onedio
Bingöllü Besiciler Hayvanlarını Korumak İçin Nöbette
BİNGÖL (AA) - Bingöl'de besiciler hayvanlarını korumak için sabaha kadar nöbet tutuyor.Sürülerini, otlatmak amacıyla Karlıova ilçesinden Genç ilçesine getiren besiciler, hayvanlarını korumak ve bakımlarını yapmak için geceleri de zorlu mesai yapıyor.Gündüz hayvanlarını otlatan yetiştiriciler, gece yaban hayvanlarına karşı koruyabilmek adına onlarla aynı çadırda kalıyor.Besiciler sabaha kadar dönüşümlü olarak, doğum zamanı gelen koyunlar ve doğan kuzuların bakımını yapıyor.Besici Cihan Temiz, hayvan bakımının zor olduğunu belirterek, yaban hayvanları ve hastalıklardan korumak için hayvanlara özenle baktıklarını söyledi.'Gece doğum yapan koyuna yardım ediyoruz. Kuzuyu emzirmesini sağlıyoruz. Çünkü emzirilmediği takdirde kuzu telef oluyor. Sabaha kadar uyumuyoruz.' diyen Temiz, devletin sağladığı imkanlardan ve sunduğu destekten memnuniyet duyduklarını belirtti.Kazım Temiz de ailesini 15 günde bir görebildiğini, zamanının büyük bölümünün hayvanlarla geçtiğini aktardı.Vardiyalı şekilde hayvanların başında nöbet tuttuklarını dile getiren Temiz, 'Gündüz akşama kadar koyunların peşinde dolanıyoruz. Gece de sabaha kadar onları kontrol etmek zorundayız. Hayvanlarımıza zarar gelmesin diye emek veriyoruz. 15 günde bir eve gidip, çocuklarımızı görüp geliyoruz. Hayatımızın çoğu hayvanlarla geçiyor. Uykuya hasret yaşıyoruz.' diye konuştu.
Ömrünü Mürekkep Kokusu Ve Baskı Makineleri Arasında Geçirerek Matbaacılığın Değişimine Şahit Oldu
AMASYA (AA) - CİHAN OKUR - Amasya'nın Merzifon ilçesinde matbaacılık yapan 63 yaşındaki Kamil Pehlivan, 8 yaşından beri içinde olduğu mesleğine duyduğu tutku ile gençlere örnek oluyor. Merzifon ilçesinde evli ve 5 çocuk babası Kamil Pehlivan, çok küçük yaşta matbaalardaki mürekkep kokusu ile tanıştı.Pehlivan 8 yaşında çırak olarak adım attığı meslekte yıllarca çalıştı. Askerden döndükten sonra ilçe merkezinde kendi matbaasını kuran Kamil Pehlivan, 1965 yılından günümüze matbaacılığın gelişimine de şahitlik etti.Tüm baskıları tek başına yaparak matbaasını ayakta tutmaya çalışan Pehlivan, çalışma azmi, yeni teknolojiye uyum sağlama gayreti ve ustalığıyla takdir topluyor.Pehlivan, AA muhabirine, bugüne kadar onlarca çırak yetiştirdiğini, teknolojik gelişmelere rağmen mesleğine duyduğu aşk ile çalışmaya devam ettiğini söyledi.'Ömrüm yettiği sürece mesleğimi devam ettireceğim'Eskiden çok yoğun çalıştıklarını ancak dijital matbaa ile işlerinin azaldığını anlatan Pehlivan, şunları dile getirdi:'Eskiden mesleğe başladığımız zaman yapılan matbaacılık, tipo diye adlandırdığımız, yazıyı elle dizmek kalıbı elle yapmak gibi yöntemlerle yapılıyordu, zor ve uğraştırıcı bir işti. Ofset matbaacılık devreye girince tipo yöntemi tarihe karıştı, işlerimiz biraz daha kolaylaştı. Bu arada bilgisayar öğrenmemiz gerekiyordu uyum sağlamak için, çıktı aldık, kalıp pozladık, zor bela öğrendik matbaamızı ayakta tutmak için. Şimdi dijital matbaacılığa geçildi o ayrı bir teknoloji. Her şeyi bilgisayar yapıyor, çok yakında ofset matbaacılık da bitecek. Ama biz mesleğimizi büyük bir şevk ve özveriyle yapıyoruz, ömrüm yettiği sürece mesleğimi devam ettireceğim.''Matbaamdan hiçbir zaman kopamadım'Matbaacılığın dikkat ve titizlik isteyen bir meslek olduğuna işaret eden Pehlivan, 'Mesleğimi severek yaptığım için rahatsız olduğum halde, matbaamdan hiçbir zaman kopamadım. Ben matbaanın kokusunu, o makinelerin çıkardığı hava sesini duymadan yaşayamam. Meslek hayatımda çok zorluklarla karşılaştım ancak hiçbir zaman pes etmedim, azimle çalıştım, evime helal lokma götürdüm.' diye konuştu.Gençlere işlerini severek yapmaları tavsiyesinde bulunan Pehlivan, 'Gençler ne meslek yapıyorlarsa yapsınlar, yaptığı işi küçümsemesinler, hep daha iyisini yapmaya çalışsınlar ve yeniliğe açık olsunlar. Gençler bu mesleği seviyorsa girsin, sevmiyorsa hiç girmesin. Aşkla bağlanmıyorlarsa olmaz, çünkü sevmediğin için devam ettiremezsin, yararlı olamazsın. Bu bir angarya olur, beceremezsin.' ifadelerini kullandı.
İsrail'de Aşılama Ve Karantinaya Rağmen Kovid-19 Salgınında Vaka Sayısı Yüksek Seyrediyor
KUDÜS (AA) – MUSTAFA DEVECİ - İsrail'de bir ayı aşkın süredir devam eden karantina ve aşılamaya rağmen günlük yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayıları düşürülemiyor. Nüfusa oranlandığında İsrail, dünyada Kovid-19 aşısının en fazla yapıldığı ülke olurken, bu oran göz önüne alındığında toplam vaka sayısında da 11. sırada yer alıyor. Yaklaşık 9,3 milyon nüfusa sahip İsrail'de, bugüne kadar virüs nedeniyle 4 bin 796 kişi hayatını kaybederken, toplam vaka sayısı da 646 bini geçti. Nüfusuna oranla toplam vaka sayısının oldukça yüksek olduğu İsrail'de, 27 Aralık 2020'den bu yana ülke genelinde karantina uygulanıyor.Buna ek olarak İsrail'de, salgını yenebilmek için toplu aşılama kapsamında 20 Aralık 2020'de ilk doz, 9 Ocak'ta da ikinci doz Kovid-19 aşısı yapılmaya başlandı.Pfizer ve BionTech'in ortaklaşa geliştirdiği Kovid-19 aşısının tercih edildiği ülkede, sağlık çalışanları ve 60 yaş üzeri kişilere öncelik verildi.4 milyon 800 bin dozdan fazla aşı yapıldıSağlık Bakanlığının verilerine göre, 3 milyondan fazla kişiye aşının ilk dozu, 1,8 milyona yakın kişiye de ikinci dozu yapıldı.Bu da nüfusun yüzde 33'üne Kovid-19 aşısının ilk dozu, yüzde 19'una da ikinci dozunun yapıldığı anlamına geliyor. Ancak hem karantina hem de aşılama sürecine rağmen, salgında üçüncü dalganın etkisine giren ülkede günlük vaka sayılarının Aralık 2020'ye oranla oldukça yüksek seyretmesi dikkati çekiyor. Kasım 2020'de 1000'in altına düşen günlük vaka sayısı, geçen ay yeniden yükselişe geçti. Ülkede 19 Ocak'ta 10 bin 21 kişide virüs tespit edilmesiyle, salgının başladığı Şubat 2020'den bu yana görülen en yüksek günlük vaka sayısına ulaşıldı.Hal böyle olunca, akıllara İsrail'de aşılama ve bir aydan fazla süredir devam eden karantinaya rağmen günlük vaka sayısı neden yüksek seyrediyor sorusu geliyor. İngiltere varyantı, İsrail'deki Kovid-19 vakalarının