Bakan Soylu, Hdp İlçe Binasında PKK Elebaşı Öcalan'ın Posterlerini Gösteren Video Paylaştı:
ANKARA (AA) - İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, HDP Esenyurt ilçe binasına terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın afiş ve posterlerinin asıldığını gösteren video paylaştı.Soylu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı:'23 Ocak 2021 gece 23.30, Esenyurt HDP binası. Demokrasinin istismarı her daim mümkündür. AİHM kararları, Venedik kriterleri... Batı istismara müsaade etmiyor ancak bizden istiyor. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde buna müsaade edilmez.'
Bakan Çavuşoğlu, Nijerya'daki Gemi Baskınında Kaçırılanlar İçin Gerekli Tüm Temasların Başlatıldığını Söyledi
ANKARA (AA) - Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Nijerya açıklarında deniz haydutlarının saldırısına uğrayan geminin Gabon karasularında olduğunu, kaçırılan Türk vatandaşlarının kurtarılması için gerekli temasların tüm ülkelerle başlatıldığını belirtti.Çavuşoğlu, Nijerya'nın Lagos kenti açıklarında saldırıya uğrayan Liberya bayraklı konteyner gemisi Mozart'a ve mürettebata ilişkin son gelişmeleri NTV'de katıldığı canlı yayında anlattı. Geminin yabancı bandıralı, yabancı bir armatörün gemisi olduğunu ancak mürettebatı bir Türk firmasının sağladığını belirten Çavuşoğlu, 'Yani gemi Türk şirketine ait değil. İçindeki 19 personel Türk, 1 tanesi Azerbaycan vatandaşı. Maalesef Azerbaycan vatandaşı kardeşimiz vefat etti.' dedi.Çavuşoğlu, Azerbaycanlı mevkidaşı Ceyhun Bayramov'la konuya ilişkin dün görüştüğünü hatırlatarak 'Cenazemizi de alıp Türkiye üzerinden Azerbaycan'a göndermek için her iki ülkenin dışişleri bakanlıkları, konsolosluk birimleri şu anda çalışıyor.' diye konuştu.Geminin Gabon karasuları içinde olduğunu ve Port Gentil limanına yanaşmak için beklediğini söyleyen Çavuşoğlu, Gabon'dan teknik personel talebinde bulunulduğunu belirtti. Çavuşoğlu, 'Gemi yanaşır yanaşmaz cenazemizi alıp orada gerekli işlemleri yapacağız.' dedi.'Vatandaşlarımızın kurtarılması için gerekli temasları başlattık'Türkiye'nin Gabon nezdindeki Librevil Büyükelçisi Nilüfer Erdem Kaygısız'ın bu sabah ilk uçakla Port Gentil'e ulaştığını ve süreci yakından takip ettiğini belirten Çavuşoğlu, 'Diğer taraftan kaçırılan vatandaşlarımızın kurtarılması için de gerekli temasları tüm ülkelerle başlattık.' ifadesini kullandı.Çavuşoğlu, geminin sahibi şirketin de gerekli tüm çalışmaları yürüttüğünü, hukukçular, sigorta şirketleri ve gemiye personel sağlayan şirketle de temasta olduklarını aktardı.Bakan Çavuşoğlu, 'Vatandaşlarımızı kaçıran bu haydutlar, korsanlar henüz geri dönüş sağlamadılar. Bunlar belli bir zaman geçtikten sonra, daha önce de bizim gemilerimize, başka ülkelerin gemilerine saldırılar oldu. Onlar belli bir zamandan sonra arayıp taleplerini iletiyorlar. Ama her türlü hazırlık ve çalışma yapıldı.' diye konuştu.Liberya bayraklı Mozart isimli gemi, dün Nijerya'nın Lagos kentinin yaklaşık 180 mil açığında deniz haydutları tarafından saldırıya uğramıştı. Deniz haydutları, 19 personelden 15 Türk personeli yanlarına rehin alarak gemiyi terk etmiş, arbede esnasında Azerbaycan uyruklu 1 personel öldürülmüştü. Gemi, 3 personelle Gabon'un Port-Gentil Limanı'na doğru hareket etmişti.
Akıncı 5. Bölüm Fragmanı
Akıncı yeni bölüm fragmanı yayınlandı. Yayınlanan fragmanda; Nergis Lucas'ın adamları tarafından kaçırılıyor. Akıncı, Nergis'in peşine düşüyor. Nergis ölümün eşiğine geliyor ve boynundan bir iğne enjekte ediliyor. Babası Cevdet Nergis'i baygın şekilde buluyor. İşte akıncı 5. bölüm fragmanı...
Doğu Anadolu'da Sokağa Çıkma Kısıtlamasıyla Sessizlik Hakim Oldu
ERZURUM (AA) - Doğu Anadolu Bölgesi'nde, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele kapsamında uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasıyla cadde ve sokaklarda sessizliğe büründü.Ülke genelinde Kovid-19 salgınıyla mücadele amacıyla 25 Ocak Pazartesi saat 05.00'te sona erecek kısıtlamaya Erzurum, Erzincan, Kars, Tunceli, Ağrı, Ardahan ve Iğdır'da vatandaşların uyduğu gözlendi. Cadde, meydan ve sokakların boş kaldığı illerde güvenlik güçleri, kentlerin giriş ve çıkış noktalarında, ana caddelerde ve belirlenen yerlerde denetimlerini sürdürdü.Polis ekipleri, görevli olduğunu söyleyen sürücü ve yolcuların kimliklerini ve belgelerini kontrol ederek geçişlerine izin verdi.Bölge illerinde kısıtlama nedeniyle sabah saatlerinde araç trafiğinin düşük seviyede olduğu görüldü.
