onedio
Lösemili 2 Yaşındaki Kaan, İlik Nakli Bekliyor
İZMİR (AA) - HAYDAR TOPRAKÇI - İzmir'de, lösemi teşhisi konulan 2 yaşındaki Kaan'ın ailesi, çocuklarına uygun kemik iliğinin bulunup nakledileceği günü bekliyor.Kemalpaşa ilçesinde yaşayan Alime ve Ercan Karaca çiftinin çocukları Kaan, 2 yıl önce dünyaya geldi. Geçen aralıkta aniden rahatsızlanan minik Kaan'a, Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesinde Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) teşhisi konuldu.Kaan için kemik iliği nakli kararı veren doktorlar, küçük çocuğu da hastanede tedavi altına aldı.Baba Ercan Karaca, AA muhabirine, oğlunun hastalığı nedeniyle zor günler geçirdiklerini söyledi. Oğlunun tedavi olup sağlığına kavuşmasını çok istediğini dile getiren baba Karaca, şöyle konuştu:'Doktorlar, oğlumun kemik iliği nakli olması gerektiğini söyledi. Yurt içi aramalarında şu ana kadar uyumlu kemik iliği bulunamadığını öğrendik. Kök hücre bağışı yapılması adına sosyal medya aracılığıyla bir kampanya düzenlemek istedik. Hem kemik iliği hem kök hücre hem de kan bağışı konusunda vatandaşların Türk Kızılaya giderek bağışçı olmalarını rica ediyoruz. Benim tek istediğim vatandaşların kök hücre bağışçısı olması. Bu konuya biraz daha özen gösterilmesini, dikkat çekilmesini istiyorum.' Anne Alime Karaca ise oğlunun kemoterapi tedavisinin sürdüğünü, çok fazla zaman geçmeden ilik nakli olması gerektiğini ifade etti. Lösemi hastası çocuklar adına geniş kapsamlı kampanya başlatmak istediklerini vurgulayan Karaca, 'Kampanya sadece benim çocuğum için değil. Lösemi her geçen gün artan bir hastalık maalesef. Bu herkesin başına gelebilir. Bütün canlar adına konuşuyorum. Bir kişi neden bir başkasına can olmasın? İnsanlardan sadece 3 tüp kanla kök hücre bağışçısı olabilir.' ifadelerini kullandı.Memleketleri Manisa'nın Sarıgöl ilçesinde Türk Kızılay ile birlikte kan ve kök hücre nakli kampanyası düzenlediklerini hatırlatan anne Karaca, bu süreçte İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger'in de kendilerine destek verdiğini sözlerine ekledi.Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi yetkilileri ise Kaan'ın tedavisinin devam ettiğini, kemik iliği nakli için ailesinden uygun donör bulunamadığını ancak TÜRKKÖK vasıtasıyla yurt içi ve dışı taramaların sürdüğünü ifade etti.
Milli Eğitim Bakanı Selçuk Yüz Yüze Eğitimin Detaylarını Açıkladı:
ANKARA (AA) - Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 'Köylerimizde salgının hiç olmadığı ya da düşük seyrettiği görüldüğünden çocuklarımızın eğitiminin salgına bağlı olarak daha fazla aksamaması için köy okullarımızı tüm kademelerde 15 Şubat'ta yüz yüze ve tam zamanlı olarak açıyoruz.' dedi. Selçuk, Bakanlık'ta düzenlenen bilgilendirme toplantısında yüz yüze eğitime ilişkin detayları açıkladı.Tüm çaba ve gayretlerinin çocukları okullarıyla sağlıkla ve güvenle buluşturmak olduğunu belirten Selçuk, bundan dolayı her gün ve bazen günde birkaç kez dünyadaki ve Türkiye'deki bilimsel verileri ve raporları gözden geçirdiklerini söyledi.Selçuk, büyük bir ekibin verilerin akışını uygulamalarla ilişkilendirip, il il ayrıntılı verileri takip ettiklerini anlatarak Bilim Kurulu'nun ortaya koyduğu görüşlerin dikkatle değerlendirilip fiziksel ve ruhsal sağlık, psikososyal ve akademik ölçme değerlendirme verilerinin karşılaştırmalı olarak dikkate alındığını aktardı.'Salgının seyrine bağlı olarak bazı köylerde uzaktan eğitim önerebilecek'Türkiye'nin salgın tedbirleri açısından eğitim alanındaki uygulamalarıyla veriye dayalı bir şekilde dünyada örnek gösterilen ülkeler arasında olduğunu ifade eden Selçuk, uzaktan eğitime başlanılan 23 Mart 2020 tarihinden bugüne kadar televizyon kanallarında yayımlanan 10 bin ders videosu ve on milyonlarca saatlik canlı dersle olağanüstü bir performans sergilediklerini kaydetti.Selçuk, tüm öğretmen, eğitim çalışanları ve bu süreçte sabırla destek veren velilere şükranlarını sunarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün Kabine Toplantısı'nın ardından ikinci dönem itibarıyla uzaktan eğitimden yüz yüze eğitime geçişle ilgili süreci ana hatlarıyla paylaştığını hatırlattı.Daha önce de eğitim öğretim takviminde belirtildiği gibi 15 Şubat Pazartesi günü ikinci yarı yıla başlanılacağını anımsatan Selçuk, 'Köylerimizde salgının hiç olmadığı ya da düşük seyrettiği görüldüğünden çocuklarımızın eğitiminin salgına bağlı olarak daha fazla aksamaması için köy okullarımızı tüm kademelerde yüz yüze ve tam zamanlı olarak açıyoruz. Elbette salgının seyrine bağlı olarak il hıfzıssıhha kurulları bazı köylerimizde uzaktan eğitimi önerebilecektir.' diye konuştu.'Özel gereksinimli öğrencilerimiz için de özel eğitim okullarımız ve sınıflarımız eğitim vermeye başlayacak'Selçuk, okul öncesi eğitime verdikleri öneme değinip, bunun eğitimin başlangıcı olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:'Bu sebeple çocuklarımın güçlü bir başlangıç yapmaları ve daha da gecikmemeleri için 15 Şubat'ta tüm bağımsız anaokullarımızı da tam zamanlı açma kararı verdik. 