Eskişehir'de Kovalamaca Sonucu 5 Uyuşturucu Şüphelisi Yakalandı
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir'de düzenlenen uyuşturucu operasyonunda 5 zanlı gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, uyuşturucu ticareti yapan kişilerin yakalanmasına yönelik başlatılan çalışmalar kapsamında Eskişehir-Bursa kara yolundaki polis uygulama noktasında 2 otomobil takibe alındı. Polis ekiplerini fark ederek kaçan şüphelilerin kullandığı otomobiller, yaklaşık 20 dakika süren kovalamacanın ardından ekip otolarına zarar verdikten sonra Karagözler Mahallesi yakınlarında durduruldu. Araçlardan inip yaya olarak kaçan şüpheliler C.T, Y.Y, A.B, M.C.Ü. ve T.G. yakalandı. Gözaltına alınan şüphelilere ait iki otomobilde narkotik dedektör köpeği 'Aşil'le yapılan aramada 311,46 gram sentetik uyuşturucu ele geçirildi.
Prof. Dr. Tolunay: "Dünyanın Ortalama Sıcaklığı 2100 Yılına Kadar 5-6 Derece Artabilir"
EDİRNE (AA) - İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, küresel ısınmaya bağlı olarak dünyanın ortalama sıcaklığının 2100 yılına kadar 5-6 derece artma riskinin olduğunu bildirdi. Prof. Dr. Tolunay, Temiz Enerji Vakfı (TEMEV) ve Küresel Denge Derneği işbirliğinde çevrim içi düzenlenen 'Yerelden Ulusala İklim Ağı' toplantısında, küresel ısınmaya bağlı olarak iklim değişikliğinin yaşandığını söyledi.Dünyadaki ortalama sıcaklıkların giderek yükseldiğini belirten Tolunay, '1850 yılından sonraki sıcaklıklara baktığımızda dünyanın ortalama sıcaklığından sapmaların giderek arttığını görüyoruz. Bu artışların 1980'li yıllarda başladığı, 2000'li yıllarda ise artışların çok fazla olduğu görülüyor. 2016, 2019 ve 2020 yılları ortalamalardan daha sıcak yıllar olarak kayıtlara geçti.' dedi.Tolunay, özellikle Sanayi Devrimi'nden sonra fosil yakıtların yoğun kullanılmasıyla dünyadaki hızlı nüfus artışına bağlı olarak tarım ve orman alanlarının kullanımının değişmesinin küresel ısınmaya neden olduğunu ve atmosferdeki sera gazı salınımının arttığına vurgu yaptı.Sera gazlarının yoğunlaşmasıyla atmosferde doğal olarak bulunan sera etkisini artırdığına dikkati çeken Tolunay, atmosferde artan sera gazlarının dünyanın hızlı bir şekilde ısınmasına neden olduğunu dile getirdi.İklim değişikliğinin yağış ve sıcaklıklarda farklı değişkenliklere neden olduğunu anlatan Tolunay, şunları kaydetti:'Sanayi Devrimi'ne göre 1-2 derece daha sıcağız. Küresel ısınmaya bağlı olarak iklimler değişiyor. İklim değişikliği insan faaliyetleri sonucunda giderek etkisini hızlandırıyor. Küresel ısınma bir neden ve iklim değişikliği de bir sonuç. Dünyanın ısınmasıyla hep daha sıcak hep kuraklaşacak ve yağmur yağmayacakmış gibi anlaşılabiliyor. Ancak baktığımızda tam tersi olan yerleri görüyoruz. Bazı yerlerde yağışlar artıyor. Bu sene İspanya'da örnek olarak şiddetli kış şartları oluştu. Bazı yıllar çok sıcak ve kurak oluyor. Rekor kırılıyor. Bazı yıllarda tam tersi yağışlar çok fazla oluyor. Bu değişkenlik iklim değişikliğinin bir göstergesi.'Tolunay, dünyadaki ortalama sıcaklıkların olağan süreçten farklı şekilde hızla arttığına da değinerek, 'Geçmişte yaşanan doğal iklim değişiklikleri zamanında değişimler çok yavaş seyretmiş. 1 derecelik bir değişim yüzlerce yıl alırken günümüzde bu artış çok daha kısa sürede gerçekleşti. Günümüzde ortalamadan 1-2 derecelik sapmanın 2050 yılına kadar 2 dereceye çıkması olasılığı var. Yüzyılın sonuna kadar ise 5-6 derece ortalamadan daha sıcak olabiliriz. Bir insan hayatı içinde sıcaklıkların bu kadar artma riski söz konusu.' değerlendirmesinde bulundu.
Küçük Kız Salgın Sürecinde Yaptığı Resimlerden Sergi Açtı
SAKARYA (AA) - Sakarya'nın Arifiye ilçesinde yaşayan ilkokul öğrencisi Ada Alya Aydın, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında evde kaldığı zamanlarda yaptığı resimlerle sergi açtı.Selim-Ebru Aydın çiftinin kızı 10 yaşındaki Ada Alya Aydın, evde kaldığı dönemlerde resim yaptı.Küçük kız, yaptığı resimler için ailesinin desteğiyle sergi açmaya karar verdi.AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan Atabek'in sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşıma cevap veren Ada Alya, milletvekili Atabek'i bir alışveriş merkezinde düzenlenen serginin açılışına davet etti.Milletvekili Atabek, Serdivan Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, Arifiye Belediye Başkanı İsmail Karakullukçu, AK Parti Arifiye İlçe Başkanı Adnan Akbaş, AK Parti Serdivan İlçe Başkanı Burak Erken, serginin açılışına katıldı.'Cumhurbaşkanı Erdoğan ile tanışmak istiyorum'Ada Alya Aydın, AA muhabirine, herhangi bir kursa gitmediğini, salgın döneminde günde 4 saat resim çizdiğini söyledi.Resim sergisi açarak bir hayalini gerçekleştirdiğini dile getiren Aydın, 'Diğer hayallerim; Anıtkabir'i ziyaret etmek ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile tanışmak istiyorum. İnşallah hayallerimi gerçekleştirebilirim.' dedi.Milletvekili Atabek de resimlerin çok güzel olduğunu belirterek, 'Muazzam bir sergi hazırlamışsın. Eserlerin çok güzel, ileride bu alanda çok başarılı bir isim olabilirsin. Dikkatimi çeken bir diğer unsur senin bu tabloları tam da salgın döneminde evde geçirdiğin süreçte yapmış olman, azminden ötürü maşallah diyorum. İnşallah özlem duyduğun okuluna en kısa zamanda kavuşursun. Her zaman yanında olan aileni ve öğretmenlerini tebrik ediyorum.' diye konuştu.Aydın'ın 20 çalışmasının yer aldığı sergi, 5 Şubat'a kadar gezilebilecek.