Sürücülere "Hava Ve İklim Şartlarına Göre Sürüş Tarzı Belirleme" Tavsiyesi
İSTANBUL (AA) - SEFA MUTLU - Yol ve Sürüş Güvenliği Uzmanı Ethem Genim, sürücülerin karsız yoldaki hızlarını karlı yollarda da devam ettirdiklerini belirterek, '90-120 kilometre arası hız körlüğünün olduğu bir aralıktır. Sürücüler genellikle bu hızlar arasında kaza yapar. Bizde yüksek hız kazaları çok azdır.' dedi.AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Genim, sürücülerin karlı havalarda uygulayabilecekleri sürüş tekniklerine ilişkin bilgi verdi.Türkiye'nin dikdörtgen bir coğrafyaya sahip olduğunu dile getiren Genim, söz konusu alanda doğu-batı, kuzey-güney eksenlerinde ciddi iklim farklılıkları olduğunu söyledi.Genim, İstanbul'dan yola çıkan bir yolcu otobüsünün 12 saatlik sürede çok farklı mevsimler ve zemin şartlarıyla karşılaşacağını ifade ederek, şöyle konuştu:'Bu farklılıklar sadece zemin şartlarıyla alakalı değil. Görsel olarak da ciddi farklar var. Çok düşük bir yükseklikte sisle karşılaşabiliyor. Güneş varken bir anda tipi, buz hatta gizli buzlanma olabiliyor. Bölgesel olarak bakıldığında kışın doğu ve kuzey bölgeler ayrı bir sürüş tarzı gerektirebilir. Takip mesafesi, inişlerde viraj dönüş açısı gibi değişkenler sürücüleri zorlar. Yüksek kesimlerde aşağı inerken sürücüleri bekleyen en büyük tehlike, gündüz vakti güneşin erittiği kar, virajın içinden karşıdan karşıya geçer. O aradan su akar. Orada ısının aniden düşmesi 3-5 metre alanda gizli buzlanma, siyah buz dediğimiz bir alan oluşturur. Nem bile bu alanı oluşturabilir.'Sürücünün değişen şartlara ayak uydurmasının güvenli bir sürüş için elzem olduğuna vurgu yapan Genim, şu bilgileri verdi:'Hızını muhakkak düşürmesi gerekiyor. Yorgun olmamalı. Özellikle şehirlerarası insan taşımacılığında firmalar ayakta kalmak için birtakım şeylerden kısmak durumunda kalıyor. İşte kısılan bu ihtiyaçlar hem taşınan insanların hem de karşıdan gelenlerin hayatını ilgilendiren sonuçlara neden olabiliyor. Örneğin lastik konusunda kaplama yapılıyor. Bunlar nerede ve ne şartlar yapılıyor? Kışın zemin soğuk olduğunda lastiğin hamurundaki kauçuk daha fazladır ki dönmeyle ortaya çıkan sürtünme katsayısında lastik ısınır. 60 veya 90 kilometre hızla giden lastiğin ısısı farklıdır. Lastik yumuşadıkça zemindeki pürüzler lastiğe batar. Bu da aracın tutunmasını olumlu etkiler. Şehirlerarası yük ve insan taşıyan araçlardaki en büyük eksiklik sadece tahrik tekerleklerinde kış lastiği mecburiyeti olmasıdır.'Genim, frenlemenin araçların kalkışından daha önemli olduğunu aktararak, sadece tahrik tekerlerinde değil frenlemeye maruz kalan tüm tekerlerde kış lastiğinin zorunlu olmasını gerektiğini söyledi.Dört çeker araç kullananlarda söz konusu durumun yanlış anlaşıldığını ifade eden Genim, 'Evet kalkarken bir avantajınız var ama frene bastığınızda her araç gibi 4 tekerle bunu yapacaksınız. Demek ki 4 çeker araçlarda da bir avantajdan bahsedemeyiz. Tırlarda o kadar dingil var sadece çekicinin tahrik tekerlerinde kış lastiği mecburiyeti var. Aracın fren yapan onlarca tekerleği var, hepsi yere temas ediyor.' diye konuştu.Yola çıkacak sürücülere tavsiyelerGenim, şehirlerarası yola şahsi araçlarıyla çıkan kişilerin mutlaka yol planı yapması gerektiğini belirterek, 2 veya 2,5 saatte bir mola verilmesinin önemine değindi.Yola çıkmadan önce hava şartlarının takip edilmesini öneren Genim, şu bilgileri verdi:'Gidilecek bölgedeki şartların öğrenilmesi lazım. Araçlarda zincir veya kar paleti, çeki halatı, ilkyardım çantası gibi donanımların olması gerekir. Hatta fosforlu yelek de bulundurmalılar. Gece inip zincir takan sürücüler hayatını kaybediyor. Zor hava şartlarında gitmeye mecbursanız aracınızda battaniye dahi bulundurmanız gerekiyor. Yakıt depolarının dolu olması önemli. Bazı durumlarda aracınızda saatlerce mahsur kalabilirsiniz. Türkiye'de şehir içi ulaşımda Karayolları ve belediyelerin hizmetleri gerçekten çok iyi. Fransa örneğini verebilirim. Türkiye'de bu konuda sağlanan hizmetler bu ülkelerin katbekat üzerinde.'Genim, araçların her geçen gün yeni teknolojilerle donatıldığını anımsatarak, buna rağmen sürücülerin kullandıkları araçları tanıma becerilerinin beklenen seviyede olmadığını anlattı. Türkiye'de kış ve kar lastiği kavramlarının da karıştırıldığını belirten Genim, lastik konusunda ciddi bir bilinçlenmeye ihtiyaç olduğunu söyledi.Genim, Türkiye'de şartlara göre araç kullanma yeteneğinin gelişmediğini dile getirerek, 'Şu anda karsız yolda sürücüler nasıl gidiyorlarsa karlı yollarda da aynı hızlarla seyrediyorlar. 90-120 kilometre arası hız körlüğünün olduğu bir aralıktır. Sürücüler genellikle bu hızlar arasında kaza yapar. Bizde yüksek hız kazaları çok azdır. Türkiye'deki trafik kazalarının nedenlerinin başında sabırsızlıktan kaynaklanan acelecilik geliyor. Araçlarımızı biraz sabırlı kullansak hiçbir şey olmayacaktır.' ifadelerini kullandı.
Afganistan Hükümeti Barış İçin Şiddetin Durmasını İstiyor
KABİL (AA) - Afganistan Milli Uzlaşı Yüksek Konseyi Başkanı Abdullah Abdullah, ülkede barışın sağlanması için şiddetin tamamen durdurulması gerektiğini belirtti.Abdullah, başkent Kabil'de katıldığı bir törende yaptığı konuşmasında, Taliban'ın ülkedeki şiddeti durdurma konusundaki kararsızlığının, Afgan halkı nezdinde soru işareti bıraktığını söyledi.Afganistan'da son zamanlarda şiddet olaylarının arttığına dikkati çeken Abdullah, 'Barışın sağlanması için şiddetin tamamen durdurulması gerekir.' dedi.Abdullah, barış görüşmelerinin başlamasıyla şiddetin azalacağı yönünde halkın beklenti içinde olduğunu ancak bu beklentinin, Taliban'ın savaşmakta ısrar etmesiyle umutsuzluğa dönüştüğünü kaydetti. Her şeye rağmen barışa olan umudunu kaybetmediğini dile getiren Abdullah, Taliban'ın, Afganistan müzakere heyetiyle barış görüşmeleri kapsamında en kısa zamanda ateşkes konusunda bir uzlaşıya varmasını temenni ettiklerinin altını çizdi. ABD'nin Taliban ile 29 Şubat 2020'de barış anlaşmasına varmasının ardından Eylül 2020'de Katar'ın başkenti Doha'da Afganlar arası müzakereler başlamıştı.
Reklam
Van'dan Beyin Ameliyatı İçin İl Dışına Sevkler Bitecek
VAN (AA) - YILMAZ KAZANDIOĞLU - Doğu Anadolu Bölgesi'nde çok sayıda kişiye sağlık hizmeti veren Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaş Tıp Merkezi'nde son teknolojik cihazlarla beyin ameliyatları yapılıyor. Van ve çevre illerdeki vatandaşlara hizmet veren YYÜ Dursun Odabaş Tıp Merkezi'nde ileri teknolojilere uygun, video kayıt ve robotik hafıza sistemine sahip olma özelliği taşıyan 4K robotik beyin ameliyatı mikroskobunun hizmete girmesiyle hastanede zorlu ameliyatlar da başarılı bir şekilde gerçekleştiriliyor.Daha önce bu tür operasyonlar için Ankara ve İstanbul başta olmak üzere batı illerine gitmek zorunda kalan hastalar, artık Van'da tedavi olma imkanına kavuştu.'Çok iyi beyin cerrahlarına sahibiz'YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Dursun Odabaşı Tıp Merkezi'ni bir beyin hastalıkları kompleksi haline getirmek istediklerini söyledi.Bu anlamda gerekli bölüm ve çok iyi beyin cerrahlarına sahip olduklarını belirten Şevli, şunları kaydetti:'Çok iyi beyin cerrahlarına sahibiz ama mevcut cihazlarla bazı ameliyatları burada yapamıyoruz. Dolayısıyla hastalarımızı Ankara ve İstanbul'a sevk etmek zorunda kalıyorduk. Daha nitelikli ve risksiz bir şekilde bu ameliyatları yapabilmek için ileri teknoloji beyin cerrahi görüntüleme mikroskobunu üniversite hastanemize kazandırdık. Van'da yapılamayan ameliyatları artık bu ileri teknoloji sayesinde cerrahlarımız daha konforlu, daha rahat bir şekilde yapabilecekler. Aynı zamanda bu görüntüleme yöntemleri ile hem akademik çalışmalara hem de asistanların eğitimlerine de katkı sunacağını düşünüyoruz.'Hastalar artık batı illerine sevk edilmeyecekHastane başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Ümit Haluk İliklerden ise beyin kanamaları, beyin tümörleri ve inme hastalığı tedavisiyle ilgili ciddi bir altyapı hazırlığı içinde olduklarını belirtti.'Türkiye'de 5. olan çok üst düzey bir beyin cerrahi ameliyat mikroskobunu hastanemize kazandırdık. Bu cihaz sayesinde tümörleri işaretleyebiliyoruz, tümörün ne kadarını çıkarabileceğimizi, sağlam beyin dokusunu ne kadar koruyabileceğimizi hesaplayabiliyoruz.' diyen İliklerden, aynı zamanda beyin tabanındaki damar kanamalarını da ameliyat etme fırsatını buldukları bir mikroskop alındığını bildirdi.İliklerden, şöyle konuştu:'Bu mikroskop sayesinde ilimizde bu tür beyin kanamaları ve beyin tümörü ameliyatlarının hepsini yapma imkanına kavuştuk. Bu hizmetlerle bölgemizde beyin hastalıkları nedeniyle başvuran hastalarımızın tedavilerini yapma imkanı bulduk. Bu hastalarımızın il dışına sevki olmayacak. Aynı zamanda bölgemizdeki mortalite (ölüm) oranlarını da azaltacak.' Beyin ve Sinir Cerrahisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdurrahman Aycan da son teknolojik cihazlarla ağır vakaları ameliyat etme şansına kavuştuklarını anlattı.Ayca, 'Acil olan hastalar tedavi olmak için il dışına gitmek zorunda kalıyorlardı. Bu ameliyatları yapabilmek için öncelikle ihtiyacımız olan teknolojik cihazları aldık. Artık hastalarımıza en kaliteli sağlık hizmetini vereceğiz.' ifadelerini kullandı.Geçirdiği beyin kanaması nedeniyle ameliyat olan Servet Toptaş ise 'Gece yoğun bir baş ağrısı başlaması üzerine hastaneye başvurdum. Yapılan kontrollerde beyin kanaması geçirdiğim tespit edildi. Ameliyata alındım. Çok şükür ameliyatım gayet başarılı geçti. Ambulans ile geldiğim hastanede yürüyerek evime gidiyorum. Allah doktorumuz ve ekibinden razı olsun.' şeklinde konuştu.