1 Mart Pazartesi günü ilkokullarımızın tüm sınıf düzeyleriyle açılması kararını aldık. İlkokul öğrencilerimiz eğitimlerine yine seyreltilmiş şekilde haftanın iki günü devam edecekler. Aynı tarihten itibaren özel gereksinimli öğrencilerimiz için de özel eğitim okullarımız ve sınıflarımız eğitim vermeye başlayacaklar.1 Mart tarihinde okullarımız, sınav döneminde olan 8. ve 12. sınıf öğrencilerimiz için de kapılarını açacak. Onların verimli bir şekilde sınavlara hazırlık yapmaları ve öğretmenleri ile birebir çalışmaları çok önemli. Bu nedenle öğrencilerimiz eğitimlerine 1 Mart'ta tam zamanlı olarak başlayacak ve Bilim Kurulu'nun öngördüğü şartlar çerçevesinde sınıflarda yerlerini alacaklar. Ayrıca, halihazırda devam etmekte olan Destekleme Yetiştirme Kurslarına bu öğrencilerimizin daha rahat ulaşabilmeleri için sokağa çıkma kısıtlaması olan gün ve saatlerde öğrencilerimiz özel izinli sayılacaklardır.''Lise öğrencilerinin birinci dönemden kalan sınavları mart içerisinde planlanacak'Lise öğrencilerinin birinci dönemden kalan sınavlarının mart içerisinde planlanarak yüz yüze gerçekleştirileceğini ve bu sınavların kapsamının 1 Kasım 2020'ye kadar geldikleri ders konularını içerdiğini bildiren Selçuk, sözlerine şöyle devam etti:'Öğrencilerimizin okullarımızda yüz yüze eğitime katılımları elbette geçen dönemde olduğu gibi yine velilerimizin kararına bağlı olacaktır. Çocuklarını yüz yüze eğitime göndermek istemeyen velilerimizin, durumlarını yazılı olarak bulundukları okullara beyan etmelerini rica ediyoruz. Bu durumda çocuklarımız devamsız sayılmayacak, uzaktan eğitime devam edecek ve müfredattan da sorumlu olacaklar.Hepinizin bildiği gibi öğretmenlerimiz Kovid-19 aşısının uygulama sıralamasında öncelikli gruba alınmıştı. Süreci hızlandırmak adına, yüz yüze eğitime başlayan öğretmenlerimiz için şubat ayı içerisinde aşı uygulamasının yapılması planlanmaktadır. Sağlık Bakanlığımızın da tespitleri doğrultusunda özellikle bazı illerimizde salgınla ilgili vaka sayılarının çok düşük seviyelerde olduğu görüyoruz. Önümüzdeki süreçte salgının da seyrine bağlı olarak il hıfzıssıhha kurullarının ve valiliklerin kararı doğrultusunda farklı sınıf düzeyleri ve okul kademelerinde de il bazlı olarak yüz yüze eğitime başlanmasıyla ilgili kararlar alınabilecektir.''Uzaktan eğitim sürecinde okulların temizliğini standartlara göre belgelendirme işlemleri yapıldı'Selçuk, uzaktan eğitimin devam ettiği süreçte okulların temizliğini standartlara göre belgelendirme işlemlerini çok hızlı bir şekilde yapıldığını ve eksiği olan okullarda önlemlerin de alındığına işaret ederek şu bilgileri verdi:'Biz, Bakanlık olarak çocuklarımızın, öğretmenleri ve akranlarıyla yüz yüze eğitim alamamasından kaynaklı eğitim eksikliklerinin farkındayız ve yakın takibindeyiz. Bu bağlamda öğrenme kayıplarının giderilmesi için kapsamlı bir program başlatıyoruz. Bu konudaki hazırlıklarımızı ve destek kaynaklarımızı önümüzdeki günlerde öğrencilerimiz ve öğretmenlerimizle paylaşacağız.Alınan kararın başarıya ulaşabilmesi ve öğrencilerimizin tamamının yüz yüze eğitime başlayabilmesi ancak ve ancak hijyen kurallarına uyulmasına, maske ve mesafe hassasiyetiyle salgının seyrindeki düşüşe bağlı. Taktığınız her maske, koruduğunuz her mesafe ve uyguladığınız her temizlik kuralı ülkemizin geleceği için çocuklarımızın eğitimi için bir nefes oluyor. Hepinize teşekkür ediyor, dikkat ve özeninizi rica ediyorum.'
Grafikli - Mutasyonlu Kovid-19 Virüsünden Korunmada Doğru Maske Kullanımı Ve Mesafenin Önemi Arttı
ANKARA (AA) - YEŞİM SERT KARAASLAN - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelede, yayılım hızı daha yüksek mutasyonlu virüsün görülmesiyle, bireysel ve toplumsal korunmada doğru maske kullanımının ve toplum içinde fiziksel mesafenin korunmasının öneminin daha da arttığı belirtildi. Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgının tüm dünyada etkisini göstermeye devam ettiğini, hatta İngiltere başta olmak üzere bazı ülkelerde hastalığın tekrar yükseliş eğilimine girdiğini söyledi.Özlü, alınan tedbirlerle yeni vaka, ağır hasta ve vefat sayılarında önemli bir düşüş yakalandıktan sonra tedbirlerin gevşetilmesi, kurallara uyumsuzluk ve mutasyona uğrayan virüsün kendini göstermesiyle hastalık seyrinin değişiklik göstermeye başladığını vurguladı.Yüzde 40-70 oranında daha hızlı yayılan mutasyonlu virüsün ilk olarak İngiltere'de, daha sonra Brezilya ve Güney Afrika'da ortaya çıktığını anımsatan Özlü, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın mutasyon tehdidine karşı dikkatli olunması gerektiği yönündeki uyarısını hatırlattı.Avrupa ülkelerinde görülen vaka artışlarının nedenlerinden birinin mutasyonlu varyant olduğunu anlatan Özlü, son verilere göre Türkiye'de mutasyonlu virüs tespit edilen kişi sayısının 128'e yükseldiğini ve 17 şehirde İngiltere varyantının görüldüğünü aktardı. 'Mutasyonlu virüs daha kolay bulaşıyor ve hızlı yayılıyor. Bu durum, havada asılı damlacık çekirdekleri yoluyla bulaşma olasılığının artması şeklinde değerlendiriliyor.' bilgisini veren Özlü, bulaş hızı yüksek olduğu için hastalıktan korunmak için çok daha dikkatli olunması gerektiğine işaret etti.'Toplumda hala maske kullanımına ilişkin sorunlar yaşanıyor'Prof. Dr. Özlü, hava yoluyla bulaşmadan korunmak için kapalı alanlarda ve kalabalık mekanlarda bulunulmaması ve herkesin mutlaka maske kullanması gerektiğini vurguladı.Virüsün, bir yıldan daha fazla süredir insan hayatını tehdit ettiğini ve riskin sürdüğünü ifade eden Özlü, toplumda hala maske kullanımına ilişkin sorunlar yaşandığını, bu durumun da halk sağlığının riske girmesine neden olduğunu aktardı.Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, hastalıktan korunmak için maskenin doğru kullanılması gerektiğini dile getirerek, şu önerilerde bulundu:'Toplumda maske kullanımında sorunlar var. Maske yüze oturmalı, burun kemeri üzerindeki teli kullanarak yüze göre ayarlanmalı. Maskenin kenarlarından hava giriş çıkışı olmamalı. Maske standartlara uygun 3 katlı ve orta katının filtre özelliği olmalı. Islanınca çıkarılıp yenisi takılmalı. Tekrar kullanılmamalı. Kullanılmış maskeler orta yerlere bırakılmamalı. Maskenin ön yüzüne elle asla dokunulmamalı. Kapalı, kalabalık ve uzun süre kalınacak ortamlarda çift katlı maske kullanılmalı. Kapalı, kalabalık ortamlarda sizin maske takmanız yeterince korumadığı için, ortamdaki herkes usulüne uygun şekilde maske takmalı. Öksürme hapşırma sırasında maskeye rağmen saçılan damlacık sayısı fazla olabildiğinden maskeli de olunsa fiziksel mesafenin korunmasına çok dikkat edilmeli.'Maske doğru kullanılmadığında sağlığı korumadığının altını çizen Özlü, 'Maske kullanmak önemli, ancak maskeyi usulüne uygun şekilde kullanmak şart. Yoksa maskem var zannedip güvende hissedilerek virüs kapılabilir ve başkalarına bulaştırılabilir. Virüsteki mutasyon bu hususları çok daha önemli hale getirdi.' uyarısını yaptı.Özlü, yayılım hızı yüksek mutasyonlu virüsün görülmesiyle birlikte kapalı ortak mekanların havalandırılmasının da çok daha önem kazandığına dikkati çekerek, 'Kapı ve pencereler karşılıklı açık tutulmalı. Soğuk girecek endişesiyle pencerenin kapatılmasından kaçınılmalı.' diye konuştu. Özellikle kalabalık, ortak kullanılan ortamlardan uzak durulması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Tevfik Özlü, 'Bu mekanlarda maske usulüne uygun şekilde takılmalı ve etrafındakilerin de maskeli olduklarından emin olunmalı. Maskeli olunsa da diğer kişilerle aradaki fiziksel mesafe korunmalı. El hijyenine özen gösterilmeli.' şeklinde konuştu.Bilimin tüm gayretiyle ilaç çalışmalarını yürüttüğünü ancak şu an için ispatlanmış bir ilaç olmadığını, geliştirilen aşılarla toplumsal bağışıklamanın yapılmaya başlandığını dile getiren Özlü, dünyada hastalık riskinin azaltılabilmesi için küresel anlamda aşılama gerektiğini dile getirdi.Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, aşılanan kişiler için de tedbir kurallarının geçerli olduğunu hatırlatarak, 'Sağlımız için en büyük silah bireysel ve toplumsal korunmadır. Virüsten korunmak için maske-mesafe-hijyen-kalabalık ortamlardan kaçınma ile birlikte aşılama esastır.' ifadelerini kullandı.
İstanbul'da Düzenlenen Operasyonda 71 Parça Tarihi Eser Ele Geçirildi
İSTANBUL (AA) - Beşiktaş'ta antikacı olarak faaliyet gösteren üç ayrı adrese düzenlenen operasyonda 71 parça tarihi eser ele geçirildi. İstanbul Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yurdun yer altı ve yer üstü tarihi zenginliklerinin, ülkenin sınırlarında daha önce kurulan uygarlıklara ait kültürel varlıkların yurt dışında rağbet görmesi nedeniyle kaçak tarihi eser toplayan ve satanlara yönelik çalışma başlattı.Bu kapsamda Beşiktaş'ta antikacı olarak faaliyet gösteren 2 iş yeri ile bir eve dün baskın düzenledi.Operasyonda, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait taşınmaz mimari eserlerden söküldüğü değerlendirilen 71 parça çeşitli form ve biçimlerde kültür varlıkları ele geçirildi.Adreslerde bulunan 2 şüpheli gözaltına alındı. Haklarında 'Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa Muhalefet' suçundan adli işlem başlatılan şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.Operasyonda ele geçirilen taşınmaz kültür varlıklarının, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzeleri Müdürlüğü ve İstanbul Arkeoloji Müzesine teslim edileceği öğrenildi.
Fedakar Kadın, Hayatını Engelli Eşine Adadı
ANTALYA (AA) - SERVET TÜMER - Raziye Alice, üç yıl önce geçirdiği trafik kazası sonrası yatağa bağımlı hale gelen eşi Ali İhsan'ın tüm ihtiyaçlarıyla gece gündüz ilgileniyor.Serik ilçesinde yaşayan 37 yaşındaki Raziye ile aynı yaştaki Ali İhsan Alice 18 yıl önce birbirlerini sevince kaçarak evlendi.Evliliklerini şimdi 12-16 yaş aralığındaki 3 çocukla taçlandıran çiftin mutluluklarına, Ali İhsan Alice'nin 24 Şubat 2018'de çalıştığı akaryakıt istasyonunda motosikletiyle evine giderken geçirdiği trafik kazası gölge düşürdü.Uzun süren tedavinin ardından taburcu edilen ancak yatağa bağımlı hale gelen Alice ile çocuklarının da desteğiyle eşi Raziye ilgilenmeye başladı.Sadece başını oynatabilen ve konuşamayan Alice'ye eşi Raziye bebek gibi bakıyor.Ali İhsan Alice'nin yeme, içme, giyinme gibi tüm ihtiyaçlarını karşılayan fedakar kadın, hayatını adadığı eşine gözü gibi bakıyor.'Tek duam eşimin iyileşmesi'Alice, AA muhabirine, hiç konuşamayan eşinin söylenenlere bazen başını sallayarak cevap vermeye çalıştığını söyledi. Ali İhsan'a bakmak için işten ayrıldığını ifade eden Alice, devletten aldığı yardımlar ve yakınlarının desteğiyle geçimlerini sağladıklarını dile getirdi. Alice, eşiyle gece gündüz ilgilendiğini, günde birkaç saat uyuyabildiğini belirterek, şöyle konuştu: 'Tek duam eşimin iyileşmesi ancak doktorların söylediğine göre böyle bir ihtimal yok. Son zamanlarda bize gülüyor, yeri gelince ağlıyor. Akşama kadar bir yere gitsem, geldiğim zaman hemen seviniyor. Maddi olarak sıkıntılarımız var ancak eşimin engelli kalması beni daha çok üzüyor. Onu hiçbir zaman yalnız bırakmadım. Hep yanında oldum. Onun eli, kolu her şeyi oldum. Tüm ihtiyaçlarını severek yerine getiriyorum. Evlenirken birbirimize söz verdiğimiz gibi iyi günde de kötü günde de birlikteyiz. O mutlu olduğunda biz ondan daha çok seviniyoruz. O iyi olduğunda bizim de moralimiz yüksek oluyor. Eşim bizim mutluluğumuz oldu.'Ömrü yettiğince eşine bakmaya devam edeceğini vurgulayan Alice, eşinin mutluluğu için elinden geleni yapacağını kaydetti.