İstanbul'da Yasa Dışı Hayvan Ticareti Yapan Kişiye 17 Bin 400 Lira Ceza
İSTANBUL (AA) - İstanbul'da yasa dışı hayvan ticareti ve üretimi yaptığı belirlenen bir kişiye 17 bin 400 lira ceza uygulandı.Tarım ve Orman Bakanlığı İstanbul 1. Bölge Müdürü Fahrettin Ulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, yasa dışı hayvan ticaretinin önlenmesi kapsamındaki çalışmalar dahilinde kurumlarına gelen bir ihbarın ardından harekete geçildiği belirtildi.Söz konusu ihbarla ilgili İstanbul Şube Müdürlüğü tarafından 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu, 2872 Sayılı Çevre Kanunu, Bern Sözleşmesi ile 'Nesli Tehlike Altında Olan Yaban Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşmesi (CİTES) kapsamında bir adreste arama yapıldığı aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:'Yapılan aramada 2 adet Savanna Monitör, 5 adet Cüce Monitör (varan), 2 Varanüs Glauerti, 5 büyük 5 küçük toplam 10 Pacman Kurbağası, 2 adet Crested Gecko, 5 adet Terribilis Kurbağası (sarı- yeşil ), 2 adet Taç gecko, 8 adet Yavru Taç Gecko, 2 adet Amazon Süt Kurbağası, 3 adet Tinçtorius Kurbağası, 1 adet Yeşil Ağaç Gekosu olduğu tespit edilmiş olup, el konulmuştur.Konuyla ilgili şahsa CİTES ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu gereği Koruma Altına alınan Av ve Yaban Hayvanlarını bulundurma kapsamında el konulan canlılar için 18/1 maddesine istinaden 'evraksız canlı bulundurmadan' 8 bin 700 lira ve 19/1 maddesinde üretime istinaden 8 bin 700 lira olmak üzere toplamda 17 bin 400 lira idari para cezası uygulanmıştır.'Açıklamada yine İstanbul Kaçakçılık İstihbarat Şube Müdürlüğünce 5607 Kaçakçılık Kanunu'na muhalefetten ilgili şahıs hakkında adli işlem yapıldığı belirtilerek, el konulan hayvanların, protokolü bulunan hayvanat bahçesinde yaşamını sürdürecekleri anlatıldı.Açıklamada, Bölge Müdürlüğüne bağlı Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, İstanbul, Kocaeli ve Sakarya'da gerek Kara Avcılığı Kanunu kapsamında yaban hayvanı bulundurma gerekse CİTES kapsamında yasa dışı üretim, bulundurma ve ticareti yapılan bu hayvanların korunması ve yaşaması için çalışmaların devam edeceğine vurgu yapıldı.
Ömer Faruk Paksu: "Peygamberlerin Hayatı, Günümüz Popüler Filmlerinden Daha Heyecanlı"
İSTANBUL (AA) - SAADET FİRDEVS APARI - Yazar Ömer Faruk Paksu, 'Peygamberlerin hayatı, şu an günümüzde popüler olan, en çok izlenen filmden daha heyecanlıdır, daha macera doludur. İnsanlığın bu dünyasını ve ebedi hayatını kurtaran mesajlar içerir. Bende de çocukluğumdan edindiğim bu tecrübeyi şimdi tekrar yazılı hale getirerek, 'bunu çocuklara ve gençlere nasıl anlatabilirim' diye bir fikir oluştu. Okumalarla bilgi tazelemesi ve doğrulaması yaptıktan sonra bunları derledim.' dedi.Çocuklar ve gençler için kaleme aldığı din ve değerler eğitimi konulu kitaplarla tanınan Paksu, çocuk yayıncılığı ve yazı hayatıyla ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Yayıncılık hayatına üniversite yıllarında başladığını, 1993'ten bu yana sektör içerisinde olduğunu belirten Paksu, 2006'dan sonra da çocuk yayıncılığına yöneldiğini söyledi.'Bilgiyi, tecrübeyi, fikri 'çocuklara nasıl anlatırım' diye bir kaygı oluyor dünyanızda'Paksu, çocukken kitaplara meraklı olduğunu ve ailesinin de kendisini bu anlamda desteklediğine işaret ederek, 'Kendimi yayıncılığın içinde bulduğum andan itibaren çocuk yayıncılığına olan merakım da arttı. Çocuklara ve gençlere yönelik kitaplar yazma konusunda bir istek ve arzum oluştu. 2007'de Nesil Çocuk Yayınları'nı kurduk. O günlerde daha çok 'ilkokul dönemi için kitaplar yayınlayalım' diye bir ihtiyaç oluşmuştu. Zihnen ve birikim olarak buna zaten hazırdım.' diye konuştu.Çocuk yaşta başlayan kitap merakının kendisi için bir mesleğe dönüştüğüne dikkati çeken Ömer Faruk Paksu, 'Çocuklara kitap hazırlamak benim için çok zevkli ve keyifli. Onların dünyasında yaşamak çok güzel. O günlerde benim de kızlarım dünyaya geldi ve onlarla daha da o dünyaya girme ihtiyacı duydum.' ifadelerini kullandı.Paksu, yayıncılık hayatının başında bir yandan kitapları yayına hazırlarken öte yandan da kendi yazacağı kitapları, projeleri oluşturmaya başladığını aktararak, şöyle devam etti:'Yayıncılığın içerisindeyseniz zaten mesleğiniz gereği okuyorsunuz ve o dünyanın içinde oluyorsunuz. Bunlar sizi bir şeyler üretmeye zorluyor. Çünkü bir ihtiyaç görüyorsunuz. Sizin dünyanızdaki bilgiyi, tecrübeyi, fikri 'çocuklara nasıl anlatırım' diye bir kaygı oluyor. Bu kaygıdan sonra kitap yazmaya başladım ve daha çok okul öncesine yönelik kitaplar kaleme aldım. Daha sonra da ilkokul çağındaki çocuklara dönük kitaplar yazdım. Son olarak gençler için yazdığım Peygamberler Tarihi'ni yayınladım.''Çocukların ilgilerini, onların dünyasını keşfetmek gerekiyor'Çocuklara yönelik yayınlarla ilgili değerlendirmelerde bulunan Paksu, 'Çocukların ilgilerini, onların dünyasını keşfetmek gerekiyor. Çocuklarda öğrenme, keşfetme ve hayatı tanıma merakı var ve onlara bunları doğru bir şekilde sunduğunuzda, ister hikaye, ister film, ister diğer kültür sanat dilleriyle anlatın, çocuklara ulaşıyor. En mühim şey burada bunu çocuklara nasıl sunacağınız.' dedi.