldı. Bu çerçevede projenin üniversite programı için çalışmalar başlatıldı.Üniversitelerin akademik performansını özetleyen URAP'ta (University Ranking by Academic Performance) 2019-2020 dünya alan sıralaması değerlendirmesine göre mühendislik alanında Türkiye'den listeye girmiş 20 devlet üniversitesinde öğrenciler için kontenjan açıldı. Yeni eğitim öğretim dönemine yönelik öğrenci seçimi de tamamlandı. Proje kapsamında e-bursum üzerinden toplam 1769 başvuru alınırken, belirlenen kriterleri taşıyan 647 öğrenci değerlendirildi ve 160'ı ile çevrim içi ortamda birebir mülakatlar düzenlendi. 2020-2021 dönemi için toplam 49 öğrenci projeden yararlanmaya hak kazandı. Eğitim hayatları boyunca burs, mezun olunca istihdam imkanı Projenin üniversite programından 130 mühendislik fakültesi öğrencisi yararlanıyor.Öğrencilere burs imkanıyla birlikte staj ve istihdam, İngilizce dil eğitimi, 'sosyal mühendislik' sertifika programı eğitimleri ile mentorlük ve son sınıflar için koçluk desteği veriliyor. Mezun olan öğrenciler, proje paydaşı firma ile sektördeki farklı kuruluşlarda istihdam edilme imkanını yakalayabiliyor. Lisedeki kız öğrencilerin mühendisliğe ilgisi arttı Türkiye'nin Mühendis Kızları Projesi'nin lise ayağında ise belirlenen il ve okullarda öğretmen, veli ve öğrenciler mühendislik mesleğiyle ilgili farklı etkinliklerle bilgilendiriliyor. Bu yolla öğrencilerin kendilerini mühendisliğe yakın hissetmeleri ve meslek seçimlerinde mühendisliği daha fazla tercihleri arasına almalarını sağlamak hedefleniyor. Projenin 2019-2020 eğitim öğretim dönemine yönelik izleme ve etki raporu sonuçlarında da öğretmenler, kız öğrencilerinin mühendisliğe karşı gelişen bir ilgilerinin oluştuğunu ifade etti.
Mumcu Suikastı Sırrını Koruyor
ANKARA (AA) - MEHMET TOSUN - Araştırmacı gazeteciliğin önde gelen isimlerinden Uğur Mumcu'nun Ankara'da evinin önünde bombalı suikasta uğramasının üzerinden 28 yıl geçti. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi ile Nadire Mumcu'nun dört çocuğundan biri olan Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942'de Kırşehir'de dünyaya geldi.Ailesinin Ankara'ya taşınması üzerine ilk ve orta öğrenimine burada devam eden Mumcu, 1965'te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.Henüz öğrenciyken 26 Ağustos 1962'de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan 'Türk Sosyalizmi' makalesiyle 'Yunus Nadi Ödülü'nü aldı.Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Kürsüsü Profesörü Tahsin Bekir Balta'nın asistanı olan Mumcu'nun yazdığı inceleme yazıları, Milliyet gazetesinde yayımlanmaya başladı.Mumcu, 12 Mart 1971 dönemindeki bir yazısında kullandığı 'ordu uyanık olmalı' sözleriyle, 'orduya hakaret etmek' ve 'sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak' suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alındı. Mamak Askeri Cezaevi'nde birçok aydınla bir yıla yakın kalan Mumcu, bu davadan 7 yıl hapse mahkum edildi. Mumcu, kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine tahliye edildi.Serbest bırakılmasının ardından hemen askere alınan Mumcu, askerliğini 'yedek subay' olarak yapması gerekirken kendi tabiriyle 'sakıncalı piyade' ilan edildi. Mumcu, Tuzla Piyade Okulunda 