Kütahya'da Karla Kaplı Yaylacık Ormanı'na Yılkı Atları İçin Yem Bırakıldı
KÜTAHYA (AA) - Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde kar yağışının ardından beyaza bürünen Yaylacık Ormanı'ndaki yılkı atları için doğaya yem bırakıldı.Doğada başıboş gezen ve insanlardan kaçtıkları için görüntülenmesi zor olan yılkı atlarının kar üzerinde yiyecek arayışı, drone kameralarıyla kayda alındı.Karla kaplanan ormanda yiyecek bulmakta güçlük çeken hayvanların beslenmesine, Kütahya Orman Bölge Müdürlüğünce destek sağlandı.Orman Bölge Müdürü Hasan Keskin, AA muhabirine, Yaylacık Ormanı'nda yaklaşık 500 yılkı atının yaşadığını tahmin ettiklerini söyledi.Civarda yerleşim yeri bulunmadığını belirten Keskin, 'Yılkı atları görülmeye değer güzellikte ama her zaman göremiyoruz. Kendilerini insanlardan uzak tutmaya çalışıyorlar. Bunda da oldukça başarılı oluyorlar.' dedi.Keskin, atlar için fırınlardan bayatlamış poğaça, ekmek, simit gibi yiyeceklerle saman bırakıp kış şartlarında beslenmelerine destek olduklarını ifade etti.
Hrant Dink Cinayetine İlişkin 76 Sanığın Yargılanmasına Devam Ediliyor
İSTANBUL (AA) - Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, jandarma ve eski emniyet görevlilerinin de aralarında bulunduğu 6'sı tutuklu, 13'ü firari 76 sanığın yargılanmasına devam ediliyor.İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanık eski Trabzon İl Jandarma Alay Komutanı Ali Öz katıldı. Tutuklu olarak yargılanan dönemin İstanbul Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube tim komutanı eski Yarbay Muharrem Demirkale ile başka suçlardan tutuklu bir kısım sanığın da Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katılımı sağlandı. Müdahil Dink ailesini ise avukatları temsil etti. İsimleri daha önce belirlenen bazı tutuklu sanıkların esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarının alınmasına devam edildiği duruşmada, bu sanıklardan Muharrem Demirkale, SEGBİS bağlantısıyla beyanda bulunuyor.Esas hakkındaki mütalaadanİstanbul Cumhuriyet Savcısı tarafından celse arasında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan esas hakkındaki mütalaada, cinayet döneminde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Ali Poyraz hakkında, 'FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak' ve 'görevi kötüye kullanma' suçlarından 8 yıldan 16 yıla kadar hapis cezası isteniyor.Mütalaada, yine cinayet döneminde İstanbul İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü Terör Olayları Kısım Amiri (Yüzbaşı) olarak görev yapan Ali Barış Sevindik'in, 'Anayasa'yı ihlal' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 'kasten öldürme' suçundan müebbet, 'FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmaktan' 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.Sanıklar, dönemin İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişleri Mehmet Ali Özkılıç ve Şükrü Yıldız'ın, Trabzon Emniyet Müdürlüğü ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığında görevli sanıkları korudukları, FETÖ'nün amaçları doğrultusunda hareket ettikleri belirtilen mütalaada, Mehmet Ali Özkılıç'ın 'FETÖ'ye üye olmak' ve 'görevi kötüye kullanmak' suçlarından 8 yıldan 16 yıla, sanık Şükrü Yıldız'ın 'yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs', 'FETÖ üyeliği' ve 'görevi kötüye kullanmak' suçlarından 10 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.Sanık polis memuru Muhittin Zenit'in faillerle irtibatlı olarak Dink'in öldürülmesine yardım ettiği belirtilen mütalaada, bu kişinin 'tasarlayarak kasten öldürmeye yardım etmek', 'FETÖ'ye üye olmak', 'resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek' ve 'görevi kötüye kullanma' suçlarından 25 yıl 9 aydan 43 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.Mütalaada, cinayet döneminde Trabzon Emniyet Müdürü olan sanık Reşat Altay'ın 'kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi', 'resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek' ve 'görevi kötüye kullanma' suçlarından toplam 23 yıl 3 aydan 33 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması istenirken, cinayetten önce Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yapan sanık Sabri Uzun, eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü tutuksuz sanık Ahmet İlhan Güler, cinayetten önce dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç ve dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hakkında 'görevi kötüye kullanma' suçundan 3 aydan birer yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.Dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Ali Öz'ün,'Anayasa'yı ihlal' suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve 'kasten öldürme' suçundan müebbet, diğer suçlardan 10 yıldan 24 yıla kadar hapsi talep edilen mütalaada, diğer sanıkların da benzer suçlardan 15 yıl ila müebbet hapis cezaları arasında değişen oranlarda mahkumiyetlerine karar verilmesi isteniyor.Mütalaada, 11 sanık hakkında ise tüm suçlardan beraat kararı verilmesi talep ediliyor.Firari sanıklar FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, Adem Yavuz Arslan, Ekrem Dumanlı, Coşgun Çakar, Halil İbrahim Koca, Mehmet Akif Yılmaz, Mehmet Faruk Mercan, Metin Canbay, Ömer Faruk Kartın, Serkan Şahan, Yılmaz Angın, Yunus Yazar ve Zekeriya Öz'ün dosyalarının ayrılması talep edilen mütalaada, sanık Şeref Ateş hakkında ise yargılama devam ettiği sırada vefat ettiği için dava dosyasının düşürülmesi isteniyor.Mütalaanın ardından ara celselerde mahkeme heyeti, tutuksuz sanıklar Veysal Şahin, Volkan Şahin ve Okan Şimşek hakkında yakalama kararı çıkardı. Yakalama kararları doğrultusunda 3 sanık da tutuklandı. Sanık Volkan Şahin delil durumunun lehine değişmesi sonucu daha sonra tahliye edildi. Böylece dosyada tutuklu sayısı 6'ya yükseldi.
Tacikistan'da Kovid-19 Tedbirleri Kapsamında Kapatılan Camiler Yeniden İbadete Açıldı
TAŞKENT (AA) - Tacikistan'da, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle kapatılan camilerde, 9 aylık aradan sonra yeniden toplu ibadete başlandı.Tacikistan Koronavirüsle Mücadele Komisyonu kararıyla, ülkedeki Kovid-19 salgınıyla ilgili durumun kademeli olarak normalleşmesi dikkate alınarak salgın nedeniyle 18 Nisan 2020'de geçici olarak ibadete kapatılan camiler, kapılarını halka açtı.Camiye ibadete gelenlerin mesafe, hijyen ve maske kurallarına uymaları gerekecek.Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ilk vakanın Nisan 2020'de görüldüğü ülkede en son 10 Ocak'ta, 3 Kovid-19 vakası tespit edilmişti. Virüs saptananların iyileşerek taburcu edilmesiyle hastanelerde Kovid-19 tedavisi gören kalmadı.Salgının başından beri virüsün 13 bin 308 kişide tespit edildiği Tacikistan'da, 13 bin 218 kişi iyileşti, 90 kişi ise virüs nedeniyle hayatını kaybetti.