Ömer Faruk Paksu, çocuk kitaplarında mutlaka eğlenceli bir dilin kullanılması gerektiğinin altını çizerek, şu açıklamayı yaptı:'(Yazdığınız kitaplarda) heyecan unsurunu sürekli taze tutmanız gerekiyor. Sonra o kurgu içerisinde mesajları verebiliyorsunuz. Çocuk edebiyatı çocuğu iyi tanımakla başlar. Çocuklar neye ilgi duyarlar ve bunu nasıl sunmak gerekir, nasıl onların dünyasında yer edinir diye bir soru geliyor karşınıza. Çocuğun dünyasını tanıdığınızda, onların dilini yakaladığınız zaman vereceğiniz mesajı da doğru bir kanalla ulaştırmış oluyorsunuz. Kültürümüzden kaynaklı doğru bilgiyi çocuklarımıza aktarmak bizim görevimiz. Çocuklarımızın bizim değerlerimizle, kültürümüzle yetişmesini istiyoruz. Bunu da onlara üslubunca, günümüz teknolojisinin imkanlarını da kullanarak, çocukların dünyasına hitap ederek yaptığınız zaman o doğru bilgi, doğru kanalla doğru bir şekilde çocuklara ulaşabiliyor.' 'Çocuk yaşta edindiğiniz bilgiler bütün hayatınızı şekillendirir'Çocuk yaşta öğrenilen bilgilerin kalıcı oluşuna dikkati çeken Paksu, şunları kaydetti:'Çocuk yaşta verilen bilgi mermere kazınmış yazı gibidir, ömür boyu silinmez. Daha sonra edindiğiniz bilgiler kuma, toprağa yazılmış gibidir, biraz kalır, biraz kalmaz. Çocuk yaşta edindiğiniz bilgiler tüm hayatınızı şekillendirir. Özellikle 0-6 yaş grubundaki çocuklara verilen bilgi çok önemlidir. Orada çocuk sizden aldığı her şeyi zihnine kodlar ve hayatı onun üzerine şekillenir. Zaten o yaştaki çocuk çok da sorgulamaz ve her aldığını doğru olarak zihnine, dünyasına kaydeder. Daha sonraki yaşlarda bu kısmen azalarak da olsa devam eder. Yani 0-12 yaş arasındaki çocuğa ailesinden, çevresinden, okulundan, öğretmeninden, okuduğu kitaptan her ne verirseniz o, çocuğun artık hayatıdır. Ondan sonraki bütün öğrendiği şeyleri onun üzerine bina eder. O dönem öğrendikleriyle yeni öğrendiği bilgilerin doğruluğunu ve yanlışlığını test eder. Çünkü onun için doğru bilgi edinilmiştir. Çocuk yaştayken kendi kültürünüzün, milli ve manevi değerlerinizin, geleneğinizin kodlarını doğru verdiğiniz zaman evlatlarınıza, bu onların bütün hayatını şekillendirir.'Paksu, çocuklara sadece bu dünya için değil, ebedi dünya için de mesajlar verilmesi gerektiğini söyleyerek, 'Çünkü hayat bu dünyadan ibaret değil ve asıl ebedi hayatın da olacağı bir zamana çocuğu hazırlamak, iman bilincini vermek gerekir. Doğru verdiğiniz bilgiyle bir anlamda onun hayatını kurtarmış olursunuz.' ifadelerini kullandı.'İnsanlığın Muhteşem Hikayesi- Peygamberler Tarihi' kitabını yazma sürecine de değinen Paksu, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Ben çocukluğumda babamdan çok peygamber hikayesi dinledim. Kur'an-ı Kerim'de geçen peygamberlerin yaşadığı olaylar, verdikleri mücadeleler, mucizeler çocukluğumdan itibaren hayatıma ciddi anlamda yön veren şeylerdi. Peygamber dediğiniz zaman imanın temelini teşkil eder, altı iman şartından birisidir. Allah'tan gelen bütün bilgiler peygamberler vasıtasıyla insanlara ulaşır. Doğru, net bilgilerdir ve onların hayatı çok ilginçtir. Peygamberlerin hayatı, şu an günümüzde popüler olan, en çok izlenen filmden daha heyecanlı, daha macera doludur. İnsanlığın bu dünyasını ve ebedi hayatını kurtaran mesajlar içerir. Bende de çocukluğumdan edindiğim bu tecrübeyi şimdi tekrar yazılı hale getirerek, 'bunu çocuklara ve gençlere nasıl anlatabilirim' diye bir fikir oluştu. Okumalarla bilgi tazelemesi ve doğrulaması yaptıktan sonra bunları derledim. Kur'an-ı Kerim'de geçen peygamberleri çocuklara ve gençlere anlatma niyetim oluştu ve bunun üzerine bu kitabı yazdım. Çok fazla detaya girmeden işin özünü alarak, biraz da ona kurgu katarak hikayeleri yazdım.'Bugüne kadar aralarında 'Zufi İle Allah'ın İsimlerini Öğreniyorum', 'Robotikuş ve Uzay Gözetleme Kulesi', 'Çıkrık ve Masura' serisi ile 'Bizi Allah Yarattı'nın da bulunduğu birçok eser kaleme alan Ömer Faruk Paksu'nun yakın zamanda yayımladığı 'İnsanlığın Muhteşem Hikayesi- Peygamberler Tarihi' adlı kitabı Cezve Kitap'tan okurların beğenisine sunuldu.
Mersin'de Yasa Dışı Bahis Operasyonunda Yakalanan 9 Şüpheliden 7'Si Tutuklandı
MERSİN (AA) - Mersin'de, yasa dışı bahis oynattıkları iddiasıyla gözaltına alınan 9 zanlıdan 7'si tutuklandı.İl Jandarma Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, Erdemli, Yenişehir, Mezitli ve Toroslar ilçelerinde, yasa dışı bahis oynattığı ileri sürülen şüphelilere yönelik çalışma başlatıldı.Ekipler, 4 ilçede yaptıkları teknik ve fiziki takibin ardından adresini belirlediği 9 şüpheliyi, eş zamanlı operasyonla gözaltına aldı.Adreslerde 11 cep telefonu, 3 dizüstü bilgisayar, tablet bilgisayar, 2 harici bellek, 13 SIM kart, 41 banka kartı, hesap dekontu, 265 bin liralık borç senedi ile yasa dışı bahisten kazanıldığı değerlendirilen 8 bin lira ve 2 gram esrar ele geçirildi.Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılardan 7'si çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı, 2'si adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Reklam
Beyaz Örtüyle Kaplanan Eşsiz Güzellikteki Domaniç Dağları Fotoğrafçıların Favori Mekanı Oldu
KÜTAHYA (AA) - Osmanlı Devleti'nin kurulduğu topraklarda yükselen, oksijen zengini Domaniç Dağları, kar örtüsü ile görsel şölen sunduğu fotoğraf tutkunlarını kendine çekiyor.Profesyonel ve amatör fotoğrafçılar, beyaz örtüyle kaplanan Domaniç dağlarını doğal stüdyo gibi kullanıyor.Özel günlerinde fotoğraf çektirmek için gelenler, manzaraya hayran kalıyor.Topuk Yayla Tabiat Parkında fotoğraf çekimi yapan düğün fotoğrafçısı Kerem Demir, çevre il ve ilçelerde yeni evlenen birçok çiftin fotoğraf çekimi için Domaniç Dağlarını tercih etiğini söyledi.Ormanın fotoğrafçılar için doğal bir stüdyo olduğunu dile getiren Demir, 'Yakın illerdeki tüm çiftler burayı severek tercih ediyor. Çünkü son dönemlerde Domaniç Dağları çok öne çıkıyor. Belediye ve kaymakamlık tarafından yeni alanlar da oluşturuluyor. Birçok turistik bölgeden hiç bir farkı yok. Kesinlikle herkese burayı öneririm.' ifadelerini kullandı.
