Hrant Dink Cinayetine İlişkin 76 Sanığın Yargılanmasına Devam Edildi
İSTANBUL (AA) - Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin 76 sanığın yargılandığı davada savunma yapan tutuklu sanık eski İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, 'Cinayet tarihine kadar cinayetle ilgili bilgileri paylaşmama, paylaşılmasına da engel olma, sahte rapor tanzim ettirip personeli yalan söylemeye zorlama, baskı yapma ve gelen bilgiye İstihbarat Daire Başkanı olarak duyarsız kalma durumları söz konusu olmadığı gibi tam aksine bir durum vardır.' dedi. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile savunması sorulan tutuklu sanık eski İstihbarat Daire Başkanı Akyürek, Dink'in öldürüleceği bilgisi yer alan F4 resmi yazısıyla ilgili dönemin İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç'in, 'Dink'in öldürülmesi' sözü yerine 'eylem' sözü kullanmasından kendisinin bilgisi olmadığını belirterek, 'Engin Dinç istihbari bilgiyi operasyona dönüştürmek üzere İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü (TEM) ile paylaşmadığı gibi il emniyet koruma komisyonunda görüşülmek üzere de TEM ile paylaşmamıştır. Yasin Hayal'le ilgili bilgi akışı sürerken bir istihbarat müdürünün bu yaklaşımı istihbarat teamüllerine uygun olmadığı için benim herhangi bir müdahalem söz konusu olmamıştır.' dedi. Engin Dinç'in süreci dikkatli olarak takip ettiğini ve bizzat kendisinin yürüttüğünü ifade ettiğini hatırlatan Akyürek, 'İstihbarat uygulamaları doğrultusunda, yazıyı paylaşma adına ben görevimi yaptım. Tüm istihbari yazı ve raporları aynı gün imzaladım ve tamamı resmi yazı olarak gönderildi. Ben Trabzon'da emniyet müdürü olarak görevliyken oerasyon yapılmasını istemem istihbarat mevzuatına aykırı olurdu. Trabzon'dan bilginin gönderilmesiyle cinayet tarih arasında 11 ay var. Son 2.5 ayda istihbari bilginin yardımcı eleman (Erhan Tuncel) kaynaklı olması nedeniyle titiz çalışmalar yapılmış İstanbul'a resmi yazıyla gönderilmiştir.' ifadelerini kullandı. Trabzon Emniyet Müdürlüğünden İstihbarat Daire Başkanlığına atandığı son 8 aylık dönemde Dink'e yönelik eylem konusunun hiç gündeme gelmediğini, makam veya şahıslardan kendisine herhangi bir bilginin intikal etmediğini öne süren Akyürek, şöyle devam etti:'Cinayet tarihine kadar cinayetle ilgili bilgileri paylaşmama, paylaşılmasına da engel olma, sahte rapor tanzim ettirip personeli yalan söylemeye zorlama, baskı yapma ve gelen bilgiye İstihbarat Daire Başkanı olarak duyarsız kalma durumları söz konusu olmadığı gibi tam aksine bir durum vardır. Bana değil o dönemde yazının geldiği İDB başkanı Sabri Uzun'a sorulması gerekir. Ben yazının geldiği o tarihte Trabzon'daydım. Yani yazıyı alan değil gönderen yöneticiyim ben. İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun'du, İstanbul Emniyet Müdürü de Celalettin Cerrah'tı. Yani ben değildim. 8 aylık süreçte de Reşat Altay Trabzon emniyet müdürüydü. Hrant Dink ile ilgili eylem bilgisi başkanlığa gönderildikten 3 ay sonra İstihbarat Daire Başkanı oldum. Konuyla ilgili bana gelen herhangi yazılı veya sözlü bilgi olmamıştır. Daire başkanı olarak görev yaptığım dönemde 'operasyon yaptırmadı' gibi suçlamalar yersiz ve dayanıksızdır. Bu sorumluluk öncelikle bana değil Trabzon emniyet müdürü olduğum dönemde, 17 Şubat 2006'da yazının İstanbul'a gönderildiği İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun'a yazılmalıdır. Zira ben 3 ay sonra görev aldım.''