yüzde 80'ini oluşturuyorİsrail'e bağlı Clalit Sağlık Hizmetleri Kudüs Kovid-19 Müdahale Ekibi Başkanı Dr. Ian Miskin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail'in salgınla mücadelesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uygulanan karantinaya ve aşılama sürecine rağmen günlük vakaların yüksek seyretmesinin birçok nedeni olduğunu kaydeden Dr. Miskin, 'Günlük vakaların neden yüksek çıktığı sorusuna en kolay cevap elbette yeni bir virüse sahip olmamız. İngiltere varyantı mevcut. Aralık (2020) sonunda günlük vakaların yüzde 30 ila 40'ı İngiltere varyantı iken bugün bu yüzde 80'e yükselmiş durumda. Bir başka neden de bazı kesimlerin kurallara uymaması.' dedi.Miskin, İsrail'de bazı kesimlerin hala salgının tehlikesini kavrayamadığını, cenazelere gidildiğini, düğünlerin yapıldığını ve Ultra-Ortodoks mahallelerinde çocukların yasağa rağmen okula devam ettiğini dile getirdi. Günlük vakaların düşürülmesinin ancak karantinaya uyulması ve aşı sürecinin devam ettirilmesiyle mümkün olacağını vurgulayan Miskin, 'Karantina, nefes alınmasını sağladı. Karantina uygulanmamış olsaydı, hastanelerimiz dolup taşmıştı, hastaları gönderecek yerimiz kalmamıştı.' diye konuştu. 'Salgının daha uzun süre İsrail'de olacağını düşünüyorum'Kovid-19'u yenmek için yetişkinlerin tamamının aşılanması gerektiğini kaydeden Miskin, salgının İsrail'deki geleceğine ilişkin ise şunları söyledi: 'Salgının daha üzün süre burada (İsrail'de) olacağını düşüyorum. Çünkü sınırlar yeniden açılacak ve virüs değişime uğradığını gösterdi. Ülkede virüsün yayılmasını önlemek uluslararası bir şey, ulusal düzeyde yapılabilecek bir şey değil. Yapmamız gereken ilk ve en önemli şey, ağır hastalığı önlemek. Eğer onlara (İsrail halkı) aşıyı sağlar ve bu nedenle de hastalığı ağır geçirmezlerse işimi yapmış olurum.”
İlik Nakli Olan Öykü Arin'in Yüzü Artık Gülüyor
İZMİR (AA) - TEZCAN EKİZLER - 'Öykü Arin'e Umut Ol' isimli kampanya sayesinde lösemi hastalarına umut olan, babasından yapılan yarı uyumlu kök hücre nakliyle de yaşama tutunan 6 yaşındaki Öykü Arin'in artık yüzü gülüyor.İzmir'de 3 yıl önce Juvenil Miyelomonositik Lösemi (JMML) teşhisi konulan Öykü Arin'in için kan bağışı kampanyası düzenlendi. Daha sonra ülke geneline yayılan kampanyaya 'Öykü Arin'e Umut Ol' adı verildi. Kampanya sayesindeki bağışlar da başka lösemi hastalarına umut oldu. Tedavi için 2019 yılında Antalya'ya giden Öykü Arin'e özel bir hastanede annesi Eylem Şen Yazıcı'dan yarım uyumlu kemik ilik nakledildi. İliğin uyum sağlamaması üzerine Öykü'ye 2 ay sonra babası Çağdaş Yazıcı'dan yarı uyumlu kök hücre nakli yapıldı.Tetkiklerde babasından nakledilen iliğin yüzde 98,5 tuttuğunun belirlenmesinin ardından bir süre daha Antalya'da kontrol altında tutulan Arin, tekrar İzmir'e döndü.Bayraklı ilçesinde yaşayan Şen ailesi, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde tüm vakitlerini kızlarıyla evlerinde geçiriyor. Kontrolleri için 3 ayda bir Antalya'ya giden Öykü Arin, evdeki zamanlarını da resim yaparak ve şarkı söyleyerek geçiriyor.'Kızımla en çok deniz kenarında yürümeyi özledim'Anne Eylem Şen Yazıcı, AA muhabirine, kızının rahatsızlığı nedeniyle zor günler yaşadıklarını söyledi. Eşinden yapılan yarı uyumlu kemik iliği naklinin ardından kızının vücudunda ilik savaşı sürecinin başladığını belirten anne Şen, 'Yarı uyumlu nakillerde bu tür sorunlar daha yaygın oluyor. Kızımız, ilik savaşını engellemek için ağır ilaçlar kullanıyor. O mücadeleci bir çocuk ve her geçen gün daha iyiye gidiyor. İlik savaşı sürecinin normale dönmesini bekliyoruz. Bu süreç tamamlansa bile her şeyin yoluna girmesi için 5 yıl geçmesi lazım. Kızımla en çok deniz kenarında yürümeyi özledim.' diye konuştu. Kızının moralinin çok iyi olduğunu vurgulayan Yazıcı, nakil sürecinde olduğu gibi iyileşme döneminde de sevenlerinin kendilerini yalnız bırakmadığını dile getirdi. 'Öykü Arin'e Umut Ol' isimli kampanyanın birçok hastaya şifa olduğunu anlatan Yazıcı, şunları kaydetti:'İlk ayda 100 bin kişiye ulaşmıştı. Bu kampanyaya başladığımız zaman ülkemizde donör sayısı 180 bin civarındaydı. Şu anda ise 700 bine yakın ama hala bu sayı çok az. Başlattığımız kampanya sayesinde binlerce kişiye uygun kemik iliği bulundu. Kampanyanın ilk ayında Türk Kızılay Genel Başkanı bizi evimizde ziyaret etti. Bu süreçte hem onlar hem de Sağlık Bakanlığı hep yanımızda oldu. TÜRKÖK laboratuvarlarında görev yapan sağlık çalışanları yoğun mesai harcadı. Bu süreçte kampanya düzenleyen ailelere destek oluyoruz.'Öykü Arin ise annesinin çektiği videoda sözlerini kendisinin yazdığı çocuk şarkısını söylerken, vatandaşlara 'donör olun umut olun ve asla vazgeçmeyin' mesajı verdi. 'Hastalığı açısından herhangi bir sorun yok'Öykü Arin'in doktoru Prof. Dr. Akif Yeşilipek ise yaptıkları son testlerde nakledilen iliğin yüzde yüz tuttuğunu belirlediklerini ifade etti.Tedavinin sürdüğünü hatırlatan Yeşilipek, 'Şu an Öykü Arin ilik savaşı durumunu yaşıyor. Bunun hastalıkla bir ilişkisi yok, yeni çalışan ilikle vücudun bir anlaşmazlığı oluyor. Yeni çalışan ilik vücudu yabancı kabul ediyor. Bazı organlara saldırıyor. Öykü'de de cilt döküntüleri oldu. Şu anda onun için ilaç kullanıyor. Hastalığı açısından herhangi bir sorun yok.' şeklinde konuştu. Ailenin kızları için uygun donör bulunması için çok mücadele verdiğini kaydeden Prof. Dr. Yeşilipek, başlatılan kampanyalar sayesinde artık hastaların Türkiye'de verici bulma şansınız arttığını sözlerine ekledi.
Reklam
Trabzon'da Sokağa Çıkma Kısıtlamasına Uymayan 88 Kişiye 226 Bin Lira Ceza
TRABZON (AA) - Trabzon'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında hafta sonu uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal eden 88 kişiye 226 bin 697 lira ceza kesildi.Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 'Koronavirüs tehdidi sürüyor ve salgında rehaveti kabul edemeyiz.' ifadelerini kullandı.Ustaoğlu, sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal eden 88 kişiye 226 bin 697 lira ceza verildiğini kaydetti.