Kocaeli Merkezli 6 İlde Fetö'nün Tsk Yapılanmasına Yönelik Operasyon
KOCAELİ (AA) - Kocaeli merkezli 6 ilde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nin (FETÖ/PDY) Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) yapılanmasına yönelik operasyonda 8 zanlı gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğünce FETÖ/PDY'nin TSK içerisindeki yapılanmasının deşifre edilmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında 6 ilde operasyon düzenlendi.Operasyonda 4'ü aktif jandarma personeli olmak üzere 8 şüpheli yakalandı. Zanlıların emniyetteki işlemleri sürüyor.
Reklam
Uzmanından "Yapay Zeka Gelecekte Salgınlarla Savaşta Önemli Olacak" Değerlendirmesi
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammed Fatih Önsüz, yapay zekanın gelecekte salgınlara karşı savaşta önemli bir teknoloji haline geleceğini belirtti. Önsüz, yaptığı yazılı açıklamada, ESOGÜ araştırma görevlileri Dr. Feyza Nehir Öznur Muz ve Dr. Ali Kılınç ile 'Kovid-19 Pandemisinde Yapay Zekanın Kullanımı' adlı makale yazdıklarını aktararak, yapay zekanın öngörüsü yüksek, temel sağlık hizmetlerini destekleyici politikalar yürütülmesine olanak sağlayabileceğini ifade etti.Yapay zeka ve robotların sağlık sisteminin bir parçası haline geldiğine dikkati çeken Önsüz, yapay zekanın hava kirliliği epidemiyolojisi, su mikrop tespiti, yaşlı bakımı izleme gibi çok geniş yelpazede kullanım olanağı bulunduğunu kaydetti. Özellikle ilaç geliştirme sanayisinde yapay zeka sayesinde gelişme ve keşifleri takip etmenin işlem süreçlerini kolaylaştırdığını aktaran Önsüz, şu değerlendirmelerde bulundu: 'Yapay zeka Kovid-19'a karşı erken uyarı sistemi, izleme ve tahmin, veri kontrol panelleri, tanı ve prognoz, tedaviler ve sosyal hayat kontrolünde kullanılabilir. Tabii veri gizliliğini koruma ile halk sağlığını gözetme arasında dikkatli bir denge kurulması gerekiyor. Makalemizde de kimlerin bulaşıcı olduğuna dair toplanan verilerin temaslı takibini kolaylaştırdığına ve yapay zekayı olumlu yönde geliştirmenin önemine dikkati çektik.Yapay zeka salgın esnasında hızla artan vaka sayısı sebebiyle sağlık çalışanlarının artan iş yükünü azaltmak için de kullanılabilir. Veri analizleri sayesinde bilgiler güncel tutulabilir. Yoğun enfeksiyon bölgeleri taranarak hastane doluluk, yatak ve sağlık çalışan sayısına olan ihtiyacı tahmin ederek olası krizleri çözmede kullanılabilir.Yapay zeka gelecekte sağlık yönetiminde hayatımızı kolaylaştırarak, tüm salgınlara karşı savaşmak için önemli bir teknoloji haline gelecektir. Birçok hastalıkla mücadelede sosyal ve ekonomik zararları minimumda tutan, öngörüsü yüksek, temel sağlık hizmetlerini destekleyici politikalar yürütülmesine de olanak sağlayacaktır.'