Türk Kızılay Gönüllüleri, Yaban Hayvanları İçin Dağlık Bölgelere Yem Bıraktı
AĞRI (AA) - Türk Kızılay Ağrı Şubesine bağlı Genç Kızılay gönüllüleri, kar ve dondurucu soğuk yüzünden beslenmekte güçlük çeken yaban hayvanlar için doğaya yem bıraktı. Türk Kızılay Ağrı Şubesi, kış mevsiminin zorlu geçtiği bölgede sokak hayvanlarının yanı sıra karlı dağlarda yiyecek bulamayan yabani hayvanlar için de çalışmalarını sürdürüyor. İl merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki Cumaçay köyü yakınlarına giden Genç Kızılay gönüllüleri, yarım metreyi bulan karda yürüyerek dağlık alanlara yem bıraktı. Dere kenarları ve açık alanlara da yem bırakan gönüllüler, burada saz çalıp türkü de söyledi. Kar yağışı ve soğuk havaya rağmen yaban hayvanlarını unutmayan 30'a yakın gönüllü grubu, ayrıca yem ile karın üzerine 'Kızılay' yazıp hilal oluşturdu. Gönüllülerin çalışmasına eşlik eden Türk Kızılay Ağrı Şube Başkanı Orhan Tatlı, AA muhabirine, bölgede kışın zorlu geçtiğini ve sokak hayvanlarının yanı sıra yaban hayvanlarına da yem desteğinde bulunduklarını söyledi. Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğünden de destek aldıklarını belirten Tatlı, şöyle konuştu:'Şu an kar yağışı etkili oluyor hava da soğuk. Biz de gönüllülerimizle yabani hayvanlar için doğaya yem bıraktık. Doğa karla kaplandığı zaman keklik, tavşan, tilkiler ve diğer canlılar yiyecek bulmakta çok zorlanıyor. Bizler de bugün gönüllülerimizle yaklaşık bir ton yemi yabani hayvanların yaşam alanına bıraktık. Gönüllülerimiz bu tarz faaliyetlerde bizi yalnız bırakmıyor.'Gönüllülerden Neslihan Taşdemir ise kar yağışına rağmen soğuk havada yaban hayvanlarına yem bıraktıkları için mutlu olduklarını dile getirdi.Katılımcıların karlı dağlara yem bırakması AA muhabirince drone ile havadan da görüntülendi.
Unkapanı Plakçılar Çarşısı Koltuğunu Dijitalleşmeye Kaptırdı
İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - Geçmişte müzik endüstrisinin en önemli merkezi ve kalbi olan Unkapanı Plakçılar Çarşısı, koltuğunu dijitalleşmeye kaptırdı.Unkapanı Plakçılar Çarşısı, bir zamanlar Türkiye'de müziğin buluşma noktasıydı. Anadolu'nun çeşitli yerlerinden şarkıcı olma hayaliyle tutuşanlar evini, toprağını sattıktan sonra sazıyla birlikte İstanbul'a gelip çarşının yolunu tutuyordu. Öyle ki Türk müziğinde akıllara gelen ilk sanatçıların ilk durağı ve meşhur olduğu yer, Unkapanı Plakçılar Çarşısı'ydı. Müslüm Gürses, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Ferdi Tayfur, Gülden Karaböcek, Müzeyyen Senar, Ajda Pekkan gibi birçok sanatçının yolu Unkapanı Plakçılar Çarşısı'ndan geçti. Hepsi müzik kariyerlerine bu çarşının basamaklarında adım attı. Sanatçılar için aynı zamanda 'okul' görevi gören Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nda eskiden boş dükkan bulmak da zordu. Teknolojinin gelişmesiyle Unkapanı Plakçılar Çarşısı da görkemli günlerini yitirmeye başladı. Son günlerde çarşının gürültülü kalabalığı da azaldı. Çarşı esnafı eskiden olduğu gibi her sabah dükkanlarını açıyor ancak artık daha ziyade günübirlik ve anında satılacak ürünleri satmaya çalışıyor. Geçmişte kaset, plak kuyruklarının oluştuğu çarşıya artık ünlü olmak isteyenler sazıyla gelmiyor. Sanatçı adayları, çarşıya gelmek yerine sosyal medya gibi dijital platformların üzerinden ünlü olmanın peşine düşüyor. Unkapanı esnafı, sanatçı adaylarının bu durumundan oldukça rahatsız. Esnaf, dijital platformlardan ünlü olan kişilerin eserlerinin ancak kısa süre dillerde kaldığını belirterek, bu durumun müzikteki kaliteyi azaltmasından şikayetçi.Buna rağmen çarşıda hala Türk müziğine kalıcı ve kaliteli eserler hazırlanıp, beğeniye sunuluyor. Unkapanı esnafı, eskiden olduğu gibi hala güzel eserleri gelecek nesillerin dillerinde bırakabilmek için mücadele ediyor. Dijitalleşmeye rağmen hala Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nda şansını denemeyi düşünen sanatçı adayları da yok değil. Öyle ki bazı sanatçı adayları eserlerini çarşıda çıkarmak istiyor. Umutlarını çarşıya bağlayan sanatçı adayları, geçmişten bugüne kalan stüdyolarda hocalarının eşliğinde türkü ve şarkılarını heyecanla dillendiriyor. 'Eski günlerin kalabalık ve neşesini görmüyor olmak üzüyor' Sektörde 50 yıldır hizmet veren Uzelli Kaset Sanayi ve Ticaret AŞ Yöneticisi Metin Uzelli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçmiş yıllarda müziğe bir şekilde bulaşan kişilerin kitlelere ulaşmak ve ünlü olmak için birtakım safhalardan geçmesi gerektiğini anlattı.Bunun içinde de eserin profesyonel bir kayda alınması, bunun da üretilip kaset, plak gibi formlara basılıp dağıtılması gerektiğini belirten Uzelli, 'Geçmişte o insanların bunu yapması mümkün olmadığı için bu alanda uzmanlaşmış Unkapanı Plakçılar Çarşısı'na gelir ve burada o insanları kendilerince kabul ettirmeye çalışırlardı.' diye konuştu.Uzelli, ünlü olmak isteyen kişilerin mektuplar, fotoğraflar, ses kayıtları göndererek şirketlerin dikkatini çekmeye çalıştığını anlatarak, şöyle devam etti:'Bunu yıllar boyunca denediler. Günümüzde ise insanların geçmişte kitlelere ulaşmak için yol aldığı süreçler, bugün daha farklı bir noktada. Artık bu insanların eskisi gibi büyük yatırımlara ihtiyacı yok. Bunu kendileri de evlerinde yapmayı deniyorlar. Artık ünlü olmak isteyenler profesyonel destek almak yerine YouTube gibi sosyal mecralardan kitlelere ulaşmaya çalışıyor. Ama burada ne kadar başarılı oldukları şüpheli. Sonuçta profesyonel bir iş, profesyonelce yapılmadıkça sonuçları iyi olmuyor. Bu kişilerin çok azının başarılı olduğunu görüyoruz. Bu piyasada uzman kişilerle hareket edilmesi önemli.'Teknolojinin ardından dijitalleşmeyle birlikte Unkapanı Plakçılar Çarşısı'na ilginin azaldığını aktaran Uzelli, her şeye rağmen firmaların gelişmelere ayak uydurduğunu söyledi. Metin Uzelli, Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nda eski kalabalığı özlediğini dile getirerek, 'Eskiden çarşıda fiziken ürün vardı. Burada koli taşırdık. Ürünler buraya kamyonlarla gelirdi ve buradan her yere yollanırdı. Çarşıdaki insan hareketliği bütün sektörün bir arada olması neşeliydi. Burada acıyla tatlıyı paylaşırdık. O eski günlerin kalabalık ve neşesini görmüyor olmak üzüyor beni.' ifadelerini kullandı. 