Analiz - Libya Siyasetinde Kartlar Yeniden Dağıtılıyor
TRABLUS (AA) -AYDOĞAN KALABALIK- Libya’da ülkenin tamamını Aralık ayında yapılması planlanan genel seçimlere götürecek olan geçici birlik hükümetini oluşturma konusundaki çalışmalar devam ediyor.19 Ocak’ta Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde yürütülen, ülkenin farklı bölgelerinden seçilen 75 üyeden oluşan “Libya Siyasi Diyalog Forumu”, yürütme temsilcilerini seçme mekanizmasını kabul etti ve ardından aday müracaatları süreci de başladı. 28 Ocak Perşembe günü sona eren müracaat sürecinin ardından geçiş döneminde kimlerin ülkeyi yönetmeye talip olduğu ortaya çıkacak ve fotoğrafın tamamı görülecek. Geçiş döneminde cumhurbaşkanlığı seviyesindeki Başkanlık Konseyi’nin yanı sıra başbakanın da bulunacağı yeni bir sistem oluşturuluyor.Yeni yönetimi belirleyecek olan 75 kişinin bulunduğu Siyasi Diyalog Forumu üyeleri, Libya’nın Batı (37 üye), Doğu (24 üye) ve Güney (14 üye) bölgelerini temsil ediyor. Söz konusu üç bölge aynı zamanda seçim bölgesi olarak tanımlanıyor.Üç ayrı bölge kendi içinde Başkanlık Konseyi Başkanlığı için bir, yardımcısı için iki ve başbakanlık için bir aday olmak üzere dörder aday çıkaracak. Adayların kendi bölgesindeki üyelerin yüzde 70’inin oyunu almaları gerekiyor.Adaylar kendi bölgelerinde seçildikten sonra ülke geneli için müracaatlarının kabul süreci başlayacak. Burada önemli bir şart bulunuyor: Adayların üç bölgeden en az 17 üyenin onayını da almaları gerekiyor. Batı’dan sekiz, Doğu’dan altı Güney’den ise en az üç üyenin onayını alamayan kişi Libya’nın yönetimine talip olamayacak.Yetmiş beş üyenin oy kullanacağı genel kuruldaki oylamada, oyların yüzde 60’ını alan adaylar seçimi kazanacak. İlk turda kazanan olmaması durumunda en fazla oyu alan iki aday ikinci turda yarışacak. İkinci turda yüzde 50+1 yeterli olacak.Başkanlık Konseyi Başkanlığını kazanan adayın iki yardımcısının diğer bölgelerden olması gerekiyor. Söz konusu dört kişi ve kuracakları geçici hükümet ülkeyi 24 Aralık 2021 tarihinde yapılacak olan seçimlere götürecek.-Muhtemel adaylar ve kazanma şanslarıMüracaat süresinin 28 Ocak Perşembe günü sona ermesinin ardından, 30 Ocak Cumartesi günü Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu (UNSMIL), aday olan isimlerin listesini açıkladı.Geçiş döneminde cumhurbaşkanlığı seviyesindeki Başkanlık Konseyi başkanının yanı sıra başbakanın da bulunacağı yeni bir sistem oluşturuluyor. UNSMIL Başkanlık Konseyi Başkanlığı için 24, Başbakanlık için ise 21 adayın müracaat ettiğini duyurdu.Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac’ın yerine ülkenin doğusundan birinin geçme ihtimali yüksek. Libya’nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter yanlısı Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’in en güçlü aday olduğu konuşuluyor.Eski Milletvekili Eş-Şerif el-Vafi doğudan aday olan diğer siyasetçi. Son birkaç aydan beri adı geçen emekli Büyükelçi Muhammed el-Bergasi de aday listesinde yer aldı.Salih’in kazanması durumunda iki yardımcısından birinin ülkenin güneyini temsilen halen Serrac’ın dördüncü yardımcısı görevini yürüten Abdulmecid Seyf en-Nasır, batı bölümünü temsilen ise Libya Ordusu Batı Harekât Dairesi Komutanı Usame Cuveyli’nin olması kuvvetle muhtemel.Serrac’ın yerine ülkenin batısından birinin geçmesi de söz konusu. Savunma Bakanı Selahaddin en-Nemruş, Serrac’ın yerine geçebilecek güçlü bir aday olarak değerlendiriliyor.Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri’nin aday olması ise sürpriz bir gelişme olarak yorumlandı. Mişri’nin simgesel bir aday olduğu da konuşuluyor.Başbakanlık makamı için Türk asıllı Libyalıların yoğun olarak yaşadığı Misrata kentinden iki güçlü aday yarışacağa benziyor. Libya hükümetinin İçişleri Bakanı Fethi Başağa en güçlü aday olarak görülüyor. Başağa’nın adı bu makam için uzun süreden beri geçiyor. Başağa’nın Mısır ve Fransa ziyaretleri de bu paralelde hazırlık adımları olarak yorumlanmıştı.Misratalı diğer aday ise halen Serrac’ın birinci yardımcılığı görevini yürüten Ahmed Muaytik. İş adamı kökenli bir siyasetçi olan Muaytik, 4 Mayıs 2014 tarihinde Libya Parlamentosu tarafından başbakan olarak seçilmiş, ancak ülkenin içinde bulunduğu şartlar nedeniyle 9 Haziran’da istifa etmişti.Libyalılar bu fırsatı iyi değerlendirmeliAA muhabirine konuşan Libyalı siyaset bilimci Sunusi İsmail ülkeyi seçime götürecek olan yürütme temsilcilerini seçme mekanizmasının adil olduğunu ve Libyalıların yeni siyasi figürlerin ortaya çıkacağı ve rollerin yeniden dağıtılacağı bu fırsatı iyi değerlendirmeleri ve zaman kaybetmeden sonuca gitmeleri gerektiğini ifade etti.Ateşkesin anlaşma maddelerinden biri olan Rus paralı askerlerinin ülkeden çekilme şartını Moskova’nın hayata geçireceği konusunda bir belirsizlik olduğunun altını çizen İsmail, “Önümüzdeki seçimler her şeyin belirleneceği, yürütme ve yasama organlarının aynı anda ortaya çıkacağı bir seçim olabilir” dedi.İsmail, ülke seçime giderken anayasa değişikliğinin de yapılmış ve halk oyuna sunulmuş olması gerektiğini; aksi takdirde anayasası olmayan bir yürütmenin işbaşına geleceğini öngörüyor.Ülkenin beş yıl daha kaybetmesi endişesiLibya Vatan Partisi Siyasi Büro Şefi Cibril ez-Zavi ise AA muhabirine, başlangıçta “Libya Siyasi Diyalog Forumu” üyelerinin seçilmesi konusuna itiraz ettiklerini çünkü üyeler arasında ülkenin içinde bulunduğu siyasi durumu tam olarak anlamayan isimlerin bulunduğunu kaydetti.Libya’da seçim yoluyla işbaşına gelmiş milletvekillerinden oluşan parlamentonun mahkeme kararıyla kapatılması gibi birçok konunun dış müdahaleler nedeniyle içinden çıkılamaz bir hal aldığına vurgu yapan Zavi, yeni oluşturulacak geçici yürütme temsilcilerinin ülkeyi bir beş yıl daha oyalamasından endişe ettiklerini ifade etti.Yetmiş beş üyenin üç ayrı bölge ayrışması teorisi üzerinden seçilmiş olmasının, ülkedeki bölünmeyi daha da derinleştirebileceğini ve hatta aynı bölge içinde bile parçalanmalara neden olabileceğinde dikkati çeken Zavi, şu ifadeleri kullandı:“Yürütme temsilcilerini seçme mekanizması iyi hazırlanmış. Herkesin aday olabiliyor olması son derece iyi. Fakat söz konusu makamlara aday olanların devleti yönetme konusunda zayıf kalacak isimler olduğunu düşünüyorum. Bence hükümeti kuracak olan adaylar Başkanlık Konseyi adaylarından daha güçlü. Umarım ki hükümeti oluşturacak bakanlar bu işe daha ehil kişilerden seçilir.Seçimler için ilan edilen 24 Aralık 2021 tarihinin söz konusu 75 kişi tarafından belirlendiğini, ancak bu konuda yapılmış bir anlaşma ve uluslararası fikir birliği de bulunmadığına işaret eden Zavi, 'Başkanlık Konseyi başkanı bir yıl için seçilmişti ancak beş yıldır işbaşında. Bu defa seçilecek olanın da uzun süre aynı görevde kalması ve ülkeye zaman kaybettirmesinden endişe ediyorum” diye konuştu.Gelinen aşamada Libya’da yeni bir döneme girilmek üzere olunduğu, kartların yeniden karılmaya başlandığı ve siyasi rollerin tekrar değişeceği değerlendiriliyor.