Kısmen Donan Kızılırmak Kıyısındaki Kırağı Tutan Ağaçlarla Göz Kamaştırıyor
SİVAS (AA) - Sivas'ta, soğuk havanın etkisiyle kısmen donan Kılızırmak, kıyısındaki kırağı tutan ağaçlarla görenleri hayran bırakıyor. Kentte bir süredir etkisini gösteren soğuk hava nedeniyle Türkiye'nin en uzun nehri Kızılırmak, kısmen buzla kaplandı.Tarihi Eğri Köprü mevkisinde bazı kısımları buz tutan Kızılırmak'ın kıyısındaki ağaçlarda soğuk havanın etkisiyle kırağı oluştu, göz kamaştıran güzellikte manzaralar ortaya çıktı.Sıcaklığın gece sıfırın altında 10, gündüz ise sıfırın altında 7 dereceye kadar düştüğü kentte, kış koşulları etkisini sürdürüyor.
Reklam
Şanlıurfa'daki Uyuşturucu Operasyonunda Yakalanan 9 Zanlı Tutuklandı
ŞANLIURFA (AA) - Şanlıurfa'daki uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 11 şüpheliden 9'u tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince uyuşturucu kullanımı ve satışıyla mücadele çalışmaları kapsamında düzenlenen operasyonda yakalanan 11 zanlının emniyetteki işlemleri tamamlandı.Sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 9'u 'uyuşturucu madde ticareti yapma' suçlamasıyla tutuklandı, diğerleri adli kontrol şartıyla salıverildi.Polis ekiplerince 22 Ocak'ta merkez Haliliye, Eyyübiye ve Karaköprü ilçelerinde belirlenen adreslere eş zamanlı düzenlenen operasyonda 11 zanlı gözaltına alınmış, aramalarda 5 kilogram esrar, 107 gram sentetik uyuşturucu ve 10 bin 100 uyuşturucu hap ele geçirilmişti.
İzmir'de Jandarmanın Bulduğu Yaralı Şahin Tedavi Edildi
İZMİR (AA) - İzmir'in Torbalı ilçesinde, jandarma ekiplerince yol kenarında yaralı halde bulunan şahin tedavi edildi.Torbalı İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Ayrancılar Mahallesi'ndeki ormanlık alanda yol kenarında yaralı bir şahin buldu. İzmir İl Jandarma Komutanlığı Çevre, Doğa ve Hayvan Koruma Timi tarafından alınan şahin, veterinere götürüldü.Şahin, tedavisinin ardından İzmir Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğüne teslim edildi.
Türkiye'nin Librevil Büyükelçisi, Nijerya'da Saldırıya Uğrayan Geminin Limana Ulaşmasını Beklediklerini Söyledi
DAKAR (AA) - Türkiye'nin Librevil Büyükelçisi Nilüfer Erdem Kaygısız, Nijerya açıklarında saldırıya uğrayan geminin Gabon'un Port-Gentil Limanı'na 10 mil uzakta olduğunu ve limana ulaşmasını beklediklerini belirterek, 'Gemimizin limanın sınırlarında demirlemesini sağlamaya çalışıyoruz. Demirlendiği anda da botlarla gemiye doğru gideceğiz.' dedi.AA muhabirine konuşan Büyükelçi Kaygısız, Nijerya'nın Lagos kenti açıklarında saldırıya uğrayan Liberya bayraklı konteyner gemisi Mozart'ın, Gabon'un Port-Gentil Limanı'na ulaşmasını beklediklerini söyledi.Kaygısız, 'Gemimiz Port-Gentil limanına 10 mil uzaklıkta. Gemimizin limanın sınırlarında demirlemesini sağlamaya çalışıyoruz. Demirlendiği anda da botlarla gemiye doğru gideceğiz. Şu anda limanda bütün yetkililer bize yardımcı olmaya çalışıyor. Geminin yerini belirlemeye çalışıyoruz. Belirlediğimiz anda oraya doğru gideceğiz.' diye konuştu. Sürecin geminin ait olduğu denizcilik şirketinin de koordinasyonuyla adım adım ilerlediğini dile getiren Kaygısız, 'Öncelikle cenazemizin nakliyle ilgili işlemleri başlatacağız. İlk aşamada morga naklini sağlamamız gerekiyor. Süreci adım adım takip ediyoruz. Önce gemimizin demirlemesi, bizim oraya ulaşmamız, mürettebatı görmemiz, hızlıca cenazemizi almamız gerekiyor.' ifadelerini kullandı.Liberya bayraklı Mozart isimli gemi, dün Nijerya'nın Lagos kentinin yaklaşık 180 mil açığında deniz haydutları tarafından saldırıya uğramıştı. Deniz haydutları, 19 personelden 15 Türk personeli yanlarına rehin alarak gemiyi terk etmiş, arbede esnasında Azerbaycan uyruklu 1 personel öldürülmüştü. Gemi, 3 personelle Gabon'un Port-Gentil Limanı'na doğru hareket etmişti.