'Ünlü olmak isteyenler artık Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nı solumuyor'Mega Müzik'in sahibi Ethem Zeytinkaya da ikinci kuşak olarak mesleğini çarşıda sürdürdüğünü söyledi. Geçmişte Anadolu'dan Unkapanı Plakçılar Çarşısı'na bir göçün yaşandığını hatırlatan Zeytinkaya, 'Bu gelen kişilerden bazıları sanatçı oldu. Burada 80'li yıllarda çocuk sanatçılar furyası oldu. Çarşıya bir akın vardı. Şimdi dijital çağdayız ve o günden bugüne pek çok şey değişti.' diye konuştu.Zeytinkaya, son yıllarda ünlü olmak isteyen kişilerin sosyal platformlara yöneldiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:'Önceden insanlar sanatçı olmak için plakçılar çarşısına geliyordu. Ama zamanla bu durum YouTube'a kaydı. Sosyal medyada, YouTube'da meşhur olmak çok sağlıklı bir şey değil. İnsanlar internete bir şarkı atıp bir anda ünlü oluyor. Ama bu ünlü olma durumu kısa sürüyor. Bir müddet sonra bu ünlü olanlar unutuluyor. 1970 yılında yapılan bir şarkı, türkü hala dillerde ve severek dinleniyor. 50 yıl daha geçse yine dinlenecek. YouTube'da patlayan şarkılar eski şarkıların tadını vermiyor. 20 yıl önceki şarkılar hala akıllarda, dillerde. Eskiler, insanın kalbine dokunan şarkılar. Ünlü olmak isteyenler artık Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nı solumuyor. Buranın havasının solumak çok farklı.' 'Sosyal platformlardaki işler bir Müslüm Gürses etkisi bırakmıyor'Bamy Müzik'in sahibi Bülent Ateş ise 40 yıldır çarşıda bulunduğunu ve müzik işinin mutfağında olduğunu vurguladı. Eski yıllarda köyünden sazını alanın çarşıya ünlü olmaya geldiğini belirten Ateş, 'Saz çalamayan da sesiyle buraya gelirdi. Buraya gelen insanların sesine bakılır, iyi olanlara albüm yapılırdı firmalar tarafından.' dedi.Ateş, Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nda eskiden bir hareketlilik yaşandığını dile getirerek, 'Eskiden çarşı cıvıl cıvıldı. Kaset çıktığında firmaların kapısında kuyruklar oluşurdu. Şimdi burası biraz boş. Bunun nedeni günümüzde şöhret olmak isteyenlerin YouTube gibi platformlara yönelmesi. Orada da bir seviyeye geliyorlar ama bu şöhret ömürleri uzun sürmüyor. Sosyal platformlardaki işler bir Müslüm Gürses etkisi bırakmıyor. Müslüm Gürses'in etkisi halen sürüyor. YouTube'daki eserler geçici, birkaç aylık. Ama Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nda yapılan plak ve kasetler hala dillerde.'MP3 sitelerinin sektöre büyük zarar verdiğini anlatan Ateş, yakında bu sitelerle ilgili yasanın çıkacağını ve bu durumun kendilerine büyük fayda sağlayacağını kaydetti. 'Dijital sistem gelince buradaki yoğunluk azaldı'Kadir Şeker Recording'in sahibi Kadir Şeker, 1976'da Unkapanı Plakçılar Çarşısı'na geldiğini belirtti.Eskiden bağını, bahçesini satan insanların ünlü olmak için çarşıya geldiğini vurgulayan Şeker, 'Unkapanı Plakçılar Çarşısı eskiden çok hareketliydi. Bütün firmalar buradaydı. Burada hareketlilik olurdu. Satışlarda büyük rakamlara ulaşılıyordu.' dedi. Şeker, dijitalleşmeyle birlikte çarşıdaki hareketliliğin azaldığını aktararak, şunları kaydetti:'Dijital sistem gelince buradaki yoğunluk azaldı. Artık herkes bir türkü yapıp, klip çekiyor ve YouTube'a atıyor. Çarşının yerini YouTube aldı. Bizde artık bu yönde işler yapıyoruz. Bize yurt içi ve yurt dışından kayıt atıyorlar ve biz onların işlerini yapıyoruz.'
Reklam
Pakistan'da Yüzüne Yumruk Alan Boksör Kaldırıldığı Hastanede Hayatını Kaybetti
İSLAMABAD (AA) - Pakistan'ın Karaçi şehrinde karşılaşma sırasında yüzüne yumruk alan boksör kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.Karaçi merkezli Pakistan Boks Kurulu tarafından düzenlenen müsabakalar kapsamında Muhammed Aslam ile rakibi Muhammed Vali ringde karşı karşıya geldi.Maç sırasında rakibine baskı uygularken yüzüne kontra yumruk alarak yere yığılan 33 yaşındaki Aslam, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.Pakistan Boks Federasyonu (PBF) Genel Sekreteri Nasir Tung, yaptığı açıklamada, boks müsabakalarını düzenleyen kurumun kendileriyle bir bağının olmadığını ve federasyondan herhangi bir onay alınmadığını söyledi.Tung, söz konusu organizasyonu yasa dışı olarak nitelendirerek olayla ilgili soruşturma başlattıklarını açıkladı.
Doğu Anadolu'daki 6 İlde 475 Köy Ve Mahalle Yolunda Ulaşım Sağlanamıyor
ERZURUM (AA) - Erzurum, Erzincan, Kars, Ağrı, Tunceli ve Iğdır'daki 475 köy ve mahalle yolu kar yağışı nedeniyle ulaşıma kapalı bulunuyor.Erzurum Büyükşehir Belediyesi Karla Mücadele ekipleri, bölge genelinde aralıklarla etkili olan kar yağışının ardından kapanan mahalle statüsündeki köy yollarının ulaşıma açılması için çalışmalarını sürdürüyor.Kentte gece ve gündüz aralıksız sürdürdükleri çalışmalarla kardan kapanan çok sayıda mahalle yolunu ulaşıma açan ekipler, halen ulaşım sağlanamayan 120 yerleşim yerinin ise yolunu açmaya çalışıyor. Bölge genelinde etkili olan olumsuz hava koşulları sebebiyle Kars'ta 5, Tunceli'de 130, Ağrı'da 82, Erzincan'da 118 ve Iğdır'da 20 köy yolu ulaşıma kapandı.Belediye, İl Özel İdaresi ekipleri, söz konusu illerdeki kapalı köy ve mahalle yollarında ulaşımın yeniden sağlanabilmesi için çalışmalarına devam ediyor.