Thy Ve İstanbul Havalimanı, Avrupa'nın Zirvesindeki Yerini Korudu
İSTANBUL (AA) - İstanbul Havalimanı ile Türk Hava Yolları (THY), Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL) verilerine göre Ocağın üçüncü haftasında Avrupa'nın zirvesinde yer aldı.EUROCONTROL, 18-24 Ocak arasındaki uçuş trafiği raporunu yayınladı. Rapora göre, THY, geçen hafta günlük ortalama 596 uçuşla Avrupalı rakiplerini geride bıraktı.Pegasus Havayolları ise günlük ortalama 247 uçuşla listede 5. sırada yer aldı. Aynı raporda Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı konumundaki İstanbul Havalimanı, 18-24 Ocak'ı kapsayan haftada günlük ortalama 484 uçuş sayısıyla Avrupa'daki havalimanları arasında birinci sırada yer aldı.İstanbul Havalimanı zirvedeİstanbul Havalimanı hafta bazlı en yüksek uçuşa ise 564 sefer ile 22 Ocak Cuma günü ulaştı. İstanbul Havalimanı'nı sırasıyla Paris Charles De Gaulle, Amsterdam Schiphol ve Frankfurt Havalimanı takip etti. İGA'nın sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımda, 'Avrupa'da birinciyiz.18-24 Ocak Eurocontrol verilerine göre, en çok uçak seferi yapılan havalimanı olduk. Sağlıklı ve emniyetli nice uçuşlar dileriz.' ifadelerine yer verildi.
Reklam
Hatay'da Uyuşturucu Operasyonunda 2 Şüpheli Yakalandı
HATAY (AA) - Hatay'ın İskenderun ve Dörtyol ilçelerinde düzenlenen uyuşturucu operasyonunda 2 zanlı gözaltına alındı.İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, uyuşturucu ticareti yaptığı ileri sürülen şüphelilerin İskenderun ve Dörtyol ilçelerindeki adreslerine operasyon düzenledi.Adreslerde 1 kilo 219 gram esrar, 28 uyuşturucu hap, bir miktar sentetik uyuşturucu, hassas terazi, 2 tabanca ve bunlara ait mermi ile uyuşturucu satışından elde edildiği değerlendirilen 5 bin 555 lira ele geçirildi.Polis, 2 şüpheliyi gözaltına aldı.
Erzincan'da Kayalıklarda Mahsur Kalan Keçileri Afad Kurtardı
ERZİNCAN (AA) - Tercan ilçesinde kayalıklarda mahsur kalan keçiler, İl Afet Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ekiplerince kurtarıldı. Beğendik köyü muhtarı Cemal Erseçen'e ait keçilerin, dağlık alanda kaybolması üzerine köylüler arama çalışması yaptı.Arazi taramasında 4 keçinin kayalıklarda mahsur kaldığını fark eden köylüler, AFAD ekiplerinden yardım istedi.Bölgeye giden ekipler, tırmanış ekipmanları yardımıyla yaklaşık 2 saatlik çalışma sonucu 4 keçiyi kurtararak sürü sahibine teslim etti.Ekiplerin kurtarma çalışması drone ile havadan görüntülendi.
Analiz - Washington Ortadoğu'da Saatleri Geriye Alıyor
İSTANBUL (AA) -MEHMET A. KANCI- “6 Ocak olaylarını” atlatarak 20 Ocak’taki yemin törenine ulaşmayı başaran ABD’de başkanlık devir teslimi endişe edilenden daha düşük hasarla atlatıldı. Donald Trump’ın Washington’u terk etmesiyle beraber bir “kararnameler fırtınası” koptu: Yeni başkan Joe Biden temsil ettiği kesimlerin beklentisine uygun şekilde, ABD devlet yapısının insicamını bozduğu düşünülen Trump’ın mirasının izlerini silerek çarkları tersine döndürmek için, görevdeki ilk 48 saatinde tam 19 kararname imzaladı.Fakat Trump döneminin bazı politikaları var ki bunları tersine çevirmek için ne imza ne de kararname kâfi geliyor. Hatta kamuoyu önünde yüksek sesle söylenmesi mümkün olmayan rota değişikliklerinin analiz edilmesi için, Biden yönetiminin “atamalar haritasını” takip etmek gerekiyor. Bu haritanın bileşenlerinin Ortadoğu’ya verdiği ilk üç mesaj, İran’ın nükleer enerji çalışmalarına dair anlaşmaya ve Filistin’de iki devletli çözüm planına geri dönülmesi, ayrıca Suriye’nin kuzeyindeki PKK/YPG terör örgütüne verilen desteğin yeniden sağlanması şeklinde oldu.DEAŞ ile kariyer yapanlar geri döndüTürkiye’yi yakından ilgilendiren son madde, Biden döneminde beklendiği şekilde, ABD’nin Rusya’ya karşı özellikle Libya ve Suriye sahasında ağırlığını artıracağı mesajını takip eden atamalarla netleşti. Trump’la yaşadığı “derin görüş ayrılıkları” nedeniyle 22 Aralık 2018 tarihinde DEAŞ’la Mücadele Özel Temsilciliği görevinden istifa eden Brett McGurk, yeni başkanın ekibinde “Ortadoğu ve Kuzey Afrika Koordinatörü” olarak sahneye geri döndü. Bir diğer kritik atama ise Savunma Bakanlığı’na yapıldı. 2010-2011 yıllarında Irak’taki ABD askerlerine komuta eden, 2013 yılında ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanlığı’nın başına getirilen Lloyd Austin ABD’nin yeni Savunma Bakanı oldu. DEAŞ terör örgütü Austin’in CENTCOM komutanı olduğu dönemde Musul kentini ele geçirebilmişti. Austin, DEAŞ’la mücadele söz konusu olduğunda, Suriye’deki rejime muhalif gruplar yerine PKK/YPG terör örgütünün desteklenmesi ve silahlandırılmasında da etkili oldu. Austin 2016 yılında CENTCOM komutanlığından ayrılarak emekli olurken DEAŞ terör örgütü İstanbul, Brüksel ve Bağdat’ta intihar saldırıları düzenliyor, Irak ordusu 2014’ten bu yana terör örgütünün elindeki Felluce’yi geri almak için savaşıyordu.Biden’ın başkanlık koltuğuna oturmasıyla geri dönenler yalnızca PKK/YPG destekçisi sivil ve askeri bürokratlar olmadı; aynı zamanda DEAŞ da bir anda mezarından fırlayarak Bağdat’ta ortaya çıkıverdi. Terör örgütü Irak’ın başkentindeki son intihar saldırısını Bağdat’taki Tayaran meydanında 2018 yılının Ocak ayında düzenlemiş, iki intihar bombacısı 35 kişiyi öldürmüş, 90’dan fazla kişiyi yaralamıştı. Aradan üç yıl geçtikten sonra, bu defa Biden’ın koltuğuna oturmasından yalnızca bir gün sonra, DEAŞ Bağdat’ta tekrar ortaya çıktı. Hedef yine Tayaran meydanıydı ve saldırganlar yine iki kişiydi. Üzerlerindeki bombaları patlatan teröristler bu defa 32 kişiyi öldürdü, 110 kişiyi yaraladı.Sihirli tarih: 21 Ocak21 Ocak’taki bu saldırı bölgedeki tek anormal gelişme olmadı. Aynı gün Irak-Suriye sınırındaki el-Velid sınır kapısından büyük bir Amerikan askeri konvoyunun geçiş yaptığı tespit edildi. Suriye’nin Haseke bölgesine geçen Amerikan konvoyunun büyük miktarda silah, mühimmat ve lojistik malzeme taşıdığı gözlendi. 