Reklam
Meslek Lisesi Öğrencileri İçin Eğitim Seti Üretiyorlar
TEKİRDAĞ (AA) - MESUT KARADUMAN - Tekirdağ'da Ahi Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri ile öğretmenleri, eğitim seti üreterek meslek liselerinin ihtiyaçlarını karşılıyor.Çorlu ilçesinde bulunan Ahi Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) arasında imzalanan iş birliği protokolü çerçevesinde proje okulu olarak çalışmalarını sürdürüyor.Öğrenciler, öğretmeleriyle birlikte döner sermaye işletmesi bünyesinde meslek liselerinin endüstriyel otomasyon ve makine teknolojileri alanlarının ihtiyaç duyduğu eğitim setlerini üretiyor.Yapılan çalışmalar kapsamında bugüne kadar öğrenciler ve öğretmenler tarafından 2 kumanda ve otomasyon deney seti, 2 PLC pnömatik, elektropnömatik deney seti, mekatronik konveyör bantlı PLC ve panel eğitim seti, 2 pano monitörlüğü eğitim seti olmak üzere toplam 7 eğitim seti yapıldı.Ahi Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Ümit Bilir, AA muhabirine, eğitim seti üretimi çalışmasında 14 öğrenci ve 10 öğretmenin yer aldığını söyledi.Yapılan eğitim setlerinin Ergene ilçesinde bir okula teslim edileceğini anlatan Bilir, öğrencilerin kendi bölümlerinde bu setleri kullanacağını vurguladı.Okullarında her türlü imkanlarının mevcut olduğunu, öğretmen ve öğrencilerin çok gayret gösterdiklerini kaydeden Bilir, 'Okulumuz bilgi ve donanım açısından da çok güçlü. Bize başka talep gelmesi halinde hem diğer okullara hem de piyasaya her türlü otomasyon deney seti imalatı yapabiliriz.' diye konuştu.'Öğrenciler birçok dersi bu setlerle halledebilecek'Öğretmen Halil Kesim de yaptıkları çalışmalarla öğrencelerin derslerini daha kolay hale getireceklerini belirtti.Öğrencileriyle eğitim seti üretimine devam edeceklerini ifade eden Bilir, konuşmasına şöyle devam etti:'Tasarımımızın asıl amacı otomasyonla ilgili derslerde hazırlık süreçleri çok zaman alıyor, enerji ve malzeme kayıpları oluyordu. Biz de bunları gidermek için her şeyin bir arada bulunabildiği bir set tasarladık. Bu setin bütün aşamalarını kendimiz yaptık. Bütün otomasyon bölümleri için bu set biçilmiş kaftan. Öğrenciler birçok dersi bu setlerle halledebilecek. Liselerde birçok uygulama bu set üzerinde yapılabiliyor. Biz bütün uygulamaları tek sette topladık. Tasarladığımız setleri diğer lisedeki öğrencilerimizin kullanmasına da olanak sağladık.' Endüstriyel Otomasyon Teknolojileri alan şefi Serkan Urbay ise geliştirdikleri eğitim ve deney setlerinde öğrencilerin birçok sistemin çalışmasını görme imkanı bulduğunu belirtti.Öğrencilerden Emrullah Ataş da öğretmenleriyle diğer liselerdeki öğrenciler için eğitim seti üretmekten dolayı mutlu olduklarını dile getirdi.
İşinden 50 Kuruşluk Kraker İçin Atılan İşçi 35 Bin Lira Tazminat Kazandı
DİYARBAKIR (AA) - AZİZ ASLAN - Diyarbakır'da çalıştığı markette fiyatı 50 kuruş olan çubuk krakeri kasadan geçirmediği ve fişini kesmediği gerekçe gösterilerek işten çıkarılan Yücel Korkutan, açtığı davada 35 bin 888 lira 490 kuruş tazminat almaya hak kazandı.Merkez Kayapınar ilçesinde 6 yıl önce bir markette 716 gün çalışan Korkutan, krakeri kasadan geçirmediği gerekçe gösterilerek işinden olduğu iddiasıyla hukuk mücadelesi başlattı.Korkutan, avukatı Gülben Elhakan aracılığıyla Diyarbakır 3. İş Mahkemesine haklarına ilişkin dava açtı.Avukat Elhakan tarafından hazırlanan dilekçede, müvekkilinin 2013-2015 yıllarında en son mağaza sorumlusu olarak davalı nezdinde çalıştığı, iş akdinin 50 kuruş tutarındaki krakerin kasada fişinin kesilip paranın ödenmemesi gerekçe gösterilerek feshedildiği belirtildi.Çalışana, diğer mağaza sorumlularından da az ücret ödenerek eşit işe eşit ücret kuralının ihlal edildiği kaydedilen dilekçede, normali aşan çalışmaları olmasına rağmen ücretleri ödenmediği için kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazladan çalışma, haftalık tatil, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsili talep edildi.Davalı tarafın verdiği dilekçede de 4857 sayılı yasa uyarınca iş akdinin haklı nedenle sona erdirildiği, davacının 50 kuruş tutarındaki ürünün fiyatını kasadan ödemeden geçirdiği, bununla ilgili savunmasının istendiği ancak davacının savunma vermekten kaçındığı aktarıldı.Dilekçede, 'Davacı vardiya usulü çalıştığı için, fazla mesai yapılması durumunda ertesi hafta denkleştirme usulüne göre daha az çalıştırılmıştır. Ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ödenmiştir. Hafta tatillerinin kullandırıldığı, davacının mağaza personeli olduğundan ücret farkı alacağının bulunmadığından davanın reddine karar verilmelidir.' ifadelerine yer verildi.Diyarbakır 3. İş Mahkemesi, Korkutan'ın açtığı davada, işvereni 35 bin 888 lira 490 kuruş tazminata mahkum etti. Gerekçeli kararda şunlar yer aldı:'Davacının, davalı taraf yanında belirtilen tarihlerde çalıştığı, davalının iş akdini haklı nedenle feshettiğini ispatlayamadığından, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı anlaşılmıştır. Davalı, davacının yıllık izinlerini kullandığını, izin defteri, eş değer bir belge ile bedelinin davacıya ödendiği yazıldığını ispat etmesi gerekirken etmediği için davacının yıllık izin ücretine hak kazandığı ve davalının bilirkişinin belirlediği yıllık izin ücretinden sorumlu tutulmuştur. Davacının haftalık 45 saatten fazla çalışma yaptığı anlaşıldığından, davalı fazla çalışma ücretini ödendiğini ispatlayamamıştır. İşçinin yasa gereği yedi günlük zaman diliminde 24 saat dinlenme hakkı olduğundan davacının hafta tatili alacağına hak kazanmıştır.'Davacının bir dönem mağaza sorumlusu olarak çalıştığı ancak kendisine eksik ücret ödemesi yapıldığından, eksik ücret almaya hak kazandığı bildirilen kararda, kıdem için 4 bin 967 lira 14 kuruş, ihbar olarak 2 bin 969 lira 43 kuruş, yıllık izin için 478 lira 18 kuruş, fazla çalışma için 8 bin 335 lira 63 kuruş, hafta tatili için 3 bin 62 lira 58 kuruş, ücret farkı alacağı olarak 16 bin 75 lira 53 kuruş olmak üzere toplam 35 bin 888 lira 490 kuruşun yasal faiziyle davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine hükmetti.Öte yandan, mahkeme davacının, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının reddini kararlaştırdı.'Basit bir yolla çözülebilecek bir uyuşmazlık'Karara ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulunan avukat Elhakan, işverenin müvekkilinin iş akdini sonlandırmadan eyleme orantılı şekilde yaptırım uygulamasının mümkün olabileceğini, bu ilkeye uygun davranmadan doğrudan iş akdini sonlandırdığı için yasal süreç başlattıklarını belirtti.Müvekkilinin mağduriyetine ilişkin fazla mesaileri, yıllık izin, ulusal ve dini bayramlardaki çalışmaları, eşit işe eşit ücret ödemesi gibi birtakım alacak taleplerinde bulunduklarını ifade eden Elhakan, şunları kaydetti:'Basit bir yolla çözülebilecek bir uyuşmazlık işverene çok daha pahalıya patladı. Mahkeme bu noktada müvekkilimi haklı gördü. 35 bin 888 liranın mevduata uygulanan en yüksek faiziyle işverenden alınmasına karar verdi. Müvekkilimin iş akdi sonlandırıldığı dönemde maddi ve manevi olarak büyük sıkıntı içerisine düşmüştü. Adalete uygun verilen bu kararla hukuk mücadelesini kazanan müvekkilimle beraber sürecin bu şekilde sonlanmış olmasından memnuniyet duyuyoruz.'