Reklam
Öz İplik-İş Sendikası, İş Kolunun Lider Sendikası Olmak İstiyor
ANKARA (AA) - Öz İplik-İş Sendikası Genel Başkanı Rafi Ay, üye sayılarını bir yılda 2 bin 971 kişi artırarak 37 bin 688'e yükselttiklerini belirterek, 'Dokuma, Hazır Giyim ve Deri' iş kolunun lider sendikası olmayı hedeflerini belirtti.Ay, yazılı açıklamasında, işçi sendikalarının Ocak 2021 dönemine ait üye istatistiklerinin Resmi Gazete'de yayımlandığını anımsattı.Kovid-19 salgını koşullarına rağmen örgütlenmeye devam ettiklerini ve üye sayılarını artırdıklarını vurgulayan Ay, şu ifadeleri kullandı:'Üye sayımızı bir yılda 2 bin 971 kişi artırarak 37 bin 688'e yükselttik. Salgın koşullarında ailemizi büyütmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Üyelerimizin hemen hemen tamamı özel sektördeki iş yerlerinde çalışıyor. Burası çetin bir mücadele alanı. Bu açıdan baktığımızda sendikamızın üye sayısının her yıl artıyor olması, sahadaki çalışmalarımızın karşılığı ve işçilerin sendikamıza olan güveninden kaynaklıdır. Hedefimiz, 'Dokuma, Hazır Giyim ve Deri' iş kolunun lider sendikası olmak.''Sektörümüzde kayıt dışılık çok yüksek'Ay, 'Dokuma, Hazır Giyim ve Deri' iş kolunda 1 milyon 219 bin 957 kişinin çalıştığına ve sendikalaşma oranının yüzde 8,6 olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:'Sektörümüzde kayıt dışılık çok yüksek. Bu haksız rekabet ve emek sömürüsü demek. Sendikalara örgütlenme hakkı Anayasal bir haktır. Devlet otoritesi bu hakkın kullanımını kolaylaştırmalı. İşverenlerimiz, en güçlü iş yerlerinin toplu pazarlık sistemine girmiş, sendikaların örgütlü olduğu iş yerleri olduğunu görmelidir. Sendikasız işçi çalıştırmak size hiçbir şey kazandırmaz, hatta kaybettirir.'
Bingöllü Besiciler Hayvanlarını Korumak İçin Nöbette
BİNGÖL (AA) - Bingöl'de besiciler hayvanlarını korumak için sabaha kadar nöbet tutuyor.Sürülerini, otlatmak amacıyla Karlıova ilçesinden Genç ilçesine getiren besiciler, hayvanlarını korumak ve bakımlarını yapmak için geceleri de zorlu mesai yapıyor.Gündüz hayvanlarını otlatan yetiştiriciler, gece yaban hayvanlarına karşı koruyabilmek adına onlarla aynı çadırda kalıyor.Besiciler sabaha kadar dönüşümlü olarak, doğum zamanı gelen koyunlar ve doğan kuzuların bakımını yapıyor.Besici Cihan Temiz, hayvan bakımının zor olduğunu belirterek, yaban hayvanları ve hastalıklardan korumak için hayvanlara özenle baktıklarını söyledi.'Gece doğum yapan koyuna yardım ediyoruz. Kuzuyu emzirmesini sağlıyoruz. Çünkü emzirilmediği takdirde kuzu telef oluyor. Sabaha kadar uyumuyoruz.' diyen Temiz, devletin sağladığı imkanlardan ve sunduğu destekten memnuniyet duyduklarını belirtti.Kazım Temiz de ailesini 15 günde bir görebildiğini, zamanının büyük bölümünün hayvanlarla geçtiğini aktardı.Vardiyalı şekilde hayvanların başında nöbet tuttuklarını dile getiren Temiz, 'Gündüz akşama kadar koyunların peşinde dolanıyoruz. Gece de sabaha kadar onları kontrol etmek zorundayız. Hayvanlarımıza zarar gelmesin diye emek veriyoruz. 15 günde bir eve gidip, çocuklarımızı görüp geliyoruz. Hayatımızın çoğu hayvanlarla geçiyor. Uykuya hasret yaşıyoruz.' diye konuştu.
Ömrünü Mürekkep Kokusu Ve Baskı Makineleri Arasında Geçirerek Matbaacılığın Değişimine Şahit Oldu
AMASYA (AA) - CİHAN OKUR - Amasya'nın Merzifon ilçesinde matbaacılık yapan 63 yaşındaki Kamil Pehlivan, 8 yaşından beri içinde olduğu mesleğine duyduğu tutku ile gençlere örnek oluyor. Merzifon ilçesinde evli ve 5 çocuk babası Kamil Pehlivan, çok küçük yaşta matbaalardaki mürekkep kokusu ile tanıştı.Pehlivan 8 yaşında çırak olarak adım attığı meslekte yıllarca çalıştı. Askerden döndükten sonra ilçe merkezinde kendi matbaasını kuran Kamil Pehlivan, 1965 yılından günümüze matbaacılığın gelişimine de şahitlik etti.Tüm baskıları tek başına yaparak matbaasını ayakta tutmaya çalışan Pehlivan, çalışma azmi, yeni teknolojiye uyum sağlama gayreti ve ustalığıyla takdir topluyor.Pehlivan, AA muhabirine, bugüne kadar onlarca çırak yetiştirdiğini, teknolojik gelişmelere rağmen mesleğine duyduğu aşk ile çalışmaya devam ettiğini söyledi.'Ömrüm yettiği sürece mesleğimi devam ettireceğim'Eskiden çok yoğun çalıştıklarını ancak dijital matbaa ile işlerinin azaldığını anlatan Pehlivan, şunları dile getirdi:'Eskiden mesleğe başladığımız zaman yapılan matbaacılık, tipo diye adlandırdığımız, yazıyı elle dizmek kalıbı elle yapmak gibi yöntemlerle yapılıyordu, zor ve uğraştırıcı bir işti. Ofset matbaacılık devreye girince tipo yöntemi tarihe karıştı, işlerimiz biraz daha kolaylaştı. Bu arada bilgisayar öğrenmemiz gerekiyordu uyum sağlamak için, çıktı aldık, kalıp pozladık, zor bela öğrendik matbaamızı ayakta tutmak için. Şimdi dijital matbaacılığa geçildi o ayrı bir teknoloji. Her şeyi bilgisayar yapıyor, çok yakında ofset matbaacılık da bitecek. Ama biz mesleğimizi büyük bir şevk ve özveriyle yapıyoruz, ömrüm yettiği sürece mesleğimi devam ettireceğim.''Matbaamdan hiçbir zaman kopamadım'Matbaacılığın dikkat ve titizlik isteyen bir meslek olduğuna işaret eden Pehlivan, 'Mesleğimi severek yaptığım için rahatsız olduğum halde, matbaamdan hiçbir zaman kopamadım. Ben matbaanın kokusunu, o makinelerin çıkardığı hava sesini duymadan yaşayamam. Meslek hayatımda çok zorluklarla karşılaştım ancak hiçbir zaman pes etmedim, azimle çalıştım, evime helal lokma götürdüm.' diye konuştu.Gençlere işlerini severek yapmaları tavsiyesinde bulunan Pehlivan, 'Gençler ne meslek yapıyorlarsa yapsınlar, yaptığı işi küçümsemesinler, hep daha iyisini yapmaya çalışsınlar ve yeniliğe açık olsunlar. Gençler bu mesleği seviyorsa girsin, sevmiyorsa hiç girmesin. Aşkla bağlanmıyorlarsa olmaz, çünkü sevmediğin için devam ettiremezsin, yararlı olamazsın. Bu bir angarya olur, beceremezsin.' ifadelerini kullandı.