Reklam
Grafikli - Türkiye'de Son 90 Yılda 1343 Kişi Heyelan Nedeniyle Hayatını Kaybetti
İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü bünyesindeki bir araştırmada, Türkiye'de son 90 yılda 389 ölümlü heyelanda 1343 kişinin hayatını kaybettiği belirlendi.Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tolga Görüm ve doktora öğrencisi Seçkin Fidan tarafından Türkiye'deki ölümcül heyelan olaylarının tespit edilmesi için 2017'de çalışma başlatıldı.Görüm ve Fidan, 1929'dan 2019'a kadar ülkedeki ölümlü heyelanları di­jital ve yazılı medya kaynaklarından inceledi.Yaklaşık 3 yıl süren çalışma sonucunda İTÜ bünyesinde Türkiye'de meydana gelen ölümlü heyelan olaylarını içeren bir veri tabanı oluşturuldu.Türkiye Ölümcül Heyelan Veri Tabanı'na (FATALDOT) göre, Türkiye'de her yıl ortalama 4 ölümlü heyelan gerçekleşirken ortalama 15 kişi hayatını kaybetti. Heyelanların Türkiye’de doğal afet kaynaklı kayıplar arasında depremden sonra en fazla ölüme neden olan afet türü olarak ikinci sırada yer aldığı belirlendi. Son 20 yılda ölümcül heyelan ortalaması 12,2’ye, ölüm ortalaması ise 23,6’ya yükseldi. Araştırmaya göre, Türkiye'de 81 ilin 67’sinde ölümlü heyelan olayı yaşandı. Ölümlü heyelanlarda 38 olay, 336 ölüm ile Trabzon, 30 olay, 191 ölüm ile Rize, 58 olay, 85 ölüm ile İstanbul'un hem olay hem de ölüm frekansının en yüksek olduğu iller olduğu tespit edildi.Türkiye'de en yüksek ölümlü heyelan vakası ise 1929'da Trabzon ile Rize sınırında yaşandı. Toplam 19 köyü etkileyen afette 148 kişinin hayatını kaybettiği kayıtlara yansıdı. 1995 yılında Isparta'nın Senirkent ilçesindeki moloz akması olayında da 74 kişi hayatını kaybetti. Araştırmayla ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Görüm, Türkiye'de her yıl onlarca kişinin ölümüne neden olan çok sayıda heyelan meydana geldiğini söyledi.Türkiye'de heyelanların ele alınması ve ölümlerin kaydedilmesinin ihmal edildiğini belirten Görüm, 'Bu kapsamda 'Türkiye Ölümcül Heyelan Veri Tabanı' çalışmasına 2017 yılında yüksek lisans öğrencim olan Seçkin Fidan ile başladık. Çalışmadaki amacımız geçmişten günümüze heyelana bağlı ölümleri incelemekti.' dedi.Görüm, heyelanların depremden sonra meydana gelen ölümlü doğal afetlerde ikinci sırada olduğuna dikkati çekti.1929 ile 2019 yılları arasındaki 90 yıllık dönemi Cumhurbaşkanlığı arşivleri, gazeteler ve AFAD raporlarından araştırdıklarını ifade eden Görüm, şöyle devam etti: 'Verilerde de heyelanların hangi bölgede, hangi nedenlere bağlı olarak dağıldıklarını ortaya koyduk. Türkiye’deki ölümlü heyelanlar Doğu Karadeniz Bölümü ve İstanbul çevresi olmak üzere iki bölgede yoğunlaşmaktadır. Genel olarak, Doğu Karadeniz Bölümü’nde doğal faktörlerle tetiklenen ölümlü heyelanlar yoğunluk gösterirken, İstanbul ve çevresinde ise antropojenik faktörlerle tetiklenen ölümlü heyelan olayları yoğunluk göstermektedir. Ayrıca ölümlerdeki artış nüfus artışına bağlı da paralellikte gösteriyor. Günümüze yaklaştıkça artan nüfus aynı zamanda ölüm oranlarını da artırıyor. Araştırmada Türkiye'de son 90 yılda 389 ölümlü heyelanda 1343 kişinin hayatını kaybettiği tespit ettik. Bu heyelanlardan 883 kişinin ölümüyle sonuçlanan 147 olay doğal faktörlerle (yağış, kar erimesi gibi hidrometeorolojik koşullar), 301 kişinin ölümüyle sonuçlanan 197 ölümlü heyelan olayı ise antropojenik faktörlerle (inşaat ve altyapı çalışmaları) tetiklenmiştir. 159 kişinin ölümüyle sonuçlanan 45 olayın ise tetikleyici faktörü tespit edilememiştir.'Doğal faktörlerle tetiklenen ölümlü heyelan olaylarının yüzde 65'inin Karadeniz Bölgesi'nde yaşandığını kaydeden Görüm, 'Antropojenik faktörlerle tetiklenen vakalarda 1-2 kişi hayatını kaybederken hidrometeorolojik koşulların daha büyük alanları etkilemesi nedeniyle vaka başına 3-4 kişinin hayatını kaybettiğini tespit ettik.' dedi.'Son 20 yılda heyelan olayları 2 kat arttı'Son 20 yılda heyelanların iki kat arttığını anlatan Görüm, ortalama ölümlerin de heyelan sayısıyla orantılı arttığını bildirdi.Görüm, Türkiye'de heyelan riskinin en fazla olduğu bölgenin Doğu Karadeniz, en az riskin olduğu yerin ise İç Anadolu Bölgesi olduğunu dile getirdi.Heyelanların artmasının en önemli nedeninin nüfus ve değişen iklim koşulları olduğunu vurgulayan Görüm, şu bilgileri verdi:'Karadeniz Bölgesi'ndeki ölümlü heyelanların çoğu yaz döneminde gerçekleşmiş. Bu da bize yaz döneminde Karadeniz'e düşen yağışının çok daha ekstrem bir yağış karakteristiğine sahip olduğunu gösteriyor. Çok ani şekilde yüksek miktarda yağış düştüğü için bu da topraktaki boşluk suyu basıncını artırıyor ve birçok ölümlü vakaya neden oluyor. Mesela Batı Karadeniz'de, Türkiye'de heyelan olma olasılığının en yüksek olduğu yerlerden birisi olmasına rağmen ölüm sayısı düşük. Doğu Karadeniz'de heyelan ve ölüm olaylarının yüksek olmasının nedeni dağınık yerleşme tipi, özellikle çay plantasyonu ve bu alanlara ulaşmak için yapılmış çok yoğun yol ağlarıdır. Bu durum ölümleri daha da arttırmış.'Görüm, FATALDOT'un yakın zamanda 'Web Tabanlı Coğrafi Bilgi Sistemleri' ortamında paylaşıma açılacağını, herkesin bu verilerden faydalanabileceğini sözlerine ekledi.
Malatya'da Kumar Oynayan 16 Kişiye İşlem Yapıldı
MALATYA (AA) - Malatya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerini ihlal ederek kumar oynayan 16 kişiye ceza kesildi.İl Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler Doğanşehir ilçesi Güroba Mahallesi'nde bir kişinin evinde kumar oynatıldığını tespit etti. Adrese operasyon düzenleyen jandarma ekipleri 1 kumar masası, 10 zar, 6 zar atma aparatı ile 1 ruhsatsız av tüfeği ele geçirildi.Jandarma ekipleri, kumar oynayan 16 kişiye sosyal mesafeyi ihlalden 55 bin 504 lira, kumar oynamaktan ise 21 bin 376 olmak üzere 76 bin 880 lira idari ceza uyguladı.
Tüfekle Vurulan Beyaz Kuğu Ormanya'da Tedavi Altına Alındı
KOCAELİ (AA) - Tüfekle vurulmuş halde bulunan beyaz kuğu, Kocaeli'de Ormanya Doğal Yaşam Parkı'nda tedavi altına alındı. Sakarya Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekiplerince yaralı olarak Ormanya'ya getirilen beyaz kuğuya ilk müdahale veteriner hekim tarafından yapıldı.Ormanya Yaban Hayatı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi'nde röntgeni çekilen yaralı kuğunun kırık olan kanadında saçma kurşunu tespit edildi.Operasyonla saçmayı çıkaran veteriner hekimler, kuğuya vitamin ve mineral desteği verdi.Rehabilitasyon sürecine geçilen kuğunun bir süre gözlem altında tutulacağı, iyileşmesinin ardından doğal ortamına salınacağı öğrenildi.