Girişimci Kadın, Evinde Kurduğu "Mini Atölye" İle Ailesinin Geçimini Sağlıyor
SİVAS (AA) - KEMAL ERDOĞMUŞ - Sivas'ın Şarkışla ilçesinde ailesinin geçimini sağlamak için evinin bir odasını atölyeye çeviren girişimci kadının yaptığı süs eşyaları, ilçe dışından da rağbet görüyor. Eşinden boşandıktan sonra 10 yaşındaki oğlu ile 70 yaşındaki annesine bakabilmek için harekete geçen 30 yaşındaki ev hanımı Seda Özertürk, 3 ay önce Kilis'te ahşap öğreticisi bir yakınından öğrendiği süsleme sanatını sosyal medyadan izlediği videolarla geliştirdi.Özertürk, daha sonra Şarkışla'ya yerleşerek, bu işini daha da geliştirmek için Esentepe Mahallesi'ndeki evinin bir odasını mini atölyeye dönüştürdü.Fotoğraf çerçevelerinden kokulu taş ve tespihe kadar birçok alanda hayal gücünü sanatına aktaran Özertürk'ün el emeği göz nuru ürünleri, kısa zamanda sosyal paylaşım sitelerinde büyük ilgi gördü.Telefondan da siparişler almaya başlayan Özertürk'ün ürettiği süs eşyaları, ilçe dışından da rağbet görüyor.Özertürk, AA muhabirine, eşinden boşandıktan sonra ailesinin geçimini sağlamak amacıyla bu işe başladığını söyledi.Ailesine destek olduğu için çok mutlu olduğunu belirten Özertürk, 'Yaptığım işleri daha çok sosyal medya ve internette video izleyerek öğrendim ve kendimi geliştirdim. İşimi severek yapıyorum.' dedi.Özertürk, siparişini aldığı resimleri, hazırladığı ahşap kalıplara yerleştirerek özel boyalarla ölümsüzleştirdiğini vurguladı. Saç telinden tespih de yapıyorYaptığı ürünlerin ilçe dışından da rağbet gördüğüne dikkati çeken Özertürk, şunları kaydetti:'Bu işe başlayalı 3 ay oldu, 60 tablo bitirdim. 25 tanesi şehir dışına, geri kalanı da ilçemizde satıldı. Kokulu taşlar, kahve yanı lokumluklar, sunumlar, çeşitli kedi bibloları ve çerçeveler ile epoksi tespihler de üretiyorum. Bu tespih, müşteriden alınan saç telinden yapılan bir üründür ve ömürlük bir hediyedir.'Bir resmi tablo haline getirebilmek için 3 gün uğraştığını anlatan Özertürk, 'Resmi, özel bir dekupaj tutkalıyla yapıştırıyorum, rölyef pasta ile kabartmalarını veriyorum. Kabartmanın ardından da resimle bütünleşerek renk katıyorum.' diye konuştu.Özertürk, gücünün yettiği kadar ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak için bu işi yapmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
Reklam
Dünyada Son 120 Yılda Deniz Yüzey Suyu Sıcaklığı 1,1 Derece Arttı
İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - Dünyada küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği nedeniyle son 120 yılda deniz yüzey sıcaklığı 1,1 derece arttı.Son yıllarda dünyadaki en büyük sorunların başında küresel ısınma yer alıyor. İnsan kaynaklı küresel ısınmaya bağlı meydana gelen iklim değişikliği, denizlerden havaya, sıcaklıktan yağışa kadar pek çok alanı etkilemeye devam ediyor.İklim değişikliğinin sonuçları denizlerde de etkisini gösterirken ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) verilerine göre, deniz yüzey sıcaklığı da artıyor.İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Ilıcak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, deniz yüzey sıcaklığının her yıl artmaya devam ettiğini kaydetti.Deniz yüzey sıcaklığı artmaya başlayınca durdurmanın zor olduğun belirten Ilıcak, 'Bugün karbon emisyonunu durdursak da deniz yüzey sıcaklığı artmaya devam edecek.' dedi.Ilıcak, 20. yüzyılda deniz yüzey sıcaklığının ilk 50 yıl normalin altında geçtiğini anlatarak, şöyle devam etti:'Sonrasında ise sıcaklık artmaya başladı. Atmosferde sıcaklık artıyor ve ama deniz yüzeyi sıcaklığı hep geriden geliyor. Dünyanın iklim hafızası olan denizler artık ısınmaya başladı. Bunun nedeni ise insanlardan kaynaklı karbon emisyonları. 2016 yılı deniz yüzey sıcaklığının en yüksek yaşandığı yıl oldu. 2016'yı 2019 takip ederken 2020 yılı deniz yüzey sıcaklığının en yüksek yaşandığı üçüncü yıl oldu. Dünyada deniz yüzey sıcaklığı iklim modellerine göre 21. yüzyılın sonuna kadar artmaya devam edecek. Küresel deniz suyu sıcaklığı iklim değişikliği nedeniyle son 120 yılda 1,1 derece arttı.'Küresel deniz suyu sıcaklığının artmasının bir çok olumsuzluğu da ortaya çıkaracağını dile getiren Ilıcak, ısınmaya bağlı fırtınaların, tayfunların, kasırgaların şiddetinin ve sayısının artacağını ifade etti.Ilıcak, küresel ısınmanın en önemli göstergelerinden birinin dünyada deniz suyu sıcaklığının artması olduğunu vurgulayarak, sözlerini, 'Sıcaklığa bağlı dünyada deniz suyu seviyesi de yükseliyor. Bu durum bazı yerleri tehdit ediyor ve önlemler alınması gerekiyor. Deniz yüzey sıcaklığının artmasını engellemek için karbon emisyonlarını azaltmalı, elektrikli araçlara geçilmeli, ormanlık alanlar arttırılmalı, petrol kullanımını azaltmalıyız.' diye tamamladı.