Reklam
İsrail'de Aşılama Ve Karantinaya Rağmen Kovid-19 Salgınında Vaka Sayısı Yüksek Seyrediyor
KUDÜS (AA) – MUSTAFA DEVECİ - İsrail'de bir ayı aşkın süredir devam eden karantina ve aşılamaya rağmen günlük yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayıları düşürülemiyor. Nüfusa oranlandığında İsrail, dünyada Kovid-19 aşısının en fazla yapıldığı ülke olurken, bu oran göz önüne alındığında toplam vaka sayısında da 11. sırada yer alıyor. Yaklaşık 9,3 milyon nüfusa sahip İsrail'de, bugüne kadar virüs nedeniyle 4 bin 796 kişi hayatını kaybederken, toplam vaka sayısı da 646 bini geçti. Nüfusuna oranla toplam vaka sayısının oldukça yüksek olduğu İsrail'de, 27 Aralık 2020'den bu yana ülke genelinde karantina uygulanıyor.Buna ek olarak İsrail'de, salgını yenebilmek için toplu aşılama kapsamında 20 Aralık 2020'de ilk doz, 9 Ocak'ta da ikinci doz Kovid-19 aşısı yapılmaya başlandı.Pfizer ve BionTech'in ortaklaşa geliştirdiği Kovid-19 aşısının tercih edildiği ülkede, sağlık çalışanları ve 60 yaş üzeri kişilere öncelik verildi.4 milyon 800 bin dozdan fazla aşı yapıldıSağlık Bakanlığının verilerine göre, 3 milyondan fazla kişiye aşının ilk dozu, 1,8 milyona yakın kişiye de ikinci dozu yapıldı.Bu da nüfusun yüzde 33'üne Kovid-19 aşısının ilk dozu, yüzde 19'una da ikinci dozunun yapıldığı anlamına geliyor. Ancak hem karantina hem de aşılama sürecine rağmen, salgında üçüncü dalganın etkisine giren ülkede günlük vaka sayılarının Aralık 2020'ye oranla oldukça yüksek seyretmesi dikkati çekiyor. Kasım 2020'de 1000'in altına düşen günlük vaka sayısı, geçen ay yeniden yükselişe geçti. Ülkede 19 Ocak'ta 10 bin 21 kişide virüs tespit edilmesiyle, salgının başladığı Şubat 2020'den bu yana görülen en yüksek günlük vaka sayısına ulaşıldı.Hal böyle olunca, akıllara İsrail'de aşılama ve bir aydan fazla süredir devam eden karantinaya rağmen günlük vaka sayısı neden yüksek seyrediyor sorusu geliyor. İngiltere varyantı, İsrail'deki Kovid-19 vakalarının yüzde 80'ini oluşturuyorİsrail'e bağlı Clalit Sağlık Hizmetleri Kudüs Kovid-19 Müdahale Ekibi Başkanı Dr. Ian Miskin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail'in salgınla mücadelesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uygulanan karantinaya ve aşılama sürecine rağmen günlük vakaların yüksek seyretmesinin birçok nedeni olduğunu kaydeden Dr. Miskin, 'Günlük vakaların neden yüksek çıktığı sorusuna en kolay cevap elbette yeni bir virüse sahip olmamız. İngiltere varyantı mevcut. Aralık (2020) sonunda günlük vakaların yüzde 30 ila 40'ı İngiltere varyantı iken bugün bu yüzde 80'e yükselmiş durumda. Bir başka neden de bazı kesimlerin kurallara uymaması.' dedi.Miskin, İsrail'de bazı kesimlerin hala salgının tehlikesini kavrayamadığını, cenazelere gidildiğini, düğünlerin yapıldığını ve Ultra-Ortodoks mahallelerinde çocukların yasağa rağmen okula devam ettiğini dile getirdi. Günlük vakaların düşürülmesinin ancak karantinaya uyulması ve aşı sürecinin devam ettirilmesiyle mümkün olacağını vurgulayan Miskin, 'Karantina, nefes alınmasını sağladı. Karantina uygulanmamış olsaydı, hastanelerimiz dolup taşmıştı, hastaları gönderecek yerimiz kalmamıştı.' diye konuştu. 'Salgının daha uzun süre İsrail'de olacağını düşünüyorum'Kovid-19'u yenmek için yetişkinlerin tamamının aşılanması gerektiğini kaydeden Miskin, salgının İsrail'deki geleceğine ilişkin ise şunları söyledi: 'Salgının daha üzün süre burada (İsrail'de) olacağını düşüyorum. Çünkü sınırlar yeniden açılacak ve virüs değişime uğradığını gösterdi. Ülkede virüsün yayılmasını önlemek uluslararası bir şey, ulusal düzeyde yapılabilecek bir şey değil. Yapmamız gereken ilk ve en önemli şey, ağır hastalığı önlemek. Eğer onlara (İsrail halkı) aşıyı sağlar ve bu nedenle de hastalığı ağır geçirmezlerse işimi yapmış olurum.”
Reklam
İlik Nakli Olan Öykü Arin'in Yüzü Artık Gülüyor
İZMİR (AA) - TEZCAN EKİZLER - 'Öykü Arin'e Umut Ol' isimli kampanya sayesinde lösemi hastalarına umut olan, babasından yapılan yarı uyumlu kök hücre nakliyle de yaşama tutunan 6 yaşındaki Öykü Arin'in artık yüzü gülüyor.İzmir'de 3 yıl önce Juvenil Miyelomonositik Lösemi (JMML) teşhisi konulan Öykü Arin'in için kan bağışı kampanyası düzenlendi. Daha sonra ülke geneline yayılan kampanyaya 'Öykü Arin'e Umut Ol' adı verildi. Kampanya sayesindeki bağışlar da başka lösemi hastalarına umut oldu. Tedavi için 2019 yılında Antalya'ya giden Öykü Arin'e özel bir hastanede annesi Eylem Şen Yazıcı'dan yarım uyumlu kemik ilik nakledildi. İliğin uyum sağlamaması üzerine Öykü'ye 2 ay sonra babası Çağdaş Yazıcı'dan yarı uyumlu kök hücre nakli yapıldı.Tetkiklerde babasından nakledilen iliğin yüzde 98,5 tuttuğunun belirlenmesinin ardından bir süre daha Antalya'da kontrol altında tutulan Arin, tekrar İzmir'e döndü.Bayraklı ilçesinde yaşayan Şen ailesi, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde tüm vakitlerini kızlarıyla evlerinde geçiriyor. Kontrolleri için 3 ayda bir Antalya'ya giden Öykü Arin, evdeki zamanlarını da resim yaparak ve şarkı söyleyerek geçiriyor.'Kızımla en çok deniz kenarında yürümeyi özledim'Anne Eylem Şen Yazıcı, AA muhabirine, kızının rahatsızlığı nedeniyle zor günler yaşadıklarını söyledi. Eşinden yapılan yarı uyumlu kemik iliği naklinin ardından kızının vücudunda ilik savaşı sürecinin başladığını belirten anne Şen, 'Yarı uyumlu nakillerde bu tür sorunlar daha yaygın oluyor. Kızımız, ilik savaşını engellemek için ağır ilaçlar kullanıyor. O mücadeleci bir çocuk ve her geçen gün daha iyiye gidiyor. İlik savaşı sürecinin normale dönmesini bekliyoruz. Bu süreç tamamlansa bile her şeyin yoluna girmesi için 5 yıl geçmesi lazım. Kızımla en çok deniz kenarında yürümeyi özledim.' diye konuştu. Kızının moralinin çok iyi olduğunu vurgulayan Yazıcı, nakil sürecinde olduğu gibi iyileşme döneminde de sevenlerinin kendilerini yalnız bırakmadığını dile getirdi. 'Öykü Arin'e Umut Ol' isimli kampanyanın birçok hastaya şifa olduğunu anlatan Yazıcı, şunları kaydetti:'İlk ayda 100 bin kişiye ulaşmıştı. Bu kampanyaya başladığımız zaman ülkemizde donör sayısı 180 bin civarındaydı. Şu anda ise 700 bine yakın ama hala bu sayı çok az. Başlattığımız kampanya sayesinde binlerce kişiye uygun kemik iliği bulundu. Kampanyanın ilk ayında Türk Kızılay Genel Başkanı bizi evimizde ziyaret etti. Bu süreçte hem onlar hem de Sağlık Bakanlığı hep yanımızda oldu. TÜRKÖK laboratuvarlarında görev yapan sağlık çalışanları yoğun mesai harcadı. Bu süreçte kampanya düzenleyen ailelere destek oluyoruz.'Öykü Arin ise annesinin çektiği videoda sözlerini kendisinin yazdığı çocuk şarkısını söylerken, vatandaşlara 'donör olun umut olun ve asla vazgeçmeyin' mesajı verdi. 'Hastalığı açısından herhangi bir sorun yok'Öykü Arin'in doktoru Prof. Dr. Akif Yeşilipek ise yaptıkları son testlerde nakledilen iliğin yüzde yüz tuttuğunu belirlediklerini ifade etti.Tedavinin sürdüğünü hatırlatan Yeşilipek, 'Şu an Öykü Arin ilik savaşı durumunu yaşıyor. Bunun hastalıkla bir ilişkisi yok, yeni çalışan ilikle vücudun bir anlaşmazlığı oluyor. Yeni çalışan ilik vücudu yabancı kabul ediyor. Bazı organlara saldırıyor. Öykü'de de cilt döküntüleri oldu. Şu anda onun için ilaç kullanıyor. Hastalığı açısından herhangi bir sorun yok.' şeklinde konuştu. Ailenin kızları için uygun donör bulunması için çok mücadele verdiğini kaydeden Prof. Dr. Yeşilipek, başlatılan kampanyalar sayesinde artık hastaların Türkiye'de verici bulma şansınız arttığını sözlerine ekledi.