Reklam
Batman'da Bazı Stk Üyeleri İle Polisler Yaban Hayvanları İçin Doğaya Yem Bıraktı
BATMAN (AA) - Batman'da bazı sivil toplum kuruluşları (STK) üyeleri ve polisler yaban hayvanları için doğaya yem bıraktı.Bir Kalp Bin Umut Platformu, Batman Çevre Gönüllüleri Derneği ve Sahipsiz Hayvanlar Derneği iş birliğiyle düzenlenen, Batman İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü bünyesinde kurulan Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Büro Amirliği ekiplerinin de katıldığı etkinlikte, kentin kırsal noktalarına soğukta yiyecek bulma sıkıntısı yaşayan hayvanlar için yem bırakıldı.Bir Kalp Bin Umut Platformu sözcüsü Veysi Mercimekçi, gazetecilere yaptığı açıklamada, hayvanlara yiyecek desteğinde bulundukları için mutlu olduklarını ifade etti.Kar nedeniyle doğada bulunan canlıların yaşam mücadelesine katkıda bulunmak istediklerini belirten Mercimekçi, ekip olarak kent merkezine ve kırsal alanlara ortalama 5 ton bıraktıklarını söyledi.Batman Çevre Gönüllüleri Derneği Yönetim Kurulu üyesi Recep Kavuş, amaçlarının canlıların yaşam ve barınma haklarına dikkat çekmek olduğunu kaydetti.Kavuş, etkinliğin toplumda sokakta yaşayan hayvanlarla ilgili farkındalık oluşmasına katkı sağlamasını temenni ettiklerini belirtti.
Kars'ta Dondurucu Soğuklar Nedeniyle Üretim Tesislerindeki Balık Havuzları Buz Tuttu
KARS (AA) - Doğu Anadolu Bölgesi'nde etkili olan soğuk hava, kültür balığı üreticilerini de olumsuz etkiledi.Kars'ın Sarıkamış ilçesine 10 kilometre mesafedeki Keklik Deresi mevkisinde bulunan alabalığı tesislerindeki havuzlar, dondurucu soğuklar nedeniyle buz tuttu.Hava sıcaklığının sıfırın altında 24 dereceye kadar düştüğü kentte zor koşullarda çalışan balık üreticileri, havuzların yüzeyindeki buzu kırarak balıkları çıkardı. Üretim çiftliği sahibi Medeni Erol, AA muhabirine, güç şartlarda da olsa alabalık yetiştirmeye çalıştıklarını söyledi.Vatandaşların balık ihtiyacını karşılamak için eksi 30 derecelerde buzları kırarak balık çıkardıklarını belirten Erol, 'Sabah geldiğimizde havuzlar donmuştu. Buzları kırdık, balıklarımızı çıkardık. Bu şartlarda balıkçılık yapmak çok zor ama canlı balık çıkarıp vatandaşa hizmet ediyoruz.' diye konuştu.
Reklam
Elazığ Depreminde Hayatını Kaybeden 41 Kişi İçin 41 Bin Fidan Toprakla Buluşuyor
ELAZIĞ (AA) - SUAT ÖZTÜRK - Elazığ Belediyesi Gençlik Meclisi üyeleri, geçen sene 24 Ocak'ta meydana gelen depremde hayatını kaybeden 41 kişi için 41 bin fidanı toprakla buluşturuyor. Merkez üssü Sivrice ilçesi olan, 24 Ocak 2020'de meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremde yıkılan binaların enkazında hayatını kaybeden 41 kişi unutulmadı.Depremzedelerin yaraları devlet eliyle sarılırken hayatını kaybedenlerin anısını yaşatmak için Elazığ Belediyesi Gençlik Meclisi üyeleri depremin 1. yılında harekete geçti.Gençler, Elazığ Belediyesinin katkılarıyla, '41 genç 41 bin fidan' sloganı ile depremzedeler için yapılan konutların bulunduğu alanlara yaşamını yitirenlerin anısına fidan dikme etkinliği başlattı.Etkinlik kapsamında ilk etapta depremde Sürsürü Mahallesi'nde çöken Dilek ve Petek sitesinin bulunduğu alanda, yaşamını yitirenlerin isimlerinin yazılı olduğu künyelerin asıldığı 41 fidan toprakla buluşturuldu.Çalışmaların bir ayda tamamlanması planlanırken, kentin farklı noktalarında fidan dikme etkinliği sürüyor.Kentte dikilecek 41 bin fidanın bakımını da gönüllü gençler yapacak.'Bu fidanlar onların anısına büyüyüp ağaç haline gelecek'Elazığ Belediyesi Gençlik Meclisi Başkanı Uğur Celayir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Elazığ'da yaşanan depremde hayatını kaybedenler için 41 bin fidanı toprakla buluşturmaya başladıklarını söyledi.Hayatını kaybedenler için yapılacak en güzel etkinliğin fidan dikmek olduğunu düşündüklerini dile getiren Celayir, depremin birinci yılında, hayatını kaybeden 41 vatandaşı isimleri ile anmak istediklerini belirtti.Celayir, vefat eden vatandaşların isimlerinin bulunduğu künyeleri diktikleri fidanlara astıklarını anlatarak, 'Fidanları daha çok depremzedeler için konutların yapıldığı alanlara dikiyoruz. Bu fidanlar onların anısına büyüyüp ağaç haline gelecek. Fidanların bakımını da gönüllü gençlerimiz yapacak.' dedi.Devletin depremzedeler için çalışmaları sürerken, gençler olarak da depremin izlerinin silinmesi için yürütülen çalışmalara katkı sunmak istediklerini aktaran Celayir, depremde kaybedilen vatandaşları her yıl en iyi şekilde anacaklarını kaydetti.Celayir, fidan dikerek aynı zamanda farkındalık oluşturmak istediklerini dile getirerek, 'Hem de depremin izlerini diktiğimiz fidanlarla silmeye çalışıyoruz. Devletimiz bütün imkanlarıyla, maddi ve manevi vatandaşlarımızın yanında oldu. Olmaya da devam ediyor. Bizler de bu tür farkındalık etkinlikleri ile sürekli sahada olmaya devam edeceğiz.' diye konuştu.'Çalışmalarımızı gönüllülük esasıyla yapıyoruz'Gençlik Meclisi üyelerinden Emirhan Bak, gönüllü arkadaşları ile depremde yitirilen canları diktikleri fidanlarla andıklarını söyledi.Fidanları büyük bir özenle toprakla buluşturduklarını anlatan Bak, 'Deprem sürecinden bu yana Elazığ Belediyesi Gençlik Meclisi olarak her daim sahadaydık. Depremzede ailelere ulaşarak, ailelerin ihtiyaçlarını karşıladık. Çalışmalarımızı gönüllülük esasıyla yapıyoruz. Bu etkinlik ile de dikmiş olduğumuz fidanlarla depremde kaybettiğimiz vatandaşları anmak istedik.' ifadelerini kullandı.Abdulkadir Anlıaçık ise arkadaşları ile kar, kış, soğuk demeden Elazığ'a hizmet sunduklarını belirtti.Yaşanan felaketin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen acıların çok taze olduğunu aktaran Anlıaçık, 'Vefat eden vatandaşlarımızın acısını kendi ailemizin bir ferdi gibi yüreklerimizde hissediyoruz. Onlar için 41 bin fidan dikiyoruz.' şeklinde konuştu.