Şırnak'ta Terör Operasyonlarında Gözaltına Alınan Bir Zanlı Tutuklandı
ŞIRNAK (AA) - Şırnak'ta terör örgütleri PKK/KCK ve FETÖ/PDY'ye yönelik bir haftada düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 22 şüpheliden 1'i tutuklandı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğünce 18-24 Ocak'ta il genelinde terör örgütleri PKK/KCK ve FETÖ/PDY'ye yönelik operasyonlar gerçekleştirildi.Operasyonlarda 22 zanlı gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adli mercilere sevk edilen 22 şüpheliden 1'i tutuklandı, 14'ü adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, 7 şüpheli ilgili illerdeki birimlere teslim edildi.
Kastamonu'da Kaçak Avlanan 9 Kişiye 12 Bin 333 Lira Para Cezası
KASTAMONU (AA) - Kastamonu'da kaçak avlanan 9 kişiye 12 bin 333 lira para cezası uygulandı.Doğa Koruma ve Milli Parklar Kastamonu Şube Müdürlüğünden yapılan açıklamada, av koruma ve kontrol ekipleri tarafından yasa dışı avlananlara yönelik denetimlerin aralıksız sürdürüldüğü belirtildi. Hayvanlarının korunması, usulsüz ve kaçak avcılığın önlenmesine yönelik çalışmalar yapıldığı anlatılan açıklamada, 'Bu hafta Taşköprü ilçesi Koçanlı ve Karadere devlet avlaklarında ekiplerimiz tarafından yapılan kontrollerde 9 kişinin yasa dışı av yaptığı tespit edildi. Yapılan incelemede avlanma belgeleri olmadığı belirlenirken, toplamda 12 bin 333 lira idari yaptırım uygulandı.' ifadelerine yer verildi.
Reklam
Eskişehir'de Fetö Soruşturması Kapsamında Aranan 2 Şüpheli Tutuklandı
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir'de, Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) yönelik operasyonda gözaltına alınan 2 zanlı tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, FETÖ soruşturması kapsamında kent merkezindeki 2 adrese eş zamanlı operasyon düzenledi.Operasyonda, örgütün şifreli haberleşme programı ByLock kullanıcısı oldukları belirtilen ve FETÖ'nün 'askeri mahrem imamlarından' olduğu iddia edilen M.A.D. ile Uşak'ta 'mahrem imamlık' yaptığı öne sürülen F.E. yakalandı.Gözaltına alınan zanlılar, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri hakimlikçe tutuklandı.
Osmaniye'de İçinde Yaklaşık 150 Bin Liralık Altın Bulunan Çanta Çalındı
OSMANİYE (AA) - Osmaniye'de içinde yaklaşık 150 bin liralık altın bulunan çantayı çaldıkları gerekçesiyle gözaltına alınan 2 şüpheli tutuklandı.Atatürk Caddesi'ndeki kuyumcu dükkanının mesai sonunda kapatmaya hazırlanan iş yeri sahibi, içinde yaklaşık 150 bin liralık altın bulunan çantayı park halindeki minibüsünün bagajına koydu.Daha sonra iş yerinin kapısını kilitleyip aracına dönen ancak açık kalan bagajdaki çantanın yerinde olmadığını fark eden iş yeri sahibi, durumu polise bildirdi.Çevredeki güvenlik kameralarının kayıtlarını inceleyen Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, çantayı alıp kaçan motosikletli şüpheli ile iş yerini gözetleyen zanlının kimliklerini belirledi.Ekipler, çantayı alıp kaçan A.T. ile iş yerini gözetleyen E.S'yi operasyonla gözaltına aldı.Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 2 zanlı, çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.Güvenlik kamerasına, altınların çalınması ve diğer şüphelinin iş yeri önünde keşif yapması yansıdı.
Reklam
Şırnak'ta Bir Hafta İçinde Uyuşturucu Ve Kaçakçılık Operasyonlarında 31 Kişi Yakalandı
ŞIRNAK (AA) - Şırnak'ta bir haftada düzenlenen uyuşturucu ve kaçakçılık operasyonlarında 31 şüpheli gözaltına alındı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü ve Habur Kara Hudut Kapısı Şube Müdürlüğünce il genelinde terörün finans kaynaklarından kaçakçılık ve uyuşturucuyla mücadele kapsamında çalışmalar gerçekleştirildi.Bir haftada düzenlenen operasyonlarda 31 şüpheli yakalandı. Operasyonlarda yapılan aramada 5,7 gram esrar, 28,88 gram eroin, 10,38, metamfetamin, gümrük kaçağı 2 bin 100 paket sigara, 57 cep telefonu, 19 şişe içki ve sahte 100 liralık banknot ele geçirildi.Gözaltına alınan ve emniyetteki işlemlerin ardından adli mercilere sevk edilen şüpheliler adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.
Otomotiv Tedarik Sanayi, 2021'De Toparlanma Bekliyor
İSTANBUL (AA) - Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Alper Kanca, 'Türkiye markasının algısını büyütmek ve ihracatımızı artırmak istiyoruz. Almanya, Fransa ve İngiltere'ye odaklandık.' ifadelerini kullandı.​​​​​​​TAYSAD'dan yapılan açıklamada, otomotiv tedarik sanayinde iç pazardaki yüksek talebin etkisiyle 2020 yılını bir önceki yıla göre yüzde 10 üretim kaybıyla tamamladığı belirtildi.Salgının neden olduğu ihracat pazarlarındaki gerilemenin etkilerinin tedarik sanayinde de hissedildiği bildirilen açıklamada, 2020 yılında otomotiv tedarik sanayinin ihracatının yüzde 11,4 azalarak 9,4 milyar dolar olduğu ve bu dönemde sektörün ciro kaybının ise 22 milyar lira olarak belirlendiği kaydedildi.'Almanya'daki yönetici ve mühendislerle ortak çalışmalar yapmayı hedefliyoruz'Açıklamada görüşlerine yer verilen TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Alper Kanca, otomotiv sanayinin yurt dışındaki algısını yükseltmek ve yeni iş birlikleri geliştirmek amacıyla Türkiye Tanıtım Grubu (TTG) desteği ve Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçılar Birliği (OİB) iş birliğiyle çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirtti.Amaçlarının Türkiye otomotiv sektörünü tanıtmak olduğunu vurgulayan Kanca, şunları kaydetti:'Otomotiv sektörümüz hakkındaki pozitif algıyı daha yukarılara çıkarmak. Bununla birlikte, Türkiye markasının algısını büyütmek ve ihracatımızı artırmak istiyoruz. Almanya, Fransa ve İngiltere'ye odaklandık. Şu anda Almanya'ya yönelik çalışmalarımız var. Burada doğrudan kurumsal ve bireysel müşterilere, tedarik sanayicilere, OEM'lere, 'aftermarket' pazarının üst düzey yöneticilerine yani otomotiv sektöründeki karar vericilere ulaşmak istiyoruz. En önemlisi de Almanya'daki yönetici ve mühendislerle ortak çalışmalar yapmayı hedefliyoruz. Türkler Almanya'da çok önemli görevlerde çalışıyor. Onlara Türkiye otomotiv sektöründeki güncel gelişmeleri, yapılan çalışmaları ve sektörümüzün başarılarını anlatacağız. İlk olarak işe sanal bir konferansla başlayacağız, sonrasında da sanal