Trabzon'da Sokağa Çıkma Kısıtlamasına Uymayan 88 Kişiye 226 Bin Lira Ceza
TRABZON (AA) - Trabzon'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında hafta sonu uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal eden 88 kişiye 226 bin 697 lira ceza kesildi.Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 'Koronavirüs tehdidi sürüyor ve salgında rehaveti kabul edemeyiz.' ifadelerini kullandı.Ustaoğlu, sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal eden 88 kişiye 226 bin 697 lira ceza verildiğini kaydetti.
Reklam
Analiz - Libya Siyasetinde Kartlar Yeniden Dağıtılıyor
TRABLUS (AA) -AYDOĞAN KALABALIK- Libya’da ülkenin tamamını Aralık ayında yapılması planlanan genel seçimlere götürecek olan geçici birlik hükümetini oluşturma konusundaki çalışmalar devam ediyor.19 Ocak’ta Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde yürütülen, ülkenin farklı bölgelerinden seçilen 75 üyeden oluşan “Libya Siyasi Diyalog Forumu”, yürütme temsilcilerini seçme mekanizmasını kabul etti ve ardından aday müracaatları süreci de başladı. 28 Ocak Perşembe günü sona eren müracaat sürecinin ardından geçiş döneminde kimlerin ülkeyi yönetmeye talip olduğu ortaya çıkacak ve fotoğrafın tamamı görülecek. Geçiş döneminde cumhurbaşkanlığı seviyesindeki Başkanlık Konseyi’nin yanı sıra başbakanın da bulunacağı yeni bir sistem oluşturuluyor.Yeni yönetimi belirleyecek olan 75 kişinin bulunduğu Siyasi Diyalog Forumu üyeleri, Libya’nın Batı (37 üye), Doğu (24 üye) ve Güney (14 üye) bölgelerini temsil ediyor. Söz konusu üç bölge aynı zamanda seçim bölgesi olarak tanımlanıyor.Üç ayrı bölge kendi içinde Başkanlık Konseyi Başkanlığı için bir, yardımcısı için iki ve başbakanlık için bir aday olmak üzere dörder aday çıkaracak. Adayların kendi bölgesindeki üyelerin yüzde 70’inin oyunu almaları gerekiyor.Adaylar kendi bölgelerinde seçildikten sonra ülke geneli için müracaatlarının kabul süreci başlayacak. Burada önemli bir şart bulunuyor: Adayların üç bölgeden en az 17 üyenin onayını da almaları gerekiyor. Batı’dan sekiz, Doğu’dan altı Güney’den ise en az üç üyenin onayını alamayan kişi Libya’nın yönetimine talip olamayacak.Yetmiş beş üyenin oy kullanacağı genel kuruldaki oylamada, oyların yüzde 60’ını alan adaylar seçimi kazanacak. İlk turda kazanan olmaması durumunda en fazla oyu alan iki aday ikinci turda yarışacak. İkinci turda yüzde 50+1 yeterli olacak.Başkanlık Konseyi Başkanlığını kazanan adayın iki yardımcısının diğer bölgelerden olması gerekiyor. Söz konusu dört kişi ve kuracakları geçici hükümet ülkeyi 24 Aralık 2021 tarihinde yapılacak olan seçimlere götürecek.-Muhtemel adaylar ve kazanma şanslarıMüracaat süresinin 28 Ocak Perşembe günü sona ermesinin ardından, 30 Ocak Cumartesi günü Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu (UNSMIL), aday olan isimlerin listesini açıkladı.Geçiş döneminde cumhurbaşkanlığı seviyesindeki Başkanlık Konseyi başkanının yanı sıra başbakanın da bulunacağı yeni bir sistem oluşturuluyor. UNSMIL Başkanlık Konseyi Başkanlığı için 24, Başbakanlık için ise 21 adayın müracaat ettiğini duyurdu.Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac’ın yerine ülkenin doğusundan birinin geçme ihtimali yüksek. Libya’nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter yanlısı Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’in en güçlü aday olduğu konuşuluyor.Eski Milletvekili Eş-Şerif el-Vafi doğudan aday olan diğer siyasetçi. Son birkaç aydan beri adı geçen emekli Büyükelçi Muhammed el-Bergasi de aday listesinde yer aldı.Salih’in kazanması durumunda iki yardımcısından birinin ülkenin güneyini temsilen halen Serrac’ın dördüncü yardımcısı görevini yürüten Abdulmecid Seyf en-Nasır, batı bölümünü temsilen ise Libya Ordusu Batı Harekât Dairesi Komutanı Usame Cuveyli’nin olması kuvvetle muhtemel.Serrac’ın yerine ülkenin batısından birinin geçmesi de söz konusu. Savunma Bakanı Selahaddin en-Nemruş, Serrac’ın yerine geçebilecek güçlü bir aday olarak değerlendiriliyor.Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri’nin aday olması ise sürpriz bir gelişme olarak yorumlandı. Mişri’nin simgesel bir aday olduğu da konuşuluyor.Başbakanlık makamı için Türk asıllı Libyalıların yoğun olarak yaşadığı Misrata kentinden iki güçlü aday yarışacağa benziyor. Libya hükümetinin İçişleri Bakanı Fethi Başağa en güçlü aday olarak görülüyor. Başağa’nın adı bu makam için uzun süreden beri geçiyor. Başağa’nın Mısır ve Fransa ziyaretleri de bu paralelde hazırlık adımları olarak yorumlanmıştı.Misratalı diğer aday ise halen Serrac’ın birinci yardımcılığı görevini yürüten Ahmed Muaytik. İş adamı kökenli bir siyasetçi olan Muaytik, 4 Mayıs 2014 tarihinde Libya Parlamentosu tarafından başbakan olarak seçilmiş, ancak ülkenin içinde bulunduğu şartlar nedeniyle 9 Haziran’da istifa etmişti.Libyalılar bu fırsatı iyi değerlendirmeliAA muhabirine konuşan Libyalı siyaset bilimci Sunusi İsmail ülkeyi seçime götürecek olan yürütme temsilcilerini seçme mekanizmasının adil olduğunu ve Libyalıların yeni siyasi figürlerin ortaya çıkacağı ve rollerin yeniden dağıtılacağı bu fırsatı iyi değerlendirmeleri ve zaman kaybetmeden sonuca gitmeleri gerektiğini ifade etti.Ateşkesin anlaşma maddelerinden biri olan Rus paralı askerlerinin ülkeden çekilme şartını Moskova’nın hayata geçireceği konusunda bir belirsizlik olduğunun altını çizen İsmail, “Önümüzdeki seçimler her şeyin belirleneceği, yürütme ve yasama organlarının aynı anda ortaya çıkacağı bir seçim olabilir” dedi.