Kovid-19 Hastaları Yaşadıklarını Anlatıyor - "Nefes Alamıyorum, Diye Çığlık Atıyordum"
SAMSUN (AA) - VEYSEL ALTUN - Yakalandığı yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) yenen Samsun Gençlik ve Spor İl Müdürü İsmail Hakkı Kasapoğlu, hastalık süresince yaşadıklarını anlattı. Halsizlik, ayakta duramama ve güç kaybı belirtileri üzerine yaptırdığı Kovid-19 testi pozitif çıkan Kasapoğlu, bir süre evde tedavi gördü.Sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine hastaneye kaldırılan Kasapoğlu, burada 12 günü yoğun bakımda olmak üzere 17 gün tedavi gördü.İyileşmesinin ardından hastaneden taburcu edilen Kasapoğlu, evde de bir süre daha dinlendikten sonra sağlığına kavuştu.Kasapoğlu, AA muhabirine, Kovid-19 testinin pozitif çıkması üzerine evde kendini karantinaya aldığını ve verilen ilaçları kullanmaya başladığını söyledi.Önceleri kendini iyi hissettiğini dile getiren Kasapoğlu, 'Hastalığı geçirdiğimi düşünüyordum. Bazı semptomlar geçtiği için, beslenmeme dikkat ettiğimden ve bünyeme güvendiğimden tomografiye gitmedim ama yedinci gün akşamı bir rahatsızlık hissettim.' dedi. Gittiği hastanede çekilen tomografide çok ciddi hastalık emaresi görülmediği için tedavisine yine evinde devam ettiğini anlatan Kasapoğlu, şöyle devam etti:'O günün sabahı abdest almaya kalktım, alamadım, namazımı kılamadım. Gücüm tamamen gitti. Eşim Ayşe hanım ağabeyimi aradı. Ambulans çağırdık fakat evden ambulansa dahi gidemedim. Bir şekilde beni sedye ile ambulansa götürüp acil servise yetiştirdiler. 'Nefes alamıyorum.' diye çığlık atıyordum. Oksijen tüpüne bağladıklarında rahat nefes almaya başladım. Kovid-19 ile en ciddi yüzleşmem burada başladı.''Gözüm bir anlığına dalsa uyanamayacağım endişesine kapıldım'Bu dönemde bilinç kaybı yaşadığını, gördüklerine anlam veremediğini belirten Kasapoğlu, 'Kabuslar görmeye başladım. Oksijen tüpü olmadığında nefes alamayacağımı düşünüyordum. Devamında yedi gün uyuyamadım. Gözüm bir anlığına dalsa uyanamayacağım gibi endişelere kapıldım. Dünya ziynet dolu olsa, nefesi seçer diğerini atarsın.' ifadesini kullandı.Kasapoğlu, hareket etmekte çok zorlandığını vurgulayarak, 'Hareket etmemek için yemek yemekten dahi çekiniyordum neredeyse. Parmağımı kaldırsam, on ton yük taşımışım gibi ağır geliyordu. Yemek istemiyorsun, içmek istemiyorsun, lavaboya çıkamıyorsun.' diye konuştu.Kovid-19'un, ne ile karşı karşıya olunduğu tam olarak bilinmediğinden psikolojik çöküntü yaşattığına işaret eden Kasapoğlu, 'Bir dostun, arkadaşın ismini duyduğumda ağlamaya başlıyordum. Eşim beni çok iyi analiz ettiği için en ufak bir şey olduğunda beni o duygusal çöküntü içinden çıkarttı. Bu süreçte tedavi olduğum hastanenin Genel Müdürü Dr. Hakan Özcan'a, Dr. Şevket Özkaya'ya, Dr. Adem Dirican'a, personele ve özellikle eşim Ayşe hanım ile arayan tüm dostlarıma şükranlarımı sunuyorum.' dedi. 'Bana gelse ayakta atlatırım' diyordum ama en zor anını gördüm'Kasapoğlu, koronavirüsün kesinlikle basite almaması gerektiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:'Ben, 'Bana gelse ayakta atlatırım.' diyordum ama en zor anını gördüm. Lütfen herkes dikkate alsın. Temizlik, mesafe, maske şiddetle önemli. Sağlık Bakanlığımızın tavsiyelerine herkes uysun, önerilen koruyucu ilaçlar çok önemli. Lütfen aşıyı herkes olsun. Herkes tedbirlere uysun ve kimse, kimseye bulaştırma vebaline girmesin. Bana da birinden bulaştı mutlaka, art niyetli olmasa da. Ben de bir başkasına sebep olurum diye o kadar korkuyorum ki. Benim çektiğim ızdırabı bulaştırdığım kişi de çekerse ne olur. Vefatına neden olursam ne olur. Hiç kimseyi Rabbim koronavirüs illetiyle sınayıp ağır bir imtihana tabi tutmasın.'
Reklam
Bacağı Kangren Olan Çocuk, 7 Ameliyatın Ardından Yürümeye Başladı
İZMİR (AA) - MUSTAFA GÜNGÖR - İzmir'de, balkondan düştükten sonra bacağında kırığa bağlı kangren oluşan 2 yaşındaki Suriyeli Nehle Faysal, geçirdiği 7 ameliyatın ardından yürümeye başladı.Ülkesindeki iç savaştan kaçarak ailesiyle İzmir'e gelen Halepli Mohammed Faysal'ın 2 yaşındaki kızı Nehle Faysal, geçen ağustosta, Karabağlar ilçesindeki evlerinin balkonundan düştü. Ailesi tarafından hastaneye kaldırılan küçük kızın bacağında kırık olduğu tespit edildi. Tedavi sürecinde sol bacağı alçıya alınan Nehle'nin bir hafta sonra yapılan kontrollerinde ayağında kangren oluştuğu fark edildi.Bacağın kesilme ihtimalinin ortaya çıkması üzerine aile bu kez çocuklarını Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürdü.Burada 3 ay yatan ve geçirdiği 5 ameliyatın ardından taburcu edilen Nehle'nin yürüme konusundaki sorunları devam etti. Suriyeli baba, kızı için bu kez özel bir hastaneye başvurdu. Ameliyat için gerekli 35 bin lirayı bir yakınından borç alan Faysal, ikinci operasyonun masrafını bulmaya çalıştığı süreçte Deniz Feneri Derneği Ege Bölge Temsilciliği yetkilileri, durumdan haberdar oldu.Dernek, 2 yaşındaki Nehle'nin yeniden yürümesi için gerekli 40 bin lirayı karşıladı. Geçen ağustostan bu yana 7 ameliyat geçiren Nehle, tedavisinin ardından şimdi yeniden yürüyebiliyor. Baba Faysal, AA muhabirine, ülkesindeki savaştan kaçıp önce Mersin'e, 2 yıl önce de İzmir'e geldiklerini belirtti.İzmir'de tekstil sektöründe çalıştığını anlatan Faysal, 'Türkiye'de 2 çocuğum dünyaya geldi. Büyük kızım balkondan düşüp bacağını kırdı. Doktora götürdük alçıya aldılar. Bir süre sonra kızımın bacağının kangren olduğunu gördük.' diye konuştu. Doktorların bacağın kesilmesi gerektiğini söyleyince çok üzüldüklerini dile getiren Faysal, 'Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 3 ay kaldık. Kızım burada 5 ayrı ameliyat oldu. Sonrasında tedavimize özel bir hastanede devam ettik. Son ameliyatın masraflarını Deniz Feneri Derneği karşıladı. Kendilerine de teşekkür ediyoruz. Şimdi kızım 7 ameliyatın ardından yürümeye başladı.' diye konuştu.
2021 Sözleşmeli Öğretmenlik Başvuruları Ne Zaman? MEB Atama Takvimi Açıklandı Mı?
Her yıl olduğu gibi bu yıl da sözleşmeli öğretmenlik atamaları MEB'in belirlediği takvim doğrultusunda gerçekleşecek. Binlerce kişi öğretmen atama takviminin belli olmasını bekliyor. Öğretmen adaylarının göz kulağı MEB'de. MEB'den yapılacak açıklamayla birlikte branş dağılımı ve atama sayısı netleşmiş olacak. Peki, sözleşmeli öğretmenlik başvuruları ne zaman başlayacak, MEB atama takvimi açıklandı mı? İşte merak edilen tüm detaylar...