ortamda bir çalıştay yapacağız. Türk ve Alman otomotiv endüstrisinin ortak menfaatleri için çalışmak istiyoruz. Yani sadece Türkiye'ye değil Almanya'nın da faydasına olacak işler geliştirmeyi hedefliyoruz.''2021, yaraları sarma yılı olacak'TAYSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kemal Yazıcı da 2020 yılında salgının neden olduğu etkilerle küresel otomotiv endüstrisinin yüzde 17 daralarak önceki yıllarla karşılaştırıldığında 15 milyon daha az araç ürettiğini belirtti.Sektör temsilcilerinin 2021'de küresel üretimin yüzde 13'lük artışla 87 milyon adetlere ulaşacağını tahmin ettiğini bildiren Yazıcı, şunları kaydetti:'Dünyanın en büyük araç üreticileri milyonlarca üretim kaybı yaşadılar. Yani genel tabloya bakıldığında OEM'ler salgından yoğun bir şekilde etkilendi diyebiliriz. Avrupa özelinde otomotiv üretimi bir önceki yıla göre yüzde 22 düşüşle 4,8 milyon adet azaldı. Doğal olarak bunun yansımasını bizler de hissettik. Avrupa'da da 2021 yılı sonunda yüzde 15 büyümeyle 19,4 milyon adet araç üretiminin yapılması öngörülüyor. Yani 2021 bugünden bakıldığında 2020 yılının yaralarını sarma yılı olacak gibi duruyor. Ancak, zaman neler gösterir bunu hep birlikte deneyimleyeceğiz.' Otomotiv tedarik sanayicilerinin kasasından geçen yıl yaklaşık 3 milyar TL eksildiğini belirten Yazıcı, 'Tedarikçilerin yeni teknolojilere yatırım yapması gereken bir dönemde 3 milyar TL civarında kayıp yaşaması sektör için önemli bir kayıp oldu. 2021 yılının dünyada olduğu gibi Türkiye’de de toparlanma yılı olmasını bekliyoruz. Bu yıl ülkemizde araç üretiminin yüzde 13 artışla 1,5 milyon adet olacağını öngörürken, toplam otomotiv ihracatının 30 milyar dolar, tedarik sanayi ihracatının ise 10,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz.' açıklamasında bulundu. '2030 yılına gelindiğinde konvansiyonel araçların parçaları yüzde 50 düşecek'Kemal Yazıcı, elektrikli ve hibrit araç teknolojilerinin dünyaya beklenenden daha çabuk yayıldığını belirterek, 'Yeni teknolojiler, otomotiv sektöründe hayatta kalmak istiyorsak mutlaka adapte olmamız ve üzerine çalışmamız gereken bir konu. Elektrikli araçlara gereken teknolojilerin geliştirilmesi için Türkiye'de uygun ortamın yaratılmasına, üye firmaların bu teknolojileri geliştirebilmesi adına gerekli bilgi seviyesi ve altyapıya ulaşmasına destek olmak istiyoruz.' ifadelerini kullandı.Bu kapsamda, geçen günlerde TOGG Üst Yöneticisi Gürcan Karakaş ile tedarikçileri çevrim içi konferans aracılığıyla bir araya getirdiklerini aktaran Yazıcı, karşılıklı fikir alışverişinde bulunduklarını ve teknolojinin Türkiye otomotiv endüstrisine etkilerinin konuşulduğunu bildirdi.Yazıcı, şu değerlendirmelerde bulundu:'2020 yılı başında içten yanmalı motorlu araçların oranını yüzde 85 olarak öngörmüştük. Yani elektrikli ve hibrit araç oranı en fazla yüzde 15 olur diyorduk. Avrupa’da 2020 yılının ilk 9 ayında elektrikli ve hibrit araçların payı yüzde 20'ye kadar çıktı. Yani öngörümüzden daha hızlı bir değişim var. Elektrikli araçların artışına paralel, tedarik sanayi olarak yeni parçaları üretebilir hale hızla gelmeliyiz. 2030 yılına gelindiğinde konvansiyonel araçların parçaları yüzde 50 düşecek. Yani, bundan 10 yıl sonra eğer elektrikli araçlara özgü yeni parçaların üretimine geçemezsek, tedarik sanayinin cirosu yarı yarıya düşecek ve belki firmaların yarısı olmayacak. TAYSAD olarak 2030 yılına kadar gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz bir vizyonumuz var. Otomotiv tedarik sanayini küresel pazarda tasarım, teknoloji ve tedarik gücüyle küresel üretimde ilk 10'a taşımak istiyoruz. Şu anda 14. sıradayız. TAYSAD olarak otomotiv sektörünü küresel üretimde ilk 10'a taşımak adına dört ana öncelik belirledik. Yeni teknolojiler, rekabetçi tedarik sanayi, ihracat artışı ve güçlü dernek başlıkları altında çalışmalarımıza hız verdik.'
Kırsaldaki Kadınlar, Bingöl Balının Markalaşmasına Katkı Sağlayacak
BİNGÖL (AA) - Bingöl Üniversitesi Pilot Üniversite Koordinasyon Merkez (PİKOM) tarafından hazırlanan proje ile kırsalda yaşayan kadınlar Bingöl balının markalaşmasına katkı sunacak.Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Projesi kapsamında PİKOM tarafından hazırlanan 'Çalışkan Arı, Üretken Kadın, Kaliteli Bal Projesi' ile ilk etapta kırsal alanda yaşayan 20 kadına iş olanakları sağlamak amacıyla 40 saat sürecek 'mutfakta temel besin uygulamaları, hijyen ve sanitasyon ile ballı lezzetler geliştirme' eğitimleri verilecek.Bingöl balının yöresel lezzetlerde ve dünya mutfağında kullanılması için de eğitim alacak kadınlara daha sonra arıcılıkta ihtiyaç duyacakları arı kovanı ve arı ile diğer ekipmanlar verilecek.Bingöl Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Üzeyir Kement, gazetecilere yaptığı açıklamada, kadınlara temel besinler ve içeceklerin kullanımı ile ilgili akademik bilgiler verdiklerini söyledi.Hijyen ve sanitasyon konusundaki temel eğitimleri aktardıklarını, uygulama mutfağında temel bazı soslar geliştirdiklerini dile getiren Kement, 'Projemiz kapsamında kadın girişimcilerimizin sadece balla ilgili ticari faaliyetlerde bulunması değil, aynı zamanda yerel ve dünya mutfağında ürünü alternatif şekilde nasıl kullanacağı noktasında da çalışmalar yaptık. Öncelikle yerel mutfak ürünlerini dikkate alarak hareket ettik. Bu yiyecek ve içeceklerin içerisinde balı alternatif şekillerde kullandık.' diye konuştu.'Mutfağın her aşamasında kadının olmasını istiyoruz'Proje yürütücüsü Bingöl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Fatma Esen de temel amacın kırsal kesimde yaşayan kadınlara iş olanakları sağlamak olduğunu belirtti.'Mutfağın her aşamasında ya da bal ile ilgili konuda A'dan Z'ye kadının olmasın istiyoruz.' diyen Esen, Bingöl balının yerel ürünler ve lezzetlerle buluşmasına ve markalaşmasına katkı sağlamayı hedeflediklerini kaydetti.Proje kapsamında 20 kadını istihdam edeceklerini dile getiren Esen, projenin eğitim, üretim, markalaşma ve satış olarak 4 aşamadan oluştuğunu aktardı.Kadınların bir değil birden fazla iş olanağı edinmesini istediklerini belirten Esen, bu nedenle onlara hem mutfak eğitimi hem de aktif arıcı olmalarını sağlayacak eğitimler verdiklerini ifade etti.