Göçü Kolaylaştıran Dijitalleşme, Riskleri De Beraberinde Getiriyor
İSTANBUL (AA) - ANDAÇ HONGUR - Fenerbahçe Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Özdemir, akıllı telefonların mülteciler için yaşam kiti görevi gördüğünü ve dijitalleşmenin göçü kolaylaştırdığını belirterek, 'Mültecilerin kurdukları sosyal ağlarda sadece mülteciler yok, kaçakçılar ve insan tacirleri de var. Uygulamaları da herkes indirebiliyor. Bu riskli bir durum ve güvenlik problemlerini ortaya çıkarıyor.' dedi.AA muhabirinin sorularını cevaplayan Özdemir, tarih boyunca insanların savaş, çatışma, açlık, kuraklık, iklim değişikliği, işsizlik, şiddet, etnik temizlik ve soykırım gibi nedenlerle kendilerini daha güvende hissedecekleri, hiç bilmedikleri coğrafyalara doğru göç ettiğini söyledi. Göç çalışmalarında, güvenlik, iletişim, antropoloji, sosyoloji, uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi ile ekonomi gibi farklı disiplinlerin bir araya geldiğini dile getiren Özdemir, dijital teknolojik gelişmelerin göç ve dijital teknolojiyle ilgili alanlarda daha farklı araştırmalar yapılmasına yol açtığını belirtti.Özdemir, gelişen iletişim teknolojileri sayesinde sosyal medya üzerinden veya uygulamalar aracılığıyla mültecilerin gitmek istedikleri ülkeye ilişkin bilgi sahibi olabildiğini söyledi.'Mülteciler, özellikle Facebook kullanıyor'Mültecilerin kurdukları iletişim ağları sayesinde göç rotalarını dahi değiştirebildiğine dikkati çeken Özdemir, şöyle devam etti:'Mülteciler, özellikle Facebook kullanıyor. Burada oluşturdukları sosyal ağlarda bir araya geliyor ve orada bir kamusal alan yaratıyorlar. Daha önce giden, deneyimli mülteciler, diğer mültecilerle yol güzergahındaki riskleri, maliyeti, yaşadıkları ülkedeki yaşam tarzını, zorluklarını kurdukları ağlarda paylaşıyor ve orada bir heterotopya yaratıyorlar. Bu da mültecilerin göç rotalarını değiştirmelerine neden olabiliyor.''Uygulamalarda edindikleri bilgileri normal hayatta edinmeleri çok zor ve zaman alıyor'Doç. Dr. Özdemir, akıllı telefonların mülteciler için bir zenginlik sembolü olmadığının altını çizerek, 'Akıllı telefon bir mülteci için yaşam kiti, bir pusula, Avrupa'ya giriş kapısı, can simidi görevi görüyor. Cep telefonuna sahip olmak bir mülteci için güvende olmak anlamına geliyor. Ailesiyle veya daha önce göç eden mültecilerle iletişim kurma aracı olarak görülüyor.' dedi.Mültecilere yönelik mobil uygulamalara değinen Özdemir, şu bilgileri verdi:'Bir mültecinin, herhangi bir ülkeye gitmeden önce edinmesi gereken bütün bilgiler, onlara yönelik geliştirilen mobil uygulamalarda bulunuyor. Uygulamalar, çevrim içi veya çevrim dışı kullanılabiliyor. Mültecilerin uygulamalarda edindikleri bilgileri normal hayatta edinmeleri çok zor ve zaman alıyor. Uygulamaları daha önce Avrupa'ya göç etmiş mülteciler, gönüllüler, kendilerinden sonra gelecek mültecilere yardım etmek amacıyla yapıyor. Sivil toplum kuruluşları, Birleşmiş Milletler veya hükümetlerin yanı sıra bazen birkaç ülke bir araya gelerek proje kapsamında uygulamalar yapabiliyor. Örneğin Kızılhaç'ın Norveç ve Kanada'ya gitmek isteyen mülteciler için yaptığı bir uygulama var. Birkaç Avrupa ülkesinin bir araya gelerek, proje kapsamında oluşturduğu 'Love Europe' uygulaması var. Arakanlı Müslümanlar'a yönelik uygulamada, onların gittiği Avustralya, Çin, Japonya, Malezya, Singapur ve Tayland'a ilişkin bilgiler yer alıyor.'Özdemir, mültecilerin gittikleri ülkelerde karşılaştıkları ilk sorunun dil olduğunu, uygulamalarda günlük konuşma kalıpları ve kelimelerin yer aldığını söyledi.Ulaşım, sağlık, hastaneler, eğitimle ilgili her türlü bilginin buralardan edinilebildiğini kaydeden Özdemir, 'Dijitalleşme ve sosyal ağlar göçü kolaylaştırıyor. Diyelim ki bir grup mülteci Avusturya sınırına gitti ve orada güvenlik güçlerini gördü. GPS koordinatlarını göndererek, arkadan gelen mültecileri uyarıyor. Onlar da göç rotasını değiştiriyor. Bu bağlamda mülteciler açısından dijitalleşmenin göçü kolaylaştırdığını söyleyebiliriz.' ifadelerini kullandı. 'Uygulamaları kimlerin, hangi amaçla yaptığını bilmek gerekiyor'Doç. Dr. Özdemir, uygulama ve sosyal ağların risklerine de işaret ederken, 'Mültecilerin kurdukları sosyal ağlarda sadece mülteciler yok, kaçakçılar ve insan tacirleri de var. Uygulamaları da herkes indirebiliyor. Bu riskli bir durum ve güvenlik problemlerini ortaya çıkarıyor. WhatsApp'ta, Telegram'da, Signal'de tartıştığımız güvenlik problemleri aslında bu ağlar için de geçerli. Bana göre bunların devlet eliyle yapılmış uygulamalar olması gerekiyor çünkü cep telefonuna indirilen her şeye uygulamayı yapan kişi erişebiliyor.' diye konuştu.Mültecilere yönelik uygulamaların olumlu ve olumsuz yanları olduğunu dile getiren Özdemir, 'Mülteciler bu uygulamalar sayesinde gittikleri ülkede çok kolay dil öğrenebiliyor ve ülkeye uyumu kolaylaşıyor. Ancak uygulamaları kimlerin, hangi amaçla yaptığını bilmek gerekiyor.' değerlendirmesinde bulundu.
Analiz - İran'da Muhafazakarların ABD İle Yeni Dönemde "Siyasi Kazanç" Hesapları
ANKARA (AA) - AHMET DURSUN - İran ile ABD arasındaki tansiyonun zirveye çıktığı Donald Trump döneminin aksine Joe Biden başkanlığındaki ABD'nin nükleer anlaşmaya dönmesi ve Tahran-Washington arasındaki gergin ilişkilerin yerini sakinliğe bırakması bekleniyor. Reformist ve ılımlıların desteklediği Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin tersine Batı ile mesafeli politikaları destekleyen ve ABD ile müzakerelere Ruhani kanadının 'siyasi kazanç' elde etmemesi için en azından şimdilik sıcak bakmayan muhafazakarların ülkedeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, İran-ABD arasında yeni yumuşama dönemi beklentileri hemen gerçekleşmeyebilir.Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın dört yıllık başkanlığı süresince Tahran'a karşı izlediği politikalar, İran'da büyük ekonomik ve toplumsal sorunlara yol açarken 2020'nin başında Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin Trump'ın talimatıyla düzenlenen suikast sonucu öldürülmesi iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. Biden'ın Başkan Yardımcısı olduğu dönemde imzalanan ve iki ülke arasındaki düşmanlıkları sona erdirme vaadini de taşıyan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) şeklinde adlandırılan nükleer anlaşma, uluslararası yaptırımların kaldırılması karşılığında Tahran'ın nükleer programını önemli ölçüde kısıtlarken diyaloğun da kısmen genişlemesine katkı sağladı.Önceki Başkan Barack Obama ile bir nebze düzelen kırılgan ABD-İran ilişkileri, Trump'ın göreve gelmesiyle farklı bir yola girdi.Trump döneminde, nükleer meselenin yanında yeni gerginlikler ortaya çıktıTrump, Obama yönetiminin İran ile anlaşmasını yeterli bulmadı. Anlaşmadan 2018'de ayrılarak, füze programı ve bölgesel nüfuzunun da sınırlandırıldığı yeni bir anlaşmaya İran'ı zorlayabilmek için her alanda baskı uygulamaya başladı. Bu durum anlaşmanın hedeflerini baltaladı ve 5 yıl önce rafa kaldırılan İran'ın nükleer programı başta olmak üzere yeni gerginlikler ortaya çıktı. Trump'ın politikaları, İran'ın nükleer programını hızlandırmasına, ülkede kritik kurumları elinde tutmalarına rağmen nükleer anlaşmanın imzalanmasından sonra popülaritesini kaybeden muhafazakar siyasetçilerin yeniden güç kazanmasına, ülkedeki iç siyasi muhalefetin marjinalleşmesine ve bölgesel gerginliğin artmasına yol açtı. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin deyimiyle Trump döneminde 'tarihinde hiç görmediği kadar zor günler geçiren' İran hükümeti, 2018'den beri Trump'ın başkanlık seçimlerinde kaybedeceğini umarak baskılara direnmeye çalıştı. Muhafazakarlar ise ülkedeki ekonomik sorunları yaptırımlara değil, hükümetin ülkeyi iyi yönetememesine bağlıyor.ABD'de göreve başlayan Biden'ın nükleer anlaşmaya dönmesini ve Trump döneminde başlatılan ağır ekonomik yaptırımlardan kurtulmayı ümit eden İran, Beyaz Saray’da yaşanan iktidar değişikliğinden en fazla fayda sağlayacağı düşünülen ülkelerin başında geliyor.Biden, 13 Eylül 2020'de CNN'e verdiği mülakatta, 'Tahran'a diplomasi için güvenilir bir yol sunacağım. İran nükleer anlaşmaya sıkı bir şekilde uyarsa ABD devam müzakereleri için başlangıç noktası olarak anlaşmaya yeniden katılacaktır.' ifadelerini kullandı.Trump'ın İran'la ilgili miras bıraktığı birbirine bağlı sorunlar çözülmeliBiden'ın, ABD'nin İran'a yönelik uyguladığı yıkıcı politikalar dahil Trump yönetiminin dış politikadaki tercihlerinin birçoğuna karşı çıkması ve İran'daki ekonomik beklentiler düşünüldüğünde iki ülke arasındaki gerginliğin yerini sakinliğin alması ve Trump döneminde doğrudan çatışmanın eşiğine gelen Tahran ile Washington arasında eski Başkan Barack Obama döneminde kurulan diyalog kanallarının yeniden açılabileceği düşünülüyor.İran'ı, nükleer anlaşmaya tekrar uyumlu hale getirmek için Biden yönetiminin öncelikle Trump yönetiminin İran'la ilgili miras bıraktığı birbirine bağlı sorunları çözmesi gerekiyor. İran, bunun ilk adımı olarak Washington'dan nükleer anlaşmaya yeniden dahil olarak tüm yaptırımları kaldırmasını bekliyor. Biden yönetimi ise nükleer anlaşmanın İran'ın füze programı ve bölgesel faaliyetlerini de kapsayacak şekilde genişletilmesini istiyor.İran lideri Ayetullah Ali Hamaney başta olmak üzere Tahran'daki karar vericiler, İran'ın en başta gelen 'savunma doktrini' olarak kabul edilen füze programı ile bölgedeki etkinliğinin azaltılmasına yol açacak konuların müzakere edilmesine şiddetle karşı çıkıyor. Ekibini Obama döneminde görev yapan ve İran ile nükleer anlaşmanın da mimarlarından olan Wendy Sherman, Jake Sullivan gibi isimlerden oluşturan Biden'ın İsrail'in politikalarına karşı duruş sergileyen avukat Robert Malley'i ABD'nin İran Özel Temsilcisi olarak atamayı düşünmesi İran'a jest olarak değerlendiriliyor. Ruhani'nin Danışmanı Hüsameddin Aşina, Malley'in söz konusu makam için düşünülmesini 'İhtilafların çözülmesi adına etkili bir yaklaşım için net bir mesaj taşıyor.' ifadeleriyle değerlendirdi. Bununla birlikte reformistlerin ve ılımlıların desteklediği Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin aksine Batı ile mesafeli politikaları destekleyen, ABD ile müzakerelere Ruhani kanadının siyasi kazanç elde etmemesi için en azından şimdilik sıcak bakmayan ve Ruhani hükümetinin 'siyasi sermayesi' kabul edilen nükleer anlaşmayı 'değersiz' kabul eden muhafazakarların ülkedeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, İran-ABD arasında yeni yumuşama dönemi beklentileri zora girebilir. Trump'ın nükleer anlaşmaya vurduğu darbe, muhafazakarları hükümete karşı cesaretlendirdiMuhafazakarlar, hükümetin temsil ettiği reformistlerin ve ılımlıların hanesine 'diplomasi başarısı' olarak yazılan ancak Trump yönetiminin anlaşmadan çekilmesiyle hükümet aleyhinde kullanılan bir araç haline gelen nükleer anlaşmayı kurtarma umutlarını her fırsatta baltalamaya çalıştı.Trump'ın politikaları sayesinde İran'da yeniden güç kazanan muhafazakarlar, 21 Şubat 2020'de yapılan genel seçimlerde, Meclis'te çoğunluğu elde etti. Muhafazakarlar, çoğunluğu kazandıktan sonra ABD yaptırımlarına rağmen nükleer anlaşmaya bağlı kalmaya çalışan Ruhani hükümetini anlaşmayı ihlal anlamına gelebilecek keskin nükleer adımlar atmaya zorlayacak bir yasa tasarısı hazırladı.Ruhani hükümeti, Fahrizade suikastının ardından Meclisten geçen nükleer yasayı uygulamak zorunda kaldı Meclise getirilen tasarı başlangıçta kabul edilmedi ancak nükleer bilimci Muhsin Fahrizade'nin 27 Kasım 2020'de öldürülmesinin hemen ardından tekrar gündeme geldi ve hükümetin itirazlarına rağmen Meclisten geçti. Hükümet, ABD yönetimiyle diplomasi fırsatını zora sokacağını düşünerek yasaya itiraz etse de Anayasayı Koruyucular Konseyinde (AKK) yasanın jet hızıyla nihai onayı almasının ardından yasayı uygulamak zorunda kaldı.İran, nükleer anlaşmada 3,67 saflıkta uranyum zenginleştirme izni verilmesine rağmen yasa kapsamında yüzde 20 saflıkta uranyum zenginleştirmeye başladı. Bununla birlikte nükleer silah üretiminde de kullanılan uranyum metali üretme çalışmalarına başladığını da duyuran İran hükümeti, yaptırımların kaldırılmaması halinde nükleer tesislerinde izin verdiği uluslararası denetimleri sınırlandırmaya zorlandı.Yasayı uygulamayan yetkililer hakkında hapis cezalarına varan cezai müeyyideler öngören maddelere de yasada yer verilmesi, hükümetin, ABD'deki yeni yönetimle diplomasi penceresi açılana kadar söz konusu yasayı uygulamayı geciktirme ihtimalini de ortadan kaldırdı.ABD, İran'daki seçimlerden önce yaptırımları kaldırmazsa hükümet muhafazakarlara geçebilirUranyumun yüzde 20 seviyesinde zenginleştirilmesi ciddi bir artış olarak görülüyor ancak Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'e göre, bu durum tersine çevrilebilir ve İran nükleer programında, anlaşmada izin verilen sınırları çoktan aşmasına rağmen hala anlaşmadaki taahhütlerine geri dönebilir çünkü İran 2015'te nükleer anlaşmanın imzalanmasından sonra da elindeki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu Rusya'ya göndermişti.İran, yaptırımların kaldırılması halinde de aynı yöntemi uygulayabilir. Buna karşın nükleer faaliyetlerin artırılmasını ve tesislerdeki ek denetimlerin sona erdirilmesini zorunlu kılan yasada yaptırımların kaldırılması için verilen süre 21 Şubat'ta sona erecek. Biden yönetiminin nükleer anlaşmaya geri dönerek anlaşmayı yeniden canlandırma ve İran ekonomisinde büyük krizlere yol açan yaptırımları kaldırma vaatleri kısa süre içerisinde gerçekleşmezse İran-ABD arasındaki diplomasi fırsatı kaçırılabilir ya da 18 Haziran'da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin galibi şimdilik favori görünen muhafazakarlar olabilir. Bu durumda Biden yönetiminin de ılımlı Ruhani yerine Batı'yla ilişkilerde nispeten sertlik yanlısı muhafazakar bir hükümet ile diplomasi sürecini yürütmek zorunda kalması kaçınılmaz.Muhafazakarlar, ABD'nin Ruhani hükümeti görevdeyken nükleer anlaşmaya dönerek, tüm yaptırımları kaldırması halinde seçimlerde başarı şanslarının azalacağını düşünüyor. Bu nedenle seçimlerden önce ABD'nin nükleer anlaşmaya dönmesini istemiyor ve hükümete bu konuda engeller çıkarmaya çalışıyorlar. Bir sonraki hükümetin kendilerinde olacağını düşünen muhafazakarlar, ABD ile müzakere ya da nükleer anlaşma konusunda siyasi bir kazanç elde edilecekse bu kazancı kendileri elde etmek istiyor. Hükümetin karşı çıktığı nükleer yasanın Mecliste kabul edilmesinin ardından 3 Aralık'ta yaptığı konuşmada bu duruma işaret eden Ruhani, 'Heyecana kapılmayın bırakın da diplomaside yirmi yıllık deneyime sahip olan ve Birleşmiş Milletlerde diplomasi alanında ABD'yi defalarca mağlup eden bu hükümet işini yapsın. Hükümet bir başarı elde ederse bunu tamamıyla size takdim edecektir. Sakince ve dikkatlice işimizi yapmamıza izin verin. Sizden yardımınızı rica ediyoruz, hepimiz kardeşiz ve hedefimiz birdir.' ifadelerini kullandı.Biden'ın seçilmesi reformist ve ılımlıların umudunu artırdı Bütün bunlara rağmen İran'daki reformist ve ılımlılar, Biden’ın seçilmesiyle oluşan beklentiler sayesinde muhafazakarlara karşı özgüvenlerini yeniden kazanıyor gibi görünüyor.ABD'nin 3 yıl boyunca ağır baskılarına muhafazakarların çağrılarına rağmen 'stratejik sabırla' cevap veren ılımlılar, gösterdikleri sabrın karşılığını Biden'ın seçimlerden önce yaptırımları kaldırmasıyla almaları halinde ülkede yeniden iktidarı elde edebilirler.