İstanbul Emniyetinin Koruma Komisyonunu harekete geçirmesi gereken bir ortam bulunuyordu'Mevzuata göre koruma kararlarının korunması gereken kişinin yaşadığı il koruma komisyon kurulu kararıyla alınması gerektiğini ve bu işlemin nasıl yapılacağının tamimde anlatıldığını aktaran Akyürek, 'Dink'in korunması için İstanbul İl Koruma Komisyonu tarafından karar alınması gerekirdi. 17 Şubat 2006 tarihli F4 yazısının gereği olarak İstanbul istihbarat şube müdürlüğünün, Dink'in İstanbul'da yaşadığı diğer tehditlerle birlikte bilgiyi koruma kuruluna intikal ettirilmesi gerekirdi. Dink'in İstanbul'da ötekileştirilmesi sürecinde yaşananlardan, İstanbul valisi, emniyet müdürü, müdürler, MİT bölge başkanı ve diğer yöneticilerin haberi vardı. 2006 yılında İstanbul emniyetinin koruma komisyonunu harekete geçirmesi gereken bir ortam bulunuyordu.' diye konuştu.Dink'in tehdit edilmesi ve yargılanması süreçlerini anlatan Ramazan Akyürek, 'Hrant Dink katledilinceye kadar yaşanan bu olaylar, uyarı yazısı gönderildiği halde onu korumak zorunda olan ancak koruma tahsis etmeyen sorumlu görevli ben değilim, İstanbul'daki görevlilerdir.' ifadesini kullandı.Kendisine iftira atıldığını da söyleyen Akyürek, beraatini talep etti. 'Savunma hakkımız yerle bir edilmiştir'Mütalaaya karşı savunma yapan dönemin İstanbul Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Tim Komutanı ve eski Yarbay Muharrem Demirkale, mevzuat gereği kanunların kendilerine yüklediği bir görev olduğunu ve o görevi yerine getirdiklerini belirterek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının emniyet terör şubeye gönderdiği yazıların haberleştirildiğini ve bu haberlerde haklarında alçakça ithamlar yapıldığını savundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca kendileri hakkında gazetede çıkan haberlerin dönemin İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Başkanı Engin Dinç'e sorulduğunu ve Dinç'in bu davanın sanığı olduğunu hatırlatan Demirkale, 'Gerek Engin Dinç, gerek başka görevliler suçu başkalarına atarak kamuoyunun rahatlatıyor. Biz jandarma olarak bu işlere nasıl girdik anlamıyorum. Daha iddianame yokken ortada hakkımızda haberler yaptırılıyor ve kimlik bilgilerimiz paylaşılıyor.' dedi. Dink cinayetinden önce olay yerinde keşif yaptığı söylenen personelin kendi personeli olmadığını, personelinin hiçbir şekilde olay yerinde bulunmadığını ve HTS kayıtlarıyla bunun kanıtlandığını öne süren Demirkale, cinayet günü kendisinin de olay yerinde bulunmadığını, tespitlerin açıkça yalan olduğunu ve savcılığın iddialarının hiçbirinin ispat edilemediğini kaydetti. Sanıkların savunma yapmaları için hangi eylemden suçlandıklarını bilmeleri gerektiğini ve kendisinin bunu bilmediğini de anlatan Demirkale, şöyle devam etti:'Savcının iddiaları için delillerini net şekilde ortaya koyması gerekiyor. Benim o dönem Ali Fuat Yılmazer, diğer müdürler, alt veya üst personelle görüşmem niye suç olsun? Savunma hakkımız yerle bir edilmiştir en başından beri. Tarafsızlık yok çünkü. Mütalaada hakkımızdaki isnatların hiçbiri suç teşkil etmemektedir. Fiil ve fail üzerinde anlaşılır kılınmayan bir iddianame ve mütalaa olmaz. Bugüne kadar gözleri kapalı, nereye götürüldüğünü bilmeyen kurbanlıklar gibi yargılandık. Suçu bize yüklemeye çalıştılar. Olduğu kadar yaklaşımıyla tamamlanan iddianame, eksiklik ve usulsüzlükleriyle mahkemeye gönderilmiştir. Taleplerimizin karşılanmadığı yargılamanın sonuna geldik. Benim jandarma personelimin hiçbirinin ByLock kaydı yoktur. Bank Asya'da hesapları yoktur. Beraatimi istiyorum.' Mahkeme heyeti duruşmayı, tutuklu sanıklardan eski emniyet müdürü Ali Fuat Yılmazer'in mütalaaya karşı savunmasının alınması için 3 Şubat'a erteledi.