40 kamyon ve zırhlı araçtan oluşan konvoya helikopterler de eşlik etti. 22 Ocak’ta ise bölgedeki sıra dışı gelişmeler sürdü. Uluslararası koalisyon güçlerine lojistik malzemesi taşıyan konvoylar Bağdat’ın güneyindeki farklı noktalarda beş, Bağdat’ın kuzeyindeki Tikrit yakınlarında bir kez olmak üzere toplam altı kez yol kenarına yerleştirilmiş el yapımı patlayıcılarla hedef alındı. Saldırıları İran destekli milis grubu Ashab-ı Kehf üstlendi. Örgütün açıklamasında, saldırıların Bağdat’taki DEAŞ terör eylemine misilleme olarak düzenlendiği duyuruldu; DEAŞ’ın ABD tarafından kurulup kontrol edildiği vurgusu yapıldı. DEAŞ 23 Ocak’ta Şii milis gücü Haşdi Şabi’nin Selahaddin vilayetindeki bir karargahına saldırarak 10 kişiyi öldürdü. Böylece Irak sahasında İran’la gerilimi artıracak yeni adımların atılacağının işareti geldi.Bağdat’ta uzun süredir izine rastlanmayan örgütün yeniden ortaya çıkmasının yarattığı tansiyon hızla artarken, Irak’ta DEAŞ’la mücadele kapsamında görev yapan çokuluslu gücün yürüttüğü “Doğal Kararlılık Operasyonu” (Operation Inherent Resolve) kapsamında, Irak güvenlik güçlerine 1 milyon dolar tutarında arazi aracı teslim edildiğine dair haber de Birleşik Ortak Görev Gücü-Doğal Kararlılık Operasyonları (CJTF-OIR) resmi Twitter hesabında paylaşıldı. Bitirildiği iddia edilen terör örgütüne karşı bu denli kapsamlı bir mobilizasyon ihtiyacının kaynağının ne olduğunu, herhalde McGurk’ün görevine aktif olarak başladığı günlerde anlayacağız.Dönülecek yer Obama döneminin de öncesiTüm bu gelişmeler Ankara başta olmak üzere bölge başkentlerinde, özellikle Suriye konusunda Obama dönemi politikalara dönüleceği endişesini yarattı. Ancak tarihsel sürece yakından baktığımızda, dönülen yerin Obama’yı da aşarak George W. Bush dönemine, hatta Baba Bush’un başkanlık yıllarına ulaştığını görebiliriz. ABD’nin PKK terör örgütüne silah, mühimmat ve tıbbi malzeme yardımında bulunmasının, hatta yaralı teröristleri tedavi etmesinin geçmişi Birinci Körfez Savaşı sonrasına, Çekiç Güç’ün bölgeye yerleşmesine kadar gidiyor. O tarihlerde Jandarma Genel Komutanı olan Orgeneral Eşref Bitlis 22 Mart 1992’de dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a yazdığı mektupta, Çekiç Güç’ün PKK ile eşgüdümlü hareket ettiğine dair şüphelerini aktarmıştı. ABD’nin bu mektuba yanıtı 17 Aralık 1992’de Irak’ın Selahaddin kentine giden Orgeneral Bitlis’in helikopterini savaş uçaklarıyla taciz ederek inişe zorlamak oldu. Orgeneral Bitlis bu olaya rağmen 7 Şubat 1993’te İncirlik’ten kalkan ABD hava unsurlarının PKK’ya malzeme taşıdıklarını kamuoyuna açıkladı. Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis bu açıklamadan 10 gün sonra, Ankara’da içinde bulunduğu uçağın kalkıştan kısa süre sonra düşmesiyle şehit oldu. Bitlis’in ekibinde yer alan ve aynı bilgilere sahip Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ve Albay Rıdvan Özden’in Lice ve Mardin’de 1993 ve 1995 yıllarında PKK’ya mal edilen ancak benzerine rastlanmayan sofistike saldırılarla şehit edildiklerini de burada not düşelim.-Brett McGurk 2004’ten beri sahnedeABD ile PKK arasında 1990’lı yıllarda alenileşen bu ilişki ağı, 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgaliyle yeni bir boyut kazandı. Brett McGurk’ün ismi de bölgede ilk kez Irak’ın işgalinden 8 ay sonra duyuldu. McGurk işgal güçlerinin kurduğu geçici yönetim ve Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği’nin danışmanı olarak Irak’ta göreve başladı. 2005 yılında Ulusal Güvenlik Konseyi’ne terfi etti ve burada Irak direktörü olarak görev yaptı. Aynı yıl ABD Başkanı George W. Bush, Irak’ta ABD ordusunu hedef alan saldırıların kaynağı olarak Suriye’yi işaret ederek Esed rejimini tehdit etmeye başlamıştı. 2009 yılında George W. Bush Beyaz Saray’ı Obama’ya devrederken McGurk de pozisyonunu koruyan bürokratlar arasındaydı. Ancak kendi tercihiyle devlet hizmetine verdiği kısa ara 2010 yılına kadar sürdü. Irak’ta hükümetin kurulması için yürütülen çalışmalara müdahil olmakla görevlendirildi. 2013 yılında ise kariyerinde yeni bir aşamayı gerçekleştirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Yakındoğu İşlerinden Sorumlu Bürosunda Irak ve İran’dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevine getirildi. 2014 yılı Haziran ayında DEAŞ Musul’u ele geçirirken McGurk Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’deydi. 2014 yılı Eylül ayında, bu kez McGurk DEAŞ’la mücadele için kurulan uluslararası koalisyonun direktörlüğüne getirildi ve ABD başkanının özel temsilcisi oldu. DEAŞ’la mücadele için Suriyeli muhalif gruplar yerine PKK/YPG’nin desteklenmesini ve silahlandırılmasını tercih eden McGurk, Türkiye sınırı boyunca oluşturulan terör koridorunun mimarlığını üstlendi. Bu görevi, Beyaz Saray’ın politikasını değiştirerek terör örgütünden desteğini çeken Trump ile ihtilafa düşene kadar devam etti. Görevinden istifa eden McGurk 22 Aralık 2018 tarihinden itibaren Trump’ın amansız bir muhalifi haline geldi. Daha önce istifa etmiş hiçbir bürokratta rastlanmayan şekilde McGurk, 3 Kasım 2020 tarihindeki başkanlık seçimine kadar, sosyal medya mecrası Twitter’daki hesabını PKK/YPG terör örgütüne destek vermek, Başkan Trump’ın Suriye politikasını eleştirmek ve Türkiye’yi hedef alan propaganda savaşına alet etmek için kullandı. McGurk bu çabalarının karşılığını, Biden yönetiminde hem Ortadoğu hem Kuzey Afrika’da Suriye, Irak ve Libya’daki çatışma alanları ve İran gibi bir başka büyük potansiyel çatışma alanı ile ilgileneceği yeni göreviyle aldı.-Sahte bayrak operasyonları yolda mı?DEAŞ’ın 21 Ocak’taki Bağdat saldırısının arkasında kimin olduğu kadar, yol açacağı yan etkileri de iyi izlemek gerekiyor. Nitekim 23 Ocak Cumartesi gecesi Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin’in Bağdat’taki el-Nahreyn Stratejik Araştırmalar Merkezi’ndeki konuşmasından bir bölüm uluslararası ajanslar tarafından son dakika bilgisi olarak paylaşıldı. Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin, ABD’deki yeni yönetime stratejik diyalog süreci için yeni heyetlerin belirlenmesi ve ülkedeki Amerikan askeri varlığının sürmesi için talepte bulunacaklarını duyurdu. McGurk ve yeni Savunma Bakanı Austin’in Suriye’nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturmaya yönelik geçmişteki çabaları göz önüne alındığında, Hüseyin’in talebi yeni Amerikan yönetiminin hedefleri için yalnızca bir başlangıç olarak kabul edilebilir. Önümüzdeki gün ve haftalarda, ABD’nin hem Irak’ın hem de Suriye’nin kuzeyindeki askeri varlığını artırmasını sağlayacak “sahte bayrak” (false flag) operasyonlarıyla karşılaşmak şaşırtıcı olmayacaktır.ABD’nin işgal etmeyi hedeflediği bölgelere yönelik gerekçe üretmeyi amaçlayan sahte bayrak operasyonlarının en ünlüsü, 1964 yılında Vietnam’ın Tonkin körfezinde yaşanmıştı. ABD Ordusu Kuzey Vietnam hücumbotlarının ABD deniz ve hava güçlerine saldırdığı iddiasında bulunmuş ve Vietnam Savaşı’nın fitili ateşlenmişti. Oysa tüm dünya 1954’te Hindiçini Savaşı’nda Fransa’nın mağlup olmasıyla Batı emperyalizminin Güneydoğu Asya’dan tasfiye edildiği izlenimine kapılmıştı. Fakat Tonkin Körfezi Vakası bir anda bu bölgede 10 yıl sürecek yeni bir çatışma sürecini başlattı. 1961-1968 yılları arasında ABD Dışişleri Bakanlığı görevinde bulunan ve Tonkin Körfezi Vakası sırasında da görevde olan Robert McNamara 2003 yılında [Türkçe’ye “Yüz Yılın İtirafları” şeklinde çevrilmiş olan] “The Fog of War” adlı belgesele yaptığı açıklamada, 4 Ağustos 1964’te Vietnam Savaşı’nın başlamasına yol açtığı iddia edilen saldırının hiçbir zaman gerçekleşmediğini açıklamıştı. McNamara bu tanıklığını, 1995 yılında görüştüğü dönemin Vietnam güçlerine komuta eden General Vo Nguyen Giap ile yaptığı görüşmeyle de destekledi. ABD’nin eski Dışişleri Bakanı McNamara, General Giap’ın da Tonkin Körfezi Vakasının asla vuku bulmadığını teyit ettiğini aktarıyordu.Kim bilir, belki takvimler 2050’li yılları gösterdiğinde, bizler de DEAŞ'ın ve Brett McGurk’ün gerçek kimliklerini öğrenme imkânı bulabiliriz.[Gazeteci Mehmet A. Kancı Türk dış politikası üzerine analizler kaleme almaktadır]
Reklam
Giresun'da Buz Tutan Gölet Ve Akarsu Güzel Görüntüler Oluşturdu
GİRESUN (AA) - Giresun'un iç kesimdeki Şebinkarahisar ilçesinde soğuk havanın etkisiyle buz tutan Silbehan Göleti ile Çağlayan Şelalesi'nde suyun düştüğü yerde oluşan buz kütlesi, adeta görsel şölen oluşturdu.Bölgede hava sıcaklığının sıfırın altında 20 dereceye kadar düşmesiyle Tamzara Mahallesi'ndeki Silbehan Göleti'nin yüzeyi buz tuttu. Bazı vatandaşlar göl yüzeyinde yürüyerek fotoğraf çektirdi. Çağlayan köyü sınırlarında yer alan ve kayalık alanın ortasından akan Çağlayan Şelalesi'nin döküldüğü yerde ise buz kütleleri oluştu. Buz kütleleri travertenleri anımsatan görüntüsüyle doğaseverlerin de ilgisini çekti. Silbehan Göleti üzerinde yürüyerek fotoğraf çektiren Eser Tekışık, AA muhabirine, buz tutmuş göl üzerinde yürümenin heyecan verici olduğunu belirterek, 'Buraya daha önce de geliyorduk ancak ilk kez donmuş olarak gördüm. Buzun kalınlığı sanırım 15 santimetre var. Göl üzerinde yürürken kırılacak sandım, heyecan vericiydi.' dedi.Şelaleyi ziyaret eden Oğuz Tanrıkulu ise Çağlayan Şelalesi'ni genelde bahar aylarında, daha gür aktığı zamanlarda görmeye geldiklerini ifade ederek, 'Ulaşım zor olduğu için kış aylarında pek fazla gelmiyorduk ancak buzun oluşturduğu görüntü de güzel. ' diye konuştu.
Yazar Cihan Aktaş "Konuşmalar" Programının Konuğu Oldu:
İSTANBUL (AA) - Yazar Cihan Aktaş, Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi tarafından gerçekleştirilen 'Konuşmalar' programının konuğu oldu.Zeytinburnu Belediyesinin YouTube kanalı üzerinde çevrim içi yayınlanan etkinliğin moderatörlüğünü Samed Karagöz üstlendi.Karagöz, Aktaş'a son çıkan kitabı 'Seattle Günlüğü' hakkında sorular yöneltti.Türkiye'den uzun zaman ayrı kaldığı dönemler olduğunu ifade eden Aktaş, 'Bu beni, ayrılıktan ileri gelen mesafeyi anlamlandırmak için çeşitli türlerde yazmaya sevk etti. Günlük bu anlamda çok işlevsel gerçekten. Çünkü bir şekilde zamanınızı nasıl geçirdiğinizi algılamayı daha çok istiyorsunuz. Kendi bağlamlarınızdan kopup da yeni bir hayatın içerisinde yeni bir düzen kurarken, günlük bir tür sabite tutunmak oluyor. Zaten dilde yurtlanma hissine de öyle alıştım. Günlük tutmaya alıştım. Yıllarca tuttuğum o kadar çok günlüğüm var ki.' dedi.'Birçok yazarı yeniden okumak üzere raflarda tutuyorum'Aktaş, birçok yazarı yeniden okumak üzere raflarda tuttuğunu belirterek, 'Ben özellikle roman yazmayı önemseyen bir yazarım. Diğer çalışmalara bir şekilde kafama takılan sorulara ve gündemdeki tartışmalarda eksiğini hissettiğim bir şeye yetişmeye çalışmak istediğim için katılıyorum. Ama asıl istediğim roman yazmak. Her zaman Dostoyevski'ye, Tolstoy'a dönüyoruz.' diye konuştu.Son dönemde Halit Ziya Uşaklıgil'le yeniden karşılaştığını söyleyen Aktaş, şöyle devam etti: 'Aslında başka bağlamlarda da o dönemin araştırmasını yapıyordum. Halit Ziya Uşaklıgil'in romanlarının ön yargıyla çok steril, toplumun fotoğrafını veremeyecek kitaplar olduğu zannı oluşmuş bende bir şekilde. Ama Mai ve Siyah'ı okuyunca ben çok şaşırdım. Böyle döndüğüm yazarlar vardır. Bu da bu şekilde bir dönüş oldu. Halide Edip (Adıvar) mesela, Mor Salkımlı Ev'i dönüp arada okurum. Sabahattin Ali'yi okurum. Rasim Özdenören'in kısa öykülerini severim, Mustafa Kutlu'nun uzun hikayelerini severim, zaman zaman açıp okurum. Shakespeare'e bazen yeniden dönerim.' Aktaş, Anton Çehov'un oyunlarını çok sevdiğini anlatarak, 'Bazen Çehov'un oyunlarında mevcut aile sahnelerini o kadar ilginç buluyorum ki... Hani semaver atmosferinde bir araya gelmeler... İran sinemasında da özellikle Asghar Farhadi'de Çehov öykülerinde mevcut olan her şeyin sakin şekilde giderken birdenbire ortaya bir şeyin düşmesi ve düzenin bozulması durumunu görüyorum. Çehov'un öykülerinden çok oyunlarını seviyorum.' değerlendirmesini yaptı.Bir yazardan önce bir okur olduğunu dile getiren Aktaş, okumaya düşkün olmadan yazmanın mümkün olmadığını söyledi.'Seyirci bir tür özgürlük kazandı. Ben bunu değerli buluyorum.'Netflix, Amazon gibi çevrim içi yayın hizmetleri hakkında da değerlendirmelerde bulunan Aktaş, şunları kaydetti:'Bu ağlar bence kaçınılmaz. Çünkü sinema kültürü değişiyor teknolojiye bağlı olarak. Birtakım sinema eleştirmenleri ve yönetmenler buna karşı çıktılar, isyan ettiler. 