10 Ocak'a kadar süren üç aylık eğitimden sonra, 1973'te okul yönetimi tarafından 'kötü hal ve düşünce sahibi' diye suçlanarak 'er' çıkarıldı ve Ağrı Patnos'a yollandı.Askerlikten sonra üniversitedeki görevinden ayrılan Mumcu, profesyonel gazeteciliğe 25 Şubat 1974'te Yeni Ortam gazetesinde 'Anarşist!..' başlıklı yazısıyla başladı.Köşe yazılarında hem sorunları dile getiren hem de hukuka aykırı ve yasa dışı uygulamaların üstüne giden Mumcu, yazdığı kitaplarla da ses getirdi.'Sakıncalı Piyade' tiyatroya uyarlandıGüldal Homan ile 19 Temmuz 1976'da evlenen Mumcu'nun bir oğlu (Özgür) ve bir kızı (Özge) oldu.Usta gazetecinin 1977'de yayımlanan 'Sakıncalı Piyade' kitabı tiyatroya uyarlandı ve Ankara Sanat Tiyatrosu'nda yüzlerce kez sahnelendi.Mumcu, terörün silah kaçakçılığıyla ilişkisini ortaya koymak ve bu yönde kamuoyu oluşturmak için 1981'de 'Silah Kaçakçılığı ve Terör' kitabını okurlarıyla buluşturdu.Papa 2. Jean Paul'e düzenlediği silahlı saldırıya ilişkin Mehmet Ali Ağca ve bağlantıları hakkında araştırma yapan Mumcu'nun, 'Rabıta' ve '12 Eylül' kitapları 1987'de, önemli araştırmalarından kabul edilen 'Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925' eseri ise 1991'de yayımlandı.'Dipsiz Kuyu'da anlatmıştıUğur Mumcu, Yazar Musa Anter'in öldürülmesinden sonra 27 Eylül 1992'de Cumhuriyet gazetesinde kaleme aldığı 'Dipsiz Kuyu' başlıklı yazısında, 'Orta Doğu, emperyalizmin kol gezdiği, terör örgütleri ile çeşitli istihbarat örgütlerinin kanlı ve kirli oyunlar oynadığı karanlık dipsiz bir kuyudur. Bu karanlık ve dipsiz kuyuda cinayetler birbirini izler. Halk deyişi ile Orta Doğu'da 'kimin eli kimin cebindedir' bilinmez. Kim, kimi, neden öldürüyor? Bu soruların yanıtlarını anında bulmanın olanağı yoktur. Olaylar yıllar sonra aydınlanır. O da bir kısmı!' ifadelerini kullandı. Mumcu, 24 Ocak 1993'te arabasına yerleştirilen bombalı saldırıyla hayatını kaybetti. Suikastı, İBDA-C ve Hizbullah gibi örgütler üstlense de aradan geçen 28 yıla rağmen cinayetin üzerindeki sis perdesi aralanamadı.Türkiye'yi sarsan suikasta ilişkin ilk yargılamalar, Mumcu'nun ölümünden 7 yıl sonra başladı. Mumcu suikastı ile Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Doç. Dr. Bahriye Üçok cinayetlerini de kapsayan davanın adı 'Umut' oldu.Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava, cinayetlerin ardındaki sırrı tam olarak ortadan kaldıramadı.Ceza alanlar olduİlk dereceli mahkemenin kararının Yargıtay tarafından bozulmasının ardından yeniden görülen davada, 3 sanık 'yasa dışı Tevhid-Selam ve Kudüs Ordusu örgütünü kurmak ve yönetmek' suçundan, 5 sanık ise aynı örgüte üyelikten çeşitli sürelerde hapis cezalarına mahkum edildi.Bu kapsamda sanıklardan Mehmet Ali Tekin, Hasan Kılıç ve Ekrem Baytap, 'silahlı suç örgütü kurma ve yönetme' eylemlerinden 12 yıl 6'şar ay hapisle cezalandırıldı.Sanıklar Abdulhamit Çelik, Fatih Aydın, Yusuf Karakuş, Mehmet Şahin ve Recep Aydın'a ise 'silahlı suç örgütü üyesi olmak'tan 6 yıl 3'er ay hapis cezası verildi.Anayasa Mahkemesi, gözaltında tutuldukları tarihlerdeki mevzuatın, gözaltı süresinde avukata erişim imkanı tanımadığı gerekçesiyle sanıklar Aydın, Tekin, Kılıç ve Karakuş'un yeniden yargılanmasına hükmetti.