Güncelleme 3 - Manisa'da 3'Ü Başlarından Vurularak Öldürülmüş 4 Gencin Cesetlerinin Bulunduğu Alanda Yeni İnceleme Yapıldı
MANİSA (AA) - Manisa İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, 4 gencin ölü bulunduğu Ahmetli ilçesi Kestelli Mahallesi'nde yeni deliller aradı. Jandarma Olay Yeri İnceleme ekipleri, sabah erken saatlerde, 4 gencin cesedinin bulunduğu Kestelli Mahallesi Akçeşme mevkisinde çalışma yaptı. Yeni deliler arayan, olay yerini drone ile havadan görüntüleyen uzman ekipler, dedektör köpek 'Volta' ve iz takip köpeği 'Arya' ile de hayatını kaybeden gençlere ait yeni izlere ulaşmaya çalıştı. Jandarma ekiplerinin olayla ilgili 25 kişinin tanık olarak ifadesine başvurduğu öğrenildi. Cenazeler ailelere teslim edildiAkçeşme mevkisinde bir aracın yanında bulunan Serkan ve Ümit Zangal ile Muharrem Zengin ve Neşet Dalgın'ın cenazelerinin İzmir Adli Tıp Kurumundaki otopsi işlemleri tamamlandı. Cenazeler, işlemlerinin ardından yakınlarına teslim edildi. Gençlerin yakınları gözyaşı döktü.Serkan ve Ümit Zangal ile Neşet Dalgın'ın cenazelerinin Alaşehir ilçesinde toprağa verileceği öğrenildi. Serkan Zangal'ın yakını Samet Keskin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ölen 4 genci de yakından tanıdığını söyledi.Gençlerle en son yaklaşık iki hafta önce görüştüğünü ifade eden Keskin, 4 gencin çok iyi arkadaş olduklarını ve buluştuklarında çok iyi zaman geçirdiklerini anlattı.Keskin, genç arkadaşların Ahmetli'ye gidip geldiklerini kaydederek, 'Çocukların hepsini tanıyorum. Hepsi çok efendi çocuklar. Haber alınca olay yerine gittiğimizde kötü manzara ile karşılaştık. Muharrem ile Serkan üniversiteden ev arkadaşı. Ümit zaten Serkan'ın amcasının oğlu, Neşet de en yakın arkadaşları.' ifadelerini kullandı. Olaya bir anlam veremediğini vurgulayan Keskin, şöyle devam etti:'20 yaşındaki bir çocuğun nasıl bir düşmanı olabilir ki? Nasıl bir kötü işe karışabilir ki? Ümit sınavlara hazırlanıyordu. Teğmen olmak istediğini annesinden duydum. Muharrem de askere gidecekti. Neşet ise şeker fabrikasında çalışıyordu. Kendi aralarında bir sorun olamaz. Bu çocuklar kendi aralarında böyle bir cinayete kalkışamaz. Olay yerinde tek bir kırma tüfek var, boşaltıp boşaltıp atamazsın. Böyle bir şeyi kendi aralarında yapmış olamazlar. Sadece eğlenmeye, asker uğurlamaya gittiler diye biliyoruz, sonuç bu.' Muharrem Zengin'in cenazesi defnedildiÖlü bulunan 4 gençten 22 yaşındaki Muharrem Zengin'in cenazesi, ailesi tarafından İzmir Adli Tıp Kurumundan alınarak, Kestelli Mahallesi'ne getirildi. Zengin'in cenazesi burada evinin önünde helallik alınmasından sonra mahalle camisine götürüldü. Cenaze namazını kıldıran imam Şükrü Karakuş 'Muharrem'i çocukluğundan beri tanırım, başarılı, terbiyeli ve ahlaklı bir çocuktu. Böyle olduğuna şahitlik ederiz. Rabb'im taksiratını affetsin' ifadelerini kullandı.Zengin'in cenazesi, kılınan namazının ardından mahalle kabristanında toprağa verildi. Anne Birgül Zengin ile baba Suat Zengin, cenazede gözyaşlarına hakim olamadı. Eşine yaslanarak ayakta durabilen anne Birgül Zengin, oğlunun asker olmayı hayal ettiğini belirterek, 'Kuzumu al bayraklarla askere yollayacaktım ben. Tabutunun üstüne bayrak sarın, ben oğlumu bayrakla görmek istiyorum. Hiç üzmezdi o beni, beni bırakmaz o. Bir tanem, o benim canım. Oğlum gelir, annesini yalnız bırakmaz. Ben özledim diye gelir o, annesine kıyamaz. Doyamadım annem ben sana, buz gibi olmuş annesinin kuzusu. Anne ellerimi tut der gibi, ellerini açmış. Ellerini tuttum, buz gibi olmuş, öptüm ellerini.' diye konuştu. Baba Suat Zengin'de eşini teselli etmeye çalıştı. Çiftçilikle uğraşan Suat Zengin'in Ahmetli ilçe merkezinde oturduğu, oğlu Muharrem'in de babasına işlerinde yardım ettiği, herhangi biriyle husumetinin olmadığı belirtildi. Hayatını kaybeden Muharrem Zengin'in olaydan bir gün önce babasını arayarak, 'Alaşehir'den liseden arkadaşlarım geldi. Cumartesi akşam bir arkadaşımızı askere uğurladık. Alaşehir'den gelen misafirlerle köydeki evde kalacağız.' dediği öğrenildi. Neşet Dalgın doğum gününde toprağa verildi Yakınları tarafından İzmir Adli Tıp Kurumundan alınan Serkan ve Ümit Zangal ile Neşet Dalgın'ın cenazeleri Alaşehir ilçesi Kavala Camisi'ne getirildi.