'Bu olamaz artık sinema öldü.' dediler. 'Sinema öldü'yü Debord (Guy) kaç sene önce söylemişti. Seyircilik kültürü değiştikçe sinema öldü söylemini duyuyoruz. Oysa tiyatronun kutsallığı gibi sinema salonuna da kutsallık atfeden biziz. Daha doğrusu yönetmenler. Ama şimdi seyirci bir tür özgürlük kazandı. Ben bunu değerli buluyorum. Çünkü filmin sonuna kadar seyredemeyebiliriz. Ben çoğu kez bir filmi başından sonuna kadar izleyemiyorum.'Cihan Aktaş, kolaylaştıran her şey gibi bu sosyal ağları da desteklediğini belirterek, 'Dijital teknolojiyle hayatımıza yerleşen sistem izleyicilik ya da diğer öğrenme sistemleri, bunları öğrenmek, hemhal olmak zorundayız. Uzakları bir şekilde yakın etmenin yolu. Ağlarla ilgili şu eleştiri yapılıyor, mesela Netflix filmleri deniyor. Netflix filmlerinde şunlar var, böyle tehlikeli, şöyle zararlı deniyor. Netflix filmleri böyleyse o zaman İslam dünyasının zenginleri, sanatçıları, siyasetçileri, önde gelenleri neden daha önce benzeri bir ağ için teşebbüste bulunmadı? Şimdi neden bulunmuyor? Neden sinemaya destek vermiyorlar?' dedi.Aktaş, kültür ve sanat alanındaki üretim eksikliğine dikkati çekerek, 'Sanat bir şekilde hep arka planda bırakıldığında, küçümsendiğinde kültür, sanat etkinlikleri Batı dünyasının tüketicisi oluyorsunuz.' şeklinde konuştu.
Atatürk'ün Gaziantep'e Gelişinin 88. Yıl Dönümü Kutlandı
GAZİANTEP (AA) - Mustafa Kemal Atatürk'ün Gaziantep'e gelişinin 88. yıl dönümü düzenlenen törenle kutlandı.15 Temmuz Demokrasi Meydanı'ndaki törende, Vali Davut Gül, 5. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Hacı Halil Osma ve Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Atatürk Anıtı'na çelenk sundu.Daha sonra saygı duruşunda bulunuldu, Büyükşehir Belediye Bandosu eşliğinde İstiklal Marşı okundu. Büyükşehir Belediyesi Onat Kutlar Konferans Salonu'nda devam eden programda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Şahin, Gaziantep'in tarihte büyük kahramanlık gösterdiğini söyledi.Gaziantep için Atatürk'ün ayrı bir manevi değeri olduğunu ifade eden Şahin, şöyle konuştu:'Bizi gazi yapan bu irademiz aynen devam ediyor. Bunu 15 Temmuz gecesi gördük. O gece meydana bütün şehir geldiyse aynen Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Ya istiklal ya ölüm' diyerek başlattığı mücadeleyi, Cumhurbaşkanımızın 'ölümüne, ölümüne' diyerek meydanlara çağırdığında aynı iradeyi gördük. Bütün gençler ordaydı, kadınlar oradaydı. O gece şunu haykırdık. Artık hiç kimsenin bu şehir ve ülkeyle ilgili başka bir ajandası olmayacak. 'Şiir dinletisi ve belgesel sunumu ile devam eden törene, Gaziantep Emniyet Müdürü Cengiz Zeybek, İl Jandarma Komutanı Albay Hüseyin Bekmez, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, askeri ve mülki erkan, kamu kurum kuruluşları ile okulların temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının yetkilileri katıldı.
Reklam
Iğdır'da Eski Eşini Silahla Öldüren Zanlı Teslim Oldu
IĞDIR (AA) - Iğdır'da eski eşini silahla öldürdükten sonra kaçan zanlı polise teslim oldu.Gece saatlerinde M. Kok, aynı zamanda akrabası olan boşandığı eşi Dilan Kok'a, Karaağaç Mahallesi'ndeki evinde silahla ateş etti.Çevredekilerin durumu bildirmesi üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.Olay yerinde hayatını kaybettiği belirlenen 2 çocuk annesi Dilan Kok'un cansız bedeni, Iğdır Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.Sabah saatlerinde Iğdır Emniyet Müdürlüğüne giderek teslim olan cinayet zanlısının sorgusu sürüyor.
Reklam
Diyarbakır Annelerinin Oturma Eylemine Bir Aile Daha Katıldı
DİYARBAKIR (AA)- Diyarbakır annelerinin dağa kaçırılan çocukları için HDP İl Başkanlığı binası önündeki evlat nöbetine bir aile daha katıldı. Çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP'yi sorumlu tutan Diyarbakır annelerinin 3 Eylül 2019'da başlattığı oturma eylemi, 512'nci gününde sürüyor.Gaziantep'ten 7 yıl önce 20 yaşında dağa götürülen kızı için gelen anne Sevil Esendemir de oturma eylemine dahil oldu.Anne Esendemir, kızı Büşra'nın üniversitede okuduğu dönemde kandırılarak dağa götürüldüğünü söyledi.Kızından bugüne kadar hiç haber alamadığını ifade eden Esendemir, onu çok özlediğini dile getirdi.Esendemir, hasret kaldığı kızına kavuşmak istediğini belirterek 'Yeğenin doğdu, teyze oldun. Kızım inşallah gelirsin. Kokunu özledim.' dedi.Kızına, güvenlik güçlerine teslim olması için çağrısında bulunan Esendemir, 'Hiç korkma kızım. Polise, askere gidip teslim ol. Hepimiz seni bekliyoruz.' diye konuştu.
Kocaeli'de Son Bir Haftada Kaçak Avlanan 31 Kişiye 53 Bin 805 Lira Ceza
KOCAELİ (AA) - Kocaeli'de son bir haftada kaçak avlanan 31 kişiye 53 bin 805 lira ceza uygulandı. Doğa Koruma ve Milli Parklar 1. Bölge Müdürlüğü ekipleri, yasa dışı avcılığın önüne geçmek için kentte 18-24 Ocak tarihlerinde denetim gerçekleştirdi.Denetimlerde kaçak avlandığı tespit edilen 31 kişiye 53 bin 805 lira idari para cezası verildi.Ekipler, 10 tüfek, 3 akü, 2 ses cihazı, 1 el feneri ve 1 çulluğa el koydu.