İsmail, ülke seçime giderken anayasa değişikliğinin de yapılmış ve halk oyuna sunulmuş olması gerektiğini; aksi takdirde anayasası olmayan bir yürütmenin işbaşına geleceğini öngörüyor.Ülkenin beş yıl daha kaybetmesi endişesiLibya Vatan Partisi Siyasi Büro Şefi Cibril ez-Zavi ise AA muhabirine, başlangıçta “Libya Siyasi Diyalog Forumu” üyelerinin seçilmesi konusuna itiraz ettiklerini çünkü üyeler arasında ülkenin içinde bulunduğu siyasi durumu tam olarak anlamayan isimlerin bulunduğunu kaydetti.Libya’da seçim yoluyla işbaşına gelmiş milletvekillerinden oluşan parlamentonun mahkeme kararıyla kapatılması gibi birçok konunun dış müdahaleler nedeniyle içinden çıkılamaz bir hal aldığına vurgu yapan Zavi, yeni oluşturulacak geçici yürütme temsilcilerinin ülkeyi bir beş yıl daha oyalamasından endişe ettiklerini ifade etti.Yetmiş beş üyenin üç ayrı bölge ayrışması teorisi üzerinden seçilmiş olmasının, ülkedeki bölünmeyi daha da derinleştirebileceğini ve hatta aynı bölge içinde bile parçalanmalara neden olabileceğinde dikkati çeken Zavi, şu ifadeleri kullandı:“Yürütme temsilcilerini seçme mekanizması iyi hazırlanmış. Herkesin aday olabiliyor olması son derece iyi. Fakat söz konusu makamlara aday olanların devleti yönetme konusunda zayıf kalacak isimler olduğunu düşünüyorum. Bence hükümeti kuracak olan adaylar Başkanlık Konseyi adaylarından daha güçlü. Umarım ki hükümeti oluşturacak bakanlar bu işe daha ehil kişilerden seçilir.Seçimler için ilan edilen 24 Aralık 2021 tarihinin söz konusu 75 kişi tarafından belirlendiğini, ancak bu konuda yapılmış bir anlaşma ve uluslararası fikir birliği de bulunmadığına işaret eden Zavi, 'Başkanlık Konseyi başkanı bir yıl için seçilmişti ancak beş yıldır işbaşında. Bu defa seçilecek olanın da uzun süre aynı görevde kalması ve ülkeye zaman kaybettirmesinden endişe ediyorum” diye konuştu.Gelinen aşamada Libya’da yeni bir döneme girilmek üzere olunduğu, kartların yeniden karılmaya başlandığı ve siyasi rollerin tekrar değişeceği değerlendiriliyor.
Meslek Lisesi Öğrencileri İçin Eğitim Seti Üretiyorlar
TEKİRDAĞ (AA) - MESUT KARADUMAN - Tekirdağ'da Ahi Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri ile öğretmenleri, eğitim seti üreterek meslek liselerinin ihtiyaçlarını karşılıyor.Çorlu ilçesinde bulunan Ahi Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) arasında imzalanan iş birliği protokolü çerçevesinde proje okulu olarak çalışmalarını sürdürüyor.Öğrenciler, öğretmeleriyle birlikte döner sermaye işletmesi bünyesinde meslek liselerinin endüstriyel otomasyon ve makine teknolojileri alanlarının ihtiyaç duyduğu eğitim setlerini üretiyor.Yapılan çalışmalar kapsamında bugüne kadar öğrenciler ve öğretmenler tarafından 2 kumanda ve otomasyon deney seti, 2 PLC pnömatik, elektropnömatik deney seti, mekatronik konveyör bantlı PLC ve panel eğitim seti, 2 pano monitörlüğü eğitim seti olmak üzere toplam 7 eğitim seti yapıldı.Ahi Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Ümit Bilir, AA muhabirine, eğitim seti üretimi çalışmasında 14 öğrenci ve 10 öğretmenin yer aldığını söyledi.Yapılan eğitim setlerinin Ergene ilçesinde bir okula teslim edileceğini anlatan Bilir, öğrencilerin kendi bölümlerinde bu setleri kullanacağını vurguladı.Okullarında her türlü imkanlarının mevcut olduğunu, öğretmen ve öğrencilerin çok gayret gösterdiklerini kaydeden Bilir, 'Okulumuz bilgi ve donanım açısından da çok güçlü. Bize başka talep gelmesi halinde hem diğer okullara hem de piyasaya her türlü otomasyon deney seti imalatı yapabiliriz.' diye konuştu.'Öğrenciler birçok dersi bu setlerle halledebilecek'Öğretmen Halil Kesim de yaptıkları çalışmalarla öğrencelerin derslerini daha kolay hale getireceklerini belirtti.Öğrencileriyle eğitim seti üretimine devam edeceklerini ifade eden Bilir, konuşmasına şöyle devam etti:'Tasarımımızın asıl amacı otomasyonla ilgili derslerde hazırlık süreçleri çok zaman alıyor, enerji ve malzeme kayıpları oluyordu. Biz de bunları gidermek için her şeyin bir arada bulunabildiği bir set tasarladık. Bu setin bütün aşamalarını kendimiz yaptık. Bütün otomasyon bölümleri için bu set biçilmiş kaftan. Öğrenciler birçok dersi bu setlerle halledebilecek. Liselerde birçok uygulama bu set üzerinde yapılabiliyor. Biz bütün uygulamaları tek sette topladık. Tasarladığımız setleri diğer lisedeki öğrencilerimizin kullanmasına da olanak sağladık.' Endüstriyel Otomasyon Teknolojileri alan şefi Serkan Urbay ise geliştirdikleri eğitim ve deney setlerinde öğrencilerin birçok sistemin çalışmasını görme imkanı bulduğunu belirtti.Öğrencilerden Emrullah Ataş da öğretmenleriyle diğer liselerdeki öğrenciler için eğitim seti üretmekten dolayı mutlu olduklarını dile getirdi.