Üç arkadaşın cenazesi ikindi vakti kılınan cenaze namazının ardından Alaşehir Yeni Mezarlığı'nda toprağa verildi. Cenazeye gençlerin yakınlarının yanı sıra Neşet Dalgın'ın Suriye'de görev yapan kardeşi Jandarma Uzman Çavuş Mert Dalgın ile Alaşehir Kaymakamı Abdullah Uçgun, Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu ve çok sayıda vatandaş katıldı. Cenazede ayakta durmakta güçlük çeken 3 gencin yakınları gözyaşı döktü.Üniversite sınavlarına hazırlandığı öğrenilen Ümit Zangal'ın annesi Naciye Zangal, cenaze namazına kadar oğlunun naaşının başından ayrılmadı. Oğlunun tabutunu öpüp gözyaşı döken Zangal, 'Anneciğim lütfen kalk. Benim çocuğum karıncayı incitmez. Çok erken yavrum, ne olur kalk.' dedi. Bir fabrikada çalışan Neşet Dalgın'ın babası Kamil Dalgın'ı ise Suriye'de görev yapan ve izinli olarak cenaze için gelen küçük oğlu Jandarma Uzman Çavuş Mert Dalgın teselli etti. Kaymakam Uçgun ayakta durmakta güçlük çeken baba Kamil Dalgın için tabure getirilmesini istedi.Öte yandan Neşet Dalgın'ın bugün doğum günü olduğu, 25 yaşına gireceği öğrenildi. Serkan Zangal'ın ise Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi'nde öğrenci olduğu belirtildi. OlayAhmetli ilçesi Kestelli Mahallesi'nde tarlasından dönen bir çiftçi, dün akşam saatlerinde yol kenarında bir aracın yanında 4 ceset görünce durumu jandarmaya bildirmişti. Olay yerinde yapılan incelemede Serkan (23) ve Ümit Zangal (20) ile Muharrem Zengin (22) ve Neşet Dalgın'ın (24) hayatını kaybettiği belirlenmiş, bu kişilerden 3'ünün av tüfeğiyle başlarından vurulduğu, birinde ise ateşli silah ya da kesici, delici alet yarası olmadığı tespit edilmişti. Olay yerindeki tüfeğin ise Muharrem Zengin'in babasına ait olduğu belirlenmişti.
Antalya'da Çeşitli Suçlardan Aranan 81 Kişi Yakalandı
ANTALYA (AA) - Antalya'da çeşitli suçlardan aranan 81 kişi gözaltına alındı. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri, hakkında yakalama kararı bulunan kişilere yönelik çalışma başlattı.Belirlenen adreslere 215 personelin katılımıyla eş zamanlı düzenlenen operasyonda, çeşitli suçlardan aranan 81 kişi yakalandı.Yakalananlar, emniyete götürüldü.
Rusya'nın "Sputnik V" Aşısının İlk Dozları Bosna Hersek'e Ulaştı
SARAYBOSNA (AA) - Rusya'nın yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı geliştirdiği 'Sputnik V' aşısının ilk dozları, Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'ya ulaştı.Ülkedeki iki entiteden biri olan Sırp Cumhuriyeti'nin (RS) sipariş ettiği aşıların 2 bin dozluk ilk partisinin Uluslararası Saraybosna Havalimanı'na geldiği bildirilirken, yakın zamanda daha fazla dozun da ülkeye geleceği kaydedildi. RS Sağlık Bakanı Alen Seranic, düzenlediği basın toplantısında, 1000 kişinin aşılanmasını sağlayacak 2 bin dozluk ilk partinin güvenli şekilde ulaştığını aktararak, aşıların Bosna Hersek İlaç Ajansından onay almasının ardından vurulmaya başlanacağını söyledi.Seranic, ilk olarak RS'deki sağlık çalışanlarının aşılanacağını belirterek, toplamda 400 bin doz sipariş ettikleri 'Sputnik V' aşılarının kalan kısmının da en geç mart ayına kadar ulaşacağını aktardı.Bosna Hersek hükümeti, Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) ile yaptığı anlaşma kapsamında da 1,2 milyon doz aşı sipariş etmişti. COVAX aracılığıyla alınacak aşıların da şubat ayı ortasında ülkeye gelmesi bekleniyor.Salgının başından bu yana Bosna Hersek'te tespit edilen Kovid-19 vakalarının sayısı 121 bin 497'ye yükselirken, 4 bin 679 kişi de virüs nedeniyle yaşamını yitirdi.