Fas'ta İsrail İle Normalleşme Sonrasında İktidar Partisi Eleştirilerin Odağında
RABAT (AA) - MUHAMMED BENDERİS - Fas'ın İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi sonrasında iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisine yönelik eleştiriler dikkati çekiyor.Altı ay sonra genel seçime hazırlanan Fas'ta siyasi tartışmaların merkezinde İsrail'le normalleşme kararı var. Fas yönetimi, 10 Aralık 2020'de eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Batı Sahra'da Fas'ın hakimiyetini tanımasıyla birlikte İsrail ile ilişkilere yeniden başlama kararı almıştı.Bu karar, İslami eğilimiyle bilinen iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi içinde ve dışında tartışmalara neden oldu.Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Sekreteri ve Başbakan Sadeddin el-Osmani, normalleşme anlaşmasında imzası bulunması nedeniyle eleştirilerin odağındaki isim olurken, kararda yalnız olmadığını ve Batı Sahra meselesinde kazanım elde edildiğini belirtiyor.Fas'ta 1967'de kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi, kuruluşundan bu yana İsrail ile normalleşmenin her türlüsüne karşı olmasıyla biliniyordu. Normalleşme partide tartışmalara yol açtıPartinin önde gelen isimlerinden milletvekili Ebu Zeyd el-İdrisi, 18 Ocak'ta partisinin normalleşme konusundaki siyaseti nedeniyle üyeliğini dondurma kararı aldığını açıkladı.Partinin 23-24 Ocak'taki Ulusal Konsey toplantısında da İsrail ile normalleşme konusu ele alınarak tartışıldı.Başbakan Osmani, İsrail ile ilişki kurulmasına ilişkin imzaladığı anlaşmanın kendi konumunun bir sonucu olduğunu belirterek, partisinin tavrında bir değişiklik olmadığını ifade etti.Fas'ın Batı Sahra üzerindeki hakimiyeti için ulusal çalışmaları desteklemek zorunda kaldığını vurgulayan Osmani, Filistin halkının başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız devletini kurma hakkını desteklemeyi sürdüreceklerini dile getirdi.'Başbakan Osmani, milli bir dava konusunda üzerine düşeni yaptı'Adalet ve Kalkınma Partisi Yönetim Kurulu Üyesi Rıza Bukamazi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, fikir ayrılıkları olsa da kuruluşundan bu yana partide birçok zorluğun üstesinden gelindiğini belirtti.Bukamazi, 'Parti üyeleri arasında özellikle yönetim seviyesinde görüş farklılıkları yaşandı. Bu görüş farklılıkları, kimi zaman yüksek düzeye ulaşsa da her zaman kurumsal anlamda çözüm sağlandı.' dedi.Adalet ve Kalkınma Partisinin Fas için önemine değinen Bukamazi, partinin reform sürecindeki önemini ve birliğin her şeyden önce geldiğini vurguladı. Bukamazi, 'Başbakan Osmani ve partisi, milli bir dava konusunda üzerine düşeni yaptı. Parti Filistin'i savunma noktasında ilkelerine hala sadıktır.' diye konuştu.Normalleşmenin parti içindeki etkisine ilişkin ise Bukamazi, 'Bu konu parti içinde gerçekten güçlü bir şekilde tartışılıyor. Allah'ın izniyle bu tartışmaları atlatıp daha güçlü bir şekilde ve safları sıklaştırarak yolumuza devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı.'Teorik ve stratejik bir akılla hareket edilmeli'Fas'ın Fes kentinde bulunan Sidi Muhammed bin Abdullah Üniversitesinden Siyaset Bilimi Profesörü Selman Ebu Numan da normalleşme sonrasında artan tartışmaların iktidar partisine etkisini değerlendirdi.Ebu Numan, 'Parti, otorite ve kimlik açısından, gerek reformların hayata geçmesinde gerek kritik konuların yönetiminde büyük ve derin bir kriz yaşıyor.' yorumunda bulundu.Partinin fikri anlamda eski Başbakan Abdullah Benkiran'ın 2016'da hükümetin kurulmasında yaşanan krizden bu yana tıkandığı görüşünü savunan Ebu Numan, 'Yapılanları meşrulaştırma düşüncesiyle değil, teorik ve stratejik bir akılla hareket edilmeli.' ifadelerini kullandı.Ebu Numan, Adalet ve Kalkınma Partisinin fikri ve siyasi yenilenme konusunda net tavır takınmaktan ziyade, pragmatik bir biçimde hareket ettiğini söyledi.'Parti, kritik bir dönemden geçiyor'Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili Nebil el-Endelusi ise partinin birliğini korumak için fikri anlamda yeniliğe ihtiyacı olduğunu vurguladı.Endelusi, 'Parti şu anda kritik bir dönemden geçiyor. Fas siyasi hayatındaki rolü ve diğer siyasi aktörlerle ilişkisi konusunda kendisini yeniden konumlandırmaya ihtiyacı var.' diye konuştu.Partinin demokratik mücadele döneminden, demokrasiyi inşa aşamasına geldiğinin altını çizen Endelüsi, 'Bundan sonra hangi aşamaya geçileceğinin belirlenmesi gerekir.' ifadelerini kullandı.Fas ve İsrail ilişkilerinde normalleşmeRabat ve Tel Aviv arasındaki düşük düzeyli ilişkiler, 1993'te Filistinliler ile İsrail arasında imzalanan Oslo Antlaşması'nın ardından başlamış, ancak 2. İntifada'nın patlak verdiği 2002'de Fas bu ilişkileri durdurmuştu.Fas Kralı 6. Muhammed 10 Aralık 2020'de İsrail ile ilişkilerin 'en yakın zamanda' kurulacağını açıklamıştı. Aynı gün Trump yaptığı açıklamayla Fas ve İsrail'in tam diplomatik ilişki kurulmasına yönelik anlaşmaya vardığını ve Batı Sahra'da Fas'ın hakimiyetini tanıdıklarına dair bir bildirge imzaladığını duyurmuştu. Fas, bu kararla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Sudan'ın ardından son birkaç ay içinde İsrail'le normalleşme anlaşmasına varan dördüncü Arap ülkesi, Mağrib bölgesinde ise ilk ülke olmuştu.Fas ile İsrail, 22 Aralık 2020'de diplomatik ilişkilerin normalleştirilmesi kapsamında 4 anlaşma imzalamıştı.
Manisa'da Çaya Giren Minibüste Mahsur Kalan İşçileri İtfaiye Kurtardı
MANİSA (AA) - Manisa'nın Akhisar ilçesinde tarım işçilerini taşıyan minibüsün çayın içinde kalması sonucu mahsur kalanlar itfaiye tarafından kurtarıldı.Mustafa Durmuş'un kullandığı 45 J 4163 plakalı tarım işçilerini taşıyan minibüs, Beyoba Mahallesi yakınlarında Kapaklı Çayı üzerinden ilerlemeye çalıştı.Çayın içinde hareketsiz kalan minibüsteki 9 kişinin kurtarılması için itfaiyeden yardım istendi.İtfaiye ekibi, merdiven uzatarak minibüsteki işçileri tahliye etti.Minibüsün çaydan çıkarılması için çalışma başlatıldı.
Reklam