Sivas'ın İlk Jeotermal Serasında Ürünler Baş Gösterdi
SİVAS (AA) - HALİFE YALÇINKAYA - Sivas'ta Sıcak Çermik'in termal suyuyla ısıtılan ve soğuğuyla bilinen kentin ilk jeotermal serasında dikilen fideler domateslerini dökmeye başladı. Şehir merkezine 24 kilometre mesafede bulunan, Sıcak Çermik Termal Turizm Bölgesi'ne kurulan jeotermal serada hasat hazırlıklarına başlandı. Eski Sivas Belediye Başkanı ve iş insanı Sami Aydın, AA muhabirine, Sivas'ta yapılan ilk jeotermal sera projesini hayata geçirdikleri için mutlu olduklarını söyledi.Sivas'ın iklim şartları bakımından kışların en ağır geçtiği, gündüz ve gece sıcaklık farkın çok olduğu iller arasında yer aldığını belirten Aydın, kentin dezavantajlarının yanı sıra avantajlarının da bulunduğunu dile getirdi. Sivas Sıcak Çermik termal suyunu kullanarak sera projesini hayata geçirdiklerini anlatan Aydın, 'Sivas'ta yeni bir sektörün başlamasına vesile olacağını, istihdama katkı sunacağını ve dünyada tarım alanında, gıda alanında yaşanan ve gelecekte daha fazla yaşanması muhtemel olan sorunlara bir nebze olsun katkı sunabileceğimizi gördük.' dedi. Aydın, seranın 60 dönüm alan üzerine kurulduğunu, yaklaşık 35 gün önce ilk fidelerin dikildiğini ve sorunsuz bir şekilde sürecin işlediğini aktardı. Mart ayında ürün almayı hedeflediklerini belirten Aydın, şunları kaydetti:'Buradaki başarılı neticemizin diğer yatırımcılar için de bir örnek teşkil edeceğini, bunun gibi burada farklı seraların önümüzdeki süreçte artacağını umut ediyoruz. İstiyoruz ki Sivas bu anlamda bir marka olsun. Bugüne kadar araştırmalarımız ve gelinen sonuç itibarıyla da Sivas'ta standardı yüksek, tercih edilen, kaliteli sera ürünleri elde edeceğimiz kanaatindeyiz. İnşallah her şey umduğumuz gibi olur ve ülkemize, Sivas'ımıza bu anlamda biz de bir katkı sunmuş oluruz.'Aydın, kurdukları seranın Avrupa ve dünya standartlarında olduğunu, otomasyon, ısıtma sistemi ve oluşturulan ekipmanların bu standartlara göre planlandığını belirtti. Seradaki ürünlerin belirli bir seviyeye gelmesinin hedeflerinde ilerlediklerinin göstergesi olduğunu ifade eden Aydın, şöyle devam etti:'Bu standartlarda ürettiğimiz ürünün pazar problemi olacağını düşünmüyoruz. Avrupa veya dünyanın değişik yerlerine kolaylıkla ürünlerimizi pazarlayacağımız kanaatindeyiz. Elbette talebe göre yurt içi satışlarımız olacaktır. Sivas'ın termal suyu sadece turizm amaçlı kullanılıyordu, elbette turizm de çok önemli. Ama turizm dışında da bu suyun kullanılmasının doğru olacağını düşündük. Aynı zamanda burada suyun kendisini kullanmıyoruz. Eşanjör sistemiyle suyun yaklaşık 4-5 derece ısısını kullanıyoruz. Aslında bizim burada kullandığımız su daha sonra turizmde ve diğer alanlarda da rahatlıkla kullanılabilir. Yani bir su israfı söz konusu değil. O yüzden bu sektörün burada gelişmesi turizmde ihtiyaç duyulan suya hiçbir zarar vermeyecektir, yani suyu birkaç sektörde kullanma imkanımız olacaktır. Tabii ki bizim hedeflerimizden biri de oydu. Sivas'ta yıllardan beri var olan su boşa akıyordu. Bu enerjiyi biz en azından soğuk iklim şartlarında ısınmamız için kullanabileceğimizi öngördük. Bu sene de Sivas'ta özellikle bu bölgede eksi 25'lere kadar çıkan soğuklarımız oldu. Ona rağmen Allah'a çok şükür hiçbir sorun yaşamadık. Fizibilitemiz, yapmış olduğumuz çalışmalar çok doğru.'2 bin ton rekolte bekleniyorAydın, projenin yaklaşık 40 milyon lira tutarında olduğunu, dünya standartlarında bir sistem kurmaya çalıştıklarını ve bu yıl 2 bin ton rekolte elde etmeyi hedeflediklerini söyledi. Proje çerçevesinde ilk domates ekimini yaptıklarını ve bunun bir başlangıç olduğunu dile getiren Aydın, 'Burada alacağımız neticeler inşallah bu yıl içerisinde ortaya çıkmış olacak. Ondan sonraki süreçte imkanlarımız ölçüsünde arzu ettiğimiz sonuçları da alırsak bunu daha da genişletmek, çeşitliliği daha da artırmak hedeflerimizden bir tanesi.' diye konuştu.