Başkentte Arkadaşını Tabancayla Vurarak Öldüren Zanlı Tutuklandı
ANKARA (AA) - Ankara'da arkadaşını silahla vurarak öldürdüğü suçlamasıyla gözaltına alınan şüpheli Berk Bilge A, tutuklandı. Ankara Emniyet Müdürlüğündeki işlemleri tamamlanan Berk Bilge A, sağlık kontrolünün ardından adliyeye getirildi.Burada soruşturmayı yürüten savcıya ifade veren şüpheli, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.Sulh Ceza Hakimliğince sorgusu yapılan şüpheli Berk Bilge A, 'kasten adam öldürme' suçundan tutuklandı.Çankaya ilçesi Ece Caddesi'nde oturan Berkay Kesen ile şüpheli Berk Bilge A. arasında tartışma çıkmış, uyuşturucu bağımlısı olduğu iddia edilen Berk Bilge A, arkadaşını tabancayla vurarak öldürmüştü. Gözaltına alınan şüpheli emniyetteki ifadesinde, arkadaşını 'şeytana benzettiği için' vurduğunu söylemişti.
Camide Namaz Kılıyormuş Gibi Davranıp Cemaatten Birinin Cep Telefonunu Çalan Hırsız Tutuklandı
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep'te, girdiği camide namaz kılıyormuş gibi davranıp cemaatten birinin cep telefonunu çaldığı belirlenen hırsız tutuklandı.Emniyet Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, polis ekipleri, İncilipınar Mahallesi'ndeki camide namaz kılan cemaatten birinin cep telefonunun çalınmasıyla ilgili soruşturma kapsamında güvenlik kamerası görüntülerini incelerken hırsızlık anını tespit etti.Polis, olayı 17'si camiden hırsızlık olmak üzere 35 suç kaydı bulunan İ.K'nin gerçekleştirdiğini de belirledi.Barak Mahallesi'nde düzenlenen operasyonda kaçarken yakalanan İ.K, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.Güvenlik kamerası görüntülerinde, şüphelinin namaz kılıyor gibi yaparak, cemaate sokulduğu ve bir vatandaşın cep telefonunu alıp hızlıca camiden çıktığı görülüyor.
Reklam
Muğla'da Fidan Üretim Tesisinde Çıkan Yangın Söndürüldü
MUĞLA (AA) - Muğla'nın Seydikemer ilçesindeki fidan üretim tesisinde çıkan yangın söndürüldü.Çobanlar Mahallesi Çobanlar Sokak'taki tesiste, tadilat sırasında yangın çıktı.İhbar üzerine bölgeye Muğla Büyükşehir Belediyesi Seydikemer İtfaiye Grup Amirliği ekipleri sevk edildi.Yangın, yaklaşık 2 saat süren çalışmayla söndürülebildi.
Selahattin Demirtaş'ın Tahliye Edilmesini Söyleyen Cemil Çiçek: 'Sözlerim Başka Tarafa Çekildi'
Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Cemil Çiçek, AİHM'in Selahattin Demirtaş ve Enis Berberoğlu için verdiği “Derhal tahliye edilmeli” kararı hakkında söylediği “AİHM ve AYM kararlarına uyulmalı” sözlerinin ‘başka taraflara’ çekildiğini iddia ederek, “Polemik konusu yapıldı. Ben ‘Hukukun işini hukuka bırakalım’ dedim” ifadelerini kullandı.