Reklam
İç Anadolu'nun "Zirvesi" Erciyes'e Yarıyıl Tatili İlgisi
KAYSERİ (AA) - ERGÜN HAKTANIYAN - Uluslararası standartlarda uzun pistleri, kar kalitesi, teknik altyapısı, beş yıldızlı otelleri ve eşsiz doğa manzaralarıyla öne çıkan Erciyes Dağı'ndaki konaklama tesislerinde, sömestr tatili nedeniyle yoğunluk yaşanıyor. Türkiye genelinde ilk, orta ve liselerde eğitim gören 18 milyon öğrencinin 3 hafta sürecek yarıyıl tatili, kayak merkezlerini önemli ölçüde hareketlendirdi.Kayseri Büyükşehir Belediyesinin yaklaşık 350 milyon avroluk yatırımla hayata geçirdiği Erciyes Master Planı kapsamında uluslararası standartlara kavuşan Erciyes Kayak Merkezi, sömestr tatillerinin vazgeçilmez adreslerden biri haline geldi.Modern liftleri ve son teknoloji teleferik sistemiyle yaklaşık 25 kilometrekarelik alana yayılan kayak merkezi, 21 bin 300 metre uzunluğunda ve saatteki taşıma kapasitesi 25 bin 500 kişi olan 2'si gondol 18 mekanik tesis ağı ile misafirlerine çok farklı noktalarda kayak yapma imkanı sunuyor.Toplam 102 kilometre uzunluğa ulaşan farklı eğimlerdeki 34 pistiyle bu alanda Türkiye'de lider konumda olan Erciyes, Tekir, Hacılar, Hisarcık ve Develi kapılarındaki pistlerle hem acemi hem de profesyonel kayakçılara kayma olanağı sağlıyor.Erciyes AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Cahid Cıngı, AA muhabirine, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) kış turizmini olumsuz etkilediğini, alınan önlemler ve uygulanan kurallarla bu durumun önüne geçildiğini söyledi.Kurak geçen mevsimin son zamanlarda yağan karla düzeldiğini anlatan Cıngı, şunları kaydetti:'Dünyanın tüm kayak merkezlerinde sömestr tatili en yoğun dönemdir. Öğrenciler tatile çıktıkları zaman aileleriyle beraber en ideal tercih kayak merkezleridir. Erciyes de sömestr için yoğun bir taleple karşı karşıya. Yurt içinden yoğun bir talep var. Otel rezervasyonlarımız yoğun. Hafta sonlarımız yüzde 100 dolu. Hafta içinde de yüzde 80 rezervasyon aldı otellerimiz. Buraya geleceklerin de ellerini çabuk tutması gerekiyor. Bu gidişle yüzde 100 doluluğa ulaşacak. Şu an bütün pistlerimiz, birbirleriyle bağlantılı ve açık.'Erciyes Kayak Merkezi'ne Güvenli Kayak Merkezi (Safe Ski Resort) sertifikası verildiğini hatırlatan Cıngı, Kovid-19'a karşı gondolların dezenfekte edildiğini, sosyal mesafeye uyulması konusunda farklı dillerde uyarı yapıldığını ve diğer sağlık tedbirlerine uyulduğunu dile getirdi. Cıngı, restoran ve diğer işletmelerin de salgın kurallarına uyduğunu, tüm Türkiye'den misafirleri Erciyes'e beklediklerini ifade etti.Erciyes'e gelen Yusuf Çevik de sömestr tatilini fırsat bilerek salgın döneminde sıkılan çocuklarıyla kayak yapmayı tercih ettiklerini, 6 yaşındaki kızlarının da burada eğlenceli vakit geçirdiğini kaydetti.