Reklam
Yemen'de Görme Engelli "Barış Elçisi" Azmiyle Çevresine İlham Kaynağı Oldu
ADEN (AA) - ŞÜKRİ HÜSEYİN - Yemen hükümetinin görme engelli 'barış elçisi' Şakir Berhame azmi ve hayat hikayesiyle çevresine ilham veriyor.Yemen'in güneydoğusundaki Şebve vilayetinde yaşayan 37 yaşındaki Berhame, kişisel engellerin ve toplumsal ön yargıların aşılmasında örnek oluyor.Genç yaşta görme yetisini kaybeden Şebve'deki Engelliler Refah ve Rehabilitasyon Fonu Müdürü Berhame, Aden'de sivil toplum kuruluşları tarafından barış elçisi seçilerek engelleri aştığını gösterdi.Berhame, birçok zorluk karşısında yaşama ve öğrenme azmiyle birlikte yakaladığı başarıları AA muhabirine anlattı. Eğitimde karşılaştığı zorluklarEğitim hayatında yaşadığı zorluklardan söz eden Berhame, 'Çocukluk döneminde yazıları iyi görememem ve okulun 10 kilometrelik yolunda yaşadığım sıkıntılar erken yaşta okulu bırakmama neden oldu.' dedi.Berhame, Şebve'de görme engelliler için bir okul olmamasının eğitimden mahrum kalmasının diğer bir sebebi olduğunu dile getirdi.Babasının teşvikiyle hayata tutunduğunu ifade eden Berhame, sözlerini şöyle sürdürdü:'Yaşadığım tecritten azim ve kararlılıkla kurtuldum. Ticaret işlerinde yardımcı olduğum babam, bana sorumluluk vererek ve aileyi ilgilendiren konulara dahil ettiğinde, ailemde ve toplumda kendimi önemli hissettim.'Berhame, ailesiyle 2005'te Yemen'in güneyindeki Aden kentine taşınmasının, hayatında büyük bir değişime yol açtığını belirtti.Eğitimine Aden'de devam etme imkanı bulan Berhame, Nur Görme Engelliler Ensititüsünde Braille alfabesini öğrendi, bu kentte liseyi bitirerek, İngilizce öğrenmek için Aden Üniversitesi Diller Fakültesine girdi.Aden'deki eğitim ve sosyal alandaki çeşitliliğin kendisi için 'yeni ufuklar açtığını' dile getiren Berhame, okulun yanı sıra halkla ilişkiler ve bilgisayar eğitimleri aldığını ve barış inşası alanında aktif olduğunu kaydetti. 2018'de barış elçisi olduSosyal uyumu ve aktifliğiyle takdir toplayan Berhame, 2018 yılında Aden'deki sivil toplum örgütleri tarafından barış elçisi seçildi.Berhame, barış elçisi seçilmesinin kendisini daha çok çalışmaya teşvik ettiğini ve tüm üyeleri engellilerden oluşan 'Umut Verenler' adlı bir girişim başlattığını ifade etti.Faaliyetleri hakkında bilgi veren Berhame, 'Kısa bir süre içinde, birçok engelliyi Aden'de barış inşası alanına yönlendirerek, aktivistleri bir araya getirebildim. Çok şükür bugün onlar, çevrelerindeki insanları olumlu yönde etkiliyor.' diye konuştu.Şebve'de engelliler için yaptığı çalışmaları anlatan Berhame, geçen yılın mart ayından bu yana üstlendiği Engelliler Refah ve Rehabilitasyon Fonunun müdürlük göreviyle bölgedeki 4 bin engellinin sorumluluğunu aldığını söyledi.Berhame, 'Çoğu ümitsizliğe kapılmış engelli kişiler için en uygun ortamı oluşturmaya ve sosyalleşmelerini sağlamaya çalışıyorum.' ifadelerini kullandı.Gelecekte de engellilerin eğitim, bakım ve diğer hakları için mücadele etmek istediğini vurgulayan Berhame, 'Engellilerin evlerine, çevrelerine ve topluma entegrasyonu ancak onların ekonomik anlamda güçlendirilmesiyle başarılabilir.' dedi.Yemen'deki iç savaş ve insani krizUzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen'de İran destekli Husiler ile hükümete bağlı güçler arasında çatışmalar yaşanıyor.Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulundururken, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor. Yemen'de yıllardır süren çatışmalarda binlerce kişi yaşamını yitirdi.Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Yemen'de iç savaş nedeniyle büyüyen insani kriz de korkunç boyutlara ulaştı. BM'ye göre Yemen'de nüfusun yüzde 80'i insani yardım ve korumaya ihtiyaç duyuyor.
Edirne Merkezli 10 İldeki Fetö Operasyonunda 18 Gözaltı
EDİRNE (AA) - Edirne merkezli 10 ilde, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 'mahrem' yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında başlatılan operasyonda gözaltı kararı verilen 20 zanlıdan 18'i yakalandı.Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca örgütün hukuk fakülteleri ve askeri mahrem yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Edirne Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerinin, Edirne'nin yanı sıra İstanbul, Ankara, Kahramanmaraş, Tekirdağ, Isparta, Afyon, Sivas, Kırklareli ve Malatya'da dün başlattığı operasyon sürüyor.Operasyonda aralarında ihraç edilen rütbeli asker, avukat, polis, doktor ve öğretmenlerin bulunduğu 18 şüpheli gözaltına alındı. Hakkında yakalama kararı verilen 2 zanlının ise aranmasına devam ediliyor.Şüpheliler, Edirne Emniyet Müdürlüğüne getirildi.
Samsun'da Terör Örgütü Deaş Operasyonunda Irak Uyruklu 3 Şüpheli Yakalandı
SAMSUN (AA) - Samsun'da düzenlenen terör örgütü DEAŞ operasyonunda Irak uyruklu 3 şüpheli gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince İlkadım ilçesinde belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlendi.Operasyonda, terör örgütü DEAŞ bünyesinde faaliyet yürüttükleri belirlenen Irak uyruklu B.H.A.A, A.Q.K.S. ve A.S.H.H. yakalandı.Şüphelilerin ikametlerinde bulunan dijital materyallere de el konuldu.Zanlılar, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Reklam
Afganistan'da Taliban Saldırısında 4 Polis Öldü
KABİL (AA) - Taliban militanlarının Afganistan'ın kuzeyinde bulunan Kunduz vilayetindeki polis karakoluna düzenlediği silahlı saldırıda 4 polis hayatını kaybetti. Kunduz İş Şura Başkanı Muhammed Yosuf Eyyubi, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, militanların, Kunduz merkezindeki polis karakoluna silahlı saldırı düzenlediğini söyledi.Eyyubi, saldırıda 4 polisin öldüğünü, 2 kişinin yaralandığını belirtti. Taliban'dan henüz konuyla ilgili bir açıklama yapılmadı.Bir yandan Taliban saldırıları devam ederken diğer taraftan Afganistan'daki şiddeti sonlandırmak amacıyla Afganistan müzakere heyeti Katar'ın başkenti Doha'da bulunuyor.
Hatay Valisi Rahmi Doğan, Fenerbahçeli Yöneticileri Kabul Etti
HATAY (AA) - Hatay Valisi Rahmi Doğan, Fenerbahçeli yöneticileri makamında kabul etti.Valilikten yapılan açıklamada, Vali Doğan'ın Hatayspor maçı için kente gelen Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç ve beraberindeki heyeti makamında kabul ettiği belirtildi.Ziyarette Başkan Koç'un, Doğan'a günün anısına Fenerbahçe forması hediye ettiği bildirildi.Hatayspor ile Fenerbahçe, bugün saat 16.00'da karşılaşacak.