Reklam
Denizli'de Fetö Operasyonunda 1 Şüpheli Tutuklandı
DENİZLİ (AA) - Denizli'de Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheliden 1'i tutuklandı.Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının FETÖ soruşturması kapsamında, örgüte üye olmak suçundan aranan ve hücre evlerinde saklandığı belirlenen 3 şüpheli gözaltına alındı.Emniyetteki işlemleri tamamlanınca adliyeye sevk edilen şüphelilerden C.A. nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı, D.C. ve T.R. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Reklam
Kahramanmaraş'ta Aşırı Yağışlar Sulama Kanalının Taşmasına Neden Oldu
KAHRAMANMARAŞ (AA) - Kahramanmaraş'ta aşırı yağmurlarda sulama kanalının taşması sonucu 2 ev ile 3 ahırı su bastı.Kentte etkili olan sağanak nedeniyle Dulkadiroğlu ilçesi Karaziyaret Mahallesi'nden geçen sulama kanalı taştı.Taşkın sonucu çevredeki 2 ev ile 3 ahırı su bastı. Mahsur kalan 4 vatandaş ile küçükbaş hayvanlar Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekiplerince kurtarıldı.Ekipler daha sonra evlerdeki suyu tahliye etti.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi, Yemen'de İç Göçmenlere Gıda Ve Temizlik Malzemesi Dağıttı
ADEN (AA) - Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), Yemen'in güneyindeki Ebyen'de yaklaşık 10 bin iç göçmene gıda ve temizlik malzemesi yardımında bulundu.ICRC'nin başkent Sana'daki ofisinin Twitter hesabından yazılı açıklama yapıldı.Açıklamada, Yemen Kızılayı ile iş birliği içinde Ebyen'de yaklaşık 10 bin Yemenli göçmene gıda ve temizlik malzemelerinden oluşan koliler dağıtıldığı ifade edildi.Yemen'deki insani ihtiyaçların çok büyük olduğuna işaret edilen açıklamada, 20 milyon kişinin gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunun tahmin edildiği kaydedildi. Yemen'deki iç savaş ve insani krizUzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen'de İran destekli Husiler ile hükümete bağlı güçler arasında çatışmalar yaşanıyor.Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulundururken, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.Yemen'de yaklaşık 6 yıldır süren çatışmalarda binlerce kişi yaşamını yitirdi.Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Yemen'de iç savaş nedeniyle büyüyen insani kriz de korkunç boyutlara ulaştı.BM'ye göre Yemen'de nüfusun yüzde 80'i insani yardım ve korumaya ihtiyaç duyuyor.
Kdp'li Yetkili, Sincar'ın PKK İçin "İkinci Kandil"E Dönüştüğünü Söyledi
ERBİL (AA) - Irak'taki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Sincar Sorumlusu Kadir Kaçak, Bağdat ve Erbil arasındaki anlaşmanın yerine getirilmediğini, terör örgütü PKK'nın Musul'un Sincar ilçesindeki varlığının arttığını ve ilçenin 'ikinci Kandil' haline geldiğini ifade etti.Kaçak, PKK'nın Sincar'daki varlığını sonlandıracak Sincar Anlaşması ve bölgedeki PKK varlığına ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu.Sincar Anlaşması'na ilişkin hiçbir adım atılmadığını ve durumun daha da kötüye gittiğini belirten Kaçak, '(Sincar'a) Daha fazla Haşdi Şabi güçleri geldi. Hizbullah gibi örgütler de artık orada bulunuyor. Hiçbir adım atılmadı, anlaşma yerine getirilmedi.' diye konuştu.Kaçak, PKK'nın Sincar'daki varlığının arttığına dikkati çekerek, 'Irak hükümeti, Suriye'den daha fazla güç ve militan getirmesi için PKK'ya kolaylık sağlamış, yol açmış. PKK ile Haşdi Şabi arasında anlaşma var. Daha çok güç getirecekler ve işgal edecekler.' ifadelerini kullandı.Sincar'ın PKK için 'ikinci Kandil'e dönüştüğünü belirten Kaçak, '(Sincar) Onun için ikinci Kandil'dir. Günden güne daha çok kuvvetleniyor.' dedi.Sincar AnlaşmasıBağdat ile Erbil arasında terör örgütü PKK'nın bölgeden çıkarılması için 9 Ekim 2020'de Sincar Anlaşması imzalanmıştı.Anlaşma sonrası Bağdat yönetimi bölgeye polis güçleri yerleştirerek güvenlik dosyasını kontrolüne almaya başlamıştı. Irak, söz konusu anlaşmanın uygulanmaya başladığını duyursa da bölgede halen varlık gösteren PKK'nın buradan ne şekilde çıkarılacağı ve nereye gideceği konusunda soru işaretleri bulunuyor. Irak resmi makamlarının bu konuyla ilgili bugüne kadar net bir açıklama yapmaması da dikkati çekiyor.