Diyarbakır'da Gönüllerde Taht Kuran Şehit Gaffar Okkan Unutulmuyor
DİYARBAKIR (AA) - HASAN NAMLI - Diyarbakır'da hizmetleriyle gönüllerde taht kuran, 20 yıl önce uğradığı silahlı saldırı sonucu 5 mesai arkadaşı ile şehit edilen İl Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan unutulmuyor.Sakarya'nın Hendek ilçesinde 1952'de dünyaya gelen, 30 Eylül 1970'te Polis Kolejinden, 29 Eylül 1973'te Polis Akademisinden mezun olup, İzmir Emniyet Müdürlüğüne komiser yardımcısı olarak atanan Ali Gaffar Okkan, çeşitli birimlerde görev yaptıktan sonra 1983 yılında Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğünde göreve başladı, 1985'te ise şube müdürlüğüne terfi etti.1986 yılında Eskişehir Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev alan Okkan, bu ilde 1992 yılında Emniyet Müdür Yardımcısı oldu. 6 Aralık 1993'te 1'inci Sınıf Emniyet Müdürlüğüne terfi edip, Kars Emniyet Müdürü olarak ataması yapılan Ali Gaffar Okkan, 18 Kasım 1997'de ise Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü görevine başladı. Bu arada Okkan, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden de mezun oldu.24 Ocak 2001 günü saat 17.40 sularında Valilik binasına doğru seyir halindeyken Şehitlik semti Sezai Karakoç Bulvarı'nda kurulan pusuda şehit olan Okkan, evli ve 2 çocuk babasıydı. Okkan ile polisler Mehmet Kamalı, Sabri Kün, Mehmet Sepetçi, Atilla Durmuş ve Selahattin Baysoy da hain saldırıda şehit düştü.Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan, yaptığı çalışmalarla Diyarbakırlıların sevgi ve saygısını kazandı.İhtiyaç sahibi ailelere desteğini esirgemedi Görev yaptığı süre boyunca birlik ve beraberliği pekiştiren, kentteki huzuru en üst seviyeye çıkaran Okkan, meslektaşları ve hayırseverlerden topladığı yardımlarla ihtiyaç sahibi ailelerin ve öğrencilerin yüzünü güldürdü. Okkan, yediden yetmişe her yaştan kişiyle kurduğu iyi ilişkilerle Diyarbakırlıların gönlünde taht kurdu.Yaşlıları makam aracıyla evlerine bıraktıGeceleri tebdili kıyafetle sık sık esnafı ziyaret eden, sokakta karşılaştığı vatandaşlara cep telefonu numarasını veren şehit Okkan, zaman zaman makam aracıyla yolda gördüğü yaşlıları da evlerine bıraktı. Bu sayede talep ve sıkıntılarını iletme fırsatı bulan Diyarbakırlılar, sık sık emniyet müdürünü makamında ziyaret etti.Kadın polisler, Diyarbakır'da ilk kez onun emriyle trafiği yönetti.İki küçük otomobil alan Ali Gaffar Okkan, mavi beyaz renklere boyattığı otomobillerde 2'şer kadın polis görevlendirdi. Bir otomobil kayıp çocukları toplayıp ailelerine teslim etti, diğeri ise yürümekte zorlanan yaşlıları gidecekleri yerlere ulaştırdı. Çocukları eğitime kazandırdı, spora yönlendirdiSokakta çalıştırılan çocukların sorunlarıyla da yakından ilgilenen Okkan, ailelerine destek vererek onların eğitimlerini sürdürmesini sağladı.Gençleri terör örgütlerinden ve uyuşturucu şebekelerinden uzak tutmak için spora yönlendiren Okkan, amatör spor kulüplerine de malzeme yardımı yaptı.Gol sevincine ortak olduDiyarbakırspor'un 1. Lig'e (Süper Lig) yükselmesi için uğraş veren Okkan, yoğun mesaisine rağmen adeta bir kulüp yöneticisi gibi çaba gösterdi. Diyarbakırspor