Doğu Anadolu'nun Gözde Kayak Merkezleri Ziyaretçilerini Bekliyor
BİNGÖL/ELAZIĞ (AA) - AYDIN ARIK/İSMAİL ŞEN - Doğu Anadolu Bölgesi'nin gözde kış sporu ve kayak merkezleri arasında yer alan Bingöl'deki Hesarek ve Elazığ'daki Hazarbaba kayak merkezleri kayak tutkunlarını bekliyor.Bingöl'de yılın 6 ayında karı eksilmeyen 2 bin 500 rakımlı Hesarek Dağı eteklerinde, devlet yatırımı olarak inşa edilen Hesarek Kayak Merkezi profesyonel ve amatör kayakçılar için pistleri, teleski, telesiyej ve baby lift mekanik sistemleriyle kayakseverlere keyifli zaman geçirme fırsatı sunuyor.Kayak sporu tutkunlarına kışın tatil keyfi yaşatan tesis, il merkezine 34, Bingöl Havalimanı'na 45 kilometre mesafede yer alıyor.Bingöl'de 6 yıl önce hizmete giren tesis, kentin turizmine önemli katkı sağlarken, her yıl kayak festivali, paraşüt gösterileri ve çeşitli etkinliklere de ev sahipliği yapıyor.Sezon açılışı yapılan merkeze Diyarbakır, Mardin, Batman, Malatya ve Elazığ başta olmak üzere çevre illerden gelen ziyaretçiler, kayak yapmanın sevincini yaşıyor. Kristal özellikli kaymaya müsait kara sahipGençlik ve Spor İl Müdürü Mahmut Danayiyen, AA muhabirine, merkezin Doğu Anadolu Bölgesi'nin güzel ve nadir kayak merkezlerinden biri olduğunu söyledi.Tesisin telesiyej hattının eğik uzunluğunun 1200 metre, teleski hattının da 1600 metre olduğunu belirten Danayiyen, kayak merkezinin bölgede nadir bulunan, kristal özellikli, kaymaya çok müsait olan bir karla kaplı bulunduğunu, 70 yatak kapasiteli otelin Gençlik Spor İl Müdürlüğü tarafından işletildiğini ve vatandaşların hizmetine açık olduğunu kaydetti.Kayak merkezindeki pistlerde ve turnikelerde düzenlemeler yaptıklarını aktaran Danayiyen, şöyle devam etti:'Son eğik kısmında kayakçılarımız için tehlike arz eden bir tepe vardı, orada düzetme yaptık. Daha önce kartlı ve turnike geçiş sistemimiz mevcut değildi, bu yıl daha modern, düzenli olabilmesi için hem telesiyej hem teleski hatlarımıza turnikeli kartlı geçiş sistemi kurduk. Bu şekilde vatandaşlarımızın işlerini daha da kolaylaştırdık.'HES kodu uygulamasıDanayiyen, yeni tip koronavirüs (Kovit-19) nedeniyle kayak merkezindeki otelde misafirlerin HES kodu uygulamasıyla kalabileceklerine işaret ederek, otelde kalacak misafirler için park alanında da bir çalışma yaptıklarını bildirdi.Kayak merkezinde kar kalınlığının 1 metreyi aştığını ifade eden Danayiyen, şunları söyledi:'Araç parklarının açılması için de çalışmalar hızlı bir şekilde devam ediyor. Tesiste park sorunu yok. Misafirler rahatlıkla gelebilirler. Salgın kuralları çerçevesinde otelimizde kalan müşterilerimize otelimiz hizmet veriyor. HES kodu uygulamasıyla birlikte gelen vatandaşlarımıza kart satışı yaparak, tesisten ve pistlerden yararlanmaları sağlanıyor. Tesisimiz şu an her haliyle hazır, pistlerimiz gayet güzel ve vatandaşlarımızın hizmetine hazır. Salgın kuralları çerçevesinde HES kodu uygulamasıyla otelimizde kalacak ziyaretçilerimiz için bütün tedbirler alındı.''Gerçekten güzel bir yer'Diyarbakır ve Batman'da tur işletmeciliği yapan Enes Şanlı da merkezin çok güzel olduğunu belirterek, 'Uludağ ve Palandöken ile kıyaslanacak bir yer. Batman ve Diyarbakır'dan tur düzenliyoruz. Buraya gelenler, bir daha gelmek istiyor. Gerçekten güzel bir yer ve herkesin gelmesini istiyoruz.' dedi.Kayak merkezine Mardin'den gelen Meryem Eruken ise merkezi internetten keşfettiğini ve çok beğendiğini dile getirerek, 'Herkese buraya gelmelerini tavsiye ediyorum.' ifadesini kullandı.Göl manzaralı Hazarbaba Kayak Merkezi Elazığ'ın Sivrice ilçesinde göl manzarasıyla dikkati çeken Hazarbaba Kayak Merkezi'nde de sezon hazırlıkları tamamlandı.Kent merkezine 50 kilometre mesafede bulunan, 1300 metrelik dikey ve 6 kilometrelik yatay pist alanına sahip kayak merkezi sezon için hazır hale getirildi.Doğu'nun saklı denizi olarak adlandırılan Hazar Gölü'nün manzarasıyla da ilgi gören kayak merkezi, 25 Ocak'tan itibaren kayakseverlere hizmet verecek.İlçede son bir haftadır etkili olan kar yağışı ve tipinin ardından kar kalınlığının 50 ile 100 santimetre arasında değiştiği kayak merkezinde, kar basma makinesi ile kayak pisti kaymaya elverişli hale getirildi, telesiyej ve kayak malzemelerinin bakımları tamamlandı.Valilik koordinesinde Elazığ İl Özel İdaresince işletilen kayak merkezinde halka en iyi hizmeti verebilmek için mevcut imkanların bu yıl daha da geliştirildiği kayak merkezinde ziyaretçiler telesiyej, kar motoru, snowboard, kafeterya ve yemek imkanlarından faydalanabiliyor.Profesyonel kayakçıların da tercih ettiği merkezde, eğitmenler kayak öğrenmek isteyenlere ders veriyor.
Reklam