Reklam
Denizli'de Uyuşturucu Operasyonlarında Yakalanan 8 Zanlı Tutuklandı
DENİZLİ (AA) - Denizli'de uyuşturucu ticareti yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 21 şüpheliden 8'i tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, il dışından uyuşturucu getirdikleri öne sürülen 21 kişiyi yakaladı.Şüphelilerin evlerinde yapılan aramalarda 328 gram sentetik uyuşturucu, 5 bin 230 kağıda emdirilmiş halde tek kullanımlık sentetik uyuşturucu, 12 gram kokain, 28 gram eroin, 21 gram esrar, 102 uyuşturucu hap, 1 hassas terazi, 1 tabanca, uyuşturucu ticaretinden elde edildiği değerlendirilen 23 bin 700 lira ve 100 dolar ele geçirildi.Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 8'i sulh ceza hakimliğince tutuklandı, diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Burdur Gölü'nde Köpüklenme
BURDUR (AA) - Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İskender Gülle, Burdur Gölü'nde görülen köpüklenmenin diğer tatlı su göllerinde de görebildiğini belirterek, 'Bu durum doğaldır. Herhangi bir kirlilik etkisi yoktur.' dedi.Türkiye'nin uluslararası öneme sahip Ramsar Sözleşmesi ile korumaya alınan Burdur Gölü'nde meydana gelen köpüklenme dikkati çekti.Gülle, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sonbahar ve kış aylarında su içindeki bazı bitki ve mikroskobik hayvanların ölmesiyle bunların dokularındaki yağ ve proteinin açığa çıkarak suya karıştığını belirtti.Bitkisel ve hayvansal yağların bazik ortamda suda bulunan 'sodyum've 'potasyum' iyonlarıyla reaksiyona girerek sabunlaşmayı meydana getirdiğini dile getiren Gülle, sabunlaşma neticesinde ortaya çıkan köpüklerin kıyıda biriktiğini söyledi.Bu köpüklenmenin karmaşık biyolojik ve kimyasal süreçlerin bir sonucu olduğunu anlatan Gülle, şunları kaydetti:'Bazen kirlilik de bunda etkili olabilir ancak doğal süreçlerle ortaya çıkan bu sabunlaşma veya köpüklenme gölün tüm kıyısında görülebilir. Evsel atıklardan kaynaklanan köpüklenme daha parlak olurken burada gördüğünüz doğal köpük daha bej renktedir. Burdur Gölü'nde görülen köpüklenme olayını diğer tatlı su göllerinde de görebiliriz, bu doğal bir durumdur, herhangi bir kirlilik etkisi yoktur.'
Reklam
Mil-Sen Konfederasyonu Üyeleri Lgbt Derneklerinin Kapatılması İçin İçişleri Bakanlığına Dilekçe Verdi
ANKARA (AA) - Manevi İlkeli Liyakatli Diyanet ve Vakıf Çalışanları Sendikası (Mil-Diyanet Sen) üyeleri, LGBT derneklerinin kapatılması talebinde bulundu.Akay Kavşağı'nda toplanan üyeler, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'ne giderek dilekçelerini sundu.Daha sonra açıklamada bulunan Mil-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Mücahit Çelik, Türkiye genelinde 15'e yakın LGBT derneğinin bulunduğunu söyledi.Çelik, bu derneklerin Türkiye'nin ahlaki yapısını bozarak İslam kültürüne saldırmaya yönelik çalışmalar yürüttüğünü ifade ederek, 'Bu duruma sessiz kalamayan 3 sendika dilekçelerini verdi. Soros yardımlarıyla Türkiye'nin ahlaki yapısı bozulmaya çalışılıyor ve gelecekte farklı şekillerde kullandırılacak bir yapıya doğru itiliyor.' diye konuştu.Türkiye'nin sahipsiz olmadığını belirten Çelik, hiçbir zaman 'özgürlük' adı altında İslami değerlere saldırılmasına müsaade etmeyeceklerini bildirdi.Mil-Diyanet Sen Başkanı Celalettin Gül ise LGBT'yi Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanlarına yönelik yayınları nedeniyle telin etti.Gül, bununla ilgili hukuki süreci başlatacaklarını dile getirdi.