taraftarlarının, tribünlerden maç öncesinde büyük sevgi gösterisinde bulunduğu Okkan, Diyarbakır'a ve Diyarbakırspor'a karşı beslediği sevgiyi her platformda dile getirdi.Okkan, Diyarbakırspor'a katkılarından dolayı dönemin yönetimi tarafından kulübün 'onursal başkanı' ilan edildi.142 çocuk ismini taşıyorAli Gaffar ismi Türkiye'nin çeşitli yerlerindeki polis meslek yüksekokulu, sokak, cadde ve salonlarda yaşatılırken Diyarbakırlılar da gönüllerinde iz bırakan, sevgiyle yad ettikleri şehidine duyduğu sevgi ile çocuklarına onun ismi verdi. Kentte 'Ali Gaffar' ismini taşıyan 142 çocuktan bazısı, Okkan'ı her yıl ölüm yıl dönümünde Sakarya'daki mezarı başında yad ediyor.'Bu şehirde inanılmaz bir tarih yazdı'Dönemin Diyarbakırspor Kulübü futbol takımı kaptanı Şenol Demir, AA muhabirine Okkan'ın, Diyarbakır ve Diyarbakırspor'un imajı ve başarısı için elinden geleni yaptığını söyledi. Okkan'ın Diyarbakır için önemini 'Bu şehirde inanılmaz bir tarih yazdı.' ifadesi ile anlatan Demir, 3 yıl kendisi ile çalışma şerefine nail olduklarını ve çok güzel günler geçirdiklerini belirtti.Demir, Okkan'ın maçlardan önce futbolculara yaptığı motivasyon konuşmasının ardından müsabakayı kaybetme şanslarının olmadığını anlatarak 'Sahaya bir çıkışımız var. İnanılmaz bir motive, inanılmaz bir istek. Takımı süper lige çıkarmayı gerçekten çok isteyen bir insandı. Görmek ona nasip olmadı ama görevimizi layıkıyla yerine getirdik, kupayı mezarının başına götürdük.' dedi.Okkan'ın Diyarbakırlılar için ne anlama geldiğini kentte düzenlenen cenaze töreninde herkesin gördüğünü aktaran Demir, 'Diyarbakır gibi bir yerde yüz binleri bir araya getirebilmek bir emniyet müdürü için kolay bir iş değil. Onu unutturmayacağız. İnşallah bir sonraki nesil de böyle bir değeri unutmaz.' diye konuştu.'Karanlıkta yakılan bir umut ışığı gibi'Gazeteci Saffet Azbay, o dönem spor muhabirliği yaptığını, bu nedenle Okkan ile yakın görüştüklerini anlatarak 'Şehit Okkan karanlıkta yakılan bir umut ışığı gibi. Çok büyük bir değişime imza attı. Halkın devlete olan güvenini arttırdı. Toplumun her kesimine kapısı daima açık oldu. İlişkilerini daima halkın yararı doğrultusunda kullandı.' dedi.Okkan'ı bir emniyet müdüründen ziyade 'halk adamı' olarak gördüklerini dile getiren Azbay, 'Halk ile iyi temas kurarsanız, halka güven verirseniz bu halk sizi bağrına basıyor. Bizim için rahmetli Gaffar Okkan ölümsüz bir kahramandır. Yaşadığımız sürece de unutulmayacak.' şeklinde konuştu.'Diyarbakır, Gaffar Okkan'ı hiç unutmadı'Diyarbakır Kültür Turizm ve Musiki Derneği (DİKTUM-DER) Başkanı Kenan Aksu ise Gaffar Okkan'ın Diyarbakırlılar için çok şey ifade ettiğine dikkati çekti. Bir bürokratın halk ile bütünleşmesinin en iyi örneğinin 'Gaffar Okkan' olduğunu vurgulayan Aksu, bu nedenle kentte birçok kişinin çocuğuna Okkan'ın ismini verdiğini bildirdi.Şehit edildiğinde yüz binlerce insanın onu omuzlarında taşıdığını hatırlatan Aksu, 'Diyarbakır, Gaffar Okkan'ı hiç unutmadı, unutmayacak. Önemli bir isimdi. Halk, vatandaşla bütünleşen, sorunlarını dinleyen, çözebilen bürokratlar ister ki Okkan bunun iyi bir örneği, göstergesiydi.' dedi.