Yatırımcılara Altın Fırsatlar - Türkiye'nin Asya Ve Avrupa'ya Açılmasını Sağlayan "Ulaştırma Projeleri" Yatırımcıların İlgisini Çekiyor
ANKARA (AA) - ARİFE YILDIZ ÜNAL - Sadece coğrafi açıdan değil, tarihsel, sosyal, kültürel ve ekonomik avantajlarıyla da yatırımcılara önemli fırsatlar sunan Türkiye, bölge ticaretini daha da hareketlendirecek, turizmi canlandıracak birçok ulaşım ve altyapı yatırımına kapı aralıyor.AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Türkiye'de 2002'den itibaren odaklanılan 'yeni ulaşım ve iletişim çağı' stratejisi, yenilenme ve dönüşüm süreciyle devam ediyor.Bu dönüşüm, ulaşım ve haberleşme alanlarında, bütünsel kalkınma odaklı mobilite, dijitalleşme ve lojistik dinamikleriyle şekillenen, yeni, etkin ve dünyayı bu coğrafyaya entegre etme hedefli projelerle yürütülüyor.Türkiye'nin bütünsel kalkınması için ulaşım ve iletişim alanında çok büyük ve önemli projeler 2003'ten bu yana yapılan 910,3 milyar lira yatırımla hayata geçirildi.Ülkeyi daha ileriye taşımayı hedefleyen ulaşım ve haberleşme sektörü projeleri, başta ekonomi olmak üzere her alandaki gelişmenin ana lokomotifleri olarak 2071 yılına uzanan yolculukta en önemli dinamikler olarak görülüyor. Halihazırdaki ihtiyaçlar, beklentiler ve bunların itici gücü olan hedeflere öncelik verilerek gerçekleştirilen ulaştırma yatırımları, yeni dönüşüm sürecinde açığa çıkmamış ihtiyaçlara yönelik yapılacak.Uluslararası bağlantılar güçlendirilecekSürdürülebilir ulaşım ve iletişim yapısının oluşturulması amacıyla yatırımlara kamu-özel iş birliği (KÖİ) modelleriyle alternatif finansman sağlanması, ulaşım yatırımlarının lojistik koridor oluşturma yaklaşımıyla önceliklendirilmesi ve uluslararası bağlantıların güçlendirilmesi planlanıyor.Demir yolu yük ve yolcu taşımacılığını artırarak, çok modlu ve dengeli ulaşımın desteklenmesi amaçlanıyor.Uluslararası tehditlere karşı Türkiye'nin siber güvenliğinin sağlanması ile fiber iletişim altyapısı ve geniş bant iletişiminin yurt genelinde yaygınlaştırılması öngörülüyor.Tüm bu süreçler, yerli ve yabancı yatırımcılar tarafından yakından takip ediliyor.Yatırımların daha hızlı tamamlanarak vatandaşların hizmetine sunulabilmesi amacıyla özel sektörün dinamizmi harekete geçirildi. Böylece toplam 214,7 milyar liralık KÖİ projesi başlatıldı ve bunlardan yüzde 86'sı tamamlandı. Yapımı devam eden KÖİ projeleriyle 30,3 milyar liralık daha yatırım ülkeye kazandırılacak.Asya ve Avrupa arasında köprü görevi gören Türkiye'nin, coğrafi konumunun sağladığı fırsatların ekonomik ve ticari avantaja dönüşebilmesi için multimodal taşımacılığın sağlanması amacıyla demir yolları limanlara, havaalanlarına bağlanıyor.'Ekonomik kazanımlar' Pekin'den Avrupa'ya ulaşıyorCoğrafi konumun sağladığı avantajların ekonomik ve ticari kazanımlara dönüşebilmesi için başta bilinen adıyla 'Orta Koridor', Pekin'den başlıyor, Hazar Denizi'ni geçip, Türkiye'ye geliyor ve buradan da Avrupa'ya ulaşıyor.Gelecek yıllarda 'Kuzey Hat' olarak belirtilen Çin-Rusya (Sibirya) üzerinden Avrupa'ya gerçekleşen yıllık 5 bin blok trenin yüzde 30’unun geçişinin, Türkiye'ye kaydırılması için çalışmalar sürüyor.Orta Koridor ve Bakü-Tiflis-Kars güzergahından yılda 1500 blok trenin işletilmesi ve Çin-Türkiye hattındaki 12 günlük seyir süresinin 10 güne düşürülmesi hedefleniyor. Bu adımlar da yatırımcıların planlarına yön vermesine katkı sağlayacak.Yerli ve milli imkanlarla 5G çalışmalarıTürkiye'nin coğrafi kısıtlarını aşarak mobil haberleşme altyapısını yaygınlaştırmak için artan yatırımlar kapsamında evrensel hizmet projeleriyle 2 bin 575 yerleşim yerine 4,5G hizmeti götürüldü. Ayrıca bu projelerin yüzde 40'ında yerli baz istasyon ULAK kullanıldı.14 Ar-Ge firmasının ve 3 mobil işletmecinin yer aldığı projede 5G altyapısında ihtiyaç duyulan anteninden çekirdek şebekesine kadar tüm ürünlerin, yerli ve milli imkanlarla geliştirilmesine çalışılıyor.Ro-Ro hatlarıyla ülke ticareti geliştiriliyorDeniz yolu kombine taşımacılığında büyük önem taşıyan ülkeler arası ilişkiler kapsamında bugüne kadar, Azerbaycan, Türkmenistan, Gürcistan, Ukrayna, Özbekistan, Belarus, Kazakistan ve Moldova ile anlaşma imzalandı. Slovenya, İran, Irak, Kırgızistan, Litvanya ve Pakistan içinse süreç devam ediyor.Denizcilikte ülkeler arası ilişkilerin önem arz ettiği konulardan biri olan Ro-Ro hatları kurularak ülke ticaretinin geliştirilmesi için çalışmalar yürütüldü. Bu da söz konusu alana yatırım yapacaklar için fırsatlar sunuyor. Türkiye havacılıkla dünya transit merkezi olacakHavacılığa yapılan yatırımlar ve bu alandaki düzenlemeler sayesinde Türkiye, dünya ortalamasının üzerinde büyüme performansı gösterdi.Türkiye, dünya ve Avrupa havalimanları toplam yolcu sayısı sıralamasında 2018 ve 2019 yıllarında dünyada 10'uncu sırada yer aldı. Avrupa ülkeleri arasında ise 2019'da 5'inci sıraya yerleşti.Havacılık alanında dünyanın transit merkezi olmaya çok müsait olan Türkiye'nin, diğer ülkelerle ilişkilerini güçlendirmek amacıyla 173 ülkeyle Hava Ulaştırma Anlaşması yapıldı.Lojistik merkezler birbirine kesintisiz bağlanıyorAvrupa-Asya ve Afrika kıtaları arasında doğal köprü konumundaki Türkiye'den geçen uluslararası kara yolu koridorlarının uzunluğu yaklaşık 13 bin kilometreyi buluyor.Bu koridorlar için artan transit taşımacılıkla fiziki ve geometrik standartların ve trafik güvenliği seviyesinin yükseltilmesi için çalışmalar artarak devam ediyor.Bu kapsamda önemli lojistik merkezlere, demir yollarına, havalimanlarına ve sınır kapılarına hızlı ve güvenli ulaşımı sağlayacak 20 bin 715 kilometre uzunluğundaki 'Lojistik Karayolu Ağı'nda bölünmüş yol imalatları hızla sürüyor.Kesintisiz trafik akım koşullarının oluşturulmasıyla lojistik merkezler birbirine kesintisiz bağlanıyor. Bu da Türkiye'ye yatırım yapmak isteyenlere kolaylık sağlıyor.Kıtalar arasında mal ve hizmetlerin güvenli ve kesintisiz ulaşımını temin etmek, küresel rekabet endeksinde Türkiye'nin konumunu daha üst sıralara taşıyabilmek için otoyol uzunluğunu artırmaya yönelik çalışmalar devam ediyor. Bu projeler yatırımcıların da ilgisini çekiyor. Kara yolu taşımacılığında 24 ülkeyle serbestleşme gerçekleştirildiAvrupa, Asya ve Afrika'yı kapsayan geniş bir coğrafyada, 70'ten fazla ülkeyle uluslararası taşıma anlaşması, 59 ülkeyle ikili kara yolu taşımacılığı anlaşması, 24 ülkeyle de serbestleştirme gerçekleştirildi.Güvenlik açısından kritik önem arz eden konulardan biri de tehlikeli madde taşımacılığı olarak görülüyor. Buna ilişkin uluslararası sözleşmelere taraf olma süreci tamamlandı.Atılan bu adımlar, ulaştırma ve altyapı alanlarında Türkiye'ye yatırım yapmak isteyenlere mesaj olması bakımından da önem taşıyor.
Reklam