Thyssenkrupp, Çelik Biriminin Satışı İçin Liberty Steel'in Güncellediği Teklifi İnceliyor
BERLİN (AA) - Alman çelik üreticisi ve teknoloji firması ThyssenKrupp'ın Üst Yöneticisi (CEO) Martina Merz, İngiliz rakibi Liberty Steel'in, ThyssenKrupp'un çelik birimini satın almasına yönelik verdiği teklifi artırdığını belirterek, satış konusunda karar vermediklerini, teklifi çok dikkatli bir şekilde incelediklerini söyledi.Merz, ThyssenKrupp Genel Kurul toplantısında yaptığı konuşmada, şirketin çelik biriminin satışı için çalışmaların sürdüğünü, henüz bir karar verilmediğini bildirdi.İngiliz rakibi Liberty Steel'in, ThyssenKrupp'un çelik birimini satın almaya yönelik verdiği teklifi artırdığını aktaran Merz, güncellenmiş bu teklifi çok dikkatli bir şekilde incelediklerini kaydetti.Merz, Liberty Steel'in teklifine ek olarak, Alman şirketin çelik biriminin yeniden yapılanması gibi diğer alternatifler üzerinde de çalıştıklarını ifade ederek, 'Her ikisi de (satış ve yeniden yapılanma) dikkat gerektiriyor. Ancak her ikisi de ThyssenKrupp için çekici bir çözüm olabilir.' dedi.Çelikten deniz altılara, asansörlerden otomobil parçalarına kadar birçok alanda üretimi bulunan ThyssenKrupp, dünya çapında 100 binden fazla kişiyi istihdam ediyor. Mayıs 2019'da başta çelik biriminde olmak üzere 6 bin kişinin işine son vereceğini duyuran ThyssenKrupp, Kasım 2019'da yaptığı açıklamada da gelecek yıllarda 5 bin kişinin daha işine son verilmesinin beklendiğini belirtmişti. ThyssenKrupp CEO'su Merz de Kovid-19 salgınının şirket için büyük bir baskı kaynağı olduğunu açıklamıştı.
Kırşehir'de Suç Örgütü Operasyonunda 5 Tutuklama
KIRŞEHİR (AA) - Kırşehir'de hırsızlık amacıyla suç örgütü oluşturdukları iddiasıyla gözaltına alınan 5 şüpheli tutuklandı. İl Jandarma Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, ekipler, farklı zamanlarda kentte işlenen hırsızlık olaylarının aydınlatılması için çalışma başlattı. Teknik ve fiziki takip sonucu, 'nitelikli hırsızlık' amacıyla örgüt oluşturdukları belirlenen 6 şüpheliyi yakalamak için eş zamanlı operasyon düzenledi.Örgüt lideri olduğu ileri sürülen C.Y. ile 5 zanlı farklı adreslerde gözaltına alındı.Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden C.Y. ve 4 örgüt üyesi tutuklandı. Diğer zanlı ise adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.Şüphelilerin Kırşehir, Ankara, Kırıkkale ve Çorum'da 7 farklı hırsızlık olayına karıştıkları belirtildi.
Osmaniye'de Genetik Bozukluktan Kaynaklandığı Belirtilen Çift Cinsiyetli İkiz Oğlaklar Görenleri Şaşırtıyor
OSMANİYE (AA) - Osmaniye'de, 1 ay önce dünyaya gelen ve nadir görülen bir genetik bozukluktan kaynaklandığı belirtilen çift cinsiyetli ikiz oğlaklar ilgi odağı oldu.Merkeze bağlı Şekerdere köyünde, 10 yıldır hayvan besiciliği yapan Ömer Çetinkaya'nın keçisi 1 ay önce ikiz oğlak dünyaya getirdi.Oğlakların çift cinsiyetli olduğunu öğrenen Çetinkaya, 'Oğlakları ilk gördüğümde çok şaşırdım. Bugüne kadar hiç böyle bir şey görmemiştim. Bir arkadaş gördü ilk önce, o söyledi çift cinsiyetli olduğunu. Daha sonra veterinere gösterdik o da iki oğlağın da çift cinsiyetli olduğunu söyledi. Hem biz hem köylüler çok şaşırdık. 10 yıldır besicilik yaparım ne kendimde ne de köyde böyle bir şey görmedik.' diye konuştu.Coşkun, hayvanların sağlık durumlarının iyi olduğunu söyledi.Keçilerin kurban olamayacağının söylendiğini aktaran Coşkun, 'Gebe ya da damızlık olarak da kullanamıyormuşuz. Beslediğimiz yere kadar besleyeceğiz. Duyan herkes oğlakları görmeye geliyor. İnsanlar görünce çok şaşırıyor.' dedi.Veteriner hekim Bünyamin Akın, oğlaklarda nadir görülen 'hermafroditizm' denilen genetik bir rahatsızlık olduğunu kaydetti.Oğlakların sağlık durumunun iyi olduğunu ifade eden Akın, 'Tek sorun, bu iki oğlağımız ne gebe ne de damızlık olarak kullanılabilecek.' dedi.
Reklam