Fatih Belediyesi 1. Fotoğraf Yarışması Ödülleri Sahiplerini Buldu
İSTANBUL (AA) - Fatih Belediyesinin Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) ile birlikte düzenlediği yarışmanın kazananlarına ödülleri takdim edildi. Bu yıl ilki düzenlenen yarışmanın ödül töreni ve ödül alan fotoğrafların yer aldığı serginin açılışı, Fatih Belediyesi Kadırga Kültür ve Sanat Merkezi Kadırga Sanat Galerilerinde gerçekleştirildi.'Fotoğrafın Gör Dediği' temalı, Fatih'le ilgili yeni görüntüler elde edilmesi hedeflenen yarışmada dereceye girenlere toplamda yaklaşık 150 bin liralık ödül verildi.AA foto muhabirleri ödüle layık görüldüAnadolu Ajansı foto muhabirlerinden Arif Hüdaverdi Yaman ve Şebnem Coşkun'un da ödüle layık görüldüğü yarışmada 5 bine yakın fotoğraf karesi yarıştı.Yaman'ın 'Bir Hikaye Anlat' kategorisinde Fatih'te yaşayan Senegalli Müslümanların hikayesini konu alan 'Fatihli Senegalliler' isimli fotoğraf, özel ödüle layık görüldü.Coşkun'un aynı kategoride Fatih İtfaiye Amirliğinde çalışan itfaiyecilerin hikayesini anlattığı 'Posta B' isimli fotoğraf da hikayesiyle mansiyon ödülüne değer görüldü.Törende, yarışmaya 950 katılımcının gönderdiği 4 bin 711 eser arasından yapılan değerlendirme sonucunda seçilen 94 eserin sahipleri ödüllerini aldı.'Bize yaşamın farklı yönlerini gösterdiler'Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, basın mensuplarına yaptığı açıklamada İstanbul'un, Fatih'in ve özellikle sur içi bölgesinin geçmişten bugüne sanatçılara ilham veren bir yer olduğunu söyledi.Salgın sürecinde yapılmasına rağmen yarışmaya çok sayıda kişinin katıldığını belirten Turan, şunları kaydetti:'Fatih fotoğraf sanatçılarımızın da söylediği gibi onlara çok fazla fırsat veren bir yer oldu. Peki bu fotoğraflarla beraber ne ortaya çıktı? Biz her gün bu fotoğrafların kadrajına sığan karelerin içine giren yerlerden geçiyoruz ama bu fotoğraflarla beraber farklı yönlerini gördük. Bize bu eserlerin ve yaşamın farklı yönlerini gösterdiler.''Bütün sanat alanlarında aktif bir Fatih olacak'Turan, yarışma sayesinde yıllar boyu fotoğraf severlerin kullanacağı güzel fotoğrafların elde edildiğini, gelecek yıl da yarışmanın ikincisinin düzenleneceğini söyledi.Katılımcılara ve yarışmada emeği geçenlere teşekkür eden Turan, 'Bu ilk yarışma olmasına rağmen ve pandemi koşulları olmasına rağmen 950 yarışmacı bu yarışmaya fotoğraflarını gönderdi ve 94 eser jürimiz tarafından ödüllendirildi. Bu birinci fotoğraf yarışması ve kitabı da basıldı. Hem dijital mecrada hem de kitapla inşallah fotoğraf severlerin beğenisine sunmuş olduk. Bundan sonra sadece fotoğraf alanında değil diğer bütün sanat alanlarında daha aktif bir Fatih olacak.' değerlendirmesinde bulundu.Fotoğraf sergisi 26 Şubat'a kadar ziyaret edilebilecekYarışmaya katılanlar, Fatih'in herhangi bir yerini, tarihi veya mimari eserlerini, insanlarını veya sokaklarını anlatan fotoğraflarıyla 'Serbest Vizör', 'Bir Hikaye Anlat' ve 'Çek Kurgula Yarış' kategorilerinde yarıştı.Yarışmanın jürisinde Prof. Dr. Özer Kanburoğlu, Coşkun Aral, İzzet Keribar, Leyla Emektar, İhsan İlze, İsmail Küçük, Murat Gür, Mustafa Yılmaz, Abdullah Kargılı ve Hasan Özdemir yer aldı.Ödül töreninde açılışı yapılan fotoğraf sergisi, 26 Şubat'a kadar ziyarete açık olacak.
Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Okyay'dan "Rehavete Kapılmayalım" Uyarısı:
AYDIN (AA) - FERDİ UZUN - Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Pınar Okyay, vaka sayılarındaki düşüşün rehavete neden olmaması gerektiğini belirterek, 'Sayılarımız nisan ayındaki pikten daha yüksek. Bu yüzden önlemleri sürdürmek durumundayız. Henüz önlemleri katı şekilde uygulamalı ve sıramız geldiğinde aşımızı olmalıyız.' dedi. Adnan Menderes Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Okyay, AA muhabirine, vaka sayılarının kasım ayından itibaren alınan tedbirlerle düşüş trendi izlediğini anımsattı.Tedbirlerin ne kadar önemli olduğunun istatistiklerle anlaşıldığını belirten Okyay, vatandaşların rehavete kapılmaması gerektiğine de işaret ederek, şunları belirtti: 'Sayılarımız nisan ayındaki pikten daha yüksek. Bu yüzden önlemleri sürdürmek durumundayız. Bu süreçte rehavete kapılmamalıyız. Henüz önlemleri katı şekilde uygulamalı ve sıramız geldiğinde aşımızı olmalıyız. Yaz döneminde de tüm önlemleri sürdürmeye devam etmeliyiz. Aşı olan kişinin korunması, ağır hastalık geçirmemesi sağlanacak. Bu, sağlık sitemimizi de rahatlatacak bir şey. Ancak aşı olan kişilerin de kendileri hasta ve özellikle de ağır hasta olmamalarına rağmen virüsü başkalarına bulaştırmaları mümkün olacak. Bu nedenle ortamda virüs oldukça ve onunla karşılaştıkça biz bulaşma zincirini kırmak için maske, fiziksel mesafe, el yıkama ve temiz hava ile iç ortamları havalandırma, kalabalıktan kaçınma gibi önlemleri uygulamaya devam etmek durumundayız.''Yerli aşı çalışmaları ümit veriyor'Küresel salgın nedeniyle aşının tedariki konusunda sorunlarla karşılaşmanın da mümkün olduğunu anlatan Prof. Dr. Okyay, yerli aşı çalışmalarının önemine değinerek, yaz sonunda bu konuda önemli bir mesafe katedilmiş olacağını kaydetti.Türkiye'de aşılamanın başlamasının da önemli olduğunu ancak tek aşıya bağımlı kalınmaması gerektiğini ifade eden Okyay, acil kullanım onayı almış aşıların hızlıca vatandaşlara ulaştırılmasının sürecin en önemli belirleyicilerinden olacağına dikkat çekti. Okyay, şunları kaydetti:'Biontech aşısının 1 milyon dozunun şubatta, 4 milyon dozunun da sonraki birkaç ayda geleceğinin belirtilmesi önemli. Acil kullanım onayı alan aşılara ulaşmamız ve hızlıca vatandaşlara ulaştırılması sürecin en önemli belirleyicilerinden olacak. Dünyada, nüfuslarının 4-6 katı aşı anlaşması yapmış ülkeler var. Kendi ülkesinde aşı üreten ve en baştan bu üretimi devlet tarafından desteklenen örneğin ABD'de Moderna aşısı var. Bu da bizi kendi aşımızın önemine bir kez daha getiriyor. Başta Kayseri grubu olmak üzere yürütülen çalışmalar bize çok ümit veriyor. Ama önemli olan Sağlık Bakanlığı tarafından onay alan her aşının en erken dönemde insanlara ulaştırılabilmesi, toplumsal bağışıklık hedefinin sağlanmasıdır.''Temel halk sağlığını öğretti'Kovid-19 sonrası hayatın eskisi gibi olmayacağına da değinen Okyay, sürecin bulaşıcı hastalıklara karşı toplumsal direnci artırdığına dikkati çekerek, 'Örneğin kalabalık ortamlarda, metroda maske takmayı gönüllü olarak sürdüreceğiz. En önemlisi artık eskisinden çok daha sık ve usulüne uygun el yıkayacağız. Bu pandemi bize temel halk sağlığı önlemlerini öğretti. Bilgi, davranışa dönüştü ve yerleşti. Bu değerli bir kazanç.' diye konuştu.Okyay, kafe ve restoran gibi işletmelerin açılma sürecinin de bilime ve verilere göre yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.
Reklam