İşinden 50 Kuruşluk Kraker İçin Atılan İşçi 35 Bin Lira Tazminat Kazandı
DİYARBAKIR (AA) - AZİZ ASLAN - Diyarbakır'da çalıştığı markette fiyatı 50 kuruş olan çubuk krakeri kasadan geçirmediği ve fişini kesmediği gerekçe gösterilerek işten çıkarılan Yücel Korkutan, açtığı davada 35 bin 888 lira 490 kuruş tazminat almaya hak kazandı.Merkez Kayapınar ilçesinde 6 yıl önce bir markette 716 gün çalışan Korkutan, krakeri kasadan geçirmediği gerekçe gösterilerek işinden olduğu iddiasıyla hukuk mücadelesi başlattı.Korkutan, avukatı Gülben Elhakan aracılığıyla Diyarbakır 3. İş Mahkemesine haklarına ilişkin dava açtı.Avukat Elhakan tarafından hazırlanan dilekçede, müvekkilinin 2013-2015 yıllarında en son mağaza sorumlusu olarak davalı nezdinde çalıştığı, iş akdinin 50 kuruş tutarındaki krakerin kasada fişinin kesilip paranın ödenmemesi gerekçe gösterilerek feshedildiği belirtildi.Çalışana, diğer mağaza sorumlularından da az ücret ödenerek eşit işe eşit ücret kuralının ihlal edildiği kaydedilen dilekçede, normali aşan çalışmaları olmasına rağmen ücretleri ödenmediği için kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazladan çalışma, haftalık tatil, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsili talep edildi.Davalı tarafın verdiği dilekçede de 4857 sayılı yasa uyarınca iş akdinin haklı nedenle sona erdirildiği, davacının 50 kuruş tutarındaki ürünün fiyatını kasadan ödemeden geçirdiği, bununla ilgili savunmasının istendiği ancak davacının savunma vermekten kaçındığı aktarıldı.Dilekçede, 'Davacı vardiya usulü çalıştığı için, fazla mesai yapılması durumunda ertesi hafta denkleştirme usulüne göre daha az çalıştırılmıştır. Ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ödenmiştir. Hafta tatillerinin kullandırıldığı, davacının mağaza personeli olduğundan ücret farkı alacağının bulunmadığından davanın reddine karar verilmelidir.' ifadelerine yer verildi.Diyarbakır 3. İş Mahkemesi, Korkutan'ın açtığı davada, işvereni 35 bin 888 lira 490 kuruş tazminata mahkum etti. Gerekçeli kararda şunlar yer aldı:'Davacının, davalı taraf yanında belirtilen tarihlerde çalıştığı, davalının iş akdini haklı nedenle feshettiğini ispatlayamadığından, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı anlaşılmıştır. Davalı, davacının yıllık izinlerini kullandığını, izin defteri, eş değer bir belge ile bedelinin davacıya ödendiği yazıldığını ispat etmesi gerekirken etmediği için davacının yıllık izin ücretine hak kazandığı ve davalının bilirkişinin belirlediği yıllık izin ücretinden sorumlu tutulmuştur. Davacının haftalık 45 saatten fazla çalışma yaptığı anlaşıldığından, davalı fazla çalışma ücretini ödendiğini ispatlayamamıştır. İşçinin yasa gereği yedi günlük zaman diliminde 24 saat dinlenme hakkı olduğundan davacının hafta tatili alacağına hak kazanmıştır.'Davacının bir dönem mağaza sorumlusu olarak çalıştığı ancak kendisine eksik ücret ödemesi yapıldığından, eksik ücret almaya hak kazandığı bildirilen kararda, kıdem için 4 bin 967 lira 14 kuruş, ihbar olarak 2 bin 969 lira 43 kuruş, yıllık izin için 478 lira 18 kuruş, fazla çalışma için 8 bin 335 lira 63 kuruş, hafta tatili için 3 bin 62 lira 58 kuruş, ücret farkı alacağı olarak 16 bin 75 lira 53 kuruş olmak üzere toplam 35 bin 888 lira 490 kuruşun yasal faiziyle davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine hükmetti.Öte yandan, mahkeme davacının, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının reddini kararlaştırdı.'Basit bir yolla çözülebilecek bir uyuşmazlık'Karara ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulunan avukat Elhakan, işverenin müvekkilinin iş akdini sonlandırmadan eyleme orantılı şekilde yaptırım uygulamasının mümkün olabileceğini, bu ilkeye uygun davranmadan doğrudan iş akdini sonlandırdığı için yasal süreç başlattıklarını belirtti.Müvekkilinin mağduriyetine ilişkin fazla mesaileri, yıllık izin, ulusal ve dini bayramlardaki çalışmaları, eşit işe eşit ücret ödemesi gibi birtakım alacak taleplerinde bulunduklarını ifade eden Elhakan, şunları kaydetti:'Basit bir yolla çözülebilecek bir uyuşmazlık işverene çok daha pahalıya patladı. Mahkeme bu noktada müvekkilimi haklı gördü. 35 bin 888 liranın mevduata uygulanan en yüksek faiziyle işverenden alınmasına karar verdi. Müvekkilimin iş akdi sonlandırıldığı dönemde maddi ve manevi olarak büyük sıkıntı içerisine düşmüştü. Adalete uygun verilen bu kararla hukuk mücadelesini kazanan müvekkilimle beraber sürecin bu şekilde sonlanmış olmasından memnuniyet duyuyoruz.'
Girişimci Kadın, Evinde Kurduğu "Mini Atölye" İle Ailesinin Geçimini Sağlıyor
SİVAS (AA) - KEMAL ERDOĞMUŞ - Sivas'ın Şarkışla ilçesinde ailesinin geçimini sağlamak için evinin bir odasını atölyeye çeviren girişimci kadının yaptığı süs eşyaları, ilçe dışından da rağbet görüyor. Eşinden boşandıktan sonra 10 yaşındaki oğlu ile 70 yaşındaki annesine bakabilmek için harekete geçen 30 yaşındaki ev hanımı Seda Özertürk, 3 ay önce Kilis'te ahşap öğreticisi bir yakınından öğrendiği süsleme sanatını sosyal medyadan izlediği videolarla geliştirdi.Özertürk, daha sonra Şarkışla'ya yerleşerek, bu işini daha da geliştirmek için Esentepe Mahallesi'ndeki evinin bir odasını mini atölyeye dönüştürdü.Fotoğraf çerçevelerinden kokulu taş ve tespihe kadar birçok alanda hayal gücünü sanatına aktaran Özertürk'ün el emeği göz nuru ürünleri, kısa zamanda sosyal paylaşım sitelerinde büyük ilgi gördü.Telefondan da siparişler almaya başlayan Özertürk'ün ürettiği süs eşyaları, ilçe dışından da rağbet görüyor.Özertürk, AA muhabirine, eşinden boşandıktan sonra ailesinin geçimini sağlamak amacıyla bu işe başladığını söyledi.Ailesine destek olduğu için çok mutlu olduğunu belirten Özertürk, 'Yaptığım işleri daha çok sosyal medya ve internette video izleyerek öğrendim ve kendimi geliştirdim. İşimi severek yapıyorum.' dedi.Özertürk, siparişini aldığı resimleri, hazırladığı ahşap kalıplara yerleştirerek özel boyalarla ölümsüzleştirdiğini vurguladı. Saç telinden tespih de yapıyorYaptığı ürünlerin ilçe dışından da rağbet gördüğüne dikkati çeken Özertürk, şunları kaydetti:'Bu işe başlayalı 3 ay oldu, 60 tablo bitirdim. 25 tanesi şehir dışına, geri kalanı da ilçemizde satıldı. Kokulu taşlar, kahve yanı lokumluklar, sunumlar, çeşitli kedi bibloları ve çerçeveler ile epoksi tespihler de üretiyorum. Bu tespih, müşteriden alınan saç telinden yapılan bir üründür ve ömürlük bir hediyedir.'Bir resmi tablo haline getirebilmek için 3 gün uğraştığını anlatan Özertürk, 'Resmi, özel bir dekupaj tutkalıyla yapıştırıyorum, rölyef pasta ile kabartmalarını veriyorum. Kabartmanın ardından da resimle bütünleşerek renk katıyorum.' diye konuştu.Özertürk, gücünün yettiği kadar ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak için bu işi yapmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
Reklam