Reklam
Emniyet Genel Müdürlüğü "Aşağı Bak" İddiasını, Paylaştığı Videoyla Yalanladı
İSTANBUL (AA) - Emniyet Genel Müdürlüğü, Boğaziçi Üniversitesinde dün yaşanan olaylar sırasında bir görevlinin, gruptakilere 'Aşağı bak' dediği iddialarını paylaştığı videoyla yalanladı.Emniyet Genel Müdürlüğünün 'Türk Polis Teşkilatı' isimli resmi Twitter hesabından yayınlanan videolu mesajda, 'Yalandan bir slogan, Aşağı bak-YALAN. Aşağıdan-DOĞRU. Polisimiz pandemi ortamında sadece yasa dışı göstericilerle değil, yalan virüsüyle de mücadele ediyor. Bu mücadele milletimiz için Türk polisi daima hazır.' ifadeleri yer aldı.Mesajla birlikte paylaşılan videoda, görevli kişinin 'İn aşağı, in aşağı, aşağıdan, aşağıdan. Toplu gitmek yok' diyerek gruptakileri uyardığı anlar görülüyor.
Endonezya'da Düşen Yolcu Uçağına Ait Parçalar ABD Ve İngiltere'de İncelenecek
CAKARTA (AA) - Endonezya'da 9 Ocak'ta düşen ve mürettebat dahil tüm yolcuların öldüğü Sriwijaya Hava Yollarına ait yolcu uçağının bazı parçalarının ABD ve İngiltere’de inceleneceği bildirildi.Tempo gazetesinin haberine göre, Ulusal Ulaştırma Güvenlik Komitesi (KNKT) Başkanı Soerjanto Tjahjono, kazanın nedenine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında motor gücünü kontrol eden otomatik gaz dahil 5 parçanın ABD ve İngiltere’ye gönderildiğini belirtti.Otomatik gaz kelebeği parametresinin neden değiştiğinin araştırılacağını aktaran Tjahjono, gönderilen diğer parçalara ilişkin detaylı bilgi vermedi.12 Ocak’ta enkazdan çıkarılan ve uçuş veri kayıtlarını içeren ilk karakutunun incelenmesi devam ederken, kazaya ilişkin ön raporun ise 9 Şubat’ta açıklanması bekleniyor.Öte yandan kazanın yaşandığı bölgede geniş alanda, ses kayıt cihazını içeren ikinci karakutuyu arama çalışmaları sürüyor. Kalkıştan yaklaşık 5 dakika sonra iletişimin kesildiği, 50 yolcu ile 12 kişilik mürettebatın bulunduğu 'SJ182' sefer sayılı Boeing 737-500 tipi yolcu uçağının, 9 Ocak'ta başkent Cakarta'nın kuzey açıklarındaki Laki ve Lancang Adası arasında düştüğü açıklanmıştı.
İzmir Ve Aydın'da Bugün De Kuvvetli Yağış Bekleniyor
ANKARA (AA) - İzmir ve Aydın çevresinde görülen kuvvetli yağışların, yarın sabah saatlerine kadar aralıklarla devam etmesi bekleniyor. ​​​​​​​Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yapılan uyarıya göre, İzmir'de dün gece saatlerinden itibaren etkili olan kuvvetli yağışların bugün de sürmesi öngörülüyor. Yarın sabah saatlerine kadar İzmir'in yanı sıra Aydın'ın kuzeybatı kıyılarında da aralıklarla ve yer yer kuvvetli yağış tahmin ediliyor.Meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekiyor.
Ypg/PKK'lı Teröristler Deyrizor'da Son 10 Günde En Az 100 Sivili Alıkoydu
DEYRİZOR (AA) - Terör örgütü YPG/PKK, Suriye'nin doğusundaki Deyrizor ilinde işgalinde tuttuğu bölgelerde son 10 günde çoğu zorla silah altına alınmak üzere en az 100 sivili alıkoydu.YPG/PKK, büyük çoğunluğunu Arap nüfusunun oluşturduğu Deyrizor ilinde sivilleri alıkoymaya devam ediyor.AA muhabirlerinin yerel kaynaklardan edindiği bilgiye göre, YPG/PKK'lı teröristler Deyrizor'un çeşitli bölgelerinde son 10 günde evlere yaptıkları baskınlarda ve kontrol noktalarında bir kısmı daha önce örgüt karşıtı protestolara katılan en az 100 sivili alıkoydu.Teröristler söz konusu sivillerin büyük bir kısmını zorla silah altına alırken, bazı sivillere de işkenceler uyguluyor.Terör örgütü ocak ortalarında da 50'den fazla Deyrizorlu genci zorla silah altına almıştı. Daha önce de benzer uygulamalar yapan teröristler, ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke ilinde de son aylarda 18 ve üstü yaşta yüzlerce erkeği alıkoymuştu.Öte yandan teröristler, son haftalarda asılsız suçlamalarla alıkoyduğu veya kaçırdığı yüzlerce sivili rüşvet veya fidye karşılığında serbest bıraktı.Deyrizor'daki durumDeyrizor'da YPG/PKK'nin işgal altında tuttuğu bölgelerde yaşayan Araplar, bölge halkı arasında ayrımcılık yapılması, olumsuz yaşam koşulları ile bölgede giderek yaygınlaşan rüşvet ve yolsuzluğu sık sık protesto ediyor. Terör örgütü ise gösterilere katılanların evlerine baskınlar düzenleyip çeşitli bahanelerle aralarında yaşlı, çocuk ve hastaların da bulunduğu sivilleri alıkoyuyor.Suriye İnsan Hakları Ağı verilerine göre, terör örgütü YPG/PKK tarafından alıkonulan 4 bine yakın kişinin akıbeti belirsizliğini koruyor. ​​​​​​​Çoğunluğu Araplardan oluşan Deyrizor'un Fırat Nehri'nin doğusunda kalan bölümü 2016'dan bu yana terör örgütü YPG/PKK'nın işgali altında bulunuyor.Deyrizor il merkezi ve batısı ise Kasım 2017'de terör örgütü DEAŞ'ın çekilmesinin ardından, İran destekli grupların ve Rusya'nın yardımıyla Beşşar Esed rejiminin kontrolüne geçti.
Reklam